Bağcılar'da görüntüsü dikkat çeken binayla ilgili açıklama

İSTANBUL (AA) – Bağcılar Belediyesi, ilçede üst üste konmuş iki evi andıran binayla ilgili açıklama yaptı.

Belediyeden yapılan açıklamada, dikkat çeken dış cephesi konu edilerek, basında haber olan Bağcılar Yavuz Selim Mahallesi Birlik Caddesi 17 numarada bulunan binaya ilişkin şu bilgilere yer verildi:

"İki bodrum, zemin, asma kat ve normal 5 kattan oluşan ruhsatlı bina, 1995 yılında yapılmıştır. 300 metrekare üzerine kurulu olan binada biri işyeri olmak üzere 12 daire bulunuyor. Ön ve arka kot farkından dolayı binanın dış cephesi dikkat çekici ve farklı bir görünüme sahip."

Açıklamada, apartmanda oturan vatandaşların yaptığı başvuru doğrultusunda, binanın yanında bulunan hükümet konağı inşaatının hafriyat çalışması öncesinde söz konusu alanın İstanbul Valiliği tarafından kontrol edildiği ve herhangi bir olumsuz duruma rastlanmadığı kaydedildi.

CHP'den ödemeler dengesi açıklaması

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Ekonomik daralma derinleşerek devam ederken, ağustostan bu yana verilen cari fazla geride kaldı. Aylık bazda tekrar cari açık verilmeye başlandı." dedi.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, bugün açıklanan ödemeler dengesi verileriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Aralık ayında 1,43 milyar dolar açık verildiğini, yıllık cari açığın 27,6 milyar dolar olduğunu hatırlatan Erdoğdu, Yeni Ekonomik Program (YEP) hedefinin 36 milyar dolar olduğuna işaret etti.

Aykut Erdoğdu, beklenenden daha büyük bir ekonomik daralmanın gerçekleştiğini öne sürdüğü açıklamasında, şunları kaydetti:

"2018-2019 krizi sırasında bir ilk gerçekleşti. Ekonomik daralma derinleşerek devam ederken, ağustostan bu yana verilen cari fazla geride kaldı, aylık bazda tekrar cari açık verilmeye başlandı. Yabancıların Türkiye'ye yönelik sermaye hareketlerinin büyüklüğünde, geçen yıla göre yüzde 72 azalma oldu. 2017'de 49 milyar dolar olan yabancı sermaye hareketlerinin büyüklüğü, 2018'de 13,7 milyar dolara geriledi. Yerli sermaye çevrelerinin yurt dışına çıkardığı paranın büyüklüğü ise yüzde 71 oranında arttı ve 17,7 milyar dolara ulaştı."

Türkiye'de yerleşik yabancıların, özellikle mayıs ayından ekim ayına kadar yurt dışına para çıkardığını savunan Erdoğdu, yerleşik yabancıların 2018'de yurt dışına çıkardığı 8,4 milyar doların yurt dışı bankalara aktarılan mevduatlardan oluştuğunu, bu hareketin önemli ölçüde bankaların 7,1 milyar dolarlık mevduatı yurt dışına taşımasından kaynaklandığını ileri sürdü.

Aykut Erdoğdu, ödemeler dengesindeki kaynağı belirsiz döviz giriş ve çıkışının, "net hata ve noksan" olarak adlandırıldığını ifade ederek, Aralık 2018'de "net hata ve noksan" kaleminin 2,8 milyar dolar olduğunu belirtti.

Merkez Bankası'nın 2018'e ilişkin ödemeler dengesi verilerinde "net hata ve noksan" girişinin, ocak-aralık döneminde yıllık 21,17 milyar dolar olarak açıklandığını ve bu rakamın yıllık bazda Cumhuriyet tarihinin en büyük kaynağı belirsiz döviz girişi olduğunu savunan Erdoğdu, "Bu kalemde adeta Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı. Kaynağı belirsiz döviz girişi olmasa, cari açık çok daha yüksek miktarda gerçekleşecekti." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğdu, ekonomik daralma derinleşirken, cari açık verilen bir konjonktüre geçildiğinin görüldüğünü savunarak, şunları kaydetti:

"Ekonomik daralma devam ederken cari açığın verildiği son dönem 2008-2009 çöküşü dönemiydi. Bugün o dönemle karşılaştırılabilir bir çöküş içindeyiz. Sanayi üretimi endeksi, 2018 Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,8 azaldı. Temmuz ayından beri yıllık oranda devam eden düşüş eğilimi değişmedi. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin 2017'nin son çeyreğine göre yüzde 7,5 azalması, Türkiye ekonomisinin 2018'in son çeyreğinde ağır bir daralma deneyimlediğinin kanıtıdır. Ekonomik daralma koşullarında cari açık verilmesi ihracat aracılığıyla krizin etkisinin hafifletileceği beklentisinin boşa düştüğünü gösteriyor. Kriz karşısında gereken önlemleri almayan Erdoğan yönetimi, sanki kriz nasıl yönetilemez ve nasıl derinleştirilir sorularının cevabını aramaya düşmüş."

Türkiye sınırındaki Çobanbey'deki bomba yüklü araç saldırısı

KİLİS (AA) – Kilis Valiliğinden, Elbeyli ilçesinin karşısında yer alan ve sınıra 5 kilometre uzaklıktaki Çobanbey beldesi girişindeki bomba yüklü araçla saldırının Suriyeli yerel polislerin kontrol noktasında gerçekleştirildiği bildirildi.

Kilis Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, yerel polis kontrol noktasını hedef alan saldırıyla ilgili yayınlanan haberlerin bazılarının hatalı olduğu belirtildi.

Saldırının Fırat Kalkanı Harekatı'yla terörden arındırılan bölgede gerçekleştirildiğinin anımsatıldığı açıklamada, şöyle denildi:

"12 Şubat 2019 tarihinde Suriye'de Çobanbey-Bab yolu üzerinde meydana gelen patlama sonucunda olayın sıcaklığıyla resmi kurumlarca teyit edilmeden yayınlanan hatalı bilgiler bazı basın yayın organlarınca kamuoyuyla paylaşılmış olup, bu hatalı bilgilerin düzeltilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Patlama Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) bulunduğu kontrol noktasında olmayıp, Suriyeli yerel polislerin bulunduğu kontrol noktasında gerçekleşmiştir."

Açıklamada, patlamada 2 Suriyeli yerel polis ile bir Suriyelinin yaralandığı kaydedildi.

CHP'den sanayi üretim endeksi açıklaması

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "Üç aylık dönemler itibarıyla bakıldığında sanayideki sıkıntının giderek ağırlaştığı anlaşılıyor. 2018'in ilk çeyreğinde yüzde 9,9 artan sanayi üretimi sonraki çeyreklerde hız kesmeye başladı." ifadelerini kullandı.

Öztrak, yazılı açıklamasında, bugün açıklanan sanayi üretim endeksiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Sanayi üretiminin 2018 Aralık ayında, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.8, imalat sanayi üretiminin ise yüzde 10,8 azaldığını belirten Öztrak, aynı dönemde ara malı üretiminde yüzde 14.9, sermaye malı üretimi ise yüzde 8,6 daraldığını bildirdi.

Özellikle ara malı ve sermaye malı üretimindeki sert düşüşün üretimin gelecek aylardaki seyri için de umut vermediğini savunan Öztrak, şöyle devam etti:

"Üç aylık dönemler itibarıyla bakıldığında, sanayideki sıkıntının giderek ağırlaştığı anlaşılıyor. 2018'in ilk çeyreğinde yüzde 9,9 artan sanayi üretimi sonraki çeyreklerde hız kesmeye başladı. Nitekim, 2018'in ikinci çeyreğinde yüzde 5, üçüncü çeyreğinde yüzde 0,6 artan üretim, yılın son çeyreğinde çakılarak yüzde 7 daraldı. Yılın son çeyreğinde imalat sanayi üretiminde daralma ise yüzde 7,7 oldu."

Üçer aylık dönemler itibarıyla bakıldığında sanayi üretiminde hain darbe girişiminin olduğu 2016'nın üçüncü çeyreğinden bu yana ilk, 2009'un üçüncü çeyreğinden bu yana ise en sert daralmanın 2018'in son çeyreğinde olduğunu ileri süren Öztrak, bu gelişmelere bağlı olarak 2018'in ilk 6 ayında yüzde 7,3 artan sanayi üretiminin 2018'in ikinci yarısında yüzde 3,4 daraldığı ifade etti.

  • "Ehil ellere emanet edilmiş bir ekonomik program derhal uygulamaya konulmalıdır"

Mevsim ve takvimden arınmış sanayi üretimin son 3 çeyrekte gerilemeye devam ettiğini öne süren Öztrak, bu durumda ekonomide yaşanan durgunluğun derinleştiğini savundu.

Öztrak, açıklamasında şu görüşe yer verdi:

"Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2018 Aralık Ayı sanayi üretimi rakamları, üretimdeki çöküşün, ülkede yaşanan ekonomik krizin giderek ağırlaştığını ortaya koyuyor. Bugüne kadar ekonomik krizi inkar eden, köklü tedbirler almak yerine pansuman önlemlerle günü kurtarmaya çalışan, ekonomiyi aspirin tedavisiyle seçime kadar götürmeye uğraşan saray yönetimi, ekonomiyi derin bir krizin içine yuvarlamıştır. Ekonomide çarklar artık durmuştur. Türkiye yönetilmemekte, adeta savrulmaktadır. Artık ülkeyi yönetme iddiasında bulunanların krizin farkına varmaları, şapkalarını önlerine koymaları gerekmektedir. İnim inim inleyen milletin dertleri ortadayken 'dengelendik, dengeleniyoruz' demekle, caddeler boyu uzanan iş ve meyve-sebze kuyruklarını görmezden gelmekle sorunlar çözülmemektedir.

Çöken üretimi tekrar ayağa kaldırmak için acilen atılması gereken adımlar vardır. Bu adımların ilki ülkede tüm ekonomik aktörlere ufuk verecek, güveni sağlayacak, ehil eller tarafından hazırlanmış ve uygulaması ehil ellere emanet edilmiş bir ekonomik programın derhal uygulamaya konulmasıdır. Buna karşın mevcut iktidarın birinci önceliğinin milletin sorunlarına çözüm bulmak değil, yerel seçime kadar gemiyi batmadan seçim sandığına ulaştırmak olduğu görülmektedir. İktidarı bir kez daha uyarıyoruz. Pansuman tedbirleri bırakın, alınması gereken tedbirleri artık vakit geçirmeden alın. Aksi takdirde milletimizin çektiği acılar katlanarak artacaktır. Kaderden kaçış yoktur. Milletimiz kendisine bu kadar acıyı çektiren, üstüne de 'dengelendik, dengeliyoruz' diyerek alay eden bu yönetime 31 Mart'ta en güzel şekilde denge verecektir."

“IMF bir daha Türkiye'ye gelemeyecek”

TEKİRDAĞ (AA) – TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop, "IMF'yi Türkiye'den gönderdik. Bir daha IMF Türkiye'ye gelemeyecek, dönmeyecektir." dedi.

Tekirdağ'da bir restoranda Roman vatandaşlarla bir araya gelen Şentop, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye ile IMF'nin hiçbir ilişkisinin olmadığını söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak'ın, IMF'nin "Türkiye şubesi" olduğunu belirten Şentop, "IMF aleyhine, IMF'yi bir tehlike olarak göstermeye çalışacak kişiler içerisinde en son konuşabilecek şahıs CHP Sözcüsüdür. Kendisi IMF'nin adeta Türkiye şubesidir. Kemal Derviş Türkiye'ye IMF tarafından gönderildiği zaman, bakan yapıldığı zaman, IMF'nin sağ kolu olan kişi Faik Öztrak'tır. Hazine müsteşarlığına getirilmiştir o zaman. IMF politikalarının tek tek uygulayıcısı odur. Bu konuda Faik Öztrak konuşuyorsa söylediğinin ne olduğuna bakmayın. IMF lehine konuşuyordur. Mutlaka IMF adına konuşuyordur." diye konuştu.

Şentop, Türkiye'nin IMF'ye olan borcunun AK Parti döneminde kapatıldığını anlatarak, "Bu konuda çok net bir tavrımız var. IMF ve Türkiye ilişkisi, AK Parti döneminde başlamadı. Bu, 50 yıldan fazla devam eden bir ilişkiydi. 2013 yılının Mayıs ayında bu ilişkiyi bitirdik. Türkiye'nin IMF'ye olan borcunu kapattık. IMF'yi Türkiye'den gönderdik. Bir daha IMF Türkiye'ye gelemeyecek, dönmeyecektir. Bu konudaki kararlılığımızı gerek Cumhurbaşkanımız ifade etti gerek Maliye Bakanımız ifade etti." değerlendirmesinde bulundu.

Çerkezköy ve Kapaklı sınırları içerisinde yapılması gündeme gelen termik santralin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının fizibilite çalışmaları sonrasında durdurulduğunu dile getiren Şentop, şunları kaydetti:

"Açıklamalarımız; milletimizi doğru bilgilendirmek üzere kuruludur. İşte kandırıp da oyunu alırız gibi birtakım hesaplar, AK Parti siyaseti başladıktan sonra ortadan kalkmıştır. Bir fikir değişikliği olduğu zaman da bunu izah ediyoruz. Planlanan bir termik santral vardı. Bu termik santrali işletecek bir potansiyel vardı. Fakat bununla ilgili teknik çalışmalar tamamlanmamıştı.

Nihayetinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın teknik ve fizibilite çalışmaları sonucunda, orada düşünülen termik santralin beklenen bir verimi sağlayamayacağı teknik raporlarla anlaşıldı. Bunun üzerine Bakanlığımız bundan vazgeçti. Bakanlığımızın çalışmaları var. Bütün yeraltı kaynaklarımızla ilgili çalışmaları var. Kömür başta olmak üzere. Malum Kapaklı'da bir doğal gaz rezervi bulundu. Enerji kaynaklarıyla ilgili çalışma sadece kara sınırlarımızda değil, denizlerde de devam ediyor. "

GÜNCELLEME – Ağrı'da silahlı kavga: 2 yaralı

AĞRI (AA) – Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde iki grup arasında çıkan, biri polis, 2 kişinin yaralandığı kavgayla ilgili 4 şüpheli gözaltına alındı.

Çiftepınar Mahallesi'ndeki pasajlar bölgesinde iki ayrı araçtan inen kişiler, henüz belirlenemeyen nedenle birbirlerine ateş açtı.

Olayda bir kişi yaralandı. Bu sırada caddede bulunan bir polis memuru da olaya müdahale ederken, çevrede toplanan bazı kişilerce darp sonucu hafif yaralandı.

Silahlı kavganın ardından bölgeye çok sayıda özel harekat polisi sevk edildi.

Yaralılar ambulansla Doç. Dr. Yaşar Eryılmaz Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Öte yandan, kavga anında bir vatandaşın cep telefonuyla kaydettiği görüntüde, silah seslerinin ardından yaşanan panik anı yer aldı.

  • 4 şüpheli gözaltına alındı

Doğubayazıt Kaymakamlığından yapılan yazılı açıklamada, olayla ilgili adli işlemin başlatıldığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Bugün 13.30 sıralarında ilçemiz pasajlar bölgesinde iki grup arasında çıkan silahlı çatışma neticesinde polisimiz olaya müdahale ederek her iki taraftan 4 kişiyi yakalamış, 3 tabanca ele geçirmiştir."

Nilhan Osmanoğlu'ndan “İnönü” açıklaması

İSTANBUL – Osmanlı Cihan Devleti'nin 34'üncü Padişahı Sultan 2. Abdülhamid'in torunlarından Nilhan Osmanoğlu, bir konuşmasında söylediği, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü konusundaki sözlerinin arkasında olduğunu bildirdi.

Nilhan Osmanoğlu, Almanya'da verdiği bir konferanstaki 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye yönelik sözlerinin bazı medya organlarında yer alması dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

Osmanoğlu, "Şadiye Sultan ve İsmet İnönü arasında geçen, aile büyüklerimiz tarafından bize intikal eden anıyı hiçbir şekilde kendi yorumumu katmaksızın anlatmam sonrası, Cumhuriyet değerlerini kendi uhdesinde gören ve her ne hikmetse bunu seçim öncesi gerçekleştiren bir zümre, yine tarihi bizler üstünden tahrip ederek saldırıya geçmiştir." ifadelerini kullandı.

Sürgün zamanını yaşamış aile bireylerinin anlattığı hakikatlerin birçok tarihçinin kitabına kaynak teşkil ettiğini belirten Osmanoğlu, şöyle dedi:

"Osmanoğlu ailesinin ferdi olarak, gerekli gördüğüm her konuda araştırmalar yaparak, yazarak ve bunları anlatarak, susmayı tercih etmemekteyim. Bu benim şahsi kararımdır söylediklerimin ve söyleyeceklerimin arkasındayım. Her zaman birleştirici bir tavırdan yana oldum. Ne Selçuklu’yu Osmanlı’dan, Ne de Osmanlı’yı Türkiye Cumhuriyeti'nden ayırdım. Kendileri bizlerin değer verdiği tarihi şahsiyetlere karşı hadlerini aşarak hayasızca saldırırken, bunu fikir özgürlüğü ve tarihi gerçekler kılıfına sokmakta, bizler tarihe mal olmuş kendi ideolojilerinden birisine eleştiri değil yaşanmış bir olayı anlattığımızda hemen köşelerinden çıkarak fütursuzca saldırıya geçmektedirler. Haya ve ahlak, mert insanların kârıdır; şahsım olarak tarihten günümüze intikal eden mirasın şuuru içerisinde davranmaktan asla geri durmayacağım."

Mısır uyruklu şahsın iadesi

                        İSTANBUL (AA) - İstanbul Valiliği, Mısır uyruklu Mohamed Abdelhafız Ahmed Hussein'in ülkesine gönderilmesine ilişkin, işlemin incelenmesi ve soruşturulması için komisyon oluşturulduğunu, 8 polis memurunun görevden uzaklaştırıldığını bildirdi.

Valilik'ten yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Mısır uyruklu Mohamed Abdelhafız Ahmed Hussein adlı yabancı uyruklu şahsın ülkesine gönderilmesi işleminin incelenmesi ve soruşturulması için, Valiliğimizce Vali Yardımcısı başkanlığında bir komisyon görevlendirilmiştir. Yürütülecek inceleme ve soruşturmanın selameti bakımından görevli soruşturmacı teklifi uyarınca; Valilik Makamının onayı ile Atatürk Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğü Pasaport Kontrol Büro Amirliği’nde görevli 8 polis memuru görevlerinden uzaklaştırılmıştır."

“Bu kenti yok saymak futbola ihanettir”

ERZURUM (AA) – Büyükşehir Belediye Erzurumspor Kulübü, Spor Toto Süper Lig'in 20. haftasında konuk ettikleri ve 1-0 mağlup oldukları Çaykur Rizespor maçının hakemine tepki gösterdi.

Kulüpten yapılan yazılı açıklamada, dün oynanan karşılaşmada maçın hakemi Özgür Yankaya'nın yanlış kararlar verdiği iddia edilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Süper Lig'in 20. haftasında Çaykur Rizespor'a 1-0 mağlup olduk. Bu skor rakibin oynayarak hak ettiği değil, hakemin hatalarının sonucudur. Müsabakanın başından sonuna kadar tüm takdir haklarını rakipten yanan kullanan, attığımız golü Video Hakem Uygulaması (VAR) kararıyla faul kararı vererek iptal eden, sahada oyuncularımızın tüm emeğini sahaya gömen bir orta hakem vardı."

Açıklamada, maçın ilk yarısında gösterilen uzatma dakikasına hakemin uymadığına işaret edilerek, "41. dakikada attığımız golü iptal eden ve faul kararı verdikten sonra oyunun başlangıcı 45. dakikayı gösteriyordu. Sadece bu pozisyonda 4 dakika uzatması, üstelik sakatlık ve oyuncu değişiklikleri gibi uzatmanın daha da artacağı etkenler varken ilk yarının sonuna sadece 2 dakika ilave etti. Yine ikinci yarıda skandal bir ofsayt kararı verdi. VAR protokolü gereği pozisyonu devam ettirip sonra VAR aracılığıyla tekrar izlemesi ve karar vermesi gereken bir pozisyonumuzu ofsayt kararıyla sonlandırdı. Maçın son dakikalarında Egemen Korkmaz'a yapılan hareketi VAR sistemine danışmadan geçiştirdi." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, daha önce oynanan Kasımpaşa, Akhisarspor ve Atiker Konyaspor maçlarında da hakem hatalarına maruz kalındığı savunuldu.

  • "VAR sisteminin Türk futboluna adalet getireceğine inandık"

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından sezon başında uygulamaya konan VAR sistemine bugüne kadar hep inandıklarının ancak verilen kararlara anlam veremediklerinin aktarıldığı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Tekrar seyredilen görüntülerle doğru kararlar verileceğine inanırken Çaykur Rizespor maçındaki golümüzü rakip oyuncuların bile itiraz etmemesine, yan hakemin gözü önünde olmasına ve golü vererek orta sahaya koşmasına, orta hakemin de önce golü verip ardından iptal etmesine anlam veremedik. VAR sisteminin yanlışı doğruya çevirmek olduğunu düşünürken, tam tersinin olmasını şaşkınlıkla karşıladık. Kamuoyunun gözü önünde Erzurumspor'umuzun haklılığı defalarca savunan yorumlar yapılırken bu hatalara maruz kalmamız çok üzücü."

  • "Futbolun içinde hep olacağız"

Büyükşehir Belediye Erzurumspor'un 3 yıl üst üste başarı kazanarak Süper Lig'e çıktığının hatırlatıldığı ve lacivert-beyazlı ekibin bölgenin tek Süper Lig takımı olduğunun vurgulandığı açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"Bu kenti yok saymak futbola ihanettir. Bu takım karşılaştığı haksızlığa yenik düşmeyecek ve ligde kalıcı olacaktır. Yaşanan bu olaylarla ilgili gerekli girişimlerde bulunup, uğradığımız haksızlığı her yerde dile getireceğiz. Süper Lig'e renk katan bütün futbol takımları için eşitlik ve adalet çağrımızı yineleyeceğiz. Direncimiz çalınan puanlarla kırılmayacak ve bundan sonra oynayacağımız her maç final olacak. Elbette adalet yerini bulacak."

  • "Taraftarımıza minnettarız"

Taraftarların soğuk havaya rağmen maçlara yoğun ilgi gösterdiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Her türlü zorluğa rağmen takımlarını yalnız bırakmayan taraftarımız her zaman destek veriyor. Çaykur Rizespor maçında da 15 bin seyircimiz soğuk havaya rağmen tribündeki yerini aldı. Bu şehrin en büyük markası olan Erzurumspor'un haklarını her şart ve koşullarda arayacağımızın bilinmesini istiyoruz."

“FETÖ'den üç aşamalı inkar stratejisi”

İSTANBUL (AA) – ENES CAN/MUSTAFA HATİPOĞLU – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin haklarında dava açılan sanıkların, dosyadaki net delillere rağmen inkar yolunu seçmesiyle ilgili, ''FETÖ 15 Temmuz darbe davalarında inkar stratejisini, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'den aldıkları talimat doğrultusunda uygulamaya koymuşlardır. Örgütün, 'Ne olursa olsun inkar et!', 'Örgütü Akla!', 'Örgüt elemanı arkadaşlarını satma!' şeklinde üç aşamalı inkar stratejisi bulunuyor." dedi.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmalar sonucunda elde edilen deliller kapsamında, haklarında dava açılan sanıklar, mahkemelerde hesap vermeye devam ediyor.

Kimi darbe sanıkları, soruşturma aşamasındaki ifadesini dava açıldıktan sonra değiştirirken, kimisi de itiraf içeren ifadelerini geri çekiyor. Darbe sanıklarının birçoğu, yargı karşısında haklarındaki suçlamaları reddedip inkar yolunu seçerken, dosyadaki deliller ise bu savunmaların tam aksini belgeliyor.

Birçok darbe davasına müdahil olarak da katılan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel, darbe davalarında yargılanan sanıkların inkar stratejilerine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

  • Örgüt elebaşının ifadesi inkara yöneltti

Avukat Özel, darbe sanıklarının soruşturma aşamasındaki kolluk ile savcılıktaki ifadeleri ve hakeza müdafileri nezaretinde Sulh Ceza Hakimliğindeki sorguları esnasında, yer, zaman, kişi, araç, vakıa bağlamında somut ikrarlarında, kovuşturma safhasında adeta tek bir merkezden kumanda edilirmişcesine, aynı yönde ve istisnasız her birinin şamil inkara yönelmiş olmalarının, firari elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt üyelerine "dağılmamaları, çözülmemeleri ve paniklememeleri" yönündeki talimatı kapsamında olduğunu söyledi.

İnkar yönteminin, sanıklar tarafından ceza yargılanmalarında kullanılan bir davranış olduğunu ifade eden Özel, 15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının hemen akabinde ihanetin FETÖ ile irtibatının, faillerin ikrarlarıyla açığa çıktığını söyledi. Özel, firari elebaşı Gülen tarafından 250 vatandaşın şehadeti ve binlerce vatandaşın gazi olmasının "tiyatro" olarak nitelendirildiğine dikkat çekti.

Avukat Özel, örgüt elebaşının bu nitelendirmesinden sonra, tutuklu bulunan örgüt üyeleri üzerinde tekevvün ettirilen örgütsel motivasyonun etkisi altında, sanıkların sistematik tarzda soruşturma safhasındaki ikrarlarından inkara yöneldiğini ifade ederek, bunun aslına bakıldığında örgütsel aidiyetin tezahür edişinin apaçık bir delili olduğunu söyledi.

  • FETÖ elebaşından üstü örtülü talimat

İlk olarak elebaşı Fetullah Gülen'in inkar yöntemini seçtiğini belirten Özel, şunları kaydetti:

"15 Temmuz silahlı kalkışması ve kanlı darbe girişiminin hemen akabinde, darbe girişimine katılmış bir kısım sanıkların, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi oldukları ve anılan silahlı kalkışmanın da FETÖ/PDY terör örgütünün organizasyonunda gerçekleştiğine dair samimi ikrarlarda bulunmaya başlamaları üzerine, bunun önünü alabilmek amacıyla FETÖ elebaşının alelacele yabancı medya kuruluşlarının karşısına geçerek; kurucusu ve yöneticisi olduğu terör örgütünün düzenlediğine yönelik sınırsız delil ve kanıtın bulunduğu, 250 insanımızın da şehit olmasına neden olan 15 Temmuz darbe kalkışması için pişkince 'tiyatro', 'Hollywood filmi gibi' ifadeler kullanmak suretiyle darbe girişiminin başrolünde olduğunu inkar cihetine giderek, 'Eğer ortada benim bu işe karıştığıma dair kanıt varsa, hemen Türkiye'ye dönerim' sözleriyle adeta gözaltına alınan ve tutuklanan darbeci FETÖ/PDY terör örgütü üyelerine hangi yönde ifade vermeleri gerektiğine dair üstü örtülü talimat göndermiştir."

Gülen'in ilerleyen süreçte yabancı medya kuruluşlarından birine verdiği sözde röportajda kendini aklamaya dönük "kuru laf kalabalığı" niteliğindeki açıklamalarda bulunduğuna değinen Özel, böylece Gülen'in, adeta 15 Temmuz darbe girişimine iştirak etmekten gözaltına alınan ve tutuklanan örgüt üyesi teröristlere soruşturma ve kovuşturmaları sulandırma bağlamında izlemeleri gereken yolu ve yöntemi de gösterdiğini vurguladı.

FETÖ elebaşının 22 Temmuz'daki ilk sözde sohbetinde, bir yandan gözaltına alınan, tutuklanan örgüt mensuplarına dağılmamaları, çözülmemeleri ve paniklememelerine dair talimatlar verdiğini ifade eden avukat Özel, "Diğer yandan da Türkiye Cumhuriyeti'ni, kucağında oturduğu batılı iş birlikçilerinin müstemlekesi haline getirme amacını havi FETÖ patentli 15 Temmuz darbe girişimine kanlarını dökme pahasına karşı duruş sergilemiş aziz şehitlerimiz ile muhterem gazilerimizi 'ahmaklıkla' itham etme gaflet, dalalet ve hatta apaçık hıyanetini göstermek suretiyle kendi kirlenmiş ve kararmış iç dünyası ve ruh halini dışa kusmuştur." diye konuştu.

  • "Örgüt üyeleri bilinçli olarak inkar stratejisi izlediler"

Darbe girişimine iştirakten tutuklu bulunan bir FETÖ/PDY üyesinin, soruşturma safhasında tutuklu olduğu cezaevindeyken aynı cezaevindeki başka bir askeri personele göndermeye çalışırken yakalanan mesajının içeriğinde, "15 Temmuz'un bir son değil, bir başlangıç olduğuna inanıyoruz. Sürecin bu şekilde devam etmeyeceği ortada. Maç 90 dakika, henüz bitmedi" şeklinde ifadelerin yer aldığını belirten Özel, bunun terör örgütü kurucusu ve elebaşı firari sanık Gülen'in örgütüne dönük direktif ve talimatları doğrultusunda olduğunu söyledi.

Avukat Özel, FETÖ elebaşının "Sabır edin zafer gelecektir. Şiddetli olabilir, bu yangının devam edeceğine kimse inanmıyor. Herkes yerinde dimdik durmalı, Allah'ın huzurunda eğilenler, kimsenin karşısında eğilmez. İdama götürseler bile eğilmez. Bunların hepsinin akıbetine bakarsanız, kanalizasyona yuvarlanıyor gibi bir akıbetle sonuçlanıyor. Hiç tereddüdünüz olmasın." şeklindeki sözlerine dikkat çekerek, "Bu sözleri ile arz etmekte olduğu, bire bir paralelliği ve sanki araya karbon kağıdı konulmuşçasına benzerliğin, işbu noktada yargılanan sanıklar bağlamında soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifade ve beyanların farklılaşmasının değerlendirilişinde ve de atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutunda nazar-ı dikkate alınması, hukuken zorunluluk arz etmektedir." dedi.

Soruşturma aşamasında şüphelinin, kovuşturma aşamasında sanığın, gerçeği söylememe, susma yahut yalan söyleme imkanları arasından bir seçim yapabileceğini ifade eden Özel, "Sanığın yalan söyleme, başka bir deyişle doğruyu söylememe hakkının bulunduğu açıktır. Ancak doğruyu söylememe, FETÖ/PDY üyelerinin karakteristik özelliğine dönüşmüş ve örgüt üyeleri örgütün amaçları doğrultusunda yalan söylemeyi mübah sayan bir anlayış ile hareket ederek, mahkemeler huzurunda bilinçli olarak inkar stratejisi izlemişlerdir." diye konuştu.

  • Darbecilerin inkar örnekleri

Darbeci eski tuğgeneral Özkan Aydoğdu'nun, 13 Ağustos 2016'da, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne verdiği ifadede, "…Komutan yardımcısı kurmay başkanı beni karşıladılar ve ellerinde bir emir vardı. Yazılı bir emirdi. Muhabere merkezinden yeni çıktısı alınmış. Alıp okuduğumda, incelediğimde sıkıyönetim emri idi, Genelkurmay Başkanlığından gelen bir yazı idi. 2 gün önce de, 13 Temmuz günü saat 14.30 sıralarında Albay Uzay Şahin, 19.00 sıralarında Albay Muzaffer Düzenli gelmiş ve bilgi aktarımında bulunmuştu. Genel itibarıyla bildirilen bilgiler ile gelen yazının içeriği aynıydı. TSK bir bütün olarak emir komuta birliği içerisinde, sıkıyönetimle yönetime el konularak, bana yapmam gerekenleri söylediler. Yani kısaca albayın bana söyledikleri ile 15 Temmuz sıkıyönetim ilam ile ilgili gelen yazılı metin aynı şeylerdi. Bana kendisi tarafından komuta kademesinin darbe konusunda hem fikir olduğu söylendi…'' şeklinde bulunduğu beyanı aktaran Özel, Aydoğdu'nun, darbe girişiminden haberdar olduğunu ve ikrar ettiğini söyledi.

Özel, Aydoğdu'nun mahkeme huzurunda alınan ifadesinde ise büyük şehirlerde ses getirici büyük bir terör eyleminin gerçekleşeceği duyumunun alındığı nedeniyle görüştüklerini, darbenin d'sinin dahi konuşulmadığını, telaffuz bile edilmediğini beyan ettiğini ve örgütün inkar stratejisini izlediğini belirtti.

Avukat Ahmet Özel, darbeci Eyyüp Gürler'in ise 13 Ağustos 2016'da, kolluk kuvvetlerine verdiği ifadede, ''Muzaffer Albay ile konuştuğumda bana darbe türü bir faaliyet olacağını söylemesi üzerine, ben de kendilerine görevim ne diyerek sordum. Muzaffer Albay bana, 1. Ordu Karargahında herhangi bir çatlak ses olmamasını sağlamamı söyledi. Ben de görevi kabul ettim ve gerektiği zaman İstanbul dışında bulunan birliklerin İstanbul'a sevkini sağlamamı istedi…'' şeklinde beyanda bulunduğunu aktardı.

Mahkeme huzurunda darbeci Gürler'in de tüm suçlamaları reddettiğini ve inkar stratejisini izlediğini vurgulayan Özel, eski Hava Harp Okulu Alay Komutanı albay Hüseyin Ergezen'in de, İstanbul'un işgali için Hava Harp Okulu öğrencisi örgüt elemanlarının İstanbul'a sevk emrini vermesi, darbe öncesi pek çok toplantıda darbecilerle bir araya gelmesi, kamera görüntüleri, örgütün sözde "sivil imamı" Kemal Batmaz ile olan telefon görüşmeleri gibi birçok somut delili inkar ettiğini kaydetti.

  • Darbecinin "Polis araçlarını vurun" talimatı tespit edildi

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan darbeci eski yarbay Sanık Özcan Karacan'ın, darbe gecesi Ankara'da pek çok bölgeye saldırı düzenleyen helikopter pilotlarına, polis araçlarının vurulması talimatı verdiğini, örgütle gönül bağı olduğunu kendi ilk ifadesinde belirttiğini söyleyen Özel, şöyle devam etti:

"25 Ağustos 2017'de ilk ifadesini veren Karacan, darbenin FETÖ tarafından yapıldığını, ailesinin dahi kendisinin örgüt elemanı olduğunu bilmediğini, darbe emirlerini darbeci Ünsal Coşkun'dan aldığını, telsiz kayıtlarında yapılan tespitleri kabul ettiğini beyan etmiştir. Telsiz kayıtlarında 'polis araçlarına ateş edin' şeklinde emir verdiği, kendisine sorulduğunda bunu da kabul etmiş, kendisine verilen emirleri yerine getirdiğini kabul etmiştir. Özcan Karacan telsiz kayıtlarında yapılan tespite göre, 'Tüm polis araçlarını vurun' şeklinde talimat vermiştir."

Özel, Karacan'ın da daha sonraki beyanında telsiz kayıtlarının sahte olduğunu, uydurma olduğunu ileri sürerek, somut delilleri inkar ettiğinin altını çizdi.

  • Üç aşamalı inkar stratejisi

Darbe davalarında buna benzer daha birçok inkar içeren beyanların bulunduğuna işaret eden Avukat Özel, bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'nün, 15 Temmuz darbe davalarında inkar stratejisini, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'den aldıkları talimat doğrultusunda uygulamaya koyduklarını kaydetti.

Özel, örgütün, "Ne olursa olsun inkar et!", "Örgütü akla!", "Örgüt elemanı arkadaşlarını satma!" şeklinde üç aşamalı inkar stratejisinin bulunduğunu belirtti.

Örgütün tüm bu stratejisini uluslararası alanda propaganda faaliyetlerinin de temeli olarak gördüğünü ifade eden Özel, "Tüm bu taktik ve manipülasyonlar yoluyla örgüt, uluslararası alandaki meşruiyetini diri tutmaya çalışmakta, 'kontrollü darbe' söylemi ile ayakta kalmaya çalışmaktadır." dedi.