ABD Brezilya'yı “NATO üyesi olmayan ana müttefik” olarak tanıdı

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, Brezilya'yı "NATO üyesi olmayan ana müttefik" olarak belirlediğini açıkladı.

ABD Kongresine bir mektup gönderen Trump, ABD-Brezilya ilişkilerinde önemli bir adım attı.

Trump, mektubunda, "1961 Dış Yardımlar Yasası'nın 517. bölümüne uygun olarak Brezilya'yı 'NATO Üyesi Olmayan Ana Müttefik' olarak belirleme niyetimi beyan ediyorum." ifadelerini kullandı.

Bu son adımın ABD ile Brezilya arasındaki özellikle savunma iş birliğini ciddi şekilde artıracağını kaydeden Trump, iki ülke arasındaki koordinasyonun daha da artacağını ifade etti.

Brezilya, aralarında İsrail, Japonya, Güney Kore ve Avustralya'nın da bulunduğu "NATO üyesi olmayan ana müttefik" kategorisine eklenen son ülke oldu.

Söz konusu adımla Brezilya, artık ABD'den silah alımlarında öncelikli ülkeler arasında yer alacak, Pentagon'un düzenleyeceği silah ihalelerine katılabilecek ve ABD birlikleriyle beraber tatbikatlar yapabilecek.

ABD Senatosu, Trump'ın oğlunu ifadeye çağırdı

WASHINGTON (AA) – ABD Senatosu İstihbarat Komitesi, Başkan Donald Trump'ın oğlu Donald Trump Jr. için Rusya soruşturmasıyla bağlantılı olarak resmi ifade çağrısında bulundu.

İlk olarak Axios adlı haber sitesi tarafından duyurulan resmi davet, Trump'ın çocuklarından biri için çıkarılan ilk resmi ifade çağrısı olarak kayıtlara geçti.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu komitenin Trump'ın büyük oğlunu ifadeye çağırmasının gerekçesinin ise Trump Jr.'ın eylül 2017'de Senato Adalet Komitesinde Rusya soruşturmasıyla ilgili verdiği ifade olduğu belirtildi.

Söz konusu ifadesinde babasının Rusya'daki işlerini genişletme planıyla ilgili çok az bilgiye sahip olduğunu aktaran Trump Jr.'ın aynı konuda yeniden ifadesine başvurulacak.

  • Trump'ın Rusya'daki yatırımlarını genişletme planı

Buna gerekçe olarak da Trump'ın eski avukatı Michael Cohen'in aynı konuyla ilgili verdiği ifadede "Trump Jr.'ın Rusya'daki tüm süreçlerden bütünüyle haberdar olduğunu" iddia etmesi gösterildi.

Aynı haberde Trump Jr.'ın daha önce gönüllü olarak Senato İstihbarat Komitesi önünde ifade verdiğini söylediği, şimdiki resmi ifade davetini ise anlamsız bulduğu kaydedildi.

Trump'ın büyük oğlu Trump Jr. da daha önce birkaç oturumda Senato'daki farklı komitelerde Rusya soruşturmasıyla ilgili olarak soruları yanıtlamıştı.

Özel Yetkili Savcı Mueller 22 ay süren, Trump ve 2016 seçim kampanyası ekibinin Rusya'yla gizli anlaşma yaptığı iddialarına yönelik soruşturmasının raporunu 22 Mart'ta Adalet Bakanlığına sunmuştu. Adalet Bakanı Barr ise raporun önemli bulgularını iki gün sonra bir mektupla Kongre'ye bildirmiş ve Trump'ın Rusya ile gizli bir iş birliği yaptığını gösteren bir sonuca ulaşılamadığını belirtmişti.

Trump, raporun sonucunda tamamen aklandığını savunurken, Demokratlar ise Trump'ın "adaleti engellemeye çalıştığını" iddia etmişlerdi.

CENTCOM Komutanı McKenzie'den İran açıklaması

WASHINGTON (AA) – ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie, Orta Doğu'da en büyük tehdidin İran olduğunu vurgulayarak, "İran rejimiyle bir savaşın peşinde değiliz ama ortaya çıkacak muhtemel bir duruma karşı koyacak şekilde Orta Doğu'da ve dünya çapında esnek ve teyakkuzda olan bir askeri gücümüz var." dedi.

Orgeneral McKenzie, Washington merkezli Demokrasileri Destekleme Vakfı'nın (FDD) düzenlediği, "Tehditlerin üstesinden gelme: Amerika'nın askeri ve siyasi gücünü tekrar canladırmak" başlıklı konferansta konuştu.

  • Küresel savaş düzeni

Son 10 yılda askeri çatışmaların doğasında kökten bir değişim yaşandığına dikkati çeken Orgeneral McKenzie, "Bizim içinde olacağımız herhangi bir büyük çatışma çok büyük ihtimalle bölgesel olmaktan ziyade bölgeler arası olacak. Sadece CENTCOM veya EUCOM (Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı) veya INDO-PACOM'un (Hint-Pasifik Kuvvetleri Komutanlığı) faaliyet alanında değil birden fazla bölgesel muharip komutanlığın faaliyet alanını etkileyecek." diye konuştu.

ABD'nin askeri gücünü küresel bir strateji ile modernize edip konumlandırması gerektiğinin altını çizen McKenzie, ABD Savunma Bakanlığının, ulusal savunma öncelikleriyle paralel olarak ordunun küresel bir savaş düzenine göre konumlanması üzerine çalıştığını kaydetti.

  • ABD'nin Orta Doğu'ya uçak gemisi ve bombardıman uçakları göndermesi

ABD'nin hafta sonu Orta Doğu'ya Abraham Lincoln uçak gemisi ve 4 bombardıman uçağını sevk etmesine de değinen McKenzie, bu sevkiyatın, ABD'nin küresel savaş düzeninde stratejik kuvvetlerin başarılı bir şekilde ve kısa bir süre içinde bölgeler arasında hareket etme kabiliyetini ortaya koyduğunu söyledi.

Son günlerde aldıkları gerginliği artıracak istihbarat bilgileri üzerine uçak gemisiyle bombardıman görev gücünü bölgeye sevk ettiklerini dile getiren ABD'li general, "İran rejimi ile bir savaşın peşinde değiliz ama ortaya çıkacak muhtemel bir duruma karşı Orta Doğu'da ve dünya çapında esnek ve teyakkuzda olan bir askeri gücümüz var. Uluslararası hukuk kapsamında her yerde faaliyet göstereceğiz." ifadesini kullandı.

McKenzie, Orta Doğu'da herhangi bir ülkedeki istikrarsızlığın kontrol edilmediği takdirde başka ülkelere sıçradığının altını çizerek, "İstikrarlı bir Orta Doğu, istikrarlı bir dünyanın temelini oluşturur." dedi.

CENTCOM bölgesindeki istikrara yönelik en büyük tehdidin, İran rejiminin "kötü niyetli hırsları" olduğunu ifade eden McKenzie, "Hegemonik hırsları, yanlış davranışları, bize ve bölgedeki ortaklarımıza yönelik tehditleri, yıllardır (İran) rejimin politikalarının değişmeyen unsurları olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

McKenzie, Amerikan yönetiminin, davranışlarını değiştirmesi için Tahran'ı diplomatik ve ekonomik baskı altında tuttuğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

"İran rejiminin ordumuzun kapasitesini bildiğini ve buna önemli ölçüde saygı gösterdiğini biliyoruz. Bu iyi bir şey. ABD ile doğrudan bir askeri çatışmaya girmekten kaçınıyorlar ancak bir karmaşa alanında bizimle silahlı çatışmaya girmeden insanlarımıza, menfaatlerimize, dost ve müttefiklerimize saldırma konusunda istekli ve bu kabiliyete sahip olduklarını gösteriyorlar."

İran'ın Yemen'e balistik füze kaçırdığını ve bu füzelerin Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) karşı kullanıldığını iddia eden ABDli komutan, Tahran'ın siber saldırılarını da son yıllarda 12 kat artırdığını iddia etti.

McKenzie, geçen CENTCOM Komutanlığı görevini Orgeneral Joseph Votel'den devralmıştı.

ABD-Meksika sınırında gözaltına alınan göçmen sayısı 100 bini geçti

NEW YORK (AA) – ABD-Meksika sınırında gözaltına alınan göçmenlerin sayısı geçen ay 100 bini geçti.

ABD Gümrük ve Sınır Koruma yetkilileri nisan ayında ülkeye, Meksika sınırından giren 109 bin 144 göçmeni göz altına alındığını açıkladı.

ABD'ye yasadışı yollardan girenlerin sayısının geçen aya oranla yüzde 6, geçen yıla göre ise iki kat arttığını bildiren yetkililer, ülkeye bir yılda giriş yapan göçmenlerin sayısının 1 milyonu aşmasının beklendiğine işaret etti.

ABD Sınır Devriyesi Başkanı Carla Provost ise Washington'da Senato'da yaptığı konuşma, bu krize daha fazla kaynak akıtılmasının sorunu çözmeyeceğini belirterek, sınır kontrolünü kaybetmekten endişe duyduklarını söyledi.

Orta Amerika ülkeleri Guatemala, Honduras ve El Salvador'dan ''şiddet ve yoksulluk'' gibi nedenlerle yola çıkan göçmenler, Meksika sınırından ABD'ye gelmeye devam ediyor.

Göçmen karşıtı politikaları nedeniyle eleştirilen ABD Başkanı Donald Trump ise "yasa dışı göç ve uyuşturucu trafiğiyle" mücadele için Meksika ile olan sınıra duvar örülmesi gerektiğini savunuyor.

ABD'den İran'ın demir, çelik, bakır ve alüminyum sektörlerine yaptırım

WASHINGTON (AA) – ABD ile İran arasındaki gerilim iyice tırmanırken ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın demir, çelik, bakır ve alüminyum sektörlerine yaptırım getiren başkanlık kararına imza attı.

Beyaz Saray, ABD Başkanı Trump'ın imzaladığı başkanlık kararnamesini yazılı bir açıklamayla duyurdu.

Söz konusu başkanlık kararına göre ABD yönetimi, İran'ın demir, çelik, alüminyum ve bakır sektörlerini hedef alan yaptırımları uygulamaya koyuyor.

ABD'nin İran'la nükleer anlaşmadan ayrılmasının 1. yıl dönümüne rastlayan kararname hakkında Trump, "Bugün İran'ın petrol-dışı en önemli ihracat gelirlerinin kaynağı olan demir, çelik, alüminyum ve bakır sektörlerine yaptırımlar getiren başkanlık kararına imza atıyorum." ifadelerini kullandı.

Trump, İran'ın nükleer anlaşma sürecinde terör odaklarına destek vermeye devam ettiğini, füzeler geliştirdiğini ve bölgesel çatışmalarda rol oynadığını savunarak, "Aldığımız kararlar neticesinde artık İran rejimi terörü desteleme fonlarını bulmakta zorlanıyor, ekonomisi beklenmedik bir depresyona giriyor, hükümet gelirleri kuruyor ve enflasyonu kontrolden çıkıyor." değerlendirmesinde bulundu.

ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı kampanyasının başarılı olduğunu ifade eden Trump, son dönemde yönetiminin aldığı yeni yaptırım kararlarını örnek olarak gösterdi.

Trump yönetimi, 8 Mayıs 2018'de, 2015'te imzalanan İran'la nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklamıştı.

Sonrasında Tahran yönetiminin petrol ihracatını hedef alan yaptırımları uygulamaya koyan ABD, nisan ayında İran Devrim Muhafızlarını "yabancı terör örgütleri" listesine almıştı.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesine karşılık ülkesinin nükleer faaliyetlerinin bir kısmını yeniden uygulamaya başlayacağını açıklamıştı.

Trump yönetimi, İran'la ilgili istihbaratı abartmış

WASHINGTON (AA) – Donald Trump yönetimindeki "şahin" bir grubun, "İran'ın bölgedeki bazı Amerikan birliklerine saldırı hazırlığında olduğu" şeklindeki istihbaratı abartarak bölgeye uçak gemisi taarruz grubu gönderilmesini sağladığı ileri sürüldü.

Amerikan Daily Beast haber sitesinde yer alan ve adı açıklanmayan bazı üst düzey ABD'li yetkililere dayandırılan iddia, Amerikan kamuoyunda yankı buldu.

Haberde, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın başını çektiği Beyaz Saray'daki "şahin" bazı isimlerin, İran'la ilgili bir istihbaratı olduğundan daha büyük bir tehdit olarak yorumlayıp bölgeye uçak gemisi taarruz grubu gönderilmesinde önemli rol oynadıkları iddia edildi.

  • İstihbarat doğru, reaksiyon abartılı

Daily Beast'e konuşan bir yetkili, söz konusu istihbaratın doğru olduğunu, ancak yönetimin bu istihbarata aşırı tepki vererek bölgeye uçak gemisi gönderdiğini belirtti.

Bir diğer yetkili ise söz konusu istihbarata göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin, "Irak'taki İran'a bağlı güçlere Amerikan birliklerine yönelik saldırı konusunda talimat verdiğinin" bildirildiğini söyledi.

Bu istihbaratın ele alındığı toplantıda verilecek karşılığın "büyütüldüğünü" kaydeden yetkili, "Buradaki risk, yanlış hesap yapıp tansiyonu artıran düşük seviyeli (İran adına hareket eden) bir 'proxy' birimidir. Tehdit, betimlendiği kadar yakın olmasa da biz bu reaksiyonumuzla istihbarata bir mesaj gönderiyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Haberde, pazar günü Beyaz Saray'da yapılan ulusal güvenlik toplantısına katılan bazı isimlerin İran'a çok güçlü bir mesaj gönderilmesini savundukları, bunun sonucunda da uçak gemisi taarruz grubunun gönderilmesi kararının çıktığı iddia edildi.

  • Bolton duyuruyu yapmıştı

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton, pazar günü yaptığı açıklama ile USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Görev grubunun bir bombardıman görev gücü ile birlikte Körfez'e yönlendirildiğini bildirmişti. Bolton, bu sevkiyatı İran yönetimine "net ve kesin bir mesaj" olarak nitelemişti.

Amerikan medyasında yer alan bazı haberlerde İsrail istihbaratının ABD'ye İran'ın bölgedeki Amerikan askerlerine yönelik saldırı hazırlığında olduğu bilgisini ulaştırması üzerine Washington'un söz konusu kararı aldığı iddia edilmişti.

Şilili boksör Meksika sınırında kayboldu

ANKARA (AA) – Şilili boksör Ramon Mascarena'nın 6 Mayıs'tan bu yana kayıp olduğu bildirildi.

Şili basınında çıkan haberlere göre, Meksika'da ikamet eden Mascarena, 10 Mayıs'taki boks maçı için 6 Mayıs'ta ABD sınırına gitti.

Belgelerindeki eksiklikler nedeniyle bir süre sınırda beklemek zorunda kalan Mascarena'dan o tarihten bu yana haber alınamadı.

Şilili boksörden uzun süre haber alınamayınca polise başvuran boksörün kız kardeşi, sosyal medya aracılığıyla abisinin bulunması için yetkililerden yardım istedi.

Boksörü arama çalışmaları devam ediyor.

“Bağdat, çatışma değil buluşma yeridir”

BAĞDAT (AA) – Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, ABD ile İran arasındaki olası çatışma senaryolarına karşı ülkesinin çatışma değil buluşma yeri olduğunu söyledi.

Abdulmehdi'nin basın ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre Irak Başbakanı, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile dün akşam saatlerinde başkent Bağdat'ta bir araya geldi.

Görüşmede Abdulmehdi, ABD ile İran arasında yaşanabilecek çatışmada Irak sahasının kullanılabileceği şeklindeki senaryolara karşı, ülkesinin dengeli bir dış politika izlemeyi sürdürdüğünü belirterek, "Bağdat, çatışma değil buluşma yeridir." dedi.

ABD'nin Irak için önemli ve stratejik müttefik olduğunu ve bu ülkeyle ilişkilerini geliştirmek istediklerini kaydeden Abdulmehdi, "İran ve diğer tüm komşu, dost ülkelerle kardeşlik ve dayanışma köprüleri kuruyoruz." ifadelerini kullandı.

Pompeo da ABD ile iyi ilişkiler geliştirmek isteyen Irak hükümetinin, güvenliğin sağlanması ve yabancı yatırımların ülkeye getirilmesi konusundaki çabalarından ötürü duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, dün akşam saatlerinde sürpriz bir şekilde Irak'ın başkenti Bağdat'a gelerek Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve Dışişleri Bakanı Muhammed Ali el-Hekim ile görüşmüştü.

ABD'deki üniversitelerde rüşvet skandalı

BOSTON (AA) – ABD'de geçen ay patlak veren üniversitelere öğrenci kabullerinde rüşvet skandalında, Kaliforniya eyaletinde yaşayan bir özel sektör yöneticisi, çocuğunun üniversiteye kabul edilmesi için aracılara rüşvet verdiğini kabul etti.

Kaliforniya'da bir halka ilişkiler şirketinde yöneticilik yapan Stephen Semprevivo, oğlunun Georgetown Üniversitesine sporcu statüsünde kabul edilmesi için, Gordon Ernst adlı tenis antrenörüne 400 bin dolar rüşvet ödediğini itiraf etti.

Daha önce Stanford Üniversitesine kabul edilen Yusi Zhao adlı Çinli kız öğrencinin ailesi, skandalın odağındaki, öğrencileri sahte sporcu statüsünde göstererek üniversitelere kabul edilmelerine aracılık eden danışmanlık firmasının yetkilisi William Singer'a 6,5 milyon dolar ödeme yaptığını belirtmişti.

  • Üniversitelerde rüşvet skandalı

Boston eyaletindeki federal savcılar, geçen ay, 2011-2019 döneminde çocuklarının Yale, Georgetown, Stanford ve Güney California Üniversitesi gibi okullara kabul edilmesi için bir danışmanlık firmasına toplam 25 milyon dolar ödeme yaptıkları gerekçesiyle aralarında Hollywood yıldızları ve iş insanlarının da bulunduğu 50 kişiye dava açmıştı.

Ailelerin ödemeleriyle okul koçlarına rüşvet veren danışmanlık şirketinin, aslında sporcu olmayan öğrencilere sahte profiller hazırlayarak onların okullara sporcu kadrosundan girmelerini sağladığı ayrıca üniversiteye giriş sınavını yapan yöneticilere de rüşvet vererek öğrencilerin yerine başka kişileri soktuğu belirtilmişti.

Aralarında ünlü oyuncu Felicity Huffman'ın da bulunduğu birçok aile, geçen ayın başında, haklarındaki suçlamaları kabul edeceklerini açıklamıştı.

Amerikan basınında geçen ay yer alan habere göre, rüşvet skandalı nedeniyle devam eden davada yargılanan 16 kişi hakkındaki ithamlara, "kara para aklama" suçlaması da eklenmişti.

Söz konusu 16 kişi arasında, kızlarının Güney California Üniversitesine kabul edilmesi için 500 bin dolar rüşvet vermekle suçlanan Hollywood yıldızı Lori Loughlin ve moda tasarımcısı eşi Mossimo Giannulli de bulunuyordu.