Categories
Alaturka

İngiltere'de 3 bakandan Brexit'in ertelenmesine destek

LONDRA (AA) – İngiltere'de 3 bakan Avrupa Birliği (AB) ile birkaç gün içinde anlaşmaya varılamaması halinde Brexit tarihinin ertelenmesi gerektiğini bildirdi.

Çalışma Bakanı Amber Rudd, Adalet Bakanı David Gauke ile İş, Enerji ve Endüstriyel Strateji Bakanı Greg Clark, Daily Mail gazetesinde yayımladıkları ortak makaleyle Parlamentoda yapılacak bir oylamada İngiltere'ye AB ile daha fazla müzakere zamanı tanınması için oy kullanacaklarını duyurdular.

İngiltere Başbakanı Theresa May'in Brexit konusunda AB ile anlaşmaya varmak için sergilediği kararlılığı öven bakanlar, bununla birlikte anlaşmanın Parlamentoda bloke edilmesi durumunda ülkenin AB'den anlaşmasız ayrılmasının önüne geçmek için oy kullanacaklarını kaydettiler.

''Birkaç gün içinde anlaşmaya dönük ilerleme kaydedilemezse, Parlamentoda ağırlığı olan görüş belli.'' ifadesinin yer aldığı makalede, ''50. maddede bir uzatmaya gitmek ve AB'den 29 Mart'ta anlaşmasız çıkmak yerine ayrılık tarihini ertelemek daha iyi olacaktır.'' değerlendirmesinde bulunuldu.

İngiltere'nin, Lizbon Anlaşması'nın üyelerin birlikten ayrılma sürecini düzenleyen 50. maddesinin öngördüğü takvime göre 29 Mart'ta AB'den resmen ayrılması gerekiyor.

  • Anlaşma reddedilmişti

İngiliz Parlamentosu Başbakan Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşmasını 15 Ocak'ta yapılan oylamada ezici çoğunlukla reddetmişti.

May, anlaşmanın reddine yol açan Kuzey İrlanda sınırına ilişkin ''tedbir maddesini'' değiştirmek için AB ile görüşmelere devam ediyor.

İngiliz Parlamentosunun değiştirilmesini talep ettiği “tedbir maddesi ” İngiltere'nin parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasına Brexit'in ardından fiziki sınır girmemesi için formüle edilmişti.

May, bu maddeye ya bir zaman tahdidi getirmeye ya da İngiltere'nin bu maddenin işlerliğine tek yanlı son vermesini sağlayacak bir mekanizma kurulmasına çalışıyor.

Tedbir maddesi İngiltere'nin AB ile kapsamlı ticaret anlaşması imzalayana dek gümrük birliği içinde kalmasını, Kuzey İrlanda'nın da buna ilaveten bir dizi farklı AB kuralına tabi olmasını öngörüyordu.


May'in revize edilmiş anlaşmayı 27 Şubat'a kadar parlamentoya sunması bekleniyor.

Başbakan May'in AB'den talep ettiği değişiklikleri elde edememesi durumunda parlamentonun gelecek hafta Brexit konusunda farklı seçenekleri oylaması öngörülüyor.

İngiltere 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda AB'den ayrılma kararı almıştı.

Advertisements
Categories
Alaturka

UK: Ministers to back Brexit delay if PM can't get deal

By Ahmet Gurhan Kartal</p> <p>LONDON (AA) – Three senior cabinet ministers have urged Prime Minister Theresa May to extend Article 50 if her Brexit deal is not passed next week.</p> <p>In an article they jointly wrote for the Daily Mail, Work and Pensions Secretary Amber Rudd, Justice Secretary David Gauke and Business Secretary Greg Clark said they would vote to give Britain more time to negotiate a deal with the European Union</p> <p>While praising May’s “extraordinary determination and resilience”, the ministers said they will not “shrink from flouting her authority if her deal is blocked again next week”, adding “this will mean there is no time to stop a ‘disastrous No Deal’ exit&quot;.</p> <p>They wrote that the disorderly Brexit would inflame historic border tensions between Northern Ireland and the Republic of Ireland and ultimately lead to the break-up of the United Kingdom, in addition to hitting jobs, trade and the economy.</p> <p>“In the next few days, it is to be hoped that we can achieve a breakthrough in our negotiations with the EU and a new deal can be presented to Parliament,” they wrote.</p> <p>“After months of uncertainty, it is time that MPs recognized the need to get a deal, accepted that this is the only deal on offer, and supported it.”</p> <p>They said if a parliamentary breakthrough is not achieved in the next few days, the country will face a choice.</p> <p>“We could crash out on March 29 or we could try to leave with a deal at a later date. Beyond the next few days, there simply will not be time to agree a deal and complete all the necessary legislation before March 29.</p> <p>“Our hope is that Parliament recognizes that we should leave the EU on March 29 with a deal. However, if there is no breakthrough in the coming week, the balance of opinion in Parliament is clear – that it would be better to seek to extend Article 50 and delay our date of departure rather than crash out of the European Union on March 29.</p> <p>“It is time that many of our Conservative parliamentary colleagues in the ERG recognized that Parliament will stop a disastrous No Deal Brexit on March 29. If that happens, they will have no one to blame but themselves for delaying Brexit,” they added, referring to MPs allied with the pro-Brexit European Research Group.</p> <p>The possibility of a no-deal Brexit has risen since a deal reached between the EU and the UK government was rejected by an overwhelming majority in the House of Commons and the country is set to leave the EU on March 29, 2019.</p> <p>May has been holding meetings with EU officials since the parliamentary defeat after telling the House of Commons that the Irish backstop would be replaced with “alternative arrangements”.</p> <p>However, the EU has said the withdrawal agreement is not to be reopened for negotiations.</p> <p>The House of Commons is set to debate and vote on May’s supposedly altered deal next week as a little longer than a month is left before the March 29 Brexit date.</p> <p>UK voters decided to end the country’s more than 40-year-long membership in the bloc in 2016.

Categories
Alaturka

İngiliz hükümetinde yeni atamalar

LONDRA (AA) – İngiltere Başbakanı Theresa May, ülkesinin AB ile vardığı Brexit anlaşmasını gerekçe göstererek istifa eden 4 bakandan 2'sinin yerine yeni isimler atadı.

May, Dominic Raab'dan boşalan Brexit Bakanlığına Stephen Barclay'yi, Esther McVey'den boşalan Çalışma Bakanlığına eski İçişleri Bakanı Amber Rudd'u tayin etti.

Rudd, parlamentoyu bakanlığın göçmenlere yönelik sınır dışı uygulamaları konusunda yanılttığının ortaya çıkmasının ardından 30 Nisan'da istifa etmek zorunda kalmıştı. May'in istifayla kabineden ayrılan Rudd'u yeniden bakanlığa getirmesi, siyasi manevra alanının daralmasına bağlanıyor.

Brexit Bakanlığına getirilen Barclay'in ise önceki bakanların aksine siyasi bir tabanının olmadığına ve May'e itaat edeceğine işaret ediliyor.

– Güvensizlik oylaması

Öte yandan İngiliz medyasında yer alan haberlerde Muhafazakar Parti milletvekillerinin Başbakan May hakkında güvensizlik oylaması talebiyle yaptıkları başvuru sayısının 48'e ulaştığı belirtiliyor. Bununla birlikte başvuruda bulunduğunu kamuoyuna bizzat açıklayan milletvekili sayısı henüz 22'yi geçmedi.

Muhafazakar Parti yönetmeliğine göre, 48 milletvekilinin başvurması halinde, grupta güvensizlik oylamasına gidilebiliyor. Partinin parlamentoda 315 üyesi bulunuyor.

May hükümeti, önceki akşam ilan ettiği Brexit anlaşmasının ardından 4 bakanın istifasıyla sarsılmıştı.

Temmuz ayında Brexit Bakanı David Davis ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson, geçen cuma günü de Ulaştırmadan Sorumlu Devlet Bakanı Jo Johnson, Brexit gerekçesiyle istifa etmişti.

May'in koltuğu için adaylığını koyabilecek kişiler arasında Raab, Davis ve Boris Johnson'ın da adları geçiyor.

– Erken seçimde başarısız olmuştu

May'in inisiyatifiyle geçen yıl gidilen erken genel seçimde Muhafazakar Parti parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmiş ancak Kuzey İrlanda'nın İngiltere ile birlik yanlısı sağcı partisi Demokratik Birlik Partisinin (DUP) dışarıdan desteğiyle azınlık hükümeti kurabilmişti.

May hükümetinin Avrupa Birliği (AB) ile vardığı Brexit anlaşmasının İngiliz parlamentosundan onay alması gerekiyor ancak siyasi gözlemciler muhalefet partilerinin yanı sıra DUP'un ve yaklaşık 90 Muhafazakar milletvekilinin karşı olduğu anlaşmanın parlamentodan geçme olasılığını düşük görüyor.

AB ile İngiltere arasında Haziran 2017'de başlayan müzakerelerde taraflar, geçen yılın sonunda İngiltere'nin AB bütçesine taahhütlerinden kaynaklanan yüklü bir “ayrılık ücreti “nin ödenmesi ile vatandaş haklarının da aralarında yer aldığı bir dizi konuda ön anlaşmaya varmıştı.

Taraflar, AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti ile İngiltere'ye bağlı Kuzey İrlanda arasında fiziki sınır getirmeyecek bir çözüm üzerinde ise kesin anlaşmaya varamamıştı.
 AB ile varılan son anlaşmada, Kuzey İrlanda sorununa, İngiltere'nin bütününü süresiz biçimde Gümrük Birliği içinde tutmaya kapı aralayan bir çözüm üzerinde uzlaşılmıştı.

İngiltere 23 Haziran 2016'da yapılan referandumla AB'den ayrılma kararı almıştı.

Categories
Alaturka

UK: New cabinet ministers announced after resignations

By Ahmet Gurhan Kartal

LONDON (AA) – Steve Barclay has been appointed as the new Brexit Secretary, the U.K. government confirmed on Friday.

The appointment came a day after Dominic Raab’s resignation from this post over the draft withdrawal agreement reached between the U.K. and the EU.

Barclay, who is known with his views in favor of leaving the EU, has been a middle-rank health minister.

Former Home Secretary Amber Rudd has also been announced as a new Cabinet minister as she replaced Esther McVey, who also resigned on Thursday as Work and Pensions Secretary over the proposed Brexit deal.

Rudd, a staunch supporter of May, was previously in Prime Minister Theresa May’s Cabinet but she had to resign in April after failing to address her role in an immigration crisis known as the Windrush Scandal.

The two ministers had resigned, saying they could not support May’s Brexit deal, which the Cabinet approved with majority vote on Wednesday.

May on Thursday vowed to continue with her Brexit deal.

Thanking Dominic Raab and Esther McVey, she said she was sorry to see her colleagues leaving the government.

“Serving in high office is an honor and a privilege”, but also a heavy responsibility, she said.

Underlining that negotiating Brexit has been a matter of highest consequences, she said: “it touches every area of our national life,” and her approach has been to put “national interest first.”

May said the deal approved by the Cabinet on Wednesday “delivers what people have voted for.”

Categories
Alaturka

GRAFİKLİ – İngiltere'de hükümet istifalar ve Brexit nedeniyle köşeye sıkıştı

LONDRA (AA) – TAYFUN SALCI – İngiltere'de Başbakan Theresa May hükümeti, 6 ayda kritik konumdaki 5 bakanın istifası ve Brexit sürecinde parlamentodan aldığı darbeler nedeniyle zor günler yaşıyor.

May, İngiliz halkının 2016'da Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma (Brexit) kararı aldığı referandumun ardından dönemin Başbakanı David Cameron’ın istifasıyla boşalan koltuğa büyük umutlarla oturdu.

Altı yıl boyunca İçişleri Bakanı olarak verdiği ketum ve sert imaj, May’in ülkede “Demir Leydi ” olarak bilinen ilk kadın başbakanı Margaret Thatcher’a benzetilmesine yol açtı.

May, siyasi gözlemciler ve basın tarafından İngiltere’nin 40 yıllık AB üyeliğini bitirecek Brexit müzakerelerini yürüten “ehil el ” olarak selamlandı.

Buna karşın İngiltere’nin ikinci kadın başbakanı, göreve gelmesinin üzerinde 2 yıl bile geçmeden yıprandı.

May ilk darbeyi geçen yıl nisan ayında verdiği erken seçim kararıyla aldı. Ana muhalefetteki İşçi Partisine ağır yenilgi yaşatarak parlamentoda ezici çoğunluk elde etmeyi amaçlayan May, “güçlü lider ” sloganıyla girdiği haziran ayındaki seçimde elindeki çoğunluğu yitirdi.

Kuzey İrlanda’nın aşırı sağcı Demokratik birlik Partisinin (DUP) 10 milletvekilinin desteğiyle ancak bir azınlık hükümeti kurabilen May, 2017 boyunca ülkede yaşanan 5 terör saldırısıyla da “güçlü lider” imajından elinde kalanı hızla kaybetti.

– 6 ayda 5 istifa

Yerine geçecek kimse bulunamadığı için May'in makamını koruduğu algısı kamuoyunda yaygınlaşırken İngiltere Başbakanı, hükümet içinde kendisine destek veren isimleri de peş peşe patlak veren skandallar sonucu kaybetti.

May'i kamuoyu önünde güçlü şekilde koruyan Savunma Bakanı Micheal Fallon, bir kadın gazeteciye cinsel taciz bulunduğu iddiaları üzerine kasım ayında istifa etti.

May kabinesindeki ikinci kayıp, Uluslararası Kalkınma Bakanı Priti Patel'in İsrailli yetkililerle yaptığı izinsiz görüşmelerin ortaya çıkmasının ardından istifa etmek zorunda kalmasıyla yaşandı.

Patel’i, May’in diğer güçlü destekçisi Başbakan Yardımcısı Damian Green izledi. Green, parlamentodaki bilgisayarında bir polis soruşturması sırasında bulunan pornografik içerik nedeniyle patlak veren skandal üzerine aralık ayında istifasını verdi.

May’in ocak ayında kabinede gittiği görev değişiklikleri sırasında kendisine önerilen yeni bakanlığı kabul etmeyen Justin Greening de eğitim bakanlığından istifa etti.

Hükümette yaşanan son istifa İçişleri Bakanı Amber Rudd’dan geldi. Adı May sonrasında Muhafazakar Partinin lider adayları arasında geçen Rudd, göçmenlerin sınır dışı edilmesi için kota uygulaması getirdiği iddialarıyla muhalefet tarafından köşeye sıkıştırıldı.

Parlamentodaki bir komisyona verdiği ifadede kota uygulamasını inkar eden Rudd, yalan beyanda bulunduğunun ortaya çıkması üzerine pazar günü istifasını vermek zorunda kaldı.

– Lordlardan Brexit darbesi

Kabinesinden 6 ay içinde 5 bakanı kaybeden May’e, nisan ayında 2 önemli darbe de İngiliz parlamentosunun üst kanadı Lordlar Kamarasından geldi.

Lordlar Kamarası, İngiltere’nin AB’den ayrılmasının ardından birlik mevzuatını otomatik olarak ülkenin iç hukuku haline getirecek Brexit Yasa Tasarısı'nda Gümrük Birliği üyeliği ve AB ile varılacak anlaşmanın parlamento onayına tabi hale getirilmesi konularında değişilik tekliflerini kabul etti.

Her iki değişiklik de May’in savunduğu “sert Brexit” politikasını engelleyecek nitelik taşıyor.

Lordlar Kamarasının değişikliklerinin ardından Brexit Yasa Tasarısı alt kanat Avam Kamarasında yeniden görüşülecek ve yeniden Lordlara sevk edilecek. Her iki kanadın da kendi tutumunda ısrar etmesi halinde, tasarı iki kanat arasında gidip gelecek. Yasa, ancak her iki kanattan da geçtikten sonra Kraliçe 2. Elizabeth'in onayıyla yürürlüğe girebilecek.

Lordlar Kamarasının değişikliklerinin en önemli etkisi, hükümetin AB ile yürütmekte olduğu Brexit müzakerelerinde hissedilecek. Değişiklikler, İngiliz hükümetinin AB karşısında elini önemli ölçüde zayıflatmış olacak.

– Kuzey İrlanda faktörü

İngiltere ile AB arasındaki en önemli müzakere başlıklarından birini teşkil eden Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınır sorunu da May’i bekleyen zorlu sınavlar arasında yer alıyor.

Bölgeye barışı getiren Belfast Anlaşması'na göre, iki İrlanda arasında fiziki sınır olmaması gerekiyor. Bununla birlikte İngiltere, AB’den ayrıldığında Kuzey İrlanda da birlikten ayrılmış olacak. Bu durumda, Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti farklı gümrük rejimlerine tabi hale gelecekler.

İngiltere’nin Kuzey İrlanda’yı Gümrük Birliği içinde tutacak bir özel düzenlemeyi kabul etmesi durumunda da kendisi ile Kuzey İrlanda arasında gümrük duvarlarının yükselmesi gerekecek. Bu da İngiltere’nin anayasal ve toprak bütünlüğünün sona ermesi anlamına gelecek.

Theresa May’in azınlık hükümetine destek sağlayan DUP, hem Kuzey İrlanda’yı İngiltere’den koparacak her türlü düzenlemenin hem de İngiltere’nin AB üyeliğinin karşısında yer alıyor. May’in Brexit politikasındaki herhangi bir yumuşama emaresi, DUP’un desteğini çekmesi sonucu İngiliz hükümetinin düşmesine neden olabilir.

Öte yandan iktidar partisi içinde yer alan ve AB'de kalınmasından yana olan bir grup milletvekilinin, Brexit konusundaki sert tutumunu bırakmaması halinde May ile ilgili güvensizlik oylaması istemesi de ihtimaller arasında gösteriliyor.

Görev süresi normal koşullarda 2022'de sona erecek May'in bu süreyi doldurabileceği konusundaki şüpheler her geçen gün yaygınlaşıyor.

Lordlar Kamarasının Brexit konsundaki direnci göz önüne alındığında ülkenin AB'den ayrılma sürecinin de nasıl tamamlanacağı belirsizliğini koruyor.

İngiltere'de Avam Kamarası 5 yılda bir yapılan seçimlerle belirlenirken, Lordlar Kamarası, çoğunlukla başbakanların tavsiyesi ve Kraliçenin onayıyla atanıyor ve ömür boyu görev yapıyor. Lordlar Kamarasında, 92'si makamını kan bağıyla koruyan yaklaşık 800 üye bulunuyor.

İngiltere, önceki yıl yapılan referandumla AB'den ayrılma kararı almıştı. Ülke, 2 yılda sona erecek ayrılık sürecini 29 Mart 2017'de başlatmıştı. Müzakere sürecinin ilk aşamasını aralık ayında tamamlayan İngiltere ile AB, mart ayında da Brexit'in ardından 2 yılı bulacak geçiş süreci üzerinde anlaşmıştı.

Categories
Alaturka

UK: Sajid Javid announced as new home secretary

By Ahmet Gurhan Kartal

LONDON (AA) – Sajid Javid has become the new home secretary on Monday following the resignation of Amber Rudd over the weekend.

“The queen has been pleased to approve the appointment of the Rt Hon Sajid Javid MP as secretary of state for the Home Department,” a government statement said.

Javid grew up in the U.K. as the son of a Pakistani bus driver whose family came to the country in the 1960s.

Before becoming the home secretary, he was the communities, local government and housing secretary. He had also been business and culture secretaries.

Rudd resigned Sunday evening as home secretary after failing to address her role in a recent immigration crisis known as the Windrush Scandal.

She was facing mounting pressure from opposition lawmakers over her role in creating policies that led to long term Caribbean residents of the U.K. being denied NHS healthcare, work pensions and benefits with some being threatened with deportation.

Rudd was due to make a parliament statement to explain the differences between evidence she provided to the Home Affairs Select Committee last week and a recent memo leaked by the Guardian newspaper, which connected her to regional targets for the removal of migrants.

The leaked documents showed that Rudd was sent targets for the removal of migrants but she had insisted that she knew nothing of Home Office targets.

The Windrush Scandal became the point of focus after 12 heads of Caribbean states — all members of the Commonwealth — complained to Prime Minister Theresa May of the unjust treatment their citizens were receiving in the U.K.

May had since then apologized to the heads of states during the Commonwealth summit held earlier in April and promised to issue them citizenship with no added costs.

The Windrush Generation were a group of migrants from the Caribbean who were invited by the British government at the end of the Second World War to settle in the U.K. and help in its reconstruction.

The prime minister, having spoken to Rudd Sunday evening, accepted the home secretary’s resignation.

Rudd had pledged a solution of the issue after it was raised in the parliament.

Approximately 500,000 people who were born in a Commonwealth country and arrived before 1971 live in the U.K.

Most of the Jamaican and some other Caribbean residents lack their own documents as they had arrived in the U.K. on their parents’ passports as children.

Former Northern Ireland Secretary James Brokenshire, who left office in January because of an urgent surgery, has been appointed as the communities, local government and housing secretary to fill Javid’s position.

Categories
Alaturka

İngiltere İçişleri Bakanı Rudd istifa etti

LONDRA (AA) – İngiltere İçişleri Bakanı Amber Rudd, parlamentoyu yanılttığının ortaya çıkmasının ardından, istifa etti.

Bakanlığı'nın göçmenlere yönelik sınır dışı uygulamaları konusunda parlamentoyu yanlış bilgilendirdiği ortaya çıkan Rudd, istifasını verdi.

Rudd’un istifasının Başbakan Theresa May tarafından kabul edildiği bildirildi.

Rudd, 2. Dünya Savaşı sonrasında başta Karayipler olmak üzere, eski kolonilerden işçi olarak ülkeye gelen göçmenlerin zorla sınır dışı edilmesine yönelik uygulamaları nedeniyle muhalefetin hedefi durumundaydı.

Rudd, sınır dışı uygulamasında bakanlık içinde sayısal hedefler koyulduğu yönündeki iddialarla ilgili, parlamentonun konuya dair araştırma komisyonu önünde “bilgisi olmadığını” söyleyerek, kendisini savunmuştu. Ancak uygulamanın Rudd’un talimatı ve bilgisi çerçevesinde hayata geçirildiği ortaya çıkmıştı.

Son olarak Rudd’un sınır dışı uygulamasındaki sayısal hedefleri Başbakan May’e aktardığı bir mektup basına sızmıştı.

Rudd’un adı İngiltere’de iktidardaki Muhafazakar Parti’nin potansiyel lider adayları arasında da geçiyordu.

Rudd, Kasım ayından bu yana May hükümetinden istifa eden 4. bakan oldu. Daha önce Savunma Bakanı Michael Fallon, Başbakan Yardımcısı Damian Green ve Eğitim Bakanı Justine Greening istifalarını vermişti.

Categories
Alaturka Gazetesi

İngiltere'de “Bir Müslüman'ı Cezalandır” mektubuna inceleme

LONDRA (AA) – İngiltere’de terörle mücadele polisi, çeşitli kentlerde dağıtılan ve halkı Müslümanlara karşı şiddete çağıran mektupla ilgili inceleme başlattı.

İngiliz terörle mücadele polisinden yapılan açıklamada, ülke çapında halkı Müslümanlara karşı şiddete çağıran mektup ile ilgili araştırma başlatıldığı bildirildi.

Açıklamada, mektuba muhatap olan kişilerin yerel polis ile temasa geçmesi istendi.

“Bir Müslüman'ı Cezalandır” başlıklı mektupta Müslümanlar “tehdit” olarak gösterilirken, 3 Nisan tarihinde “beyaz çoğunluk “, bir Müslüman'a zarar vermeye davet ediliyor.

– Saldırı seçenekleri listesi

Müslümanlara verilecek zararların puanlandırıldığı bir listenin de yer aldığı mektupta, sözlü saldırıdan bir cami bombalamaya veya kundaklamaya kadar bir dizi saldırı seçeneği sıralanıyor. 10 ile 500 puan arasında “ödül ” verilen saldırı seçenekleri arasında bir Müslüman kadının başörtüsünü açmak, dövmek, asit atmak ve herhangi bir silahla öldürmek de yer alıyor.

İngiltere’de Müslümanlara yönelik saldırıları takip eden “Tell Mama ” grubu, mektubun, Bradford, Leicester, Londra, Cardiff ve Sheffield kentlerinde muhtelif adreslere gönderildiğini açıkladı.

Mektupla ilgili, kendilerine onlarca ihbarın ulaştığını belirten Tell Mama, ülkedeki Müslümanları sakin ama müteyakkız olmaya ve benzer olayları yetkililere ihbar etmeye çağırdı.

İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'dan oluşan Birleşik Krallık'ta Müslümanlara yönelik İslamofobik saldırıları “Tell Mama ” isimli grup kayıt altına alıyor. Britanya Polis Şefleri Birliği (ACPO) ve ülke genelindeki tüm emniyet birimleriyle ortak çalışan Tell Mama, hükümet tarafından 2012 yılında kurulmuştu.

Birleşik Krallık'ta yaklaşık 2 milyon 800 bin Müslüman yaşıyor. Bunlar nüfusun yüzde 4,4'ünü oluşturuyor.

– Aşırı sağcı liderlere hapis cezası

İngiltere'de İslam karşıtı aşırı sağcı “Britain First ” (Önce Britanya) adlı grubun lideri Paul Golding, geçen hafta nefret suçundan 6 ay, yardımcısı Jayda Fransen de 9 ay hapis cezası almıştı.

Yaklaşık 6 bin üyeli Önce Britanya grubu, 2010'da Müslüman ve göçmen karşıtı görüşleriyle bilinen İngiliz Ulusal Partisinin (BNP) eski üyeleri tarafından kurulmuştu.

İngiliz parlamentosunda geçen yıl kasım ayında aşırı sağ ile ilgili yapılan oturumda bazı milletvekilleri, Önce Britanya’nın terör listesine alınmasını istemişti.

İçişleri Bakanı Amber Rudd, listenin sürekli gözden geçirildiğini ve kriterlere uyan başka örgütlerin de listeye girebileceğini kaydetmişti.

Önceki yıl haziran ayında uğradığı saldırıda hayatını kaybeden İşçi Partili kadın milletvekili Jo Cox'un katili Thomas Mair'in, saldırı sırasında defalarca “Önce Britanya ” diye bağırdığı iddia edilmişti.

İngiltere’de “Ulusal Eylem ” (National Action) adlı bir aşırı sağcı örgüt, önceki yıl terör listesine alınmıştı.

Örgüte yönelik geçen yıl yapılan operasyonlarda aralarında muvazzaf askerlerin de yer aldığı bazı kişiler gözaltına alınmıştı. Örgüt üyelerinin “terör eylemine hazırlık ve terör eylemini tahrik ” suçlamasıyla yargılanmasına devam ediliyor.

Ulusal Eylem örgütünün de Jo Cox’un katili Mair ile bağlantılı olduğu tespit edilmişti.

Ömür boyu hapse mahkum edilen Mair, ilk duruşmada adını soran hakime “Hainlere ölüm, Britanya'ya özgürlük ” sözleriyle yanıt vermişti. Bu sözler, “Ulusal Eylem” örgütün sloganları arasında yer alıyor.

Categories
Alaturka Gazetesi

Eski Rus casusun sinir sistemini etkileyen kimyasala maruz kalması

LONDRA (AA) – İngiliz polisi, eski Rus ajanı Sergey Skripal ile kızının bilinçlerini yitirmiş şekilde bulunmasının ardından başlattığı soruşturmada 240’tan fazla tanığı dinlerken, ajanın daha önce hayatını kaybeden eşinin mezarı da otopsi için açıldı.

İngiltere İçişleri Bakanı Amber Rudd, Salisbury kentinde bir alışveriş merkezi önünde bilinçlerini yitirmiş olarak bulunan Skripal ile kızı Yulia’nın sinir sistemini etkileyen bir kimyasal ile zehirlendiği şüphesiyle başlatılan soruşturmada, polisin 240’tan fazla görgü tanığı tespit ettiğini açıkladı.

Acil durum kabine toplantısının (COBRA) ardından konuşan Rudd, hükümetin olayın aslının ortaya çıkarılmasına yönelik soruşturmaya geniş kaynak ayırdığını kaydetti.

Terörle mücadele polisinin yanı sıra askeri birimlerin de dahil olduğu soruşturma kapsamında, Skirpal’in 2012'de ölen eşinin mezarı da “zehirlenmiş olabileceği ” şüphesiyle otopsi için açıldı. İngiliz basınında yer alan haberlere göre, Ludmila Skripal'in ölüm belgesinde ölüm nedeni olarak kanser gösteriliyor ancak Skripal'in komşuları, eski ajanın eşinin trafik kazasında öldüğünü söylüyor.

Salisbury’de Skripal soruşturmasında kilit önemi bulunan noktalar polis kordonunda tutulurken, Rus ajan ile kızının acil servise taşındığı karantina altındaki ambulans da bugün askeri bir araçla adı açıklanmayan bir yere nakledildi.

Öte yandan Salisbury Bölge Hastanesinde tedavileri süren Skripal ile kızının durumlarının ciddiyetini koruduğu ancak istikrarlı olduğu açıklandı.

Soruşturma kapsamında Salisbury'de 250 terörle mücadele polisinin yanı sıra 180 İngiliz askerinin görevlendirildiği belirtildi.

Dışişleri Bakanı Boris Johnson, hafta içinde yaptığı açıklamada, Skripal olayında Rusya’nın sorumluluğunun tespit edilmesi halinde “güçlü karşılık ” vereceklerini söylemişti.

İngiliz polisi baba ve kızın bir alışveriş merkezi önünde bilinçsiz şekilde bulunduğu bankın yanı sıra bölgedeki bir restoran ile bir barı kordona almıştı. Polis, soruşturmanın devamında Skripal’in evini, arabasını ve taşındığı ambulansı da güvenlik kordonuna almıştı.

– Takas edilen casus

Rus mahkemesi, İngiltere için casusluk yaptığı suçlamasıyla 2006 yılında Sergey Skripal'e 13 yıl hapis cezası vermişti.

Skripal, 2010 yılında ABD’nin tutukladığı 10 Rus ajanı ile Avusturya'nın başkenti Viyana'da takas edilen 4 casus arasında yer almıştı.

Daha sonra İngiltere’ye gelen Skripal’in, Salisbury’de düşük profilli bir yaşam sürmeye başladığı belirtiliyor.

Rusya, Skripal’in 1990’lı yıllardan itibaren bilgi sızdırdığı İngiliz dış istihbarat servisi MI6’e, Rusya’nın Avrupa’daki casuslarının kimliklerini de ifşa ettiğini öne sürmüştü.

– Eski Rus ajanı Litvinenko'nun zehirlenmesi

MI6 için çalışan bir diğer eski KGB ajanı Alexander Litvinenko, Londra'da bir otelde çayına karıştırılan radyoaktif Polonyum-210 maddesinden zehirlenerek 2006 yılında, 43 yaşında hayatını kaybetmişti.

Rusya, İngiltere’nin kimliklerini tespit ettiği suikastçıları İngiltere'ye iade etmeyi reddetmiş, olay iki ülke ilişkilerinde gerginliğe neden olmuştu.

Litvinenko'nun ölümüyle ilgili İngiltere'deki soruşturmayı yürüten bağımsız komisyon tarafından hazırlanan raporda, Polonyum-210'un sadece devlet imkanlarıyla üretildiğine işaret edilerek Litvinenko'nun, iki eski Rus ajanı tarafından zehirlendiği kanaatine varıldığı ifade edilmişti.

Raporda, “Litvinenko'yu öldüren FSB operasyonu, muhtemelen FSB Başkanı Nikolay Patrushev ve Başkan Putin tarafından onaylandı. ” ifadesi dikkati çekmişti.

Categories
Alaturka Gazetesi

Eski Rus casusun İngiltere'de bilincini yitirmiş şekilde bulunması

LONDRA (AA) – İngiltere İçişleri Bakanı Amber Rudd, eski Rus ajanı Sergey Skripal ile kızının maruz kaldıkları maddeye ilişkin daha fazla bilgi edinildiğini belirterek, polisin bugün ilerleyen saatlerle bazı gelişmeleri kamuoyuyla paylaşacağını bildirdi.

Olayla ilgili acil kabine toplantısına (Cobra) başkanlık eden Rudd, toplantının ardından basına açıklamalarda bulundu.

“Kendilerini tamamen güvence altında tutacak beceriye, araçlara ve bilgiye sahip olduğumuz konusunda halka güven vermek isterim. ” diyen İngiliz Bakan, olayla ilgili spekülasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Rudd, “Polis ile diğer görevlilerin soruşturmayı sürdürmek için yeterli alana sahip olduğundan emin olmamız gerekiyor. Söylentileri değil, toplanan kanıtları incelediğimizden emin olmalıyız ve sonrasında da hangi harekete geçileceğine karar vereceğiz. ” şeklinde konuştu.

Toksikoloji testlerinin sonuçlarının olayın çözümlenmesine yardımcı olacağı öngörülüyor.

Polisin son açıklamasında, olayın görgü tanıklarına yetkililerle iletişime geçilmesi çağrısı yapıldı.

Eski Rus ajanı Skripal ile kızı Yulia, pazar akşamı İngiltere'nin Salisbury kentinde bir alışveriş merkezinde bilincini yitirmiş şekilde bulunmuştu.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre, “ne olduğu belirlenemeyen bir maddenin etkisinde ” kaldıkları iddia edilen 66 yaşındaki Skripal ile 33 yaşındaki kızı Yulia’nın hastanede yoğun bakımdaki tedavileri devam ediyor.

İngiliz polisi baba-kızın bulunduğu bankın yanı sıra bölgedeki bir restoran ile bir barı kordona alırken, güvenlik kamerası görüntülerinde tespit edilen şüpheli bir erkek ile kadının da kimliğini tespit etmeye çalışıyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson dün parlamentoda yaptığı konuşmada, olayda herhangi bir devletin sorumluluğunun tespit edilmesi halinde “güçlü ” karşılık vereceklerini söylemişti.

Rus yetkililer de olay hakkında İngiltere'den resmi açıklama talebinde bulunduklarını belirterek, “İngiliz yetkililer ve emniyet güçleri derhal duruma müdahale ederek Rusya’nın şeytan gibi gösterilmesine yönelik girişimlerin önüne geçmelidirler. ” ifadelerini kullanmıştı.

– Takas edilen casus

Rus mahkemesi, İngiltere için casusluk yaptığı suçlamasıyla 2006 yılında Sergey Skripal'e 13 yıl hapis cezası vermişti.

Skripal, 2010 yılında ABD’nin tutukladığı 10 Rus ajanı ile Avusturya'nın başkenti Viyana'da takas edilen 4 casus arasında yer almıştı.

Daha sonra İngiltere’ye gelen Skripal’in, Salisbury’de düşük profilli bir yaşam sürmeye başladığı belirtiliyor.

Rusya, Skripal’in 1990’lı yıllardan itibaren bilgi sızdırdığı İngiliz dış istihbarat servisi MI6’e, Rusya’nın Avrupa’daki casuslarının kimliklerini de ifşa ettiğini öne sürmüştü.

– Eski Rus ajanı Litvinenko'nun zehirlenmesi

MI6 için çalışan bir diğer eski KGB ajanı Alexander Litvinenko, Londra'da bir otelde çayına karıştırılan radyoaktif Polonyum-210 maddesinden zehirlenerek 2006 yılında, 43 yaşında hayatını kaybetmişti.

Rusya, İngiltere’nin kimliklerini tespit ettiği suikastçıları İngiltere'ye iade etmeyi reddetmiş, olay iki ülke ilişkilerinde gerginliğe neden olmuştu.

Litvinenko'nun ölümüyle ilgili İngiltere'deki soruşturmayı yürüten bağımsız komisyon tarafından hazırlanan raporda, Polonyum-210'un sadece devlet imkanlarıyla üretildiğine işaret edilerek, Litvinenko'nun, iki eski Rus ajanı tarafından zehirlendiği kanaatine varıldığı ifade edilmişti.

Raporda, “Litvinenko'yu öldüren FSB operasyonu, muhtemelen FSB Başkanı Nikolay Patrushev ve Başkan Putin tarafından onaylandı. ” ifadesi dikkati çekmişti.