GRAFİKLİ – Talasemiyi önlemede yüzde 100 başarı hedefi

ANTALYA (AA) – HATİCE ÖZDEMİR TOSUN – Türkiye'de, 2002'den beri uygulanan Talasemi Önleme Projesi ile yüzde 90 seviyesinde yakalanan başarı oranının, uygulamanın 81 ile yayılmasıyla yüzde 100'e yükselmesi hedefleniyor.

Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfı (AKHAV) Başkanı ve Pediatrik Hematoloji ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. Duran Canatan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, talaseminin kalıtsal bir kan hastalığı olduğunu ve çocukluk döneminde başlayıp yaşam boyu sürdüğünü söyledi.

Hastalığın, talasemi taşıyıcısı anne ve babadan geçtiğini belirten Canatan, "Genetik olarak bir genin hasta, bir genin sağlıklı olmasına 'taşıyıcı' diyoruz. İki taşıyıcı evlendiği zaman çocukları yüzde 25 hasta, yüzde 25 sağlıklı ya da yüzde 50 anne ve baba gibi taşıyıcı olabiliyor. Çocuk anne karnına düşer düşmez bu olasılıktan biriyle tanışıyor, doğumdan sonraki duruma göre hastanın genetik yapısı ne kadar ağır ise hastalık belirtileri o kadar erken başlıyor." diye konuştu.

Anne ve babanın genetik taşıyıcı tipine göre çocukta da talaseminin hafif, orta ya da ağır kategorilerle ortaya çıktığını dile getiren Canatan, hafif düzeyde olanlarda belirtilerin daha çok iki yaşından itibaren görülmeye başladığını, ağır düzeyde ise genellikle 3 aylıkken ortaya çıktığını kaydetti.

Çocukta halsizlik, gelişme geriliği, karaciğer, dalak büyümesi, kansızlık gibi belirtiler olduğunu ifade eden Canatan, talasemi tanısı konulduktan sonra düzenli kan nakli yapıldığını bildirdi. Kan naklinin de belli bir aşamadan sonra vücutta demir birikimine neden olduğunu ve bu durumun kalp, karaciğer başta olmak üzere tüm organlara zarar verdiğini vurgulayan Canatan, bunun için de demir atıcı ilaçlar önerdiklerini belirtti.

Talasemi hastalarının kan nakli ve ilaç ile yaşamlarını sürdürdüklerini aktaran Canatan, "Hastalığın tek tedavisi kök hücre nakli ama bunun için de çok uygun vericisinin olması gerekiyor. Kardeşinin, annesinin ya da babasının uygun olması, naklin iyi bir merkezde yapılması ve hastanın çok uzun süre takip edilmesi gerekiyor. Her hastaya kök hücre nakli yapılamıyor." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Talaseminin en yüksek görüldüğü kent Antalya"

Türkiye'de yaklaşık 1 milyon 600 bin taşıyıcı bulunduğunu kaydeden Canatan, talasemi görülme sıklığının yüzde 2,1 olduğuna işaret etti.

Görülme sıklığının bölgeler arasında farklılık gösterdiğine dikkati çeken Canatan, "Ege, Akdeniz, Trakya, Güneydoğu'da görülme sıklığı yüzde 4 ile 5 arasında değişmekte. En yüksek oran Antalya, yüzde 10'ların üzerinde. Adana, Hatay'da yüzde 10, Muğla'da yüzde 8, Mersin'de yüzde 7-8 oranlarında. İç Anadolu ve Marmara'da yüzde 3 seviyede. Karadeniz ve Doğu Anadolu'da ise yüzde birlerin altında." dedi.

Talaseminin, bataklığın ve sıtmanın olduğu her yerde görüldüğünü belirten Canatan, "Talasemi taşıyıcıları sıtmaya karşı dirençli. 1950'li yıllara kadar sıtma dünyanın en önemli sorunuyken, sağlıklı bireyler sıtmadan kaybediliyor, taşıyıcılar ayakta kalıyor. Taşıyıcı da taşıyıcı ile evlendikten sonra taşıyıcılar çoğalıyor." ifadelerini kullandı.

  • "Talaseminin eylem planına alınması bizi sevindirdi"

Türkiye'de 2002 yılından bu yana Talasemi Önleme Projesi başlatıldığını anımsatan Canatan, uygulamanın ilk etapta 33 kentte hayata geçtiğini, daha sonra 41 kente çıktığını bildirdi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat verdi

Sağlık Bakanlığının da bu işe gereken önemi verdiğini anlatan Canatan, şunları söyledi:

"Kentlerde eğitim, tarama, genetik danışma, doğum öncesi tanı testleri ve iki çiftin genleri ayıklanarak tüp bebek sistemi ile çocuk sahibi yapma çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Proje ile yüzde 90 seviyesinde talasemi önlendi. Talasemi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile 100 günlük eylem planı içerisine girdi. Proje 1 Kasım 2018'ten itibaren ise 81 ile yayıldı ve tüm illerde talasemi testleri yapılmaya başlandı. Evlenen çiftler bu testleri yaptırıp nikah dairesine gidiyor. Bu da yüzde 100'lük bir başarı sağlayacaktır. Talaseminin eylem planına alınması bizi sevindirdi."

  • Talasemi nedir?

Talasemi, kemik iliğinin kan üretmemesi nedeniyle oluşan ağır kansızlık hastalığı olarak biliniyor.

Halk arasında "Akdeniz anemisi" ya da "Akdeniz kansızlığı" olarak da bilinen talaseminin kalıtsal ve önlenebilir bir hastalık olduğu belirtiliyor.

Genetik olarak bir talasemi geni her bireyde bulunuyor, anne ve babadan bu genler çocuğa geçebiliyor.

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizi 12 mil meselesinde adeta Ege Denizi'ne ayak basamaz, Kıbrıs meselesinde de kendi haklarını savunamaz duruma getirme gayretleri, açık söylüyorum, beyhudedir. Uluslararası hukuktan ve teamüllerden kaynaklanan haklarımızı sonuna kadar kullanmakta, buna engel olmak isteyenlere de hadlerini bildirmekte kararlıyız." dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün İstanbul'da düşen askeri helikopterde hayatlarını kaybeden Albay Göksenin Aytural Şaylan, Üsteğmen Aykut Yurtsever, Astsubay Emre Vahit Bekli ve Uzman Çavuş Şahin Aslan'a Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaralı askerimize Rabbimden şifa niyaz ediyorum. Allah milletimizi ve askerimizi her türlü kazadan, beladan, afetten muhafaza etsin. Halen sınırlarımız içinde ve dışında görev yapan tüm askerimize başarılar diliyor, her birini ayrı ayrı selamlıyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin, hem siyasette hem de bölgesinde ve dünyada önemli gelişmeler yaşadığı bir dönemden geçtiğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Akdeniz'de, Ege ve Kıbrıs'taki haklarımız meselesi, eskiden beri Türkiye'nin üzerinde hassasiyetle durduğu konulardır. Son dönemde hidrokarbon arama faaliyetleri sebebiyle bu bölgedeki sorunlar çok daha büyük çıkar çatışmalarının konusu olmaya başlamıştır. Arkasına kimi Avrupalı devletleri alan Yunanistan'ın ve onunla birlikte hareket eden Güney Kıbrıs Rum Kesiminin pervasız davranışları en başta kendileri için bir tehdit ve tehlike kaynağı haline gelmiştir. Ülkemizi 12 mil meselesinde adeta Ege Denizi'ne ayak basamaz, Kıbrıs meselesinde de kendi haklarını savunamaz duruma getirme gayretleri, açık söylüyorum, beyhudedir. Uluslararası hukuktan ve teamüllerden kaynaklanan haklarımızı sonuna kadar kullanmakta, buna engel olmak isteyenlere de hadlerini bildirmekte kararlıyız."

– "Mülteci akını karşısında tir tir titreyenler…"

Fırsatçılığın kötü, uluslararası ilişkilerde fırsatçılığın ise çok daha kötü olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Akdeniz'de kimi ülkelerin kendi iç meseleleriyle uğraşmasını fırsat bilerek, hakları olmayan alanlarda ekonomik ve siyasi hakimiyet kurmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Mülteci akını karşısında adeta tir tir titreyenler, konu petrol, doğalgaz ve siyasi rant olduğunda, birden aslan kesiliyorlar. İnsanlığa karşı vazifelerini yerine getirmeyenlerin, ekonomik çıkar için tüm kuralları ve uygulamaları zorlamaları riyakarlıktır. Şu anda 4,5 milyon insanı ülkesinde barındıran bir Türkiye var, diğer tarafta botlarla Akdeniz'e açılanları, hatta botlarını şişlemek suretiyle, Akdeniz'in, Ege'nin sularını gömenler var. Bunların hangisi insandan, insan haklarından yana? Geçmişte bize de defalarca oynanmış bu oyunlara artık karnımız toktur. Türkiye olarak ne Doğu Akdeniz'de ne de diğer bölgelerde kendi tezlerimizden en küçük bir taviz vermeyecek, milletimizin ve dostlarımızın haklarını sonuna kadar savunacağız."

– "Karadeniz'in bir an önce barış denizi haline gelmesini istiyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz'de ise bir başka gerilimin tırmandığını, Rusya ile Ukrayna arasında uzun zamandır yaşanan ancak bir süredir durgunlaşmış gibi görünen hadiselerin yeniden alevlenmiş olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Hem Rusya hem de Ukrayna'yı yakın dostu olarak gören, her ikisiyle de kurduğu derin iş birliğini geleceğe taşıma gayretinde bir ülke olarak, Karadeniz'in bir an önce barış denizi haline gelmesini istiyoruz. Bunun için Rus ve Ukraynalı dostlarımıza sorunlarını diyalog yoluyla çözmeleri çağrımızı tekrarlıyoruz. Dünyanın siyasi, ekonomik ve askeri olarak ciddi tehditlerin pençesinde kıvrandığı bir dönemde, Rusya ve Ukrayna'yı karşı karşıya değil, yan yana görmekten memnuniyet duyarız. Tarihi itibarıyla yan yana olan bu ülkeler ve bu ülkelerin insanlarının, yeniden o tarihi geçmişlerine dönmelerinde büyük faydalar gördüğümüzü ifade etmek isterim."

– "DEAŞ balonunu Türkiye'nin Fırat Kalkanı harekatı patlatmıştır"

Erdoğan, Suriye meselesinin, Türkiye'nin güvenlik öncelikleri arasında yer almayı hala sürdürdüğünün altını çizerek, dünyanın son yıllardaki en ciddi insani krizine sahne olan Suriye'de yaşananlar karşısında belki de tek ilkeli duruşu sergileyen ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Suriye'den gelen milyonlarca mazluma kapılarını açıp yıllarca onları güven ve huzur içerisinde misafir eden Türkiye'nin, bunun yanında Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumaya ve siyasi birliğini sağlamaya yönelik her çabanın yanında yer aldığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"DEAŞ bahanesiyle herkes Suriye topraklarında çıkar ve rant peşinde koşarken, biz risk alarak sahaya girdik, bu terör örgütüne en ağır darbeyi vurduk. Açık konuşuyorum, bölgemizdeki DEAŞ balonunu, Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekatı patlatmıştır. Dünyayı korkutmak için sürekli şişirilen, büyütülen, dev aynasında gösterilen DEAŞ'ın, aslında nasıl bir proje olduğu Türkiye'nin sahaya girmesiyle görülmüştür. İslam'ın başında en büyük dertlerden biri olan bu örgütü, biz çökertmeye başladık. Ama DEAŞ'a karşı olduğunu söyleyenler, ne yazık ki en ufak bir mücadele dahi vermediler. Bugün hala Suriye'nin belirli yerlerinde DEAŞ'ın varlığını sürdürüyor gibi gözükmesinin sebebi, aynı oyunun yeniden sahneye konulmak istenmesidir. Buradan tüm dünyaya sesleniyor ve diyorum ki; Suriye'de DEAŞ yoktur. Sadece DEAŞ görüntüsü altında bu ülkeyi ve bölgeyi karıştırmak için yedekte bekletilen, eğitilen, donatılan, varlıklarını sürdürmelerine izin verilen bir takım küçük çeteler vardır. Bölgenin petrolünü işletmek için DEAŞ bahanesiyle işgallerini sürdüren diğer terör örgütleri ve onları destekleyen güçler, bulundukları yerlerden çıkarlarsa mesele kendiliğinden çözülecektir. Hiç olmadı, biz Türkiye olarak birkaç ay içinde bu örgütün kalıntılarını tamamen bitirmeyi taahhüt ediyoruz. Verelim el ele, nasıl olacakmış gösterelim."

– "Sadece kendilerini kandırırlar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka oyunun ülke sınırları boyunca oynandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye sınırlarında tek bir DEAŞ unsuru kalmadığı halde, onbinlerce kişiyi silahlandıranların, herhalde anlıyorsunuz, araç gereçle tahkim edenlerin derdinin terörle mücadele olmadığı açıktır. Çünkü bu kesimler bizzat teröristlerle yatıp teröristlerle kalkıyor, bizzat teröristlerle yiyip teröristlerle içiyor. PKK'nın Suriye kolunu oluşturan, bu terör örgütünün tek hedefi ülkemizdir. Böyle bir tehdide karşı daha fazla tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Kandil'deki terör elebaşılarının başına güya ödül koyanlar, onların emrindeki teröristlerle her gün iş tutuyorlar. Başlarına ödül koydukları teröristlerden emir alan grupların, ülkemize yönelik herhangi bir tehdit oluşturmadığını söyleyenler, sadece kendilerini kandırırlar."

Dağlara kaçırılan kızların, kadınların ne hale getirildiğini artık tüm dünyanın izlediğini ifade eden Erdoğan, "Ne yazık ki onlardan doğan çocuklar da Avrupa'da, şurada, burada satılıyor. Çünkü bunlar, hem insan kaçakçısı hem de bu tür gayrimeşru çocukların da pazarlamasını yapan örgüt. Bu kadar tehlikelidir, bu örgüt." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür samimiyetsizliklere cevabı Ziya Paşa'nın Terkib-i Bendi ile verebileceğini söyledi. Erdoğan, Ziya Paşa'nın Terkib-i Bendi'nden şu bölümü okudu:

"En ummadığın keşf eder esrar-ı derunun/Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın?/Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın/Ey gonca bu cemiyyeti her-dem mi sanırsın?/Na-merd olayım çarha eğer minnet edersem/Cevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın?/Allah’a tevekkül edenin yaveri Hak’tır/Nâ-şâd gönül bir gün olur şad olacaktır."

(Sürecek)

Cezayir-NATO ortak tatbikatı

CEZAYİR (AA) – Cezayir ile NATO arasında Akdeniz'de 4 gün sürecek ortak tatbikat yapılacak.

Cezayir Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) gemileri Akdeniz'deki tatbikat için başkent Cezayir'deki limana demir attı.

Açıklamada, SNMG-2 ile Cezayir donanmasına ait gemiler arasında savaş ya da çeşitli insani durumlarda karşılıklı iletişim ve koordinasyonu sağlamayı hedefleyen 4 günlük eğitim tatbikatları yapılacağı ifade edildi.

Ayrıca NATO ile Cezayir Deniz Kuvvetleri arasında Akdeniz'de deniz güvenliği, izleme ve takip alanlarında operasyonların koordinesini destekleyecek deneyim paylaşımı sağlanacağı kaydedildi.

Son yıllarda NATO'ya bağlı gemiler, askeri iş birliği programları çerçevesinde periyodik olarak Cezayir kıyılarında varlık gösteriyor.

Görme engelli ikizlerin park isteği gerçekleşti

MERSİN (AA) – SERKAN AVCI – Mersin'de, doğuştan görme engelli ikiz kardeşlerin oyun parkı talebi, Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görevlendirme yapılan Akdeniz Belediyesi tarafından başlatılan "Her Mahalleye Çocuk Parkı" projesi kapsamında gerçekleştirildi.

Adanalıoğlu Mahallesi'nde yaşayan 8 yaşındaki ikiz kardeşler Demir ve Çetin Akoğlu, Akdeniz Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü personeli İsa Sakar'a, evlerinin yakınındaki bir alana park yapılması talebinde bulundu.

İkiz kardeşlerin isteklerini cep telefonuyla görüntüleyerek kayıt altına alan Sakar, durumu Akdeniz Belediyesi Başkan Vekili Kaymakam Muhittin Pamuk'a iletti.

Görüntüleri izleyen Kaymakam Muhittin Pamuk, "Her Mahalleye Çocuk Parkı" projesi kapsamında, görme engelli kardeşler Demir ve Çetin Akoğlu'nun evinin önüne oyun parkı yapılması için talimat verdi.

Ekipler tarafından başlatılan çalışmayla yaklaşık 2 ayda yapımı tamamlanan park hizmete açıldı.

Parkın yapımının ardından görme engelli ikiz kardeşleri ziyaret eden Kaymakam Pamuk, Demir ve Çetin'e hediyeler vererek, sohbet etti.

-"Mutluluklarına şahit olmak bizleri de mutlu etti"

Akdeniz Belediyesi Başkan Vekili Kaymakam Muhittin Pamuk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, görüntüleri izleyince duygulandığını söyledi.

Tüm çocukların mutlu şekilde büyümesi için çaba sarf ettiklerini anlatan Pamuk, "Demir ve Çetin, görüntülerde mahallerinde çocuk oyun parklarının olmadığını ve bu parkı çok istediklerini söylüyorlardı. Biz de Akdeniz Belediyesi olarak başlattığımız 'Her Mahalleye Çocuk Parkı' projesi kapsamında Demir ve Çetin'in isteklerine kulak vererek, istedikleri alana çocuk oyun parkı yaptık. Onları mutlu görmek, bizleri de mutlu etti." dedi.

Pamuk, çocukların bir ülkenin geleceği olduğunu ifade ederek, "Demir ve Çetin'in gözlerindeki pırıltıyı görmek, o mutluluklarına şahit olmak bizleri de mutlu etti. Umarım yaşamları boyunca hep mutlu olurlar. Belediye olarak hizmet odaklı, insan merkezli bir yönetim anlayışını ön plana çıkarmaya çalışıyoruz. Özellikle sosyal projelerimize ağırlık veriyoruz. Gençlere ve eğitime yönelik projelerimiz devam ediyor." diye konuştu.

-"Park yapıldığı için çok mutluyum"

Park ve Bahçeler Müdürlüğü personeli İsa Sakar da çocukların yaşadığı mahallede görevli olduğu için aileyi yakından tanıdığını aktardı.

Görme engelli ikiz kardeşlerin oyun parkı isteği karşısında durumu belediye bildirmek için çocukların görüntüsünü çektiğini anımsatan Sakar, "Ben isteğin başkanımıza iletilmesine aracı oldum. Başkanımızın talimatı üzerine de kısa sürede çalışmalara başlandı ve park yapıldı. Çetin ve Demir de parkın tamamlanmasıyla çok mutlu oldu." ifadelerini kullandı.

İkiz kardeşlerden Demir Akoğlu da kardeşiyle parkta oynamaktan çok keyif aldığını belirterek, "Park yapıldığı için çok mutluyum. Kardeşimle parkta hem piknik yapıyoruz hem de oyun oynuyoruz. Arkadaşlarımızla beraber sallanıyoruz, kayıyoruz ve spor yapıyoruz. Bu parkı yaptıkları için onlara çok teşekkür ederim." şeklinde konuştu.

Akdeniz üzerinden Avrupa'ya geçen göçmen sayısı 100 bini aştı

CENEVRE (AA) – Uluslararası Göç Örgütü (IOM) bu yılın başından 4 Kasım'a kadar geçen sürede, Akdeniz'den Avrupa'ya ulaşan göçmen sayısının 100 bini geçtiğini, 2 bine yakın göçmenin bu yolculukta yaşamını yitirdiğini bildirdi.

IOM Sözcüsü Joel Millman, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, 2018'de Avrupa'ya geçen göçmenlerin yaklaşık 50 bininin İspanya'ya, 27 bininin Yunanistan'a, 22 bininin İtalya'ya ulaştığını aktardı.

Bu yıl, Avrupa sahillerine ulaşan göçmen sayısının 100 bin sınırını geçtiğini ifade eden Millman, bin 989 göçmenin de Akdeniz sularında yaşamını yitirdiğini belirtti.

Sözcü Millman, geçen yıl aynı dönemde Avrupa'ya geçen göçmen sayısının 155 bin olduğunu, 2 bin 960 göçmenin de öldüğünü anımsattı. İtalya'ya bu dönemde 114 bin göçmenin ulaştığına işaret eden Millman, bu yılki keskin düşüşe dikkati çekti.

– Avrupa'ya göçmen çağrısı

Birlemiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Charlie Yaxley ise bu hafta İspanya'nın Melilla sahilinde bir teknede bulunan 13 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Yaxley, Akdeniz'in dünyada göçmenler için en son yıllarda en ölümcül deniz haline geldiğini vurgulayarak göçmen ölümlerinin önüne geçilebilmesi için Avrupa ülkelerine harekete geçmeleri çağrısında bulundu.

2019 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda

TBMM (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Derin deniz sondajlarını da milli kaynaklarımızla yapma çalışmalarımız doğrultusunda 30 Ekim 2017'de temin edilen ilk milli sondaj gemimiz 31 Ekim 2018'de Alanya açıklarında sondaja başlamıştır." dedi.

Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2019 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı.

Türkiye'deki petrol potansiyelinin ortaya çıkarılması için gerekli adımların atıldığını anlatan Dönmez, Akdeniz ve Karadeniz'deki hidrokarbon potansiyelinin keşfedilmesi için Barbaros Hayreddin Paşa ve Oruç Reis gemileriyle detaylı sismik çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.

Dönmez, derin deniz sondajlarının milli kaynaklarla yapılması için çalıştıklarını vurgulayarak, "Derin deniz sondajlarını da milli kaynaklarımızla yapma çalışmalarımız doğrultusunda 30 Ekim 2017'de temin edilen ilk milli sondaj gemimiz 31 Ekim 2018'de Alanya açıklarında sondaja başlamıştır.
Ülkemizin ilk derin deniz sondaj gemisi olan Fatih sondaj gemisi kendi sınıfındaki 16 gemi arasında en yüksek teknolojiye sahip dünyanın ilk 5 gemisi arasına girdi. Fatih’in yanı sıra ikinci sondaj gemimizi de portföyümüze almak üzereyiz. Bu gemilerimiz ile Akdeniz ve Karadeniz’in her birinde ayrı ayrı sondajlar yapmak suretiyle petrol ve doğal gaz aramacılığında aktif bir strateji izleyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Barbaros Hayreddin Paşa ve Oruç Reis gemilerinin durmaksızın çalışarak denizleri taradığını bildiren Dönmez, "Bilinsin isterim ki Türkiye enerjide bağımsızlığı kendisine temel hedef olarak koymuştur. Bu hedefimiz doğrultusunda da emin adımlarla ilerliyoruz." dedi.

– Elektrik enerjisinde son durum

Bakan Dönmez, elektrik enerjisinin son 16 yıllık ortalama tüketim artışının yüzde 5,5 seviyelerinde bulunduğunu, 2002'de 132,6 milyar kilovatsaat olan elektrik tüketiminin 2017 itibarıyla 296,7 milyar kilovatsaat olduğunu kaydetti.

Dönmez, "2018'in üçüncü çeyrek sonu itibarıyla elektrik tüketimimiz 229,9 milyar kilovatsaat olmuştur.
Son 16 yılda elektrik enerjisi üretimindeki ortalama artış yüzde 5,7 seviyelerinde gerçekleşmiştir. 2002'de 129,4 milyar kilovatsaat olan elektrik üretimimiz yüzde 130’luk bir artışla 2017'de 297,3 milyar kilovatsaate ulaşmış olup, 2018'in üçüncü çeyrek sonu itibarıyla ise 229,9 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşmiştir.
Üretilen bu elektrik enerjisinin yüzde 36,2’si kömürden, yüzde 33,5’i yenilenebilir enerji kaynaklarından, yüzde 30’u doğal gazdan, geri kalanı ise diğer kaynaklardan sağlanmıştır.
2002'de 31 bin 846 megavat olan elektrik enerjisi kurulu gücümüz, 2018 'in üçüncü çeyrek sonu itibarıyla yüzde 176 artarak 87 bin 948 megavata ulaşmıştır.
2017'de işletmeye alınan santrallerin toplam kurulu gücü 8 bin 568 megavat olmuştur. Ayrıca ülkemizde 2002'de 298 olan elektrik üretim santrali sayısı, 2018 yılı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla ise yirmi dört katına çıkarak 7 bin 89’a yükselmiştir.
2018 yılı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 5 bin 109 megavat toplam kurulu güce sahip 5 bin 764 adet lisanssız santral işletmeye girmiştir." diye konuştu.

Bakan Dönmez, güneşten elektrik üretimine de önem verildiğine işaret ederek, çatı ve cephe uygulamalarını kolaylaştıran düzenlemeler yapıldığını anlattı.

– Yenilenebilir enerji

Arz güvenliği ve kaynak çeşitliliğine katkısı bakımından yenilenebilir enerji kaynaklarını maksimum seviyede kullanmanın bir strateji olduğunu vurgulayan Dönmez, yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretimini artırma çalışmalarının küresel açıdan da ivme kazandığına değindi.

Dönmez, küresel elektrik üretiminin yüzde 66'sının fosil yakıtlardan yüzde 24'ünün yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edildiğini hatırlatarak, şu bilgileri verdi:

"Bu, dikkate alındığında yüzde 33,5 olan yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranı ile ülkemiz dünya ortalamasının üstünde yer almaktadır.
Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimimiz 2002'de 34 milyar kilovatsaat iken, 2017'de yüzde 159 artışla 88 milyar kilovatsaate çıkmıştır. 2002'de yenilenebilir enerji kaynaklı kurulu gücümüz 12 bin 305 megavat iken 2018 yılı üçüncü çeyrek sonunda bu rakam üç katını aşarak 41 bin 719 megavata ulaşmıştır. Sadece 2017 yılı ve 2018'in üçüncü çeyreğinde gerçekleşen yenilenebilir enerji kaynaklı yatırımların kurulu güç toplamı yaklaşık 7 bin 125 megavat olmuştur.
Öncelikli politikalarımız arasında yer alan yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim sepetimiz içindeki oranının daha da artırılması kapsamında on yıl içinde rüzgar ve güneşin her biri için yaklaşık 10’ar bin megavat ilave kurulu gücü devreye alacağız."

– Yerli kömür

Bakan Dönmez, sahip olunan doğal kaynaklardan azami ölçüde çevreyle uyumlu ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda, yerli kömürden elektrik üretiminin devam edeceğini belirtti.

Temiz kömür teknolojilerindeki gelişmelerin dikkate alınarak yapılacak yatırımlarla yerli kömürü enerji arz güvenliğinde önemli bir enstrüman haline getireceklerini aktaran Dönmez, "Yerli kömürün kullanımını artırmaya yönelik hedeflerimiz kapsamında ilave 5 bin megavat kurulu gücün devreye alınması hedeflenmektedir. Ayrıca, kamu tarafından işletilmeyen kömür sahalarının ruhsatlarının özel sektöre devri sayesinde bu sahalardaki kaynakların ekonomiye kazandırılması sağlanacaktır. Bu kapsamda, teklifler alınarak ruhsat devri sözleşmesi 11 Ekim 2018'de imzalanan 7 sahanın devir işlemleri kısa süre içinde sonuçlandırılacaktır.
Kömür arama ve rezerv geliştirme çalışmalarına aralıksız olarak devam edilmekte olup, bu kapsamda 2005 yılında başlattığımız 'Kömür Arama Projesi' kapsamında ülkemizin linyit rezervine tespit edilen 10,6 milyar ton ilave edilerek, toplam rezerv 8,3 milyardan 18,9 milyar tona çıkarılmıştır." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

“Fatih” gemisinin ilk sondajı bu hafta

ANTALYA (AA) – "Fatih" gemisi, Akdeniz'deki ilk sondajına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in katılımıyla bu hafta başlayacak.

Edinilen bilgiye göre, "Alanya-1" kuyusu ile sondaja başlaması planlanan gemide 200'den fazla yerli ve yabancı uzman görev alacak.

Hidrokarbon sondaj gemisi Fatih'in bu hafta içinde Akdeniz'deki ilk derin deniz sondaj işlemleri Bakan Dönmez'in katılımıyla gerçekleştirilecek.

Dönmez, daha önce yaptığı açıklamada, ekim sonuna doğru Antalya açıklarında ilk derin deniz sondaja başlanacağını ifade ederek, "Fatih, Antalya'da limandan demir aldı ve yola çıktı. Şu anda lokasyonda." diye konuşmuştu.

Antalya açıklarında derin deniz sondajı yapılacağını belirten Dönmez, "2 bin 500 metre derinlik söz konusu. Deniz tabanından itibaren de 5 bin ila 6 bin metre aşağıya inilecek. Son derece modern ve teknolojik bir altyapıyı kullanıyoruz. Biz bilimsel olarak yapılması gereken tüm çalışmaları yaptık." ifadelerini kullanmıştı.

Çalışmalarına öncelikle Akdeniz'de yoğunlaşacak 229 metre uzunluğundaki Fatih gemisi, 12 bin 200 metre derinliğe kadar çok yüksek basınç altında deniz sondajı yapabiliyor.

Uluslararası kural ve düzenlemelere uygun operasyon gerçekleştirmeye elverişli gemi, çalışmalarını iş güvenliği standartlarına uygun ve çevre dostu olarak sürdürecek.

Akdeniz'de 4 büyüklüğünde deprem

ANKARA (AA) – Akdeniz'de, 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 07.32'de Muğla'nın Dalaman ilçesi açıklarında 4 büyüklüğünde yer sarsıntısı kaydedildi.

Depremin merkez üssünün Dalaman ilçesine 22 kilometre mesafede olduğu ve yaklaşık 6 kilometre derinlikte gerçekleştiği belirlendi.

Akdeniz'de 4.1 büyüklüğünde deprem

ANKARA (AA) – Antalya'nın Kumluca ilçesi açıklarında 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 21.37'de Antalya'nın Kumluca ilçesi açıklarında 4.1 büyüklüğünde yer sarsıntısı kaydedildi.

Depremin merkez üssünün, Kumluca ilçesinin 68 kilometre açığında olduğu ve yaklaşık 52 kilometre derinlikte gerçekleştiği belirlendi.

Guardiola'dan mültecilere destek

İSTANBUL (AA) – İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester City'nin teknik direktörü Pep Guardiola, Akdeniz'deki mülteci ölümlerine dikkat çekerek, Avrupa toplumu ve büyük devletlerin bu sorunu çözmek zorunda olduğunu söyledi.

İngiltere'de katıldığı bir radyo programında Akdeniz'de mülteci ölümlerinin devam ettiğini belirten 47 yaşındaki İspanyol teknik adam, kurtarma operasyonlarıyla ilgili tutumları nedeniyle İtalya ve İspanya hükümetlerini eleştirdi.

Zor durumdaki mültecilere yardım etmenin hukukla değil, insanlıkla ilgili olduğunu kaydeden Guardiola, "Eğer insanlar ölüyorsa, kahramanlar kollarını açarak onları kurtarmaya gidiyorsa ve hükümetler onlara izin vermiyorsa biz gerçekten kötüye gidiyoruz. Avrupa toplumu, ABD, Rusya, bütün büyük ülkeler mülteci krizini çözmek zorunda." ifadelerini kullandı.

İspanya'daki iç savaş döneminde insanların İngiltere, Meksika, Hollanda, Fransa ve Almanya'ya gittiğini aktaran deneyimli teknik adam, "Bu oldu ve onlar da bizi kabul etti. Dedelerim, onların babaları gitti ve kabul edildiler. Gitmek istemediler ama savaş vardı ve şimdi de aynısı oluyor. Bizi kabul ettiler, şimdi onları niye kabul etmiyorlar." değerlendirmesinde bulundu.