Categories
Alaturka Gazetesi

AB mahkemesinden Hamas kararı

GAZZE (AA) – Hamas Hareketi, Avrupa Adalet Divanının aldığı karar sonrasında, Siyasi kararlara meydan okumaya devam edeceğini açıkladı.

Avrupa Adalet Divanının, Hamas’ın Avrupa Birliği (AB) terör listesinde kalmasına yönelik kararına karşın hareketten yapılan yazılı açıklamada, “Zalim siyasi kararlara meydan okumayı sürdüreceğiz.” ifadesi kullanıldı.

İsrail’in batı kuruluşlarınca sahip olduğu siyasi ve medya desteğinin güçlü olduğu vurgulanan açıklamada, Uluslararası yargının, “Siyonistlerin” ve destekçilerinin iftiralarından Filistin halkını korumak mücadele alanlarından biri olduğu kaydedildi.

Açıklamada, hakkında çıkan yasal ve siyasi kararlara rağmen hareketin, Filistin topraklarından taviz vermeksizin halkını korumaya yönelik siyasi çizgisine sadık kalacağı vurgulandı.

Avrupa Adalet Divanı dün aldığı kararla alt mahkemenin Hamas’ı terör listesinden çıkarma kararını bozmuştu.

AB, ABD’de 11 Eylül 2001’de gerçekleşen terör saldırısı sonrasında Hamas’ı terör listesine eklemiş, seyahat yasağı uygulamaya başladığı Hamas üyelerinin mal varlığını dondurmuştu.

Avrupa Adalet Divanının alt mahkemesi, 2014 Aralık’ta Hamas’ın terör listesinden çıkartılması kararı almıştı. Alt mahkeme, Hamas’a uygulanan yaptırımların bağımsız bir soruşturmaya ve hukuki bir karara dayanmadığını iddia etmişti.

Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı Eleanor Sharpston, geçen sene yaptığı açıklamada, Hamas’ın terör listesinden çıkartılmasını savunmuştu. Sharpston, AB’nin Hamas’ı terör listesinde tutması kararının internetten edinilen bilgi ve kanıtlara dayandığını, yetkili merciler tarafından verilen hukuki bir karar olmadığını belirtmişti.

Categories
Alaturka Gazetesi

AB mahkemesinden Hamas kararı

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Adalet Divanı, Filistin İslami Direniş Örgütü’nün (HAMAS) Avrupa Birliği (AB) terör listesinde kalmasına karar verdi.

Avrupa Adalet Divanı bugün aldığı kararla alt mahkemenin Hamas’ı terör listesinden çıkarma kararını bozdu.

AB, ABD’de 11 Eylül 2001’de gerçekleşen terör saldırısı sonrasında Hamas’ı terör listesine eklemiş, seyahat yasağı uygulamaya başladığı HAMAS üyelerinin mal varlığını dondurmuştu.

Avrupa Adalet Divanının alt mahkemesi, 2014 Aralık’ta Hamas’ın terör listesinden çıkartılması kararı almıştı. Alt mahkeme, Hamas’a uygulanan yaptırımların bağımsız bir soruşturmaya ve hukuki bir karara dayanmadığını iddia etmişti.

Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı Eleanor Sharpston, geçen sene yaptığı açıklamada, Hamas’ın terör listesinden çıkartılmasını savunmuştu. Sharpston, AB’nin Hamas’ı terör listesinde tutması kararının internetten edinilen bilgi ve kanıtlara dayandığını, yetkili merciler tarafından verilen hukuki bir karar olmadığını belirtmişti.

Filistin halkının davasını savunan ve siyasi mücadele veren Hamas, 1967 sınırları içinde bir Filistin devletinin kurulmasını savunuyor.

Categories
Politika

TBMM Başkanvekili Aydın:

TBMM (AA) – COŞKUN ERGÜL – TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Avrupa Adalet Divanının başörtüsünü yasaklama kararı ile İsrail’in ezanı yasaklama kararının kabul edilemeyeceğini belirterek, “Bu sadece Müslümanlar ya da Türkiye açısından değil, dünya barışı açısından da son derece tehlikeli bir gidiştir, büyük bir tehdittir.” dedi.

Aydın, AA muhabirine, “Avrupa Adalet Divanının başörtüsünü yasaklama ile İsrail’in ezanı yasaklama kararları” hakkında açıklamalarda bulundu.

Son zamanlarda özellikle batıda, Avrupa’da aşırı sağ eğilimin etkisiyle ırkçılık ve faşizme varan tehlikeli boyutlara kadar giden girişimler görüldüğüne dikkati çeken Aydın, Avrupa’nın ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi etkisiyle Avrupa’yı Avrupa yapan bütün değerleri ayaklar altına aldığını söyledi. Aydın, “Sözüm ona, her dem demokrasiden vuran Avrupa, maalesef demokrasiyi allak bullak edecek kararlar alıyor, yaklaşımlar sergiliyor; bunu kabul etmemiz mümkün değil.”ifadesini kullandı.

TBMM Başkanvekili Aydın, Avrupa Adalet Divanının; “iş verenlerin, çalışanların ‘gözle görülebilir dini sembol niteliğindeki kıyafetleri’ giymelerine yasak getirebileceği” kararını şiddetle reddettiklerini dile getirdi.

Bu kararın; her türlü temel hak ve hürriyetler ile din ve vicdan özgürlüğüne aykırı karar olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu karar her açıdan reddedilmesi gereken bir karar. Bu kararla kendinden olanın dışındakilere yaşama şansı tanınmıyor, kendi iradesi ve düşüncesi dışındakiler yok sayılıyor. Sadece kendine demokrat bir Avrupa söz konusu.” diye konuştu.

– “Karanlık ortaçağ Avrupa’sına yöneliş var”

İsrail’in ezanı yasaklama kararının da kabul edilemeyeceğinin altını çizen Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tamamen İslam düşmanlığı üzerinde bir siyaset geliştiriliyor. Bu sadece Müslümanlar ya da Türkiye açısından değil, dünya barışı açısından da son derece tehlikeli bir gidiştir, büyük bir tehdittir. Bunun Avrupa’yı ve batıyı nerelere götüreceği ortadadır. Bu gidişat, doğru bir gidişat değildir. Batıda özellikle ırkçı eğiliminde olan partilerin yükseliyor olması, yönetim kademelerine onların gelmesi, hakikaten gelecek adına büyük endişelere sebebiyet veriyor.

Batı; demokratik mücadeleler sonucunda elde ettiği tüm evrensel değerleri, Avrupa’yı Avrupa yapan değerleri çiğniyor, alt üst ediyor. Batıda, karanlık ortaçağ Avrupa’sına yöneliş var; Avrupa, ortaçağa doğru gidiyor. Avrupa’nın bir an önce kendisini çek etmesi ve kendine gelmesi lazım. Avrupa’nın çifte standardını sadece kararlarında değil, uygulamalarında da görüyoruz. Ölenler, ezilenler, mağdurlar Müslümanlar olunca sesini çıkarmıyor, ancak kendisinden olunca sesini yükseltiyor.”

Ahmet Aydın, “Arakan’da zulme uğrayanlar Müslüman değil de başka bir dine mensup olsalardı, Suriye, Müslüman değil de başka bir dine mensup olsaydı, acaba Avrupa’nın yaklaşımı nasıl olurdu?” diye sorarak, bu yaşananların bütün dünyada tedirginliğe neden olduğunu söyledi.

– “Avrupa, hayır kampanyalarına destek veriyor”

Avrupa’nın, Türkiye’deki halk oylaması öncesinde yaptıklarının herkesçe görüldüğüne işaret eden Aydın, “Her türlü terör örgütüne ev sahipliği yapıyor. Terör örgütlerinin ve teröristlerin yaptığı propagandalara Avrupa devletleri adeta destek veriyor, hayır kampanyalarına müthiş bir destek veriyor.” ifadesini kullandı.

Avrupa’nın bu gidişatının demokrasi adına son derece endişe ve üzüntü verici olduğunu belirten Aydın, her zaman Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye çalışan Avrupa’nın nasıl ortaçağ karanlığına doğru gittiğini acı bir şekilde gördüklerini ve izlediklerini kaydetti.

Ahmet Aydın, “Bir an önce bu tavırlarından vazgeçmeleri, demokrasiyi sadece kendileri adına değil, herkes için istemeleri lazım. Bu tür ırkçı ve faşizan yaklaşımları terketmeleri lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Categories
Alaturka Gazetesi

Başbakan Yıldırım canlı yayında

ANKARA (AA) – Başbakan Binali Yıldırım, “Ya seçimlerden önce ya da seçimlerden sonra Avrupa Birliği bir tercih yapmak durumunda ve Türkiye ile ilişkileri yeni baştan gözden geçirecek, başka bunun yolu yok.” dedi.

Başbakan Yıldırım, Habertürk TV, Bloomberg HT ve Show TV ortak canlı yayınında açıklamalarda bulundu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Avrupa Birliği’nin üst mahkemesi Avrupa Adalet Divanının, Fransa ve Belçika’daki iki kadının başörtüsü konusundaki başvurusuna yönelik kararını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Yıldırım, “Bu çok yanlış bir şey. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. İnanç özgürlüğüne, insan haklarına, kılık kıyafet özgürlüğüne aykırı.” ifadesini kullandı.

Yıldırım, bu işte aşırı sağ söylemlerin etkisinde kalınarak dönemsel kararların alındığını belirterek, bu gibi durumların barışa ve dostluğa katkısının olamayacağını, gerilimi daha da tırmandıracağını, iç huzursuzlukları daha da arttıracağını ve ciddi anlamda da bunun bir bedelinin olacağını vurguladı.

Bu tarz kararların bölgesel ve küresel barışa katkı sağlayamayacağına işaret eden Yıldırım, ülkeler arasındaki ilişkileri daha da olumsuz yönde etkileyeceğini, kararı alanların da içeride doğacak sonuçlarının nereye varacağını göremeyeceklerini belirtti.

– “Bu konuda bizden isteyecekleri bir şey yok”

Başbakan Yıldırım, Mülteci Geri Kabul Anlaşması’na işaret edilerek, “Kapıların açılması da var mı?” sorusu üzerine, “Burada bir tehdit filan yaptığım yok, bir gerçeği ifade ediyorum. Türkiye’nin bulunduğu konum, üstlendiği rol ve bölgede yaşananları dikkate aldığınızda Avrupa’nın hangi tehditlerle karşı karşıya olduğunu anlaması için yeter. Bunu düşünmelerini istiyorum.” yanıtını verdi.

Avrupa ile ilişkilerin tekrar düzelmesi ve eski yoluna gelmesi için neler yapılması gerektiği konusunda da Yıldırım, şunları ifade etti:

“Bunları onlar düşünecekler, top onlarda. Düzeltmek için gayreti Avrupa ülkelerinin yapması lazım. Bu konuda bizden isteyecekleri bir şey yok. Biz Türkiye olarak açık ve net bir tutum izliyoruz, herhangi düşmanca bir tavrımız yok, kararımız yok. Orada bulunan milyonlarca insanımızın ülkemizde yapılacak bu önemli anayasa değişikliği için bilgilendirilmesinden daha doğal bir şey olamaz. Buna bile tahammül edememek, ‘Avrupa, Avrupa değerleri’ diye sakız gibi ağızlarından düşürmedikleri bu kavramı boşaltıyor.”

Yıldırım, Avrupa değerinin demokrasi, insan hakları, fikrini rahatça ifade etmek olduğunu fakat bunun uygulamalarda görülmediğini söyleyerek, “Ya seçimlerden önce ya da seçimlerden sonra Avrupa Birliği bir tercih yapmak durumunda ve Türkiye ile ilişkileri yeni baştan gözden geçirecek, başka bunun yolu yok.” diye konuştu.

– “Siz kendi seçiminize bakın. Türkiye’nin seçimi size mi kaldı?”

Avrupa Adalet Divanının hemen öncesinde de Venedik Komisyonundan da benzer bir karar çıktığının hatırlatılması üzerine Yıldırım, komisyonun kararının tamamen siyasi olduğunu vurguladı.

Söz konusu raporda bahsedilenleri aktaran Yıldırım, “Bir sürü zırva. Türkiye’nin yapacağı bir değişikliği kabul edecek olan merci millettir. Milletin kararının üzerinde hiç kimse bir tasarrufta bulunamaz. Bu Venedik Komisyonu aklı sıra bu referandumun sonucunu etkilemeye çalışıyor. Rapor, ‘Bu yanlış iş, bundan vazgeçin.’ Böyle bir şey demeye hakkı yok. Kusura bakmasın herkes haddini bilsin.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım, “Avrupa da şimdi sıraya girmiş, hayırcılarla aynı şarkıyı söylüyor. Size ne kardeşim? Siz kendi seçiminize bakın. Türkiye’nin seçimi size mi kaldı? görüşünü dile getirdi.

Bu yakın ilişkiyi neye bağladığının sorulması üzerine Yıldırım, “Bu yakın ilgi tabii Avrupa’da FETÖ ve PKK’nın iletişim ağları çok sıkı çalışıyor. Bu ülkelerin kamuoyunu, bu gerçeği kabul etmek lazım, bizden daha çok etkiliyorlar. Şimdi aylardır ben bakıyorum, Türkiye ile ilgili olumlu bir haber yok. Verilmiyor mu haber? Veriliyor ama işlerine gelmiyor, değerlendirmiyorlar. Türkiye’nin aleyhindeki haberlerin piyasası çok.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, İsviçre’deki Blick gazetesinin “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine hayır”, “Erdoğan’ın diktatörlüğüne hayır” şeklinde manşet attığını anımsatarak, “Buna benzer çok örnekler var. Ne yaparlarsa yapsınlar, bizim milletimiz neye karar vereceğini bilir. Bu ve buna benzer yönlendirmeler, telkinler ters teper, bu millete dayatma sökmez.” diye konuştu.

– “Bizim böyle bir senaryoya, tezgaha ihtiyacımız yok”

“Muhalif kanat bu son kriz dolayısıyla özellikle Hollanda ile tırmanan mesele üzerine ‘Bu krizi de iktidar, AK Parti, Cumhurbaşkanlığı lehte kullanmaya başladı, buradan bir fırsatçılık peşinde. ‘Evet’ oylarının artabilmesi için Avrupa ile yaşanan krizi fena halde kullanılıyor.’ yönünde bir argüman geliştirdi.” sorusu üzerine Başbakan Yıldırım, “Böyle bir şeye ihtiyacımız yok, bizim böyle bir senaryoya, tezgaha ihtiyacımız yok. Biz, milletimizin kararından eminiz. 16 Nisan’da inşallah millet enine boyuna değerlendirecek, ülkemizin geleceği için en güzel kararı verecek.” dedi.

Yıldırım, bunun realitede “evet” oylarına bir katkısının olup olmadığına ilişkin soruya da “Bu mutlaka artısıyla eksisiyle değerlendirilecek. Ben, ‘Bunun hiçbir etkisi olmayacak’ demiyorum. Olumlu, olumsuz yönden değerlendirilecek ama kocaman bir halk oylamasını getirip buraya bağlamak haksızlık olur. Buradaki olay, bizim arzu ettiğimiz bir olay değildi ama olduktan sona da yutkunup, sineye çekeceğimiz bir olay da olamaz. Gereken karşılık verildi, verilmeye de devam edecek.” ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

Categories
Alaturka Gazetesi

“Terör örgütüne destek verenler sığınmacı olamaz”

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Adalet Divanı, terör faaliyetlerini desteklemenin sığınma başvurusunun reddi için yeterli sebep olduğunu belirtti.

Lüksemburg’ta bulunan AB’nin yargı organı Avrupa Adalet Divanı, terör örgütüne yardım etmek suçundan Belçika’da 6 yıl ceza alan Fas vatandaşı Mostafa Lounani’nin sığınma başvurusuna ilişkin kararını verdi.

Mahkeme, Fas İslami Savaşçı Grubunun Belçika’daki hücrelerinde yer aldığı belirtilen Lounani’nin sığınma başvurusunun reddedilebileceğine hükmetti. Kararın, sadece terör eylemi gerçekleştirenleri değil, aynı zamanda yeni üyeler bulanları, saldırı planı yapan kişileri veya saldırılarda kullanılacak ekipmanları taşıyanları da kapsadığı kaydedildi.

– Süreç

Lounani, 2006 yılında Belçika’da tutuklanmış ve pasaport sahteciliği ve Irak’a savaşmaya gitmek isteyenlere sağladığı yardımın nedeniyle 6 yıl hapis cezası almıştı. 2010 yılında Belçika’ya sığınma başvurusunda bulunan Lounani, ülkesi Fas’a döndüğünde “radikal İslamcı” olduğu gerekçesiyle zulme maruz kalacağını iddia etmişti.

Belçika yönetimi, başvuruyu reddetmiş ancak Belçika’daki sığınma ve göçten sorumlu kurum Lounani’nin lehine itirazda bulunmuş, gerekçe olarak da söz konusu Fas vatandaşının kişisel olarak terör eyleminine katılmamasını göstermişti.

Konu Adalet Divanına taşınınca Belçika yönetimi, ceza almasına neden olan eylemlerinin, bir terör örgütünün faaliyetlerine lojistik destek anlamına geldiği ve bunun da sığınma başvurusunun reddi için yeterli sebep olduğunu belirtmişti.

2002 yılında BM’nin terör örgütü kabul ettiği Fas İslami Savaşçı Grubunun, 2003 yılında 33 kişinin öldüğü Fas’ın Kazablanka kentindeki saldırı ile 191 kişinin öldüğü İspanya’nın başkenti Madrid’deki saldırılarla bağlantısının olduğu iddia ediliyor. Grubun Avrupa’daki hücrelerine yönelik operasyonların, kapasitesine büyük ölçüde zarar verdiği değerlendiriliyor.

Categories
Alaturka Gazetesi

Avrupa’da Türk tırlarından alınan geçiş ücreti

LÜKSEMBURG (AA) – Türk tırlarından Avrupa’da geçiş ücreti alınması uygulamasına karşı açılan dava, Avrupa Adalet Divanında görüldü. Duruşmada AB Komisyonu Türk tezleri çerçevesinde alınan ücretin kaldırılması yönünde görüş bildirdi.

İstanbul Lojistik Hiz. Taş. ve Tic. Ltd. Şti’nin, Macar Ulusal Vergi ve Gümrük İdaresi aleyhine açtığı dava, yerel saatle 09.30’da Lüksemburg’ta bulunan mahkemede başladı. Macaristan’ın geçiş belgesinden ücret almasına karşı çıkan şirkete verilen cezaya yaptığı itirazın ele alındığı davada, tarafların 15’er dakikalık açılış konuşmalarının ardından soru cevap bölümüne geçildi.

Türk şirketinin avukatları, Macaristan’ın aldığı geçiş ücretinin AB-Türkiye Ortaklık Konseyi’ne aykırı olduğunu dile getirdi. Geçiş ücreti alınmasının Gümrük Birliği Anlaşmasının malların serbest dolaşımına ilişkin maddesiyle çeliştiği vurgulandı. Ayrıca, sadece Türk tırlarından geçiş ücreti alınmasıyla ayrımcılık yapıldığı, bunun da AB hukukuna aykırı olduğu belirtildi. Mal taşınmasına geçiş ücreti getirilmesinin, Türkiye kaynaklı malların Avrupa’daki fiyatlarını olumsuz yönde etkilediği de kaydedildi.

– AB Komisyonu Türk tarafının tezleri çerçevesinde görüş bildirdi

Macar tarafı ise, alınan geçiş ücretinin taşımacılıkla alakalı olduğu, bunun da hizmet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, dolayısıyla Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde ele alınamayacağını savundu. Konunun bu açıdan AB hukuku değil, Macaristan ile Türkiye arasındaki anlaşmalar çerçevesinde ele alınması gerektiğini öne sürdü. Ayrıca, alınan ücretin çevresel zararların karşılanmasında kullanıldığı ifade edildi.

Macar tarafı, Türk tırlarından alınan verginin neden AB üyesi ülkelerden alınmadığına ilişkin soruyu, “Örneğin Alman tırları, Almanya’da ödüyor. Dolaysıyla bizim almamız gerekmiyor.” şeklinde yanıtlandırdı. Ancak avukatlar, “Almanya’da alınan verginin Macar yollarıyla ilişkisinin ne olduğu yönündeki” soruya cevap vermekte zorlandı.

AB Komisyonu ise, Türk tarafının tezleri çerçevesinde, vergi alınmasının AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Anlaşması 4. ve 5. maddelerine aykırı olduğunu ifade etti. Meselenin Gümrük Birliği çerçevesinde ele alınması gerektiği ifade edilerek, Macaristan’ın da AB üyesi olduğu için bu konudaki yükümlülüklerin Macaristan’ı da bağladığı vurgulandı. Dolaysıyla, geçiş ücretinin kaldırılmasının gerekliliğine işaret etti. Ayrıca, alınan geçiş ücreti nedeniyle, AB ve Türkiye arasındaki ticarette milyarlarca avro kayıp yaşandığı ve ticarete kısıtlama getirdiği belirtildi.

– Karar yıl sonundan önce verilecek

Duruşma yaklaşık iki saat saat sürerken, konuyla ilgili olarak Avrupa Adalet Divanı savcısının görüşünü 6 Nisan 2017’de sunacağı belirtildi. Sene sonundan önce de mahkemenin kararını açıklaması bekleniyor. Daha sonra alınan karar, davayı Avrupa Adalet Divanına taşıyan Macaristan’ın Szeged İdare Mahkemesine gönderilecek.

Türk tarafının davayı kazanması durumunda, geçiş ücreti ödenmediği için verilen cezalara karşı geriye dönük dava açılabilecek. Türk tarafı, sürecin sonunda, emsal teşkil edeceği için sadece Macaristan’ın değil, diğer ülkelerin de aldığı tüm geçiş ücretlerinin kaldırılmasını bekliyor.

Lüksemburg’taki davaya, şirketin üyesi olduğu Uluslararası Nakliyeciler Derneğinin (UND) yanı sıra Ekonomi Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, AB Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) yetkilileri gözlemci olarak katıldı.

– “Tarihi bir ana şahitlik ediyoruz”

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, duruşma sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, Türk taşımacılığı olarak tarihi bir ana şahitlik ettiklerini belirtti. AB Komisyonunun duruşmada net bir şekilde Türk taşımacılığının hakkını teslim ettiğini söyleyen Şener, “Biz hakimlerin tavrını merak ediyorduk; burada hakimler çok doğru sorularla, çok yerinde sorularla konunun haksızlığının çok çıplak bir şekilde ortaya çıkmasını sağladı. Biz bu yolla Türk ihracatının önünün açılacağına inanıyoruz.” dedi.

Kararın takipçisi olacaklarını kaydeden Şener, “Bu yolla Türk ihracatı kazanacak, Türk ekonomisi kazanacak diye umuyoruz.” ifadesini kullandı. Avrupa’nın siyasi tavrı ne olursa olsun köklü ve sağlam bir hukuk geleneği ve bir değerler bütünü olduğuna inandıklarını vurgulayan Şener, “Bu inançla bu davayı açmışlık. Hakimler ve yargı sistemi umuyoruz ki bizi yanıltmaz. Yine yargıya hukuka güvenmeye devam ederiz.” değerlendirmesini yaptı.

– Süreç

UND ve TİM, ilgili bakanlıkların desteğiyle, Macaristan, Avusturya, Bulgaristan, Slovenya, İtalya, Romanya, Yunanistan’a karşı Türk tırlarına uyguladıkları kota ve tarifeler nedeniyle kapsamlı bir mücadele başlattı. Böylece, ikili veya transit geçiş belgesi kotaları, geçiş belgesi ücretleri, profesyonel sürücü vizesi işlemlerindeki karmaşıklık, maliyetler ve kalış süresi kısıtlamaların kaldırılması amaçlandı.

Bu arada Mart 2015’te Macaristan’ın 438 avroluk geçiş ücretini ödemediği için bir tır şoförüne 2 bin 400 avroluk para cezası verildi.

Türk tarafınca Haziran 2015’te AB Komisyonuna gönderilen şikayet dosyasında, söz konusu kısıtlamalar nedeniyle Almanya ve diğer ülkelerle yapılan ticaretin ciddi zarar gördüğü belirtildi.

AB Komisyonu da Temmuz 2015’te yayınladığı Türkiye-AB Karayolu Yük Taşımacılığı Anlaşması Etki Analizinde, sadece geçiş belgesi kotaları nedeniyle Türkiye ve AB arasındaki ticaretinin yılda 3,5 milyar avro kaybettirdiğine vurgu yaptı.

Türkiye’nin en büyük ticaret partneri Almanya güzergahında taşımaları engelleyen kota kaynaklı sorunlara karşı yerel düzeyde idari davalar açılmaya başlandı. Konu ilk olarak, Macaristan ve Avusturya’da mahkemelerin gündemine geldi.

Macaristan’daki davada, anlaşmaya varılamaması üzerine davanın Avrupa Adalet Divanına taşınmasına karar verildi. Adalet Divanı da Ocak 2016’da, üye ülkeler ve AB Komisyonundan görüş istedi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Avrupa Adalet Divanı’ndan “ücretsiz internet” kararı

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Adalet Divanı, ücretsiz kablosuz ağ bağlantısı olan işletmelerin, müşterilerinin gerçekleştirdiği telif hakkı ihlallerinden sorumlu olmadığı kararını aldı.

Avrupa Birliği’nin (AB) en yüksek mahkemesi olan ve Lüksemburg’da bulunan Avrupa Adalet Divanı, kablosuz ağ bağlantısı (WİFİ) bulunan kafe türü işletmelerin, müşterilerin internet kullanımlarından ve telif hakkı ihlallerinden ortaya çıkabilecek davalarda sorumlu olmadıklarına karar verdi.

Karara göre, müşterilerine ücretsiz kablosuz ağ bağlantısı imkanı sunan işletme sahipleri, müşterilerin telif hakkı ihlallerinden sorumlu tutulamıyor. Ancak, bu işletmelerin internet ağlarını şifreyle koruyarak, yaşanabilecek olası ihlalleri de önlemeleri gerekiyor.

Bu dava, 2010 yılında Münih’te ses ve ışık sistemleri satan bir dükkanın sahibi Tobias McFadden’in işletmesindeki ücretsiz internet bağlantısıyla bir müşterinin, telif hakkı Sony Müzik Almanya’ya ait olan bir albümü indirmesiyle başlamıştı. Sony Müzik, sorumluluğu olduğu gerekçesiyle internet bağlantısının sahibi olan McFadden’a dava açmıştı.

Tobias McFadden ise savunmasında, albümü indirmediğini, bir müşterisinin telif hakkı ihlalinde bulunduğunu belirtmişti.

Avrupa Adalet Divanı, McFadden’in bu durumda bir yasal sorumluluğu olmadığına ve işletmenin ücretsiz internet sunmasının ise bir bilişim toplumu hizmeti olduğu yönünde karar vermiş oldu.

Categories
Alaturka Gazetesi

Avrupa Adalet Divanından başörtüsü görüşü

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Adalet Divanı, şirketlerin tüm dini ve siyasi sembollerin giyilmesi veya gösterilmesini yasakladığı sürece başörtülü çalışılmasını da yasaklayabileceği yönünde görüş bildirdi.

Dava, bir güvenlik şirketinde resepsiyonda çalışan Müslüman bir kadının başörtülü olması nedeniyle işine son verilmesinin ardından gündeme geldi. Samira Achbita adlı kadın, şirket aleyhine iki Belçika mahkemesinde dava açtı. Belçika mahkemesi ise, davayı söz konusu yasağın AB kanunlarına uygun olup olmadığına karar vermesi için Avrupa Adalet Divanı’na götürdü.

Bugün Avrupa Adalet Divanı Genel Savcısı Juliane Kokott, kendilerine iletilen bilirkişi raporu çerçevesinde, böyle bir yasağın belli şartlar altında meşru olduğu yönünde görüş bildirdi. Buna göre, şirketler tüm dini ve siyasi sembollerin giyilmesini veya gösterilmesini yasakladığı sürece başörtülü çalışılmasını da yasaklayabilecek.

Kokott, yasağın firmanın siyasi veya dini sembollerin işyerinde gözle görülür bir şekilde ortaya konulmasını engelleyen kuralı temelinde alındığını ve belli bir dine karşı önyargı içermediğini belirtti.

Bağlayıcı olmayan bu görüşün sunulduğu davayla ilgili nihai kararın gelecek aylarda verilmesi bekleniyor.