18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 104. yılı

BİŞKEK (AA) – Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye yapılan terör saldırısına ilişkin, "Dini temelde yapılan, acı bir saldırıydı. Yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz." dedi.

Türkiye'nin Bişkek Büyükelçiliği Konferans Salonu'nda, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 104. Yılı, İstiklal Marşı'nın Kabulü'nün 98. yılı ve Mehmet Akif Ersoy'u anma programı düzenlendi.

Programa, Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat ve eşi Vasilika Fırat, büyükelçilik müşavirleri ve ataşeler, KKTC Bişkek Temsilcisi Atınç Keskin, TİKA Bişkek Program Koordinatörü Ali Muslu, Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Balcı, akademisyenler, Türk devlet okullarında görevli öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Konuşmalardan önce Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden şehitler ve Yeni Zelanda'da iki camiye düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Törende açılış konuşmasını yapan Büyükelçi Fırat, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye, cuma namazı sırasında "çok hunharca, İslamofobik bir saldırı gerçekleştirilmesinden dolayı sarsıldıklarını" ifade etti.

Saldırıda 49 Müslüman'ın hayatını kaybettiğini hatırlatan Büyükelçi Fırat, "Dini temelde yapılan acı bir saldırıydı. Yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Hepimizin başı sağ olsun." diye konuştu.

Daha sonra anma programının anlam ve önemine değinen Cengiz Kamil Fırat, şunları kaydetti:

"Bugün hep birlikte olmak, bizim için gurur vesilesi ve gurur kaynağıdır. 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü, Mehmet Akif Ersoy'u ve 18 Mart Çanakkale Şehitleri Anma günümüzde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, bütün silah arkadaşlarını, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnet ile anıyoruz."

Program, konuşmaların ardından Kırgızistan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Kırgız-Türk Anadolu Lisesi öğrencilerince "Dur yolcu" ve "İstiklal Marşı" adlı şiirler okundu, konuklara, "Son Mektup" adlı sinema filmi izlettirildi.

Chavez Başkentte anıldı

ANKARA (AA) – Eski Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, ölümünün 6. yılında Ankara'da düzenlenen programda anıldı.

Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ndeki anma programına Venezuela'nın Ankara Büyükelçisi Jose Gregorio Bracho Reyes, Küba'nın Ankara Büyükelçisi Luis Alberto Amoros Nunez ve çok sayıda davetli katıldı.

Büyükelçi Reyes, yaptığı konuşmada, Chavez'in Latin Amerika için çok büyük bir insan olduğunu belirterek, amaçlarının komutan Chavez'in özgürlükçü düşüncesini yeniden yaymak olduğunu dile getirdi.

Reyes, Chavez'in özgürlükçü ve bağımsızlık yanlısı fikirlerini Bolivarcı devrimin yenilikleri ile sonsuza kadar yaşatmak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

ABD'nin, Chavez yönetime gelene kadar ülkesinde Bolivarcı devrimin gerçek olacağını hiç aklına getirmediğine dikkati çeken Reyes, Chavez dönemiyle dış politikaya ve tüm dünya halklarına açılma dönemine girdiklerini vurguladı. Büyükelçi Reyes, "Chavez yeni ufuklara gözünü dikti, doğal olarak bunlar ABD imparatorluğu için tehlike arz etmiş oldu." dedi.

  • "Gezegenin en zengin petrol ve altın kaynaklarına sahibiz"

Yeryüzünde kanıtlanmış en büyük petrol ve altın rezervlerine sahip olduklarını vurgulayan Reyes, şunları kaydetti:

"Psikolojik, ekonomik ve siyasi savaş açıyorlar. Çok uzun yıllardır bu savaşı bize açtılar. Çok uzun yıllardır bunlara karşı mücadele ediyoruz. Komutan Chavez'in ölümünden sonra zafer marşını çaldılar. Baktılar ki Bolivarcı devrimle mücadele edemiyorlar, şimdi de ekonomik ambargo ve finansla erişimimizi engelliyorlar."

Program, Hugo Chavez'in hayatının anlatıldığı belgesel gösterimiyle son buldu.

Necmettin Erbakan’ın vefatının 8. yılı

BERLİN (AA) – Eski Başbakan Necmettin Erbakan, vefatının 8. yılında Almanya’nın başkenti Berlin'de anıldı.

Saadet Avrupa Berlin Bölgesi tarafından Wedding semtindeki Gümüş Saray adlı salonda "Prof. Dr. Necmettin Erbakan Anma ve Anlama Programı" düzenlendi.

Program Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Genel Başkanı Salih Turhan, burada yaptığı konuşmada, Necmettin Erbakan’ın hayatından çok sayıda örnek verdi.

İslam coğrafyasında Müslümanların önünde giden, rehberlik eden birçok önemli şahsiyetin şubat ayında şehadet şerbetini içtiğini, bundan dolayı şubat ayının "şehitler ayı" olarak kayda geçtiğini belirten Turhan, Necmettin Erbakan’ın da 27 Şubat 2011’de vefat ettiğine işaret etti.

Sadece bir savaşta veya bir saldırı neticesinde değil, Allah’ın davasının yeryüzüne hakim olması noktasında, 'insanlığın saçının teline zarar gelmesin, yeryüzüne adalet hakim olsun' diye mücahede ederken ruhunu teslim edenin de şehit olduğunu ifade eden Turhan, "O açıdan Erbakan Hocamız da vazifesi başındayken ve toplantılarını dahi yine hastanede yaparken ruhunu teslim etti. Allah şehadetini makbul eylesin. Gazasını mübarek eylesin." şeklinde konuştu.

Çok sayıda kişinin katıldığı programda Erbakan'ın hayatını anlatan sinevizyon gösterisi izletildi.

Hrant Dink, Agos gazetesi önünde anıldı

İSTANBUL (AA) – Uğradığı silahlı saldırı sonucu 12 yıl önce hayatını kaybeden Hrant Dink için çalıştığı Agos gazetesi önünde anma töreni düzenlendi.

Katılımcılar, geniş güvenlik önlemlerinin alındığı Şişli Halaskargazi Caddesi'ndeki Agos gazetesinin önünde, saat 13.30'dan itibaren toplanmaya başladı.

Gazete önündeki anma törenine, Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, oğlu Arat Dink ile kızları Delal ve Sera Dink'in yanı sıra CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sanatçı Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya, 28 Kasım 2015'te öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi, akademisyen ve hukukçu Hüseyin Hatemi, gazeteci-yazar Hasan Cemal, Oral Çalışlar ile çok sayıda kişi katıldı.

Üzerinde "Adalet istiyoruz" yazan dev pankartın asıldığı gazete binasının girişinde, "Hrant'ın Arkadaşları" insan zinciri oluşturdu. Katılımcılar Dink’in öldürüldüğü noktaya kırmızı karanfil bıraktı. Törende "Sarı Gelin" türküsü, Türkçe ve Ermenice olarak çalındı.

Anma törenine katılanlar, "Buradayız Ahparig", "Hrant için adalet için", "Öldür diyenler yargılansın" gibi sloganlar attı.

Ayrıca Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürüldüğü saat 15.05’te saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu sırasında her yıl olduğu gibi Hrant Dink’in kendi sesinden "Su çatlağını buldu" hikayesi dinletildi.

Anma konuşması ise 2 Nisan 1948'de öldürülen yazar ve şair Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali tarafından yapıldı.

"Sevgili Hrant, bizi acılarda akraba edenlerin kurdurduğu ve ne yazık ki her geçen gün büyüyen geniş ailemizin en eski üyelerinden biri olarak sesleniyorum bugün sana." diyen Filiz Ali, şöyle konuştu:

"Babam Sabahattin Ali, 1948 yılında, karlı bir sabahta, benim ve annemin birkaç poz fotoğrafını çektikten sonra, Ankara'dan İstanbul'a doğru yola çıktı, bir daha geri dönmedi. Gözaltında kaybedilen ve akıbetini hala bilemediğimiz babam ne yazık ki bu ülke tarihinin ne ilk ne de son kaybı oldu. Babamı 'milli hislerle galeyana geldiği için' öldürdüğünü söyleyen katilin, seni öldüren ve sonrasında bayrağın önünde poz veren katilden farkı yoktu. Sabahattin Ali 70 yıldır kayıp."

  • "Sadece ocak ayı, onca canımızı anımsatıyor bize"

Filiz Ali, babasının ve Hrant Dink cinayetinin hala aydınlatılmadığını ifade etti.

Sabahattin Ali gibi tanınmış, sevilen bir yazarın hunharca öldürülmesinin her türlü muhalefeti sindirmeyi vazife bilen karanlık güçlere de cesaret verdiğini belirten Ali, öldürülen gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, bilim insanlarının ardından toplumda gitgide derinleşen ve hiçbir biçimde tedavi edilemeyecek yaralar açıldığını söyledi.

"Geniş ailemiz 1948'den 2007'ye kadar ne yazık ki durmaksızın büyüdü." diyen Filiz Ali, konuşmasına şöyle devam etti:

"Seni kaybetmemizin ardından da hız kesmediler. Sadece ocak ayı, onca canımızı anımsatıyor bize. Onat Kutlar, Metin Göktepe, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy bize ocak soğuğundan bakıyorlar, bugün burada bizimleler. Yasemin Cebenoyan aralıktan bakıyor bize. Şubatın ayazında Abdi İpekçi var."

Hukuk sistemini de eleştiren Ali, konuşmasını şöyle tamamladı:

"İnsan hafızası kaybolan, kaybedilen, yok edilen, yakılan, parçalanan değerlerimizi unutmaz. Onlar, bu kayıp değerler, hiç umulmadık bir yerde, umulmadık şekilde toplumun karşısına çıkar ve 'susmaktan hiç utanmadınız mı?' diye sorar.

Sevgili Hrant, yine de o kadar umutsuz değiliz. Susmayanlar var, hala buradayız, bir yere gitmiyoruz, vazgeçmiyoruz. Seni öldürdüklerinde henüz çocuk olanlar bugün burada, aramızda, öldürülmenizin peşine düşüyorlar, soru soruyorlar, susmuyorlar. Sizler, kaybettiğimiz bütün değerlerimiz, bize ocak ayazında bakarken, biz burada, her yıl gençleşen kalabalıklarla 'vazgeçmiyoruz' demeye devam ediyoruz. Umut burada! Bu topraklar, bu ülke bizim."

Yavuz Sultan Selim, türbesinde anıldı

İSTANBUL (AA) – Osmanlı Cihan Devleti'nin 9'uncu padişahı Yavuz Sultan Selim Han, 1516'da Kudüs'e gelişinin ve Mescid-i Aksa'da namaz kılışının 502'nci yılı dolayısıyla türbesinde düzenlenen törenle yad edildi.

İstanbul Müftülüğü'nce Fatih'teki Yavuz Sultan Selim Camisi haziresinde bulunan türbede düzenlenen program, ikindi namazı sonrası İl Müftü Yardımcısı Veysel Işıldar'ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Kudüs Araştırmacısı Musa Biçkioğlu, burada yaptığı konuşmada, Yavuz Sultan Selim'in hayatını anlatarak, padişahın 8 yıl tahtta kaldığını hatırlattı.

Biçkioğlu, Yavuz Sultan Selim'in biri Safevilere karşı diğeri de Mercidabık ve Ridaniye Savaşı için Mısır'a düzenlediği seferler olmak üzere 2 büyük seferi olduğunu aktararak, Safevilere karşı düzenlediği seferin 16 ay sürdüğünü kaydetti.

Yavuz Sultan Selim'in neredeyse 4 yıl sadece iki seferinin sürdüğünü dile getiren Biçkioğlu, "Saraylarda sefa sürmek midir yoksa devlet işlerini belki de ümmetin işlerini takip etmek midir? Buradan benzetmeyi yapalım. İstanbul'a döndüğünde bu kadar büyük zafer, acaba kutlamayı hak etmiyor muydu. Mutlaka hak ediyordu ama 25 Temmuz günü yatsı namazından sonra Üsküdar'dan kayıkla gizli bir şekilde tören yapılmaksızın saraya girmiştir. Tevazunun da bu kadarı…" dedi.

Biçkioğlu, Yavuz Sultan Selim'in Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya gelişini anlatarak, Mescid-i Aksa'ya girerken içerinin 12 bin şamdanla aydınlatıldığını ifade etti.

İl Müftü Yardımcısı Işıldar, bu gece saat 04.53'te Fatih Camii'nde "Gençler Fetih Ruhuyla Fatih Camii'nde Buluşuyor" programıyla buluşacaklarına işaret ederek, Mescid-i Aksa imamının teheccüd namazını kıldıracağını ve geceyi ihya edeceklerini dile getirdi.

Program, konuşmaların ardından İl Müftü Yardımcısı Musa Bilgiç'in, Yavuz Sultan Selim'in kabri başında ettirdiği duayla sona erdi.

Açe'de yaşanan tsunami felaketi anıldı

İSTANBUL (AA) – Endonezya'ya bağlı Açe'de 2004 yılında meydana gelen 9,1 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunamide hayatını kaybeden 230 bin kişi, felaketin 14’üncü yılında anıldı.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Osmanlı Malay Dünyası Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FSM OSMAD) ile Türkiye’deki Açeliler Topluluğu, tsunaminin 14’üncü yılında kayıpları anmak ve bölgede faaliyetlerini sürdüren Türk yardım kuruluşlarının tecrübelerini, gözlemlerini kamuoyuyla paylaşmak amacıyla “Teşekkür Ederiz Türkiye” başlıklı bir anma programı düzenledi.

Burada konuşan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Genel Sekreteri Alim Türkyılmaz, Endonezya’nın zorlu şartlara rağmen kendi ayakları üzerinde durabildiğini ifade ederek, söz konusu ülkenin İslam dünyası için bir ileri karakol niteliğinde olduğunu kaydetti.

Türkyılmaz, dünyanın bilinen en büyük afetlerinden olan tsunaminin sarsıcı etkilerinin hala hissedildiğini hatırlatarak, yaşanan acının büyüklüğüne işaret etti.

  • “Türk halkına içten şükranlarımızı sunarız”

Endonezya Cumhuriyeti Başkonsolosu Herry Sudrajat, 10 metre yüksekliği ve 200 kilometrenin üzerindeki hızıyla tsunaminin 200 binin üzerinde insanın ölümüne yol açtığını dile getirerek, “Tsunami insanlığın vicdanını acıtan bir trajedidir. Bu hadise dünyanın içini acıttığı için dünyanın her tarafından yardımlar yapıldı. 44 ülke tarafından yardımların organize edilmesi için bir organizasyon kuruldu. Tsunaminin yaşandığı dönemde uluslararası camiadan aldığımız yardımın toplamı 9 milyar dolara ulaşmıştı. Bu iyilik o kadar kıymetliydi ki. Desteği olan herkese içten teşekkürler.” bilgilerini verdi.

Açe tsunamisinden büyük dersler aldıklarını ifade eden Sudrajat, kaybettikleri canları unutmayacaklarını söyledi.

Dev tsunaminin ardından dünyanın her tarafından gelen yardımların kendileri için büyük anlam taşıdığını anlatan Sudrajat, “Elbette burada bize yardımlarını esirgemeyen Türkiye’ye ve kardeş Türk halkına içten şükranlarımızı sunarız. Tsunaminin ne zaman gelebileceğini elbette bilemiyoruz. Ancak buna her an hazır olmak zorundayız. Deprem öncesinde alınacak tedbirleri almak ve depreme hazırlıklı olmak üzere kurumlarımızı kurduk ve hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.

  • “Dünyada ödüllü çadır fabrikası olan tek yardım kuruluşu Kızılay’dır”

Anma programı kapsamında İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Özay’ın moderatörlüğüyle bir panel yapıldı.

Burada konuşan Türk Kızılayı Genel Sekreteri Hüseyin Can, Türk yardım kuruluşlarının Türk kültürü ve medeniyeti gereği bu yardım çalışmalarını dünya genelinde yaptığını söyledi. Açe’de 2004 yılında yaşanan tsunaminin ardından Bangladeş’teki ekipleri süratle bu bölgeye yönlendirildiklerini ve burada acil ihtiyaçların tespitiyle göreve başladıklarını söyledi.

Burada, beslenme, giyecek, battaniye, çadır, prefabrik konut ve bunun gibi pek çok destekle bölge halkına yardımcı olduklarını anlatan Can, Kızılay’ın beşeri ve doğal afetlere çok pratik şekilde müdahale edecek yetkinliğe sahip olduğunu kaydetti.

Türk Kızılayı’nın dünyada yalnızca iki ülkenin yardım kuruluşunun çadır fabrikasına sahip olduğunu belirten Can, “Dünyada ödüllü çadır fabrikası olan tek yardım kuruluşu Kızılay’dır.” bilgisini verdi.

  • “Banda Açe İstanbul Yetimhanesi’ni kurduk”

İHH Mütevelli Heyet Üyesi Osman Atalay da İHH’nın tsunaminin ardından bölgede yardım faaliyetlerine katıldığını ve burada çocukları korumayı öncelikli görev olarak kabul ettiğini söyledi.

Bölgenin yetimlerini korumak için İHH olarak Banda Açe’de 2005’te bir arazi satın aldıklarını anlatan Atalay, “Banda Açe İstanbul Yetimhanesi’ni kurduk ve çok şükür 14 senedir bu merkezin tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. İşin çok güzel tarafları var. Bu yetimhanedeki çocuklarımız büyüyor, farklı farklı ülkelerde okumaya başlıyorlar. Örneğin Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi gibi ülkelerde burslu olarak okuyabiliyorlar, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okuyan var… Çeşitli ülkelerde, çeşitli üniversitelerde okuyorlar… Sonra onlar da ülkelerine dönüp insanlara hizmet edecekler.” diye konuştu.

Foto muhabiri ve gazeteci Coşkun Aral ise katılımcılara yıllar önce Açe’de çektiği Haberci belgeselini izletti. Katılımcılar usta belgeselcinin eserini ilgiyle takip ettiler.

Mehmet Akif Ersoy ölüm yıl dönümünde Kosova’da anıldı

İPEK (AA) – "İstiklal Şairi" Mehmet Akif Ersoy, vefatının 82. yılında baba ocağı Kosova'da anıldı.

Mehmet Akif Ersoy'un ölüm yıl dönümü nedeniyle, Kosova’nın kuzeybatısındaki İpek iline bağlı Suşitsa köyünde program düzenlendi.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından 2015'te restore edilen Mehmet Akif Ersoy Camisi’nde mevlit okutuldu.

Mevlit programına, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, milli şair Akif Ersoy'un yakınları, öğrenciler ve köy halkı katıldı.

TİKA'nın Priştine Koordinatörü Hasan Burak Ceran, yaptığı açıklamada, Mehmet Akif'i rahmet ve minnetle andıklarını söyledi.

Mehmet Akif Ersoy'u vatan sevdalısı ve mütefekkir dava adamı olarak nitelendiren Ceran, şairin hayatının tüm yönleriyle insanlığın İslam’dan nasihat ve ibret almasını tavsiye ettiğini aktardı.

Şiirlerinde milli ve manevi duyguları ön plana çıkaran usta kalem, Buhara'dan Anadolu'ya gelen bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım ile Fatih Camisi medrese hocalarından Kosova doğumlu Mehmet Tahir Efendi'nin çocuğu olarak 20 Aralık 1873'te İstanbul Fatih'te dünyaya geldi.

Mehmet Akif Ersoy'un babası Mehmet Tahir Efendi, İpek iline bağlı Suşitsa köyünde dünyaya geldi.

Düzce depreminde hayatını kaybedenler anıldı

DÜZCE (AA) – Düzce'de 12 Kasım 1999'da meydana gelen depremde hayatını kaybedenler anıldı.

Ellerinde fenerler ile ''Depremi unutmadık, unutturmayacağız'' yazan dövizler taşıyan Düzce Depremzedeler Derneği (DEPDER) üyeleri ile vatandaşlardan oluşan grup, Atatürk Anıtı'na yürüdü.

Katılımcılar, depremin yaşandığı saat 18.57'de, yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulundu.

DEPDER Başkanı Ayşegül Şenol Can, 12 Kasım ve 17 Ağustos depremlerinin Düzce'den çok şey aldığını söyledi.

Depremde hayatını kaybedenleri saygıyla andıklarını belirten Can, şöyle konuştu:

"7,2 büyüklüğündeki depremin üzerinden 19 yıl geçti. İki depremde bin 20 insanımızı kaybettik. Depremde hayatını kaybedenleri saygıyla anıyoruz, yakınlarına sabır diliyoruz. Bugün burada depremden çıkardığımız dersleri konuşmak için toplandık. Depremi unutmadık, unutmayacağız. Deprem, biz unuttuğumuz zaman afete dönüşür. Deprem öncesinde afet bilincinin aşılanması ve tedbirlerin alınması gerekiyor."

Aytmatov ile Cumabay Makedonya'da anıldı

ÜSKÜP (AA) – Kırgız yazar Cengiz Aytmatov ile Kazak şair Mağcan Cumabay, Makedonya'nın başkenti Üsküp'te anıldı.

Aytmatov'un 90'ıncı, Cumabay'ın ise 125'inci doğum yılı dolayısıyla Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Uluslararası Vizyon Üniversitesi ile Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi iş birliğinde anma programı düzenlendi.

Programa, Türkiye'nin Üsküp Büyükelçiliği ile ülkedeki Türk kurumlarının temsilcilerinin yanı sıra Makedonya'daki Türk Hareket Partisi (THP) Genel Başkanı ve milletvekili Enes İbrahim, Türk Demokratik Partisi (TDP) Genel Başkanı Beycan İlyas, Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) Genel Başkanı Erdoğan Saraç da katıldı.

TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Fırat Purtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önce de Balkanlar'da çeşitli etkinlikler düzenlediklerini ifade ederek, iki gün önce Kosova'da da anma programı yaptıklarını aktardı.

Türkiye, Kırgızistan ve Kazakistan'dan akademisyenlerin Aytmatov ve Cumabay'ı katılımcılara tanıtacağını dile getiren Purtaş, "Bu tür faaliyetlerle ortak kültür coğrafyamızda toplumlar arasındaki tanışıklığı daha da güçlendirmeyi, kültürel ortaklığı daha da arttırmayı hedefliyoruz." dedi.

Kültür ve sanatın insanları birleştirdiğine inandığını dile getiren Purtaş, "Bu dönemde, bütün dünyanın olduğu gibi bizim coğrafyamızın da Balkanlar'ın, Anadolu'nun, Kafkasya'nın ve Orta Asya'nın da en fazla ihtiyaç duyduğu şey karşılıklı iletişim, etkileşim ve barış içerisinde bir arada yaşama." diye konuştu.

Purtaş, yaptıkları çalışmalarla barışın insanların zihninde inşa edilmesi hedefini, TÜRKSOY kültür coğrafyasını paylaşan insanlara yerleştirmeyi amaçladıklarını kaydetti.

– "Elmanın bir yarısı Balkanlar ise diğer yarısı Anadolu'dur"

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın, bu iki Türk düşünürün Türkistan, Balkanlar, Anadolu ve Türk dünyasının her tarafında anıldığını söyledi.

Aytmatov ve Cumabay'ın Türk kültürü ve irfan geleneğinin Anadolu'ya ve Balkanlar'a ruh veren şahsiyetleri olduğunu vurgulayan Aydın, Aytmatov'un eserlerinin dünyanın birçok diline tercüme edildiğini aktardı.

Türklerin Buhara'da doğurdukları medeniyetlerini buradan Bursa'ya ardından Balkanlar'a getirdiklerini belirten Aydın, şöyle devam etti:

"Üsküp, Yahya Kemal'in diyarı. Prizren, Priştine, İpek Mehmet Akif'in diyarı, Şemsettin Sami'nin diyarı. Onların da bu Balkan havasını soluduklarını, Balkan coğrafyasının aslında Anadolu ve Türkistan coğrafyasından hiçbir farkının olmadığını burada görüyoruz. Elmanın bir yarısı Balkanlar ise diğer yarısı muhakkak Anadolu'dur."

Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi "Blaje Koneski" Filoloji Fakültesi Türkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oktay Ahmed de Aytmatov'un dünyada en çok bilinen Türk yazar olduğunu, Cumabay'ın ise Türkiye ve Atatürk sevgisiyle tanındığını aktardı.

Uluslararası Vizyon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadıl Hoca ise Türk dünyasının temsilcileri olarak bu programla bölge halkına her iki edebiyatçıyı tanıtmayı amaçladıklarını söyledi.

Programda Aytmatov ile Cumabay'ın yaşantılarından kesitlerin yer aldığı görüntüler izlendi, iki yazar hakkında sunumlar yapıldı.

Aytmatov ve Cumabay için yarın da ülkenin kuzeybatısındaki Gostivar'da program düzenlenecek.

Yavi şehitleri, katliamın 25. yılında anıldı

ERZURUM (AA) – Erzurum'un Çat ilçesine bağlı Yavi Mahallesi'nde 25 yıl önce terör örgütü PKK tarafından katledilen 5'i çocuk 32 kişi anıldı.

Çat Kaymakamlığı koordinesinde Yavi Mahallesi'nde düzenlenen anma töreninde saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Vali Seyfettin Azizoğlu, törende yaptığı konuşmada, devlet ve millete oyun oynamak isteyen hain güçlerin 25 yıl önce bu meydanda vatan evlatlarını şehit ettiğini anlattı.

O günden bugüne ülkede çok değişikliğin olduğunu dile getiren Azizoğlu, şunları kaydetti:

"O gün terör örgütü tarafından katledilen aziz şehitlerimizin kardeşleri, çocukları ve yakınları silahlarını kuşanarak, bu vatan toprağını bir daha haine çiğnetmemek üzere yemin etmiş bir halde nöbet tutmaktadırlar. Yavi'de nöbet tutan kardeşlerimiz aynı zamanda Erzurum'un birçok yerinde de o terör örgütüne günlerini göstermek için gece gündüz demeden mücadele ediyorlar. Çok şükür ki birkaç yıldır artık Erzurum ve çevrelerinde terör namına hiçbir iz ve emare görülmüyor. Bunu sağlayan askerimiz, polisimiz, güvenlik korucularımız ve Yavi'den çıkan kahramanlarımızdır."

Kuran'ı Kerim tilavetiyle devam eden tören, Yavi Ortaokulu öğrencilerince şiirler okunmasıyla son buldu.

Törene katılan, Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Ahmet Hacıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hüseyin Koçan, İl Emniyet Müdürü Mehmet Aslan, Çat Kaymakamı Tevfik Kumbasar, İl Müftüsü Hasan Hüsnü Sula, güvenlik korucuları, şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlar, aynı mahalledeki Yavi Şehitliği'ni ziyaret edip dua etti.

– Olay

Gasbettikleri kamyonetle 25 Ekim 1993'te Yavi Mahallesi'ne giden PKK'lı teröristler, televizyonda haberleri izlemek için kahvehanede toplanan vatandaşlarla dışarıdan çevirdikleri çocukları uzun namlulu silahlarla tarayarak, 5'i çocuk 32 kişiyi katlemiş, 50 kişiyi yaralamıştı.