Ankara Garı terör saldırısı davası

ANKARA (AA) – Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te yaşanan ve 103 kişinin yaşamını yitirdiği terör örgütü DEAŞ saldırısına ilişkin davada, dosyaları ayrılan firari 16 sanığın yargılanmasına başlandı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, mağdurlar ve avukatları katıldı.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın dosyaya giren evraka ilişkin bilgi vermesinin ardından söz alan avukatlar, davaya katılma taleplerini iletti. İzmir Barosu adına katılma talebini bildiren baro başkanı Özkan Yücel, mağdurların yanında bulunduklarını, adalet adına bu davanın takipçisi olacaklarını söyledi.

Soruşturma aşamasında dosyaya getirilen kısıtlılık kararını eleştiren şikayetçi avukatı Sevinç Hocaoğulları, bu karar nedeniyle sanıkların dosyayla bağlantısını bilmeden davaya hazırlandıklarını belirtti.

Mahkemenin tutuklu sanıklar için 3 Ağustos 2018'de verdiği cezaları yeterli bulmadıklarını bildiren Hocaoğulları, saldırıda kullanılan bazı kişilerin cezalandırıldığını, fakat asıl sorumluların mahkeme önüne çıkarılmadığını savundu. Hocaoğulları, saldırıda ihmali bulunan kamu görevlilerinin de yargılanmasını talep etti.

Avukat Mehtap Sakinci Coşkun ise "aradan geçen zamana rağmen 16 sanıktan birinin bile yakalanıp mahkemeye çıkarılamamasının ve yargılamanın boş salonda yapılmasının 'devletin acziyeti' olduğu" iddiasında bulundu.

Katılma taleplerini ileten diğer avukatlar da kovuşturmanın derinleştirilmesini, sorumluların tamamının adalet önünde hesap vermesini istediklerini dile getirdi.

Avukatlardan sonra söz alan mağdurlar, tutuklu sanıklara verilen cezaların vicdanları rahatlatmadığını söyledi. Acılarının asla dinmeyeceğini belirten mağdurlar, bir daha buna benzer katliamlar yaşanmaması için davanın takipçisi olduklarını belirtti. Mağdurlar, gar katliamının insanlık suçu sayılmasını, sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin de yargılanmasını talep etti.

Beyanların ardından söz alan cumhuriyet savcısı Adnan Gümüş, müdahillik taleplerinin kabulünü ve firari sanıkların yakalanmasına yönelik ne tür işlemler yapıldığının ilgili birimlerden sorulmasını istedi.

Müzakerenin ardından ara karar açıklayan mahkeme heyeti, firari sanıklar İlhami Balı, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Savaş Yıldız, Hasan Hüseyin Uğur, Bayram Yıldız, Kenan Kutval, Ahmet Güneş, Cebrail Kaya, Ömer Deniz Dündar, Muhammet Zana Alkan, Walentina Slobodjanjuk, Mustafa Delibaşlar, Nusret Yılmaz, Kasım Dere ve Yakup Selağzı hakkındaki yakalama ve yokluğunda tutuklama kararının devamına, bu kişilerin yakalanması için ne yapıldığının ilgili birimlerden sorulmasına hükmetti.

Hakkında kırmızı bülten çıkarılan sanıkların akibetinin sorulması için Adalet Bakanlığına müzekkere yazılmasına hükmeden heyet, diğer eksiklerin giderilmesi için davayı 18 Nisan 2019'a bıraktı.

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te "Emek, Barış, Demokrasi Mitingi" için toplanan vatandaşlara yönelik terör saldırısıyla ilgili 36 kişi hakkında açılan davada 3 Ağustos'ta 2018'de karar çıkmış, 9 sanık, "kasten öldürmek" suçundan 100'er kez, "Anayasa'yı ihlal" suçundan da birer kez olmak üzere 101'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmıştı.

Diğer sanıkları da "terör örgütü yönetme" ve "terör örgütüne üye olma" suçlarından cezalandıran mahkeme, firari 16 sanığın dosyasını ayırmış, yargılama sırasında ölen sanık Mehmet Kadir Cabael hakkında açılan davanın ise düşürülmesine karar vermişti.

Advertisements

TÜRKSAT VE TBMM'yi bombalayan pilotun davaları birleştirildi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Özel Harekat Daire Başkanlığı, TÜRKSAT ve TBMM'yi bombaladığı tespit edilen eski pilot yüzbaşı Hüseyin Türk'ün, koğuşunda bulunan "motivasyon notu" nedeniyle "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan yargılanmasına başlandı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 473 sanığın yargılandığı davanın tutuklu sanıklarından eski yüzbaşı Türk ve avukatı katıldı.

Duruşmada, kimlik tespiti ve iddianamenin özetlenmesinin ardından sanık Türk'ün beyanına geçildi.

Türk, üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, cezaevinde taşındığı odadaki Kur'an-ı Kerim'in içinde aralarında duaların da yazılı olduğu birkaç kağıt çıktığını ve kime ait olduğunu bilmediğini öne sürdü.

Söz konusu kağıtları özellikle saklamadığını savunan Türk, "Kağıtlarda dua yazılı olduğu için atmadım, kenara koydum. Özellikle sakladığım bir kağıt değildi, arama yapıldığı gün tekrar kağıtlara baktım. Dua olan kağıtları ayırdım, söz konusu notun olduğu kağıdı da değişik anlamlara yol açabileceği için yırttım ve avludaki çöpe attım. Aramada infaz koruma memurları kağıdı bularak çöpten çıkartıp birleştirdiler. Kağıdı sorduklarında da odaya taşındığımda eski bir Kur'anın içinde bulduğumu söyledim fakat inanmadılar. Kendilerine çöpteki yırtık kağıdı nasıl gördüklerini sorduğumda da gezen bir arkadaşlarının gördüğünü söylediler." ifadelerini kullandı.

Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan davanın, Akıncı Üssü davasıyla birleştirilmesine hükmetti.

– "Not, örgütsel döküman niteliğinde"

Sincan Cezaevinde infaz koruma memurlarınca, 22 Şubat'ta FETÖ tutuklularının bulunduğu koğuşta yapılan aramada sanık Hüseyin Türk'ün yırtarak çöpe attığı, ancak çöpten alınarak birleştirilen kağıt üzerindeki notun içeriğinin örgütsel doküman niteliğinde olduğunu tespit eden cezaevi yönetimi, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Türk'ün koğuşunda ele geçirilen notta şu ifadeler yer alıyor:

"Kardeşlerim, sizlerle görev yapmak benim için büyük bir onudur. Sizin gibi yiğitler az bulunur. Bunu en samimi duygularla söylüyorum ki sizin yanınızda kendimi ordunun en arkasında orasını burasını toplamaya çalışan en önde çarpışan yiğitlere yetişmeye çalışan ama ne kadar çırpınırsa çırpınsın o yiğitlerin ancak ayaklarının tozu olabilecek ki bu bile büyük bir şereftir çelimsiz bir nefer olduğumu düşünüyorum.

Ama sonradan diyorum ki Allah'ım sana sonsuz hamdüsenalar olsun ki beni bu ordunun küçücük de olsa bir neferi yaptığın için. Sizin gibi cengaverlerle aynı gemide bir tayfa olduğum için bizim rütbelerimizi almış olabilirler, olsun aldırmıyorum. Allah bizim hepimizi kardeşliğe terfi ettirdi. Bundan büyük rütbe mi olur. Buraları bize Allah'ın bir lütfu olduğunu bilmek insana çok daha fazla güç veriyor. Biz gönülden inanıyoruz ki bu günler Allah'ın izni ve inayetiyle elbet birgün bitecek ve belki de çok daha büyük görevler verilecek. Belki de asıl zorlu sınav o zaman başlayacak. Allah kalplerimizi ve ayaklarımızı halk yolu üzerine sabit ve daim etsin ve birlik ve beraberliğimizi arttırsın. Dualarınızı da bu kardeşinizi de unutmayın. Sizi çok seven abiniz."

FETÖ “çatı davası”nda dosyaları ayrılanların duruşması yarın

ANKARA (AA) – Darbe girişiminden önce açılan 75 sanıklı Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) çatı davasında, hükümle birlikte dosyaları ayrılan örgüt elebaşı Fetullah Gülen, 15 Temmuz'da Akıncı Üssü'nde bulunduğu ortaya çıkan Adil Öksüz ve firari iş adamı Hamdi Akın İpek'in de arasında bulunduğu 71 sanıklı davanın ilk celsesi yarın görülecek.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma saat 09.30'da başlayacak.

Fetullah Gülen'in de arasında bulunduğu örgütün üst yöneticisi 73 kişi hakkında 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden bir gün önce dava açılmıştı. İddianamede FETÖ/PDY'nin hükümeti devirmeyi, devlet kurumlarını ele geçirmeyi, anayasal düzeni yıkarak yerine otoriter, totaliter bir cemaat oligarşisine dayanan devlet düzeni kurmayı amaçladığı ifade edilmişti. Darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu ortaya çıkan örgütün "sivil imam"larından Adil Öksüz ve yine örgüt yöneticilerinden olduğu belirlenen Mahmut Akpınar hakkında ayrı ayrı açılan davaların birleştirilmesiyle davadaki sanık sayısı 75'e yükselmişti.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda sanıklardan eski Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, eski milletvekili İlhan İşbilen, kapatılan Zaman gazetesi eski İmtiyaz Sahibi Alaeddin Kaya, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in halasının oğlu Kazim Avcı'yı, "anayasayı ihlale teşebbüs" suçundan "ağırlaştırılmış müebbet" hapse mahkum ederken, örgüt elebaşı Gülen'in avukatlarından Abdülkadir Aksoy, avukat Ali Çelik (1972 doğumlu) ve iş adamı Dilaver Azim'i "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan 10 yıl 6'şar ay hapse çarptırmıştı.

– Davaları ayrılmıştı

Yargılama sonunda, sanıklardan 25 Ağustos 2016'da ölen Cemal Uşak hakkındaki dava düşürülmüş, örgüt elebaşı Gülen, sivil imam Adil Öksüz ve firari iş adamı Akın İpek'in de arasında bulunduğu firari sanıklar ile haklarında hüküm kurulan sanıklardan Avcı, Kaya, Karaca ve İşbilen hakkında diğer bazı suçlamalara ilişkin kamu davaları ise ana dosyadan ayrılmıştı.

Ana davadan ayrılan yarın yapılacak duruşmanın sanıkları şunlar:

"Fetullah Gülen, Kazim Avcı, Alaeddin Kaya, Hidayet Karaca, İlhan İşbilen, Abdullah Aymaz, Osman Hilmi Özdil, Adil Öksüz, Mehmet Ali Büyükçelebi, Ahmet Can, Ahmet Kara, Ahmet Kirmiç, Ahmet Kurucan, Ahmet Şahinalp, Ali Bayram, Ali Çelik (1957 doğumlu), Ali Ursavaş, Bahattin Karataş, Barbaros Kocakurt, Bekir Baz, Cemal Türk, Cemil Koca, İsmet Aksoy, Cevdet Türkyolu, Ekrem Dumanlı, Halit Esendir, Hamdi Akın İpek, Hamdullah Bayram Öztürk, Harun Tokak, Hüseyin Kara, Hüseyin Saruhan, İbrahim Kocabıyık, İrfan Yılmaz, İsmail Büyükçelebi, İsmail Cingöz, Kudret Ünal, Mahmut Akdoğan, Mahmut Akpınar, Mehmet Ali Şengül, Mehmet Hanefi Sözen, Muammer Türkyılmaz, Murat Karabulut, Mustafa Özcan, Mustafa Yeşil, Mustafa Muhammet Günay, Mustafa Talat Katırcıoğlu, Naci Tosun, Necdet Başaran, Necdet İçel, Nevzat Ayvacı, Önder Aytaç, Recep Uzunallı, Rıdvan Akovalı, Sadettin Başer, Sadık Kesmeci, Sait Aksoy, Selman Kuzu, Suat Yıldırım, Suat Yiğit, Süleyman Tiftik, Süleyman Uysal, Şerif Ali Tekalan, Talip Büyük, Tuncay Delibaşı, Abdulletif Tapkan, Faruk İlk, Mehmet Erdoğan Tüzün, Osman Karakuş, Rahmi Bıyık, Reşit Haylamaz, Ziya Demirel."

Karara çıkan davada mahkum edilen sanıklar Avcı, Kaya, Karaca ve İşbilen, bu davada "silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında işlenen siyasi ve askeri casusluk, resmi belgede sahtecilik, kamu kurumuna karşı dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek ve ele geçirmek" suçlarından yargılanacak.

Dava kapsamında firari sanıklar hakkında çıkarılan yokluğunda tutuklama ve yakalama kararları bulunuyor.

Akıncı Üssü darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili davanın görülmesine tanık beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Tanık Uğraş Topçu, Balıkesir'den Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile salona bağlanarak verdiği beyanda, Akıncı Üssü Uçak Bakım Tabur Komutanlığında bakım harekat amiri olarak görev yaptığını, darbe girişimi sırasında Dalaman'da yıllık izinde olduğunu söyledi.

Ankara'daki uçuşları haber aldığı anda üssü arayıp havada uçak olup olmadığını sorduğunu belirten Topçu, ilerleyen saatlerde TRT'de darbe bildirisinin okunduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halkı sokağa çağırdığını anlattı.

Ailesini lojmana bıraktığını ve Korgeneral Yılmaz Özkaya'nın emri üzerine Dalaman Hava Meydan Komutanlığı harekat merkezine geçtiğini ifade eden Topçu, bütün gece Akıncı ile bağlantı kurup darbe girişimini engellemeye çalıştıklarını dile getirdi.

Topçu, Akıncı'da kimlerle görüştüğünün sorulması üzerine, "Uzman tahsis birimini aradım. Uçuşların 141. hattan gerçekleştiğini öğrendim. 141. filoda görevli uzmanlarla görüştüm." dedi.

Uğraş Topçu, Dalaman'dan yakıt alan helikopterlerle ilgili soruya karşılık, "Bu helikopterler önce bizim meydanımıza inmek istedi. Yakıt vermedik. Sonrasında denizcilerin tarafına inmeye çalıştılar. Yılmaz Paşa denizcileri de arayıp 'Yakıt vermeyin.' dedi ama denizciler ellerinde yazılı emir olduğunu belirterek, helikopterlere yakıt verdi." diye konuştu.

Topçu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağının Dalaman'dan hareket ettiği ana şahit olmadığını, ancak uçağın kalkışıyla ilgili bilginin Yılmaz Paşa'ya verildiği sırada Harekat Merkezi'nde bulunduğunu dile getirdi.

Sabah saatlerinde Akıncı'dan yüksüz bir uçak kalktığının bildirilmesi üzerine Dalaman'dan F-16'ların havalandığını anlatan Topçu, "Akıncı'dan kalkan her uçağın bastırılmasına karar verdik. Bu F-16'lar bunun için kaldırıldı. Havada angajman yaşandı. Türk uçağı Türk uçağına top ateşi yaptı." dedi.

Topçu'nun darbe girişiminin FETÖ'cüler tarafından gerçekleştirildiğini belirtmesi üzerine sanık avukatları o sırada buna nasıl kanaat getirdiğini sordu. Topçu, "(Sanıklardan) Eski İncirlik 10. Tanker Üs Komutanı tuğgeneral Bekir Ercan Van, FETÖ'cü olduğunu bildiğim biriydi. İncirlik'ten uçak kalkıp kalkmadığını takip ettim. İncirlik'ten uçak kalktığını öğrendiğim an bu girişimi FETÖ'cülerin yaptığını anladım." diye konuştu.

– "Uçuş yasağını gazetelerden öğrendim"

Deniz Kartepe de SEGBİS üzerinden tanık olarak verdiği ifadede, darbe girişimi sırasında Tuğgeneral rütbesinde Diyarbakır'daki 8. Ana Jet Üst komutanlığı görevini yürüttüğünü söyledi.

15 Temmuz'da Korgeneral Mehmet Şanver'in kızının Moda Deniz Kulübü'ndeki düğününe katıldığını ve burada derdest edildiğini belirten Kartepe, bu sırada komutanı olduğu üssü arayıp uçak kalkmaması için talimat verdiğini ifade etti.

Kartepe, götürüldükleri yerde elleri çözülüp telefonları teslim edildiğinde de güvenlik tabur ve harekat komutanlarıyla saat 22.26’dan itibaren uçakların kalkmaması için telefon görüşmeleri yaptığını dile getirdi.

Uçuş yasağıyla ilgili kendisine bilgi verilmediğini, yasağı çok sonra gazetelerden öğrendiğini öne süren Kartepe, üs komutanlarının hiçbirinin uçuş yasağından haberdar olmadığını da iddia etti.

Kartepe, muharip hava birliğinin komutanı olduğu hatırlatılarak, düğüne katılmasının nedeninin sorulması üzerine, "Katılıp katılmama konusunda tereddüt yaşadım fakat Korgeneral Nihat Kökmen, 'Senin birinci amirin olduğu için sen katılacağını bildir. O sana (Gelmene gerek yok) derse gitmezsin.' dedi. Bunun üzerine düğüne katıldım." diye konuştu.

Ali Durmuş'un kendisine "Büyük bir kelle alacağız." dediği yönündeki iddiası sorulan Kartepe, o dönem terör örgütü PKK'nın üst yönetimine yönelik operasyonlar yürüttüklerini, bu ifadenin PKK mensubu teröristlere yönelik olduğunu savundu.

Darbeci Hakan Evrim'in bir uçakla gelip Diyarbakır’dan sniper pod (hassas vuruş sağlamak için kullanılan uygulama) alması sorulan Kartepe, Evrim'in emir üzerine geldiğini, görüştüklerini, olağan hale aykırı bir durum görmediği için şüphelenmediğini söyledi.

– "F-16'ları Ankara'daki uçaklara karşı kaldırdık"

Dönemin Dalaman Hava Meydan Komutanı Albay Murat Selçuk Çol da Özkaya ile birlikteyken telefonla gelen bilgiyle Ankara'daki uçuşlardan haberdar olduklarını, bundan sonra Dalaman Hava Üssü'ne geçip darbe girişiminin bastırılması için faaliyet yürüttüklerini belirtti.

Bu sırada sıkıyönetim emirlerinin bulundukları hava üssüne iletildiğini ifade eden Çol, Özkaya'nın inceledikten sonra bu emirlerin geçersiz olduğunu söylediğini, odadaki herkesin buna şahit olduğunu savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın helikopterinin inişi ve uçağının kalkışıyla ilgili bilgilerin kule tarafından anbean kendilerine iletildiğini belirten Çol, uçağın rotasıyla ilgili bilgilerinin olmadığını kaydetti.

Çol, F-16'ların kalkışıyla ilgili emrin Eskişehir'den geldiğini, uçakların Ankara'daki uçaklara karşı kaldırıldığını daha sonra öğrendiğini bildirdi.

Tanıklar Cengiz Karacabey ve Fevzi Yazgan'ın da beyanlarının alınmasından sonra duruşma yarına ertelendi.

FETÖ katalog evliliği yapmayan subaylara baskı yapmış

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili davaya tanık beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

FETÖ yapılanması ile ortaokul yıllarında tanıştığını kaydeden tanık H.Y, örgüt üyelerinin teşviği ile askeri okullara girdiğini, mesleğe başlamasından sonra da örgüt ile ilişkisinin devam ettiğini belirtti.

"Sohbet" adı altında örgüt elebaşının kitaplarının da okunduğu toplantılar yaptıklarını kaydeden H.Y, bu süreçte kendisi ile farklı FETÖ üyelerinin ilgilendiğini, 17-25 Aralık sürecinden sonra da örgütten soğuduğunu ve örgüt dışı evlilik yaptığını anlattı.

Darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde görevli olduğunu kaydeden H.Y, 14 Temmuz günü sanıklardan eski binbaşı Ömer Dolay'ın ertesi gün mesaiye gelmemesini söylediğini, sanıklardan eski harekat komutanı Ahmet Özçetin'in emriyle mesai yapılmayacağını kendisine ilettiğini bildirdi.

Tanık H.Y, 15 Temmuz'da mesaide olmadığı süreçte haberlerden boğaz köprülerinin kapatıldığını gördüğünü, sonrasında da darbe girişiminden haberdar olduğunu vurguladı.

FETÖ kapsamında Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını aktaran H.Y, tanıdığı örgüt üyelerinin isimlerini ilgili makamlara ilettiğini beyan etti.

İtirafçı H.Y, kendisiyle beraber örgüt içi katalog evliliği yapmayan subayların örgüt tarafından baskı altına alındığını ve dışlandığını kaydetti.

– FETÖ'den "katalog evlilik" baskısı

Tanık A.K, geçmişte FETÖ yapılanması içerisinde yer aldığını, askeri okullardaki eğitimi ve mesleğe başladıktan sonrasındaki sürece kadar örgüt ile bağının devam ettiğini bildirdi.

Örgütün kendisine katalog evliliği yapması konusunda baskı yaptığını ancak buna uymadığını aktaran A.K, 2012'den sonra örgütten koptuğunu belirtti.

Darbe girişiminin yaşandığı dönemde Akıncı Üssü'nde görev yaptığını beyan eden A.K, darbe girişimine katılmadığını ileri sürdü.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

FETÖ itirafçısı Külliye'yi bombalayan pilotun kod adını açıkladı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili davaya tanık beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Tanık olarak dinlenen M.A.A, FETÖ ile lise yıllarında tanıştığını ve "Mehmet" kod adını kullandığını, 2014'ten sonra da örgütün mahrem askeri yapılanmasında "öğretmen" sıfatıyla faaliyette bulunduğunu belirtti.

FETÖ hiyerarşisinde kendisinden bir üstte bulunan kişinin "müdür yardımcısı" sıfatı taşıyan Sinan Kurt olduğunu belirten M.A.A, Kurt'un üstünde "Müdür" denilen Murat Kara'nın bulunduğunu, darbe girişimi öncesinde sözde "Müdür" olan kişinin de Ramazan Alkan olduğunu aktardı.

Örgüt üyeleriyle belirli aralıklarla "sohbet" adı altında toplantı yaptıklarını anlatan M.A.A, toplantıda, bir sonraki toplantının yerinin ve zamanının da belirlendiğini, örgüt üyesi askerlerle doğrudan telefonla iletişim sağlamadıklarını bildirdi.

"17-25 Aralık sürecinden sonra FETÖ'nün kapalı devre bir sisteme geçtiğini söyleyebilirim." ifadelerini kullanan M.A.A, toplantı yaptığı kişilerin çoğunun asker olduğunu ilk başlarda bilmediğini ileri sürdü.

Darbe girişiminden kısa süre önce Ramazan Alkan'ın kurmay subayların Ankara'da olması gerektiğini söylediğini belirten M.A.A, kendilerine darbe girişimine yönelik bir talimat verilmediğini ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile bağını kopardığını dile getirdi.

– Külliyeyi bombalan pilotun kod adı "Ömer"

Tanık H.E, geçmişte örgüte ait okullarda öğretmenlik yaptığını, 2014'ten sonra da FETÖ'nün askeri mahrem yapılanmasında yer aldığını kaydetti.

Kendisini mahrem yapılanmaya sokan kişinin "Mahmut" kod adını kullanan Mehmet Ayan olduğunu aktaran H.E, kendisinin "Hakan" kod adını kullandığını ifade etti.

Örgüt üyesi eski askerlerle belirli aralıklarla sohbet adı verilen toplantı düzenlediklerini beyan eden H.E, uzun süre toplantılara katılmayan kişilerle kontörlü sabit hatlardan iletişim sağladıklarına değindi.

Tanık H.E, 15 Temmuz darbe girişiminden haberdar olmadığını, bu hususta kendisine bir talimat verilmediğini ileri sürdü.

Örgütten tanığı kişilerin isimlerini mahkeme ile paylaşan H.E, darbe girişiminde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni bombalayan eski pilot üsteğmen Müslim Macit'in kod adının "Ömer" olduğunu açıkladı.

İddianamede sanık Macit'in, darbe girişimi sırasında "93-0671" kuyruk numaralı F-16 uçağını ve "ASLAN-6" kodunu kullandığı, 16 Temmuz saat 06.19'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yakınındaki köprülü kavşak ve otoparka iki MK-82 bombası attığı ifade ediliyor. Bombalama sonucunda bölgede bulunan 15 kişinin şehit olduğu, 7 kişinin de yaralandığı belirtiliyor.

Soruşturma aşamasında itiraflarda bulunan Macit, 27 Şubat 2018'de mahkemede yaptığı savunmasında ise olay gecesi uçuş yapmadığını, uçak ve kule arasında yapılan telsiz konuşmalarının ise kendisine ait olmadığını iddia etmişti.

Davanın görülmesine devam ediliyor.

Suikast timinden “Cumhurbaşkanı takip helikopteri” yalanı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili davaya tanık beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Tanık sıfatıyla ifade veren Yılmaz Özkaya, 15 Temmuz 2016'da korgeneral rütbesiyle Hava Kuvvetleri Komutanlığında Değerlendirme Denetleme Başkanı olarak görev yaptığını dile getirdi.

Yıllık iznini Muğla'da geçirdiği sırada Ankara'da savaş uçaklarının uçuş yaptığına dair bilgi geldiğini belirten Özkaya, bunun üzerine Akıncı Üssü komutanı olan eski tuğgeneral Hakan Evrim'i aradığını ancak Evrim'in cevap vermediğini söyledi.

Bundan bir süre sonra Dalaman'daki birliğe geçtiğini, yaşananların "askeri kalkışma" olduğunu televizyondan öğrendiğini aktaran Özkaya, bulunduğu yerdeki askerlerle hava araçlarının güvenliğini sağlamaya çalıştığını anlattı.

Hava Kuvvetleri Harekat Merkezini arayarak bilgi almak istediğini, telefona cevap verilmeyince emekli Tümgeneral Cevat Yazgılı'yı aradığını bildiren Özkaya, Yazgılı'ya güvenlik harekat merkezine gitmesi telkininde bulunduğunu beyan etti.

Gece boyunca, Eskişehir'deki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi'nin (BHHM) komutanı olan sanıklardan eski tuğgeneral Recep Ünal ile de görüşme yaptığını belirten Özkaya, savaş uçaklarının Akıncı'dan emirlere aykırı şekilde kalkış yaptığı bilgisi üzerine bulunduğu bölgedeki uçakların da izinsiz kalkmaması için tedbirler aldığını anlattı.

Bulunduğu askeri birliğe sözde sıkıyönetim emirlerinin geldiğini, emirlerin kanunsuz olduğunu söyleyerek işlem yapılmaması talimatını verdiğini ifade eden Özkaya, aynı birlikte tatil yapan Akıncı'da görevli bir yüzbaşıya talimat vererek uçaklara mühimmat yüklenmemesini sağlamasını istediğini açıkladı.

Yüzbaşının personeli ile görüşmesinden sonra kendisine bilgi verdiğini aktaran Özkaya, "Yüzbaşı telefonla konuşmasından sonra bana, 'Komutanım adamlarımın ensesine uzun namlulu silah dayamışlar, zorla mühimmat yükletiyorlarmış. Engel olamıyorum.' dedi." ifadelerini kullandı.

– Suikast timinden "Cumhurbaşkanı takip helikopteri" yalanı

Darbe girişiminin yaşandığı akşam bölgede sadece 2 helikopterin uçuş yaptığını kaydeden tanık Özkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uçağının 00.40 sularında Dalaman'a iniş yaptığını, bundan bir süre sonra da bölgeye ışıkları, telsizleri ve radar bilgileri kapalı helikopterlerin geldiğini anlattı.

Özkaya, Cumhurbaşkanının uçağının saat 01.43'te bölgeden ayrıldığını, 03.00 sıralarında da darbecilerin kontrolündeki helikopterlerin ateş açtığını öğrendiğini anlattı.

Söz konusu helikopterlerin 03.30 sularında, "Cumhurbaşkanı takip helikopteri" ifadesini kullanarak yakıt ikmali için bulunduğu askeri birliğin yanındaki Deniz Kuvvetleri yerleşkesine geldiğini ifade eden Özkaya, ikmalin yaptırılmaması üzerine helikopterlerin ayrıldığını bildirdi.

Tanık Özkaya, bir süre sonra helikopterlerden birinin gelerek Cengiz Topel Havalimanı üs komutanı olan eski tuğamiral Tezcan Kızılelma'nın emriyle kalkış yaptıklarını söyleyerek yakıt ikmalinde bulunduğunu ve bölgeden ayrıldığını aktardı.

Sabah saatlerinde, Eskişehir'deki BHHM'ye giderek darbe girişiminin bastırılması için çaba sarf ettiğini anlatan Özkaya, 15 Temmuz'dan sonra oluşturulan idari tahkikat heyetinde de görev aldığını kaydetti.

Davanın görülmesine pazartesi devam edilecek.

Akıncı Üssü davasında tanık beyanları alınıyor

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili davaya tanık beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Olay tarihinde albay rütbesiyle görev yapan İhsan Kaplan, 15 Temmuz akşamı savaş uçaklarının uçuş yaptığını gördüğünü, üs komutanlıklarını arayarak durumu öğrenmeye çalıştığında 12. Üstten kendisine bilgi verilmediğini dile getirdi.

Bundan bir süre sonra Orgeneral Atilla Gülan ile telefon görüşmesi yaptığını ve birliğe gitme kararı verdiğini beyan eden Kaplan, Eskişehir'deki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi'nin (BHHM) yayımladığı "uçuş yapılmayacağı" emrini üs merkezlerine ilettiğini bildirdi.

Dönemin Kayseri 12. Üs harekat komutanı olan sanık Erhan Baltacıoğlu ile yaptığı telefon görüşmesine de değinen Kaplan, emri Baltacıoğlu'na söylemesine rağmen kule kayıtlarından uçakların faaliyette bulunduğunu öğrendiğini kaydetti.

Tanık Kaplan, gece boyunca BHHM ile temas kurarak uçakların kalkmamasını sağlamaya çalıştığını aktardı.

– Diyarbakır'dan 2 tanker uçağı kalkmış

Tanık Ahmet Kaya, darbe girişiminin yaşandığı gün BHHM'de vardiya subayı olarak görev yaptığını, akşam saatlerinde bütün uçuşların iptal edildiğine dair emir geldiğini bildirdi. Emre uygun şekilde uçaklara iniş talimatı verdiklerini beyan eden Kaya, bir süre sonra sanık eski tuğgeneral Recep Ünal'ın BHHM'den ayrıldığını duyduğunu anlattı.

Diyarbakır'dan "Tosun" çağrı adını kullanan 2 tanker uçağının kalktığına dair kendisine bilgi verildiğini, bu adın daha önceden kullanılmadığını bildiren Kaya, bir süre sonra da 6 tane F-16'nın kalkış için hazırlık yaptığını öğrendiğini söyledi.

Bunun üzerine Hava Kuvvetleri karargahını aradığını ancak ulaşamadığını aktaran Kaya, eski tuğgeneral Ünal'ı arayarak yaşananları anlattığında, Ünal'ın kışlaya geleceğini söyleyerek telefonu kapattığını ifade etti.

Gece boyunca amirleri tarafından kendisine verilen uçuşların sona erdirilmesi emrini bağlı birliklere aktardıklarını belirten Kaya, Akıncı Üssü'ne emirleri iletmek istediklerini ancak iletişim kurulamadığını kaydetti.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

Akıncı'yı arayanlara “çok özel bir görev var” demişler

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili davaya tanık beyanlarının alınmasıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar ve yakınlarıyla müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Tanık sıfatıyla ifade veren Tümgeneral Göksel Kahya, olay akşamı evinde bulunduğu sırada kendisini arayan bir albayın havada uçakların uçtuğunu söylediğini, bir süre sonra görüştüğü Orgeneral Atilla Gülan'ın da havada kaç tane uçak olduğunu sorduğunu beyan etti.

İlerleyen saatlerde Gülan'ın kendisini dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı olan emekli Orgeneral Abidin Ünal ile görüştürdüğünü anlatan Kahya, Ünal'ın kendisine karargaha giderek emekli Tümgeneral Cevat Yazgılı'ya destek vermesi emrini verdiğini bildirdi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargahına giderken yolda tankların bulunduğunu, savaş uçaklarının uçtuğunu ve silah seslerinin geldiğini anlatan Kahya, kışla önüne ulaştığında nizamiye nöbetçileri tarafından içeri alınmadığını söyledi.

Yazgılı'yı arayarak durumu bildirdiğini ve beklemeye başladığını dile getiren Kahya, ulaşabildiği astlarına Ünal'ın, uçakların uçurulmaması ve Eskişehir'deki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi'nin (BHHM) emirlerine uyulması talimatını ilettiğini ifade etti.

Kahya, sabah saatlerinde darbe girişiminin bastırılmasının ardından görev yerine geçerek mesaisine devam ettiğini açıkladı.

– "Çok özel bir görev"

Olay tarihinde Hava Kuvvetleri Lojistik Komutanlığında yarbay rütbesiyle görev yapan tanık Murat Zorlukol, olay akşamı savaş uçaklarının uçuşu üzerine daha önceden tanıdığı bir astsubayı aradığını ve neler olduğunu öğrenmeye çalıştığını dile getirdi.

Akıncı Üssü'nde görevli astsubaydan, uçuş yapan uçaklar kadar da yerde uçuşa hazır halde bekleyen uçak olduğu bilgisini aldığını aktaran Zorlukol, faaliyetin maksadını öğrenmeye çalıştığı astsubayın kendisine bilgi vermeyerek, "Israrcı olmayın komutanım, detay veremem. Çok özel bir görev var." dediğini beyan etti.

Zorlukol, bundan bir süre sonra sözde sıkıyönetim emirlerinin görev yerine mesajla iletildiğini darbe girişimi olduğunu anladığını ifade ederek, bundan sonra başta Kayseri ve Diyarbakır'dan uçakların kalkmaması için çaba sarfettiğini ve amirlerine bilgi verdiğini söyledi.

Duruşmaya öğle arası verildi.

Semih Terzi'nin uçuşu bir gün önceden programlanmış

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davanın görülmesine tanık beyanlarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar ve yakınlarıyla müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Tanık G.A.Ö, 15 Temmuz'da Etimesgut'taki 11. Üs'de kulede görev yaptığını belirterek, o gün üs komutan vekili ve harekat komutanı Albay İsmail Günaydın'ın emriyle geldiğini söyledi.

Eskişehir'deki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezinin (BHHM) izinsiz iniş kalkış yapılmayacağına yönelik emri doğrultusunda pistin kapatıldığını belirten G.A.Ö'ye, Mahkeme Başkanı Selfet Giray darbeci tuğgeneral Semih Terizi'nin uçağıyla ilgili bilgisini sordu.

G.A.Ö, saat 00.00 sularında "Murat 56" çağrı adlı uçağın Diyarbakır'dan kalkış yaptığını ve havada olduğunu sistemden gördüklerini, 01.11'de BHHM'nin inişe müsaade etmesi üzerine pisti açtıklarını ve uçağın iniş yaptığını anlattı.

"Uçak indikten sonra kendi Özel Hava Alay Komutanlığındaki park yerine intikal etti." diyen G.A.Ö, bunun bilgisini de harekat komutanı ve BHHM'ye aktardıklarını söyledi.

İniş iznini BHHM'den kimin verdiği sorulan G.A.Ö, "Kendisini Binbaşı Kaya olarak tanıtan kişi ile görüştüm, uçuş kulesindeki BHHM direkt hattından. Harekat komutanımız da inişe müsaade etmemizi istedi. Bu şekilde emri yerine getirdim." dedi.

G.A.Ö, bu uçağın kimleri getirdiğine dair bilgi olup olmadığı yönündeki soru üzerine de uçağı görünce, uçağın ne maksatla geldiğine dair Diyarbakır uçuş kulesini aradığını ve Semih Terzi'nin geldiğini öğrendiğini, bunu da komutanına aktardığını bildirdi.

Terziyi önceden tanımadığını belirten G.A.Ö, "Önceden planlanmış bir uçuştu. Sonradan programın bilgilerine baktığımda 14 Temmuz'da programlandığını hatırlıyorum. Yalnız bacakları Etimesgut-Diyarbakır, Diyarbakır-Şırnak, Şırnak-Etimesgut olarak planlıydı. Diyarbakır'daki kalkıştan sonra Şırnak bacağı Etimesgut olarak değiştirildi programda." diye konuştu.

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın uçağı ile ilgili de G.A.Ö, kalkış bilgisinin görevli üsteğmen tarafından aktarıldığını, Ankara Akıncı Üssü için kalkış yaptığını da "MY" denilen uçuş takip sisteminden görüldüğünü ifade etti.

Duruşmaya diğer tanık beyanlarının ardından yarına kadar ara verildi.