CW Enerji'den Antalya'ya 2,5 megavatlık güneş santrali

ANKARA (AA) – Güneş paneli üreticisi CW Enerji tarafından, Antalya ili Manavgat ilçesinde inşa edilen toplam 2,5 megavat kurulu güce sahip arazi tipi güneş enerjisi santralinin (GES) geçici kabulü tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, şirketin yüklenici firma olarak panel tedariği, mühendislik ve uygulama çalışmaları gerçekleştirdiği proje, 36 günde tamamlandı ve 12 Kasım'da alınan geçici kabulüyle işletmeye hazır hale getirildi.

CW Enerji, arazi tipi GES projesinin kurulumunda 9 bin 108 adet güneş paneli ve 34 adet inverter kullandı.

Projeyle yılda ortalama 2 bin 188 hanenin elektriği yenilenebilir enerjiyle karşılanabilecek. Yılda yaklaşık 2 bin 907 ton karbondioksit ve 8,75 ton kükürtdioksit gazı emisyonunun azaltılması da mümkün olacak.

CW Enerji tarafından son dönemde anahtar teslimi kurulan toplam 12,5 megavatlık GES santralleriyle yılda ortalama 10 bin 938 hanenin elektriği yenilenebilir enerjiden karşılanıyor.

Advertisements

“Türkiye'nin Yıldızları”: Dilara Lokmanhekim

İSTANBUL (AA) – HİLMİ SEVER – İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un milli judocusu Dilara Lokmanhekim, yaşadığı ağır sakatlıklara rağmen spordan kopmadı ve Türkiye'yi başarıyla temsil etmeye devam ediyor.

Gençler ve büyükler kategorilerinde 3 Avrupa şampiyonluğu, bir Avrupa üçüncülüğü ve bir dünya ikinciliği bulunan Dilara, pes etmeyen yapısı ve zorlukların üstesinden gelişiyle gençlere örnek bir duruş sergiliyor.

Judo sevgisiyle, ailesini Antalya'dan İstanbul'a taşınmaya mecbur bırakan Dilara, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken zaman zaman da gözyaşlarına hakim olamadı.

Küçük yaşta birçok spor branşında kendini denediğini anlatan 24 yaşındaki sporcu, judoya başlama serüvenini şu sözlerle anlattı:

"Bir gün judo hocası okula geldi ve judoyu tanıttı. Judo hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve kafamda bir merak uyandı. Eve gidince anneme söyledim. Annem 'Judo ne, nasıl bir spor?' dedi. Gitmek istediğimi söyledim ve o akşam birlikte judoya gittik. Minderde, sokakta, okulda, evde oynadığın oyunlardan çok farklı bir atmosfer vardı. Çok sevdim. Arkada da abiler, ablalar judo yapıyorlar, birbirlerini pat küt diye atıyorlar. Açıkçası annem biraz korktu. Eve döndüğümüzde, 'Dilara bu spor hiç kızlara göre bir spor değil, bir daha judoya gitmeni istemiyorum. En azından görmüş oldun, merakını giderdin, tamam.' dedi. Ama ben sürekli judoya gitmek istediğimi söylüyordum. Babam ilk başta bu konuda çok destek oldu, o götürmeye başladı. Ondan sonra devam ettim ve minderden kopamadım."

Judoya başladıktan 3 ay sonra Antalya seçmelerinde ilk madalyasını kazandığını belirten Dilara, "Beklentim yoktu, judo nedir çok fazla bilmiyordum. Judoya başladıktan 3 ay sonra bronz madalya kazandım, küçük bir çocuğun heyecanıyla çok büyük bir başarıydı. Tüm gün madalya boynumda dolaştım, inanılmaz mutlu oldum. Beni tetikleyen şeylerden bir tanesiydi. O yaşta çocuğun kendine ait başarı kazanması gerçekten inanılmaz bir duygu." ifadelerini kullandı.

Bir süre sonra Antalya'daki antrenmanların kendine yetersiz gelmeye başladığını anlatan milli judocu, "Ailemle konuştum, 'Bu işi yapmak istiyorum, başarabileceğime inanıyorum, çok seviyorum ve devam etmek istiyorum.' dedim. Kendim için bir adım atmam gerekiyordu. Ailem de benim için İstanbul'a taşınabileceklerini söylediler. İstanbul'daki hocalarımızla görüştüm ve buraya transfer oldum. Ondan sonra asıl başarı hikayem başlıyor." şeklinde konuştu.

– Bırakmayı düşündü ama pes etmedi

İstanbul'daki ilk yıllarının zorlu geçtiğini aktaran Dilara, ailesinin İstanbul'a gelmesinin sorumluluğunu hep üzerinde hissettiğini şu sözlerle anlattı:

"İstanbul'da ilk senem çok iyi geçmedi, diyebilirim. Avrupa kupalarında madalya aldım ama yine Avrupa şampiyonasına gidip ilk turda kaybettim. İstanbul'a alışma süreci de vardı, çok zorlanmaya başladım. O zaman bir pes etme noktası geldi diyebilirim. Düşünüyordum, 'Acaba yapamayacak mıyım, ailemi buraya boşuna mı getirdim, onlara söyleyip geri dönmeli miyim…' Böyle düşünceler kafamdan geçmeye başladı. Daha sonra dedim ki 'Bir kere daha dene.' Bir sene boyunca çok fazla çalıştım, çok fazla antrenman yaptım. 2012 senesi boyunca çok güzel başarılar elde ettim, yaşadığım en güzel duygulardı diyebilirim."

– "Babaanneme göre judo hala erkek sporu"

"Okul arkadaşlarımızla konuştuğumuz zaman bana dedikleri şey, 'Dilara seninle gurur duyuyoruz. Çünkü sen çocukluk hayalini gerçekleştirdin. Bu herkesin yapabileceği bir şey değil.' oluyor." sözlerini kullanan Dilara, judoya ilk başladığı dönemde yakın çevresinin tepkileri hakkında şöyle konuştu:

"Annem biraz tepki göstermişti, erkek sporu diye ama bu sadece kafada kalıplaşmış bir şey. İşin içine girdiğimiz zaman böyle olmadığını anlıyoruz. Tabii ki annem de bunu anladı. Babaanneme göre judo hala erkek sporu. Her geldiği zaman artık sen bu sporu bırak gibi konuşmalar yapıyor. Çok fazla sakatlık oluyor, çok fazla antrenman yapıyoruz. Vücudumuzu çok fazla zorluyoruz, çok fazla yıpranıyoruz ama insan sevdiği işi yaptıktan sonra bence her şeye değer."

– Üst üste gelen sakatlıklar

Küçük yaşta olmasına rağmen büyükler kategorisinde Türkiye şampiyonluğunu kazandığını hatırlatan Dilara, "Bu sayede ilk defa büyüklerle kamplara gitmeye başladım, orada olimpiyatlara giden sporcularla maç yapma şansı buldum. Onlarla maç yaptıkça arada çok büyük bir fark olmadığını gördüm. Bu öz güvenimi arttırdı. Bu beni başarıya doğru tetikleyen adımlardan bir tanesi oldu. Gençlerde girdiğim yarışlar çok kolay gelmeye başladı. Gençlerde Avrupa şampiyonu oldum, daha sonra 23 yaş altında da Avrupa şampiyonu oldum. İki ay arayla bir alt ve üst kategoride Avrupa şampiyonu oldum." şeklinde konuştu.

Üst üste katıldığı yarışların vücudunu çok zorladığını aktaran Dilara, yaşadığı sakatlıkları ve 2016 Rio Olimpiyat Oyunları'nda ilk turda elenmesini gözyaşları içinde şöyle anlattı:

"Vücudumu zorladıkça sakatlanmaya başladım. 2013 senesinde ön çapraz bağım koptu, ameliyat oldum. Herkesin başına geldiğini öğrendim. Ameliyattan sonra katıldığım ilk turnuvada bronz madalya kazandım. Gençlerde Avrupa şampiyonu, sonrasında dünya ikincisi oldum. 2015'te World Masters'ta bronz madalya kazandım. Olimpiyat ayarında, hatta daha zor bir turnuva diyebiliriz. Çünkü olimpiyata 22 kişi katılıyor, World Masters'a sadece dünya sıralamasında ilk 16 davetle katılıyor. Bronz madalya kazandım, Türkiye'ye World Masters'ta ilk madalyasını getirdim. 2016 Büyükler Avrupa Şampiyonası'nda bronz madalya kazandım ve olimpiyatı garantilemiş oldum. Olimpiyattan bir buçuk ay önce yine World Masters'a katıldım. İlk turda Arjantinli, ikinci maçımda Koreliyi eledim. Bir ay sonra yapılan olimpiyatta, World Masters'ta ilk turda yendiğim Arjantinli rakibim şampiyon oldu. Koreli rakibim ikinci oldu. Olimpiyat oyunlarında ilk turda elendim, bu benim için gerçekten büyük bir hayal kırıklığı. Çok zor yani…"

Judo'nun diğer bireysel sporlardan ayrıldığını savunan Dilara Lokmanhekim, "Halterde ya da atletizmde aşağı yukarı kaçıncı olacağınız bellidir. Ama bizde öyle değil, olimpiyata gitmeden son dünya şampiyonunu yenmişim, orada ilk turda elendim. Omzum olimpiyata gitmeden önce sürekli çıkıyordu, yalama olmuştu. Ameliyat oldum, o süreci zor atlattım. İsteksizlikler oldu, omuz ameliyatı çok acılı bir süreçti. Bir şekilde geri döndüm. İslam Oyunları'na hazırlanırken bir hafta kala, bu sefer ön çapraz bağım koptu. Bitmedi, sonra bir tane daha. İslam Oyunları'nda bağlarım kopuktu, bacağım tutmuyordu ama orada bir şekilde yarıştım. İslam oyunlarında 5. oldum. Takımlarda altın madalya kazandık." ifadelerini kullandı.

– "Dirseğim elimde ambulansı bekledim"

Yaşadığı sakatlıklar nedeniyle bir dönem sporu bırakmayı düşündüğünü anlatan Dilara, şu sözleri kullandı:

"İslam Oyunları dönüşünde ön çapraz bağ ameliyatı oldum. Çok zorlandım, devam etmeyle etmemek arasındaki ince çizgideydim. Antrenörlerim ve ailemin desteğinin yanında psikolojik destek aldım. Toparlandım ama 1 ay önce yapılan dünya şampiyonasına hazırlanırken bu kez bir sporcu antrenmanda ters bir şekilde kolumun üzerine düştü ve dirseğim çıktı. Bu sefer çok farklı geldi. Dirseğim elimde ambulansı bekledim. Dünya şampiyonasına gidemedim. Yine aynı süreçler. Tedavi, toparlanma, iyileşme. Yine insanın aklına geliyor, artık tamam mı Dilara, diye. Ama hayır. Şimdi iyiyim. Tekrar başladım, şu an yurt dışı yarışlarına hazır olmadığım için girmiyorum. Türkiye şampiyonasında 2 ay sonra yarışacağım. Önümüzdeki sezon sakatlıksız bir şekilde yarışmaya başlayacağım."

– "Hedefim 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda madalya kazanmak"

Yurt dışı yarışlarında eski yerini almak istediğini vurgulayan Dilara, hedeflerini şu sözlerle açıkladı:

"Olimpiyatlar için puan toplamak istiyorum. Hedefim 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda madalya kazanmak. Tamamen oraya odaklanıp bu sefer madalyasız dönmek istemiyorum. Judoda madalyanın rengi şu olur, demek çok zor. Herkes altın için mücadele ediyor ama o kadar ince bir çizgi oluyor ki. Fiziksel olarak herkes en iyi şekilde gidiyor ama kafa olarak kim daha iyi odaklanmış ve rakibinin hatasını daha iyi görürse o altın madalyaya ulaşır. Aslında kürsüye çıkan tüm sporcular birbirine çok yakın, arada uçurum bir fark yok."

Türk büyük usta, satrançta El Salvador'un kaderini değiştirdi

ANTALYA (AA) – SİNAN ÖZMÜŞ – Türkiye'nin 13. büyük ustası (GM: Grand Master) Mert Erdoğdu'nun antrenörlüğünü yaptığı El Salvador Kadın Milli Takımı, 43. Dünya Satranç Olimpiyatı'nda ilk altın madalyasını kazanarak tarihi bir başarı elde etti.

Milli sporcu Erdoğdu (39), satrançta 2005'te Akdeniz Oyunları ve 2016'da Türkiye şampiyonu olmasının ardından, 2017 yılında Türkiye'nin 13. büyük ustası olmayı başardı.

Sporcu olarak yaklaşık 10 yıl milli takımda mücadele eden Erdoğdu, 23 Eylül-6 Ekim tarihlerinde Gürcistan'da düzenlenen 43. Dünya Satranç Olimpiyatı'nda ise Dünya Satranç Federasyonunun (FIDE) görevlendirmesiyle El Salvador Kadın Milli Takımı'na antrenörlük yaptı.

Erdoğdu yönetiminde, yaşları 17 ila 20 arasındaki El Salvador Kadın Milli Takımı, mücadele ettiği 1600-1800 rating kategorisinde birinci olmayı başardı.

– 15 yaşında satranca başladı

Milli sporcu Mert Erdoğdu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küçük yaşlarda satranca ilgi duyduğunu ancak ailesinden destek göremediği için bu spora başlayamadığını söyledi.

Yatılı okuduğu lisede 15 yaşındayken satranca başlayabildiğini ifade eden Erdoğdu, satranç oynayan kişilerin sadece zeki olmasının yetmediğini, aynı zamanda çok çalışması gerektiğini vurguladı.

Erdoğdu, çeşitli ulusal ve uluslararası yarışmalarda birçok dereceler elde ettiğini vurgulayarak, aktif olarak spor yaşantısını devam ettirmenin yanında Kocaeli'de kendisine ait satranç eğitim merkezinde sporcu yetiştirdiğini anlattı.

– "Olimpiyat altın madalyası her zaman başınıza gelen bir şey değil"

FIDE'nin satrançta yeteri kadar iyi olmayan ülkelere olimpiyatlarda yardımlarda bulunduğunu dile getiren Erdoğdu, El Salvador Kadın Milli Takımı'na da destek olmak için kendisinin antrenör olarak görevlendirildiğini belirtti.

Erdoğdu, o zamana kadar El Salvadorlu hiç kimseyi tanımadığını anlatarak, şöyle konuştu:

"Kızlar genç ve öğrenmeye heveslilerdi. Beni dinlediler, üzerine de çalıştılar. Takım için turnuva ilk başta iyi başlamadı. Sonra iyi sonuçlar gelmeye başlayınca bayağı bir heyecanlandık. Son yarışmadan sonra birbirimize sarıldık. Çok mutlu olduk. Hala El Salvador'daki televizyonlarda röportajları yayımlanıyor. Popüler oldular. Onlar için çok güzel oldu. Ben de aynı zamanda öğretmen olduğum için benim için de çok güzel bir şeydi. Böyle bir olimpiyat altın madalyası her zaman başınıza gelen bir şey değil. O yüzden ben de çok memnunum."

Mert Erdoğdu, ilerleyen yıllarda başka ülkelerden teklif gelmesi halinde antrenörlük yapmayı düşündüğünü sözlerine ekledi.

Antalya'da cinayet

ANTALYA (AA) – Antalya'nın Kepez ilçesinde evde tabancayla vurulan kişi yaşamını yitirdi.

Alınan bilgiye göre, Barış Mahallesi 2901 Sokak'taki apartman dairesinden gelen silah seslerini duyan çevredekiler durumu polis ve 112 Acil Servis'e bildirdi.

Olay yerine gelen sağlık ekipleri, evde ağır yaralı bulunan İlkay Polat Sağir'e (32) müdahalede bulundu ancak kurtaramadı.

Sağir'in cesedi, incelemenin ardından Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

Görgü tanıklarının ifadelerine başvuran ve çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polisler, katil zanlısının C.G'nin olduğunu belirledi.

Aracıyla olay yerinden kaçan zanlı, Kepez ilçesinde polis ekiplerince yakalandı.

C.G'nin, ayrıldığı eşiyle ilgili konuşmak için evine çağırdığı Sağir ile tartıştığı ve tabancayla vurduğu belirtildi.

Okuldan dönen C.G'nin çocukları, bakıcıları tarafından olay yerinden götürüldü. Çocukların bakıcıya "Babam nerede?" diye sorması dikkati çekti.

“VAR, futbolun önüne geçiyor”

ANTALYA (AA) – SİNAN ÖZMÜŞ – Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) Başkanı İsmail Dilber, Spor Toto Süper Lig'de bu sezon uygulanmaya başlanan Video Yardımcı Hakem (VAR) sistemine ilişkin, "VAR, futbolun önüne geçiyor. En büyük tehlike de budur. Hep VAR'ı konuşuyoruz." dedi.

Dilber, AA muhabirine yaptığı açıklamada, teknolojinin statlara VAR ile girdiğini, sadece Türkiye'de değil dünyanın birçok ülkesinde söz konusu sistemin uygulanmaya başlandığını söyledi.

Sezon sonunda VAR sisteminin iyi taraflarına ve futbola nasıl olumlu etki bıraktığına bakılacağını, kötü olduğu düşünülürse 6 hakem uygulaması gibi bırakılacağını, çok iyi işliyorsa da kullanımına devam edileceğini dile getiren Dilber, şöyle konuştu:

"Şu anda VAR üzerinde bir tartışmaya girmeye gerek yok. Sezon biter, ne kadar faydalı olduğunu görürüz. 'VAR ile adalet geldi.' derken futbolcu, antrenör, taraftar ve kulüpleri inkar etmemek lazım. Bugün takımların aldığı puanlar, VAR'la gelen puanlar değil. Oyuncunun, antrenörün, kulübün emeği var. O emekleri bir kenara koyup da 'VAR'ın neticesinde böyle oldu.' diye düşünülmemelidir. Alınan puanlar gibi kaybedilen puanlar da VAR'la olan bir durum değil. Sezona iyi hazırlanmamışsanız kaybediyorsunuz, çok iyi hazırlandıysanız kazanıyorsunuz. VAR, futbolun önüne geçiyor. En büyük tehlike de budur. Hep VAR'ı konuşuyoruz. VAR'ı değil sahayı konuşalım. Sahadaki oyuncunun emeğine, olup bitene bakalım. Eğer böyle bakmazsak, sadece VAR'a sığınırsak, geçmişteki tenkitlerin devamı olur. O da olumsuz yansır."

– "Eğer takımda işler iyi gitmiyorsa antrenör bırakacak"

Süper Lig'de sezon içerisinde yaşanan teknik direktör değişikliklerini değerlendiren TÜFAD Başkanı Dilber, Türkiye'deki durumun aynısının Avrupa'da da olduğunu aktardı.

Dilber, kötü gidişatta kulüplerin teknik direktörlere tahammül sınırının değişiklik gösterebildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Eğer takımda işler iyi gitmiyorsa antrenör bırakacak, bunun başka yolu yok. Kıyım mı, bence değil. O antrenör başka kulübe gidiyor, diğeri de başka kulübe. Bu durum İngiltere'de de Almanya'da da böyle. Çıkarttığımız istatistiklere göre, bizde yıl içinde 14 antrenör değişiyorsa, bu sayı Almanya'da 12, İspanya'da da 11 oluyor. Dünyanın her tarafında eğer işler iyi gitmiyorsa o takım antrenör değiştiriyor. Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya gibi futbol ülkelerinde de bu böyle. Biz illa bir şeyi abartmak, illa bir şeyin dedikodusunu yapmak için uğraş verir haldeyiz."

Antalya'da drag pisti açıldı

ANTALYA (AA) – Kepez Belediyesi tarafından Odabaşı Mahallesi'nde inşa ettirilen Kepez Drag Pisti, gösteri amaçlı yarışlarla açıldı.

Açılış töreninde konuşan Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Antalya ve Kepez için önemli bir tesisin açılışını yaptıklarını söyledi.

Açılışı yapılan drag pistinin Antalya'nın pisti olduğunu kaydeden Tütüncü, piste bir gösteri uçağının da başarılı bir şekilde inebildiğini ve alanın havaalanı olarak da kullanılabilecek kapasitesi bulunduğunu aktardı.

Tütüncü, pistin model uçak yarışları ve havacılıkta değişik etkinliklerde de kullanılacağını ifade etti.

Pistin Kepez'in gelişimine ve turist hareketliliğe katkı sağlayacağını söyleyen Tütüncü, "Otomobil ve motor sporlarında Kepez merkez haline gelecek." diye konuştu.

Gençlerin modifiye edilmiş araçlara, drag ve drift gibi gösterilere ilgisine işaret eden Tütüncü, "Bunu da yasal pistlerde sürdürmeleri en büyük temennimiz. Sokaklarda, caddelerde yapmalarını önlemek, trafiği tehlikeye sokacak şeyler yapılmasının önüne geçmek açısından da burasının önemli olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Tütüncü, milli motosikletçi Toprak Razgatlıoğlu ve beraberindekiler pistin açılış kurdelesini kesti.

Tütüncü'nün de bir yarış otomobiliyle kısa bir tur attığı pistte daha sonra gösteri amaçlı yarışlar düzenlendi. 100'e yakın otomobil ve motosikletin katıldığı yarışları, çok sayıda sporsever ilgiyle izledi.

“Çok yaşlı ve yavaş oynanan bir ligimiz var”

ANTALYA (AA) – SİNAN ÖZMÜŞ – Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Futbol Gelişim Direktörü Tolunay Kafkas, Spor Toto Süper Lig'in çok yaşlı ve yavaş oynanan bir lige dönüştüğünü belirterek, Türk futbolu adına büyük kararlar alınması gerektiğini bildirdi.

Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğinin (TÜFAD) Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'nde düzenlediği 39. Avrupa Futbol Antrenörleri Dernekleri Birliği (AEFCA) Sempozyumu'na katılan Kafkas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, futbolun güç, dayanıklılık ve hızlı hücumu gerektiren, içinde daha birçok parametrenin olduğu bir oyun olduğunu söyledi.

TFF'nin genç oyuncu gelişimine ve antrenör eğitimine büyük önem verdiğini vurgulayan Kafkas, bununla ilgili federasyon başkanı Yıldırım Demirören ve yönetim kurulu üyelerinden destek gördüğünü aktardı.

Projeleri hayata geçirebilmek için iş birliğine ihtiyaçları olduğunu anlatan Kafkas, şöyle konuştu:

"Özellikle kulüpler, Milli Eğitim Bakanlığı, siyaset ve TFF'nin birlikteliği ile büyük kararlar almak durumundayız. Çünkü çok yaşlı ve yavaş oynanan bir ligimiz var. İstatistiki değerlere baktığımız zaman, topun oyunda az kaldığı bir futbol ligi var. Genç oyuncu gelişimine önem vermeyen bir Türk futbol yapısı var. Bunları değiştirebilmek için ortak akla, dayanışma ile bir güce, radikal kararlara ihtiyacımız var. Federasyon olarak her türlü projenin altına imza atmaya hazırız, her türlü projede elimizin altında. Yeter ki bu iş birliği içerisinde kulüplerin de Türk futbolunun gelişimine ve ilerlemesine katkı sağlayabilecek bir zihniyette bu yola devam etmek istiyoruz."

– "Yetkin ve yetişkin antrenör adayları bulmamız lazım"

Oyuncu yetiştirmenin zaman ve emek istediğine dikkati çeken Kafkas, Türk futbolunun ise hazır oyuncu transferi yapmayı sevdiğini savundu.

Kafkas, öncelikli hedefin oyuncu yetiştirecek antrenörlerin yetiştirilmesi olduğunu belirterek, "Yetkin ve yetişkin antrenör adayları bulmamız lazım. TFF bu konuda her şeyi yapmaya hazır. Her projesi de hazır." dedi.

– VAR ile hatalar azaldı

Tolunay Kafkas, Video Yardımcı Hakem (VAR) uygulamasının henüz ilk yılında olduğunu bu nedenle bazı eksikliklerin olabileceğini kaydetti.

"VAR uygulaması sayesinde hakem hatalarının daha aza indiğini düşünüyorum." diyen Kafkas, VAR'ın iyi bir sistem olduğunu, desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

“Beşiktaş'ın bir maçında Vida'yı destekleyeceğim”

ANTALYA (AA) – SİNAN ÖZMÜŞ – Hırvatistan A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Zlatko Dalic, Beşiktaş'ın Hırvat oyuncusu Domagoj Vida'nın kendisini siyah-beyazlı takımın maçına davet ettiğini belirterek, Türkiye'ye gelerek onu desteklemek istediğini söyledi.

Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğinin (TÜFAD) Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'nde düzenlediği 39. Avrupa Futbol Antrenörleri Dernekleri Birliği (AEFCA) Sempozyumu'na katılan ve "Avrupa'da yılın en iyi antrenörü" ödülünü alan 2018 FIFA Dünya Kupası finalisti Hırvatistan'ın teknik direktörü Zlatko Dalic, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Dalic, Domagoj Vida ve Beşiktaş'ın kaleci antrenörü Marjan Mrmic dolayısıyla Türk futbolu hakkında bilgi sahibi olduğunu belirterek, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor takımlarını bildiğini ifade etti.

Vida ile çok sık görüştüğünü vurgulayan Dalic, "Vida, tam bir savaşçı olduğu için Ürdün milli maçında onu kaptan olarak seçtim. Çünkü çok mücadeleci bir oyuncu. Beni Beşiktaş maçına davet etti. Programımı ayarlayabilirsem, Türkiye'ye gelerek Beşiktaş'ın bir maçında onu destekleyeceğim." diye konuştu.

– "Fenerbahçe her zaman Fenerbahçe'dir"

Zlatko Dalic, UEFA Avrupa Ligi D Grubu'nda Fenerbahçe ile Hırvatistan'ın Dinamo Zagreb takımları arasında 29 Kasım'da oynanacak maçın her iki takım için de önemli olduğunu ifade etti.

Dinamo Zagreb'in Spartak Trnava'yı sahasında 3-1 yenerek grup liderliğini devam ettirdiğini belirten Hırvat teknik adam, şöyle konuştu:

"Hırvat basını Fenerbahçe maçını önemsiyor. Dinamo Zagreb, 3-1 kazandığı Spartak Trnava zaferiyle turu geçmeyi garantiledi ancak Fenerbahçe maçını önemsiyorlar. Çünkü grubu birinci sırada bitirmek istiyorlar. Fenerbahçe'de hoca değişikliği oldu, kötü sonuçlar aldılar ama bu önemli değil. Fenerbahçe her zaman Fenerbahçe'dir. Dolayısıyla Dinamo Zagreb de bu maçı ciddiye alacaktır. Çok zor bir maç olmasını bekliyorum."

Dalic, Türk takımlarına transfer olacağı yönünde çıkan haberlerle ilgili soru üzerine, adının bu yönde anılmasının kendisini gururlandırdığını söyledi.

Hırvatistan Milli Takımı ile daha iki yıllık sözleşmesi olduğunu belirten Dalic, şu anda tek odaklandığı noktanın milli takım olduğunu kaydetti.

39. AEFCA Sempozyumu

ANTALYA (AA) – İtalyan futbol hakemi Michael Fabbri, Video Yardımcı Hakem (VAR) uygulamasının, geçtiğimiz sezon İtalya'da hakemlerin hata oranını yüzde 0,89'a düşürdüğünü bildirdi.

Fabbri, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğinin (TÜFAD) Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'nde düzenlediği 39. Avrupa Futbol Antrenörleri Dernekleri Birliği (AEFCA) Sempozyumu'nda, sinevizyondan örnek pozisyonlarla VAR konulu sunum gerçekleştirdi.

VAR uygulamasının "minimum müdahale maksimum fayda" temeli üzerine kurulu olduğunu aktaran Fabbri, sistemin uygulandığı tüm dünyada aynı protokolün geçerli olduğunu söyledi.

– "Hata oranı düştü"

VAR sisteminin geçen sezon İtalya'da ilk kez uygunlandığını anlatan Michael Fabbri, şunları kaydetti:

"VAR odasında, lig ve kupadaki 396 maçta 2 bin 23 kontrol gerçekleştirildi. Maç başına ortalama 5 kere yapılan kontrolün yüzde 53'ü gol, yüzde 27'si penaltı ve yüzde 20'si de kırmızı kart pozisyonu için gerçekleştirildi. Toplamda ise 117 karar değişti. Eğer geçtiğimiz sezonu VAR olmaksızın geçirseydik yüzde 5,78'lik bir hata olacaktı. VAR sayesinde bu hata oranı yüzde 0,89'a düştü. VAR uygulamasına rağmen yine de 18 hata gerçekleşti. VAR sayesinde topun oyunda kalma süresi önceki sezona göre 43 saniye arttı. Minimum müdahale maksimum faydanın gerçekleştiğini görmekteyiz."

– "VAR odası karar değiştirmiyor"

Fabbri, VAR odasının hakeme etkisiyle ilgili soruya, "Sahada asıl karar verici hakem. VAR odasının pozisyonu izlemesi için sadece tavsiyede bulunabilirim. VAR odası karar değiştirmiyor. Açık ve net bir hata pozisyonunda hakemden kontrol etmesini istiyor. Karar her zaman için hakeme bırakılıyor. VAR odası örneğin atakta ofsayt var mı yok mu, ona bakıyor. Karar verme hakeme ait. VAR hata yapar, hakem de kararını değiştirmezse yine sorumlu hakemdir." karşılığını verdi.

VAR odasında teknik heyet ve futbolculardan niye temsilci bulunmadığı sorusuna Fabbri, bununla ilgili FIFA'nın kuralları olduğunu belirtti. Fabrri, şahsi görüşüne göre futbolcu ve teknik adamın pozisyonlara objektif yaklaşamayacağını düşündüğünü dile getirerek, bunun değişmesinin de zor olduğunu kaydetti.

Konuşmasının ardından TÜFAD Başkanı İsmail Dilber tarafından İtalyan hakeme plaket takdim edildi.

Antalya'da uyuşturucu operasyonu

ANTALYA (AA) – Antalya'da uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen 2 zanlı, tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Muratpaşa ilçesinde uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlattı.

Bu kapsamda bir evde yapılan aramada 2 kilogram esrar, 54 uyuşturucu hap ele geçirildi.

Gözaltına alınan A.Ş. ve M.A. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlılar, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.