Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, SEGBİS vasıtasıyla beyanı alınmak istenen, başka davadan tutuklu Tahsin İşleken, avukatıyla görüşemediği için tanıklık yapmak istemediğini söyledi.

Beyanda bulunmayan İşleken, bazı sanıkların sorularını yanıtladı.

Mahkeme, sanık Mustafa Can Mengül'ün yakınlarını da dinledi.

Tanık Timur E, Mengül'ün, eşinin akrabası olduğunu belirterek, 15 Temmuz akşamı 20.30 civarında telefon ettiğini ve Ankara'da olduğunu söylediğini aktardı.

Eşi ile gidip Mengül'ü aldıklarını ve eve döndüklerini belirten Timur E, sabaha kadar evde bulunduklarını, onun daha sonra birliğine dönmek üzere Konya'ya gittiğini bildirdi.

Timur E, Mengül'ün neden Ankara'da bulunduğunun sorulması üzerine Ankara'ya araç bırakmaya gelmiş olduğunu ifade etti.

Tanık Timur E'nin eşi Atifet E. de Mengül'ün halasının torunu olduğunu dile getirerek, akşam araması üzerine onu aldıklarını kaydetti.

Mengül'ün sabaha kadar evde olduğunu dile getiren Atifet E. de onun ertesi gün birliğine katılmak üzere gittiğini anlattı.

Mahkeme duruşmayı yarına erteledi.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada darbe girişiminin yaşandığı dönemde Etimesgut'taki 11. Hava Üssü 211. Filo Komutanı olan A.N, tanık olarak beyanda bulundu.

A.N, Ankara'da jetler uçtuğu sırada 11. Üs Komutanlığına vekalet eden Harekat Komutanı Albay İsmail Günaydın ile görüştüğünü, onun da üsse gittiğini öğrenince orada bir araya geldiklerini kaydetti.

Üsse saat 22.30 gibi gittiğini ifade eden A.N, İsmail Günaydın'ın odasında bulunduğu sırada ulaştırma harekat nöbetçi subayı Üsteğmen Murat Cengiz'in gelip albay Murat Karakuş'un, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın Sabiha Gökçen Havalimanı'na uçağını ilettiğini belirtti.

İsmail Günaydın'ın "Biz Karakuş albayla iş yapmıyoruz. İhsan Kaplan albayı arayın." diye emir vermesi sonrası Lojistik Komutanlığında görevli Kaplan'ın arandığını ifade eden A.N, onun da "Emir subayı ne diyorsa onu yapın." dediğini öğrendiğini dile getirdi.

A.N, Kaplan'ın kendisinden beklenen cevabı verdiğini, Günaydın'ın Korgeneral Atilla Gülan ile görüştüğünü ve Ünal'ın uçağı istediğini teyit ettiğini söyledi.

Korgeneral Gülan'ın ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezi'nin işgal altında olduğunu, sadece Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi'nden (BHHM) gelen emirlerin dinleneceğini bildirdiğini aktaran A.N, Günaydın'ın da uçağın istendiğine dair teyit aldıktan sonra Atatürk Havalimanı'ndan Sabiha Gökçen meydanına gitmesini emrettiğini kaydetti.

Uçuş ekibinin 212. Filo'nun personeli olduğunu ifade ederek uçağın pilotu Reşat Bora'nın, "Biz bu uçuşu yapmakla darbeci olur muyuz?" şeklindeki kendi filo komutanı Hasan Kaptanoğlu'na yönelik sorusuna şahit olduğunu da belirten A.N, "Her şey olması gerektiği gibi olduğu için İsmail Günaydın ve biz de yüreklendirdik. Merak etme, aynı taraftayız ve komutanımız Ankara'ya gelmek istiyor." dediklerini söyledi.

"Onlar da bize güvenerek uçağı Sabiha Gökçen'e götürdüler." diyen A.N, Abidin Ünal, uçağa geldikten sonra uçuş ekibiyle tekrar görüşüldüğünü, onların da her şeyin rutin olduğunu söylediklerini anlattı.

A.N, "Her şey rutin gittiği için bir şeyden şüphelenmedik ancak biz uçağın Etimesgut meydanına geleceğini düşünüyorduk. İsmail Günaydın albay da komutanımızın Etimesgut'a geleceğini söyledi." dedi.

Daha sonra yine uçuş ekibinden gelen telefonda emir subaylarından birinin, komutanın Akıncı'ya gideceğini söylediğini aktardığını belirten A.N, Günaydın'ın da her şey normal göründüğü için komutanın oraya gitmek istediğini düşündüğü beyanında bulundu.

A.N, "Yani uçak kalkmadan bu uçağın Akıncı'ya gideceğini biliyorduk. Bizim o sıralarda Akıncı Üssü'nün kullanıldığına dair bilgimiz yoktu. HKHM'nin işgal altında olduğu da söylenmişti." diye konuştu.

Uçağın beklendiği zamanda Akıncı'ya indiğini ifade eden A.N, indikten sonra da pilotlardan Reşat Bora'nın filo komutanı Kaptanoğlu'nu aradığını ve "Burada garip şeyler oluyor. Biz dönmek istiyoruz." dediğini aktardı.

A.N. ancak İsmail Günaydın'ın, komutanının ayrılmak isteyebileceği ve emir subayı ile temas kurulmadan bir şey yapmamalarını söylemesi üzerine ekibin Akıncı Üssü'nde kaldığını söyledi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın emir astsubayı Makbul Uluğ, taraf avukatları ile sanıkların sorularını yanıtladı.

Bugünkü tanık beyanlarının tamamlanmasının ardından duruşmaya, pazartesi günü devam edilmek üzere ara verildi.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu.

Tanık M.İ, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Konya'da 135. Hat Bakım Komutanı olarak görev yaptığını ifade ederek, 15 Temmuz'da öğleden önce plancı astsubayın filonun helikopter talep ettiğini bildirdiğini kaydetti. M.İ, şöyle konuştu:

"Ben de o dönem harekat subayı olan Mehmet Fatih Özkan'ı aradım ve böyle bir talep olup olmadığını sordum. O da filonun helikopter talep ettiğini bildirdi. Tatbikat kapsamında uçuş icra edileceğini söyledi. Biz de helikopteri hazırladık ve yanlış hatırlamıyorsam 17.00 sularında kalktı. Benim helikopterleri takip edecek teknik bir imkanım yok. O yüzden kalktıktan sonra nerede olduğunu bilmiyorum."

Tanık O.Ö. de Konya 135. Filo'da görevli olmasına karşın Diyarbakır'da arama kurtarma görevi kapsamında "bekler" nöbetinde olduğunu anlattı.

"Alparslan Şahin 23.00’te aradı. 'Sağdan soldan emirler geliyor. Sakın kalkmayın. Kendinizi emniyete alın.' dedi." diye konuşan O.Ö, o saatten sonra başka da bir durumun yaşanmadığını söyledi.

15 Temmuz'da Konya 3. Ana Jet Üssü'nde cephanelik nizamiye nöbetçi astsubayı olduğunu belirten tanık İ.Ç, 17.00'de nöbeti aldığını 22.00-22.30 civarına kadar herhangi bir şey olmadığını ifade etti.

İ.Ç, 22.30 civarı MAK Filo Komutanlığı'ndan üç personelin gelip cephaneliğin kapatılmasını, dışarıya kimsenin çıkarılmamasını, kimsenin de içeri alınmamasını söylediklerini bildirdi.

Bu kişilerin, emrin MAK Filo'nun emri olduğunu dile getirdiklerini belirten İ.Ç, gündüz mühimmat almaya gelen olup olmadığını bilmediğini ancak kayıtlarda giriş çıkış yapıldığını gördüğünü kaydetti.

Tanık savunmalarının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, 15 Temmuz'da Konya 3. Ana Jet Üssü 135. Filo'da görevli olan tanık F.A. dinlendi.

F.A, sabah normal mesainin sonunda filo komutanı Alparslan Şahin'in tüm personele hiç kimse kalmayacak şekilde orayı terk etmesini söylediğini ancak kendisine cezalı olarak kalacağının bildirildiğini ifade etti.

Şahin ile Mehmet Fatih Özkan'ın Abdulsamed Kara, Mustafa Şenyüz ve Fatih Özcan ile birkaç kez görüştüklerini anlatan F.A, "Ama benim izlenimim, Şahin ve Özkan onları koordine eden kişilerdi." dedi.

F.A, 15 Temmuz gündüz saatlerinde, birkaç kez izin almaya çalıştığını ancak önce Mehmet Fatih Özkan'ın ardından da yanına gittiği filo komutanı Şahin'in izin vermediğini kaydetti.

Filoda, uçuş yapacak personelin bilgilerini bilgisayara girmekle görevli olduğunu dile getiren F.A, o gün filonun iki helikopterinin kalkması için sisteme Özkan'ın giriş yaptığını, sonrasında da filo komutanı Şahin'in onayladığını kaydetti.

F.A, helikopterlerin önce Beyşehir bölgesine gittiğini sonra da takip sistemlerini kapattıklarını ifade ederek, sonraki süreçte Yalova'da olduklarını öğrendiklerini dile getirdi.

O gece orada kaldığını ve darbe girişimini televizyondan öğrendiğini anlatan F.A, "Ben, Şahin ve Özkan'ın ne yapacaklarını bildiğini düşünüyorum. Ancak darbe diye bir ifadeleri olmadı. Şahin, 22.00 gibi tüm telefonların toplatılmasını istedi ancak ben vermedim. Devlet yetkililerine ulaşmaya çalıştım." diye konuştu.

F.A, filo komutanı Şahin'in, kalkan iki helikopterle ilgili kuleyi de aldattığını, bu helikopterlerin Konya'ya dönüş yaptığını aktardığını belirtti.

  • "Onlara düşünen adam lazım değil"

F.A, mahkeme heyetinin FETÖ ile bir bağı olup olmadığı yönündeki sorusuna karşılık, bu yapıyla ilkokul beşinci sınıfta tanıştığını ifade etti.

"Vatan millet sevgisiyle yaklaştılar. Bu yüzden görüştüm. 2011'de de bunlarla kavga etmeye başladım çünkü hak yiyorlardı." diyen F.A, harp okulu ikinci sınıfa kadar toplantılara tek başına gittiğini söyledi.

F.A, ikinci sınıftan sonra toplantılara, bu davanın da sanıklarından Uluç Hüseyin Hançer ile beraber gitmeye başladığını, okul bittikten sonra ise ayrıldıklarını dile getirdi.

Çiğli'de görev yaparken başkalarıyla toplantılara gittiğini anlatan F.A, Konya'da da yapının kendisiyle görüşmek istediğini ancak bu görüşmeleri istemediğini belirterek sonlandırdığını öne sürdü.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın, örgütle neden ters düştüğünü sorması üzerine F.A, "Sizi 'itaat etmiyor' diye mimledilerse kavga başlar. Onlara düşünen adam lazım değil." dedi.

Duruşmaya devam ediliyor.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada SEGBİS aracılığıyla dinlenen helikopter pilotu S.S.M, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Konya'daki Anadolu Kartalı Eğitim Merkezi'nde görevli olduğunu söyledi.

S.S.M, 11 Temmuz itibarıyla kurtarma operasyonları kapsamında Adana'da nöbette olduğunu ifade ederek, darbe girişiminin yaşandığı gün de normal mesainin ardından rutin "bekler" pozisyona geçtiğini bildirdi.

Televizyon izlediği sırada 23.30 civarı haberlerden bir şeyler öğrendiğini anlatan S.S.M, hemen sonrasında da dahili hattan duruşmanın sanıklardan eski yarbay Alparslan Şahin'in arayıp kesinlikle kalkmamasını, bütün ekibi toplamasını emrettiğini belirtti.

S.S.M, tekrar açıklamasını istemesi üzerine Şahin'in "Bütün personeli topla, kim ne derse desin kesinlikle kalkma. Kesinlikle çıkmayın. Bunu uygula." demesi üzerine söylenileni yerine getirdiğini kaydetti.

Ardından da televizyondan olayları takip ettiklerini bildiren S.S.M, bir ara üs komutanı Bekir Ercan Van'ın araçla geldiğini, F16 pilotu ile konuşmak istediğini belirtip birkaç dakika sonra yine aracına binerek uzaklaştığını dile getirdi.

Duruşmaya, öğle arası verildi.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya, tanık beyanlarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, darbe girişiminin yaşandığı dönemde SAT Grup Komutanı olarak albay rütbesiyle görev yapan Tuğamiral Mustafa Turhan Ecevit, SEGBİS vasıtasıyla tanık olarak dinlendi.

15 Temmuz gecesi mesai bitimi evine gittiğini, 22.30'da Deniz Kuvvetleri'ndeki atamalarla ilgili mesaj geldiğini ifade eden Ecevit, bunun üzerine Ankara irtibat subayını aradığını, onun da İstanbul'a geldiğini ve henüz bilgisi olmadığını öğrendiğini söyledi.

Televizyonda boğaz köprüsünün kapatıldığına yönelik haberleri gördüğünü ve terör saldırısı düşüncesi oluştuğunu bildiren Ecevit, uçakların uçtuğunu öğrenince terör eyleminden öte bir durum olduğu kanaatine vardığını dile getirdi.

Ecevit, birlik nöbetçi subayını aradığını, onun da durumun normal olduğunu ilettiğini belirterek, Ercan Kireçtepe ve Özgür Kaya'yı arayıp birliğe geçmelerini ve kendisinin de geleceğini söylediğini bildirdi.

Kışlaya gittikten sonra nöbetçi subayın sıkıyönetim mesajını getirdiğini anlatan Ecevit, mesaj için işlem yapılmayacağını ilettiğini kaydetti.

Aradığı boğaz komutanının da kalkışma girişiminden bahsettiğini anlatan Ecevit, saha komutanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu ile de görüştüğünü dile getirdi.

Ecevit, birliğe gitmeden evvel oradan araç çıkışı olduğunu ve cephaneliğe ait bir kameranın da kırıldığını belirterek, emniyet ile irtibata geçtikten sonra kendi personeli iki kişinin cep telefonunun Marmaris'te, iki kişinin telefonunun da Ankara civarında sinyal verdiğini öğrendiğini anlattı.

Soru-cevap kısmında zaman zaman sözlü münakaşa yaşanan duruşmada, SEGBİS vasıtasıyla dinlenen diğer tanıklardan bazıları, emniyet ifadelerinin kötü muamele altında alındığını öne sürerek, bu beyanlarını kabul etmedi.

Bugünkü tanık beyanlarının tamamlanmasının ardından duruşmaya yarına kadar ara verildi.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, tanık olarak dinlenen eski kurmay yarbay Serhat Akın, darbe girişiminin yaşandığı dönemde, 11 Temmuz itibarıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) Sicil Şube Müdürü olarak yeni atandığını söyledi.

Şu anda KKK darbe girişimi davasının sanığı olduğunu belirten Akın, tayin olduğu hafta eski şube müdürünün de orada bulunduğunu ve devir teslim işlemlerinin sürdüğünü iddia etti.

Evini henüz taşımadığı için Merkez Orduevi'nde kaldığını anlatan Akın, 15 Temmuz'da da normal mesaiye gittiğini, saat 19.30-20.00 civarı mesaiden ayrılıp orduevine döndüğünü kaydetti.

Akın, saat 22.00-22.30 gibi şube müdürünün telefon ettiğini ve herkesin mesaiye gitmesine yönelik emri aktardığını belirterek, arabası olmadığı için Oran'daki lojmanlara gidip önce onu aldığını kaydetti.

Serhat Akın, saat 00.30 gibi kuvvete gittiklerini, nizamiyede giriş çıkışların yasak olduğunun belirtilmesi üzere kuvvette görevli olduklarını söylediklerini, askerin de içeride bulunan subay ya da astsubaya durumu ilettikten sonra girebildiklerini bildirdi.

Personel başkanlığı katındaki odasına gittiğini ve durumu öğrendikten sonra sabaha kadar odasından çıkmadığını öne süren Akın, sabah herkes mesaiden ayrılırken kendisinin de kışlayı terk ettiğini söyledi.

Akın, odasında bulunduğu için yaşananlardan bilgisi olmadığını iddia etti.

Bir isim listesinden haberi olup olmadığı sorulan Akın, böyle bir şey olmadığını belirtti.

Sanıklardan eski binbaşı Ali Tiryaki'nin, kendisini tanıyıp tanımadığını ve görüşüp görüşmediklerini sorması üzerine Akın, tanımadığını ve görüşmediklerini öne sürdü.

  • İtirafçı tanığın beyanı

Tanık eski binbaşı A.K. ise 8 Temmuz 2017'de TSK'dan ihraç olduğunu, o zamana kadar KKK karargahında çalıştığını söyledi.

15 Temmuz'da mesainin normal başladığını ifade eden A.K, saat 13.30 civarı, ilgili şube müdürü kurmay albay Eşref Mert'in yanına giderek yaptığı bir çalışmayla ilgili sunum yaptığını belirtti.

"Odasından çıkacakken bana önemli bir görev vereceğini ve bunu mutlamaka başarmamı söyledi. İki şahsa yönlendirdi." diyen A.K, yönlendirdiği kişilerden birinin kurmay yarbay Serhat Akın, diğerinin kurmay albay Mutlu Serkan Vurdem olduğunu bildirdi.

Şube müdürünün bu kişilerden birinin yanına gitmesinin yeterli olacağını söylemesi üzerine aynı binadaki Serhat Akın'ın yanına gittiğini ifade eden A.K, gittiğinde odada bu davanın da sanıklardan binbaşı Ali Tiryaki ile 3 ya da 4 kişi daha olduğunu kaydetti.

A.K, "Akın, 'Bu gece tüm kuvvetler burada. Eski tabirle 'darbe yapılacak' dedi." diye konuştu.

Akın'ın odadakilerin isimlerini sorduğunu, isim listesinden de kontrol ettiğini belirten A.K, Akın'ın daha sonra da "Bizden haber bekleyin" diyerek odalarına gönderdiğini söyledi.

Çalışma odası bodrum katında olduğu için odasına geçtiğini ve telefon irtibatını bitirdiğini anlatan A.K, günlük izin yazdırıp şube müdürüne haber vermeden mesaiyi terk ettiğini bildirdi.

A.K, cep telefonunun saat 16.30 gibi çalmaya başladığını belirterek, telefonu sessize aldığını, çağrılara cevap vermediğini ifade etti.

Daha sonra santralden, eşinin telefonu üzerinden arandığını ve kışlaya çağrıldığını dile getiren A.K, aramaların sonu gelmeyeceği için saat 20.15 gibi birliğe gittiğini anlattı.

A.K, arayan kişiyi bulup "Beni niçin aradığınızı biliyorum. Gelmeyeceğim, katılmayacağım. Beni rahatsız etmeyin." dedikten sonra saat 20.40 gibi de çıktığını söyledi.

Mutlu Serkan Vurdem'in odasına gidip gitmediği sorulan A.K, onun odasına gitmediğini kaydetti.

A.K, örgütle bağının sorulması üzerine de FETÖ/PDY ile ortaokul yıllarında tanıştığını, harp okulu döneminde de örgüt üyeleriyle görüşmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Serhat Akın'daki isim listesi sorulan A.K, listenin kurşun kalemle yazılmış olduğunu ancak isimleri görmediğini belirtti.

Diğer tanık beyanlarının ardından duruşmaya öğle arası verildi.

Akın İpek'in şirketinde muhtarlar bile fişlenmiş

ANKARA (AA) – İSMET KARAKAŞ – ZAFER FATİH BEYAZ – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) firari tepe yöneticilerinden Hamdi Akın İpek'in TMSF'ye devredilen şirketi Koza-İpek Holdingdeki bilgisayarlarda yapılan incelemelerde, Danıştay üyeleri, Esenboğa Havalimanı'nda görevli bürokratlar ile bazı yerel yöneticiler hakkında fişleme listeleri ortaya çıktı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince görülen FETÖ "çatı davası"nın firari sanığı İpek'in el konulan şirketi Koza-İpek Holdingdeki dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporda, şirketin FETÖ'nün hedefleri doğrultusunda hareket ettiği ve amaçları için bir çok kişi hakkında fişleme raporları tuttuğu belirtildi.

Holdingin Ankara'da, İstanbul yolu üzerinde bulunan yerleşkesinde, Koza Altın İşletmeleri A.Ş'nin eski genel müdürü İsmet Sivrioğlu'nun odasında arama yapıldığı, incelenen şirket bilgisayarlarında, personel hakkında fişleme notları bulunduğu aktarıldı. Söz konusu notların, "özel hayatın gizliliğine muhalefet" olarak değerlendirildiği raporda, FETÖ üyelerinin kendi şirketlerinde çalışanları dahi fişlediği kaydedildi.

Raporda, aralarında şirkete bağlı maden sahalarının bulunduğu bölgelerdeki muhtarların da olduğu bazı yerel yöneticilerin fişlendiği ifade edildi. Söz konusu fişlemelerde, 2014 yerel seçimlerini kazanan kişilerin isimlerinin karşısına "Bizden değil", "Bizimle hiç diyalogu olmadı", "Süt işletmelerini şikayet eden kişi, benimle de kahvede tartışmıştı. Sorunlu", "Diyalog kurulabilecek biri, sorun yok" ve "uç solcu" gibi notlar alındığı tespit edildi.

Bu eylemin, "siyasi fişleme" olarak değerlendirildiği raporda, "yapılan fişleme neticesinde yerel yöneticilerin, şirketler lehinde hareket etmeye zorlandığı" dile getirildi.

  • FETÖ'cüleri kaçırmak için havalimanı çalışanını bile fişlemişler

Koza-İpek Holdingin, Çevre Kurumsal bölümündeki dijital materyallere ilişkin raporda da şirketin bu bölümündeki bilgisayarlarından Danıştay üyeleri ve Esenboğa Havalimanı'nda görevli üst düzey bürokratların isim listelerinin çıktığı belirtildi.

Örgüt üyesi olan ve olmayan Danıştay üyelerinin de isimlerinin söz konusu listede yer aldığı tespitine yer verilen raporda, "FETÖ ile ilgili haklarında idari işlem yapılan kamu görevlilerinin özlük haklarıyla ilgili herhangi bir ceza almamaları ya da en düşük ceza ile cezalandırılmaları yönünde, Danıştayın ilgili dairesinde örgüt tarafından sızmalarını sağladıkları örgüt elemanı olan üyeler ya da kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek ve kullanmak istedikleri daire üyeleriyle irtibata geçmeyi amaçladıkları değerlendirilmektedir." denildi.

FETÖ üyelerine yapılabilecek operasyonlar karşısında örgüt üyelerini yurt dışına kaçırmak için de firari İpek'in şirketinde çalışmalar yürütüldüğü aktarılan raporda, "Esenboğa Havalimanı'nda görevli üst düzey sivil ve emniyet bürokratlarının isim listelerini ellerinde bulundurarak, örgüte yönelik herhangi bir operasyon durumunda örgüt için önem arz eden örgüt elemanlarının yurt dışına kaçışlarını kolaylaştırmak amacıyla zamanında sızdırdıkları örgüt üyeleri ya da kullanmaya çalıştıkları bürokratlar ile irtibata geçmeyi amaçladıkları" ifade edildi.

Raporda, ayrıca örgüt için önemli görülen kamu kurumlarının personeline ait listelerin Koza-İpek Holdingde arşivlendiği değerlendirmesi de yer aldı.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Hava Harp Akademisi Komutanı eski tümgeneral Recep Yüksel, İstanbul'daki darbe girişimi davasında yargılandığını ve hapis cezasına çarptırıldığı söyledi.

Silivri Cezaevi'nde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlantı kurulan Yüksel, emekli Korgeneral Mehmet Şanver'in kızının düğününde meydana gelen olaylara ilişkin bildiklerini anlattı.

Nikahın ardından yemeğe geçildiğini, kısa bir süre sonra düğünün yapıldığı yere tam teçhizatlı ve silahlı askerlerin geldiğini ifade eden Yüksel, bu kişilerin Hava Kuvvetleri Komutanına "Sizin emniyetinizi almaya geldik" dediğini komutanın da "Benim emniyetimi dışarıda alın" şeklinde karşılık verdiğini aktardı.

Askerlerin komutanı dışarıya çıkardıktan sonra kendilerini derdest ettiğini ileri süren Yüksel, bir odaya götürüldüklerini, ellerinin arkadan kelepçelendiğini ve yere yatırıldıklarını iddia etti.

İlerleyen saatlerde odaya eski tümgeneral Fethi Alpay'ın geldiğini aktaran sanık Yüksel, Alpay'ın "Silahlı kuvvetler yönetime el koydu. Bazı görevler olur, kabul eden gelir, etmeyen burada kalır" dediğini belirtti. Yüksel, bunun üzerine şoke olduğunu "Gerekirse istifamı veririm" ifadesini kullandığını öne sürdü.

Alpay'ın daha sonra bulundukları yere tekrar gelip, "Harp Akademisine gidiyorum, kabul eden benimle gelir" dediğini anlatan Yüksel, saat 03.00 sularında helikopterle Fenerbahçe Orduevi'ne götürüldüklerini söyledi.

Kendisiyle birlikte derdest edildiğini öne sürdüğü generallerin adını veren Yüksel, o geceye ait bilgi ve görgüsünün anlattıklarıyla sınırlı olduğunu ve serbest bırakıldıktan sonraki telefon görüşmelerinden dolayı ceza aldığını savundu.

Eski 6. Ana Jet Üs Komutanı tuğgeneral Mustafa Rüştü Çelenk, Bandırma Cezaevinden tanık olarak verdiği beyanda, 15 Temmuz akşamı kendisinin de komutanların derdest edildiği düğünde olduğunu, ancak olaydan önce komutanlarının birliğine dönmesini emretmesi üzerine erkenden ayrıldığını söyledi.

Çelenk, düğünden ayrıldıktan sonra davanın sanıklarından eski tümgeneral İdris Aksoy ile telefonla konuştuklarını, Aksoy'un birliğe gelme emri aldığını belirtmesi üzerine vekili eski tümgeneral Ali Çayır'ı arayıp bilgi verdiğini söyledi.

Duruşmada tanık olarak dinlenen eski tümgeneral Ali Çayır da İsmail Rüştü Çelenk'in talimatı üzerine, Aksoy ve ailesini karşıladığını, kendileri komutanın odasını açtığını sabaha kadar birlikte olduklarını belirterek, komutanın darbe girişimine destek olmadığını aksine uçuşları durdurmaya çalıştığını iddia etti.

Tanık eski korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan da darbe girişimi gecesi yaşadıklarına ilişkin bildiklerini anlattı.

Duruşmaya pazartesi günü devam edilecek.