Antalya'dan “nitelikli turizm” atağı

             MOSKOVA (AA) - EMRE GÜRKAN ABAY - Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya başta olmak üzere Türkiye'nin nitelikli turizme yönelmesi gerektiğini belirterek, &quot;Türkiye, tecrübesiyle, sektördeki insan gücüyle nitelikli turizme çok kolaylıkla geçebilecek potansiyele sahip.&quot; dedi. </p>  <p>Karaloğlu, Moskova Uluslararası Turizm Fuarı'nda AA muhabirine yaptığı açıklamada, Antalya'nın; doğal güzellikleri, uygun iklimi, tesisler ve hizmet kalitesiyle &quot;Türkiye'nin turizm başkenti&quot; olduğunu vurguladı. 

Karaloğlu, "Antalya, hem Türkiye'nin turizm başkenti hem Akdeniz'de hem de dünyada çok bilinen bir turizm destinasyonuna dönüştü." dedi.

Rusya'da faaliyet gösteren Türk tur operatörlerinin önemine işaret eden Karaloğlu, "Rusya pazarında 2016'da yaşanan büyük kırılmadan sonra 2 yılda bu kadar hızlı dönüş yaşandıysa, bunda Rusya'daki Türk tur operatörlerinin büyük katkıları var. Aynı durumu, Alman pazarında yerli tur operatörü kalmadığı için yaşayamıyoruz." ifadelerini kullandı.

Geçen yıl Türkiye'ye en çok turist gönderen ülkenin Rusya olduğunu hatırlatan Karaloğlu, "2019'da da Rusya pazarında yine yüzde 10 civarında pozitif büyüme bekliyoruz. Antalya'ya gelen Rus turist sayısında ise 2018'i de geride bırakarak, 5 milyon turist sayısını geçerek bu yıl da yeni bir rekor kıracağız." diye konuştu.

Karaloğlu, Türkiye ve Antalya için nitelikli turizmin önemini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Antalya ve Türk turizmi, mutlaka nitelikli turizme geçmeli. Nitelikli turizme geçmek için de nitelikli işler yapmanız gerekir. Hem tesis olarak hem sunduğunuz ürün ve hizmet olarak… Aslında Türkiye, nitelikli turizme çok kolaylıkla geçebilecek bir ülke. Artık turizmi biliyoruz. Sektörde çalışan çok nitelikli bir insan kaynağımız var. Nitelikli turizmi hep beraber Türkiye'de başarabiliriz."

– "Özellikle Rusya pazarı için önceliklerimizden birisi gelirlerimizi artırmak"

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Erkan Yağcı da Rusya'nın, Türkiye ve özellikle de Antalya için en önemli iki kaynak pazardan biri olduğuna işaret etti.

Geçen yıl Antalya'yı 5 milyona yakın Rus turistin ziyaret ettiğini bildiren Yağcı, "Bu sene ise özellikle Rusya pazarı için önceliklerimizden birisi gelirlerimizi artırmak. Kişi başı turizm gelirlerini bu pazarda artırmamız lazım." dedi.

Rus turist sayısında yaşanan artışın, gelirlere de yansıması gerektiğini belirten Yağcı, "Son verilere göre, Türkiye'deki turistlerin kişi başı harcama oranı 640 dolar. Dünya ortalaması ise bin dolar seviyesinde. Bu seviyeye ulaşmamız gerekiyor." ifadesini kullandı.

Bunun için harcama kapasitesi yüksek turizm gruplarını Türkiye’ye çekmek gerektiğine işaret eden Yağcı, "Turizm teşvikleri ve pazar çeşitliliği çok önemli. Bu yönde çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmaları da yaparken bizim için Rusya, İngiltere ve Almanya gibi önemli kaynak pazarlardaki turist sayısı seviyelerini de korumamız önemli." diye konuştu.

– "Antalya'ya gelen turistin 3'te biri Rus"

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin ise Antalya için önceliğin Rusya pazarı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Turist ziyaretleri açısından daha önce Almanya ve Rusya aynı sayılardaydı ancak geçen yıl yaşanan çok ciddi artışla Rusya, Antalya’nın en önemli pazarı oldu. Neredeyse bize gelen turistin 3'te biri Rusya'dan geliyor. Geçen yıl ulaştığımız rakamlara bu sene de rahatlıkla ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Bunu yaparken, biz Antalya'nın turizm çeşitliliğini de artırmaya çalışıyoruz. Rus turiste biraz daha Antalya'nın kültürünü, sanatını, mutfağını, değişik kültürlerini tanıtmamız gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz."

Akdeniz Off-Road Kupası

OSMANİYE (AA) – Akdeniz Off-Road Kupası 1. ayak final yarışı, Osmaniye’de yapıldı.

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED), Kadirli Belediyesi ve Kadirli Offroad Kulübü iş birliğiyle düzenlenen organizasyon, Topraktepe köyünde oluşturulan off-road pistinde gerçekleştirildi.

Çeşitli illerden 16 aracın katıldığı organizasyonda, sporcular yaklaşık 5 kilometreden oluşan 4 turluk etapta çamur, rampa, çukur ve virajlı yollarda kıyasıya mücadele etti.

Bazı araçların arızalandığı yarışlarda, motosikletçiler de özel gösteri sundu.

Küçük kazaların da meydana geldiği yarışmalar sonunda, S1 kategorisinde Mehmet Baki Arpasatan ve Muhammet Emin Başel, S2'de İrşat Biçer ve Fettah Yiğit, S3'te Kemal Arıcan ve Emre Temel, S4'te Abdullah Çardak ve Çağdaş Bağdatlı birinci oldu.

Yarışmada dereceye giren sporculara ödülleri, AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, Kadirli Kaymakamı Tamer Orhan ve Kadirli Belediye Başkanı Ömer Tarhan tarafından Devlet Bahçeli Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle verildi.

ANALYSIS – ‘The Blue Homeland’: Turkey’s largest naval drill

            By Can Kasapoglu
  • The writer is a defense analyst at the Centre for Economics and Foreign Policy (EDAM), an Istanbul-based think-tank.

    ISTANBUL (AA) – The Turkish Navy is set to conduct massive drills called “Mavi Vatan” – "the Blue Homeland" — between Feb. 27 and March 8. For the first time in the republic’s history, Turkey’s military will test its warfighting capabilities in the Black Sea, Aegean Sea, and Mediterranean at the same time. The Blue Homeland is not merely an exercise codename, it is also a geopolitical concept that manifests Ankara’s political-military agenda in the coming decade.

    – A new geopolitical concept in the making

    The Blue Homeland is centered on a trilateral basis. Firstly, the concept has a pronounced power projection aspect. Coupled with Turkey’s burgeoning forward-basing posture across the horn of Africa and the Gulf, Turkey aims at pursuing its national interests in an enhanced zone d’influence. Secondly, this understanding adopts a more active role for the Turkish Navy in energy geopolitics competition, coercive efforts, and naval diplomacy. Thirdly and finally, the sustainability of the concept depends on maintaining the uptrend in Turkey’s indigenous defense industry.

    Naval power remains at the epicenter of the Blue Homeland. The Turkish Navy is transforming into a blue-water asset with growing power projection capabilities. Without a doubt, the amphibious assault ship project (the TCG Anadolu based on the Spanish Juan Carlos I class LHD), along with Ankara’s plans to operate the vessel as a mini-aircraft carrier with a ski-jump ramp modification, marks the most critical leap in this respect. Notably, for some time, the Turkish administration has been hinting at the prospects of procuring short take-off and vertical landing (STOVL) aircraft — the F-35B — to form a naval aviation air wing in addition to the F-35A acquisition for the air force.

    The core strategic advantage of operating such a flagship remains the marge de manoeuvre she would provide. Wherever Turkey would opt for deploying the TCG Anadolu, be it the Black Sea or the Mediterranean, the vessel would bring about a broad array of options and a robust political signaling capacity. Besides, she would make an important naval diplomacy asset too.

    Of course, the bold decision to operate the forthcoming amphibious assault ship as a mini-aircraft carrier comes at a price. For one, Ankara will have to ensure a sustainable rotation capability through at least two vessels of kind and will have to establish a naval air wing — at present, the F-35B seems to be the only game in the town. Any power projection ship of this class would demand a state-of-the-art logistical infrastructure. Besides, an aircraft carrier, be it a modified amphibious assault ship or a Ford-class supercarrier of the US Navy, has to be accompanied by a carrier strike group. Finally, having an asset like the TCG Anadolu would urge Turkish defense planners to speed up their anti-air warfare frigate development efforts.

    Apart from the mini-aircraft carrier project, the Turkish Navy keeps receiving high-end platforms. The indigenous Ada-class, MILGEM-project corvettes are capable surface combatants that show the Turkish defense industry’s current state. The fourth ship of the class, the TCG Kinaliada, was launched in 2017. The Navy will start acquiring Reis-class (Type 214) submarines which will give a true boost to the arsenal. The indigenously developed “Atmaca” anti-ship missiles will soon equip principal surface vessels — the serial production contract was signed in Nov. 2018. The missile has a 200-km range and utilizes advanced guidance systems. In Feb. 2019, Turkey launched the TCG Ufuk. The vessel is believed to be an advanced signals intelligence and electronic warfare asset. In his speech during the launch ceremony, President Recep Tayyip Erdogan portrayed her as the “eyes and ears of Turkey in the seas”.

    The Turkish Navy has benefited from Turkey’s ‘drone breakthrough’, and recently became an operator of indigenous unmanned systems, ANKA and Bayraktar TB-2. Especially, the Bayraktar TB-2 armed drone showed an impressive performance during Operation Olive Branch, and offers one of the most reliable solutions in its class.

    Turkey’s battle-hardened amphibious units also deserve attention. Several times, Turkish military planners have deployed these units in active conflict zones to keep them at high combat-readiness. The Navy’s special operations teams (SAS and SAT commandos) fought hard in Operation Euphrates Shield and Operation Olive Branch. Open-source pieces of evidence suggest that detachments from the Amphibious Marine Brigade’s battalions also took part in the cross-border efforts in Syria.

    Overall, Turkey is heavily investing in its naval capabilities not only for defending the territorial waters, but also for protecting the country’s sea lines of communication (SloC) and building power projection capacity. Therefore, the Blue Homeland exercises offer a good opportunity to monitor the Turkish Navy’s improving outlook, as well as its joint operations capacity with other branches.

    – Turkey’s military power and regional strategic affairs

    Looking back into the past decades, it is not the first time that Ankara highlights its military toolbox when dealing with regional strategic affairs. In the late 1990s, for example, Turkey’s primary guidance in its regional defense and security policy had been a “two and a half wars” kind of understanding and the military strategic concept of “active deterrence”. In this framework, Ankara pursued a diligent capability development effort to be able to fight two multi-front, inter-state armed conflicts while being able to simultaneously carry on large-scale counterterrorism operations at home and beyond borders. The underlying threat perceptions were the Hafez al-Assad regime’s use of PKK terrorism as a proxy war instrument, as well as the tensions with Greece in the Aegean Sea. Probably the most visible and successful outcome of the Turkish strategic concept at the time was the 1998 coercive campaign on Damascus to deter the Syrian Baath regime from systematic terrorism sponsoring.

    As of the late 2010s, the Blue Homeland concept enjoys clear advantages. Above all, it is backed by a resolutely developing defense industry. Furthermore, the incorporation of unmanned systems into the Turkish military’s concept of operations (CONOPS), especially in a combat-proven fashion, remains a critical breakthrough and a force multiplier in joint operations. Finally, having a capable, power projecting navy would not only boost warfighting capacity. Navies, unlike other traditional branches of armed forces, are truly effective diplomatic assets in times of peace. All in all, it seems that Turkish political-military decision-makers will utilize their naval options more intensively in the coming years.

    * Opinions expressed in this article are the author’s own and do not necessarily reflect the editorial policy of Anadolu Agency.

CHP'li Başarır'ın soru önergesi

TBMM (AA) – CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'e yönelttiği soru önergesiyle ilgili, "Önergemin bir kelimesinde 'Akdeniz'de niye petrol arıyoruz, kuyular kapatılsın, neden açıldı' gibi bir cümle kullanmışsam bugün milletvekilliğinden istifa edeceğim." dedi.

Başarır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'e yönelttiği soru önergesi üzerinden, "hakkında asılsız bir kampanya yürütüldüğünü" söyledi.

Önergede on soru sorduğunu belirten Başarır, önergenin, "Akdeniz'de petrol aramalarına karşı çıktığı şeklinde" yansıtıldığını ifade etti.

Başarır, "Soru önergem burada. Bir kelimesinde 'Akdeniz'de niye petrol arıyoruz, kuyular kapatılsın, neden açıldı' gibi bir cümle kullanmışsam bugün milletvekilliğinden istifa edeceğim." diye konuştu.

Ali Mahir Başarır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cumhurbaşkanı, bir milletvekilini hedefe koyarken bu önergeye bir bakmaz mı? Ben, Mersin milletvekiliyim. Nasıl diyebilirim ki 'Akdeniz'de nasıl arama yapabiliyoruz?' Tam tersini söylüyorum ama Cumhurbaşkanı bunu saptırıyor. İsmimi vererek meydanlarda 'CHP'li milletvekili Rumlarla birlikte arama çalışmaları durdurulsun dedi' diyor. Bu bir iftira, yalan, çamurdur.

Bana sosyal medyadan hakaretler, küfürler, tehditler geldi. Benim iki evladım var. Binali Yıldırım'ın torunlarıyla aynı okula gidiyor. Onun torunları çakarlı arabalarla gidiyor, benim iki evladım anneleriyle gidiyor. Bu tehditlere maruz kalıyoruz. Bir saldırı olsa Cumhurbaşkanı bunun hesabını verebilir mi? Birbirimize iftira atmayalım. AK Parti'li de olsa CHP'li de olsa iftira atmayalım."

Başarır, konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ağır hakaret ve iftiralarda bulunduğunu ileri sürdüğü gazeteler hakkında dava açacağını kaydetti.

Meteorolojiden Akdeniz için fırtına uyarısı

ANKARA (AA) – Orta ve Doğu Akdeniz açıkları ile Hatay kıyılarında, kuvvetli fırtına bekleniyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan duyuruya göre, Orta ve Doğu Akdeniz açıkları ile Hatay kıyılarında rüzgarın akşam saatlerinden sonra kuvvetini artırarak, perşembe gece saatlerine kadar doğu ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

Fırtına nedeniyle meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı, başta denizciler olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların dikkatli olmaları gerekiyor.

Mısır ve Tanzanya Victoria Gölü'nü Akdeniz'e bağlayacak su yolu projesini görüştü

KAHİRE (AA) – Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Tanzanya Dışişleri Bakanı Augustine Mahiga, Nil Nehri'nin ana kaynaklarından Victoria Gölü'nü Akdeniz'e bağlayacak su yolu projesini görüştü.

Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Şukri ve Mahiga'nın Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da pazar günü düzenlenmesi beklenen Afrika Birliği zirvesi öncesi düzenlenen hazırlık toplantıları çerçevesinde bir araya geldiği belirtildi.

Görüşmede, Nil Nehri ülkeleri ve halklarının beklentilerinin gerçekleştirilmesi için Victoria Gölü'nü Akdeniz'e bağlayan su yolu projesiyle ilgili iş birliğinin ele alındığı kaydedildi.

Söz konusu su yolu projesi, nehir taşımacılığı alanında bölgesel bir mekanizma oluşturulması amacıyla Afrika'daki ülkeleri birbirine bağlamak için Afrika'nın Kalkınması İçin Yeni Ortaklık (NEPAD) kurumunun gözetiminde yürütülen bölgesel projelerden biri.

Ege ve Akdeniz'de fırtına bekleniyor

ANKARA (AA) – Ege ve Akdeniz'de yarından itibaren fırtına bekleniyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan duyuruya göre, rüzgarın, Güney Ege'de yarın öğle saatlerinden sonra doğu ve güneydoğu yönlerden fırtına, yer yer kuvvetli fırtına, gece saatlerinde (Marmaris-Kaş arasında) tam fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor. Kuzey Ege'de de rüzgarın çarşamba günü ilk saatlerde kuvvetli fırtına şeklinde esmesi öngörülüyor.

Rüzgarın, Batı Akdeniz'in güneyinde yarın akşam saatlerinden itibaren doğu ve güneydoğu yönlerden fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

Doğu Akdeniz'in doğusunun açıklarında rüzgarın yarın sabah saatlerinden itibaren doğu ve kuzeydoğu yönlerden fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Fırtınanın aralıklarla devam edeceği ve cuma günü sabah saatlerinden sonra etkisini kaybedeceği öngörülüyor.

Doğu Akdeniz'in batısında da rüzgarın çarşamba günü öğle saatlerinden itibaren doğu ve kuzeydoğu yönlerden fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

Fırtına nedeniyle meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı başta denizciler olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları önem taşıyor.

Mersin'deki şiddetli yağış ve fırtına

MERSİN (AA) – Mersin'de etkili olan şiddetli yağış ve fırtına nedeniyle Akdeniz ilçesinde zarar gören tarım alanlarında hasar tespit çalışmalarına başlandı.

Şiddetli yağış ve fırtının etkisiyle kentte örtü altı sebze üretiminin yoğun olarak yapıldığı Akdeniz ilçesindeki seralarda hasar meydana geldi.

Hasar oluşan tarım alanlarında en çok zarar gören ürünün biber ve patlıcan olduğu öğrenildi.

Akdeniz Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekipleri tarafından ön incelemesi yapılan seralarda hasar tespit çalışmasına başlandığı bildirildi.

Bu arada, CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve Akdeniz Örtü Altı Üreticiler Birliği Başkanı Tansel İzgi, bölgedeki çiftçileri ziyaret ederek, hasar gören yerlerde incelemelerde bulundu.

GRAFİKLİ – Akdeniz güzergahında her gün ortalama 6 mülteci can verdi

BRÜKSEL (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, geçen yıl Akdeniz güzergahında her gün ortalama 6 mültecinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Grandi, Brüksel'deki Basın Kulübü'nde BMMYK'nin "Umutsuz Yolculuklar" adıyla yayımlanan raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kuzey Afrika'dan Avrupa'ya geçmek isteyen mültecilerde geçiş esnasında ölüm oranının artmaya devam ettiğini belirten Grandi, "2018'de her gün ortalama 6 mülteci yaşamını yitirdi." dedi.

Grandi, söz konusu rakamın tüm Avrupa'yı düşünceye sevk etmesi gerektiğine dikkati çekerek, Avrupa'nın tüm gücüne, parasına ve teknolojisine rağmen Akdeniz'deki mülteci ölümlerini engelleyemediğine dikkati çekti.

  • Akdeniz'de 2 bin 275 düzensiz göçmen yaşamını yitirdi

BMMYK'nin "Umutsuz Yolculuklar" adıyla yayımlanan raporunda, Akdeniz'in düzensiz göçmenler için dünyanın en ölümcül rotası olduğu belirtildi.

Raporda, 2018'de Akdeniz'den Avrupa'ya ulaşan düzensiz göçmen sayısının 139 bin 300'le son 5 yılın en düşük rakamı olduğu kaydedildi.

Geçişlerdeki düşüşe rağmen geçen yıl Akdeniz'de 2 bin 275 düzensiz göçmenin yaşamını yitirdiği veya kaybolduğu bilgisinin paylaşıldığı raporda, günde ortalama 6 kişinin öldüğü bildirildi.

Raporda, düzensiz göçmenlerin rotalarındaki önemli değişiklikler de ortaya konuldu.

İspanya, düzensiz göçmenler için ilk defa Avrupa'ya ana giriş kapısı oldu. 2018'de bu ülkeye 6 bin 800 kişi kara yoluyla, 58 bin 600 düzensiz göçmen ise deniz yoluyla ulaştı.

İtalya'ya gelenlerin sayısı da bir önceki yıla göre 5 kat azalarak 23 bin 400'e indi. Bunda İtalya'daki yeni hükümetin aldığı sert tedbirlerin etkili olduğu belirtiliyor.

Yunanistan'a ise bir öncekine benzer şekilde 32 bin 500 düzensiz göçmen ayak bastı. 2017'de Yunanistan'a 30 bin kişi ulaşmıştı.

Akdeniz günde 6 düzensiz göçmene mezar oldu

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), 2018 yılında günde ortalama 6 düzensiz göçmenin Akdeniz'den Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybettiğini bildirdi.

BMMYK'nin "Umutsuz Yolculuklar" adıyla yayımlanan raporunda Akdeniz'in düzensiz göçmenler için dünyanın en ölümcül rotası olduğu belirtildi.

Raporda, 2018'de Akdeniz'den Avrupa'ya ulaşan düzensiz göçmen sayısının 139 bin 300 olduğu, bunun son 5 yılın en düşüğü olduğu kaydedildi.

Geçişlerdeki düşüşe rağmen geçen yıl Akdeniz'de 2 bin 275 düzensiz göçmenin yaşamını yitirdiği veya kaybolduğu bilgisinin paylaşıldığı raporda, günde ortalama 6 kişinin öldüğü bildirildi.

Raporda, düzensiz göçmenlerin rotalarındaki önemli değişiklikler de ortaya konuldu.

İspanya, düzensiz göçmenler için ilk defa Avrupa'ya ana giriş kapısı oldu. 2018'de bu ülkeye 8 bin kişi kara yoluyla, 54 bin 800 düzensiz göçmen de deniz yoluyla ulaştı.

İtalya'ya gelenlerin sayısı da bir önceki yıla göre 5 kat azalarak 23 bin 400'e indi. Bunda İtalya'daki yeni hükümetin aldığı sert tedbirlerin etkili olduğu belirtiliyor.

Yunanistan'a ise bir öncekine benzer şekilde 32 bin 500 düzensiz göçmen ayak bastı. 2017'de Yunanistan'a 30 bin kişi ulaşmıştı.

  • Grandi'den bölgesel iş birliği çağrısı

Raporda, düzensiz göçmenlerin yolculukları boyunca cinsel taciz ve tecavüz, kaçırılma tehdidi ve fidye tehditleriyle karşılaştığına işaret edilerek, hükümetlere kaçakçılara karşı daha etkin mücadele çağrısında bulunuldu.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, rapora ilişkin yaptığı açıklamada, "Denizde hayat kurtarmak bir seçim değildir, bir politika meselesi değildir, asırlık bir zorunluluktur." ifadesini kullandı.

Grandi, Akdeniz'de daha fazla trajedinin önüne geçilmesi için uzun vadeli yaklaşımla bölgesel iş birliğine gidilmesi teklifinde bulundu.