TBMM Genel Kurulu Salonu yenilendi

TBMM (AA) – TBMM Genel Kurul Salonu, 600 milletvekiline uygun hale getirildi.

Meclisteki milletvekili sayısının 550'den 600'e çıkmasıyla, başta Genel Kurul olmak üzere, TBMM Ana Bina ve Yeni Halkla İlişkiler Binası'ndaki çalışmalar tamamlandı.

Halkla İlişkiler Binası'ndaki bazı basın toplantı salonları ile bazı komisyon başkanlarının makam odalarında tadilat yapılarak, milletvekili oda sayısı artırıldı.

Genel Kurul Salonu, 600 milletvekili için yeniden düzenlendi.

Başkanlık Divanı'nın her iki tarafında bulunan toplam 50 sandalyelik Bakanlar Kurulu ile komisyon sıraları kaldırıldı. Yeri değiştirilen komisyon için 10 sıra konuldu, Bakanlar Kurulu sıralarının olduğu bölüm ise boş bırakıldı.

Milletvekillerinin oturduğu sıraların kürsüye yakın olan bölümlerinin her iki tarafına birer sıra konuldu. Genel Kurul Salonu'nda toplam 600 milletvekili, 10 komisyon sırası, üç de Başkanlık Divanı (bir başkan ya da başkanvekili ile 2 Katip Üye sırası) olmak üzere toplam 613 sandalye yer aldı.

Başkanlık Divanı'nın önündeki merdivenler, Divana doğru iki metre geriye alındı, merdivenlerin mermerleri yenilendi.

Genel Kurul Salonu'nun Divana yakın olan giriş kapılarının olduğu her iki tarafa, engelli milletvekilleri için rampa yapıldı.

Milletvekillerinin hitap ettiği kürsü de engelli milletvekilleri için yeniden düzenlenecek. Eski yerine göre Başkanlık Divanı'na biraz daha yakınlaştırılan kürsü asansörlü olacak, engelli milletvekili tekerlekli sandalyesi ile konuşmak için geldiğinde kürsü aşağıya indirilecek.

Salonun en ön kısmının halıları da yenilendi, başta 16 avize olmak üzere salonun genel temizliği tamamlandı.

Advertisements

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay:

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, emek veren, iyi yetişmiş, çok tecrübeli AK Parti kadrolarının yürütmeden tasfiye edildiğini savunarak, "Dün Türkiye'de başlayan devrin adı, lale devridir." dedi.

Altay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Çorlu'da yaşanan tren kazası nedeniyle yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi.

Bunun bir kaza mı yoksa kusur, ihmal, suistimaldan kaynaklı, göz göre göre gelen bir facia olup olmadığını ayrıntılı şekilde inceleyeceklerini belirten Altay, hükümetin sorumluluğunu veya sorumsuzluğunu değerlendireceklerini söyledi.

Altay, Pamukova'daki vahim tren kazasından sonra hükümetin ne ders ne de ibret aldığını öne sürerek, CHP Genel Başkan Yardımcısı, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak başkanlığındaki heyetlerinin bölgede acıları paylaştığını, kazayla ilgili teknik bilirkişi hizmeti alarak bir rapor hazırlayacaklarını anlattı. Altay, bu olayla ilgili raporlarının ardından Meclis Araştırma komisyonu kurulmasına yönelik tekliflerini de Genel Kurula sunacaklarını ifade etti.

Anayasa değişikliklerine uyum sağlanması amacıyla bazı Kanun ve KHK'lerde değişiklik yapılmasını içeren 703 sayılı KHK'nin, çok tartışılacak, hukuk garabeti olduğunu öne süren Altay, bu KHK'de Meclisten alınan yetkinin çok aşıldığını, demokrasi, hukuk adına bir utanç ve ibret vesikası taşıyacak hususların yer aldığını öne sürdü.

Altay, Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının, Harcırah, Taşıt, Devlet İhale, Kamu Konutları, Kamu İhale ve Kamu İhale Sözleşmeleri kanunlarından muaf olduğuna dikkati çekerek, bunun, kabile devletlerinde bile yapılmayacak bir iş olduğunu savundu. Altay, Cumhurbaşkanının, devletin kasasını hiçbir kurala bağlı olmadan, istediği gibi kullanacağını, dün sarayda yapılan toplantının bunun oldukça müsrif şekilde kullanacağını gösterdiğini iddia etti.

– "Mızraklar, kılıçlar, kalkanlar"

CHP Grup Başkanvekili Altay, dün bir ayıba daha imza atıldığını, TBMM'nin uhdesinde olan milli sarayların, tüm birikimi, malvarlığıyla beraber Cumhurbaşkanına bağlandığını ifade etti. Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dün, bunu neden yaptılar diye düşünüyorken, saraydaki töreni izleyince 'bunun için yapmışlar' dedik. Dün 13. Cumhurbaşkanı görevine başlarken kamuoyunun hafızasında şunlar kaldı; mızraklar, kılıçlar, kalkanlar, Mehter Marşı, akide şekeri, ab-ı hayat şurubu ve cülus bahşişi. Bunlar Osmanlı'da padişahların devir tesliminde ya da bir padişah ölünce, yerine geçen şehzadenin yaptığı işlerdir. Dün yeni bir devir başladı ama bu yeni devrin adı; kurucu cumhuriyet, yeni sistem değil. Dün Türkiye'de başlayan devrin adı, lale devridir. Lale Devri'nde de vatandaş aç, sefil, perişanken, 500 altına laleler satın alınırdı. Şimdi sarayda bunları görüyoruz. Cumhurbaşkanı, '81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım' derken herhalde bir ayağını kaldırmış. Çünkü parlamentoda grubu bulunan bir parti genel başkanına, kimi milletvekillerine davetiye göndermemesi, 81 milyonun değil AK Parti'nin cumhurbaşkanı olacağının net delilidir. Yeni dönemin kodları dün ortaya çıktı. Yeni dönemin kodları şaşa, gösteriş, debdebe, israf, biraz da görgüsüzlüktür."

Altay, "kurucu cumhurbaşkanı", "birinci cumhurbaşkanı" kavramlarının sıkça kullanılmaya başlandığına işaret ederek, kurucu denilince, Birinci Meclis, Kurtuluş Savaşı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anladığını, kimsenin kendisini Atatürk'ün yerine koyma hakkı ve haddinin olmadığını söyledi.

– "Müsteşarlar Kurulu"

Açıklanan kabineyle, AK Parti ve kadrolarının, bunca emek veren, iyi yetişmiş, çok tecrübeli siyasi kadrolarının yürütmeden tasfiye edildiğinin görüldüğünü öne sürdü. Altay, "kabine" diye adlandırılan kadronun, siyasi kadro değil, özel hukuka ve aile hukukuna dayalı bir kadro olduğunu iddia etti. Altay, dün açıklanan bakanlar kurulunu, müsteşarlar kurulu olarak değerlendirmek gerektiğini, yürütmenin 16-17 kişiden değil bir kişiden oluşacağını savundu.

Altay, "Hazine ve maliyenin, Cumhurbaşkanı'nın damadına bağlanması ve Milli Saraylar bünyesindeki bütün saray, kasır, köşklerin bizzat Cumhurbaşkanına bağlanması, Erdoğan ailesinin niyetini açıkça koyuyor. TBMM'nin manevi varlığına çok ağır darbe vurulmuştur. Milli Saraylar, TBMM'nindir, milletindir." dedi.

Sorunların çözüm noktasında başarılı olunmasını istediklerini dile getiren Altay, Erdoğan'ın enflasyonu, işsizliği düşürmesini, TL'nin değerini yükseltmesini, yoksulluğu bitirmesini temenni etti.

Altay, CHP'nin yeni dönemde başta OHAL KHK'leri olmak üzere yetki kanuna dayalı çıkarılan KHK ve Cumhurbaşkanı kararnameleriyle ilgili çok titiz değerlendirme, takip yapacağını anlattı.

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın, Milli Savunma Bakanı yapılmasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Altay, Akar'ın "önceden de şimdi de devlet memuru olduğunu, devlet memuru olarak devam edeceğini" söyledi.

Engin Altay, başka bir soru üzerine Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığına getirilmesinin de "kamu vicdanını kanattığını" öne sürdü.

Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete'de

ANKARA (AA) – İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Kütahya'da bazı alanlar, Bakanlar Kurulu kararı ile orman sınırı dışına çıkarıldı.

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan kararda, İstanbul'un Sultanbeyli ve Maltepe, İzmir'in Gaziemir ve Aliağa, Kocaeli'nin Dilovası, Başiskele ve Gebze ile Kütahya'nın Tavşanlı ilçelerinde bazı alanların orman sınırının dışına çıkarıldığı belirtildi.

Karara göre, Maliye Bakanlığı tarafından Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere, orman sınırları dışına çıkartılan alanların iki katından az olmamak üzere taşınmaz tahsisi yapılacak.

Emniyette “Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü” kuruldu

ANKARA (AA) – Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Ankara'da "Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü" kuruldu.

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, doğrudan merkeze bağlı taşra teşkilatı olarak Ankara'da Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü ve bu müdürlüğe bağlı 4 şube müdürlüğü oluşturuldu.

Bu kapsamda Adana, Diyarbakır, Erzurum ve Van'daki Çevik Kuvvet Müdürlükleri ile bu müdürlüklere bağlı 4'er adet şube müdürlüğü ise kaldırıldı.

Yükseköğretim kurumları için katkı payları değişmedi

ANKARA (AA) – Yükseköğretim kurumlarında 2018-2019 eğitim-öğretim yılında cari hizmet maliyetlerine öğrenci ve devlet katkısı olarak alınacak paylarda bir önceki yıla göre değişiklik yapılmadı.

Yükseköğretim kurumlarında 2018-2019 eğitim-öğretim yılında cari hizmet maliyetlerine öğrenci katkısı olarak alınacak katkı payları ve öğrenim ücretlerinin belirlenmesine dair Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) ilgili sayılı yazısı üzerine, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim kurumlarının cari hizmet maliyetlerine birinci öğretim ile açık öğretimde devlet ve öğrenci tarafından yapılacak katkı payı ile ikinci öğretim ve uzaktan öğretim öğrencilerinin öğrenim ücreti tutarları açıklandı. Buna göre, öğrenci ve devlet katkısı miktarları bir önceki yıla göre değişmedi.

Yükseköğretim programlarına kayıt yaptırma ya da yenileme sırasında, Engelliler Hakkında Kanun ve "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" uyarınca, engelli olduğuna dair raporu ilgili yükseköğretim kurumuna sunan öğrencilerin ödemesi gereken öğrenim ücreti tutarlarından, program süresi ve kayıtlı olunan program sayısı sınırlaması olmaksızın engellilik oranı kadar indirim yapılacak.

Ayrıca, birinci öğretim ve açık öğretim programlarına devam eden veya yeni kayıt yaptıran öğrencilerden program süresi ve kayıtlı olunan program sayısı sınırlaması olmaksızın öğrenci katkı payı alınmayacak.

Engelli olduğu halde, 2018-2019 eğitim-öğretim yılına ilişkin kayıt yaptırma veya kayıt yenileme sırasında, engelli olduğuna dair raporu ibraz edemeyen öğrencilere, ilgili belgeyi ibraz ettiği tarihte, bu eğitim-öğretim yılına ait ödedikleri öğrenim ücretlerinden engellilik oranı kadar yapılacak indirim tutarı veya öğrenci katkı payı tutarı, ret ve iadeler kaleminden iade edilecek.

Öğrenci katkı payları ve öğrenim ücretleri, ilgili dönem başlarında kayıt olma veya kayıt yenileme sırasında ödenecek.

Süresi içinde katkı payı veya öğrenim ücretini ödemeyenler ile mazeretleri ilgili yükseköğretim kurumunun yönetim kurulunca kabul edilmeyenler, o dönem için kayıt yaptıramayacak ve öğrencilik haklarından yararlanamayacak.

– Öğrenim ücreti tutarları

Kararda, yurt dışından kabul edilecek öğrencilerden alınacak öğrenim ücreti tutarları da belirlendi.

Buna göre, yurt dışından öğrenci kabul kontenjanları dahilinde kayıt yaptıracak öğrencilerden alınacak öğrenim ücreti, önlisans ve lisans programlarında ilgisine göre öğrenci katkı payı ve öğrenim ücretinin 3 katından az olmamak ve cari hizmet maliyetinin 5 katını aşmamak, lisansüstü programlarda ise öğrenci katkı payının 3 katından az olmamak üzere yükseköğretim kurumları tarafından belirlenecek.

Suriye vatandaşlarından, burslandırılmaları yurt dışı kuruluşlar tarafından yapılanlar hariç, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen esaslara göre yurt dışından öğrenci kabul kontenjanları kapsamında, ayrıca belirlenecek kontenjan dahilinde, yükseköğretim kurumlarına yerleştirilen öğrenciler, öğrenim ücreti bakımından bu kararın ilgisine göre birinci öğretim ve açık öğretim için katkı payı, ikinci öğretim için öğrenim ücreti esaslarına tabi olacak.

Ayrıca birinci öğretim ve açık öğretim programlarında, program sürelerinde öğrenimlerine devam eden ve yeni kayıt yaptıracak öğrencilerin ödemeleri gereken öğrenim ücretleri, bu öğrenciler adına Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bütçesinden karşılanacak.

– Öğrenim ücretinin kullanılması

İkinci öğretimde alınacak öğrenim ücretlerinin yüzde 10'u, öğrencilerin başta beslenme olmak üzere barınma, sağlık, spor, kültür ve diğer sosyal hizmetlerinde kullanılacak. Kalan kısmı ise üniversite bütçesine dahil edilerek YÖK tarafından tespit edilen usul ve esaslara göre kullanılacak.

Yabancı dille öğretim yapan yükseköğretim programlarında öğrenim ücreti, 1,5 katı olarak alınacak.

“2019'da ilk öğrencilerimizi alarak tıp eğitimini de başlatmış olacağız”

SİİRT (AA) – Siirt Üniversitesi (SİÜ) Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, "Ankara'da gerekli temasları gerçekleştirip morfoloji binamızı kuracağız, dekanlığın idari yapısını oluşturacağız ve kadrolarımızı şekillendireceğiz. Eğitim öğretimle ilgili de YÖK ile yapacağımız görüşmeler çerçevesinde inşallah 2019'da ilk öğrencilerimizi alarak tıp eğitimini de başlatmış olacağız." dedi.

Prof. Dr. Erman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak fakülte kurulması ve kapatılması ile adlarının değiştirilmesi hakkındaki kararların Resmi Gazete'de yayımlandığını ve buna göre SİÜ'ye bağlı tıp fakültesi kurulduğunu anımsattı.

Kente tıp fakültesinin kazandırılması ile ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'a teşekkür eden Erman, bu fakültenin üniversiteye çok farklı bir atmosferi getireceğini belirtti.

Tıp fakültelerinin üniversitelerde "lokomotif" görevi gördüğünü ifade eden Murat Erman, ayrıca birçok sektörü eş zamanlı tetikleyen bir fakülte özelliği taşıdığını bildirdi.

Kurulacak tıp fakültesi ile çevre iller ve sınıra yakın ülkelere de sağlık hizmeti verme olanağına kavuşacaklarını kaydeden Erman, fakültenin, istihdam oluşturma bakımından da önemli bir özellik taşıdığını kaydetti.

Fakülte ile istihdam alanlarının da oluşacağını ifade eden Rektör Erman, şöyle konuştu:

"Tabii bizim asıl bakış açımız özellikle insan sağlığı açısından bilimsel birtakım gelişmelerin ilimizde tecelli edecek olmasıdır. Bu yönüyle oluşturacağımız kadroyla insan sağlığı üzerinden önemli araştırmalar yapılacak, tedavi yöntemleri geliştirilecek. Üniversite, bu fakülte ile hem Türkiye'de, hem dünyada nitelikli yayınlar yapmak üzere tıp dünyasına adını yazdıracak."

Tıp fakültesinin sosyal kültürel değişim ve dönüşüm anlamında da kente etkileri olacağını vurgulayan Erman, Sağlık Bakanlığı ile kısa süre içinde yapacakları protokolle "afiliasyon" usulüyle Siirt Devlet Hastanesini Sağlık Bakanlığıyla ortak kullanacaklarını bildirdi.

Yakın zamanda üniversitenin öğretim üyelerinin klinik hizmeti vermeye başlayacağını belirten Prof. Dr. Erman, şunları söyledi:

"Buna ilave olarak temel tıp bilimleri konusunda da kadromuzu ivedi bir şekilde oluşturarak, özellikle morfoloji binası konusunda Ankara'da gerekli temasları gerçekleştirip morfoloji binamızı kuracağız, dekanlığın idari yapısını oluşturacağız ve kadrolarımızı şekillendireceğiz. Eğitim öğretimle ilgili de YÖK ile yapacağımız görüşmeler çerçevesinde inşallah 2019'da ilk öğrencilerimizi alarak, tıp eğitimini de başlatmış olacağız. Üniversitemize ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum."

Erman, fakültenin kurulmasında emeği geçen AK Parti Siirt Milletvekili Osman Ören, eski AK Parti Siirt Milletvekili Yasin Aktay, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, basın mensupları ve üniversitede görevli akademisyenlere de teşekkür etti.

Bakanlar Kurulu kararı

ANKARA (AA) – Bazı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak fakülte kurulması ve kapatılması ile adlarının değiştirilmesi hakkındaki kararlar Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesine bağlı Eczacılık Fakültesi, Erciyes Üniversitesine bağlı Spor Bilimleri Fakültesi, Erzincan Üniversitesine bağlı Güzel Sanatlar Fakültesi, Gümüşhane Üniversitesine bağlı Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu, Hitit Üniversitesine bağlı Diş Hekimliği Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi, İnönü Üniversitesine bağlı Alevilik Araştırmaları Enstitüsü, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlı Sağlık Bilimleri Fakültesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesine bağlı Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Yabancı Diller Yüksekokulu ve Yusuf Şerefoğlu Sağlık Bilimleri Fakültesi, Necmettin Erbakan Üniversitesine bağlı Hemşirelik Fakültesi, Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesine bağlı Diş Hekimliği Fakültesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesine bağlı Eczacılık Fakültesi, Selçuk Üniversitesine bağlı Hemşirelik Fakültesi ile Siirt Üniversitesine bağlı Tıp Fakültesi kuruldu.

– Kapatılan yüksekokullar

Söz konusu kararla Erciyes Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Hitit Üniversitesine bağlı Sağlık Yüksekokulu, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlı Kahramanmaraş Sağlık Yüksekokulu ile Kilis 7 Aralık Üniversitesine bağlı Yusuf Şerefoğlu Sağlık Yüksekokulu kapatıldı.

– İsim değişikliği

Siirt Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olan Mühendislik-Mimarlık Fakültesinin adı Mühendislik Fakültesi olarak değiştirildi.

Tarım kredi kooperatiflerinin lisanslı depoları için kira desteği

ANKARA (AA) – Tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin lisanslı depo işletmelerine, üreticiden aldıkları ürünleri muhafaza için ilave kira desteği verilecek.

Bakanlar Kurulunun "Tarımsal Ürünlerin 5300 Sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Çerçevesinde Lisans Alarak Faaliyet Gösteren Depolarda Muhafaza Edilmesi Halinde Kira Destekleme Ödemesi Yapılmasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararı" Resmi Gazete'de yayımlandı.

Kararla kira desteği sağlanacak lisanslı depo işletmelerine, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu'na göre kurulan tarım kredi kooperatifleri ve birliklerin lisanslı depo işletmeleri de dahil edildi.

Buna göre, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticiler, üretici birlikleri, örgütleri ile tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin ÇKS'ye kayıtlı üreticilerden aldıkları ürünlerini muhafaza eden lisanslı depo işletmelerine, belirlenen üst sınırları geçmemek üzere, bu yılın hasat döneminden başlamak üzere, her üretim yılına ait ürün için en fazla 6 ay süreyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca onaylanacak kira ücretlerinin tamamını karşılayacak şekilde ilave kira desteği ödenecek.

Karar, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

EPDK kurul üyeliklerine atama

ANKARA (AA) – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na (EPDK) 3 kurul üyesi atandı.

Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu kararları Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, EPDK'de boş bulunan kurul üyeliklere Erdoğan Tozan ve Hayrettin Kurt atandı. Ayrıca, Ahmet Çağrı Çiçek, yeniden EPDK kurul üyeliğine getirildi.

Söz konusu atama kararları, Bakanlar Kurulu'nun 25 Mayıs ve 4 Haziran 2018 tarihli toplantılarında alındı.

“Yeni parlamentonun güçlü bir kurucu etkisi olacak”

TBMM (AA) – COŞKUN ERGÜL – TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" değişikliğini anayasal düzlemde gerçekleştirdiklerini, yeni Meclis'in ise birçok yasal düzenlemeyi gerçekleştireceğini belirterek, "Yeni parlamento, bu sistemi yasal düzlemde kuracak Meclis olacak. Bu bakımdan parlamentonun güçlü bir kurucu etkisi olacak." dedi.

Şentop, AA muhabirine, "24 Haziran seçimi sonrasında oluşacak Meclis, Meclis'in nasıl bir çalışma yürüteceği ve hangi faaliyetlerde bulunacağına" ilişkin açıklamalarda bulundu.

AK Parti'nin seçimdeki temel sloganının, "güçlü hükümet, güçlü Meclis, güçlü Türkiye" olduğunu ifade eden Şentop, "Güçlü Meclis konusundaki iddiamızı sürdürüyoruz." dedi.

Şentop, 16 Nisan referandumu öncesinde Meclis'in güçleneceğine dair iddiada bulunduklarını ama muhalefetin bu iddialarına karşı çıktığını belirtti.

Oluşturdukları milletvekili aday listesiyle bu iddianın arkasında durduklarını vurgulayan Şentop, mevcut Bakanlar Kurulundan beşi hariç, Başbakan Binali Yıldırım dahil olmak üzere, tüm bakanların aday listesinde yer aldığına işaret etti.

Mustafa Şentop, "AK Parti, bütün güçlü siyasi aktörlerinin Meclis'te olmasını istedi. Eğer Meclis'in zayıflayacağı, etkisizleşeceğine dair bir kanaatimiz olsaydı, o zaman bu güçlü aktörleri Meclis dışında bırakıp, o kişileri bakan ya da başka görevler için değerlendirme yolu seçilirdi. Ama AK Parti tam aksine, elindeki bütün siyasi aktörleri Meclis'te sahaya sürdü." diye konuştu.

Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişikliğini anayasal düzlemde gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Bu sistem değişikliğinin sadece anayasal düzlemde değil, yasal düzlemde de olması gerektiğini vurgulayan Şentop, bu yasal değişikliklerin de Meclis'te yapılacağını kaydetti.

Mustafa Şentop, 27. Yasama Dönemi'nde Meclis'in, yeni hükümet sisteminin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesi için birçok yasal düzenlemeyi gerçekleştireceğini belirterek, "Yani 24 Haziran'dan sonra oluşacak parlamento, yeni hükümet sistemini yasal düzlemde kuracak Meclis olacak. Bu bakımdan güçlü bir kurucu etkisi olacak parlamentonun." ifadesini kullandı.

– "Parlamenter sistemin kendi içinde çelişkisi var"

Mustafa Şentop, parlamenter sisteme ilişkin şu bilgileri verdi:

"Parlamenter sistemin kendi içinde çelişkisi var. Biz bu çelişkiyi gidermiş oluyoruz. O da şu: Parlamenter sistemde hükümet parlamento içinden çıkıyor. Fakat bir hükümetin çıkabilmesi için Meclis'te çoğunluğun desteğini alması lazım. Bu da 'hükümet parlamento çoğunluğuna sahip ama çoğunluğu hükümetin elinde, yönetiminde' demektir. Dolayısıyla parlamento çoğunluğu hükümetin elindeyse ki zaten böyle bir çoğunluk yoksa hükümet çıkmaz. O zaman parlamento çoğunluğu yasamayı belirleyecek, denetim de parlamento çoğunluğunun takdirinde, bu da hükümetin kontrolünde olacak. Bu, hem yasamayı hem de denetimi, aslında hükümet kontrol ediyor demektir. Yani parlamenter sistemde kendi içinde paradoksal bir durum var. Denetim yapacaksın, parlamentonun denetim mekanizmaları var. Peki bunları kim kullanacak? Parlamento. Nasıl kullanacak? Çoğunluk oyu ile. Çoğunluk zaten hükümeti destekliyor. Kendi desteklediği hükümeti nasıl denetleyecek bu çoğunluk? Tamamen soyut, teoride kalan bir denetim uygulaması var parlamenter sistemde. Hükümet çıkmıyorsa da o zaman çoğunluk yok demektir. O zaman bu parlamentolar, parlamenter sistemde seçime giderler; bu da büyük bir sıkıntı ve istikrarsızlık yaratır. Ya istikrarsızlık ya da hükümetin denetiminde bir parlamento olur. Kendi içinde paradoksal bir durum, açmaz var. Biz şimdi bunu gidermiş olacağız."

Mustafa Şentop, yeni sistemde hükümet TBMM dışından seçileceği için parlamentoda hükümetin arkasında bir çoğunluk aranmayacağını vurguladı.

24 Haziran sonrasında oluşacak Meclis çoğunluğunun, cumhurbaşkanı ile aynı fikirde olması gerektiğini anlatan Şentop, "Bu bakımdan parlamentoda AK Parti çoğunluğu önemli." dedi.