Almanya'da yabancı düşmanı saldırılar

BERLİN (AA) – Almanya'nın başkenti Berlin’de başörtülü bir kız saldırıya uğrarken, bir başka olayda da 2 Suriyeli genç kız darbedildi.

Berlin polisinden yapılan açıklamada, Neukölln ilçesindeki Hermann Caddesi üzerinde kimliği belirsiz bir kadının, dün gece 12 yaşındaki başörtülü bir kıza saldırdığı belirtildi.

Olayda saldırgan kadının genç kızın başörtüsünü çıkarmaya çalıştığı, kızın saçlarını çektiği ve yabancı düşmanlığı içeren hakaretlerde bulunduğu ifade edilen açıklamada, saldırgan kadının, başörtülü kızı içinde kan olduğunu öne sürdüğü iğneyi batırmak ve yanında getirdiği biber gazını sıkmakla tehdit ettiği aktarıldı.

Saldırganın polis gelmeden kaçtığı, başörtülü kızın ise hafif yaralandığı bildirildi.

Berlin'de gerçekleşen bir başka olayda ise Marzahn ilçesindeki Helene-Weigel Meydanı’nda sohbet eden 15 ve 16 yaşlarında iki Suriyeli genç kıza yaklaşan kimliği belirsiz bir kişinin yabancı düşmanlığı içeren sözler sarf ettiği belirtildi.

Saldırganın ardından iki kızın yüzüne yumrukla vurduğu ifade edilen açıklamada, daha sonra saldırganın olay yerinden uzaklaştığı aktarıldı.

Açıklamada, iki genç kızın yüzlerinden yara aldığı ve hastanede ayakta tedavi edildiği bilgisi paylaşıldı.

İki olaya ilişkin polisin devlet güvenlik biriminin soruşturma başlattığı bildirildi.

Maltepe'de başörtülü öğrencinin darbedilmesi davasında karar

İSTANBUL (AA) – Maltepe'de lise öğrencisi Fatma Dilara Aslıhan Yiğit'i minibüste başörtüsü nedeniyle darbettiği gerekçesiyle yargılanan kadın, "inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme" ve "hakaret" suçlarından 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile 3 bin 880 lira adli para cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kararlaştırdı.

Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık Ayhan Almila Kursar ile şikayetçi Fatma Dilara Aslıhan Yiğit ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) avukatları da hazır bulundu.

Duruşmada, tanık olarak dinlenilen Mehmet Fatih Boğa, olay tarihinde Pendik-Kadıköy arasında çalışan minibüsün şoförü olduğunu belirterek, "Aracımda hemen arkamda oturan Fatma Dilara kardeşimiz, yanında oturan bir hocayla sohbet ediyordu. Fizik okuyacağını söylüyordu. Sanık da arka koltukta oturuyordu. Fizikle ilgili hususu duyunca birden 'Atatürk sağ olsaydı siz başörtülü okuyamazdınız.' gibi söz söyledi. Fatma Dilara'nın başörtüsüne sarılmış ve çekmişti. Başı açık kalmıştı. 19 senedir bu hatta çalışıyorum. Böyle bir şeyle ilk defa karşılaştım." dedi.

Şikayetçi Yiğit'e hakaret edip etmediği sorulan sanık Kursar, "Ben olay anını tam hatırlayamıyorum. Arkadaş benim üstüme yürüdü. 'Sana soracağım.' dedi. Ben onun başörtüsünü açtım. Ben sadece bağırdığımı hatırlıyorum." diye konuştu.

Yiğit'in avukatları ise sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasını istedi.

  • Sanıktan barışma teklifi

Yeniden söz verilen sanık Kursar, "Ben psikolojk tedavi görüyorum. Olay günü de ne yaptığımı bilmiyorum. Ben bir yıldır muhafazakar bir iş yerinde çalıştım ve onların ne kadar samimi insanlar olduğunu gördüm. Üzerime atılı eylemleri işledim ve bundan dolayı pişmanım. Hastalığım nedeniyle olay günü ne yaptığımın farkında değilim. Kendilerinden özür diliyorum. Ben yaptığımdan çok pişman oldum." diyerek Fatma Dilara Aslıhan Yiğit'e dönerek "Barışalım." dedi.

Son sözü sorulan Kursar, beraatini istedi.

Davayı karara bağlayan mahkeme, sanık Ayhan Almila Kursar'ı "inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme" suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına, "hakaret" suçundan da 3 bin 880 lira adli para cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanığın daha önceden suç işlememesi, mağdurun karşılanabilecek bir zararının bulunmaması, sabıkasız olması ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Mahkeme, sanık Kursar hakkında, "halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamak suçlarından ise yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.

  • Duruşma öncesi açıklama

Duruşmayı izlemek üzere Anadolu Adalet Sarayı'na gelen KADEM üyesi bir grup, "FatmaDilaraAslıhanİçinAdalet" yazılı pankart açtı.

KADEM adına konuşan avukat Canan Sarı, lise öğrencisi Fatma Dilara Aslıhan Yiğit'in tercih ettiği kıyafetinden dolayı bindiği bir minibüste bir kadın tarafından sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldığını söyledi.

Sarı, "Hayata dair bakış açısı ve fikirleri yeni yeni olgunlayan genç bir bireyin, psikolojik olarak olumsuz yönde etkilendiği bir eyleme maruz kalmasını derin bir üzüntü ile karşıladık. Fatma Dilara Aslıhan Yiğit'in kıyafet seçiminden dolayı maruz kaldığı şiddet, Anayasamızda belirtilen 'bireylerin dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağına' dair maddeyi açıkça hiçe saymaktadır." dedi.

Hür iradesiyle karar verdiği bireysel seçimlerinden dolayı şiddete maruz kalan kişilere karşı uygulanan bu tahammülsüzlük halinin, toplumun huzur ortamını zedelemesi açısından da oldukça tehlikeli olduğunu vurgulayan Sarı, "Kültürel zemininde birlikte yaşama duyguları oldukça gelişmiş olan topraklarımızda, hoşgörü ortamından bizi uzaklaştıracak bu olaylara karşı dikkatli olmamız gerektiğini savunuyoruz." diye konuştu.

Avukatı Canan Sarı, KADEM olarak Fatma Dilara Aslıhan Yiğit'e karşı işlenen bu nefret suçunun karşısında olduklarını ve davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sanık Ayhan Almila Kursar'ın "halkın bir kesimini sosyal, sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılıklarına dayanarak alenen aşağılama", "inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme", "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "hakaret" suçlarını işlediği aktarılan iddianamede, sanığın 2 yıl 4 aydan 7 yıl 10 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Akyüz kardeşler Şanghay'da şampiyonluğu hedefliyor

SAKARYA (AA) – ONUR ORHAN – Wushuda birçok dünya şampiyonluğu ve dereceleri bulunan milli sporcular Elif (21) ve Necmettin Erbakan Akyüz (16) kardeşler, 2019 Dünya Şampiyonası'nda Türk bayrağını birlikte dalgalandırmak istiyor.

Sakarya'da düzenlenen Geleneksel Wushu Kung Fu Türkiye Şampiyonası'na katılan 21 yaşındaki milli sporcu Elif, AA muhabirine yaptığı açıklamada, önümüzdeki yıl Şanghay'da yapılacak Dünya Şampiyonası'na hazırlandığını, vaktinin çoğunu Çin'deki kampta geçirdiğini anlattı.

Türkiye Wushu Milli Takımı sanda ekibinin de aynı zamanda Çin'de eğitim gördüğünü söyleyen Elif, çalışmaların çok yoğun geçtiğini dile getirdi.

Wushu sporunun Türkiye'de büyük ilerleme katettiğini vurgulayan Elif, "Çocukların seviyesi gitgide ilerliyor, çok hızlı seviye atlıyorlar. Dünyada da bunu fark ediyorlar tabii ki. Türkiye'nin şu anda seviyesi dünyada ilk 5'te diyebiliriz. Çok hızlı ilerliyoruz. Tabii bunda Çin'de çalışmamızın, federasyon başkanımızın bizi desteklemesinin çok çok büyük etkisi var. Devlet büyüklerimizin daha çok desteğini bekliyoruz. Her şey wushunun gelişmesi için." diye konuştu.

  • "Başörtüsü sorunu düzeltilmeli"

Milli sporcu Elif, kardeşi Zeynep Makbule Akyüz ile başörtüsü nedeniyle iki kez yarışlardan diskalifiye edildiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:

"İlk başta 2012'de diskalifiye etmişlerdi. Daha sonra 'Biz bunu düzelteceğiz.' deyip, vaatlerde bulunup tekrar çağırdılar. Tekrar gittik, yine diskalifiye ettiler. Artık bunun olmaması gerekiyor. Federasyonumuz da bizi desteklemeye geliyor çünkü bu Türkiye'ye yapılmış bir hakaret bence. Kapalı sporcuları yarıştırmıyorlar. Takımda sadece ben ve kardeşim kapalı sporcuyuz. Bu, önce bize, daha sonra Türkiye'ye yapılmış bir şey. O yüzden Türk yetkililerin de bu işin içine girip onlara karşı savunma yapmaları gerekiyor."

Kardeşiyle birçok kez dünya şampiyonluğu kazandıklarını hatırlatan Elif Akyüz, "Avrupa şampiyonluğu olmasa da olur, bizim dünya şampiyonluğumuz var ama tabii Avrupa şampiyonasına katılmak bizim hakkımız. O yüzden bunları bir an önce düzeltmeleri gerekiyor." şeklinde konuştu.

Milli sporcu, geldiği seviyenin yeterli olmadığını, daha çok şampiyonaya katılıp en iyi dereceyi almak için çalıştığını kaydetti.

Küçük kardeşi Necmettin Erbakan'ın kendisiyle aynı dalda yarıştığını da anımsatan Elif, "Tabii o benden daha iyi olacaktır çünkü çok küçük yaşta en iyilerle başladı. Çin'de yoğun eğitim görüyor. O yüzden ileride bizden çok çok iyi olacaktır." ifadelerini kullandı.

  • Necmettin Erbakan: "Elif ablam, idolüm oldu"

Şampiyon ablası gibi sayısız dereceleri bulunan dünya şampiyonu Necmettin Erbakan Akyüz de başarılarının küçüklükten beri aldıkları eğitim sayesinde geldiğini, adeta wushu sporuyla büyüdüklerini anlattı.

Erkekler taoluda ilk dünya şampiyonluğunu aldığına dikkati çeken milli sporcu, "İkincisini de ben aldım. Gelenekselde ilk dünya şampiyonasına aslında çok umutlu gitmemiştik çünkü biraz zor bir yarışmaydı. Orada dünya şampiyonu olmayı başardım. Aldığım şampiyonluktan sonra geleneksel şampiyonalara gidilme kararı alındı. Oradan çok fazla Türkiye'ye şampiyonluklar getirdik." diye konuştu.

Akyüz, 2019'da Şanghay'da yapılacak Dünya Şampiyonası hazırlıklarının devam ettiğini belirterek, "Çok iyi hazırlanıp ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

Ablası Elif ve Zeynep Makbule Akyüz ile antrenman yaptığını dile getiren Necmettin, "Benim yaptığım stil, kılıç ve mızrak stilleri. Elif ablamla aynı. Onunla çalışıyorum, yanlışlarımı da o düzeltiyor. Önceden farklı stiller yapıyordum, ablamı kendime idol edinip o stile geçtim ve gerçekten çok iyi yapmaya başladım. İnşallah ablam gibi o stillerden de şampiyonluk alacağım. Elif ablam, idolüm oldu." diyerek sözlerini tamamladı.

Almanya'da başörtülü çalıştırılmayan öğretmene tazminat

BERLİN (AA) – Almanya'nın başkenti Berlin'de, başörtüsü taktığı gerekçesiyle çalışmasına izin verilmeyen öğretmene tazminat ödenmesine hükmedildi.

Berlin Brandenburg Eyalet İş Mahkemesinden bugün açıklanan kararda, daha önce Berlin İş Mahkemesinin verdiği davaya ilişkin kararın haksız olduğuna ve başörtülü olduğu gerekçesiyle çalıştırılmayan öğretmene 1,5 maaş tutarında (yaklaşık 6 bin avro) tazminat ödenmesine hükmedildi.

Karara gerekçe olarak başörtüsüyle öğretmenlik yapmak isteyen kadının, eyaletteki Tarafsızlık Yasası nedeniyle işe kabul edilmediği ancak bu durumun söz konusu kişiyi dini inançları nedeniyle dezavantajlı duruma düşürdüğü gösterildi.

Kararın Federal İş Mahkemesinde temyiz yolunun açık olduğu kaydedildi.

Öğretmenin avukatı Meryem Haşimi de Alman basınına yaptığı açıklamada, kararın temyize götürülmesi halinde Federal İş Mahkemesinin Tarafsızlık Yasası'nın Anayasa Mahkemesince incelenmesini talep edebileceğini ve böylece yasanın anayasaya uygunluğunun denetlenebileceğini ifade etti.

Berlin İş Mahkemesi, bir öğretmenin başörtüsüyle ders verebilmek için Berlin eyaletine açtığı davayı, Berlin eyaletinde 2005'te yürürlüğe giren Tarafsızlık Yasası'nı gerekçe göstererek reddetmişti.

Başörtüsü karşıtı iş ilanına ceza

ANKARA (AA) – KEMAL KARADAĞ – Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), bir kariyer sitesine verdiği iş ilanında aradıkları çalışanın "türbanlı olmamasını" belirten yayınevine, ayrımcılık yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle 3 bin lira idari para cezası verdi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, muhasebe ve finans bölümüne personel alımı yapmak isteyen yayınevi tarafından bir kariyer sitesine iş ilanı verildi.

İlanda, "Erkek adayların ve türbanlı adayların CV'leri dikkate alınmayacaktır. Önemle belirtiriz." ifadesi yer aldı.

İş ilanında, başörtülü kadınların başvurularının dikkate alınmayacağı yönündeki ifadeler tepki gördü.

TİHEK, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle "Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu"nda yer alan hüküm gereğince konuya ilişkin resen inceleme başlattı. Kurum, yayınevi, internet sitesi ile ilanı hazırlayan çalışanın konuya ilişkin beyanlarını aldı.

Yapılan inceme ve değerlendirmelerin ardından Kurum, aynı Kanunun 3. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmetti.

Kurum, inanç ve cinsiyet temellerinde ayrımcılık yasağının ihlali nedeniyle yayınevine 3 bin, ilanın yayınlandığı internet sitesine de bin lira idari para cezası verilmesini kararlaştırdı.

– Yapılan açıklamalar

İlanın sosyal medyada büyük tepki görmesinin ardından yayınevinin bağlı bulunduğu şirket, yaptığı yazılı açıklamayla özür dilemişti.

Açıklamada, kurumlarının, siyasi görüş, dinsel inanç, cinsiyet, cinsel tercih ve felsefi görüş gibi hiçbir konuda ayrımcılık kabul etmeyen bir anlayışta olduğu belirtilmişti.

İlanı veren bölümdeki bir personelin sabote etmesi sonucu istenmeyen durumun ortaya çıktığının aktarıldığı açıklamada, "Kurumumuz kesinlikle ayrımcı bir politika gütmediği gibi aynı zamanda bünyesinde halihazırda türbanlı personel çalıştırmaktadır. Böylesine zihin bulandırıcı bir algının yaratılmasına sebep veren bahse konu personelimizin işine derhal son verilmiş olup bundan sonrasında iş ilanlarımızın yayınlanmasına yönetimimizin onayı kısıtlaması getirilmiştir." ifadeleri yer almıştı.

Öte yandan ilanın yayınlandığı kariyer sitesi de sosyal medya adresinden yaptığı açıklamada, ilanın otomatik olarak yayına girdiği için içerik kontrolünün yapılamadığını, ilan metninin yayından kaldırıldığını bildirmişti.

Belçika'da kadınlar İslamofobik saldırıların hedefinde

BRÜKSEL (AA) – Belçika İslamofobi ile Mücadele Derneği (CCIB), ülkedeki İslamofobik saldırıların yüzde 76'sının kadınları hedef aldığını açıkladı.

CCIB, 2017'de Belçika'da gerçekleşen söz konusu saldırılara ilişkin raporunda İslamofobik saldırıların yüzde 76 oranıyla en fazla Müslüman kadınları hedef aldığına dikkati çekti.

Saldırıların yoğunluklu olarak ibadet yerlerini hedef alma, kişilere yönelik şiddet, sosyal medya hesaplarında nefret yayma şeklinde gerçekleştiği aktarılan raporda, "Belçika'da her iki günde bir İslamofobik saldırı gerçekleşiyor." ifadesine yer verildi.

İslamofobi'nin en yaygın olduğu alan yüzde 29 ile internet ortamı olarak kaydedilirken interneti günlük hayat (yüzde 17), eğitim (yüzde 16), iş ortamı (yüzde 14) ve siyaset (yüzde 8) takip etti.

Raporun saldırıya uğrayan kişilerden gelen bilgilerle hazırlandığı belirtilirken özellikle Müslüman kadınların başörtüleri nedeniyle saldırılara uğradığı kaydedildi.

Saldırganların ağırlıklı olarak erkek olduğuna işaret edilen raporda, birçok kişinin saldırılar hakkında sessiz kalması nedeniyle mevcut durumun tam olarak gerçeği yansıtmadığı belirtildi.

İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat

STOCKHOLM (AA) – İsveç'te dini gerekçelerle tokalaşmadığı için iş görüşmesi yarıda kesilen Müslüman bir kadınına ayrımcılığa uğradığı gerekçiyle yaklaşık 3 bin 900 avro tazminat ödemesine karar verildi.

İsveç Ayrımcılık Ombudsmanının yazılı açıklamasına göre, Uppsala kentinde tercüme şirketine iş başvurusunda bulunan Farah Alhajeh isimli Müslüman bir kadının, erkek sorumlunun elini sıkmadığı için iş görüşmesi yarıda kesildi.

Ombudsman, geçen sene meydana gelen olayı şikayet üzerine yargıya taşıdı. İş mahkemesi de ayrımcılığa uğradığı için kadına 40 bin kron (yaklaşık 3 bin 900 avro) tazminat ödenmesine hükmetti.

Kararda, kadının karşı cinsle el sıkışmayı reddetmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. Maddesi tarafından korunan dini konularla ilişkili olduğu belirtildi.

– "O anda iş görüşmem yarıda kesildi"

Mağdur Farah Alhajeh, kamu yayın kuruluşu SVT'ye yaptığı açıklamada, iş mahkemesinin aldığı karardan dolayı mutlu olduğunu söyledi.

İş görüşmesine şirketin erkek bir sorumlusunun katıldığını kaydeden Alhajeh, ''Müslüman olduğumu, dini nedenlerden dolayı el sıkamayacağımı söyledim ve selamımı başımı eğerek verdim. O anda iş görüşmem yarıda kesildi ve iş verilmeyeceği söylendi." dedi.

– "Önemli olan haklılığımın ortaya çıkması"

Hızlı bir şekilde odayı terk ettiğini ve bindiği asansörde gözyaşlarına boğulduğunu anlatan Alhajeh, "Başıma önceden hiç böyle bir durum gelmemişti. Tazminat parasının önemi hiç yok. Önemli olan haklılığımın ortaya çıkması." ifadelerini kullandı.

Şirket, başörtüsü kararlarına sığındı

Tazminat cezasına çarptırılan söz konusu şirket ise iç kurallar gereği her hangi bir siyasi ve dini sembolün görünür kullanımının yasak olduğunu savunarak, Avrupa Adalet Divanının başörtüsü kararına atıfta bulundu.

– "İnsan istediği gibi selam verir"

Ayrımcılık Ombudsmanı Basın Sözcüsü Clas Lundstedt de şirketlerin çalışanlarının belli eşitlik çerçevesinde kurallar koyması anlaşılabileceğini belirterek, ''Burada durum farklı. İnsan istediği gibi selam verir, buna kimse karışamaz.'' dedi.

Belçika'da staj yapmak isteyen genç kıza başörtüsü engeli

BRÜKSEL (AA) – ŞERİFE ÇETİN – Belçika'nın Flaman bölgesi Limburg'a bağlı Leopoldsburg beldesinde yaşayan Türk kökenli Belçika vatandaşı Betül Başlık'ın belediyeye bağlı huzurevinde staj için yaptığı başvuru, başörtülü olması nedeniyle reddedildi.

Anvers'te Karel de Grote Yüksek Okulu Sosyal Hizmetler ve Pedagoji Bölümünde dört yıllık lisans eğitimini kısa süre önce başarıyla tamamlayan ve Brüksel Serbest Üniversitesinde (VUB) yüksek lisans programına kabul edilen Başlık, AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yüksek eğitimi boyunca sosyal ve akademik başarısıyla dikkati çeken Başlık, okulunda her zaman katılımcı ve olumlu bir ortamla karşılaştığını, öğretmenlerinin tesettürlü başarılı bir öğrenci olarak kendisine her zaman teşvik edici bir tutumla yaklaştığını aktardı.

Eğitimi boyunca İrlanda'da dil eğitimi alan, öğrenci değişimi kapsamında Danimarka'ya giden, Malezya'da staj yapan ve Flamanca, İngilizce, Fransızca ve Türkçe bilen Başlık, Leopoldsburg Belediyesine bağlı huzurevinde staj imkanı açıldığını gördükten sonra eğitim aldığı alanda deneyim kazanmak için başvuruda bulunduğunu anlattı.

– "Başörtünü çıkarırsan yarın işe başlayabilirsin"

Başlık, başvurusunun ardından mülakata çağrıldığını ve görüşmenin çok olumlu geçtiğini belirterek, "Görüşmedeki hanımefendi 'belediyeyi araması gerektiğini ve başörtümün sorun olup olmayacağını sorması gerektiğini' iletti. O sırada belediyedeki yetkili ise 'başörtülü olduğum için işe alınamayacağımı, başörtümü çıkarırsam işe başlayabileceğimi' belirtti. Ben de onlara 'dini inancımdan vazgeçmeyeceğimi, başörtümü çıkaramayacağımı' bildirdim ve işe kabul edilmedim." diye konuştu.

Söz konusu pozisyon için gerekli eğitimi aldığını, bunun başvuru için yeterli olduğunu ve başörtüsünün bir sorun olacağını hiç düşünmediğini ifade eden Başlık, belediyenin "Başörtünü çıkarırsan yarın işe başlayabilirsin" açıklaması karşısında şaşkınlık yaşadığını dile getirdi.

– "Dinimizden vazgeçmemizi istiyorlar"

Belediyenin "dini sembollerin" kamu iş alanlarında yasak olmasını gerekçe gösterdiğini anlatan Başlık, "Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak herkesle aynı haklara sahip olmak istiyorum." dedi.

Belçika'da doğup büyüdüğünü ve ülkede eğitimi aldığını aktaran Başlık, "Bana diğer Belçika vatandaşlarıyla aynı hakları vermediklerini, beni ve benim gibilerini dışladıklarını hissediyorum." ifadelerini kullandı.

Geçmişte benzer şekilde ayrımcılıkla karşılaşan birçok kişi olduğuna ve gelecekte de bu tür ayrımcılık vakalarının devam edeceğine dikkati çeken Başlık, şöyle devam etti:

"Bizden dinimizden vazgeçmemizi istiyorlar. Onlar gibi olmamızı istiyorlar ve biz bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bizim burada, kendi kültürümüzle, kendi inancımızla, buranın vatandaşı olarak yaşamak istediğimizi kabullenmek istemiyorlar, bu şekilde dışlamaya çalışıyorlar."

– "Özgürlükten bahseden Avrupa ülkesi herkese aynı hakları tanımalı"

Başlık, bu davranışın Belçika hükümetinin toplumun bir kesimini dışladığını açık bir şekilde gösterdiğini vurgulayarak, "Eğer bir Avrupa ülkesi özgürlükten bahsediyorsa herkese aynı hakları tanımalı." dedi.

Belçikalı arkadaşları ve öğretmenlerinden genellikle destek mesajı aldığını anlatan Başlık, çevresinde kendisini tanıyan kişilerin belediyenin kararına da tepki gösterdiğini belirtti.

Diğer yandan ön yargılı tepkiler de aldığını aktaran Başlık, "Toplumun bir kesimi entegrasyonu asimilasyon olarak algılıyor. Biz entegre olduk ama asimilasyonu kabul etmiyoruz." vurgusu yaptı.

Başörtüsü nedeniyle işten atılan memura tazminat

ANKARA (AA) – Anayasa Mahkemesi, başörtüsü kullandığı gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarılan kadının din özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vererek manevi zararlar karşılığında başvurucuya net 20 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Maliye Bakanlığı Ankara Defterdarlığında memur olarak çalışan kadın hakkında, görev yaptığı dönemde başörtüsü kullandığı gerekçesiyle 1993'te uyarma ve kınama cezası verildi. Çalıştığı sürede, 1998-2000 yılları arasında da uyarı ve kınama cezası verilen memur, başörtüsü kullanmaya devam etmesi üzerine 2001'de devlet memurluğundan çıkarıldı.

Bu karara karşı açtığı davalardan sonuç alamayan kadın memur, 2006'da tekrar atanma istemiyle Maliye Bakanlığına başvurdu. Başvurusunun reddedilmesi üzerine bu işlemle ilgili de dava açan memur, bu davalardan sonuç alamaması üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Başvurucu, dini inancı gereği başörtüsü kullanması nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılmasının din özgürlüğünü ihlal ettiğini öne sürdü.

Başvurucu, bireysel başvuru yaptıktan sonra verdiği dilekçesinde, 5525 sayılı Kanun'dan yararlanarak başka bir kamu kurumunda göreve başladığını ve buradan emekli olduğunu belirtti.

Başvuruyu ele alan Anayasa Mahkemesi, kadın memurun din özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vererek manevi zararlar karşılığında başvurucuya net 20 bin lira tazminat ödenmesine karar verdi.

– Laiklik vurgusu

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü'nün oy birliğiyle aldığı kararın gerekçesinde Anayasa'nın 24. maddesiyle anlam ve kapsamı belirlenen din ve vicdan özgürlüğünün, herkesin "din veya inancını açığa vurma özgürlüğünü", "din ve inancını değiştirme özgürlüğünü", "kişilerin diledikleri inanç ve kanıya sahip olmalarını, herhangi bir inanç ve kanaate sahip olmamalarını" güvence altına aldığı belirtildi.

Farklı dini inançlara sahip olanlar ya da herhangi bir inanca sahip olmayanların laik devletin koruması altında bulundukları vurgulanan gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Nitekim Anayasa'nın 2. maddesinin gerekçesinde yapılan tanıma göre hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dini inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmaması anlamına gelir. Devlet, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşebileceği ortamı hazırlamak için gerekli önlemleri almak zorundadır.

Bu anlamda laiklik, devlete negatif ve pozitif yükümlülükler yüklemektedir. Negatif yükümlülük, bireylerin din özgürlüğüne zorunlu nedenler olmadıkça müdahale edilmemesini gerektirmektedir. Pozitif yükümlülük ise devletin din özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırması, kişilerin inandıkları gibi yaşayabileceği uygun ortamı ve imkanları sağlaması ödevini beraberinde getirmektedir.

Kamu görevlilerinin -yapmakta oldukları görevin kendine has koşulları gözetilmeksizin- inançları gereği başörtüsü kullanmalarına izin verilmesinin kategorik olarak kamu hizmetlerinde laiklik ilkesine aykırı olduğu yönündeki argümanlar kabul edilemez. Kamu görevlilerinin başörtüsü gibi toplumsal çeşitliliği yansıtan bir dini açığa vurma vasıtasını kullanmasını toplumsal birliği tehdit eden unsur olarak görmek demokrasi ve çoğulcu laiklik anlayışı ile bağdaşmaz."

– "Dinini açığa vurma hakkına bir müdahale"

Gerekçede, başvurucunun, dini inancının gereği olarak başörtüsü kullanması nedeniyle devlet memurluğundan çıkarma yaptırımıyla cezalandırıldığı, bu cezanın başvurucunun dinini açığa vurma hakkına bir müdahale teşkil ettiği vurgulandı.

Somut olayda, idarenin ve derece mahkemelerinin bir kamu görevlisinin sırf başörtüsü kullanmış olmasının kamu düzenini bozduğu şeklinde kategorik bir varsayımdan hareket ettiklerinin anlaşıldığı belirtilen gerekçede, idarenin ve derece mahkemelerinin kararlarında, "başvurucunun başörtüsü kullanmasının saldırgan, başkalarının inançlarına müdahale eden nitelikte, baskıcı ve/veya tahrik edici olduğu ya da kendi inancını zorla dayatma amacı bulunduğu veya kurumsal işleyişi tahrip ettiği, birtakım karışıklıklara ve düzensizliklere neden olduğu" yönünde tespitler bulunmadığına işaret edildi.

Gerekçede, kamu makamlarının, sadece başvurucunun başörtüsünü çıkarmamakta ısrarlı olduğu yönünde bir tespitte bulunduğu ancak başvurucunun bu ısrarının ne gibi olumsuzluklara yol açtığı/açabileceği yönünde bir değerlendirme yapmadığı kaydedildi.

Bu nedenle başvurucunun dinini açığa vurma hakkına yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması için hangi zorunlu toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin anlaşılamadığı ifade edildi.

– "Demokratik toplum düzenine uygun bir müdahale değil"

Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuattaki yaptırımı "kınama disiplin cezası" şeklinde belirlenmiş olan başörtüsü kullanma şeklindeki hareketin, idare ve derece mahkemelerince, nasıl devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren fiiller kapsamında değerlendirildiğinin de anlaşılamadığı kaydedilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"Öte yandan başvurucuya başörtüsü kullanması nedeniyle verilen devlet memurluğundan çıkarma cezası en ağır disiplin yaptırımıdır. Başvurucuya maddi ve manevi olarak çok ağır külfetler yükleyen bu cezanın orantılı olduğundan da söz edilemez. Sonuç olarak başvuruya konu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve kamu düzeninin korunmasına yönelik meşru amaçlar ile makul bir orantılılık ilişkisi içinde olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilebilmiş değildir. Bu nedenle başvuruya konu müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale değildir."

Belçika'nın Gent şehrinde başörtüsü yasağı kalkıyor

BRÜKSEL (AA) – Belçika'da Gent Belediyesinin eğitim, öğretim ve gençlikten sorumlu meclis üyesi Elke Decruynaere, şehirdeki liselerde uygulanan başörtüsü yasağının kaldırılacağını belirtti.

Flamanca yayın yapan "Het Nieuwsblad" gazetesinin haberine göre, Decruynaere, şubat ayında Tongeren Birinci Asliye Mahkemesinin başörtüsü yasağının dini özgürlüklere aykırı olduğu yönündeki kararının ardından Gent'teki liselerde uygulanan söz konusu yasağı kaldırma kararı aldı.

Decruynaere, "Mahkeme, genel bir başörtüsü yasağının uygulanamayacağına hükmetmişti. Bu durumda başörtüsü yasağı, sadece okul ortamını ya da güvenliği tehdit eden bir durum söz konusu olduğunda uygulanabilecek." açıklamasında bulundu.

Bu durumda eylül ayında yeni öğretim döneminin başlamasıyla Gent liselerindeki öğrenciler başörtüsü takabilecek.

Tongeren Birinci Asliye Mahkemesi, Flaman okullarındaki başörtüsü yasağına karşı 11 öğrencinin velisinin açtığı davada "Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin hükümlerini göz önünde bulundurarak Avrupa ülkelerinin vatandaşlarına dinlerini yaşamalarına hak tanımaları gerektiğine hükmetmiştir. Okulun öğrencilere yönelik yasağı dini özgürlüklere aykırıdır." kararını vermişti.

Belçika’daki Flaman Toplumu Eğitim Konseyi (GO) 2014'te ülkenin Flaman kesiminde ve kendi bünyesindeki tüm resmi okullarda başörtüsünü yasaklamıştı.