“Sizi Erzurum halkından özür dilemeye çağırıyorum”

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Muharrem İnce'nin Erzurum'un Karaçoban ilçesinde kan davalı 2 aile arasında sandık başında çıkan silahlı kavgaya ilişkin yorumlarının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Sizi Erzurum halkından özür dilemeye çağırıyorum." ifadesini kullandı.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin düzenlediği basın toplantısında, dün Erzurum'un Karaçoban ilçesinde meydana gelen olaya ilişkin sözleri üzerine Akdağ, Twitter hesabından açıklama yaptı.

İnce'nin her konuyu siyasi malzeme yapmaması gerektiğini vurgulayan Akdağ, şunları kaydetti:

"Sayın İnce doğruları konuşun. Sizi dürüst gibi davranmak yerine gerçekten dürüst olmaya ve Erzurum halkından özür dilemeye çağırıyorum. Erzurum'da 'Seçime kan bulaştı' derken neyi ima ediyorsunuz? İki aile arasındaki eski husumetten kaynaklanan ve siyasetle ilgisi olmadığı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklanan bir hadiseyi bu şekilde yorumlamanız kabul edilemez."

Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığından olaya ilişkin dün yapılan açıklamada, "Soruşturmaya konu menfur olayın 24 Haziran cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleriyle bir illiyet bağının bulunmadığı, olayın geçmişe dayalı kan davasının getirdiği etkiyle meydana gelmiş adli vaka olduğu anlaşılmıştır." bilgisi verilmişti.

Advertisements

“Bu gece FETÖ ve PKK üzüldü”

ERZURUM (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Bu gece FETÖ üzüldü, PKK üzüldü, onların yandaşları üzüldü. Her kim ülkeyi yıkmak için yıkım ekibi gibi çalıştıysa onlar üzüldü." dedi.

Yurt genelinde Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri sonuçlarının resmi olmayan sonuçlara göre açıklanmasının ardından ellerindeki Türk bayrakları ve AK Parti flamalarıyla AK Parti Erzurum İl Başkanlığı önünde toplandı.

Partilerinin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim başarısı sebebiyle sevinç gösterisi düzenleyen partilileri burada kurulan platformdan selamlayan Recep Akdağ, konuşmasına "Sizler bizim başımızın tacısınız, hepimizin ilacısınız." sözüyle başladı.

Akdağ, Erzurum'un, AK Parti kurulduğundan beri 'Reis'in ve 'Uzun Adam'ın yanında durduğunu anlatan Akdağ, "Helal olsun size Erzurum. Her zaman bayrağı en yüksekte tuttunuz." ifadesini kullandı.

Recep Akdağ, bu sonuçların Türkiye ve Erdoğan aleyhtarlarını üzdüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu gece FETÖ üzüldü, PKK üzüldü, onların yandaşları üzüldü. Her kim ülkeyi yıkmak için yıkım ekibi gibi çalıştıysa onlar üzüldü. Bugün bu ülkenin garipleri, yoksulları, bayrağı ve ezanına sahip olan şerefli insanları, 81 milyon sevindi, Allah'a şükürler olsun. Gözbebeğimiz, liderimiz Recep Tayyip Erdoğan, 5 sene müddetle 2023'e kadar ülkenin yönetimini sizin emanetiniz olarak aldı. Emanetiniz emanetimizdir."

Kırgınlıkların geride bırakılması gerektiğine işaret eden Akdağ, "Bugün Erzurumlular, Türk milleti olarak reisin, uzun adamın, gözbebeğimizin yanında duran insanlar olarak artık kucağımızı herkese açıyoruz. Recep Tayyip Erdoğan 81 milyon vatandaşımıza hizmet edecek. Bütün mazlum milletlere hizmet etmeye devam edecek. Erzurumlular olarak seçimlerde kırgınlıkları, belki bazı aşırı lafları bir tarafa bırakıyoruz. Artık hizmet zamanı geldi." ifadelerini kullandı.

Kutlama programına, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Öz, milletvekilleri ve milletvekili adayları katıldı.

“Bu elim olayı siyasi konuya malzeme yapmak çok çirkin”

ERZURUM (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Erzurum'un Karaçoban ilçesinde İYİ Parti Karaçoban İlçe Başkanı Mehmet Sıddık Durmaz'ın da bulunduğu 2 kişinin öldüğü, 3 kişinin yaralandığı kan davası kavgasına ilişkin, "Bu elim olayı siyasi konuya malzeme yapmak gerçekten çok çirkin. Bu çirkinliği yapanları da şiddetle kınıyorum." dedi.

Recep Akdağ, AK Parti Erzurum İl Başkanlığındaki Seçim Koordinasyon Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Karaçoban ilçesinde çok elim bir olay yaşandığını ve hayatını kaybedenler ile yaralıların bulunduğunu belirtti.

Soruşturmayı yürüten Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığının basın açıklamasının kendilerine ulaştığını aktaran Akdağ, şöyle devam etti:

"Hepimizi çok üzen bir hadise. Bugün Kopal ilköğretim okulu oy kullanma alanında bir silahlı saldırı gerçekleşiyor. Soruşturmaya konu olayın sebebi 5 yıl öncesinde iki aileden karşılıklı iki kişinin öldürülmesiyle başlayan bir husumet, kan davası. Olayın sebebi 5 yıl önce başlayan bir kan davası. Oy kullanma sonrasında yine bu iki ailenin mensuplarından karşı karşıya gelenler oluyor. Karşılıklı bir silahlı çatışma yaşanıyor. Bunu neticesinde de hayatını kaybedenler ile yaralılar var. "

Akdağ, her iki aileden vefat edenlere Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifa dileyerek, olayın sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında çarpıtılmaya çalışıldığı ifade etti.

Sosyal medyada ve bazı basın yayın organlarında kasıtlı birtakım haberler yer aldığını vurgulayan Akdağ, şunları söyledi:

"Başsavcılığımızın basın açıklamasıyla bildirdiği gibi olayın seçimle uzaktan yakından alakasının olmadığı anlaşılıyor. Başsavcılık açıklamasının son paragrafı da 'soruşturmaya konu menfur olayın 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri'yle illiyet bağı bulunmadığı, olayın geçmişe dayalı kan davasının getirdiği etki ile meydana gelmiş bir adli vaka olduğu anlaşılmıştır' ifadesine yer veriliyor."

– Ailelere itidal çağrısı

Akdağ, her iki tarafa da itidal çağrısında bulunduklarını, güçlerinin yettiği kadarıyla ailelerin bu meseleyi devam ettirmemeleri için gayret göstereceklerini kaydeden Akdağ, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bazı basın yayın organlarında meselenin aslı bilinmeden yapılan yayınların herhangi bir aslı astarı olmadığı anlaşılıyor. Sadece sosyal medya değil, maalesef bazı marjinal basın yayın organlarında bu çirkin yaklaşımı biz de gördük, takip ettik. Bazı marjinal basın yayın organlarında bu çirkin yaklaşımı bizde görüp, takip ettik. Bu elim olayı siyasi konuya malzeme yapmak gerçekten çok çirkin. Bu çirkinliği yapanları da şiddetle kınıyorum. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum."

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, beş yılı kapsayan "Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı"nda şu an yüzde 31,5 düzeyinde olan tütün kullanımının 2023'e kadar yüzde 24'lere indirmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Akdağ, sigara, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadeleye yönelik yürütülen çalışmaların sorulması üzerine, 2018-2023 yıllarını kapsayan "Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı" ile "Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı" kitapçıklarını ilk kez tanıttı.

Bu belgelerin iftihar ettiği iki belge olduğunu vurgulayan Akdağ, 8-10 aylık bir çalışma sonucunda hazırlanan "Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı"nın hazırlık sürecinde birçok politika laboratuvarı oluşturulduğunu kaydetti.

Hem stratejileri belirleyen hem de adım adım her bir eylemin sonuçlarını performans olarak ölçecek bir belgenin ortaya çıktığını vurgulayan Akdağ, "Türkiye uyuşturucuyla ciddi bir mücadeleyi zaten yürütüyor ve bu belgeyle bu mücadele iyice koordine bir biçimde devam edecek. Çünkü 22 kurum ve Bakanlık bu meseleden sorumlu." dedi.

Sürecin iyi koordine edilerek, takip edilmesinin önemine işaret eden Akdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdirleriyle gelecek dönemde belirlenecek kuruluş tarafından strateji belgesinin takip edileceğini söyledi.

Akdağ, eylem planının sekretaryasını şu an Sağlık Bakanlığının, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu'nun başkanlığını da kendisinin yürüttüğünü anımsattı.

– "Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu'nun tamamlayacağı beş belge var"

Başbakan Yardımcısı Akdağ, 2018-2023 yıllarına yönelik hazırlanan "Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı"nı da tamamladıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu'nun bu şekilde tamamlayacağı beş belge var. İkisini bitirmiş olduk. Geri kalanlar ise teknoloji, kumar, alkol bağımlılığıyla ilgili hususlar. Onların içinde de sıralarsak, teknoloji bağımlılığı çok tehditkar gerçekten. Türkiye'de alkol bağımlılığı Avrupa'daki kadar yaygın değil.

Türkiye'de tüketilen alkol, Avrupa'da ortalama kişi başına tüketilenin beşte biri kadar. Kumar bağımlılığı, özellikle bu sanal kumar bağımlılığı da önemli bir risk. O hususta da yine Türkiye başka ülkelere kıyaslandığında daha iyi durumda tabii ama geleceğimizi korumak adına dikkatli olmalıyız."

Tütün kontrolünün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayesinde, 2008'den itibaren yürütülen bir mücadele olduğuna ve bu konuda dünyanın da takdirini kazandıklarına dikkati çeken Akdağ, Dünya Sağlık Örgütü'nün Erdoğan'a, kendisine ve emeği geçen diğer yetkililere bu konuda ödüller verdiğini anımsattı.

– Hedef tütün kullanımını yüzde 24'lere indirmek

2008-2014 yılları arasında erişkin yaşta tütün kullanımının yüzde 32'den yüzde 27'lere düştüğünü, ardından artış yaşanarak bu oranın tekrar yüzde 32'lere çıktığını ve etkin mücadele sonucunda tekrar aşağı çekildiğini anlatan Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi yeni eylem planımızda, en son yaptığımız araştırmada tütün kullanım sıklığımız 15 yaş üzerinde yüzde 31,5. Bunu 2023 yılına kadar yüzde 24'lere indirmeyi planlıyoruz. Yani 7,5 puanlık bir düşüş peşindeyiz. Burada bir taraftan tütün ürünlerine talebin azaltılması için halkın ve özellikle gençlerimizin bilinçlendirilmesi. Öğretmenleri, rehber öğretmenleri eğitiyoruz. Bütün çocuklarımızı okullarda bu hususlarda eğitim vereceğiz. Şu anda veriyoruz, bunları yoğunlaştıracağız.

Sigarayı bırakma kampanyalarını yeniden canlandıracağız. Fiyat ve vergilendirme konusunda enflasyonu artırmayacak biçimde tedrici fiyat düzenlemeleri yapacağız."

– Sigara denetiminde "performans" kriteri gelecek

Başbakan Yardımcısı Akdağ, tütün dumanından pasif etkilenmenin önlenmesi için kapalı mekanlarda zaten sigara içilmesinin yasaklandığına dikkati çekerek, bu konuda denetimlere farklı bir boyut getirileceğini bildirdi.

Akdağ, denetimlere ilişkin, "Şu anda hepimiz biraz şikayetçiyiz. Yani kanunlar, düzenlemeler yeterli ama denetlemelerde birtakım eksikliklerimiz var. Valiliklerimiz, bu hususta çok daha dikkatli olacaklar ve bunu takip edecek performans kriterleri oluşturuyoruz. Bir de her ilde tütün kontrolünü gerçekleştirmek üzere il kurullarını da canladıracak yeni tedbirlerimiz var." bilgisini paylaştı.

Yasa dışı tütün ticaretiyle mücadelede iki faktörün bulunduğunu anlatan Akdağ, bunların dışarıdan gelen kaçak tütün, sigara ve Türkiye'de vergisiz satılan kaçak tütün olduğunu ifade etti.

Akdağ, özellikle dışarıdan gelen kaçak tütün, sigara konusunda epeyce başarı sağlandığını ve bu konulara ilişkin mücadelenin devam edeceğini söyledi.

– Yeni eylem planında "düz paket" uygulaması da var

Sigaranın akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanserin sebebi olduğuna işaret eden Akdağ, "Toplum belki bunun çok farkında olmayabilir ama bir yanı daha var. Her sigara içen elbette uyuşturucu kullanmıyor ama uyuşturucu madde kullanan hemen hemen herkes önceden sigara içmiş oluyor. Tıpkı ağır alkollü içeceklere hafif alkollü içeceklerle başlanmasına benziyor bu." dedi.

Akdağ, şöyle devam etti:

"Ciddi bir mücadeleyi geleceğimiz adına sürdürmek zorundayız. Genç bir nüfusa sahibiz. 2014'ten sonraki hafif artışta da en önemli sebep, kadınların ve gençlerin sigara içme oranlarının biraz artışı. Oralara odaklanmamız lazım. Yani hem gençlerin hem kadınların sigaraya başlamamaları ya da başlayanların bırakmaları için gerekli kampanyaları yürütmemiz lazım. İnşallah geçmişte olduğu gibi önümüzdeki beş yılda da başarılı bir mücadeleyi hükümetlerimiz sürdürecek."

Başbakan Yardımcısı Akdağ, "Tütünle mücadelede 'düz paket' uygulaması önümüzdeki dönemde de tekrar gündeminizde olacak mı?" şeklindeki soruya da, "Bu da şu anda bu eylem planının içinde var." yanıtını verdi.

(Bitti)

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Avrupa'daki sandıklar açılsın, her zamankinden daha fazla AK Parti oy alacak; her zamankinden daha fazla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan oy alacak." dedi.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bu seçim sürecinde Avrupalı siyasetçilerin Türk seçmenin kararını değiştirmeye yönelik değerlendirmeleri ile "Türkiye Batı'dan uzaklaşıyor, AB'den uzaklaşıyor" şeklinde ifadelerle yapılan yönlendirmelerinin hatırlatılmasının ardından "Sizce Avrupa'daki Türk seçmenin tercihine ne yönde yansıdı? Türk seçmen üzerinde etkisini nasıl gösterdi?" sorusu üzerine Akdağ, Avrupa'da bunu konuşan politikacıların, politikayı bilmediğini gösterdiğini söyledi.

Almanya'da, başka Avrupa ülkelerinde bir kanuna, düzenlemeye sığınarak AK Parti'nin mitingler, toplantılar yapmasının engellendiğini dile getiren Akdağ, buna karşılık PKK'lıların mitinglerinin engellenmediğine dikkati çekti.

Avrupalı siyasetçilerin sürekli olarak, "Türkiye Batı'dan uzaklaşıyor" temasını kullandığını ifade eden Akdağ, "Avrupalı siyasetçiler, Sayın Cumhurbaşkanımızın aşırı otoriter, hatta 'diktatör' olduğundan falan bahsediyorlar. Birisi çıkıp da Sisi'nin diktatör olduğundan bahsetmiyor. Gerçek diktatörlerin diktatörlüğünden bahsetmek yerine onlar kendi kafalarında oluşturmak istedikleri, kendi toplumlarında oluşturmak istedikleri algının peşinde koşuyorlar." diye konuştu.

– "Türk seçmeni, Avrupa'da da Türkiye'de de müthiş feraset sahibi bir seçmen"

"Türk seçmeninin, ortalama bir Avrupalı seçmen gibi olmadığı"nı bilmediklerine vurgu yapan Akdağ, şunları kaydetti:

"Türk seçmeni, Avrupa'da da Türkiye'de de müthiş feraset sahibi bir seçmen. Siyasetle de öyle bir ilgilenir ki gidin Türkiye'de herhangi bir kahveye girin, bir kişiye sorun, sizin benim bildiğim kadar siyaset bilir, takip eder. Onlar bunun farkında değiller. Bu baskıyı yaptıkça oradaki seçmen işin gerçeğini anladı. Türkiye'deki seçmen de 'Neden AK Parti'nin üzerine bu kadar geliniyor, neden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın üzerine bu kadar geliniyor' bunu daha iyi anladı. Yapsınlar, yaptıkları bizim işimize yarıyor. Avrupa'daki sandıklar açılsın, her zamankinden daha fazla AK Parti oy alacak, her zamankinden daha Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan oy alacak. Bu yaptıkları tam anlamıyla geriye tepen bir durum."

– "Başörtülü fotoğraflarla diplomaların verileceği garanti edildi"

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Hala Sultan İlahiyat Koleji'ndeki eğitimlerini tamamlayan başörtülü öğrencilerin lise diplomaları KKTC Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmadı. Bu uygulamayla amaçlanan ne olabilir? Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?" şeklindeki soru üzerine Akdağ, bu yöndeki bilgiyi kendisinin de olayın ardından öğrendiğini söyledi.

Yaşanan bu olayı üzüntü ile karşıladığını belirten Akdağ, "Hem üzüldüm hem de bu faşizan, insanlık dışı uygulamanın asla kabul edilemeyeceğini düşünüyorum. Sayın KKTC Başbakanı ile bu sabah görüştüm. Kendisi de bundan ziyadesiyle üzgün olduğunu ve bu uygulamayı derhal sonlandıracaklarını, başörtülü fotoğraflarla da diplomaların verileceğini bana garanti etti. Ben de meselenin bu şekilde çözülmesiyle iktifa etmiş oldum."

Başbakan Yardımcısı Akdağ, bunun kabul edilemez bir şey olduğunu vurgulayarak, "Hangi yılda yaşıyoruz. Bu devam ettirilseydi, buna da söyleyeceğim şey, faşist, insan haklarını hiçe sayan, özgürlükleri yok sayan bir uygulamadır diyecektim. Şükür ki iyi ki bu uygulamayı sonlandırıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Şunu yapıyor CHP, bir taraftan HDP'ye göz kırpıyor, öbür taraftan kendi seçmeninden bunu kaçırmaya çalışıyor. Ben biliyorum ki basiret sahibi ve sağduyulu CHP seçmeni bir HDP-PKK güzellemesine CHP adına izin vermez." dedi.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in, "Muharrem İnce'nin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde diğer partilerden bakan ve cumhurbaşkanı yardımcıları olacağına" yönelik açıklamalarını hatırlatan Akdağ, Özel'in, "Muharrem İnce'ye oy verecek diğer parti seçmenleri şöyle motive olmalı, yarın Muharrem İnce başkan olursa o partilerden, partilerin genel başkanlarından da başkan yardımcısı yapacak, isim söylemek istemiyorum ya da onların önerdiği kişilerden başkan yardımcıları, bakanlar olacak." şeklinde değerlendirmelerde bulunduğunu bildirdi.

"Şunu yapıyor CHP, bir taraftan HDP'ye göz kırpıyor, öbür taraftan kendi seçmeninden bunu kaçırmaya çalışıyor." diyen Akdağ, şöyle devam etti:

"Ben biliyorum ki basiret sahibi ve sağduyulu CHP seçmeni bir HDP-PKK güzellemesine CHP adına izin vermez. Üçü de bunu yaptılar. Bunu Akşener de yaptı. Ne yaptı, ona da sordular televizyonda, 'Siz Demirtaş'ı başkan yardımcısı yapar mısınız?' diye. Bu soruyu bana sorsanız, cevap şu olur, 'Tabii ki yapmam. Üstüne kan sıçratmış birinden nasıl başkan yardımcısı yapacağım.' Sayın Akşener, soruya cevaben yapmam da yaparım da demiyor. Yanından dolaşıyor, 'Türkiye'de farklı etnik gruplar, yapılar var, dengeleri de gözetmek lazım.' diyor."

"Özgür Özel, Demirtaş'ın, İnce'nin yardımcılarından biri olabileceğine açık kapı mı bırakıyor?" sorusuna Akdağ, "Elbette öyle." yanıtını verdi.

CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisinin kurduğu ittifakın cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci turda Recep Tayyip Erdoğan'ın seçilmemesi halinde, HDP ile nasıl bir araya gelinmesine yönelik hesaplar yaptığına işaret eden Akdağ, bunların bunu yapmaya da mecbur olduklarını anlattı.

– "En çok istemeyen İsrail yönetimidir"

"Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a oy vermeyecek seçmenin hepsini böyle nitelediğimi kimse düşünmesin." diyen Akdağ, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Recep Tayyip Erdoğan'ın seçilmesini şu anda en çok istemeyen İsrail'deki yönetimdir. En çok istemeyen Esed'dir, Pensilvanya'daki FETÖ'dür, zalimdir. En çok istemeyen PKK'dır. Şu anda inlerinde tir tir titreyen Karayılan'dır, onun arkadaşlarıdır. Bu kadar istemeyenin yanına bir ittifak çıkarıp HDP'yi de yanına alıp 'Recep Tayyip Erdoğan gitsin de gerisi ne olursa olsun, isterse tufan olsun.' zihniyetini ben gerçekten ülkenin geleceği adına riskli buluyorum."

"16 Nisan referandumunda Meclisin yetkilerinin ortadan kalkacağı, tek adam rejiminin hakim olacağı teziyle 'hayır' kampanyası yürüten muhalefet, 24 Haziran öncesinde Meclis tablosunun yeni sistemde çok önem arz ettiğini söyleyerek seçmenden milletvekili seçimine odaklanmasını istedi. Bu çelişkiyi neye bağlıyorsunuz? Cumhurbaşkanı seçimi ile milletvekili seçimi sonuçları arasında önemli farklar ortaya çıkmasını bekliyor musunuz?" sorusu üzerine Akdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldığı oy ile AK Parti oyları arasında farklılık olacağını belirtti.

Cumhur İttifakı'nda yer alan MHP'li seçmenin, cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'a, milletvekili seçiminde de MHP'ye oy vereceğini ifade eden Akdağ, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP, AK Parti, BBP ve diğer partilerden oy alacağını, seçmenlerin milletvekilili seçiminde kendi partilerini tercih edeceğini, bu farkın da doğal olduğunu anlattı.

Meclisin yetkilerinin önemli olduğunu söyleyen muhalefetin yeni bir çelişkiyi daha ortaya koyduğunu ifade eden Akdağ, "Tek adam" eleştirilerini anımsattı.

– "CHP, hırçınlık ve kavga demektir"

Başbakan Yardımcısı Akdağ, "Muharrem İnce gibi birisi Türkiye'ye cumhurbaşkanı olsa tek adamlığın nasıl o milli şef dönemindeki gibi yaşayacağımızı herhalde iyi görürdük. Öyle olmayacak. Apolet sökmeler, platformdan çocukları iteklemeler, kamuoyuna yansıyan başka hususlar… CHP yönetimi, seçmeni için söylemiyorum, elbette CHP seçmeni de ülkesini seven, yurtsever bir seçmendir, CHP'nin yönetimi 40'lı yıllardan itibaren faşist bir yönetimdir. Hiçbir zaman bundan kurtulamadılar, militarist tavırlarından kurtulamadılar. 60 ihtilali olurken 60 ihtilaline övgüler düzdüler." diye konuştu.

CHP'nin 28 Şubat döneminde de 28 Şubatçılara övgüler düzdüğünü belirten Akdağ, 27 Nisan e-muhtırasının verildiği zamanda da aynı tavrın sergilendiğini dile getirdi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı İnce'yi eleştiren Akdağ, şunları kaydetti:

"Muharrem İnce'nin karakterinin en belirgin özelliği, CHP'li yöneticilerin karakterinin belirgin özelliğidir, hırçınlık, hizipleşme. Herkesin cumhurbaşkanı olacağından bahsediyor. Nasıl olacakmışsın? Sizin partinizin içindeki mücadelenizde sizin ne olduğunuzu biliyoruz. Kavgasız, dövüşsüz bir kurultay yapamadınız. Herkesi kucaklayacakmış, kendi partinizin içerisinde birbirinizi kucaklayamıyorsunuz. CHP, hırçınlık ve kavga demektir. Bunu seçmen, bu seçimlerde de görecek ve değerlendirecek."

(Sürecek)

Başbakan Yardımcısı Akdağ AA Editör Masası'nda

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Şu anda CHP'li yöneticilerin arkadan arkaya HDP'nin barajı geçmesi için onları desteklediğine inanıyorum." dedi.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Akdağ, Millet İttifakı'nın 3 cumhurbaşkanı adayının kulaklarına üflenen birtakım ifadelerle siyaset yaptıklarını belirti. Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu'nun katıldığı bir televizyon programında İHA'larla ilgili yaptığı açıklamada, kendisini düzeltmek zorunda kaldığını anımsatan Akdağ, aynı şeyi İYİ Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin de yaptığını söyledi.

Akdağ, "Cumhurbaşkanımız dışında ülke yönetme açısından son derece tecrübesiz cumhurbaşkanı adayları ile karşı karşıyayız." dedi.

İnce'nin TİKA'nın üzerine çok gittiğini ve "Kapatacağım" dediğini anımsatan Akdağ, TİKA'nın yaptığı çalışmaları anlatarak, "Bugün hangi ülkeye gitseniz TİKA, AFAD, Türk Kızılayı'nın hizmet ettiği yerlerde herkes Türk bayrağını gördüğü zaman koşup onun altına sığınıyor." ifadesini kullandı.

– "PKK'nın yerleştiği alanlarda mücadele devam edecek"

"Kandil teröristlerden temizleninceye kadar bu operasyon sürecek mi?" sorusuna Akdağ, "Elbette Kandil, Kuzey Irak'taki diğer PKK'nın yerleştiği alanlarda mücadele devam edecek. Çok başarılı bir mücadele devam ediyor." cevabını verdi.

"Kandil operasyonu İnce'nin iddia ettiği gibi seçime yönelik bir hamle mi?" sorusu üzerine ise Akdağ, şunları kaydetti:

"Muharrem İnce, müktesebatı itibariyle bir grup başkanvekili olduğu için bunları söylüyor. Devleti tanımadığı için bunları söylüyor. Mücadelenin boyutunu bilmediği için bunları söylüyor. Kandil'de gerçek anlamda bir operasyon yapacaksanız, hele hele kara operasyonu, bu sizin aylar boyunca, son iki yıldır yaptığınız çalışmaların bir sonucu yani oraya kadar getirmişken 'hele bir duralım, biraz bekleyelim' denebilir mi? Bu sefer toparlanmalarına müsaade etmiş olursunuz."

Kandil'e girmenin kolay bir iş olmadığına dikkati çeken Akdağ, akıllı bir biçimde hazırlanmış planlamalar ve taktikler sonucu operasyonların başarıyla yürütüldüğünü vurguladı.

İnce'nin söylemlerine benzer cümleleri daha önce Kılıçdaroğlu'nun da kurduğunu dile getiren Akdağ, "'Afrin'e girerseniz çıkamazsınız oradan', diyorlardı. Ne oldu? Kuyruklarını kıstırıp arkalarına bakmadan kaçtı gittiler." dedi.

– "Vatandaşımız hesabını soracak"

Akdağ, "Sayın İnce, CHP''nin tarzı adına iyi bir grup başkanvekili. Polemikçi, hazır cevap, bir şeyleri hazırlar getirir, müsamere tadında sunar. Sayın İnce biraz sivri konuşur, ses getirir filan bunların hepsi CHP Grup Başkanvekilliği için güzel hasletler ama ülke yönetmek için değil. Zaten partisinin kendi genel başkanlığına iki teşebbüsünde de layık görmediği birini, cumhurbaşkanı adayı göstermesi büyük çelişki. CHP'nin genel başkanlığı Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlığından daha önemli bir makam mıdır? Bunları vatandaşımız görüyor. Vatandaşımız, 24 Haziran'da 'Kandil'e girmeyin niye giriyorsunuz?'ların ben inanıyorum ki hesabını soracak." değerlendirmesinde bulundu.

"Terör örgütü PKK'nın Kandil'deki elebaşı Murat Karayılan, HDP'ye oy istedi. Kürt seçmen, bu çağrıya kulak verir mi? CHP tabanı, HDP'ye oy verir mi?" sorusu üzerine Akdağ, "Şu anda CHP'li yöneticilerin arkadan arkaya HDP'nin barajı geçmesi için onları desteklediğine inanıyorum." dedi.

Bu iddiasını, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İnce'nin kabul etmeyeceğini ifade eden Akdağ, "Sayın İnce çıkıp der ki; 'Biz kadim bir partiyiz, Cumhuriyeti kuran partiyiz, bir tek oy bile HDP'ye gitmesin.' Bunu yapıyorlar, daha önceki bir seçimde de yaptılar, şimdi de bunu yapıyorlar. Bunu sağduyulu CHP seçmeni, CHP'ye oy verecek seçmen elbette görecektir." diye konuştu.

– "Demirtaş'a güzellemelere başladılar"

CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi'nin bir ittifak yaptığını HDP'nin bu ittifakın içine güya girmediğini belirten Akdağ, "Üçü birden, ağız birliği etmişcesine Selahattin Demirtaş'a güzellemelere başladılar. hangi Demirtaş'tan bahsediyoruz? Şu bağlama çalan Demiraş'tan. Halbuki bağlama çalan Demirtaş, 6-8 Ekim olaylarının çıkışında o tahriki yapan, PKK militanlarının sokağa salınmasına sebep olan kişi." ifadesini kullandı.

Akdağ, Demirtaş'ın ve arkadaşlarının PKK'nın iradesinden çıkamadıklarını bildiklerini dile getirdi.

Akdağ, Meclis çoğunluğuna ilişkin, "Peki kimin çoğunluğu olsun? CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, HDP'nin çoğunluğu olsun. Allah'ınızı severseniz böyle bir dörtlüden, birbirine hiç benzemez böyle bir dörtlüden nasıl bir ülke Meclis'i oluşacak da hangi kanunu yapacak? Ülke adına hangi hayırlı hizmeti yapacak bunlar?" dedi.

(Sürecek)

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "35 senelik PKK terörü ilk defa gerçek anlamda Türkiye'de alt edildi. Kafalarını kaldıracak halleri yok, kaçacak delik arıyorlar." dedi.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Seçim bölgesi Erzurum'da nasıl bir tablo olduğu, bir önceki seçimden farklı bir durum olup olmadığı yönündeki soruya Akdağ, geçen yıl 16 Nisan'da yapılan halk oylamasına benzer bir tablo gördüğünü, belki bunun biraz üzerinde sonuç alabileceklerini ifade etti.

Erzurum'un halk oylamasında büyükşehirler içinde "evet" oylarında yüzde 74,5 ile birinci olduğunu anımsatan Akdağ, "İnşallah bunu yine yakalayacağız. Cumhur İttifakı'nın oyları açısından da AK Parti'nin oyları açısından da 1 Kasım'a benzer bir tablo var. Bunlardan da yola çıkarak, anketleri ben de takip ediyorum, birçok yere Cumhurbaşkanımızla, Başbakanımızla gittim. İnşallah birinci turda bu iş bitecek. Sayın Cumhurbaşkanımızı 2023'e kadar ülkenin yönetimi için inşallah bir kere daha seçmiş olacağız." diye konuştu.

Meclis çoğunluğunu da Cumhur İttifakı'nın alacağını, sahip olduğu tecrübenin buna işaret ettiğini dile getiren Akdağ, şöyle konuştu:

"Ama maç 90 dakika. Dolayısıyla 50'nin üstünde bir sonuç bekliyoruz Cumhurbaşkanı seçimi açısından ama açık ara bir sonuç doğrusu beklemiyorum. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımıza gönül vermiş seçmenin mutlaka sandığa gitmesi lazım. Yani katılma oranının ben etkili olacağına inanıyorum. Erzurumlu meşhur Naim Hoca'yı biliyorsunuz, Erzurumspor'un maçlarına giderdi. Gençler diyor ki 'Hocam bu maç çok önemli bize dua et', Naim Hoca da 'Tamam dua ettim, hiç merak etmeyin' diyor. 90 dakika bitiyor Erzurumspor 1-0 galip, uzatmalarda karşı takım gol atıyor. Hocam 'Hani dua etmiştin' diyorlar, 'Ben 90 dakikaya dua etmiştim' diyor. Onun için sandıklar açılıp Sayın Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki 5 yıl için ülkeyi yöneteceği kesinleşmeden, AK Parti'nin Meclis çoğunluğu aritmetiği itibarıyla YSK tarafından ilan edilmeden maç bitmiş olmuyor. Biz çok yoğun çalışıyoruz, çalışacağız. Gayret bizden, tevfik Allah'tan."

– "Bakanlık sayısı arttıkça işiniz zorlaşıyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ana hatlarını açıkladığı, buna göre bakanlık sayısının azalacağı hatırlatılarak, yeni yönetimin Türkiye'nin hangi alanlarına, dertlerine deva olacağı sorulan Akdağ, sistematik, şekilsel açıdan bakanlık sayısının azalmasını çok doğru bulduğunu ifade etti.

Bakanlık sayısı arttıkça yönetmenin zorlaştığını belirten Akdağ, "Bizim koordinasyonla yürüttüğümüz işler var. Uyuşturucu ya da bağımlılıkla mücadele, yatırım ortamının iyileştirilmesi gibi. Benim mesela sorumlu olduğum alanlar, hepsini müşahede ettim, bakanlık sayısı o koordinasyon içinde arttıkça ki ilgili bakanlıklar ona göre bölünürse mecburen artıyor, işiniz zorlaşıyor. Dolayısıyla bakanlık sayısının 16'ya inmiş olması son derece makul." dedi.

Akdağ, yeni modelin Türkiye'nin hangi dertlerine deva olacağı sorusuna ise şu cevabı verdi:

"Bizimi iki büyük meselemiz var. Birincisi terör mücadelesinin, kesintisiz kararlı şekilde devam ettirilmesi. Çünkü güvenlik olmadan hiçbir şey olmuyor. Yani, işte 35 senelik PKK terörü ilk defa gerçek anlamda Türkiye'de alt edildi. Kafalarını kaldıracak halleri yok, kaçacak delik arıyorlar. Sadece Türkiye'nin içinde değil sınırlarımızın ötesinde de bu böyle. Şu anda Kandil'deki operasyonları hepimiz büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Vatandaşımız da bu konuya büyük önem veriyor. Aynı husus Suriye'deki terör örgütleri, özellikle PKK'nın uzantısı olan terör örgütleri açısından da böyle. FETÖ meselesini hiç küçümsememek lazım. Evet Türkiye'de yenilgiye uğradılar, başarısız oldular ama yurt dışında ciddi bir güçleri var, destekleniyorlar. Onun için 24 Haziran'dan sonra önümüzde, Sayın Cumhurbaşkanımızın önünde bir defa güvenlik meselesi önemli bir mesele olarak duruyor."

Başarıların, kararlılığın, oradaki doğru koordinasyonun, iyi diplomasinin devam ettirilmesi gerektiğini vurgulayan Akdağ, "Sadece güçle yapmıyoruz biz bu işleri. Evet, bugün hiç olmadığı kadar mühimmat, silah açısından daha güvendeyiz. İnsansız hava araçlarımız, onların silahlı olanları gibi bir çok üstün tarafımız var. Özel harekatçılarımız, jandarma, istihbaratla koordine halinde çok mükemmel işler başarıyorlar ama söylediğim gibi orada ciddi bir tecrübeye başkomutanlık noktasında ciddi bir tecrübeye ihtiyaç var. Bunun adresinin Recep Tayyip Erdoğan olduğu aşikardır." diye konuştu.

Akdağ, ekonomik açıdan 2017'nin çok iyi geçtiğini, bu yılın ilk çeyreğinin de iyi olduğunu ifade ederek, "Önümüzdeki günlerde yine bizi birtakım dalgalı, fırtınalı denizler bekliyor. Bunu bilmek lazım. Dolayısıyla hem yapısal reformların gerçekleştirilmesi hem dünya piyasalarına açılma için gerekli işlerin yapılması son derece önemli." dedi.

Sorumlu olduğu konulardan birinin yatırım ortamının iyileştirilmesi olduğunu anımsatan Akdağ, "Yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda 60. sıradayız 10 senedir. Bu sene ekim ayında Allah izin verirse 30'lu bir sıraya yükseleceğiz. Gelecek sene hedefimiz 20'li bir sıradır. Bu iki meseleyi çok önemsiyorum." diye konuştu.

Sağlıkta, sosyal hizmetlerde yapılan işlerin, eğitimdeki, yatırımdaki hamlelerin devam etmesinin, yeni ihtiyaçların karşılanmasının çok önemli olduğunu belirten Akdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan dışındaki adayların "Yatırımları durduracağız." diyerek söze başladığını söyledi.

Akdağ, "Bunu özellikle Sayın Akşener kaç kere ifade etti, 'Ben şunu satacağım, burayı satacağım, şurayı elden çıkaracağım, size vereceğim' diyor. Enteresan bir şey." dedi.

– "Memleketi tanımamaktan ileri geliyor"

Akşener'in TİKA'nın bütçesinin 8 milyar dolar olduğu yönündeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine de Akdağ, şunları söyledi:

"300 küsur milyon olması lazım, bildiğim kadarıyla 300-400 milyon kadar bütçesi var TİKA'nın. Gerçekten memleketi tanımamaktan ileri geliyor. Çünkü hiçbir basiretli siyasetçi TİKA'ya, AFAD'a, Anadolu Ajansına, TRT'ye bulaşmaz. Bunlar bizim markalarımız. Bugün Anadolu Ajansı dünyanın dört bir tarafında itibarını ortaya koymuş bir ajans, sadece Türkiye'de değil. TRT böyle. TRT'nin bir dünya dış yayını var, nereyi satıyorsun. Siz o zaman Türk dünyasına, Arap dünyasına, başka birtakım çevrelere nerede, nasıl ulaşacaksınız? Bugün TRT Kürdi var. Başka kimsenin böyle yayın yapması belki de mümkün değil. Bunlar çok kazanç getirici yayınlar. Onun için TRT'ye elbette ihtiyaç var. Hele hele TİKA'ya, AFAD'a geldiğiniz zaman bunlar bütün dünya tarafından, 'Helal olsun size, işte bu iş böyle yapılır'ı başaran kurumlarımız."

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, 2 ay kadar önce Brüksel'de Suriyeli mültecilerle ilgili toplantıya katıldığını belirterek, "Burada Türkiye'yi, AFAD'ı, TİKA'yı göklere çıkarıyorlar. Bu markalarımızı biz neden yok edeceğiz, hangi sebeple yok edecek mişiz?" diye sordu.

(Sürecek)

“Türkiye'de PKK terör örgütünün gücünü tamamen yok ettik”

ERZURUM (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Türkiye'de son iki yıllık mücadelede PKK terör örgütünün gücünü tamamen yok ettik. Adeta terör örgütü PKK'nın nefes borularını kestik." dedi.

Erzurum Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursları'na (ESMEK) katılan kursiyerlerle Atatürk Üniversitesi Mavi Salon'da bir araya gelen Akdağ, burada yaptığı konuşmada, 24 Haziran'daki seçimler dolayısıyla yoğun bir şekilde çalıştıklarını belirtti.

Bu seçimlerin Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendirdiğine işaret eden Akdağ, "Bu yeni dönem inşallah aydınlık bir Türkiye'nin kapısını açtığımız bir dönem olacak." diye konuştu.

– "Recep Tayyip Erdoğan ile yola devam edilmesi gerekiyor"

Akdağ, terörle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'de son iki yıllık mücadelede PKK terör örgütünün gücünü tamamen yok ettik. Adeta terör örgütü PKK'nın nefes borularını kestik. Türkiye'de güçsüz kalınca bu sefer Suriye'de bir terör örgütü oluşturdular. Allah'a şükürler olsun Cumhurbaşkanımızın büyük dirayetiyle oraya da gittik ve o terör örgütünü orada da haltettik. Kandil'deki meselenin halledilmesi, güney sınırlarındaki güvenlik sürdürülerek huzurun sağlanması, ekonominin geliştirilmesi, sağlık, eğitim ve ulaştırmadaki kazanımların devam ettirilebilmesi için Recep Tayyip Erdoğan ile yola devam edilmesi gerekiyor."

– "Hem Muharrem İnce, hem Akşener, hem Karamollaoğlu onun yanında duruyorlar"

Millet İttifakı'na yönelik eleştirilerde bulunan Akdağ, ittifak üyelerinin her birinin Selahattin Demirtaş'ın hapisten çıkarılmasını istediğini söyledi.

HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın, "Biz Türkiye'de Apo'nun heykelini dikeceğiz, biz Apo'nun fotoğraflarını duvarımıza asmayacağız da nereye asacağız. Biz hiçbir zaman PKK'ya 'terör örgütü' demedik, demeyiz." diyen bir kişi olduğunu ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:

"Selahattin Demirtaş 6-8 Ekim olayları sırasında kendi taraftarlarını, PKK'lıları sokağa salan ve 53 kardeşimizin 3 gün içinde şehit edilmesine yol açan bir kişi. Türk yargısı almış, tutuklamış onu, yargılıyor. Bağımsız yargı…Hükümet olarak biz yargılamıyoruz, zaten yargılayamayız ama hem Muharrem İnce, hem Akşener, hem Karamollaoğlu güzellemeler yaparak bir anlamda onun yanında duruyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Biz Türk milleti olarak bunu kabul edemeyiz."

Bağımlılıkla mücadelede yeni yol haritası belirlendi

ERZURUM (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Başbakanımız Binali Yıldırım 2017 yılında Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunu kurdu. Bu kurul hem uyuşturucu hem sigara hem alkol hem de dijital ya da teknolojik gibi bağımlık türüyle mücadele ediyor. Şu ana kadar bu kurulla uyuşturucuyla mücadelede 2018-2023 stratejik planımızı ve sigara gibi bağımlılıklar konusunda yeni yol haritamızı belirledik." dedi.

Recep Akdağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2008 yılında sigarayla mücadelede ciddi mesafe alındığını belirterek, Türkiye'de o dönemde sigara içme oranının yüzde 31'lerden 27'lere gerilediğini ifade etti.

Daha sonraki yıllarda bu oranın yüzde 32'lere çıktığına işaret eden Akdağ, bu kapsamda gelecek 5 yılda bağımlılıkla mücadelede yeni yol haritası belirlediklerini bildirdi.

Akdağ, şöyle devam etti:

"Uyuşturucuyla Mücadele Yüksek Kurulunu 2014 yılında kurduk ve önemli mesafeler aldık. İstişaremiz sonucu Başbakanımız Binali Yıldırım 2017 yılında Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunu kurdu. Bu kurul hem uyuşturucu hem sigara hem alkol hem de dijital ya da teknolojik gibi bağımlık türüyle mücadele ediyor. Şu ana kadar bu kurulla uyuşturucuyla mücadelede 2018- 2023 stratejik planımızı ve sigara gibi bağımlılıklar konusunda yeni yol haritamızı belirledik. Önümüzdeki 5 yılda 15 yaş üzeri bütün toplumda sigara içme oranlarını yüzde 25'lerin altına, yüzde 20'lere çekmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda illerde özel kurullar oluşturduk, onlar bu plan ve stratejileri hayata geçirecek."

– "Uyuşturucu salgınının kapısındayız"

Tamamen uyuşturucunun kıskacına düşen Avrupa ve ABD'de bu illetin adeta salgın boyutunda olduğunu ve ABD ile Avrupa ülkelerinin bunu yıllardır önleyemediklerini belirten Akdağ, "Türkiye olarak uyuşturucu salgının kapısındayız ve bu çok ciddi risk. Bu nedenle çok yönlü şekilde bütün paydaşlarla her türlü bağımlılıkla mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz." diye konuştu.

Akdağ, Türkiye'nin doğudan gelen uyuşturucu trafiği açısından transit ülke olduğunu, Afganistan ve İran üzerinden gelen birtakım maddelerin Avrupa'ya geçirildiğini vurgulayarak, bu maddelerin bir kısmının ise Türkiye'de satılmaya çalışıldığına değindi.

Yeni kuşak uyuşturucu maddelerinin Hollanda, Belçika ve bazı Avrupa ülkelerinde üretildiği ve hedef noktanın Türkiye'ye olduğunu aktaran Akdağ, Hollanda başta olmak üzere Avrupalı ülkelerin bu konuda görevlerini yerine getirmediklerini söyledi.

– "Bağımlılıkla mücadele planını yıl içinde bitireceğiz"

Akdağ, uyuşturucu ve madde bağımlılıklarıyla ilgili ilkokul çağından başlanarak gençlerin ve ailelerin eğitilmesi gerektiğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"Ortaokuldaki çocuklara biraz daha farklı, liseye gelince daha faklı modellerle uyuşturucu ve maddelerin zararlarını anlatacağız. Türkiye, teknolojinin yanlış kullanımında ve teknoloji bağımlılığı oranlarında dünyada en ön sıralarda. Bu nedenle bütün zararlı bağımlılıklarla mücadele planını yıl içinde bitireceğiz. Yeşilayı da çok kuvvetli paydaş olarak yanımıza aldık, bu konuda Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve diğer bakanlıklar ile mücadelemizi sürdürüyoruz."

Madde bağımlılığına özellikle kolay bulunan ve ucuz olanlarla başlanıldığını vurgulayan Akdağ, "Sigara sağlığa zararlı hepimiz biliyoruz ama sigara aynı zamanda madde bağımlılığına geçiş açısından risk teşkil eden madde. Her sigara içen elbette madde bağımlısı olmuyor ama madde bağımlısı olanların çoğu önceden sigara içenler." diye konuştu.

Akdağ, hükümet olarak alkol, sigara uyuşturucu ve madde bağımlılıklarıyla ilgili mücadeleyi yoğun olarak kararlılıkla yürüteceklerine değinerek, bu maddelere bağımlı olanlar için ciddi rehabilitasyon merkezleri oluşturduklarını belirtti.

-"Farklı uygulama başlattık"

Bağımlılıkla mücadelede farklı uygulama başladıklarına işaret eden Akdağ, şunları kaydetti:

"Herhangi bir şehirde ya da semtte belli günlerde kanalizasyon atık sularında 20'ye yakın maddeyi ölçerek o madenin o şehirde ne kadar kullanıldığını ölçmeye başlıyoruz. Şimdi bu uygulamaya Adana ve İstanbul'da başladık, başka 15 şehirde daha bunu yapacağız. Bu konuda mücadelemiz uzun soluklu."