“CHP'deki hazımsızlığı anlayabilmiş değilim”

TBMM (AA) – SİNAN USLU – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "CHP'deki bu hazımsızlığı anlayabilmiş değilim. Halka gitmekten, halkın iradesine başvurmaktan bu kadar çekinen bir parti daha ben görmedim." dedi.

Muş, AA muhabirinin, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar vermesine ilişkin soruları yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali yönünde oy kullanan 7 YSK üyesini "çete" olarak nitelendirdiği hatırlatılarak değerlendirmesi sorulan Muş, "Bunu tasvip etmiyoruz. Çok yanlış bir ifade. Orası yüksek yargıçlardan oluşan bir kurul. İşinize gelen karar verdiği zaman 'saygın' oluyorlar, işinize gelmeyen ya da kabullenmek istemediğiniz bir karar verdiği zaman 'çete' oluyorlar. Bu ne bir siyasetçiye yakışacak bir ifade olabilir ne de Yüksek Seçim Kurulunun hak ettiği bir ifade olabilir. Bunu reddediyoruz, kınıyoruz." diye konuştu.

YSK'nin, kendisine sunulan deliller kapsamında karar verdiğini vurgulayan Muş, şöyle devam etti:

"Biliyorsunuz ilk açıklandığı zaman 27 bin, CHP'nin açıklamasına göre 29 bin fark vardı. Bu fark düşe düşe 13 binlere kadar düştü. İstatistik diye bir bilim var. Burada iki aday da yüzde 48 oy almışlardır. Küsuratlarda bir fark var. Oy oranları bu kadar birbirine yakınsa hatalar da her iki aday için de eşit olarak ortaya çıkar. Neden hatalar ve düzeltmeler Binali Yıldırım lehine oluyor? Fark neden Binali Yıldırım lehine azalıyor? Burada gerçekten ciddi maddi hatalar, yanlışlıklar, eksiklikler varsa bunlar her iki aday için de olması lazım. Bunlar eğer Binali Bey lehine ortaya çıkıyorsa demek ki burada bir şekilde yanlış bir mekanizma işlemiş ve bir aday aleyhine bir süreç işlemiştir. Dolayısıyla YSK bizim sunduğumuz deliller çerçevesinde bunu tespit etmiştir ve seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir."

"Seçimlere şaibe düştüğünü", YSK'nin karar verdiğini ve çözüm olarak halka gidileceğini, tekrar halk iradesine başvurulacağını belirten Muş, "Bugün bakıyorum da yapılan eleştiriler aslında haksız eleştirilerdir. Türkiye demokrasisi bu süreçlerden güçlenerek çıkacaktır. Çünkü başka hiçbir alana tevessül etmeden tekrar sandık işaret edilmiştir. Bu meselenin çözümü için halka gidilmiştir." dedi.

Bu işin kilidini 16 milyon İstanbullunun açacağını söyleyen Muş, "Bütün bu gelişmeler milletimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Milletimiz 23 Haziran'da bu meseleyi de çözecektir. Hakem millettir. Arada başka bir kişi yoktur. Bu, aslında Türkiye'deki demokrasi kültürünün ne kadar güçlendiğinin ve nereye geldiğinin en önemli göstergesidir. CHP'deki bu hazımsızlığı anlayabilmiş değilim. Halka gitmekten, halkın iradesine başvurmaktan bu kadar çekinen bir parti daha ben görmedim." değerlendirmesini yaptı.

  • "367 garabeti o şekilde çözülmüştür"

YSK'nin İstanbul kararına ilişkin açıklamalar hatırlatılarak "Sandığa gidilmekten mi çekiniliyor?" sorusuna Muş, "Bunu anlamakta biz de zorlanmaktayız. Burada başka hiçbir adres işaret edilmemiştir. Neresi işaret edilmektedir? Sandık. Vatandaş, milletimiz, 16 milyon İstanbullu işaret edilmektedir. Buradan kim, niye rahatsızlık duyar? Eğer siz davanızda haklıysanız vatandaşımız bir değerlendirme yapacaktır. 23 Haziran'da sandık başına gidecektir ve bu değerlendirmeler neticesinde bir karar verecektir." cevabını verdi.

YSK'nin, kararını açıklamadan önce "Ne yönde karar verirse versin YSK'nin vereceği karar saygılıyız" dediklerini hatırlatan Muş, şöyle konuştu:

"YSK'yi tehdit etmedik, YSK'ye hakaretler yağdırmadık. 'Kızılay'da gezemezsiniz', 'Sizi Yüce Divan'da yargılarız.' demedik. Hangi kararı veriyorsanız, deliller çerçevesinde değerlendirmenizi yapın, bir karar verin, vereceğiniz karara saygılıyız dedik. Tekrar millete gidilecektir. Herkes tezini ortaya koyacaktır. Millete anlatacaktır ve milletimiz bu meseleyle alakalı da düğümü çözecektir. Geçmiş dönemlerde de ortaya çıkan pek çok sorunda AK Parti sürekli sandığı işaret etmiştir, millete gitmek suretiyle sorunları çözmüştür. 367 garabeti o şekilde çözülmüştür. Sandığa, millete gidilmiştir. Burada da itirazlarımız haklı göründü. Tekrar sandık işaret edilmiştir. Biz derdimizi, amacımızı, ne yapmak istediğimizi milletimize en iyi şekilde anlatacağız ve 16 milyon İstanbulludan destek isteyeceğiz. Takdir yüce Türk milletinindir."

  • "Gündemi meşgul etmeye çalışıyorlar"

"23 Haziran'da yapılacak seçimde AK Parti'nin kaybetmesi durumunda genel seçime gidileceği" iddiasını değerlendiren Muş, "Çok farklı yorumlar yapılıyor. Meseleler farklı noktalara çekilmekte. Biz bir yerel seçimi yapacağız. İstanbul'da bir seçime gideceğiz ve İstanbul'un yönetimiyle alakalı Büyükşehir Belediye Başkanını seçeceğiz. İlçe belediye başkanları, meclis üyeleri zaten seçildi. Birileri dereyi görmeden paçayı sıvamayı adet edinmişler. 'Bu olursa böyle olur, şu olursa şöyle olur' gibi tezler üzerinden Türkiye'nin gündemini farklı şekilde meşgul etmeye çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

  • "Elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız"

Bir taraftan Türkiye'nin gelişmesi için çalışma içinde olduklarını diğer taraftan yasama anlamında da Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu düzenlemelerin yapılması konusunda sonuna kadar çalıştıklarına değinen Muş, "23 Haziran'da milletimize güveniyoruz. Milletimizin bizi sandıktan birinci çıkaracağına da inancımız tam. Elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız. Milletimizden bu anlamda destek isteyeceğiz." dedi.

AK Parti'den Kapadokya'ya yasal koruma kalkanı

TBMM (AA) – SİNAN USLU – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Kapadokya Alan Başkanlığı kurulmasıyla ilgili kanun teklifini TBMM Başkanlığına sunduklarını bildirerek, "Kapadokya'nın doğal yapısı korunacak. Bundan asla taviz vermeyeceğiz. Oradaki yetki karmaşasından dolayı maalesef kaçak yapılaşmalar ortaya çıkabiliyor. Birinci amacımız, bunların önüne geçmek ve oranın doğal güzelliklerini mutlak anlamda korumak." dedi.

Muş, Meclise sundukları kanun teklifinin detaylarını AA muhabiriyle paylaştı.

Kapadokya Alan Başkanlığı kurulmasına ilişkin 11 maddelik kanun teklifini Meclis Başkanlığına sunduklarını açıklayan Muş, Kapadokya'nın, doğal güzellikleri, arkeolojik alanları ve sit alanlarını içinde barındıran özel ve mümtaz bir bölge olduğunu, ciddi bir turizm potansiyeli barındırdığını belirtti.

Bölgenin yönetilmesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, valilik ve belediyeye kadar bakanlık ve kamu kurumlarının yetki alanlarının bulunduğuna dikkati çeken Muş, "Bu yetki alanlarından dolayı bir karmaşa ortaya çıkabiliyor. Geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan arzu etmediğimiz orada kaçak yapılaşmalar, uygun olmayan yapılar maalesef ortaya çıkabiliyor. Tüm bunların önüne geçecek, yetkiyi tek elde toplayacak bir Alan Başkanlığı kurulmasına yönelik kanun teklifini veriyoruz." diye konuştu.

Amaçlarının, yetkiyi tek elde toplayarak Kapadokya'nın tarihi, arkeolojik alanların korunmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Muş, "Bölgenin tanıtımını Alan Başkanlığı yapacak, turizm potansiyelini artıracak. Hem yurt içinden hem de yurt dışından daha fazla ziyaretçinin bölgeyi ziyaret etmesini sağlayacak, ülkemizin tanıtımında önemli bir rol üstlenecek ve buranın dünyaya tanıtımını sağlayacak şekilde Alan Başkanlığı, Meclisimiz onay verirse kurulmuş olacak." ifadelerini kullandı.

Bölgenin doğal yapısının korunacağını, bundan asla taviz vermeyeceklerini dile getiren Muş, şöyle devam etti:

"Oradaki yetki karmaşasından dolayı maalesef kaçak yapılaşmalar ortaya çıkabiliyor. Birinci amacımız, bunların önüne geçmek ve oranın doğal güzelliklerini mutlak anlamda korumak. Aynı zamanda orada belki keşfedilmemiş, daha bulunmamış yeraltı şehirleri, belki diğer tarihi alanlar var. Bunların da araştırılıp, gün yüzüne çıkarılıp turizme kazandırılmasını sağlamak, bölgeye uygun şekilde oranın bir taraftan gelişimini sağlıyorken diğer taraftan doğasını bozmayacak şekilde planlamayı yapmak ve diğer kurumlar tarafından yapılacak planlara onay verme noktasında bir konumlandırması olacak Alan Başkanlığının."

Muş, Kapadokya'ya kurulacak Alan Başkanlığının örneğinin Çanakkale'de bulunduğunu hatırlatarak, "Çanakkale'de bir tane var. (Kapadokya Alan Başkanlığı) Bu da Çanakkale'dekine benzer bir model." dedi.

Çanakkale Savaşları ve Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının, Çanakkale'de şehitliklerin olduğu, mücadelenin verildiği bölgeleri ciddi şekilde restore ettiğini belirten Muş, "Oradaki şehitliklerimizin olduğu alanları görüyorsunuz pırıl pırıl, bakımı düzgün şekilde yapılıyor. Bütün o bölgeyi aslında Alan Başkanlığı yönetiyor dolayısıyla orada başarı elde edilmiş durumda. Ciddi bir noktaya geldi. Kapadokya'da kurulacak Alan Başkanlığı aslında Çanakkale'deki benzer bir yapıda olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Muş, Meclis Başkanlığına sunulan teklifin en kısa zamanda komisyon gündemine alınarak Genel Kurulda görüşülmesini arzu ettiklerini kaydetti.

TBMM Genel Kurulu

TBMM (AA) – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Venezuela'daki darbe girişimine ilişkin, "Dünyanın neresinde olursa olsun 'ama, fakat' demeden tüm darbeleri kınıyoruz. Hiçbir gerekçe darbelere mazeret olamaz." dedi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.

MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan, "İşgal yıllarında Gaziantep'te Fransızlar ve Ermeni çetelerince yapılan katliamlar", CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, "Arabuluculukla ilgili yaşananlar ve çözüm önerileri", AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı da "1915 olayları"na ilişkin gündem dışı söz aldı.

Yerlerinden söz alan bazı milletvekilleri, Kut'ül Amare Zaferi'nin 103. yılı ile 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mesajlarını paylaştı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Suriye'nin Azez kentinde, üs bölgesine giden TSK konvoyuna PKK/PYD'li teröristler tarafından düzenlenen havanlı saldırıda 1 askerin şehit olduğunu, 3 askerin yaralandığını hatırlatarak, şehide Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi.

Venezuela'daki darbe girişimine değinen Muş, "Dünyanın neresinde olursa olsun 'ama, fakat' demeden tüm darbeleri kınıyoruz. Hiçbir gerekçe darbelere mazeret olamaz." ifadesini kullandı.

Hiçbir gerekçenin, silahlı cuntacıların kendi halklarına ve seçilmiş hükümetine silah doğrultmasına bahane olamayacağını vurgulayan Muş, "Geçmişte birçok kez darbe ve darbe girişimine maruz kalan Türkiye ilkesel duruşunu koruyarak Venezuela'daki bu darbe girişimine karşı duruşunu koruyacaktır. Venezuela'daki darbe girişimini lanetliyor, tüm dünyayı Venezuela'daki halkının iradesine saygılı olmaya davet ediyorum." çağrısında bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de Türkiye'nin, iç ve dış bağlantılı problemlerle çetin bir mücadele içinde olduğunu belirtti.

Bu mücadelenin, "beka seviyesi"nde olduğunun altını çizen Bülbül, "Bu meselelerde Türkiye'nin oluşturduğu milli politikalar çerçevesinde birlik ve beraberlik içerisinde olmak zaruridir. Türk milleti, tarihte olduğu gibi bugün de devletinin ve milletinin bekasını her türlü dünyevi menfaatinin üstesinde tutarak geleceğine sahip çıkacaktır. Siyaset kurumuna düşen mesuliyet ise içinde olduğumuz ateş çemberini yok saymamak, görmezden gelmemektir." diye konuştu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Boğaziçi Üniversitesinde, Boğaziçi İslam Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen bir programda konuşan Yunan asıllı İngiliz bir sözde yazarın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten "şeytan" olarak bahsettiğini dile getirdi.

Türkkan, "Bu mesnetsiz benzetmeyi şiddetle kınıyorum. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret etmek demokrasi, hürriyet ya da ifade özgürlüğü demek değildir. İYİ Parti olarak ilgili makamların, bu sözde yazara gerekli hukuki işlemleri başlatmasını bekliyoruz." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan ise açlık grevleri ve ölüm orucundakilerin gidişatının daha da kötüleşmemesi için Meclis Başkanlığı ile Adalet Bakanlığının sorumluluk alması çağrısında bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, yarın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü olduğuna işaret ederek, "İstanbul'un belli meydanlarının 1 Mayıs'a kapatılmasını doğru bulmuyoruz. İşçisinden, emekçisinden, işçinin emekçinin kutlayacağı bayramdan korkan devlet olmaz. Bundan sonraki süreçte 1 Mayıs'ın, Taksim Meydanı'nda kutlanmasının işin olağanı ve doğalı olduğu kanaatindeyiz." ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanvekili Celal Adan, Suriye'nin Azez kentinde üs bölgesine giden TSK konvoyuna PKK/PYD'li teröristler tarafından düzenlenen havanlı saldırıda 1 askerin şehit olduğunu, 3 askerin yaraladığını belirtti.

Şehide Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa dileyen Adan, "Teröristler, bu millete ihanet eden, kahpece eylemlerine devam edenlerin her gün nefesinin kesildiğini biliyoruz. Bunların da nefesi kesilecektir. Allah milletimizin birliğini, devletimizin yüceliğini korusun." dedi.

TBMM Başkanvekili Adan, daha sonra Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, Diyarbakır Milletvekili Adnan Selçuk Mızraklı ile Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet'in, 31 Mart'ta yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri'nde belediye başkanı seçilerek mazbatalarını aldıklarını dile getirdi.

Bilgen, Ertan, Mızraklı ve Kaplan'ın milletvekilliğinin kendiliğinden sona erdiği, Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Öte yandan Okulsporları Genç Erkekler Türkiye Futsal Şampiyonası'nda şampiyon olan Denizli Bozkurt Spor Lisesi öğrencileri, TBMM Genel Kurulunu ziyaret etti. Öğrenciler kendilerine ayrılan bölümden Genel Kurul çalışmalarını izledi.

İstanbul Sandık Başkanları Buluşması

İSTANBUL (AA) – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "İstanbul, pek çok sorunu geride bırakmış artık dijitalleşme çağına uygun projeler geliştirirken, İzmir'de insanlar 1994'teki gibi kokudan gezemiyorlar. Aynı şekilde şebeke suyundan su alamayan İzmirliler merkep sırtında evlerine su taşıyorlar. İstanbul'da da 1994'te tankerlerle taşınıyordu. İzmir, İstanbul'un 1994'lü yıllarını yaşamakta." dedi.

Muş, AK Parti İl Başkanlığı'nın Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlediği "İstanbul Sandık Başkanları Buluşması"nda partililere hitap etti.

Salonda coşkuya dikkati çeken Muş, bu coşkunun 31 Mart akşamı yaşanacak zaferin sinyali olduğunu söyledi. Muş, bu büyük zaferin tutanaklarının sandık başkanlarınca partiye ulaşacağını dile getirerek, "Bu açıdan bu önemli ve vefalı görevi severek kabul ettiğiniz için teşkilatımızın mensubu olarak sevgi ve şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.

Muş, bir tarafta İstanbul, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin büyükşehir belediye başkan adayı, diğer tarafta CHP'nin yönetttiği İzmir'e işaret ederek, şunları söyledi:

"Bu iki şehri bir mukayese edelim. İstanbul pek çok sorunu geride bırakmış artık dijitalleşme çağına uygun projeler geliştirirken, İzmir'de insanlar 1994'teki gibi kokudan gezemiyorlar. Aynı şekilde şebeke suyundan su alamayan İzmirliler merkep sırtında evlerine su taşıyorlar. İstanbul'da da 1994'te tankerlerle taşınıyordu. İzmir, İstanbul'un 1994'lü yıllarını yaşamakta. İki şehir. Birisi AK Parti yönetiminde diğeri CHP yönetiminde. Biz İstanbul'da Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle ulaştırma bakanlığı, başbakanlık, Meclis Başkanlığı yapmış, projeleriyle kendini ispatlamış bir ismi aday gösterdik."

CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye adayı tercihini ve adayı Tunç Soyer'i eleştiren Muş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bir partinin anlayışı mantalitesinin anlaşılması açısından önemli. Sur'da Suriye'de yapılanların aynısını gerçekleştirmek için bir provası yapılırken. Emniyet güçleri ve silahlı kuvvetler oradaki teröristleri temizlerken bu Tunç Soyer 'İçim parçalanıyor. Elimden bir şey gelmiyor. Oraya gitmek istiyorum ama bizi oraya sokmuyorlar..' diyecek kadar safını belli eden birisidir. Orada derdi neydi devletin? Ülkenin huzurunu bozanlara karşı onları etkisizleştirmeye çalışmaktı. Ama Tunç Soyer ve onun zihniyetindekiler ise orada hendeklerdekilerin yanında saf tuttu."

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, 1994'te İstanbul'da kadınların belediye başkan adaylarına inandığını belirterek, "Kadınlar onun arkasında gece gündüz çalıştı. Evladını yanına alarak veya evinde bırakarak gecesini gündüzüne katan kadınlar… Gecesini gündüzüne katan gençler… Liderinin arkasında yol yürüyen erkekler. 1994'teki büyük zaferi liderine inanan kadrolar sağlamıştı. Size inandılar. Teşkilatlarımız size güvendi, inandı ve gece gündüz çalıştı Sayın Cumhurbaşkanımız. İstanbul'da bir şeyi değiştirdiler. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanını değiştirdiler. 1994'te İstanbul çöpten, çamurlardan ve çukurlardan kurtuldu. İstanbul'da değişen bir şey, Türkiye'nin kaderini değiştirdi. Adeta dünyanın kaderi 1994'te size inanan kadrolar tarafından sizin sayenizde sizin açtığınız o başarılı Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği sayesinde sizin kadrolarınızla birlikte gerçekleştirildi." diye konuştu.

Türkiye'de bütün kadınlar ve çocuklar için yeni bir hizmet anlayışıyla yola çıktıklarını aktaran Kaya, 17 yıldır kesintisiz şekilde Türkiye'ye bu anlayışla hizmet verdiklerini kaydetti.

Kaya, 31 Mart'ta yine büyük bir zafer elde edeceklerini anlatarak, bunun için durmadan, yılmadan kapı kapı dolaşacaklarına vurgu yaptı.

“CHP'de genel başkanlık krizi çıkacak”

TBMM (AA) – SİNAN USLU – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yerel seçimden sonra Türkiye'de kriz çıkmayacağını ancak CHP'de genel başkanlık krizi çıkacağını belirterek, "Bu millet terör örgütünün siyasi uzantısı HDP ile gönül ittifakı kurduğunu söyleyen CHP'ye sandıkta tokadı vuracak." dedi.

Muş, AA muhabirine gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in, Türkiye'nin 31 Mart seçimlerine iki büyük krizle gittiğini, bunlardan birinin ekonomik diğerinin de demokrasi krizi olduğuna ilişkin sözlerine yanıt verdi.

Mehmet Muş, "Zihin fukara olunca akıl ukala olurmuş. Zihni kapalı ama ağzı sürekli açık olanlar yine sağa sola çamur atıyor. Uzun süredir 'kriz çıksın' diye çığırtkanlık yapan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, yine kriz tellallığına başlamış ama nafile uğraşıyor." diye konuştu.

31 Mart'ta yapılacak yerel seçim öncesi piyasaları tedirgin etmek için kendini paralayan Özel ve partisini kimsenin dikkate almadığını belirten Muş, "Her fırsatta 'Battık, bittik, piyasalar çöküyor, yabancı yatırımcı gelmesin' diye yaygara koparıp ellerini ovuşturan CHP'li bazı yöneticilerin aslında Türkiye ekonomisi diye bir derdi de yok. Kendi siyasi ikballerini ekonomik krizde arayan CHP yönetiminin ne yapmaya çalıştığını aziz milletimiz çok iyi biliyor. Özgür Özel hiç merak etmesin, kriz tüccarı CHP yine avucunu yalayacak." ifadelerini kullandı.

  • "Özgür Özel, taşeron arıyorsa kendi partisine baksın"

"Taşeron aday" benzetmesi yapan Özgür Özel'in, bu sözlerini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na gönderme olarak nitelendirdiklerini anlatan Muş, şöyle devam etti:

"Zira 2014 seçimlerinde de CHP'den aday olan fakat seçim sonrası CHP'den istifa eden Ankara adayları daha geçtiğimiz gün 'Seçilir seçilmez CHP rozetini çıkaracağım' diyerek taşeron aday olduğunu bizzat kendisi ikrar etmiştir.
Keza 'Seçilirsem hemen CHP rozetini çıkaracağım' diyen CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı da o rozetin halk nezdinde nasıl kötü bir intibasının olduğunu bizzat kendisi kabul etmiştir. Özgür Özel'e tavsiyemiz taşeron arıyorsa, kendi partisine bakmasıdır. Orada gizli pazarlıklarla hatta Özgür Özel'in kendi tabiriyle söylüyorum 'HDP ile gönül ittifaklarıyla' CHP'yi nasıl HDP'nin taşeronu haline getirdiklerini çok iyi görecektir.
Varsın onlar HDP ile gönül ittifakı kursun, biz milletimizle gönül ittifakı kuracağız ama unutmasınlar ki terör örgütünün siyasi uzantısı HDP ile gönül ittifakı kurduğunu söyleyen CHP'ye bu millet sandıkta tokadı vuracaktır."

  • "Cumhurbaşkanımızın meşruluğu asla tartışma konusu yapılamaz"

CHP'nin, omurgasız siyaset izlediğini savunan Muş, "Hatırlarsanız CHP Parti Sözcüsü halkın seçtiği Cumhurbaşkanımıza 'meşru cumhurbaşkanı değil' demişti. Aynı hafta CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cumhurbaşkanımız'dan randevu isteyerek, bir görüşme talebinde bulundu. Aslında CHP İstanbul adayı kendi partisinin söyleminin ne kadar yanlış olduğunu bizzat kendisi kabul etmiş oldu. CHP yönetimi şunu unutmasın ki sandık yoluyla, milletin oyuyla seçilen Cumhurbaşkanımızın meşruluğu asla ve kata tartışma konusu yapılamaz." diye konuştu.

Muş, aday krizi yüzünden Manisa'da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'ndan siyasi darbe yiyen Özgür Özel'in, etrafa sataşarak, hiçbir zaman tutmayan seçim tahminiyle dikkatleri dağıtmaya çalıştığını bildirdi.

Kendi seçim bölgesiyle ilgili partisinin belirsizliğini bir türlü izah edemeyen Özgür Özel'in, sürekli İstanbul'u konuştuğunu vurgulayan Muş, "Zira kendi ilinde Muharrem İnce'ye imza veren CHP delegelerini bile ikna edemeyen Özgür Özel'in Manisa'da güven endeksinin sıfır olduğunu herkes biliyor. Şurası çok açık; seçimden sonra Türkiye'de kriz çıkmayacak ama CHP'de genel başkanlık krizi çıkacak." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti'den ekonomiye yönelik kanun teklifi

TBMM (AA) – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, işletmelere asgari ücret desteği, ev hanımlarının evlerinde ürettikleri ürünlerin vergiden muaf tutulması, uyumlu mükelleflere vergi avantajı sağlanması, Enerji Piyasaları İşletme AŞ'de (EPİAŞ) uzun vadeli elektrik satışlarının önünün açılması gibi düzenlemeleri içeren kanun teklifi hazırladıklarını bildirdi.

Muş, AA muhabirine, TBMM Başkanlığına sundukları kanun teklifinin detaylarını açıkladı.

Kanun teklifinin 18 maddeden oluştuğunu ve pek çok vatandaşı ilgilendirdiğini dile getiren Muş, teklifin en önemli maddelerinden birinin 2019 yılı içinde verecekleri asgari ücret desteği olduğunu belirtti.

Muş, kanun teklifiyle 500'ün altında personel çalıştıran işletmeler için 150 lira, 500'ün üstünde personel çalıştıran işletmeler için 100 lira asgari ücret desteği vereceklerini bildirdi.

Muş, "Kanun teklifi içinde ev hanımlarının endüstriyel olmayacak şekilde kendi imkanlarıyla evlerinde yapıp üretecekleri ürünlerin internet veya elektronik ortamlar üzerinden satışından kaynaklanacak gelirlerin, 1 yıllık asgari brüt ücreti geçmeyecek tutarlarını vergiden istisna olmasını teklif ediyoruz. 2019 rakamları için söylersek 30 bin liraya kadar olan satışlarının vergiden istisna olmasını teklif ediyoruz." diye konuştu.

Vergisini zamanında ödeyen uyumlu mükelleflere yüzde 5 indirim yapıldığını hatırlatan Muş, "Mevcut kanunda 10 liradan fazla ödeme yapılmaması veya eksik ödeme yapılması durumunda uyumlu mükellefin bu avantajı kayboluyor, dolayısıyla yüzde 5 indirimi kaybediyordu. Bunu 250 liraya çıkarıyoruz. Yani uyumlu bir mükellefin, beyanname başına 250 lira kadar eksik ödeme yapması durumunda dahi bu avantajı bozulmayacak." ifadelerini kullandı.

2019 ve 2020 yıllarında oynanacak UEFA Avrupa Ligi ile UEFA Şampiyonlar Ligi maçları için Türkiye'ye gelecek spor kulüplerine bazı vergi istisnaları getirileceğini dile getiren Muş, "Çünkü onlar burada yerleşik değiller. Yalnızca spor müsabakaları için burada kalıp tekrar ülkelerine dönecekler. Dolayısıyla bir düzenlemeye ihtiyaç var." diye konuştu.

Muş, KOSGEB'in, yürüttüğü bazı projelerle ilgili üniversite hocalarının bunları çalışması, üniversite hocalarının bilgi birikimlerinden yararlanılması için bazı destekler aldığını hatırlatarak, "Bu konuda hocalarımıza yapacakları çalışmalar, analizler, değerlendirmeler için 4 bin 600 liraya kadar ödeme yapılmasının önünü açmayı teklif ediyoruz." dedi.

Toptan enerji piyasasında uzun vadeli elektrik satışının söz konusu olmadığına dikkati çeken Muş, "Teklif ettiğimiz düzenlemeyle EPİAŞ'ta uzun vadeli elektrik satışlarının da önünü açmış olacağız. Paketimiz ana hatlarıyla bu içeriklerden oluşuyor. Milletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

  • "Şaşkınlıkla karşılıyorum"

Muş, son dönemdeki düzenlemeler ve açıklanan müjdeleri muhalefetin, "seçim rüşveti", "seçim yatırımı" şeklinde nitelendirmesini şaşkınlıkla karşıladıklarını belirtti.

"Milletin hayrına yapılan her düzenlemeyi farklı manalara çekecekseniz vay bizim halimize." diyen Muş, muhalefetin bu düşüncesinin arkasında, vatandaşa yönelik çok olumsuz bir yaklaşım içerisinde oldukları kanaatini canlandırdığını ifade etti.

Mehmet Muş, "Bizim milletimiz, oyunu ne zaman ve nasıl kullanacağını çok iyi bilir. Vatandaşımız sizi, son dakika yaptığınız düzenlemelerle değil, bir dönem içinde yaptığınız icraatlarla değerlendirir." diye konuştu.

"Bir yıl boyunca sınava çalışmayan ve sınav yaklaşınca da birkaç günlük çalışmayla sınavı geçmeye çalışan kişi" örneğini veren Muş, şöyle devam etti:

"Seçim sathına girmeden önce de düzenlemeler yaptık. Bu düzenlemelerin amacı milletimizin refah seviyesini artırmak, sorunlarını çözmek, ülkemizin daha ileriye gitmesini sağlamaktır. Bunlar ihtiyaca binaen yapılan düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler için 'rüşvettir, seçime yöneliktir' gibi ifadeler kullanılmasını yadırgadığımızı ifade etmek isterim. Seçmen, bir dönemi değerlendirerek kanaatini belirtir. Bizim milletimiz kendisine yönelik yapılan düzenlemelerle ya da kendisine bu tip yapılan atıflarla kanaatini şekillendirecek bir millet değil. Şimdiye kadar yaşadığı süreçleri değerlendirir ve ona göre bir karar verir."

  • "Kılıçdaroğlu'nun milli bir duruş sergilemesi gerekir"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bizim sınırımızda IŞİD var mı, yok. Nereye götürecekler? Suriye'nin içlerine, batağa götürecekler." sözüne ilişkin değerlendirmesi sorulan Muş, Kılıçdaroğlu'nun, Afrin harekatı öncesinde de benzer ifadeler kullandığını söyledi.

"Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde böyle bir operasyona hazırlanmasının gerekçeleri ve nedenlerinin" neler olduğu konusunda Kılıçdaroğlu'nun oturup iyi çalışması gerektiğini belirten Muş, "Bu operasyonun amacını, şuradan sokağa çıksanız ve vatandaşlarımıza sorsanız, Türkiye'nin neden oraya gittiğini sizlere söyler. Bütün milletimiz bunu anladı ama bir tek Kılıçdaroğlu anlayamadı. Aslında anladı, biliyor neden yapıldığını fakat bir koruma güdüsüyle hareket ettiği kanaatindeyim. Çünkü bunun başka bir izahı yok." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki kolu YPG/PYD'ye yönelik bir operasyon için hazırlık yaptığını anımsatan Muş, "Türkiye, kendi sınırlarını, ülke bütünlüğü, güvenliğini sağlamak amacıyla oraya gidiyor. Bizim derdimiz ulusal güvenliğimizi sağlamaktır. Aynı zamanda orada oluşan silahlı terör örgütünü ortadan kaldırmaktır. Aynısını biz Afrin'de yaptık, Fırat Kalkanı Harekatı'nda yaptık. Kılıçdaroğlu benzer ifadelerle bu operasyonlara da karşı çıkmıştı." diye konuştu.

  • "Kılıçdaroğlu'nun milli bir çizgiye gelmesi lazım"

Kılıçdaroğlu'nun milli bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Muş, şunları kaydetti:

"Neden YPG/PYD'ye operasyon yapmaya hazırlanırken Kılıçdaroğlu benzer ifadeleri kullanıyor, böyle bir koruma güdüsüyle hareket ediyor, bunu vatandaşlarımıza izah etmesi lazım. Dolayısıyla bizim nezdimizde de milletimiz nezdinde de bu söylemlerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Ama Kılıçdaroğlu'nun milli bir duruşa, milli bir çizgiye gelmesi lazım. CHP'nin tabanı da CHP içerisindeki pek çok siyasi figür de inanıyorum ki Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerinden son derece rahatsızlık duymaktadır. Çünkü hem onlara oy veren seçmenler, vatandaşlarımız bunun PKK/PYD'ye yönelik yapıldığını çok iyi bilir."

“Beton Ekrem'i aday yapmaları samimiyetsizliklerinin en büyük göstergesi”

TBMM (AA) – SİNAN USLU – AK Parti Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, "Ortalıkta 'yeşil yeşil' diye gezip ondan sonra kendisine 'Beton Ekrem' denilen birini aday yapmaları, aslında İstanbul'a karşı ne kadar samimiyetsiz olduklarının en büyük göstergesidir." dedi.

Muş, AA muhabirine gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tanıtım Toplantısı'nda arka planda AK Parti mitinginden bir fotoğrafın kullanıldığını kaydeden Muş, CHP'nin daha önce "sözde adalet yürüyüşü", sonrasında İstanbul Maltepe'de yapılan mitingdeki kalabalığı göstermek için AK Parti'nin Yenikapı mitinglerinden birinin fotoğrafını paylaştığını belirtti.

Bu durumun, bir partinin düştüğü acizliği gösterdiğini söyleyen Muş, CHP'nin, tanıtım toplantılarında bile coşkulu bir miting fotoğrafını, görüntüsünü paylaşamadığını dile getirdi.

CHP'nin, seçim startı verdiği programda AK Parti mitinglerini gösterdiğini ifade eden Muş, "Bunu da gizli, çaktırmadan, tabiri caizse hiçbir alın teri, emek koymadan bizim çalışmalarımızı, kendilerine aitmiş gibi göstermek suretiyle yapıyorlar. 'Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.' diye bir söz vardır. Bunlarınki yatsıyı bulmadı. Gerçek hemen orada, yayınlanır yayınlanmaz ortaya çıktı." diye konuştu.

CHP'ye, AK Parti'nin çalışmalarını kendilerine aitmiş gibi göstermekten vazgeçmeleri tavsiyesinde bulunan Muş, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı yaptıkları kişi de Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışmaları, Beylikdüzü Belediyesininmiş gibi lanse etmek için çaba sarf eden bir isim. Emek, çaba, gayret bizden, ortaya konan hizmet bizden ama bir bakıyorsunuz CHP, onu sahiplenip kendisininmiş gibi lanse etmeye çalışıyor." ifadelerini kullandı.

  • "Cahil aranıyorsa Sayın İmamoğlu'nun aynaya bakması lazım"

Muş, CHP'den İstanbul'a aday gösterilen Ekrem İmamoğlu'nun, Beylikdüzü'ndeki namının "Beton Ekrem" olduğunu belirtti.

Bu sözleri üzerine İmamoğlu'nun, kendisine "cahil" göndermesi yaptığını söyleyen Muş, şöyle konuştu:

"Eğer bir cehalet aranıyorsa, bir cahil aranıyorsa sayın adayın aynaya bakması lazım. 'Beton Ekrem'i ben değil, tüm Beylikdüzü, tüm İstanbullu söylüyor. Bunu neden söylüyor? Çünkü kendisi Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde bir kenti, ilçeyi betona boğmuş, bundan dolayı vatandaş da kendisine 'Beton Ekrem' demiş. Dolayısıyla bu, benim söylediğim bir söz değil, benim ortaya attığım bir iddia değil. Kendisinin yaptığı, ortaya koyduğu belediyecilik anlayışının neticesinde vatandaşların söylemiş olduğu bir isim, namıdiğer 'Beton Ekrem.' Sürekli yeşilden bahseden, 'Betonu bitireceğim.' diyen CHP, Beylikdüzü'nü betona boğan, bu nedenle halkın kendisine 'Beton Ekrem' lakabını taktığı bir ismi getirip Büyükşehir Belediyesine aday gösterdi. Olay bu kadar açık ve nettir."

CHP'nin, samimi olmadığının ortaya çıktığını dile getiren Muş, "Hem tanıtım toplantısında kullandıkları görseller hem de ortalıkta 'yeşil yeşil' diye gezip ondan sonra kendisine 'Beton Ekrem' denilen birini aday yapmaları, aslında şehre karşı ne kadar samimiyetsiz olduklarının en büyük göstergesidir. CHP, hep sözde vardır, fiiliyatta ve icraatta bambaşkadır." ifadelerini kullandı.

  • "İzmir'i de kazanacağız"

Muş, amaçlarının 81 vilayette millete hizmet etmek olduğunu, bugünlere millete hizmet ederek geldiklerini vurguladı.

İstanbul, Ankara ve İzmir'de iddialı olduklarını belirten Muş, "3 büyük kentte iddialı bir partiyiz. Bu 3 kenti de kazanacağımızı söylüyoruz. Ankara ve İstanbul zaten bizde, İzmir'i de kazanacağız. Yerel yönetimlerde tekrar güçlü şekilde iktidara geleceğiz, bunun yanına İzmir'i de ekleyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

İzmir Banliyö Sistemi AŞ'de (İZBAN) devam eden grev nedeniyle vatandaşların metroyu kullanamadıklarına değinen Muş, şunları söyledi:

"21. yüzyıldayız, insanlar metro kullanamıyorlar. Bu, İzmir Büyükşehir Belediyesinin acziyetini gösterir. İzmir'de metro çalışanlarının sorununu çözemeyen, vatandaşların seyahat etme özgürlüğünü bile ortaya koyamayan bir Büyükşehir Belediyesi var. İnsanlar illallah etmişler. CHP, hadiseye şöyle bakıyor: 'Bizim hizmet etmemize gerek yok, nasılsa İzmirli bana oy veriyor' ama öyle olmayacak. İzmirli de bu gidişe 'Dur' diyecek çünkü insanların canına artık tak etti. CHP, yalnızca İstanbul ve Ankara değil, aynı şekilde İzmir'de de büyük bir darbe yiyecek. Bunu göreceksiniz."

  • "HDP, terörle arasına mesafe koymak zorunda"

Muş, AK Parti'nin, 81 milyon vatandaşın hiçbirini ayırt etmeksizin tamamının sorumluluğunu omuzlarında taşıyan bir parti olduğunu kaydetti.

"Hangi partiye oy verirse versin tüm vatandaşlarımızın eşit hizmet alması için mücadele eden bir partiyiz." diyen Muş, AK Parti'nin bu nedenle kurulduğu günden itibaren hem yerelde hem de merkezi hükümette iktidar olduğunu belirtti.

HDP'nin, terörle arasına mesafe koyamadığını dile getiren Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin terörle mücadelesi vardır çünkü terör Türkiye'nin canını yakmaktadır. Türkiye'nin evlatlarını, kahramanlarını şehit etmektedir. Terör ölümdür, yıkımdır, zulümdür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve AK Parti iktidarları, terörle sürekli mücadele ederek bugünlere gelmiştir. Bizden önceki hükümetler de terörle mücadele etmiştir. Devletimiz terörle aralıksız mücadele etmiştir. Biz burada şuna dikkati çekmek istiyoruz: HDP, terörle arasına mesafe koymak zorundadır. Kürsüye sürekli çıkıp bütün terör örgütlerini sayıp PKK'yı atlamaları ve bir kere de 'Gelin, şu PKK'nın yaptıklarını eleştirin, kınayın, PKK'ya lanet olsun diye söyleyin' çağrılarımızı ifade etmemize rağmen kürsüden bir kere dahi bunu söyleyemediler.

Kendileriyle terör arasına, PKK terör örgütü arasına mesafe koyamayan bir parti yönetimi ve anlayışı vardır. Eleştirdiğimiz konu budur."

HDP'nin yönetim, söylem ve propaganda olarak terör örgütüyle arasına mesafe koyamadığını, dağın sesinin HDP tarafından dile getirildiğini söyleyen Muş, "Ne zaman PKK'nın üzerine gitsek, operasyonlar yapsak, çıkıp 'Operasyonları hemen durdurun.' Operasyonları niye durduralım? Operasyonlarımız vatandaşlarımıza yönelik değil, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak içindir. Bu, Anayasa'nın temel hükmüdür." görüşünü paylaştı.

Muş, şunları kaydetti:

"Bakın, Suriye'deki hadiseler… PYD/YPG terör örgütü vardır, Türkiye ona karşı mücadele etmektedir. Biliyorsunuz, HDP'nin eski eş başkanı 'Sırtımızı bu örgütlere dayıyoruz.' demiştir. Biz bunu dile getirdiğimiz zaman CHP, hemen bir refleks geliştiriyor ve HDP'ye söz söyletmiyor. CHP'nin, terörle arasına mesafe koyamayan partiyle arasına mesafe koyması lazım. CHP, acaba buradan siyasi anlamda bir şey elde edebilir miyiz, İstanbul'da bir şey elde edebilir miyiz, iş birliği yaparak acaba buradan bir oy devşirebilir miyizin hesabını yapmaktadır."

  • "CHP ve HDP arasında kapalı kapılar ardında müzakere yapılıyor"

HDP'nin daha önce İstanbul ve Ankara'da CHP ile İYİ Parti'nin adayını destekleyebileceklerini ifade ettiğini anlatan Muş, "Burada bir oyun oynanmaktadır, bir senaryo vardır. Görünüşte CHP ile İYİ Parti, bir ittifak yapmaktadır ama arkadan HDP bunu desteklemektedir." dedi.

Muş, HDP'nin, İstanbul'da şu ana kadar aday açıklamadığını, böyle bir çalışması olduğunu da duymadıklarını söyledi.

CHP'nin kendisine çekidüzen vermesi ve milli meselelerde, toplumun ortak hassasiyetlerinin olduğu konularda aklıselim hareket etmesi gerektiğini ifade eden Muş, sözlerini şöyle tamamladı:

"CHP ile iş birliği yapıyor musunuz? Bunu söyleyemiyorlar. Dile getirememelerinin sebebi şu; vatandaştan tepki geleceğini, vatandaşın buna çok sert yanıt vereceğini biliyorlar. Bir taraftan 'İYİ Parti ile ittifak yapıyoruz, bizim HDP ile işimiz yok.' diyorlar ama arka taraftan kapalı kapılar ardında bir müzakerenin, iş birliğinin yapıldığını görmekteyiz. Bunu milletimizin ferasetine sunuyoruz. Milletimizin bunlara iyi bir ders vereceğini şimdiden size ifade edebilirim."

Karayolları Trafik Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik teklifi komisyonda

TBMM (AA) – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Metin Akpınar'ın, bir televizyon kanalında sarf ettiği sözlere ilişkin "İtirazımız; başımızdan geçen tatsız, kabul edemeyeceğimiz geçmişteki yaşanmış olan hadiselerin Türkiye'de seçilmiş, meşru, 26 milyondan fazla oy alan cumhurbaşkanına hatırlatılması ve ona mesaj verilmeye çalışılmasıdır. Herkes yerini bilmeli." dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri devam ediyor.

Teklifin sahibi AK Parti Grup Başkanvekili Muş, milletvekillerinin eleştirilerine yanıt verdi.

Bir milletvekillerinin "İstanbul'u kaybediyorlar, kaybedecekler. Ondan dolayı böyle bir paket getirdiler." sözünü hatırlatan Muş, "Bir taraftan Türkiye'de demokrasinin olmadığı, otoriter rejim olduğu iddialarını dile getirirken diğer taraftan da 'Bir paket hazırlayıp Büyükşehiri kurtarmanın derdine düştüler.' gibi bir eleştiri yapılıyor. Sizce bir tezat yok mu? Otoriter rejimlerin olduğu, demokrasinin olmadığı yerlerde siz bir yeri kazanamazsınız. Alma imkanınız yoktur. Çünkü otoriter rejim kaybetmez." diye konuştu.

Türkiye'de demokrasi ve hukukun olduğunu, bu yüzden siyasi partilerin bütün güçleriyle seçime hazırlandığını ifade eden Muş, "Şunu kabul etmemiz mümkün değil; 'Bu bir rüşvettir.' Bir kere bunu halkımıza hakaret olarak addederiz. Milletimiz oyunu niçin, ne zaman, nasıl kullanacağını iyi bilir." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Seçimlere şaibe karıştırmıyoruz"

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan'ın, "İstanbul ile ilgili kaybedileceğine dair büyük bir korku var." sözüne de yanıt veren Muş, "Sayın Paylan, biz İstanbul'u kazanacağız. Şüpheniz olmasın. Kendimize güveniyoruz fakat siz ne yapacaksınız, ona karar verin. Bizi boş verin siz. Daha adayınız yok ortada. Aday çıkaracak mısınız, çıkarmayacak mısınız yoksa CHP'ye mi destek vereceksiniz? Bunu rahat rahat söyleyin." ifadesini kullandı.

"Seçimlere şaibe karıştırmıyoruz." diyen Muş, sonuna kadar ifade ve basın özgürlüğünden, Türkiye'de demokrasinin güçlenmesinden yana olduklarını belirtti.

Metin Akpınar'ın, bir televizyon kanalında sarf ettiği sözleri hatırlatan Muş, "Orası bir mizah sahnesi değil, orada bir tiyatro çevrilmiyor. Siyasi tartışma programı var ve bu sözler orada söyleniyor. Bizim kimseden korkumuz da çekincemiz de olmadı. Bu sözler, bir ülkenin cumhurbaşkanına söyleniyor. Bu, eleştirinin ötesinde bir şeydir." dedi.

  • "İtirazımız, cumhurbaşkanına mesaj verilmeye çalışılmasıdır"

Başka bir kanun teklifiyle dizi filmlerin desteklenmesi, sinema sektörünün uluslararası alanda rekabet gücünün artırılmasının öngörüldüğünü dile getiren Muş, şöyle devam etti:

"Türkiye'de sinema izleyicisi 2 milyondan 40 milyona çıkmış. Bu bir başarıdır. Türkiye'de bu anlamda bir baskılama, kısıtlama olsa insanlar buraya gitmez. Bizim itirazımız; başımızdan geçen tatsız, kabul edemeyeceğimiz geçmişteki yaşanmış olan hadiselerin Türkiye'de seçilmiş, meşru, 26 milyondan fazla oy alan bir cumhurbaşkanına hatırlatılmasıdır ve ona mesaj verilmeye çalışılmasıdır. Herkes yerini bilmeli. Eleştiri sınırları içinde kalmak kaydıyla kimseye herhangi bir şey söylemeyiz. Hakkımızı tabii ki hukukta arayacağız, mahkemeye gideceğiz."

Muş, Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde belirlenen alanlarda yer alan taşınmaz maliklerinin de yapı kayıt belgesinden yararlanmasına imkan sağlayacak bir düzenleme yapıldığını belirtti.

İmar barışına ilişkin süre uzatımının, yürütmenin konusu olduğunu anlatan Muş, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'u telefonla arayarak, bu konuda süre uzatımı yapılıp yapılmayacağına ilişkin bilgi istediğini bildirdi.

  • "19 milyon 922 bin lira tahsilat yapılmış"

Mehmet Muş, araç sınıfları itibarıyla geçiş yasağına rağmen 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü kullanan araçların geçişiyle oluşan cezaların silinmesi ve bu ceza kapsamında tahsil edilen para cezalarının iadesinin teklif edildiğini belirterek, "Son rakamlara göre 26 bin 744 adet tebligatın ödemesi yapılmış. 19 milyon 922 bin lira tahsilat yapılmış. Bu da iade edilecek." dedi.

AK Parti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, İmar barışı kapsamındaki yapıların yüzde 90'ının AK Parti hükümetlerinden önce olduğunu söyledi. Erim, "Ben, 2004 yılında belediye başkanlığına başladığımda bu işi sıkı tuttuk. Öz babamı dahi bu imar yüzünden savcılığa verdim. Burada biraz da iş belediye başkanlarına düşüyor." diye konuştu.

Teklifin maddeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.

Meclisteki “küfürlü tartışma” yargıya taşınacak

TBMM (AA) – ALİ KEMAL AKAN – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, TBMM Genel Kurulu'nda çıkan tartışmada kendisine yönelik küfürlü ifade kullanan İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk'e dava açacağını bildirdi.

Muş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dün TBMM Genel Kurulu'nda bütçe görüşmelerinde, kürsüde konuşma yaptığı sırada çıkan bir tartışmada, İYİ Partili Öztürk'ün kendisine galiz bir şekilde küfrettiğini anımsattı.

Böyle bir küfrün, Gazi Meclisin ağırlığına yakışmadığını belirten Muş, "Bu Gazi Meclis çatısı altında ben bu tip bir olay hatırlamıyorum. Kürsüdeyken, alenen bir küfür ilk defa duydum. Bu üzücü bir şey." dedi.

Yaşanan olay karşısında İYİ Parti Grubu'nun tutumunu da eleştiren Muş, "Kendilerinin bir milletvekilinin bu kadar galiz bir küfür edip, Meclis İçtüzüğü'ne göre bir ceza verileceği zaman yine milletvekillerinin lehinde oy kullanmalarını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bu hakikaten hayretle karşılanacak bir konu." değerlendirmesini yaptı.

  • "Hukuka intikal edecek"

İYİ Partili Öztürk'e dava açacağını bildiren Muş, "Bu olay hukuka intikal edecek. Bu milletvekiliyle alakalı Genel Kurul'da hiçbir şey söylemedim, söylemeyeceğim de. Bundan sonra yargı yoluna gideceğim. Türkiye bir hukuk devletidir. Yapacağınız tüm eylemlerden dolayı hukuk nezdinde sorumlusunuz ve hukuk nezdinde bağlısınız. Dolayısıyla kişisel haklarımı sonuna kadar hukuk nezdinde savunacağım. Bu konuda avukatlarıma da gereken talimatı verdim. Onlar da bir dava açacaklar. Bu işin sonuna kadar gideceğim." ifadesini kullandı.

  • "O ifade Meral Akşener'e aittir"

Muş, dün Meclis kürsüsünde, üzerinde durduğu konunun, Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmelerin büyük fotoğrafının bir açıklaması olduğuna vurgu yaptı.

Kullandığı ifadeler ve dile getirdiği konuların, aslında siyasi parti temsilcilerinin ya da liderlerinin söylemlerinin ortaya koyduğu hal ve tavırların tanımlaması ve ifadesi olduğunun altını çizen Muş, şöyle devam etti:

"Buradaki rahatsızlık, bunların birisi tarafından dile getirilmesinden kaynaklandığı kanaatindeyim. 'HDP, Kürt siyasi hareketinin temsilcisidir.' ifadesi, bana ait bir ifade değil, Meral Akşener'e aittir. Siz, Kürt vatandaşlarımıza, böyle bir partiyi, temsilci olarak nasıl yakıştırırsınız? Buna bir cevap bekliyoruz. Böyle bir şey, kabul edilebilir değildir. Kaldı ki, bırakın bunların Kürt vatandaşlarımızın temsilini yapmayı, Kandil'in borazanlığını yapmaktan başka bir meseleleri yok. Dolayısıyla bizim burada kullandığımız ve söylediğimiz ifadeler, diğer siyasi parti liderlerinin ya da parti yönetiminde bulunanların açıklamalarından ortaya çıkartılmış bir fotoğraftır. Sanırım bu fotoğrafın ortaya çıkartılmasından ve parlamento çatısı altında ifade edilmesinden birileri rahatsızlık duydu. Birilerinin rahatsızlık duyması demek, bizim bunu vatandaşlarımızla paylaşmayacağımız anlamına gelmiyor. Her platformda, Türkiye'de ortaya konulan tutum ve tavırları vatandaşlarımıza anlatacağız."

Parlamentonun, gerginliklerin değil, fikirlerin yarıştığı bir ortam olduğuna dikkati çeken Muş, "Dün burada bir gerginlik çıkartmak derdinde değildim. Türkiye'deki bir siyasi tablonun analizini yapıp, parlamentonun bir üyesi olarak bunu dile getirdim. Siz bir fikre, fikirle karşılık veremezseniz veya verecek cevabınız, söyleyecek sözünüz yoksa hakaret yolunu seçersiniz. Benim orada söylediğim, HDP Eş Genel Başkanı'nın, 'CHP ve İYİ Parti adaylarını destekleyebiliriz.' açıklamasıdır. Buna karşı en küçük bir eleştiri, bu iki partiden gelmedi. 'Bunu kabul etmiyoruz. Siz kim, bizi desteklemek kim?' gibi bir şey de söylemediler. Hiçbir açıklama yapmadılar bugüne kadar. Her iki partinin yönetiminden de bu ifadeye yönelik bir açıklama yok." diye konuştu.

  • Öztürk'e iki birleşim çıkarma cezası verilmişti

AK Parti Grup Başkanvekili Muş, Meclis Genel Kurulunda, parti grubu adına kürsüde konuşurken, "Seçim sonrası Sayın Akşener ne demişti? 'HDP, Kürt siyasi hareketinin temsilcisidir.' demiştir. Çocuk katili terör örgütünün borazanlığını yapanlar ne zamandan beri Kürt kardeşlerimizin temsilcisidir? Bu nasıl bir ifade? Sayın Akşener, şunu iyi bilsin ki Kandil'in borazanlığını yapan HDP, Kürt kardeşlerimizi asla ve kat'a temsil edemez. Merak ediyorum, Sayın Akşener'i tek millet değil, 'Türk milleti' söyleminden 'HDP, Kürt siyasi hareketinin temsilcisidir.' noktasına getiren nedir? Bunun açıklanması lazım." ifadelerini kullanmıştı.

Muş'un, sözlerine karşılık İYİ Parti Denizli Milletvekili Öztürk, küfürlü ifade kullanmış, bunun üzerine AK Parti milletvekilleri de Öztürk'e tepki göstermişti.

Genel Kurulu yöneten TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İYİ Partili Öztürk'e, sarf ettiği sözler nedeniyle Meclis İçtüzüğü'ne göre geçici çıkarma cezası verilmesini oylamaya sunmuş, yapılan oylamada Öztürk'e, iki birleşim çıkarma cezası verilmişti.

2019 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda

TBMM (AA) – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Sayın Akşener, şunu iyi bilsin ki Kandil'in borazanlığını yapan HDP, Kürt kardeşlerimizi asla ve kat'a temsil edemez. Merak ediyorum, Sayın Akşener'i tek millet değil, 'Türk milleti' söyleminden 'HDP, Kürt siyasi hareketinin temsilcisidir.' noktasına getiren nedir? Bunun açıklanması lazım." dedi.

Muş, TBMM Genel Kurulu'nda, 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, 2019 yılı bütçesinin, yeni sistemin ilk bütçesi olması nedeniyle farklılık arz ettiğini, bu bütçenin 2002'den itibaren AK Parti iktidarlarının kesintisiz olarak getirdiği 17. bütçe olduğunu belirtti.

Bütçe işinin büyük bir sorumluluk olduğunu dile getiren Muş, milletin bu noktada bütçenin adil olmasını, verimli kaynak tahsisini, gelir-gider dengesini, sürdürülebilirliğini, refah üretmesini beklediğini söyledi.

Bütçenin, bir hükümetin en somut performans ölçütü olduğuna işaret eden Muş, "Milletimiz AK Parti'nin yaptığı hizmetlerden, Türkiye'nin artan uluslararası itibarından, hayat kalitesinden, refah seviyesinden memnun kaldı ve 17 yıl boyunca hiçbir rakibine en ufak bir şans tanımayacak şekilde AK Parti'yi kesintisiz iktidarda tuttu." diye konuştu.

Genel Kurul'da kendisinden önceki konuşmacılar tarafından hak etmedikleri ithamlarla karşı karşıya kaldıklarını aktaran Muş, kendisinin, bu ithamların ne kadar haksız ve yersiz olduğunu anlatacağı belirtti.

Muş, terörün, ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engeli teşkil ettiğini vurguladı.

  • "Amacımız terörün belini kırmak"

Bir yandan PYD/PKK, DEAŞ, DHKP-C diğer yandan FETÖ gibi terör örgütleriyle etkin bir mücadelenin sürdürüldüğüne işaret eden Muş, amaçlarının, terörün belini kırmak ve terör olaylarını tamamen sıfıra indirmek olduğunu belirtti.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, terör suçundan ötürü yargılandığı mahkemece hüküm giydiğini anımsatan Muş, Genel Kurul'da, HDP milletvekillerinin, bu kararı eleştirerek Demirtaş'ın terörle bir iltisakının olmadığını iddia ettiğini, ifade özgürlüğü vurgusu yaptığını söyledi.

Muş, bunun açık bir çelişki olduğunu, Demirtaş'ın bizzat kendisinin, PKK'yı bir terör örgütü olarak görmediğini defalarca ifade ettiğini belirterek "O zaman, bir yandan 'PKK'yı terör örgütü olarak görmüyorum.' deyip, öte yandan 'Beni neden PKK yüzünden yargılıyorsunuz?' demek nasıl bir çelişkidir? Keza 'Demirtaş neden PKK ile ilgili yargılanıyor?' diye soran buradaki HDP milletvekilleri de 'PKK terör örgütüdür.' diyebilmekte midir? Hangi HDP'li milletvekili bugüne kadar çıkıp da PKK terör örgütünü lanetleyebilmiştir? Hiçbiri." ifadelerini kullandı.

"İçinde HDP'lilerin de olduğu sözde Demokratik Toplum Kongresi bileşenleri ki bu HDP'nin tek yumurta ikizidir, aralarında hiçbir fark yoktur, 27 Aralık'ta öz yönetimi tarif eden bir deklarasyon yayınlamıştı." diyen Muş, burada amaçlananın önce özerk yönetim daha sonra yeni bir devlet kurmak olduğunu dile getirdi.

  • "Bunlar PKK'nın siyasi amaçlarının tezahürü niteliğindeydi"

Terör şebekelerinin, Türkiye'nin belli bir bölgesinde kendilerine özerk bir alan oluşturmaya çalıştıklarını, aynı dönemlerde, bu deklarasyonu yayımladıklarını anlatan Muş, "Hiç masum değiller demek ki. Bu, ifade özgürlüğü değilmiş demek. 14 maddelik özerklik deklarasyonu ve Demirtaş'ın yaptığı bu açıklamalar açıkça Türkiye'yi bölmeye ve parçalamaya yönelik bir faaliyetti. Bunlar PKK'nın siyasi amaçlarının tezahürü niteliğindeydi." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'nin, konuşmasında, Doğu ve Güneydoğu'da illere yapılan barajları sorguladığını dile getiren Muş, şunları söyledi:

"Buradan soruyorum, bölgedeki vatandaşlarımıza yaptığımız barajlar sizi niye rahatsız ediyor? Bu hükümete bütçe görüşmelerinde, 'Neden vatandaşa hizmet ediyorsunuz?' diye suçlama yöneltmek nasıl bir sakat anlayışın tezahürüdür. Terör örgütü PKK da bölgeye yapılan barajlardan, hava alanlarından rahatsız değil mi? O hizmetlerin gitmemesi için iş makinelerini yakmamış mıdır? Orada çalışan işçileri katletmemiş midir?"

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın, "isyan ve direniş vurgusu yaparak bilinç altındaki ayaklanma özlemini dışa vurduğunu" ifade eden Muş, "Bu Meclis çatısı altında yapılan bu tehditleri esefle kınadığımızı belirtmek isterim. Şunu unutmayın, Türkiye'de iktidar ancak seçimle değişir." dedi.

  • Kılıçdaroğlu'nun Almanya ziyareti

Arkasında Kandil'in olduğu kirli bir ittifak pazarlığını anlatmak istediğini söyleyen Muş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Almanya ziyaretinde Sol Parti milletvekilleri Sevim Dağdelen, Gökay Akbulut ve Helin Evrim Sommer ile bir araya geldiğini hatırlatarak bazı eleştirilerde bulundu.

Kürsüden, ziyarete ilişkin fotoğrafları gösteren Muş, Dağdelen'in, Almanya Federal Meclisinde, terör örgütü PYD bayrağını açan bir milletvekili olduğunu söyledi.

"Az önce buradan 'Bir karış toprak için biz kendimiz gerekirse ölürüz.' diyenler, Afrin operasyonuna karşı çıkan parlamenterlerle Almanya'da ne konuştunuz?" diye soran Muş, " Ne konuştuğunuzu çıkın, anlatın burada. Siz kim, vatan toprağını korumak kim?" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, PKK yandaşı parlamenterlerle neyi görüştüğünü, hangi konularda istişarelerde bulunduğunu soran Muş, şöyle devam etti:

"Yoksa yerel seçimler için bu kişi üzerinden HDP'yle ittifak müzakerelerinde mi bulundu? Hani bir söz vardır ya 'özrü kabahatinden beter' diye. CHP Genel Başkan Yardımcısı bu konuyla ilgili bir açıklama yapıyor ve diyor ki 'Almanya ziyaretimiz gıptayla izleniyor. Onlar, seçilmiş Alman parlamenterleridir.' Ben de soruyorum; PKK temsilcisi bir Alman milletvekiliyle görüşmenizin neyi gıptayla izleniyor, çıkın, bir açıklayın bunu. Hani Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu'nu eleştirerek diyordu ya 'CHP'de eksen kayması var.' işte o eksen yanınızda bulunan HDP'ye doğru kaymakta.

CHP'nin Demirtaş hayranı bazı yöneticileri Demirtaş'a cezaevinden ulaklık yaparak CHP'nin antetli kartıyla Demirtaş'ın mesajını paylaşırken bir başka CHP yöneticisi Demirtaş ile görüştükten sonra 'Muhteşem fikirleri var.' diyordu. Bakın, şunu görüyorsunuz değil mi? Bakın, yanına da saz çalan fotoğrafını koymuş. Bu, CHP'nin antetli bir kağıdı. Ulaklık yapan, CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı. Geçmişte yine bir yardımcıları da 'ailece oy verdiğini' ifade etmişti. Bu eksen kayması öyle bir noktaya gelmiştir ki yani CHP'de bu durum öyle bir noktadadır ki CHP kongresinde bundan sonra Kılıçdaroğlu'nu devirecek tek kişi Demirtaş'tır, hiç şüpheniz olmasın."

Bu sırada AK Parti ile CHP ve HDP'li milletvekilleri arasında karşılıklı laf atmalar yaşandı.

  • Partiler arasındaki ittifak görüşmeleri

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "aklınca uyanıklık yaparak arkasında PKK/PYD'nin olduğu kirli bir ittifakı millete yutturmaya çalıştığını" söyleyen Muş, "Bir yandan CHP'li parti yöneticileri otel lobilerinde, Almanya'da gizli kapaklı şekilde HDP ile görüşüp 'Siz büyükşehirlerde aday göstermeyin ama bizimle ittifak yaptığınızı sakın halka açıklamayın.' derken öte yandan da İYİ Parti ile görüşmeler yaparak 'HDP bizi dışarıdan destekleyecek' müzakereleri yürütüyorlar." diye konuştu.

Oyunun büyüklüğünü anlatmak istediğini dile getiren Muş, "HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ne diyor? 'Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde CHP ve İYİ Parti'nin adayını destekleyebiliriz.' diyor. Bir başka CHP yöneticisi ne diyor? 'Cumhur İttifakı dışındaki herkesle iş birliği yaparız.' Aslında şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. Esasen 'HDP ile iş birliği yapacağız.' diyemiyor fakat böyle dolambaçlı yollarla cümlelerle bunu ifade ediyor. Sebebi de milletten korkmaları, açık bir şekilde söyleyin ne yapmak istediğinizi. Otellerde görüşmenize gerek yok." ifadelerini kullandı.

– "Kandil'in borazanlığını yapan HDP, Kürt kardeşlerimizi asla temsil edemez"

Milletin imkanlarını terör örgütüne aktaran HDP'li belediyelere kayyum atanmasına karşı ilk başta tepkiyi CHP'nin verdiğini vurgulayan Muş, "Demirtaş'ın kendisi bile PKK irtibatını inkar etmezken, mahkemenin hüküm vermesine burada ilk önce CHP Grup Başkanvekili itiraz ediyor. Neden? O yakınlığı pekiştirmek için." dedi.

"İYİ Parti'nin de bu oyunun bir parçası" olduğunu belirten Muş, şöyle konuştu:

"Seçim sonrası Sayın Akşener ne demişti? 'HDP, Kürt siyasi hareketinin temsilcisidir.' demiştir. Çocuk katili terör örgütünün borazanlığını yapanlar ne zamandan beri Kürt kardeşlerimizin temsilcisidir? Bu nasıl bir ifade? Sayın Akşener, şunu iyi bilsin ki Kandil'in borazanlığını yapan HDP, Kürt kardeşlerimizi asla ve kat'a temsil edemez. Merak ediyorum, Sayın Akşener'i tek millet değil, 'Türk milleti' söyleminden 'HDP, Kürt siyasi hareketinin temsilcisidir.' noktasına getiren nedir? Bunun açıklanması lazım."

  • İYİ Parti'li Öztürk'e geçici çıkarma cezası

Muş'un, sözlerine karşılık İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk küfürlü ifade kullandı. Bunun üzerine AK Parti milletvekilleri Öztürk'e tepki gösterdi.

Karşılıklı laf atmaların ardından tartışmanın büyümesi üzerine AK Parti milletvekilleri, İYİ Parti grubunun bulunduğu sıralara doğru yöneldi.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, birleşime ara verdi. Bu sırada bazı CHP milletvekillerinin araya girerek tartışmayı önlemeye çalıştı.

Verilen aranın ardından tekrar toplanan Genel Kurul'da, TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İYİ Parti'li Öztürk'e, sarf ettiği sözler nedeniyle Meclis İçtüzüğü'ne göre geçici çıkarma cezası verilmesini oylamaya sundu. Yapılan oylamada Öztürk'e, iki birleşim çıkarma cezası verildi.

  • "Hiç kimseyi tahrik etme niyetim yok"

Daha sonra konuşmasına devam eden AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, parlamento çatısı altında 2011'de beri İstanbul Milletvekili olarak millete hizmet ettiğini, hiçbir konuşmasında ya da 8 yıllık süreçte hiçbir milletvekilinin şahsına, ailesine, itibarına tek bir kelime kullanmadığını söyledi.

"Yaptığım bütün eleştiriler, ortaya koyduğum tahliller tamamen siyasidir ve partimiz açısından olayları nasıl gördüğümüzdür." diyen Muş, hiç kimseyi tahrik etme niyeti bulunmadığını vurguladı.

Muş, "Aslında sadece gayet iyi niyetli de bir uyarıda bulunmak isteyip daha önce yapılmış olan bir konuşmaya dikkati çektim. Bunun bir tahrik sebebi olarak algılanmasını da gerçekten doğru bulmuyorum." dedi.

  • Fransa'daki protestolar

Fransa'da akaryakıt zamlarına ve ekonomik şartların kötüleşmesine tepki olarak 17 Kasım'da başlayan ancak daha sonra Macron yönetimine yönelik öfkeye dönüşen "sarı yeleklilerin" eylemlerini hatırlatan Muş, şunları kaydetti:

"Fransa'da son günlerde bazı gelişmeler oluyor. (CHP) Genel sekreter yardımcıları Uğur Tunçay şu paylaşımı yapıyor: 'Paris sararırken Ankara yeşil kalamaz.' Bakın, orada esen rüzgarla yelkeninizi dolduramazsınız, halka inmeniz lazım. 'Sarı yelekliler' olarak nitelendirilen kitle bir sokak hareketi başlatıyor. Orada polisin sert müdahalesini gördünüz değil mi? Bu arada bu olaylar vesilesiyle Türk polisine insan hakları dersleri vermeye çalışan AB'nin insan hakları standartlarını da ayrıca görmüş olduk. Sarı yeleklileri görünce CHP'nin bazı yöneticilerinde başka duygular depreşmeye başladı ama sakın yeltenmeyin, ne devletimiz ne milletimiz size müsaade etmez. Uyarıyorum sizi."