Türk Sahra Hastanesi Arakanlı hastaların ümidi olmaya devam ediyor

BANGLADEŞ (AA) – Sağlık Bakanlığının desteği ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından Bangladeş’te açılan Türk Sahra Hastanesi, Myanmar'daki katliamlardan kaçarak Cox's Bazar’a sığınan Arakanlıların sağlık hizmetlerinin karşılanmasında önemli rol oynuyor.

AFAD'ın Şubat 2018’de açtığı sahra hastanesi, günde yaklaşık bin hastaya hizmet veriyor. 50 yataklı sahra hastanesinde, kadın ve erkek koğuşlarının yanı sıra, çocuk hastalıkları polikliniği ve yenidoğan ünitesi bulunuyor.

Bölge genelinde yenidoğan ünitelerinin bulunduğu tek sağlık merkezi olan Türk Sahra Hastanesinde, son bir yıl içerisinde 108 bebek dünyaya geldi.

Dahiliye, ortopedi, genel cerrahi, pediatri, pediatrik cerrahi ve anestezi uzmanlarının çalıştığı sahra hastanesinde Arakanlı ve Bangladeşli hemşire ve sağlık çalışanları da görev yapıyor. Hastanede geçen sene bin 215 hasta ameliyat edildi.

Arakanlıların en büyük beklentisinin daha geniş imkanların yer aldığı bir hastane yapımı olduğunu belirten sahra hastanesi çalışanları, AFAD’ın yeni hastane yapımı için görüşmelerini sürdürdüğünü belirtti.

Sağlık çalışanı ve hemşire sayısının sahra hastanesi için yeterli olduğunu belirten doktorlar, hastaların daha iyi koşullarda sağlık desteği alması için prefabrik veya çelik konsorsiyum mekanlara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

  • Hasta sevki sorunu

Myanmar hükümetinin Arakanlı Müslümanları yasal olarak "mülteci" kabul etmesi nedeniyle vatansız konumundaki Arakanlı hastaların başka ülkelere sevk edilerek tedavi görmesine izin verilmiyor.

Bu yasal sorunlardan dolayı durumu ağır olan veya daha iyi koşullarda tedavi görmesi gereken hastalar Bangladeş'in dışına çıkarılmazken, kendi ülkelerine dönüşleri de Myanmar tarafından engelleniyor.

Bölgede Türkiye'nin yanı sıra, Endonezya, Malezya ve Japonya ile Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı sağlık kuruluşları da hizmet veriyor.

Bangladeş'ten Myanmar'a Arakanlı Müslümanların dönüşünün kolaylaştırılması çağrısı

DAKKA (AA) – Bangladeş Myanmar'ı, baskı ve zulümden kaçarak ülkeye sığınan Arakanlı Müslümanların topraklarına geri dönmeleri için temel haklarını sağlamaya ve gönüllü olarak geri dönmelerini teşvik edecek olumlu adımlar atmaya çağırdı.

Bangladeş Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ülkelerini terk etmek zorunda kalan Arakanlı Müslümanların topraklarına geri dönüşünü sağlamak için iki ülke arasında oluşturulan Ortak Çalışma Grubunun Myanmar'ın başkenti Nepido'da düzenlenen dördüncü toplantısında, Myanmar'a, Arakanlı mültecilerin temel haklarının sağlanması çağrısında bulunulduğu bildirildi.

Açıklamada, Bangladeş'in, geri dönenlerin hareket serbestisi ve güvenliğini garanti altına almak da dahil, haklarını sağlamak için yasal ve idari engellerin kaldırılmasının vurguladığı aktarıldı.

Bangladeş'in ayrıca Güneydoğu Asya Ülkeler Birliği (ASEAN) ve ilgili ortaklar da dahil uluslararası toplumun, Arakan eyaletindeki durumu iyileştirme konusuna daha fazla katılımına izin verilmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, daha fazla güven ortamı oluşturmak adına bu aktörler arasındaki eylemlerin koordinasyonu için öneride bulunulduğu ifade edildi.

Açıklamada, iki tarafın da Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanların topraklarına geri dönebilmeleri için vatandaşlık doğrulama sürecini hızlandırma konusunda mutabık kaldığı kaydedildi.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Myanmar'da 1970'lerden bu yana zulüm ve sistematik baskıya uğrayan Arakanlı Müslüman nüfusun büyük çoğunluğu, topraklarını terk ederek bölge ülkelere göç etti.

Ülkede 1982'de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybeden Arakanlı Müslümanlar, "devletsiz" sayılıyor. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından "eziyet gören dini azınlık" olarak kabul edilen Arakanlı Müslümanlar, hem şiddet olaylarına hem de yasal, ekonomik ve toplumsal ayrımcılığa maruz kalıyor.

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

BM'ye göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

Myanmar ve Bangladeş hükümetleri, Arakanlı Müslümanların topraklarına dönüşü için 23 Kasım 2017'de bir anlaşma imzalamıştı.

Anlaşmaya göre, Myanmar'a dönmek isteyenler, Bangladeş'e geçmeden önce Myanmar'da yaşadıklarına dair belge sunmak zorunda ancak 1982'de vatandaşlık hakları ellerinden alınan Arakanlı Müslümanların Myanmar'da kayıtlarının bulunmaması bu süreçte ciddi sorun yaratıyor. Anlaşmada, Bangladeş'e geçen Arakanlı Müslümanlara bu ülkede BM tarafından verilen belgelerin de Myanmar hükümetinin "onay" sürecinden geçmesi gerektiği belirtiliyor.

Katarlı iş insanından Arakanlı ve Yemenli Müslümanlara rekor bağış

CENEVRE (AA) – Katarlı hayırsever iş insanı Şeyh Sani bin Abdullah bin Sani Al Sani, Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanlar ve Yemen'de ülke içinde yerinden edilen siviller için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (BMMYK) 35 milyon dolarlık bağışta bulundu.

BMMYK'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, BMMYK'nın İsviçre'nin Cenevre kentinde bulunan merkezinde, BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi ile Dr. Şeyh Halid bin Sani bin Abdullah bin Sani Al Sani arasında, tarihe geçen bağış anlaşması imzalandı.

Şeyh Halid bin Sani bin Abdullah bin Sani Al Sani anlaşmayı, Katarın önde gelen hayırsever iş insanı Şeyh Sani bin Abdullah bin Sani Al Sani adına imzaladı.

BMMYK ve Katarlı hayırsever iş insanı arasında toplam tutarı 35 milyon 215 bin 260 doları bulan bir yıllık işbirliği anlaşması ve iki hibe anlaşması yapıldı. Bu miktar bir bireyin BMMYK'ye yaptığı en yüksek bağış olarak kayıtlara geçti.

Bağış, BMMYK'nin 2016'da tamamen İslami prensiplere göre kurduğu Zekat programı vasıtasıyla ihtiyaç sahiplerine yönlendirilecek. BM'nin diğer bağış programının aksine Zekat programında yapılan bağışların yüzde yüzü ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor.

  • Grandi'den büyük övgü

Anlaşmaya göre bağış iki bölüme ayrılacak. 13 milyon 260 dolar tutarındaki birinci kısım Yemen'de yerinden edilen, geri dönen ve yerinden edilenlere ev sahipliği yapan yaklaşık 300 bin kişiye çok amaçlı nakit yardımı olarak dağıtılacak.

Bağışın 22 milyon 215 bin dolardan oluşan ikinci kısmı ise Myanmar'da fanatik Budistlerin ve ordunun saldırılarından kaçarak Bangladeş'in Cox's Bazar bölgesine yerleşen tahmini 450 bin Arakanlı Müslümanın sağlık, beslenme ve barınma gibi ihtiyaçları için kullanılacak.

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Grandi, Katarlı hayırseverin yardımını "olağanüstü katkı" olarak niteledi, Al Sani'nin cömert desteğinden çok büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Dr. Şeyh Halid ise korumaya muhtaç insanları desteklemekten şeref duyduklarını kaydetti.

BM'ye göre Yemen'de yaklaşık 22 milyondan fazla insan yardıma ve korumaya ihtiyaç duyuyor.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

BM'ye göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

BM'den Arakanlı Müslümanlara karşı savaş suçu uyarısı

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM), Myanmar ordusunun Arakan eyaletinde Müslümanlara yönelik saldırılarını kınayarak, kendi halkına yönelik saldırıların savaş suçu olabileceği uyarısında bulundu.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Sözcüsü Ravina Shamdasani, BM Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, "Arakan eyaletinde son haftalarda yoğunlaşan çatışmalardan çok büyük rahatsızlık duyuyoruz." dedi.

"Myanmar ordusunun ayrım gözetmeyen ve sivilleri doğrudan hedef alan saldırılarını kınıyoruz." ifadesini kullanan Shamdasani, Arakan eyaletinde Arakan Ordusu örgütüyle Myanmar ordusu arasındaki çatışmaların yoğunlaşmasından dolayı sivillerin öldürülmesi, evlerin yakılması, keyfi tutuklamalar, kaçırma, sivil bölgelerde ayrım gözetmeksizin ateş açılması ve kültürel varlıklara zarar verilmesi gibi güvenilir kaynaklardan raporlar edindiklerini bildirdi.

Sözcü Shamdasani, tüm bu sivillerin Arakanlı Müslümanlar olduğunun altını çizdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin bölgeye hala erişim izni olmadığını vurgulayan Shamdasani, edindikleri güvenilir bilgilere göre, son haftalarda çatışmaların Arakan eyaletinin Buthidaung, Rathedaung, Kyauktaw, Mrauk-U, and Sittwe kasabalarında yoğunlaştığını aktardı.

  • "En az 7 Müslüman katledildi"

Shamdasani, bölgedeki çatışmalardan dolayı 20 bin sivilin de yerinden edildiğini ifade ederek, şiddetin siviller açısından dayanılmaz boyutlara geldiğine vurgu yaptı.

Bölgede en son 3 Nisan'da iki ordu helikopterinin Buthidaung kasabasının Hpon Nyo Leik köyünde en az 7 Arakanlı Müslümanı katlettiğini dile getiren Shamdasani, sahadan edindikleri bilgiye göre en az 18 sivilin de yaralandığını kaydetti.

Shamdasani, taraflara acilen çatışmalara son vermesi çağrısında bulunarak, şöyle konuştu:

"Uluslararası toplum, önceki yıllarda sivillere karşı işlenen suçların hesabının sorulması için adımlar atmasına rağmen, Myanmar ordusu yine kendi sivillerine karşı savaş suçu oluşturabilecek saldırılarını sürdürüyor. Cezasız bırakılmanın sonuçları ölümcül olmaya devam edecek."

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

BM'ye göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

BM'den Arakanlı Müslümanların iadesi için kimlik kartı vurgusu

DAKKA (AA) – Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Myanmar'daki baskı ve zulümden kaçarak Bangladeş'in güneyindeki kamplara sığınan Arakanlı Müslümanlardan topraklarına güven içinde geri dönebilmeleri için geçerli kimlik kartları almalarını istedi.

BMMYK'den yapılan basın açıklamasında, Koruma Konularından Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Volker Türk'ün Bangladeş'in başkenti Dakka'da, Arakanlı Müslümanların Myanmar’a gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde geri dönebilmesi için gerekli koşulların sağlanması konusunda ilgili Bangladeşli yetkililerle üst düzey görüşmelerde bulunduğu bildirildi.

Şimdiye dek 125 binden fazla mültecinin kayıt yaptırdığı ve kimlik kartı aldığının belirtildiği açıklamada Türk'ün, "Bu kartlar, (Arakanlı Müslümanların) kimliklerini ve Myanmar'a geri dönüş haklarını korumak için önemli araçlar." ifadesi aktarıldı.

Açıklamaya göre, "Arakanlı Müslümanların, dünyadaki 'devletsiz' mültecilerin büyük çoğunluğunu oluşturduğuna" dikkati çeken Komiser Yardımcısı Türk, "Bunların çoğu uygun kimlik belgelerine asla sahip olamadı." dedi.

Kadınlara ve çocuklara özel ihtimam gösterilmesi gerektiğini belirten Türk, "Arakanlı Müslümanların yaşadığı kamplardaki yarım milyondan fazla genç kız ve erkekle birlikte, evlerine geri döndüklerinde Arakanlı Müslümanların geleceğini güvenceye almak ve enerjilerini anlamlı ve üretken faaliyetlere yönlendirmek için artık daha fazla mülteciye daha fazla fırsat sunmamız gerekiyor." diye konuştu.

Türk, ayrıca, Arakanlı Müslümanların, Bangladeşli ev sahibi toplumların yaşantısı üzerindeki etkilerinin de ele alınması gerektiğini vurguladı.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Myanmar'da 1970'lerden bu yana zulüm ve sistematik baskıya uğrayan Arakanlı Müslüman nüfusun büyük çoğunluğu, topraklarını terk ederek bölge ülkelere göç etti.

Ülkede 1982'de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybeden Arakanlı Müslümanlar, "devletsiz" sayılıyor. Birleşmiş Milletler tarafından "eziyet gören dini azınlık" olarak kabul edilen Arakanlı Müslümanlar, hem şiddet olaylarına hem de yasal, ekonomik ve toplumsal ayrımcılığa maruz kalıyor.

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

Birleşmiş Milletlere (BM) göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

BM Özel Raportörü Lee'den “Myanmar ordusu UCM'de yargılansın” çağrısı

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Myanmar Özel Raportörü Yanghee Lee, Myanmar ordusu mensuplarının Arakanlı Müslümanlara karşı işledikleri suçlardan dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanmak zorunda olduğunu söyledi.

Lee, BM Cenevre Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısında, "Uluslararası toplum, Myanmarlı kurbanlar ve adalet için çalışmaya devam etmek zorunda. Şuna kesinlikle inanıyorum ki Myanmar'daki durum, BM Güvenlik Konseyi, taraf devletler ya da bir grup ülke tarafından UCM'ye havele edilmek zorunda." dedi.

Özel Raportör Lee, Myanmar'daki insan hakları ihlallerinin UCM'ye havale edilememesi durumunda, Myanmar'daki suçluların yargılanması için "uluslararası bağımsız" bir mahkeme kurulması tavsiyesinde bulundu. Lee, kendi tercihinin ise UCM olduğunu vurguladı.

"Uluslararası toplum, Myanmar'daki (insan hakları) durumu UCM'ye götürmekte başarısız olursa oturup bir mucize bekleyemeyiz." diyen Lee, Myanmar ordusunda ağır insan hakları ihlalleri yapan personelin bir şekilde kurulacak uluslararası bir mahkemede yargılanması gerektiğinin altını çizdi.

Myanmar ordusunun, ülkenin kuzeyindeki Arakan eyaletinde geçmişte de şimdi de yaptığı insan hakları ihlallerinin savaş suçu olabileceğine dikkati çeken Lee, bölgedeki Arakanlı Müslümanların yerlerinden edilmesinden de en büyük menfaati yine ordunun elde ettiğini vurguladı.

  • Myanmar'da 400-500 bin Arakanlı Müslüman kaldı"

Lee, UCM Savcılık Ofisinden bir ekibin, Bangladeş'teki Arakanlı Müslümanların durumuyla ilgili devam eden ön inceleme kapsamında bu ülkede çalışmasına da değinerek, "Çok umutluyum. Bu benzeri görülmemiş bir şey. Bu ileriye doğru küçük bir adımdır ama bunun adaletin önünü açmasını diliyorum." diye konuştu.

Bir soru üzerine Lee, Arakan eyaletinde kalan Müslümanların sayısını kimsenin bilmediğini, bölgede 400-500 bin arası Arakanlı Müslümanın yaşadığını tahmin ettiklerini aktardı.

Lee, Myanmar Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanlığından Sorumlu Devlet Bakanı Aung San Suu Çii'den umudunu kaybedip kaybetmediğine ilişkin soruya ise "O bir siyasetçi. Siyasetçi olarak bir kez seçildiniz mi amacınız bir sonraki seçimde yine seçilmek." karşılığını vererek Suu Çii'yi üstü kapalı eleştirdi.

  • "Tam vatandaşlık hakkı istiyoruz"

Öte yandan, BM Cenevre Ofisi'nde bir ilk yaşandı. Bangladeş'in Cox Bazar bölgesindeki kamplara sığınan Arakanlı iki Müslüman da Lee'ye basın toplantında eşlik etti.

Basın toplantısında konuşan Hamide Hatun, kocasının ve pek çok aile ferdinin Arakan eyaletinde Myanmar güvenlik güçlerince öldürüldüğünü, kendisinin de Bangladeş'e sığınmak zorunda kaldığını dile getirdi.

Hatun, tüm dünyaya çağrıda bulunarak, "Arakanlı Müslümanlar için adalet istiyoruz. Onurlu ve güvenli bir şekilde ülkemize dönmek ve vatandaşlık haklarımızın tam olarak verilmesini istiyoruz. Ayrıca, eğitim haklarından tam olarak faydalanmak istiyoruz." dedi.

  • "Gidecek bir evim yok"

Kamptan gelen Muhip Ullah ise "Şimdi siz bu toplantıdan sonra evlerinize gideceksiniz ama benim gidecek bir evim yok. Ben de buradan Cox Bazar'daki barınağıma gideceğim. Hepinizi oraya davet ediyorum. Gelin orada halimizi görün." ifadesini kullandı.

Ullah, BM'de Myanmar ile ilgili sürekli kararlar alındığını ama tüm bu süreçlerde kendilerine asla yer verilmemesini eleştirerek, Arakanlı Müslümanlar olarak BM'den çok söz yerine daha fazla icraat beklediklerini ifade etti.

  • Bangladeş'in kararına tepki

Bu arada, Cenevre'de devam eden İnsan Hakları Konseyi'nin 40'ıncı oturumunda da konuşan Özel Raportör Lee, Bangladeş hükümetinin nisanda 23 bin Arakanlı Müslümanı, izole durumdaki "Bhasan Char" adlı adaya transfer etme kararına tepki gösterdi.

Lee, bu karardan büyük endişe duyduklarını, adanın yaşam koşulları için elverişli olmadığı ve kararın yeni bir krizin kapısını arayabileceği uyarısında bulundu.

UCM ofisinden geçen hafta yapılan yazılı açıklamada, savcılık ofisinden bir ekibin, Myanmar ve Bangladeş'teki Arakanlı Müslümanların durumuyla ilgili devam eden ön inceleme kapsamında çalışacağı belirtilmişti.

UCM, geçen eylülde Myanmar'ın Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği suçlarla ilgili ön inceleme başlattığını duyurmuştu.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

UCM ekibi Bangladeş'te

DAKKA (AA) – Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcılık ofisinden bir ekibin, Myanmar'daki baskı ve zulümden kaçarak Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanların yaşadığı kampları ziyaret ettiği bildirildi.

UCM ofisinden yapılan yazılı açıklamada, ekibin, Myanmar ve Bangladeş'teki Arakanlı Müslümanların durumuyla ilgili devam eden ön inceleme kapsamında çalışacağı belirtildi.

Açıklamada, "Bir ön inceleme, bir soruşturma değildir. Ön incelemeler kapsamında yapılan bu tür ziyaretler standart uygulamadır ve ekip, iddia edilen herhangi bir suçla ilgili olarak herhangi bir delil toplamayacak." ifadesine yer verildi.

Açıklamada, ayrıca Bangladeş ve Myanmar'daki Arakanlı Müslümanların durumuyla ilgili yapılan bağımsız ve tarafsız ön incelemenin normal seyrinde devam ettiği kaydedildi.

  • UCM Myanmar'ın işlediği suçlara ön inceleme başlatılmıştı

UCM, geçen yıl eylülde, Myanmar'ın Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği suçlarla ilgili ön inceleme başlattığını duyurmuştu.

UCM Savcısı Fatou Bensuda, yaptığı yazılı açıklamada, 700 bin Arakanlı Müslüman'ın Bangladeş'e tehcir edildiği iddiası ile ilgili yeterli delilin toplanabilmesi ve soruşturma açılabilmesi için ön inceleme başlattığını bildirmişti.

Myanmar'ın UCM'ye üye olmadığını fakat söz konusu suçların kısmen işlendiği Bangladeş'in üye olmasından dolayı yargının yetkisini kullanabileceğini vurgulayan Gambiyalı savcı, "Ofisim, Roma Statüsü'nün 7. maddesi kapsamındaki diğer suçların, zulüm suçları ve diğer insanlık dışı eylemler gibi mevcut duruma uygulanabilir olup olmayacağını değerlendirecektir." ifadesini kullanmıştı.

  • Arakan'a engelsiz erişim çağrısı

Burma (Myanmar) İnsan Hakları Ağı (BHRN), Myanmar hükümetine, sivil toplum kuruluşlarının Arakan eyaletine engelsiz ve tam erişim sağlamasına izni verilmesi çağrısında bulunmuştu.

Merkezi Londra'da bulunan BHRN tarafından geçen hafta yapılan açıklamada, Myanmar'da Arakanlı Müslümanları hedef alan saldırıların yeniden başladığı 2017'nin Ağustos ayından bu yana, özellikle Buthidaung, Rathedaung ve Maungdaw kasabalarında halkın yaygın şekilde gıda ve tıbbi yardım sıkıntısı içinde olduğu aktarılmış ve
"köylülerden, muzdarip oldukları gıda kıtlığı, hastalık ve ıstırapla ilgili düzenli raporlar" alındığı belirtilmişti.

  • İslam İşbirliği Teşkilatından Myanmar kararı

Öte yandan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Uluslararası Adalet Divanı'nı (UAD), Myanmar'daki Arakanlı Müslümanların yasal haklarının tanınması için harekete geçirme yönündeki kararı oy birliği ile kabul etmişti.

Bangladeş Dışişleri Bakanlığının "önemli bir diplomatik atılım" olarak nitelendirdiği kararın, 1-2 Mart'ta düzenlenen 46. İİT Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısının son oturumunda kabul edildiği bildirilmişti.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

İslam İşbirliği Teşkilatından Myanmar kararı

DAKKA (AA) – İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Uluslararası Adalet Divanı'nı (UAD), Myanmar'daki Arakanlı Müslümanların yasal haklarının tanınması için harekete geçirme yönündeki kararı oy birliği ile kabul etti.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin Abu Dabi kentinde düzenlenen 46. İİT Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısının ardından Bangladeş Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İİT'nin, Myanmar'daki Arakanlı Müslümanların yasal haklarının tanınması ve bu topluluğa karşı işlenen suçların sorumlularının adalet önünde hesap vermesi için UAD'ye harekete geçme çağrısı yapan kararı oy birliği ile kabul ettiği belirtildi.

Açıklamada, Myanmar'a karşı UAD aracılığıyla yasal bir yol izlenmesi yönündeki kararın, ülkedeki Arakanlı Müslümanların maruz kaldığı insan hakları ihlallerinin ve insanlığa karşı suçların sorumlularının hesap vermesi amacıyla uzun müzakerelerin ardından alındığı kaydedildi.

Bakanlığın "önemli bir diplomatik atılım" olarak nitelendirdiği kararın, 1-2 Mart tarihlerinde düzenlenen 46. İİT Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısının son oturumunda kabul edildiği bildirildi.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

Birleşmiş Milletlere (BM) göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

Myanmar hükümetine Arakan'a yardım ulaştırma çağrısı

ANKARA (AA) – Burma (Myanmar) İnsan Hakları Ağı (BHRN), Myanmar hükümetine, sivil toplum kuruluşlarının Arakan eyaletine engelsiz ve tam erişim sağlamasına izni verilmesi çağrısında bulundu.

Merkezi Londra'da bulunan BHRN tarafından yapılan açıklamada, Myanmar'da Arakanlı Müslümanları hedef alan saldırıların yeniden başladığı 2017'nin Ağustos ayından bu yana, özellikle Buthidaung, Rathedaung ve Maungdaw kasabalarında halkın yaygın şekilde gıda ve tıbbi yardım sıkıntısı içinde olduğu aktarıldı.

Açıklamada, "köylülerden, muzdarip oldukları gıda kıtlığı, hastalık ve ıstırapla ilgili düzenli raporlar" alındığı belirtildi.

BHRN Direktörü Kyaw Win, "Myanmarlı yetkililer, sivilleri yardımlardan mahrum etmek konusundaki acımasızlık ve vurdumduymazlıklarında sınır olmadığını göstermeye devam ediyor. Uluslararası toplum, 2017'den bu yana yardımların ulaştırılmasının kısıtlandığı Arakan'da yayılması muhtemel açlık ve hastalıkları görmezden gelemez." dedi.

Ontario Uluslararası Kalkınma Ajansı tarafından geçen yıl ağustosta yayımlanan araştırma raporuna göre, Myanmar ordusu tarafından Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddet eylemelerinin başladığı 2017'nin Ağustos ayından sonra 24 binin üzerinde Arakanlı Müslüman katledildi.

Raporda, Myanmar güçlerince, 40 binden fazla Arakanlı Müslümanın silahla yaralandığı, yaklaşık 115 bininin darp edildiği, 35 bin Arakanlı Müslümanın ise ateşe atıldığının sanıldığı kaydedilmişti.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmıştı.

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş, ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.

Japonya'dan Bangladeş'teki Arakanlı Müslümanlara yardım

DAKKA (AA) – Japonya hükümetinin, Myanmar'daki saldırılardan kaçarak Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanlar ve bölgede yaşayanlar için yaklaşık 32,5 milyon dolar yardım yapacağı bildirildi.

Bangladeş'in başkenti Dakka'daki Japonya Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, Japon hükümetinin, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla Cox's Bazar kentindeki kamplara sığınan Arakanlı Müslümanları ve bölgedeki ev sahibi toplulukları desteklemek için insani yardımı artıracağı ve yaklaşık 32,5 milyon dolarlık ilave yardımda bulunacağı belirtildi.

Kararın 7 Şubat'ta alındığının ifade edildiği açıklamada, Japon hükümetinin, Arakanlı Müslümanların Bangladeş'e kitleler halinde sığınmaya başladığı Ağustos 2017'den bu yana yerlerinden olan bu insanlara yardımcı olmaları için uluslararası kuruluşlara yaklaşık 50,2 milyon dolar bağışta bulunduğu ve söz konusu ilave destekle toplam yardımın yaklaşık 82,7 milyon dolara ulaştığı aktarıldı.

Japonya tarafından sağlanan yardımın, bölgede kampların düzenlemesi ve ormanlık alanların yeniden canlandırılması ile gıda, barınak, tıbbi hizmet ve eğitim sağlanması gibi konularda bir takım uluslararası kuruluşlara yardımcı olacağı kaydedildi.

Söz konusu kuruluşlar arasında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmis Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi (UNWomen), Dünya Gıda Programı (WFP), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Eğitim İçin Küresel Ortaklık (GPE), Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) yer alıyor.

  • Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 745 bine ulaştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.

Bangladeş ülkedeki Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçerken, uluslararası medya ve yardım kuruluşlarının Arakan bölgesine girişini ciddi oranda kısıtlayan Myanmar hükümeti ise Arakanlı Müslümanların dönüşlerine ilişkin verdiği sözleri yerine getirmedi.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

İnsan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanların güvenli ortam sağlanmadan Myanmar'a dönmelerinin yeni bir etnik temizlik kampanyasına yol açacağı endişesini taşıyor.