Koyun otlatan kadının arazide ölü bulunması

UŞAK (AA) – Uşak'ın Sivaslı ilçesinde, arazide koyun otlatan kadının ölü bulunmasına ilişkin 4 kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Sivaslı ilçesi Eldeniz köyünde yaşayan ve bu sabah arazide ölü bulunan Gülşen Gündüz'ün (60) cesedi Sivaslı Devlet Hastanesi morguna götürüldü.

Cumhuriyet Savcısı tarafından doktor eşliğinde yapılan incelemede Gündüz'ün sağ omzunda av tüfeğinden atılan fişeğe ait 3 adet saçma yarası tespit edildi.

Gündüz'ün cesedi, otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderilirken, jandarma ekipleri, kadının silahla vurulmuş olma ihtimali üzerinden soruşturmayı derinleştirdi.

Kadının ölü bulunduğu bölgede inceleme yapan ekipler, Gündüz'e ait kayıp 42 koyunu araştırırken, ilçeye bağlı Salmanlar köyünde bir kişinin, dün gece Z.D'ye koyun sattığını belirledi. Köye giden ekipler, Z.D'nin ahırında kadına ait 42 koyunu buldu.

Gözaltına alınan Z.D'nin, koyunları 10 ayrı suç kaydı bulunan Y.K. isimli bir kişiden satın aldığını söylemesi üzerine ekipler, şüpheliyi aramaya başladı.

Şüpheli, cep telefonu üzerinden yapılan teknik takiple Afyonkarahisar'ın Dazkırı ilçesinde bir otelde yakalandı. Ekipler, sorgulanmak üzere Uşak'a getirilen Y.K'nin iki erkek kardeşini de gözaltına aldı.

4 şüphelinin sorgusu İl Jandarma Komutanlığında sürüyor.

  • Olay

Sivaslı ilçesi Eldeniz köyünde, dün öğle saatlerinde koyun otlatmak için araziye çıkan Gülşen Gündüz (60) akşam köye dönmeyince yakınları kayıp başvurusunda bulunmuştu.

Köylüler, jandarma AFAD ve UMKE ekiplerinin arama çalışmasında, kadının cesedi sabah saatlerinde köye 4 kilometre mesafede bulunmuş, ilk incelemelerde cesette herhangi bir darp ya da yara izine rastlanmamıştı.

Yakınları, Gündüz'ün kalp rahatsızlığı bulunduğunu yönünde ifade vermişti.

Turkcell'in milli e-postası AFAD ile yola çıktı

İSTANBUL (AA) – Turkcell'in hizmete sunduğu yerli ve milli e-posta, kamu kurumlarından ilk kez 7 bin kullanıcısı ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında (AFAD) hayata geçirildi.

Turkcell'den yapılan açıklamaya göre, şirket, yerli dijital servisler, arama motoru ve veri merkezlerinin ardından şimdi de yerli ve milli e-posta sistemini hizmete sundu. Türkiye'nin verisinin Türkiye'de kalması ve korunması misyonu doğrultusunda kamu kurumları da yerli e-posta hizmetini kullanmaya başlayacak.

Bu kapsamda Turkcell'in geliştirdiği e-posta servisini ilk olarak bünyesinde başlatan, 7 bin üyesiyle AFAD oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, Türkiye'nin verisinin Türkiye'de kalması ve korunması misyonunun önemli bir halkasını daha tamamladıklarını belirtti.

Turkcell olarak, Türkiye'nin dijital ekosistemine katkı sunma hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam ettiklerini vurgulayan Erkan, "Kamu kurumlarına uçtan uca bilgi teknolojileri hizmeti sağlarken, yerli e-posta hizmetimizle de dijital servisler, arama motoru ve veri merkezleri çatısı altında Türkiye'nin verisine sahip çıkıyoruz." ifadesini kullandı.

Erkan, yerli e-posta sayesinde güvenli bir yurt içi iletişim ağının kurulduğuna işaret ederek, "En ileri teknolojiler ve açık sistemlerle geliştirilen e-posta hizmetini, kamu kurumlarında ilk olarak AFAD iş birliğiyle hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yerli e-postanın en büyük katkısı, verimizin Türkiye'de kalması, lisans maliyet yükünün düşürülmesi ve diğer kamu kurumlarına referans olacak anahtar bir proje olmasıdır." değerlendirmelerini yaptı.

  • "Türkiye, kendi ürettiği teknoloji ve yazılımlarını her alanda artırıyor"

AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu da Türkiye'nin, "Milli Teknoloji Hamlesi" kapsamında kendi imkanları ve insan kaynağıyla ürettiği teknoloji ve yazılımları her alanda artırdığına dikkati çekti.

AFAD olarak çalışmalarını "Afet Yönetiminde Teknolojik Dönüşüm" konseptiyle hayata geçirdikleri Afet Yönetimi ve Karar Destek Sistemi (AYDES) ve AFAD-RED Ön Hasar ve Kayıp Tahmin Sistemi gibi yerli yazılım ve modellerle sürdürdüklerini aktaran Güllüoğlu, şunları kaydetti:

"AFAD'ın ve ülkemizin mühendisleriyle kurduğumuz dünyada ilk olan AFAD Afet Lojistik Modeli'nin yanında risk analizi ve değerlendirmesi yapan Afet Risk Azaltma Sistemi'nin (ARAS) ilk modulünü de tamamladık. Veri güvenliği ve verinin sürdürülebilir akışı kamuda ve özellikle afet yönetiminde ayrı önem taşıyor. Bu nedenle 81 ilimizde TÜBİTAK'la geliştirdiğimiz Kesintisiz ve Güvenli Haberleşme Sistemi'ni (KGHS) büyük ölçüde hayata geçirirken AFAD veri tabanını da açık kaynak ürünlere geçirdik. Hatta AFAD'daki tüm yöneticilerin anlık mesajlaşması için yaklaşık bir yıl önce yerli uygulamamız BiP'i kullanmaya başladık. Son olarak yerli kaynaklarla geliştirilen e-posta servisini Turkcell ile devreye aldık. Yerli ve açık kaynaklı bu e-posta servisine geçen ilk kamu kurumu olmak ne mutlu ki AFAD olarak bize nasip oldu."

Verilen bilgiye göre, AFAD Genel Müdürlüğü'nü ziyaret eden Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, AFAD Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi ile Deprem İzleme ve Değerlendirme Merkezi'ni gezerek bilgi aldı. Erkan'a ziyarette AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu eşlik etti.

Kaybolan çocuk 16 saat sonra samanlıkta bulundu

KARS (AA) – Kars'ta kaybolan 12 yaşındaki çocuk, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ve jandarma ekiplerinin çalışması sonucu 16 saat sonra dedesinin samanlığında uyurken bulundu.

Merkeze bağlı Hacıveli köyünde ikamet eden 12 yaşındaki Yusuf A, öğrenim gördüğü Başgedikler köyü 60.Yıl Yatılı Bölge Ortaokuluna gitmek üzere evden çıktı.

Okulda olmadığı fark edilen Yusuf A'dan haber alamayan arkadaşları durumu ailesi ve jandarma ekiplerine bildirdi. Olay yerine jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi.

Jandarma, AFAD ekipleri, Başgedikler ve Hacıveli köylerinde arama çalışması başlattı. Ekiplerce yapılan ve köylülerin de destek verdiği aramalar neticesinde Yusuf A, ikamet ettiği köyde dedesinin samanlığında bulundu.

Sağlık durumunu iyi olduğu öğrenilen Yusuf A, ailesine teslim edildi.

Türk Sahra Hastanesi Arakanlı hastaların ümidi olmaya devam ediyor

BANGLADEŞ (AA) – Sağlık Bakanlığının desteği ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından Bangladeş’te açılan Türk Sahra Hastanesi, Myanmar'daki katliamlardan kaçarak Cox's Bazar’a sığınan Arakanlıların sağlık hizmetlerinin karşılanmasında önemli rol oynuyor.

AFAD'ın Şubat 2018’de açtığı sahra hastanesi, günde yaklaşık bin hastaya hizmet veriyor. 50 yataklı sahra hastanesinde, kadın ve erkek koğuşlarının yanı sıra, çocuk hastalıkları polikliniği ve yenidoğan ünitesi bulunuyor.

Bölge genelinde yenidoğan ünitelerinin bulunduğu tek sağlık merkezi olan Türk Sahra Hastanesinde, son bir yıl içerisinde 108 bebek dünyaya geldi.

Dahiliye, ortopedi, genel cerrahi, pediatri, pediatrik cerrahi ve anestezi uzmanlarının çalıştığı sahra hastanesinde Arakanlı ve Bangladeşli hemşire ve sağlık çalışanları da görev yapıyor. Hastanede geçen sene bin 215 hasta ameliyat edildi.

Arakanlıların en büyük beklentisinin daha geniş imkanların yer aldığı bir hastane yapımı olduğunu belirten sahra hastanesi çalışanları, AFAD’ın yeni hastane yapımı için görüşmelerini sürdürdüğünü belirtti.

Sağlık çalışanı ve hemşire sayısının sahra hastanesi için yeterli olduğunu belirten doktorlar, hastaların daha iyi koşullarda sağlık desteği alması için prefabrik veya çelik konsorsiyum mekanlara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

  • Hasta sevki sorunu

Myanmar hükümetinin Arakanlı Müslümanları yasal olarak "mülteci" kabul etmesi nedeniyle vatansız konumundaki Arakanlı hastaların başka ülkelere sevk edilerek tedavi görmesine izin verilmiyor.

Bu yasal sorunlardan dolayı durumu ağır olan veya daha iyi koşullarda tedavi görmesi gereken hastalar Bangladeş'in dışına çıkarılmazken, kendi ülkelerine dönüşleri de Myanmar tarafından engelleniyor.

Bölgede Türkiye'nin yanı sıra, Endonezya, Malezya ve Japonya ile Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı sağlık kuruluşları da hizmet veriyor.

AFAD'dan güvenli yüzme rehberi

ANKARA (AA) – ORHAN ONUR GEMİCİ – İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) çeken akıntı ve boğulmalara karşı uyarıların yer aldığı rehber hazırladı.

Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla vatandaşların güvenli bir şekilde yüzebilmeleri için AFAD tarafından rehber hazırlandı. AFAD'ın internet sitesinden ulaşılabilen rehberde yüzerken dikkat edilmesi gerekenler madde madde anlatıldı, "çeken akıntı" hakkında uyarılara yer verildi. "Çeken akıntı" bir videoyla da anlatıldı.

Buna göre, Türkiye'de özellikle Karadeniz sahillerinde görülen ve "sinsi tehlike" olarak nitelendirilen çeken akıntı, "deniz dip yapısının kum tepeciği-yarık-kum tepeciği şeklinde olduğu bölgelerde görülen ve sığ sudan derin suya hareket eden oldukça kuvvetli akıntı" olarak tanımlanıyor.

Profesyonel yüzücülerin bile karşı koyamayacağı güçteki çeken akıntı her yıl yüzlerce kişiyi boğulma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor ya da hayatını kaybetmesine neden oluyor.

Rüzgarlı, fırtınalı ve dalgalı havalarda görülen çeken akıntının gücü, dalga yüksekliği ile artıyor.

Çeken akıntı, bilinenin aksine yüzenleri dibe çekmiyor, akıntıya kapılanları kıyıdan uzaklaştırıp açığa doğru taşıyor.

  • Rüzgarlı havalara dikkat

Rehberde, çeken akıntıya kapılmamak için rüzgarlı havalarda denize girilmemesi, cankurtaran ve sağlık ekibi bulunan sahil ve plajların tercih edilmesi, can yeleği veya simidi gibi malzemeler bulundurulması, deniz kıyafeti kullanılması uyarılarında bulunuldu.

Çeken akıntıya kapılanların sakinliğini korumasının önemli olduğu vurgulanan rehberde, sahile doğru değil, yanlara doğru yüzerek akıntıdan kurtulunabileceği anlatıldı.

Yüzey akıntısı az gibi görünse bile akarsuların da tehlikeli olduğu belirtilen rehberde sulama kanallarında, barajlarda veya göletlerde yüzülmemesi, deniz, göl, gölet, sulama kanalı ve akarsulara yalnız girilmemesi gerektiğinin altı çizildi.

  • Yüzerken dikkat edilmesi gerekenler

Paniğe kapılmanın boğulmalarda en önemli etken olduğu belirtilen rehberde, panik nedeniyle kontrolünü kaybeden kişinin boğulmasının kaçınılmaz olduğu vurgulandı.

Yüzerken dikkat edilmesi gerekenler rehberde şöyle sıralandı:

"Tok karnına suya girilmemeli, ani bir şekilde suya atlanmamalı, derinliği hakkında fikir sahibi olunmayan suya balıklama atlanmamalı, suya girmeden önce ısınma egzersizleri yapılmalı ve su içinde tehlikeli şakalar yapmaktan kaçınılmalı."

Rehberde, boğulan kişinin hayatını kurtarmada ilk yardımın önemine de değinildi.

Akdeniz'de 4,8 büyüklüğünde deprem

ANKARA (AA) – Akdeniz'de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 07.43'de, Marmaris açıklarında 4,8 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

Sarsıntının, yerin 38 kilometre derinliğinde meydana geldiği bildirildi.

Akdeniz'de 4,4 büyüklüğünde deprem

ANKARA (AA) – Akdeniz'de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 12.16'da, Marmaris'e 183 kilometre uzaklıkta 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 8,9 kilometre derinlikte meydana geldiği belirtildi.

Turkish agencies restore confidence of Rohingya Muslims

By Md. Kamruzzaman

COX’S BAZAR, Bangladesh (AA) – Ameena Begum, 22, is stitching a dress at a sewing center located at a refugee camp in the Cox's Bazaar town of Bangladesh.

Begum, a mother of one, is among the thousands of Rohingya Muslims who fled a military crackdown which started on Aug. 25, 2017 in Myanmar's Rakhine state to Bangladesh.

She no longer waits for aid to come to her. Instead, she spends a good part of the day making both male and female dresses at a training center run by Turkiye Diyanet Foundation (TDV), an aid organization under Turkey's religious authority.

"It seems to me now that I am a human being and I am doing something for my family. I dream of going back to my homeland [Rakhine] and set up a small tailoring shop there,” Begum told Anadolu Agency.

Another Rohingya trainee at the sewing center, Morium Hatun, said: “After losing my own country I am now living in a country where I can work. It’s a great pleasure for me amid piles of sorrows.”

“We have already trained up to 40 young Rohingya women and donated sewing machines to all of them. Currently, we are providing training to another 40 Rohingya girls,” TDV project officer Abdul Kayum told Anadolu Agency.

He added: “Now Rohingya women stitch clothes at our training center which are later distributed at the camps. Thus we are trying to make Rohingya people independent, confident and keeping their dreams alive."

“We also have plans to expand our sewing training program so that we can include more Rohingya women,” he said.

  • Soap factory

At a close distance to the sewing center, TDV has also set up a soap factory. Seven Rohingya people supervised by an engineer are working there.

Every worker in this soap factory is being paid a monthly wage of 7,000 Bangladeshi taka ($82.9). The factory has manufactured 15,000 pieces of soap in the first phase which will be distributed among Rohingya families.

This small factory will be expanded to accommodate and train more Rohingya people.

"As a refugee in Bangladesh, I had never thought I will get a chance to work and earn a living," Abdus Salam, a worker at the factory said.

A center for educational training has also been established in the vicinity.

Rohingya of all ages gather here to attain primary-level literacy and attend other awareness sessions.

Currently, 1,400 schoolchildren are being provided books, pencils and clothes by TDV.

"We are planning to cater to the needs of 20,000 Rohingya children this year," Kayum added.

  • Mental and physical health

The Turkish Cooperation and Coordination Agency (TIKA), a state-run aid group, has also organized various programs for the mental growth of Rohingya children.

It has set up a park near a camp in Ukhia where more than a hundred children can play at a time.

Also, the Turkish Disaster and Emergency Management Authority (AFAD) is running a large field hospital, with an intensive care unit.

“Our 13 doctors including 7 specialists are continuously providing treatment to needy locals,” hospital manager Serdar Hisar told Anadolu Agency.

He added that the hospital has 30 beds to admit patients for long-term treatment and two ambulances for emergency transportation.

"We have a well-stocked pharmacy and we supply free-of-cost medicines to Rohingya people and the needy," he said.

  • Persecuted people

The Rohingya, described by the UN as the world's most persecuted people, have faced heightened fears of attack since dozens were killed in communal violence in 2012.

According to Amnesty International, more than 750,000 Rohingya refugees, mostly women and children, have fled Myanmar and crossed into Bangladesh after Myanmar forces launched a crackdown on the minority Muslim community in August 2017.

The UN has also documented mass gang rapes, killings – including of infants and young children – and brutal beatings and disappearances committed by Myanmar state forces.

In a report, UN investigators said such violations may have constituted crimes against humanity.

Muğla'da kaybolan iki kişi bulundu

MUĞLA (AA) - Muğla'nın Fethiye ilçesindeki Kabak Koyu'nda yürüyüş yaparken kaybolan iki kişi, AFAD ekibince bulundu.

Tatil için ilçeye gelen Mehmet Caner Önder ile Duygu Yılmaz, Faralya Mahallesi'ndeki koyda yürüyüşe çıktı. Bir süre yürüyen ikili yolu kaybedince 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istedi.

Bunun üzerine bölgeye AFAD ekibi sevk edildi.

Yaklaşık dört saatlik aramanın ardından bulunan Önder ve Yılmaz'ın sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

GRAFİKLİ – Türkiye 117 yılda 210 büyük deprem yaşadı

ANKARA (AA) – ORHAN ONUR GEMİCİ – Türkiye'de 1900-2017 yıllarında en az 6,0 büyüklüğündeki 210 depremde 86 bin 802 kişi yaşamını yitirdi, 597 bin 865 konut ağır hasar gördü.

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca (AFAD), "Türkiye'de Afet Yönetimi ve Doğa Kaynaklı Afet İstatistikleri" raporu hazırlandı.

Raporun "Sayılarla Türkiye'de Afetler" bölümünde 1900-2018 yıllarında meydana gelen büyük doğal afetlere ilişkin veriler yer aldı.

Buna göre, en etkin deprem kuşaklarından birisi olan Akdeniz-Alp-Himalaya kuşağında bulunan Türkiye'de ortalama her 5 yılda bir geniş çapta can ve mal kaybına neden olan büyük deprem meydana geliyor.

Türkiye'de 1900-2017 yıllarında büyüklüğü en az 6,0 olan 210 hasar yapıcı ve can kaybına yol açıcı deprem meydana geldi. Bu depremlerde 86 bin 802 kişi hayatını kaybetti, 597 bin 865 konut ağır hasar gördü.

  • Önemli depremlerden bazıları

Muş'un Malazgirt ilçesinde 1903'te 7,0 büyüklüğündeki depremde 2 bin 803 kişi yaşamını yitirdi.

Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde 1912'de meydana gelen 7,3 büyüklüğündeki depremde 2 bin 836 kişi öldü, 1914'te Burdur'da 7,0 büyüklüğündeki deprem 2 bin 344 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

Tokat'ın Niksar ilçesinde 1942'de 7,0 büyüklüğünde meydana gelen deprem 3 bin kişiyi, Samsun'un Ladik ilçesinde 1943'te 7,4 büyüklüğündeki deprem ise 2 bin 824 kişiyi hayattan kopardı.

Bolu'nun Gerede ilçesinde 1944'te meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 959 kişi, Erzincan'da 1949'da 7,9 büyüklüğündeki depremde 32 bin 962 kişi öldü.

Muş'un Varto ilçesinde 1966'da kaydedilen 7,2 büyüklüğündeki deprem 2 bin 394, Kütahya'nın Gediz ilçesinde 1970'te kaydedilen 7,2 büyüklüğündeki deprem ise bin 86 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 1975'te yaşanan 6,9 büyüklüğündeki depremde 2 bin 385, Van'ın Çaldıran ilçesinde 1976'daki depremde 3 bin 840 kişi yaşamını yitirdi.

Erzurum'un Horasan ilçesinde 1983'te 6,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi, bin 155 kişi hayatını kaybetti. İzmit'in Gölcük ilçesinde 17 Ağustos 1999'da yaşanan ve Marmara Bölgesi'ndeki birçok ilde hissedilen 7,4 büyüklüğündeki deprem ise 17 bin 480 kişiyi hayattan kopardı.

Van'da 2011'de meydana gelen 7,0 büyüklüğündeki deprem nedeniyle 644 kişi hayata gözlerini yumdu.

  • Heyelan/kaya düşmesi

Türkiye'deki afetlere ilişkin AFAD raporunda heyelan/kaya düşmesi olayları da yer aldı.

Heyelanların jeolojik, jeomorfolojik ve iklimsel etkenlerle insanların çeşitli etkinliklerine bağlı geliştiğine işaret edilen raporda, 1 Ocak 1950-1 Haziran 2018 tarihlerinde meydana gelen toprak kaymalarının istatistikleri paylaşıldı.

  • Karadeniz bölgesi öne çıktı

Buna göre Trabzon, bin 517 heyelanla ilk sırada yer aldı.

Trabzon'u bin 319 heyelanla Rize, 939 toprak kaymasıyla Erzurum ve 913 heyelanla Giresun izledi. 1950'den bugüne kadarki 23 bin 41 heyelanın yaklaşık yüzde 21'i bu dört ilde meydana geldi.

Kastamonu 768, Artvin 765, Bingöl 693, Malatya 688, Sivas 666 ve Erzincan 622 toprak kaymasıyla listenin üst sıralarındaki diğer iller oldu.

Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Kırşehir, Mardin, Şırnak, Kilis, Şanlıurfa, Uşak, Ardahan, Bilecik, İstanbul ve Eskişehir ise heyelanın en az yaşandığı iller olarak kayıtlara geçti. Söz konusu tarihler arasındaki veriler göz önünde alındığında bu illerde bir yılda meydana gelen heyelanların ortalaması birden az oldu.

  • Sel/su baskını

Türkiye'de sıklıkla yaşanan afetlerden bir diğeri ise sel/su baskınları.

Sele en çok nehir yataklarındaki taşmaların neden olduğu belirtilen raporda, bu duruma nehir yataklarının amacı dışında kullanılmasının yol açtığı vurgulandı.

Türkiye'de 1 Ocak 1950-1 Haziran 2018 tarihlerinde en çok afet, 425 sel/su baskınıyla Erzurum'da yaşandı. Sivas 315, Van 265 ve Bitlis 247 sel/su baskınıyla bu kenti takip etti.

  • Çığ

Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı afetlerden bir diğeri çığ, kar örtüsü altındaki zayıf tabakanın örtüden kaynaklanan yükü taşıma kabiliyetini yitirmesiyle oluşuyor.

Çalışmalara göre, çığ olaylarında yükselti ve mevsimsel etki belirleyici role sahip bulunuyor.

1950'den bugüne kadarki çığ olaylarının yaklaşık yarısı Bingöl, Bitlis, Tunceli ve Malatya'da meydana geldi. 1 Ocak 1950-1 Haziran 2018 tarihlerinde Bingöl, 274 çığ felaketiyle ilk sırada yer aldı.

Bingöl'ü 265 çığ olayıyla Bitlis, 168 çığ olayıyla Tunceli ve 81 çığ olayıyla Malatya takip etti.

Son 15 yılda en çok çığ düşmesi, 104 olayla 2006, 159 olayla 2007, 144 olayla 2008, 110 olayla 2010 ve 155 olayla 2011 yıllarında meydana geldi.

2012'den bu yana düşen çığ sayısında geçmiş yıllara oranla azalma kaydedildi.