AK Parti MYK Toplantısı

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız MYK'de birimlere talimat vermiştir. Hangi birim İstanbul seçimleriyle ilgili olarak ne yapacağının talimatını almıştır ve çalışmaya başlamıştır." dedi.

Çelik, parti genel merkezinde yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin soruları cevapladı.

Bir gazetecinin TÜSİAD'ın, "Ekonomik ve demokratik reform gündemine odaklanmamız gereken bu dönemde seçim ortamına geri dönmek kaygı vericidir" şeklindeki açıklamasına yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine Ömer Çelik, "Maalesef TÜSİAD'da da aynı sendrom var. TÜSİAD, YSK'nin yetkilerine sahip bir kurum değil fakat TÜSİAD sürekli kaygılanmakla meşgul bir kurum. Her ne siyasi tartışma olsa kutuplaşmaktan, kaygıdan bahsediyor. Türkiye'nin reform süreciyle ilgili ekonomiye odaklanmasıyla ilgili herhangi bir aksama yok. Türkiye hem İstanbul seçimini yapabilecek hem reform sürecine odaklanabilecek hem ekonomiyle ilgili hem demokratikleşmeyle ilgili süreçleri güçlü bir şekilde ilerletebilecek bir ülke." diye konuştu.

"Biz terörle mücadelenin en zor, en çetin olduğu zamanlarda bu reform süreçlerini işletmişiz." ifadesini kullanan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yani şunu mu demek istiyor? Herkes bu şekilde konuştuğu zaman 'bütün bu şüpheleri, hukuki haklarınızı bir kenara bırakın, bütün bu usulsüzlüklere rıza gösterin biz sizin demokrat olduğunuza karar verelim o zaman da sizin ekonomik davranışlarınızla ilgili iyi not verelim.' böyle bir yaklaşım olabilir mi? TÜSİAD, ne YSK'nin hangi süreci nasıl bir gerekçeyle yönettiği konusunda bilgi sahibidir ne bizim YSK'ya sunduğumuz belgeleri incelemiş durumdadır. Tam tersine Türkiye'de millet iradesi adına karar veren Yüksek Seçim Kurulunun hukuk temelinde ortaya koyduğu bir kararın ve netice olarak millet iradesine başvurmak üzere seçime gidilecek olmasının TÜSİAD gibi bir kurumda kaygı uyandırması bizim açımızdan kaygı vericidir. Demokratik, hukuki süreçlere saygı bekliyoruz, bu en çok iş dünyasının işine gelir. İş dünyasının herhangi bir meselesini aksatmayacak bu seçimler ama bütün kurumlar birbirinin işine karışmaya başlarsa o zaman asıl kaygı duyulması gereken mesele o olur."

  • "Seçim kampanyamızda radikal bir değişiklik yapmayacağız"

Sözcü Çelik, seçim sonrası öz eleştiri yaptıkları hatırlatılarak, "Bu çerçevede seçim kampanyasını değiştirecek misiniz, nasıl bir seçim kampanyası izleyeceksiniz?" şeklindeki bir başka soru üzerine, her seçimden sonra siyasi partilerin öz eleştiri yaptıklarını söyledi.

Kendilerini çok sıkı eleştiren bir parti olduklarına işaret eden Çelik, seçim sonuçlarıyla ilgili öz eleştirileri yaptıklarını, bunun en temelinde de ellerinde olan yerleri neden kaybettikleri, alabilecekleri yerleri neden alamadıkları ve aldıkları yerlerde de oyu neden daha fazla artıramadıkları gibi konuların yer aldığını dile getirdi.

Ömer Çelik, "Bunları tabii ki değerlendireceğiz ama dün ve bugün birbirinden farklı, 15 gün önceyle 15 gün sonrası da birbirinden farklı. Tabi ki seçim çalışmamızda seçim kampanyamızda radikal bir değişiklik yapmayacağız ama tabi ki birtakım 15 gün öncesiyle 15 gün sonrasının psikolojisi, ortamı farklı, yeni bir karar ortaya çıktı, bununla ilgili çalışmalarımızı Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız MYK'de birimlere talimat vermiştir. Hangi birim İstanbul seçimleriyle ilgili olarak ne yapacağının talimatını almıştır ve çalışmaya başlamıştır." dedi.

Seçimler sonuçlanıncaya kadar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kimin yürüteceğine ilişkin bir başka soru üzerine ise Çelik, "5393 sayılı Belediye Kanununun 45-46. maddeleri bunu açıklıyor. Mazbata iptali söz konusu olduğunda normal şehirlerde valinin yetkisine geçiyor, büyükşehirlerde İçişleri Bakanlığının yetkisine geçiyor." ifadesini kullandı.

Sözcü Ömer Çelik, Keskin ve Yusufeli'nde kaymakam atandığını anımsatarak, "Dolayısıyla büyükşehir söz konusu olduğu ve mazbata iptali söz konusu olduğu için 5393 sayılı kanunun 45-46. maddesine göre İçişleri Bakanlığı yetkilidir, onlar birini görevlendireceklerdir. İçişleri Bakanımızın uhdesindedir bu süreç." diye konuştu.

Bir gazetecinin, "YSK'nin kararına göre aynı zarftan çıkan oy pusulalarından yalnızca bir tanesinin iptal edilmesine ilişkin değerlendirmenizi alabilir miyiz?" sorusu üzerine Çelik, ilçelerde de başvuruları bulunduğunu ancak bu başvurularına yönelik olumsuz kararların çıktığını hatırlattı.

Ömer Çelik, "Bizim önümüzdeki karar bizi bağlayan bir karar. Bununla ilgili bir sürü belge verdik biz, çeşitli ilçelerle ilgili, bahsettiğiniz konularla ilgili belge verdik ama sonuç olarak bu kararı verdi YSK. Burada tabi ki o itirazlarımızla ilgili olumsuz karar çıkmasından memnuniyet duymuyoruz ama karara uymak durumundayız. Bu karar itirazlarımıza uygun bir karar olmuştur bundan memnuniyet duyuyoruz, buna da uyacağız. Ama bu bahsettiğiniz konularla ilgili verdiğimiz belgeler, bilgiler, karşı tarafın verdiği belgeler bilgiler için de bunu YSK'nin gerekçeli kararında net bir şekilde göreceğiz. Bizim pek çok itirazımız reddedildi, bu itirazımız kabul edildi. Dolayısıyla biz bu sonuçla şu anda bağlıyız, bu sonuç çerçevesinde hareket edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

TBMM'nin seçim sürecinde çalışıp çalışmayacağına ilişkin soru üzerine Çelik, Meclis'in çalışma takviminin kendi takdirinde olduğunu, kendisinin bir şey söylemesinin doğru olmayacağını söyledi.

Ömer Çelik, Meclis'in önünde önemli konular bulunduğuna dikkati çekerek, "Arkadaşlarımız bir çalışma üzerindeler, tabi diğer partilerle de bunu paylaşacaklar ama tabi ki Meclis'in yapacağı işler var, Meclis çalışacak. Bizim parti olarak görüşümüz Meclis'in belli bir dönem çalışması yönünde." şeklinde konuştu.

  • "Yolumuza devam ediyoruz"

"Seçimde AK Parti'nin adayının tekrar Binali Yıldırım olup olmayacağı" ile ilgili soruya Çelik, "Bu konuda bir gündemimiz yok, yolumuza devam ediyoruz." karşılığını verdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, seçimin yenilenmesinde sandık kurullarındaki usulsüzlüklerin gerekçe gösterildiği hatırlatılarak, muhalefetin sandık kurullarıyla ilgili eleştirilerinin belirtilmesi üzerine, kendilerinin itirazlarda bulunduklarını ve belgeleri teslim ettiklerini ifade etti.

Burada öne çıkan birkaç nokta bulunduğunu belirten Çelik, "Yüksek Seçim Kurulunun karar verdiği bir konu ve o konunun içeriğiyle ilgili benim yorum yapmam doğru olmaz. Ben Yüksek Seçim Kurulunun bu kararı nasıl bir gerekçeli karara dayandıracağını görmüyorum sadece sonuçla ilgili konuşuyorum." dedi.

Gerekçeli karar yayınlandıktan sonra bu soruya daha ayrıntılı cevap verebileceğini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

"Bütün bu itirazlar içerisinde elemiş ve Yüksek Seçim Kurulu buna karar vermiş dolayısıyla şu aşamada bizi bağlayan şey bu. Siyasi polemik yapacaksak, yürüteceksek tabi bu mesele yürüyecektir. Bizim bazı ilçelerle ilgili yaptığımız itirazlar, başka noktalarda yaptığımız itirazların kabul görmemesi gibi noktalar da bizim açımızdan şayanı hayret olmuştur, buna hayret etmişizdir ama şimdi onu tartışacağımız bir mesele değil. Bizim de mutsuz olduğumuz, rakiplerimizin de mutsuz olduğu pek çok konu var ama sonuç olarak onlarda hangi içerikle, hangi yaklaşımla, hangi içtihatla, hangi gelenekle, argümanlarla karar vermiştir onu şu anda bu açıklamadan göremiyorum ben. O açıklamayı, gerekçeli kararı okuduğumuz zaman tekrar huzurunuza çıkarız ve o sorularınıza ayrıntılı bir şekilde cevap veririz."

Ömer Çelik, Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, "Ekrem İmamoğlu'na bu süreçte hak etmediği bir popülerliği biz kendi ellerimizle verdik." şeklindeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine, "Biz siyaset yapıyoruz, siyaset konusunda da tecrübeli bir partiyiz. Biz kendi tezlerimizi aktarıyoruz, görüşlerimizi aktarıyoruz rakiplerimiz de bu şekilde davranıyorlar. Biz AK Parti olarak kendi hikayemizi yazmaya devam ediyoruz, kendi hikayemizi güçlendirmeye odaklanıyoruz. Başkalarının yani rakiplerimizin hangi hikayeler içinde yer aldığı ya da o hikayelerin reyting düzeyinin ne olduğu bizi çok ilgilendirmiyor. AK Parti kendi hikayesine odaklı, kendi siyasi hikayesini sürekli olarak kuvvetlendiren bir partidir." değerlendirmesini yaptı.

Her seçimde olduğu gibi millet iradesine gitme ve milletin talimatını almanın demokrasiyi güçlendiren bir unsur olduğunu söyleyen Çelik, seçim sonucunun hayırlı olmasını diledi.

Ramazan ayının bereket ve sükunet içerisinde geçmesini temenni eden Çelik, "Gazze'den dünyanın başka yerlerine kadar çok acı haberler alıyoruz. Umarım Ramazan ayında en azından bu acı haberlere ara verildiği bir dönem olur. Hepimizin duası başta Gazze olmak üzere dünyadaki bütün mazlumlarla beraber." ifadelerini kullandı.

(Bitti)

Basketbolda maçın ardından

GAZİANTEP (AA) – Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'nde Afyon Belediyespor’u 89-63 yenen Gaziantep Basketbol'un başantrenörü Nenad Markovic, galibiyete rağmen istedikleri kaliteli oyunu yansıtamadıklarını söyledi.

Markovic, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, rakibin bazı problemleri olan bir takım olduğunu, o yüzden kolay bir maç oynadıklarını ifade etti.

Hiçbir zaman rakibi küçümsemediklerini anlatan Markovic, şöyle konuştu:

"Biz gerçek oyunumuzu oynayamadık. Önümüzde play-off'lar var. Afyon maçıyla aslında play-off'a hazırlanmak istedik ama skor kimseyi aldatmasın istediğimiz kaliteli oyunu yansıtamadık. Bu maçta herkese gerekli dakikaları vermeye çalıştım. Top çalmalarda onlar 8 top çalarken biz sadece 7 top çaldık. Bu da benim istemediğim bir durum. Bu rakibe çok fazla sayı şansı verdi. Bunlar da bizim için kötü notlardı. Bunlar üzerine daha fazla çalışmalıyız."

Şu ana kadar kulüpteki hemen herşeyin istediği gibi gittiğini aktaran Markovic, "Şimdi önümüzde Galatasaray maçı var. Onu kazanmak istiyoruz. Bundan sonra alacağımız her galibiyet, başarımızı taçlandıracaktır." diyerek sözlerini tamamladı.

Maçın ardından

SİVAS (AA) – Medipol Başakşehir Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Demir Grup Sivasspor ile 0-0 berabere kalmalarına rağmen ligin zirvesinde yer aldıklarını ve şampiyonluk yarışından vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Avcı, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, Atiker Konyaspor karşılaşmasını kazandıktan sonra Beşiktaş maçının ilk yarısı çok harika bir oyun oynadıklarını, ikinci yarı itibarıyla performansların ve oyun organizasyonlarının zaman zaman kaybolduğu bir durum yaşadıklarını hatırlattı.

Bu şekilde puan kayıpları yaşadıklarını dile getiren Avcı, "Özellikle bugüne gelecek olursak konsantrasyonumuz yüksekti. İki haftadan çıkardığımız olumlu dersler vardı. İlk 30 dakikada oyun istediğimiz gibi başladı. Topa sahip olduk, organizasyonları doğru kullanmaya çalıştık ama fazla pozisyon üretemedik. İlk yarı itibarıyla bir iki pozisyonumuz var, rakibin de bir pozisyonu var." dedi.

Karşılaşmanın ikinci devresinde ise Beşiktaş maçının ikinci yarısıyla başlayan, oynayanın da girenin de bireysel performansını sahanın içine yansıtamadığı bir süreçten geçtiklerine dikkati çeken Avcı, şunları kaydetti:

"Özellikle son 4 maçtır hem puan kayıpları hem zihinsel yorgunluklar hem de geleceğe yönelik endişeler yaşanabiliyor oyunun içinde. Gerginlikler, oyuncuların kasılmaları ve top kayıpları bunla beraber olabiliyor. Bugün itibarıyla bunu da yaşadık. Özellikle ilk yarının son 15 dakikası ikinci yarıda da parça parça. İkinci yarı itibariyle onlar da gol atabilirdi. Oyunu değerli kılan bireysel oyuncu performanslarıdır. Son 4 maçtır bunları çok sık yaşıyoruz ve bunun karşılığını alamıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada ligin hala tepesindeyiz, bir derbi var pazar günü. Avantajlar mı fırsatlar mı diyeyim bunlar hala devam ediyor ama bu şekilde değil. Biz vazgeçmeyeceğiz, oyuncu grubu da vazgeçmeden 29 hafta oyun kalitesiyle performansla getirdikleri süreci sonuna kadar en iyi şekilde tamamlamaya çalışacaklardır diye düşünüyorum. Bugün itibarıyla fırsatı tekrar yakalamak kendi elimizde. Umarım 1-2 gün izinden sonra toparlanıp buna bütün grup olarak dönebilirsek tekrar bu fırsatları yakalayabiliriz. Önemli avantajlar kaybettik. Rakibimizde iyi mücadele etti onları da tebrik ediyoruz. Bundan sonra ki süreçte başarılar diliyoruz."

Son haftalarda gol bulamamaları yönündeki soru üzerine Avcı, maçı skor olarak koparamadıkları zaman zaman bu durumu yaşadıklarını ifade etti.

Avcı, Emre Belözoğlu'nun performansının sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

"Önemli deneyimleri ve tecrübeleri olan bir futbolcudan bahsediyoruz. Türk futbol tarihinin en büyük oyuncularından birisi. 39 yaşında çok önemli deneyimleri var. Bu tür oyuncular her zaman çıkmıyor. Geçmişten bu zamana baktığımızda 3 tane oyuncu sayamıyorsun. Performanslar, aynı şeyi konuşuyoruz özellikle sıkıntılı bireysel performanslar gösteriyoruz. Umarım önümüzdeki hafta toparlarız. Önümüzde fırsatlar var. Çünkü bunu yapmış, bu organizasyonları oynamış, bu maçları kazanmış bir takımdan bahsediyoruz. Onun için vazgeçmeden devam etmemiz lazım."

  • Sivasspor cephesi

Demir Grup Sivasspor Teknik Sorumlusu Ersel Uzğur da mücadelelerinden dolayı futbolcularını kutladı.

Takım olarak çok iyi bir savunma oyunu oynadıklarını dile getiren Uzğur, şöyle konuştu:

"Bu oyundan çıkışta da 3-4 tane gol olabilecek pozisyona girdik, maalesef değerlendiremedik. Ligimizin en iyi takımlarından birine karşı 1-2 pozisyon verdik, bu da sevindirici. Bu mücadeleden sonra 3 puanla bitirmek isterdik ama maalesef bir puanla ayrılmak zorunda kaldık. Ligin sıkıştığı bu haftalarda bir puan bile önemli. Bundan sonraki maçlarda bu bir puan işimize yarayacaktır."

Çavuşoğlu-Szijjarto ortak basın toplantısı

BRÜKSEL (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa'nın Macaristan ve Türkiye'ye yönelik eleştirilerine ilişkin, "Demokratik ve özgür seçimlerle iş başına gelen yönetimleri eleştirmek yerine bu ülkelerin istikrarını desteklemek en akılcı yoldur." dedi.

Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

"Bu yılın üçüncü ya da dördüncü çeyreğinde gerçekleştireceğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının hazırlıklarını ve o zirve marjında imzalayabileceğimiz anlaşmaları gözden geçirdik." diyen Çavuşoğlu, bunları bir an önce müzakere edip, tamamlayıp imzalamak istediklerini belirtti.

Çavuşoğlu, Macaristan'ın Türkiye için çok önemli bir ülke olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"(Macaristan) Sadece bir müttefik değil, çok iyi bir dost ve ortak. İlişkilerimizi her alanda geliştirmemiz gerekiyor. Mükemmel siyasi ilişkilerimiz var. Ekonomik ilişkilerimiz iyi yolda seyrediyor. 6 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak için daha çok çalışmamız gerekiyor. Bunun için elimizde olan mekanizmaları iyi kullanmamız lazım. Haziran ayında Karma Ekonomik Komisyonu toplantısını bu nedenle gerçekleştireceğiz."

Türkiye ve Macaristan olarak iş birliğini üçüncü ülkelerde de sürdürmek istediklerini anlatan Çavuşoğlu, "Şu anda Afrika önceliğimiz. İlgili kurumlarımız, ortak bir çalışma grubu oluşturuyorlar. İlk ziyareti de Uganda'ya yapacaklar. Afrika bölgesinde ticaret ve yatırım konusunda birlikte çalışacağız." diye konuştu.

  • "Türkiye ve Macaristan'ın hedef olması çok ilginç"

Çavuşoğlu, "Macaristan ve Türkiye'nin Avrupa'ya, Avrupa kurumlarına katkısı ortadadır. Buna rağmen, (Macaristan Dışişleri Bakanı) Peter'le sürekli konuşuyoruz. Türkiye ve Macaristan'ın hedef olması çok ilginçtir. Esasen, demokrasi sandıkta başlar. Demokratik ve özgür seçimlerle iş başına gelen yönetimleri eleştirmek yerine bu ülkelerin istikrarını desteklemek en akılcı yoldur." ifadelerini kullandı.

Bugün göç konusunda Avrupa ile daha iyi bir iş birliğine ihtiyaç olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "Terörle mücadelede çifte standarttan uzak, terörün her türlüsüyle mücadele etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde hepimiz tehdit altındayız." dedi.

Çavuşoğlu, Avrupa'nın güvenliği ve kırılgan ekonomisi konusunda Macaristan ve Türkiye olarak katkı sunduklarını vurgulayarak, Türkiye'nin olmadığı ortamlarda da Macaristan'ın Türkiye'nin hakkını teslim ettiğinin altını çizdi.

  • "Türk Konseyinin Avrupa merkezinin Budapeşte'de açılmasını destekliyoruz"

Macaristan'ın Türk Konseyine gözlemci üye olmasından çok büyük mutluluk duyduğunu ve buna güçlü biçimde destek verdiğini söyleyen Çavuşoğlu, "Türk Konseyinin Avrupa merkezinin de Budapeşte'de açılması için biz Türkiye olarak güçlü destek veriyoruz. Çok güzel bir bina kiralandığını Peter bana söyledi. Önümüzdeki süreçte Türk Konseyinin Avrupa merkezinin resmi hüviyete kavuşması için de gerekli adımları atacağız." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Macaristan'a ziyareti için bir çalışma yürütüldüğünü, tarihin belirlenmesinin ardından Macaristan'a bildirileceğini söyledi. Erdoğan'ın bu ziyareti gerçekleştirmek istediğini dile getiren Çavuşoğlu, "En kısa zamanda eylül ya da kasım hangi ay olacaksa Macaristan'a bildireceğiz. Dün bunu Cumhurbaşkanımıza da arz ettik. Cumhurbaşkanımız, bu ziyareti gerçekleştirmek ve ikili ziyaretin dışında bazı sosyal, kültürel aktivitelerde bulunmak istiyor." dedi.

Öte yandan ortak basın toplantısı öncesinde, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi ile Macaristan Dışişleri Bakanlığı Dış İlişkiler Enstitüsü arasında mutabakat zaptı imzalandı.

  • "Macaristan ve Türkiye gittiği yerlere sömürgeci anlayışla gitmiyor"

Çavuşoğlu, Türkiye ve Macaristan'ın Afrika'da iş birliğine ilişkin bir soru üzerine, "Afrika'nın uyanmakta olduğunu hepimiz görüyoruz. Macaristan ve Türkiye gittiği yerlere sömürgeci anlayışla gitmiyor. O ülkelerin şu anda desteğe de ihtiyacı var. Biz bir taraftan o ülkelerde yatırım ve ticaret yaparken diğer taraftan kalkınma ve insani yardımlarımızla Afrika halklarına yardım elimizi de uzatmak istiyoruz." diye konuştu.

  • Weber'in Türkiye açıklamaları

Avrupa Parlamentosundaki (AP) Avrupa Halk Partisinin (EPP) Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan adayı Manfred Weber'in Türkiye açıklamaları hakkında Çavuşoğlu, "Sayın Weber'in bu görüşü zaten yeni değil. Partisinin yıllardır savunduğu fikri açıkça söylüyor fakat AB'de kararlar oy birliği ile alınır. Şu anda sesi güçlü çıkan bazı ülkeler var. Türkiye'nin AB üyeliğine şiddetle karşı çıkıyorlar ama tüm görüşmelerimizde AB toplantılarında da görüyoruz ki AB üyelerinin çok büyük bir bölümü de Türkiye'nin AB üyeliğini güçlü bir şekilde destekliyor. Bunların başında da Macaristan geliyor." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, Türk vatandaşlarına vize serbestisi hakkında, "Vize serbestisi için 6 kriter kaldı. Onu yerine getirdiğimiz zaman bakalım yeni şartlar koyacaklar mı? Yani oyunun kurallarını değiştirecekler mi? Bu da yaygın bir şey oldu AB'de. Maalesef bu tür adımlar AB'nin güvenilirliğini de sarsıyor." ifadelerini kullandı.

  • "AB'nin kendisine bir çeki düzen vermesi lazım"

Türkiye- AB arasında birçok alanda yakın iş birliği olduğunu anlatan Çavuşoğlu, "Biz burada AB'den samimiyet bekliyoruz. Bizi kayırmalarını ya da pozitif ayrımcılık yapmalarını da istemiyoruz. Siyasi engeller çıkarmasınlar yeter. Müzakereler, üyelik teknik konulardır." dedi.

Çavuşoğlu, "Teknik düzeyde AB bizimle çalışmak istiyorsa biz buna varız, kendimize güveniyoruz ama AB'nin de kendisine güvenmesi gerekiyor. Sadece üyelik meselesi değil ya da genişleme değil, bugün ekonomi, güvenlik, komşuluk ve doğu politikaları dahil, entegrasyon politikaları dahil birçok politikası AB'nin başarısız. AB'nin kendisine bir çeki düzen vermesi lazım. Bu aşırı akımlardan etkilenmemesi gerekiyor. AB, küresel bir aktör olmak istiyorsa bunun Türkiyesiz olmayacağını da idrak etmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

(Bitti)

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay:

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "YSK yürütmenin, sarayın, tasallut, baskı, basıncına teslim olmuştur. Cumhurbaşkanlığı seçimi 6-7 saatte bitiriliyor, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, YSK'nin ilanı noktasında 30 günü aşkın süredir bitirilemiyorsa burada ipe un serme, çamura yatma, tam kanunsuzluk vardır." dedi.

Altay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz'un yeniden sahneye çıkarak, adeta talimat içerikli değerlendirmelerde bulunduğunu savundu.

"Hukuksuzluğun metastaz yaptığına bir kez daha tanık olduklarını" öne süren Altay, YSK'ye yönelik baskı, basınç, etkileme, zorlama sürecine yargının da dahil olduğunu iddia etti.

Altay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın, mahkemenin kuruluş yıl dönümünde, "Hakim, hiçbir şart ve ahval altında aklını ve vicdanını başkasına emanet edemez." şeklinde güzel bir değerlendirme yaptığını ancak bunun eksik olduğunu, Arslan'ın buna savcıyı da eklemesi gerektiğini belirtti.

"Bunu deseydin, belki bugün bir talimatla kimi sandık kurulu başkan ve üyeleri hakkında soruşturma başlatan savcı, bu aymazlığı yapmazdı. İpe un sermeye devam ediliyor." ifadesini kullanan Altay, "Maltepe, Kadıköy ve Ataşehir'de Anadolu yakası Cumhuriyet başsavcılığı bir soruşturma açmış, çeşitli ihbarlar üzerine. Bu talebi YSK, bir suç duyurusu olarak yapsa belki anlarız. Ama bunun pazartesi karar gününden önce YSK'nin kararına bir destek olmak amacıyla bu soruşturmanın başlatıldığı çok açık. Bu soruşturmayı, bu suç duyurusunu AK Parti mi talep etmiştir, bu suç duyurusunda AK Parti mi bulunmuştur, YSK mi bulunmuştur? Başsavcılığın buna açıklama yapması lazım." diye konuştu.

Altay, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz'un, "Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu." şeklinde sözler sarf ettiğine dikkati çekerek, bu türden gerekçelerle yapılan başvurular üzerine YSK'nin "dosyanın kapağını bile açmadan iade etmesi gerektiğini" savundu.

Engin Altay, AK Parti'nin, "Ben Büyükçekmece'ye itiraz ettim iptal edilsin, İstanbul Büyükşehir Belediye sonuçlarına itiraz ediyorum, iptal edilsin." dediğini, belgelerin istenmesi halinde ise "Onlar yok, ben sonra onları bulup geleceğim." cevabını verdiğini savunarak, bunun adının, siyaset ve hukuk literatüründe "kepazelik" olduğunu iddia etti.

-" YSK, tahkikat kurumu, muhakkik değildir"

CHP Grup Başkanvekili Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bulamadım bir şey, ben başsavcıya talimat vereyim, bir soruşturma başlatsın, sen bu soruşturmayı esas al, seçime şüphe, şaibe karıştı de, seçimi iptal et… Bunun adı talimattır, yargı takviyeli olarak YSK, bir basınç ve tasallut altındadır. YSK'nin saygıdeğer üyeleri, anayasadan aldığınız yetkiyi kullanıyorsunuz, kanunlara uygun kullanmak zorundasınız. İnsan içine çıkacak yüzünüz olsun, çocuklarınızın, torunlarınızın yüzüne bakacak yüzünüz olsun. Kızılay'da sizi yürütmezler, yüzünüze tükürürler. Bu basınca, baskıya Cumhuriyet başsavcılığı destekli bu tasalluta boyun eğmeyin. Önünüzde kanun, anayasa var. İşinizi buna göre yapın. YSK, bugüne kadarki içtihat ve kararlarına uymak zorundadır. Dün ak dediğine bugün kara, dün kara dediğine bugün ak diyen YSK'nin bundan sonra yapacağı hiçbir seçim güvenli seçim olmaz. YSK, İçişleri ve Adalet bakanlıkları üzerinden üretilen, yasa dışı, delil sayılamayacak kağıt parçalarını dikkate alarak toplanmamalıdır bile. Velev ki toplandı, bu itirazları peşinen reddetmesi lazım. YSK, tahkikat kurumu, muhakkik değildir. YSK, önündeki belgeye göre karar verir. Şüphe, şaibe var diyerek, bir siyasi partinin bütün taleplerine, 'Emredersiniz, buna da şuna da bakalım' demez. Türkiye'de ben kazanmazsam seçim meşru değildir anlayışını tesis edemez, bunun içtihadını oluşturamaz. YSK, sarayın değil hukukun üstünlüğü esastır diyebilmelidir. Bunu yapmayan bir YSK'nin meşruiyeti her zaman tartışılacaktır."

-"Krizi sonlandırmaya davet ediyoruz"

Sandık kurulu başkanlarının 22 Şubat, üyelerin ise 24 Şubat'ta, AK Parti ve MHP'li üyelerin de olduğu ilçe seçim kurullarında, kaymakamlıktan gönderilen listelerden kura çekilerek belirlendiğini anımsatan Altay, bunlara yönelik 28 Şubat- 4 Mart'a kadar itiraz sürecinin bulunduğunu söyledi. Altay, 10 gün boyunca AK Parti ve MHP'nin elinde sandık kurulu üye listelerinin bulunduğunu, Yavuz'un, "Bizde yok" diyerek, kamuoyuna yanlış bilgi verdiğini savundu.

YSK'nin ilan ettiği seçim takvimine göre bütün iş ve işlemlerin yürüdüğüne işaret eden Altay, muhalefetin talebine göre "Bu takvim kesin", iktidarın talebi halinde ise "Bir bakalım" denilemeyeceğini dile getirdi.

Altay, şöyle devam etti:

"Böyle YSK olur mu? Tam kanunsuzluk için itiraz edebileceğimiz YSK'nin bizatihi kendisi, tam kanunsuzluk hali içindedir. YSK'nin AK Parti'nin, hiçbir şey yoksa bile bir şey olmuştur tezinden yola çıkarak işlem yapması, ilçe seçim kurullarına yazı yazması bile görevi ihmaldir, suistimaldir. Bunları yapamaz. Ama öyle görülüyor ki YSK, yürütmenin, sarayın, tasallut, baskı, basıncına teslim olmuştur. YSK'nin böyle bir hakkı yoktur. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimi 6-7 saatte bitiriliyor, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi bize göre bitmiştir ama YSK'nin ilanı noktasında 30 günü aşkın süredir bitirilemiyorsa burada ipe un serme, çamura yatma, tam kanunsuzluk vardır. AK Parti'nin bütün iddiaları mesnetsizdir. YSK'yi hukuka uymaya, anayasada kendisine verilen görevleri kanuna uygun olarak yerine getirmeye, bu krizi bir an önce sonlandırmaya davet ediyoruz."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Çubuk'taki şehit cenazesi sırasında yapılan saldırıya da değinen Altay, "Linç girişimine karşı TBMM'nin salı günü üç maymunu oynadığını, AK Parti ve MHP'nin parmak çoğunluğuyla linç girişimine yönelik araştırma önergesinin reddedildiğini" öne sürdü. Altay, organize suçun, organize örtbas yöntemleriyle ortadan kaldırılamayacağını söyledi.

Seçimlerin yenilenmesi durumuna yönelik bir soru üzerine de Altay, "31 Mart yerel seçimlerinin, kendileri için tamamlandığını, bundan sonrasının gasp olacağını, YSK'nin eliyle bile bu gaspın yapılamayacağını" kaydetti. Altay, gündemlerinde "seçim yenilenmesinin olmadığını, olamayacağını" vurguladı.

Şanlıurfa'da işçileri taşıyan midibüsün devrilmesi

ŞANLIURFA (AA) – Hak-İş Genel Sekreteri Osman Yıldız, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları için Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinden Şanlıurfa'ya giden işçileri taşıyan midibüsün devrilmesi sonucu yaralanan 13 kişiden 2'sinin taburcu olduğunu, 3'nün Elbistan'da, 8'inin de Şanlıurfa'daki hastanelerde tedavilerinin sürdüğünü belirtti.

Yıldız, Hak-İş İl Başkanlığında düzenlendiği basın toplantısında, kazada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diledi. Kaza sonrası "kriz komitesi" kurduklarını dile getiren Yıldız, şöyle konuştu:

"Dün Hak-İş ve ve Memur-Sen konfederasyonları olarak Şanlıurfa'da ortak 1 Mayıs programımız vardı. Birçok ilden gelen yaklaşık 30 bin kişinin katılımıyla programımızı başlattık. Ancak sabah erken saatlerde Elbistan'dan gelen arkadaşlarımızı taşıyan midibüs kaza yaptı. Kazada 5 arkadaşımız vefat etti, 13 arkadaşımız ise yaralandı. Kaza sonrası iki genel başkanımız ve sendika yetkilileriyle bir toplantı yaptık. Toplantının ardından bir komite oluşturuldu. Komitemiz çalışmalarını sürdürmektedir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere birçok kesimden başsağlığı mesajları aldık, herkese teşekkür ediyoruz. Suruç'ta 1, Birecik'te 4 cenazemiz bulunmaktaydı. Onların nakilleri de Elbistan'a yapıldı. Şanlıurfa'daki 4 hastanede 13 yaralımız bulunmaktaydı. Akşam saatlerinde 2 kardeşimiz taburcu edildi, 3 kardeşimizin ise Elbistan'daki hastaneye nakilleri sağlandı. Bugün itibarıyla Şanlıurfa'da 8 hastamız bulunmakta ve tedavileri devam etmektedir."

Yıldız, dün genel başkanlarının kaza hakkında ayrıntılı bilgi verdiğini anımsatarak "Sıra dışı bir kaza gibi gözüküyor. Arkadaşlarımız mola sonrası yola çıktıklarında, kısa süre sonra bir araban lastiğinin patlaması sonucu bizim midibüse çarpmıştır. Midibüs aldığı darbeyle takla atmıştır. Sonucunda böyle bir kaza gerçekleşmiş bulunuyor. Bize verilen resmi bilgiler bu şekilde. Olayla ilgili incelemeler devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinden dün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarına katılmak üzere Şanlıurfa'ya giden işçileri taşıyan midibüsün bir otomobil ve bariyerlere çarparak devrilmesi sonucu 5 kişi ölmüş, aralarında çocukların da bulunduğu 13 kişi yaralanmıştı.

AK Parti MYK Toplantısı

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Venezuela'daki darbe girişimine ilişkin, "Demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden Amerika Birleşik Devletleri'nin bir başka ülkeye devlet başkanı ataması şeklindeki büyük bir yanlışla karşı karşıyayız." dedi.

Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kapsamlı bir gündemle Kızılcahamam'da belediye başkanlarıyla yaptıkları toplantı çerçevesinde seçim sonuçlarını değerlendirmeye devam ettiklerini belirten Çelik, toplantının, parti genel merkezinin ve bakanların yaptığı sunumlarla, herkesin bir araya gelmesiyle son derece verimli olduğunu dile getirdi.

Toplantı çerçevesinde belediye başkanlarının görüşlerini, bulundukları yerlerdeki koşulları açık bir şekilde aktarma imkanı bulduklarını aktaran Çelik, burada yapılan sunumların yeni dönem için iyi bir yol haritası çıkarılması bakımından son derece önemli olduğunu ifade etti.

Çelik, ramazandan sonra aynı kamp formatında milletvekilleriyle bir araya geleceklerini, gençlik kolları ve kadın kolları ile de benzer çalışmaların yapılacağını bildirdi.

Hükümetin önünde 4,5 yıllık kesintisiz bir icraat süreci bulunduğuna işaret eden Çelik, şöyle konuştu:

"Dünyanın içinden geçmekte olduğu koşullar bakımından Türkiye'nin çevresinde ortaya çıkan gelişmeler bakımından son derece kıymetli bir 4,5 yıl bu. Dolayısıyla yapılacak işlerin son derece dinamik bir biçimde yürümesi, Türkiye'nin hedeflerine ulaşması bakımından hiçbir saniyesinin heba edilmemesi gereken bir süreç. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın talimatları çerçevesinde gerek parti, gerek hükümet her birimiyle bu 4,5 yılı milletimize hizmet etmek, devletimizi bahsettiğimiz hedeflere ulaştırmak bakımından azami bir verimlilikle geçirmek konusunda çalışmalarını yapıyor."

  • "Mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz"

Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde PKK/YPG/PYD'li teröristlerin saldırısı sonucunda bir askerin şehit olduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

"Şehidimize Allah'tan rahmet diliyoruz, milletimize ve acılı ailesine başsağlığı dileklerimizi bir kere daha iletiyoruz. Kuşkusuz Türkiye'nin güvenliğinin korunması bakımından Mehmetçik'in gösterdiği bu fedakarlığın hiçbir şekilde cümlelere dökülmesi mümkün değil. Fakat bütün dünya da şunu görmektedir ki bu yüksek fedakarlıklarla ortaya koyulan bu mücadele Türkiye'nin güvenliğini, milletimizin bekasını sağlamak, teminat altına almak konusundaki bu mücadele Türkiye için vazgeçilmezdir. Hiçbir şart altında hiçbir tehditten geri adım atmayarak ve her türlü bedeli ödemeye hazır olarak bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz."

Çelik, yarın 1 Mayıs'ın kutlanacağını hatırlatarak, "Emeğin ve alın terinin yüceltilmesinin hem siyasi hem manevi bakımdan öncelikli görevlerimizden biri olduğunu bir kere daha hatırlıyoruz. Bu çerçevede işçi, emekçi kardeşlerimizin bu ortak bayramını bir kere daha kutluyoruz. Yarın da inşallah huzur, sükun içerisinde herkesin görüşlerini dile getirdiği bir bayram havası içinde emeğin ve emeğin onurunun yüceltildiği bir gün geçirmemizi diliyoruz." dedi.

Hükümetleri döneminde emeğin yüceltilmesi, kıymetlendirilmesi ve onurunun teslim edilmesi bakımından çok önemli işlere imza atıldığını belirten Çelik, "Bundan sonra da Cumhurbaşkanımızın yayımladığı 1 Mayıs mesajında olduğu gibi bu çalışmalar aynı dinamizmle aynı kararlılıkla sürecek. Bir kere daha 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü buradan kutluyoruz." diye konuştu.

Pazar günü barış ve esenlik ayı ramazan ayının başlayacağını anımsatan Çelik, ramazanın tüm mazlumlar için barışı ve esenliği getirmesi temennilerini ifade etti. Çelik, "Aziz milletimizin ve İslam dünyasının ramazan ayını bir kere daha tebrik ediyoruz. İnşallah ülkemiz de bu barış ve esenlikten üzerine düşeni alarak etrafındaki coğrafyalara bunu yayma konusundaki iradesini bir kere daha bu ay vesilesiyle tazeleyecektir." dedi.

  • "Venezuela halkına karşı bu açık bir hakaret"

Gündemlerindeki önemli konulardan bir tanesinin Venezuela'daki darbe girişimi olduğunu vurgulayan Çelik, Venezuela'da kendini "geçici devlet başkanı" ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'nun askeri birliklere ve halka sokağa çıkma çağrısı yaptığını hatırlattı.

Silahlı kuvvetlerin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve anayasaya sadakat gösterdiklerini ifade ettiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden Amerika Birleşik Devletleri'nin bir başka ülkeye devlet başkanı ataması şeklindeki büyük bir yanlışla karşı karşıyayız. Bugün sayın Cumhurbaşkanımız bu darbe girişimini değerlendirirken bu devlet başkanı atama girişimine postmodern koloni valisi atama şeklinde bir tanım getirdi ki yüzde 100 bu olayı açıklayan ve tanımlayan bir durumdur. Resmen bir sömürge valisi, koloni valisi atar gibi bu postmodern zamanlarda böylesine bir tutumun içerisine giriyor. Hem Amerika Birleşik Devletleri'nin demokrasinin beşiği olduğunu iddia edeceksiniz, en güçlü odağı olduğunu iddia edeceksiniz hem de böyle bir işe imza atacaksınız. Hiçbir devlet bir başka devlete atama yoluyla devlet başkanı seçemez. Venezuela halkına karşı bu açık bir hakarettir."

Darbe girişiminin sivil kanadını oluşturan Guaido'nun sosyal medyadan verdiği mesajlarda demokrasi ve özgürlüğü getireceğinden bahsettiğini, ancak arkasında darbeci askerlerle poz verdiğini dile getiren Çelik, Latin Amerika'nın çok uzun darbelerle mücadele geçmişi olduğunu hatırlattı.

Guaido'nun sosyal medyadan, "Uluslararası ortaklarımızla istişare ederek silahlı kuvvetleri yönetime el koymaya çağırıyorum." dediğini aktaran Çelik, şunları kaydetti:

"Uluslararası ortakları kimdir, kimlerle istişare etmiştir diye düşünürken hemen Amerikan Başkan Yardımcısı Pence'den bir tweet geliyor, 'Sonuna kadar arkanızdayız, demokrasi gelinceye kadar sizi destekleyeceğiz' diye. Yine Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton'dan askerlere dönük olarak bir tehdit geliyor, 'Eğer Maduro yönetimine son vermezseniz daha çok acı çekeceksiniz.' gibisinden. Tabii bütün bu cümleler İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan bildiğimiz dünya düzeninin, uluslararası hukukun resmen dünyanın en güçlü ülkesi tarafından lağvedilmesi anlamına geliyor. Yani en çok hukuka riayet etmesi gereken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olan bir ülkenin devlet başkan yardımcısı, ulusal güvenlik danışmanı resmen bir anayasanın yıkılmasını, seçilmiş bir devlet başkanının yıkılmasını, bir ülkede iç savaşa yol açacak şekilde birtakım çağrılarda bulunuyorlar ve oraya bir postmodern koloni valisinin arkasına demokrasi yığınağı yaptıklarını düşünüyorlar. Demokrasi yığınağı adına koydukları şeyler ise birtakım askeri birlikler ve darbe yapmaya çalışan unsurlar."

Çelik, "Bir askeri unsurun milletine yapacağı en büyük ihanet, darbe girişiminde bulunmasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde darbe girişimi bir millete refah, güvenlik, saygınlık ve onur getirmemiştir, onurlu bir gelecek kurmasına hiçbir zaman müsaade etmemiştir. Her türlü darbenin arkasına bu laflar bolca yığılır. Özgürlükten, ülkeyi baskıdan kurtarmaktan bahsedilir fakat darbenin arkasındakiler ülkelerin yer altı ve yer üstü kaynaklarını çalarlar, ülkenin onurunu çalarlar, birtakım kuklalar vasıtasıyla o ülkede iç savaşı tetiklerler ve sonuçta dışarıdan atama yoluyla dışarıdan yönetilen birtakım unsurlarla bu yönetimi gerçekleştirmiş olurlar." diye konuştu.

(Sürecek)

“Balkanlar'da sınırların yeniden çizilmesi, Pandora'nın kutusunu açmaktır”

SARAYBOSNA (AA) – Bosna Hersek Bakanlar Konseyi Başkanı Denis Zvizdic, Balkanlar'da sınırların yeniden çizilmesi konusunun gündeme getirilmesinin "Pandora'nın kutusunu açmak" anlamına geldiğini söyledi.

Almanya'da dün yapılan Batı Balkan Ülkeleri Zirvesi'nin ardından ülkesine dönen Zvizdic, Berlin'deki toplantıya ilişkin değerlendirmede bulundu.

Zvizdic, zirvede AB yetkililerinin Batı Balkan ülkelerinin tutumlarına ilişkin bilgi edinme şansı bulduğunu aktararak, "Bölge olarak ciddi sorunlarla karşı kaşıya kaldığımız şu günlerde böyle bir toplantının yapılması önemliydi." dedi.

Son dönemde gündeme gelen negatif söylemlerin bölge barış ve istikrarını geriye götürdüğünü kaydeden Zvizdic, "Batı Balkanlar'da sınırların yeniden çizilmesine karşı olduğumu belirttim. Yeni sınırlar çizilmesi, bizi oldukça kötü bir örneğe sürükler." ifadelerini kullandı.

Zvizdic, Bosna Hersek'te 1990'lı yıllarda yaşanan savaşı anımsatarak, "Etnik kökenlere göre sınırların çizilmesi sonsuza kadar kaldırılmıştı. Bunun yeniden gündeme getirilmesi, öngörülemez sonuçları da beraberinde getirerek Pandora'nın kutusunu açmak demektir." diye konuştu.

  • "Kosova'nın tanınması noktasında Bosna Hersek'te uzlaşı yok"

Zirvede, Kosova'yı bağımsız bir devlet olarak tanıması için Bosna Hersek'e çağrıda bulunulduğunu anlatan Zvizdic, şunları kaydetti:

"Bosna Hersek Kosova'yı tanımıyor, zira bu noktada içeride bir uzlaşı söz konusu değil. Sırbistan ile Kosova arasındaki diyalog sürecinde Bosna Hersek'in hassas bir konumda olduğunu da belirttim. Çünkü ülkemizdeki bazı siyasiler, bu iki alakasız durumu ilişkili hale getirmeye, Kosova ile Bosna Hersek'in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti'ni (RS) mukayese etmeye çalışıyor."

Kosova'nın, Sırbistan ve Bosna Hersek menşeli ürünlere uyguladığı yüzde 100 gümrük vergisinde vazgeçmesini talep ettiğini aktaran Zvizdic, uluslararası anlaşmalara da aykırı olan bu vergilerin zarar verdiğini sözlerine ekledi.

Bu arada, Almanya ve Fransa'nın inisiyatifi ile düzenlenen zirveye Avrupa Birliği (AB) yetkililerinin yanı sıra Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova ile AB üyesi bölge ülkeleri Hırvatistan ve Slovenya'dan liderler katıldı.

“İstanbul olayını kapatıp yolumuza devam etmeliyiz”

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "İstanbul olayını kapatıp, yolumuza devam etmeliyiz. Artık bu iş bitmeli, Türkiye kendi gerçek gündemine dönmeli." dedi.

Özkoç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında yerel seçimlerin sona erdiğini, belediye başkanlarının mazbatalarını aldığını, görevlerinin başına geçtiğini, millete hizmet etmek istediğini söyledi.

Seçimlerin geride kaldığını ifade eden Özkoç, seçimlerle ilgili her gün bir şey söyleyerek ortamı germenin, seçimler üzerinde politika yürütmenin ülkeye yarar sağlamadığını vurguladı.

İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Mersin'de belediye başkanlarının görevlerinin başında hizmet etmek istediğini dile getiren Özkoç, belediye meclislerince hizmet etmelerinin önünün kesildiğini savundu.

Demokrasilerde seçim sonuçlarına sabır, anlayış göstermek gerektiğini belirten Özkoç, "Ortamı daha da kızıştırarak, 'Seçimleri kaybettik ama acısını sizden çıkartırız.' demek, 82 milyonun şehidi olan bir şehit cenazesinde ana muhalefet liderine linç kampanyası yürütülmesi, bunda emniyet ve jandarmanın gerekli önlemleri almaması, İçişleri Bakanı'nın linç kampanyasını bilinçli ve istekli olarak kendisinin provoke etmesi, mağduru suçlu ilan etmesi tahammül edilir değildir." diye konuştu.

-"Bu defteri bu süreç kapanana kadar kapatmıyoruz"

Çubuk'ta vahim bir olay yaşadıklarına değinen Özkoç, bu olayla ilgili bir komisyon kurduklarını anımsattı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, cenazeye geleceğini haber vermediğinin söylendiğini, bunun aksini kanıtladıklarını anlatan Özkoç, "sopa, taş yoktur" söylemlerine yönelik ise sopa, taş, kaya parçası atanları tespit ettikleri 6 dakikalık video hazırladıklarını söyledi.

Engin Özkoç, "Ölüm tehdidi yok." denildiğini ancak, "Öldürün, vurun, evi yakın" diyenlerin görüntülerini verdiklerini vurgulayarak, "Bir linç girişimi daha farklı nasıl olur? Birine yumruk atacaksın, tekme atacaksın, 'girdiği evi yakın' diyeceksin, emniyet tedbiri almayacaksın. Bu nasıl bir olaydır? Nasıl kendimizi güvencede hissedeceğiz? Ana muhalefet liderine bu yapılıyorsa, sıradan bir insan bu ülkede kendisini nasıl güvende hissedip, sokakta dolaşıp, fikrini nasıl açıkça söyleyecek?" diye sordu.

"Bu defteri bu süreç kapanana kadar kapatmıyoruz." diyen Özkoç, yasaların bir an önce uygulanması için ellerinden geleni yapacaklarını anlattı.

Özkoç, jandarmanın görevini yapmadığını savunarak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 550 güvenlik görevlisi, 20 jandarma istihbarat görevlisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

CHP Grup Başkanvekili Özkoç, "Bir şehit cenazesinde 20 jandarma istihbarat görevlisi ne yaptı? Herkesin anladığı gerginliği onlar anlamadı mı?İşler kötüye gidiyor, taşlar, sopalar var, insanlar yakmaktan, öldürmekten bahsediyor, üstlerine diyemediler mi? Eğer öyleyse vahim ama eğer söyleyip amirleri 'gereğini yapmayın' dediyse bu ondan da vahim." dedi.

-"İşleri güçleri CHP"

Türkiye'nin gündeminin bu olup olmadığını soran Özkoç, şunları söyledi:

"Bir işsizlik, yoksulluk yok mu? Dolar alıp başını gitmiyor mu? İnsanlar soğana muhtaç değil mi? Bununla ilgili ne zaman çalışmaya başlayacağız? Kamp yapıyorlar, işleri güçleri CHP. Bırakın artık CHP'yi. Yıllardan beri ülkeyi yönetiyorsunuz. Meclise gelin, size yardımcı olalım. Ekonomik çıkmazdan Türkiye'yi kurtaralım. Hala bize 'Şunlarla, bunlarla beraber oldunuz' diyorlar. Kimseyle beraber olmadık, milletle beraber olduk. Demokrasi, özgürlük, barıştan, doğru yönetilmekten yana talebi olanlarla beraber olduk. Kucaklaştık başarılı olduk, bunu siz de deneyin. Doğru işler yaparsanız milletimiz size de oy verir."

TBMM'nin yarın çalışmalarına tekrar başlayacağını belirten Özkoç, 3 grup başkanvekili olarak Türkiye'yi dünyada itibarsızlaştıracak Çubuk'taki vahim olayla ilgili araştırma önergesi vereceklerini kaydetti. Özkoç, "Üzüldük, olmaması gerekirdi." diyenlerin, söylemlerinde samimi ve içtense bu önergeyi kabul etmeleri gerektiğini söyledi.

-"Onlar isteyince vatansever"

Özkoç, İstanbul seçimi konusunu kapatıp yollarına devam etmeleri gerektiğini dile getirerek, "Artık bu iş bitmeli, Türkiye kendi gerçek gündemine dönmeli. Millet, 'İstanbul Büyükşehir Belediyesini CHP'li Ekrem İmamoğlu kazanmıştır' demiş, YSK oy oranlarını açıklayarak bunu ispat etmiş, mazbatasını vererek görevine davet etmiştir. Bundan sonra yapılacaklar; ekonomiyi daha gerecek, toplumu karşı karşıya getirecek, ayrıştıracak, ne ekonomiye ne ülkeye yararı olacak girişimlerdir." sözlerini sarfetti.

MHP'nin Türkiye ittifakına itirazı olup olmadığı sorusuna Özkoç, "MHP'nin başta büyükşehirler olmak üzere CHP'nin kazanmasından içten içe sevinç içinde olduğunu düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti ibaresini İstanbul Büyükşehir Belediyesinden kaldıran AKP, onunla birlikte olan MHP. Göreve gelir gelmez belediye başkanlarımız, Türkiye Cumhuriyeti ibaresini oraya koydular. Buna seviniyordur diye düşünüyorum. Bazıları içinden, 'Ben de mi oyumu verseydim' diye düşünüyordur. Kendilerini ifade ediş biçimleriyle iç dünyalarının farklı olduğunu düşünüyorum." karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'yi bir siyasi parti seçmeninden oy istediği için terörist parti olarak adlandırdığını ifade eden Özkoç, bir televizyon kanalında Binali Yıldırım'a, "HDP seçmeninden oy istiyor musunuz?" diye sorulduğunu, Yıldırım'ın, "Onlar aday çıkarmadılar onların oyuna talibim." cevabı verdiğini söyledi. Özkoç, "Onlar isteyince vatansever, biz isteyince vatan haini olacağımız bir kıyaslamayı dünya tarihinde hiçkimse görmemiştir. Onların bu yaklaşımı ciddiyetten uzaktır." görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu'na Çubuk'taki saldırı

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Şu anda 37 kişi soruşturuluyor. Hepsi o köyden vatandaşlar. Oysa bizim tespit ettiğimizde, provokatörler o köyden değil. 'Vurun', 'bağırın', 'saldırın' diyen insanlar şu anda soruşturulmuyor." dedi.

Özkoç, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, şehit Yener Kırıkcı'nın Çubuk'taki cenazesinde saldırıya uğramasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Kılıçdaroğlu'na yönelik linç girişimi"nin Türkiye'nin gündeminde yer aldığını dile getiren Özkoç, olayı araştırmak, bilgi toplamak, ilgili kişileri doğru yönlendirmek ve CHP Merkez Yönetim Kurulu'na (MYK) bilgi vermek amacıyla oluşturulan ekibin çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Özkoç, söz konusu ekibin hazırladığı ön raporu dün MYK'ye sunduklarını belirtti.

"İçişleri Bakanı art niyetli, görevini yapmayan, yalan söyleyen, linci meşrulaştıran, görevini kötüye kullanan bir kişidir." diyen Özkoç, "İçişleri Bakanı'na soruyoruz; 2010'da Taner Yıldız'a, daha sonra Ahmet Türk'e atılan yumruklarla Genel Başkan'a atılan yumruk arasında hukuki olarak nasıl bir fark vardır? Taner Yıldız'a yumruk atan kişi tutuklanmış, 3,5 ay içeride tutulmuş, 1,5 yıl ceza almıştır. Olay, şehit cenazesinde olmuştur." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'na şehit cenazesinde yumruk atan Osman Sarıgün'ün serbest bırakıldığını hatırlatan Özkoç, "Ömer Çelik 'Bu kişi AKP üyesidir, onu ihraç istemiyle disipline veriyoruz.' diyor ama birileri Osman Amca'larının, yumruk atan, linç girişiminde bulunan kişinin elini öpmek için sıraya giriyor." şeklinde konuştu.

Olaya ilişkin eleştirilerini sürdüren Özkoç, "Cumhurbaşkanına bir tweet atan vatandaş anında tutuklanacak, ceza alacak ve hakaret suçundan yargılanacak. Genel Başkan'a yumruk atan, 'evini yakın', 'saldırın', 'vurun', 'öldürün' diyen insanlaraysa hiçbir şey yapılmayacak ve linç meşru hale getirilecek. Bu, kabul edilemez." dedi.

  • "Kim terörle ilişkilendiriliyorsa gereği yapılsın"

Siyasi partilere çağrıda bulunan Özkoç, şöyle devam etti:

"Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile MYK'de yaptığımız görüşmenin ardından bir kere daha ifade ediyoruz ki artık Türkiye'de kim terörle ilişkilendiriliyorsa gereği yapılsın. Hangi siyasi parti terörle ilişkiliyse başta CHP, AK Parti, MHP, HDP… TBMM'de derhal bir araştırma komisyonu kurulsun. Bu komisyonun kurulmasıyla ilgili çalışmaları tamamlıyoruz. Meclis açılır açılmaz vereceğiz.

Bunları yapan hangi siyasi partiyse ortaya çıksın, gereği yapılsın, yargılansın ve vatan hainliğiyle suçlansın. CHP olarak sonuna kadar biz buna yardımcı olacağız. Bizim içimizde Fetullah Gülen'le, Abdullah Öcalan'la görüşen varsa bizim içimizde PKK'yla gidip, oturup saraylarda veya başka yerlerde oturup görüşmeler yapanlar varsa ortaya çıksın. Biz meşru siyasi partilerle, TBMM'de grubu olan bütün siyasi partilerimizle birlikte hiçbir ayrım yapmadan bunun araştırılmasını istiyoruz."

Kılıçdaroğlu'nun, daha önce PKK'nın saldırısına uğradığını, olayda 1 askerin şehit düştüğünü anımsatan Özkoç, "Genel Başkan'ımıza defalarca şehit cenazelerinde saldırıda bulunuldu, kurşun bırakıldı. 'Yakın', 'öldürün' denildi ama her olaydan sonra televizyon karşısına çıkıp hiç kimseyi suçlamadan itidal çağrısında bulundu ama birileri onun arkasından çıkıp bu ülkeyi ayrıştıran ve bu ülkenin geleceğine darbe vuracak yorumlarda bulundu." diye konuştu.

  • "Provokatörler o köyden değil"

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özkoç, MYK'ye sunulan ön raporda hangi detayların yer aldığına ilişkin soruya şu karşılığı verdi:

"Şu anda 37 kişi soruşturuluyor. Hepsi o köyden vatandaşlar. Oysa bizim tespit ettiğimizde, provokatörler o köyden değil. 'Vurun', 'bağırın', 'saldırın' diyen insanlar şu anda soruşturulmuyor. Bununla ilgili gerekli yazışmaları yaptık, raporumuzda bildirdik, resimlerde tespit ettik, videolarda numaralandırdık. Bugün itibarıyla bütün hazırlıklar tamamlandı, Cumhuriyet başsavcılığına bunlarla ilgili başvuru yapılıyor.

'Demir sopa kullanılmamıştır' dendi. Tespit ettik, resmini bulduk. Sığınılan evin hemen yanındaki bir çatıda bir gencin demir çubukları oradan sökerek dağıttığının resmini koyduk. Bunu kamuoyuyla paylaştık. Cumhuriyet başsavcılığına o kişiyle de ilgili gerekli işlemlerin yapılması için bugün başvurumuzu yapıyoruz. 'Bu evi yakın' diye bağıran kişinin, o 37 kişinin içinde olmadığını gördük. Biri 'bu evi yakın' diyor ve o 37 kişinin içinde değilse o zaman bu, gözardı ediliyordur diyerek tespit ettik, ses kaydını, görüntüsünü çıkarttık, Cumhuriyet başsavcılığına gönderiyoruz."

Özkoç, "Tespit ettiğinizi söylediğiniz, köyün dışından geldiği ifade edilen kişilere yönelik bir sonuca ulaştınız mı?" sorusuna, "Provokatörlerin kim oldukları, nereden geldikleri, orada nasıl örgütlendikleri konusundaki bütün bilgiler elimizde." cevabını verdi.