Trump'tan Demokratların muhtemel Başkan adayı hakkında açıklama

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, 2020'de ABD'de yapılacak Başkanlık seçimlerinde Demokratların adayı olması beklenen Senatör Elizabeth Warren hakkında, “Ülkemizi Venezuela’ya çevirir.” değerlendirmesinde bulundu.

Trump, gelecek Başkanlık seçimlerinde Demokratların adayı olarak kendisine karşı yarışması beklenen Massachusetts Senatörü Warren hakkında gazetecilere açıklama yaptı.

Demokrat partinin saygın isimlerinden biri olarak kabul edilen Warren'in kendisiyle yarışmasını umduğunu belirten Trump, “Umarım Başkanlık için yarışır, çünkü çok kolay bir rakip olacaktır. Umarım yarışır. Zor olacağını hiç düşünmüyorum." dedi.

Trump, Warren'in ülkeyi mahvedeceğini ileri sürerek, "Ülkemizi mahveder. Ülkemizi Venezuela’ya çevirir.” ifadelerini kullandı.

Senatör Elizabeth Warren, ABD'de 2020'de yapılacak Başkanlık seçimleri için Demokratların muhtemel adayları arasında yer alıyor.

Advertisements

Amerikalı Senatörden “Suudi Arabistan” açıklaması

WASHINGTON (AA) – ABD’nin Illinois eyaleti Senatörü Dick Durbin, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasının Suudi Arabistan yönetiminin “aşırıcılığına bir örnek” olduğunu belirterek, "Suudi Arabistan’ı güvenebileceğimiz bir müttefik olarak değerlendirmemeliyiz. Kendisini eleştirenleri susturuyorlar." dedi.

Senatör Durbin, CNN televizyon kanalına yaptığı açıklamada, İstanbul’daki Suudi konsolosluğuna girdikten sonra kendisinden haber alınamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı ve Washington- Riyad ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi Prens Halit bin Salman bin Abdulaziz’in kendisini telefonla aradığını aktaran Senatör Durbin, "Suudi büyükelçi, Kaşıkçı soruşturmasına ABD’nin dahil olmasını istemediklerini bildirdi." ifadesini kullandı.

Durbin, Kaşıkçı olayının Suudi Arabistan yönetiminin “aşırıcılığına bir örnek” olduğunu vurgulayarak, "Suudi Arabistan’ı güvenebileceğimiz bir müttefik olarak değerlendirmemeliyiz. Kendisini eleştirenleri susturuyorlar ve (Kaşıkçı olayı) bildiğimiz en sıra dışı olay. Fakat biz şimdi bu konu hakkında ne yapacağız? İlişkileri normal bir şekilde devam mı ettireceğiz? Daha fazla otel yaptırıp, silah mı satacağız? Umarım farklı bir adım atarız.” diye konuştu.

ABD'nin, Yemen’de savaş, kıtlık ve ölümlerden sorumlu Suudi yönetimini desteklediğini belirten Durbin, "Yarın desteği çekmemiz gerekir.” dedi.

Durbin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin acil bir şekilde Suudi Arabistan’a verdiği desteği çekmesi ve ekonomik yaptırımlar uygulaması gerektiğini kaydetti.

Trump, ABD'de bazı senatörlerin, Suudi Arabistan'a askeri yardımların kesilmesi yönündeki çağrılarına karşılık, "Böyle bir adım bizi yaralar." ifadesini kullanmıştı.

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine katkı veren ve Batı medyasında Ortadoğu ile ilgili haberleriyle tanınan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim'de resmi işlemler için Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra ortadan kaybolmuştu.

ABD'li CEO’lar Riyad'daki konferanstan desteğini çekmeye devam ediyor

NEW YORK (AA) – Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın akıbetinin belirsizliğini koruması nedeniyle, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın himayesinde gerçekleştirilmesi planlanan ve "Çöldeki Davos" olarak nitelendirilen "Geleceğe Yatırım Girişimi" (Future Investment Initiative) konferansından çekilenlere her gün yeni isimler ekleniyor.

ABD'nin en büyük bankalarından Chase'in Üst Yöneticisi (CEO) Jamie Dimon ve Ford'un Yönetim Kurulu Başkanı Bill Ford, konuşmacı olarak katılmayı planladıkları konferanstan çekildiklerini açıklayan son isimler oldu.

JPMorgan Chase'den bir yetkili, yaptığı açıklamada, Dimon'ın daha önce katılmayı planladığı konferansa katılmayacağını belirtirken Ford'dan yapılan açıklamada da Yönetim Kurulu Başkanı Ford'un "programlamadan" dolayı konferansta yer almayacağı belirtildi.

ABD merkezli yatırım şirketler Blackrock'un CEO'su Larry Fink ve Blackstone'un CEO'su Stephen Schwarzman da konferansa katılmama kararı aldı.

Ayrıca Google'ın eski yöneticilerinden Kai-Fu Lee de konferansa katılmayacağını açıklayan bir başka isim oldu.

– Önemli basın kuruluşları da sponsorluklarını çekti

Önemli yöneticilerin yanı sıra konferansın basın sponsorları da bir bir çekiliyor.

Konferanstan medya sponsorluğunu çektiğini açıklayan son kuruluş New York merkezli Bloomberg oldu.

ABD'nin bir diğer önemli basın kuruluşu Fox hala sponsorlar arasında kalmaya devam ederken Kaşıkçı'nın durumunu da takip ettiklerini kaydetti.

– ABD'li Bakan konferansa katılmakta kararlı

Konferansa hala katılmayı planlayan isimler arasında ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin dikkati çekiyor.

Hazine Bakanlığından bir yetkili, hafta sonu yaptığı açıklamada, bakanlık yetkililerinin Kaşıkçı'nın akıbeti hakkındaki gelişmeleri takip edeceklerini ve buna göre bir değerlendirme yapacaklarını belirtti.

– Büyük umutlarla başlayan konferansa destek eridi

Konferanstan basın sponsorluğunu çeken ilk kuruluş New York Times olmuş, ardından ABD merkezli yayın kuruluşları CNN, CNBC, Huffington Post, Los Angeles Times ve İngiliz Financial Times gazetesi çekilmişti.

Ayrıca İngiltere Merkezli The Economist dergisinin genel yayın yönetmeni Zanny Minton Beddoes, New York Times yazarlarından Andrew Ross Sorkin ve Uber'in Üst Yöneticisi (CEO) Dara Khosrowshahi de konferansa konuşmacı olarak katılma planını iptal etmişti.

Riyad'da 23-25 Ekim'de düzenlenecek konferans, ev sahibi Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman'ın ülkesinin, petrole bağlılığının bitirilmesi için 2030 Vizyonunun vitrine çıkarılması için planlanmıştı.

Kaşıkçı'nın da yazarları arasında bulunduğu Washington Post gazetesi, ABD istihbaratının yaptığı bir dinlemede, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Kaşıkçı'nın bazı vaatlerle Suudi Arabistan'a dönmesinin sağlanması, daha sonra da tutuklanmasını emrettiğini ileri sürmüştü.

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine katkı veren ve Batı medyasında Ortadoğu ile ilgili haberleriyle tanınan Kaşıkçı, 2 Ekim'de resmi işlemler için Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra ortadan kaybolmuştu.

“Bugün Türkiye'ye karşı çok iyi bir hissiyatım var”

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandığı davada 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilerek serbest bırakılan Amerikalı rahip Brunson konusunda, "Türkiye ile herhangi bir anlaşma yapmadık. 2 gün öncesine göre bugün Türkiye hakkındaki hislerim daha farklı. Bugün Türkiye'ye karşı çok iyi bir hissiyatım var." dedi.

Trump, Florida'ya hareketinden önce Beyaz Saray'ın bahçesinde gazetecilere rahip Brunson konusunda değerlendirmeler yaptı.

Türkiye ile Brunson konusunda bir anlaşma yapıp yapmadıkları şeklindeki soruyu yanıtlayan ABD Başkanı Trump, "Türkiye ile herhangi bir anlaşma yapmadık. 2 gün öncesine göre bugün Türkiye hakkındaki hislerim daha farklı. Bugün Türkiye'ye karşı çok iyi bir hissiyatım var." şeklinde konuştu.

Trump ayrıca, "Rahip Brunson artık evinde ve bundan çok mutluluk duyuyoruz. Rahip Brunson Türkiye'yi seviyor. Dün de (cumartesi) söyledim, bu vesileyle Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Donald Trump, cumartesi günü rahip Brunson ve ailesini Oval Ofis'te kabul etmiş ve kabulde Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmişti.

Trump, İzmir'de, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandığı davada 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilerek hakkındaki adli kontrol hükümleri kaldırılan Amerikalı din adamı Andrew Brunson'ı Beyaz Saray'da kabulünde, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok teşekkür ediyorum. İlişkilerde eskiye dönmek için büyük bir adım." diye konuşmuştu.

AB Yüksek Temsilcisi Mogherini'den “Kaşıkçı” açıklaması

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Washington Post yazarı kayıp Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın durumuna ilişkin ABD yönetimiyle tamamen aynı çizgide olduklarını bildirdi.

Mogherini, Lüksemburg'da düzenlenen AB Dışişleri Konseyi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında, AB dışişleri bakanlarının "Suudi Arabistan yetkililerinin Türkiye ile iş birliği içinde tam bir araştırma yapılması" konusunda mutabık olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun "Suudi Arabistan yönetimine, Bay Kaşıkçı'nın ortadan kaybolmasıyla ilgili soruşturmayı tamamen desteklemesi ve bu soruşturmanın sonuçları hakkında şeffaf olması çağrısında bulunuyoruz." açıklamasını anımsatan Mogherini, "Bu konuda Washington yönetimiyle bütünüyle aynı çizgideyiz." dedi.

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine katkı veren ve aynı zamanda Washington Post gazetesinde yazılar yazan Kaşıkçı, 2 Ekim Salı günü resmi işlemler için Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna gittikten sonra ortadan kaybolmuştu.

Emniyet kaynaklarından alınan bilgide, Kaşıkçı'nın 2 Ekim'de evlilik işlemleri için gittiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmadığı teyit edilirken, başkonsolosluk binasında aynı saatlerde iki uçakla İstanbul'a gelen, aralarında yetkililerin de yer aldığı 15 Suudi vatandaşının bulunduğu, bu kişilerin daha sonra geldikleri ülkelere döndüklerinin belirlendiği kaydedilmişti.

“FETÖ, ABD'de mafya örgütü kabul edilmeli”

NEW YORK (AA) – HAKAN ÇOPUR/ DİLDAR BAYKAN – ABD'de Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) bağlı okullarda öğretmenlik yapan ancak daha sonra örgütten ayrılarak FETÖ okullarına dava açan Ersin Konkur, "Bunların ABD’de mafya örgütü olarak kabul edilmesi lazım. Hakikaten mafya bunlar. Devleti dolandıran, soyan bir örgüt." dedi.

ABD'de FETÖ'ye bağlı farklı okullarda 2008-2015 yıllarında öğretmenlik yapıp daha sonra örgütten ayrılan Konkur, örgütün ABD'deki sözleşmeli (charter) okullarındaki sahtekarlıkları belgeleriyle ortaya koydu. Konkur, ABD'de 10 yılda örgüt içinde ve dışında yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Örgüte bağlı sözleşmeli okullarda birçok olaya tanık olduğunu ifade eden Konkur, okullardaki yasa dışı adımları gördükçe örgütten uzaklaşmaya başladığını ve en nihayetinde okuldan atılma ve dava açma noktasına geldiğini belirtti.

– "Bunlar ABD'de mafya örgütü olarak kabul edilmeli"

Türkiye'de hukuken terör örgütü kabul edilen ve 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulunan bir örgüt olan FETÖ'nün ABD'deki algısının biraz farklı olduğunu anlatan Konkur, Amerikan devleti içindeki bazı unsurların veya kurumların FETÖ'yü destekliyor olabileceğine işaret ederek şunları söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti bunları terörist olarak görüyor ama ABD’de herhangi bir terör faaliyetleri yok. Bunların ABD’de mafya örgütü olarak kabul edilmesi lazım. Hakikaten mafya bunlar. Devleti dolandıran, soyan bir örgüt. ABD devleti, özellikle FBI içinde bunlarla hakikaten uğraşan, banka hesaplarını didik didik araştıran insanlar da var. Gün gelecek hepsi ortaya çıkacak. Batı bu örgütü destekliyormuş gibi görünebilir ama Batı'daki insanlar bence biraz hümanist yaklaşıyorlar olaya. Yoksa yalancı olduklarını biliyorlar."

– "Türk öğretmenlerin hepsi aldıkları maaşların belli bir kısmını geri örgüte döndürüyor"

FETÖ'nün tüm dünyadaki yapılanmasında olduğu gibi ABD'deki okullarında da maaş alan çalışanların ücretlerinin belli bir bölümünü zorunlu olarak örgüte geri verdiklerini kaydeden Konkur, "Türklerin hepsi aynı şekilde. Genel müdüründen, müdür yardımcısından öğretmenine kadar Türk olanların hepsi aldıkları maaşların belli bir kısmını geri örgüte döndürüyorlar." dedi.

"Örgüte geri ödeme sisteminin" detaylarını aktaran Konkur, Amerikan devletinin öğrenci başına ödeme yaptığı sözleşmeli okul sistemini FETÖ'nün nasıl ihlal ettiğine ilk kez Teksas'ta tanıklık ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"(Okulun müdürüne atfen) Bana diyor ki ben sana okuldan yıllık şu kadara anlaşma imzalayacağım. Para senin hesabına yatacak. Diyelim ki hesabına 3 bin 500 dolar yattı. Ama senin alman gereken (FETÖ elemanlarının hazırladığı) Excel hesaplamasına göre 3 bin dolar. Ne yapacaksın, o parayı çekip 500 dolarını bana getireceksin. Sistem bu."

Konkur, maaşın bir bölümü dışında vergi iadesini, diğer gelirlerini, zekatlarını ve kurbanlarını da örgüte vermek durumunda olduklarını söyleyerek "Bunun dışında ayrıca himmet yapacaksın. 3 bin dolardan da himmet yapacaksın. Ayriyeten (FETÖ'nün ABD'de yayın yapan bir dergisi) Fountain abonesi olacaksın, kurbanını vereceksin, zekatını vereceksin. Devamlı veriyorsun yani." şeklinde konuştu.

– "Komünist sistem gibi bir şey"

Örgüt içindeki kişilere durumlarına göre aylık belli bir gelir seviyesi belirlendiğini ve bu seviyenin üstüne çıksalar bile fazladan kazandıkları parayı yine örgüte aktarmaları gerektiğini vurgulayan Konkur, çalıştığı okulun genel müdürüyle yaşadığı bir olayı anlatırken, "Bana dedi ki 'Cumartesi günleri ek ders yapacaksın, aldığın ek ders parasını bana getireceksin çünkü sen zaten aylık alman gereken paranı aldın.' Fazla çalışmışsın, az çalışmışsın bir önemi yok. Komünist sistem gibi bir şey, yaptığın işe göre değil de iş yapmasan bile sosyal durumuna göre para alıyorsun." ifadelerini kullandı.

Okullardaki yasa dışı işleri yöneticilerin yaptığını, bunların altına imza atmayacak kişilerin ise yönetici yapılmadığını anlatan Konkur, "Mesela ben hiçbir zaman okullarda idareci olmadım. Hatta burada bir tanesi gelmişti, 'Syracuse’ta ortaokula seni müdür yapalım' dediler. Ben dedim ki 'Ben müdür olurum ama sizin yaptığınız hiçbir illegal işi yapmam'. Bunu söyleyince bir daha sormadılar." diye konuştu.

Sözleşmeli okullara alınacak öğrencileri kurayla seçmeleri gerekirken karnelerine ve derslerine göre seçtiklerini dile getiren Konkur, "Benim ABD’de şahit olduğum ilk illegal mesele buydu." dedi.

Bu şekilde ABD'deki sözleşmeli okullarla ilgili prosedürlerin çiğnendiğini kaydeden Konkur, buna benzer birçok adımın ilgili eyalet kurumlarının "dikkatini çekmeden" yapıldığını belirtti.

– "Maaşı şişirip artan parayı ceplerine indiriyorlar"

ABD'de tanıklık ettiği bir diğer yasa dışı olayı da anlatan Konkur, şunları kaydetti:

"2012-13 yıllarında Dallas’ta bir tane öğretmen vardı, Türkçe öğretiyordu. Ama bu şahsa ABD’de çalışma iznine başvururken müdür yardımcısı olarak çalışma iznine başvurmuşlar. Resmiyette müdür yardımcısı olduğu için 60 bin dolar civarında yıllık maaş alıyor. Fakat normalde bu şahıs öğretmen olsa 47-48 bin dolar maaş alacak. Bu şahıs müdür yardımcılığı yapmadığı halde kağıt üzerinde müdür yardımcısı gösterip, maaşını da şişirip artan parayı da nakit olarak ceplerine indiriyorlardı. Ben bunu o zaman Teksas Eğitim Ajansına şikayet ettim. Bunu benim şikayet ettiğimi anladılar. Zaten o olaydan sonra Teksas’tan ayrılışım gerçekleşti."

– Kitapları FETÖ'nün kurumuna bastırıp parasını örgüte aktarmışlar

Diğer yandan Konkur, FETÖ'nün ABD'deki sözleşmeli okullarına belli dersler için yardımcı kitapların basılıp geldiğini ancak bunların çoğunun gerçek ders kitaplarından ziyade FETÖ'nün Türkiye'deki dershane kitaplarının çevirileri olduğunu anlattı.

ABD'deki okul ve ders sistemine uymayan bu kitapların basımı dolayısıyla ülke genelindeki örgüte ait devlet tarafından fonlanan birçok sözleşmeli okulun, yine FETÖ'ye ait özel bir başka kuruma para ödediğini ifade eden Konkur, o dönem çalıştığı Teksas'ta bunun örneklerini gördüğünü söyledi.

Konkur, "Bu kitapçıkları basan (FETÖ'ye ait) Teksas Gulf Institute. Okuldan 16 bin dolar aldı, çöpe gitti o kitapçıklar. Bunu (FETÖ'nün bölgedeki okulları) Harmony Okulları almış; o dönemde 40 taneydi bu okullar. Ben bunu 40 ile çarptım, yapıyor 640 bin dolar. Bu 640 bin doların geldiği kaynak (ABD) devletin kaynakları, yani halkın ödediği vergiler. Okul bunu Gülen örgütünün Houston’daki özel bir kuruluşuna veriyor." dedi.

– Bina kiraları üzerinden de örgüte para kazandırmışlar

Örgütün sözleşmeli okullar için kullandığı binalar üzerinden de yolsuzluklara başvurduğuna dikkati çeken Konkur, bu sistemi şu ifadelerle anlattı:

"Bina kiralayacaksın okul için. Bu okul, binayı satın almak yerine başka bir kuruluş o binayı satın alıyor. Sözleşme zaten öncesinden yapılmış. Daha o kuruluş binayı almadan önce okula kiraya vereceğini biliyor. 400 bin dolara aldığı bir binayı yıllık 200 bin dolara okula kiraya veriyor. Okul bunu iki yıl içerisinde satın alabilecekken, ne yapıyor o parayı her yıl – 2030 yılına kadar anlaşma yapılmış- o kuruluşa ödüyor."

– "Para mutlaka örgüt elemanları üzerinden dönüyor"

Örgütün, bu sözleşmeli okullardaki ihtiyaçların giderilmesinde tüm ihale işlerini kendi bünyesinde kurduğu firmalara yaptırdığını vurgulayan Konkur, şöyle konuştu:

"Okullara ait bütün mobilyalar, teknolojik ekipmanları veya çocukların üniformaları fark etmez. Bunlar için özel şirketlerle anlaşma yapılacak. Birisi bir şirket kurup mutfak kiralıyor. Bu mutfakta yemek pişirip, okullarda servis yapıyor. O para okulun ihtiyacı olan herhangi bir hizmet ya da mal alınacağı zaman mutlaka bir şekilde yolu bulunup örgüt içerisinde birine şirketler kurdurulup o şirketler üzerinden yapılıyor. İşte inşaat yapılacaksa birisi inşaat şirketi kuruyor. Temizlik ihtiyacı varsa birisi temizlik şirketi kuruyor. Para mutlaka örgüt elemanları üzerinden dönüyor yani. Olayın esası bu. Bu sözleşmeli okullar, sözde kar gütmeyen okullar. Konuştuğumuz vakıflar da kağıt üzerinde kar amacı gütmeyen vakıflar. Söz konusu paralar da çok büyük meblağlar. Öğrenci başına 10 bin dolardan falan bahsediyoruz şu anda. Bu para bunların kontrolünde ve bir şekilde o para Gülen’in şirketlerine transfer ediliyor."

– "FBI içinde bu işle çok ciddi ilgilenen insanlar var"

Söz konusu sözleşmeli okullardaki sahtekarlıklarla ilgili Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve ilgili diğer eyalet birimlerinin zaman zaman incelemeler yaptıklarını ifade eden Konkur, "FBI’ın genel yaklaşımı nedir bilemem ama FBI’ın içerisinde bu işle çok ciddi ilgilenen insanlar olduğunu biliyorum." dedi.

FETÖ bünyesinde kimsenin üstlerinden izin almadan bir şey yapmasının hoş karşılanmadığını, hatta bunların yaptırımının olduğunu kaydeden Konkur, "Örgütün yapılanması içinde şöyle bir durum var: Özgürlük yok. Özgürlük olmadığı için 'şu arabayı alabilir miyim?' diye sorman lazım. Evlenirken sorman lazım. Bir yere, şehir dışına giderken sorman lazım. Bir şekilde kendi içindeki insanların hayatını kontrol altına alıp otorite kurma çabaları var." ifadelerini kullandı.

– Geriye dönük sözleşme hazırlamışlar

Okulun sponsorluğunda "ABD'de oturma izni" (Green Card-Yeşil Kart) alana kadar örgütün kendisinden yaptığı parasal kesintileri bir şekilde kabullenmek zorunda kaldığını anlatan Konkur, Yeşil Kartını aldıktan sonra kendisine FETÖ’ye daha fazla para ödemek istemediği için geriye dönük düşük maaşlı sözleşme imzalatılmak istendiğini belirtti.

Bu olayın ardından 2015 yılının mayıs ayında New York eyaleti Utica şehir mahkemesine başvurduğunu söyleyen Konkur, sözleşmeyle ilgili süreç bağlamında okulun kendisiyle anlaştığını ve o davadan vazgeçtiğini ifade etti.

Dava düştükten sonra FETÖ'ye ait Utica Bilim Akademisi adlı okuldan atıldığını belirten Konkur, 1 yıl işsiz kaldığını, ardından da FETÖ ile ilgisi olmayan özel bir okulda iş bularak çalışmaya başladığını anlattı.

– "Amerikalı arkadaşlar şoke oldu"

Ardından mart ayında FETÖ'nün ilgili kurumlarına karşı 6 şikayetten dava açtığını ifade eden Konkur, şöyle konuştu:

"Hakim 3 tanesini kabul etti. Bunlar benden haksız, tehdit yoluyla alınan paralarla alakalı. Sorgulama olacak, bunun sonunda jüri huzurunda duruşma olacak. Biz bu davayı kazanacağımıza eminiz, elimizde şu an mahkemeye sunduğumuz iki tane ses dosyası var, başka ses dosyaları da var, ihtiyaca göre onları da sunabiliriz. Hakim karar vermeden önce ses kaydı olan iki toplantının ilgili bölümlerini tercüme ettirdik. Bu tercümeleri mahkemeye sunduk. Bu tercümeleri okuyan Amerikalı arkadaşlar da şoke oldu. Bu insanların böyle şeyleri konuşabilmesi karşısında 'iğrenç' ifadesini kullananlar oldu, 'bu bir tiyatro mu?' diyenler oldu. İnsanlar bunun gerçek olabileceğine inanamadı."

FETÖ'nün bir terör örgütüne nasıl dönüştüğüne ilişkin görüşleri sorulan Konkur, şu ifadeleri kullandı:

"Benim anladığım şu: Burada (ABD'de) devletin kaynaklarını örgüte kanalize etme faaliyetlerini Türkiye’de daha ciddi boyutlarda yapmışlar. Devletin kaynaklarını kanalize ederek örgütü besliyorsun. Musluk kesildiği zaman içerde kriz meydana geliyor. Kriz meydana gelince dengeleri bozuldu. Çok mantıksız, akla uymayan kararlar aldılar. Ama herkesin bir planı var, Allah’ın da. Demek ki onların o hataları yapmaları gerekiyormuş. O yaptıkları hatalarla işin iç yüzü ortaya çıkmış oldu."

– "Gözlerini açıp düşünsünler"

Sözlerinin sonunda hala FETÖ örgütüyle bir şekilde ilişkili olan kişilere çağrıda bulunan Konkur, "Tavsiyem, gözlerini açıp düşünsünler; neyin ne olduğunu biraz da dışarıdan bakarak anlasınlar. Propagandaya çok maruz kalıyorlar. Bir sene içinde kendimi çok sorguladım. Döndüm bazı vaazları tekrar dinledim. Değişik bir gözle dinledim. Nasıl böyle şekillendim, nasıl bu noktaya gelebildim diye sorguladım. Çok ilginç noktalar yakaladım. Nasıl bir psikolojiye girdiğimi anlamaya çalıştım. İnsanlar da bunu anlamaya çalışsınlar. Kendilerini yalan söylemeye mecbur bırakan bu cendereden bir şekilde dışarı çıkmanın yollarını arasınlar." dedi.

ABD'li perakende devi Sears, iflas başvurusu yaptı

ANKARA (AA) – ABD'de 132 yıllık perakende zinciri Sears, iflas için mahkemeye başvurdu.

CNN'de yer alan habere göre, Sears ve Kmart mağaza zincirlerini bünyesinde barındıran Sears Holding, borçlarını ödeyemediği için New York'taki Federal Bölge Mahkemesi'ne iflas başvurusunda bulundu.

Holdingin bugün itibarıyla vadesi dolan 134 milyon dolarlık borç taksitini ödeyemeyeceği için iflas başvurusunda bulunduğu belirtildi.

Holdingin en büyük hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı Eddie Lampert, yaptığı açıklamada, şirketin son dönemde daha sağlıklı bir borç yapısı oluşturmak için çaba harcadığını ancak zararlar nedeniyle istenilen hedeflere ulaşılamadığını kaydetti.

İflasın şirketin, borçlarını ve işletme maliyetlerini dengelemesi için fırsat olacağını belirten Lampert, "Daha karlı ve rekabetçi bir perakende şirketi olabilmek için bu gerekli." ifadesini kullandı.

İflas başvurusunun ardından Lampert'in görevinden ayrıldığı, şirketin geçiş aşamasında 3 profesyonel yönetici tarafından idare edileceği bildirildi. Şirketin, iflasın ardından da piyasada kalmayı sürdüreceği, karlılığını sürdüren mağazaların çalışmaya devam edeceği kaydedildi. Ayrıca, Sears ve Kmart'ın internet satış platformlarının da açık kalacağı belirtildi.

Amerikan toplumunun alışveriş alışkanlıklarını belirleyen 132 yıllık şirket, Amazon gibi internetten alışveriş platformlarının yaygınlaşması nedeniyle uzun süredir karlılığını sürdürmekte zorlanıyordu.

ABD'de son yıllarda Toys "R" Us, RadioShack ve Sports Authority gibi perakende zincirleri, iflaslarını açıklayarak piyasadan çekilmişti.

ABD'li senatörlerin “Kaşıkçı” tepkisi sürüyor

WASHINGTON (AA) – ABD Senatosunda Cumhuriyetçilerin önemli isimlerinden Florida Senatörü Marco Rubio, kaybolan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı konusunda, "Yönetim hiçbir olasılığı göz ardı etmemeli ve her seçenek karşılık olarak masada olmalı." değerlendirmesini yaptı.

Amerikan CNN kanalında yayımlanan "Birliğin Durumu" adlı programa katılan Rubio, Trump yönetimine Kaşıkçı konusunda çağrı yaptı.

Marco Rubio, "Bu konuda neler olduğunu anlayana kadar (Suudi Arabistan ile) işimize normalde olduğu gibi devam etmemiz gerektiğini düşünmüyorum." şeklinde konuştu.

Riyad'da 2 hafta sonra gerçekleştirilecek yatırım konferansına ABD adına katılması beklenen Hazine Bakanı Steven Mnuchin'in katılımı konusunda "Bence gitmesi gerekmiyor." diyen Rubio, Trump yönetimine Kaşıkçı konusunu aydınlatmak için daha fazla çaba göstermesi çağrısında bulundu.

– "Kongre müdahil olur"

Marco Rubio, "Yönetim hiçbir olasılığı gözardı etmemeli ve her seçenek karşılık olarak masada olmalı." yorumunu yaptı.

Cemal Kaşıkçı'nın öldürüldüğünün ortaya çıkması ve Trump yönetiminin herhangi bir adım atmaması durumunda ne olacağı sorulan Rubio, "O durumda Kongre bu olaya müdahil olur. (Yönetimin tepkisi) sembolik olamaz, sadece bazı sözlerden ibaret olamaz." değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan, ABC kanalında yayımlanan bir programda konuşan Cumhuriyetçi Arizona Senatörü Jeff Flake ise Kaşıkçı'nın akıbeti konusunda Suudi tarafının şu ana kadarki açıklamalarının "mantıklı" olmadığını söyledi.

Flake, "Oradaki kameraların çalışmadığını, kayıt almadığını söylemeleri mantıklı değil. Şu ana kadar iyi bir açıklamaları yok ve sanıyorum bunu biliyorlar." dedi.

– "Reddetmeleri inandırıcı gelmiyor"

Diğer yandan, eski Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Brennan da "Eğer Kaşıkçı Türkiye'de bir otelde veya özel bir mülkte iken ortadan kaybolsaydı, Suudi yönetiminin olayı reddetmesi kabul edilebilir olurdu. Ancak Kaşıkçı, Suudi konsolosluğuna girdiği kamera görüntüleriyle belgelenen bir zamanda ortadan kayboldu. O yüzden (olayı) reddetmeleri hiç inandırıcı gelmiyor." diye konuştu.

– Olay

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine katkı veren ve aynı zamanda Washington Post gazetesinde de yazılar yazan Cemal Kaşıkçı'dan, 2 Ekim Salı günü resmi işlemler için Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna gittikten sonra bir daha haber alınamamıştı.

Emniyet kaynaklarınca yapılan değerlendirmede, Kaşıkçı'nın gittiği Suudi Arabistan Başkonsolosluğundan bir daha çıkmadığı teyit edilirken, başkonsolosluk binasında aynı saatlerde, 2 uçakla İstanbul'a gelen ve aralarında yetkililerin de yer aldığı 15 Suudi vatandaşının bulunduğu, bu kişilerin daha sonra geldikleri ülkelere döndüklerinin belirlendiği kaydedilmişti.

ABD'den Irak'ta kurulacak yeni hükümete destek

BAĞDAT (AA) – ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan, ülkesinin, Irak'ta Adil Abdulmehdi tarafından kurulması beklenen yeni hükümeti destekleyeceğini belirtti.

Hükümeti kurmakla görevlendirilen Abdulmehdi'nin ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Adil Abdulmehdi, resmi temaslarda bulunmak üzere Bağdat'a gelen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Sullivan'ı kabul etti.

İki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve başta Irak olmak üzere bölgedeki durumun ele alındığı görüşmede ayrıca Irak'ın terörle mücadeledeki başarısının ardından ülkenin yeniden imarı konusunda verilen uluslararası desteğin devam etmesi konusuna değinildi.

John Sullivan ise görüşmede, hükümeti kurma görevini alması nedeniyle Abdulmehdi'yi tebrik ederek, "ABD, Irak'ın ve kurulacak hükümetin her alanda destekçisi olacak." ifadesini kullandı.

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, Meclis tarafından seçildiği 2 Ekim'de hükümeti kurma görevini Adil Abdulmehdi'ye vermişti. Adil Abdulmehdi'nin bir ay içerisinde hükümeti kurması gerekiyor.

Trump Mattis'in kalıp kalmayacağından emin değil

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı James Mattis'in göreve devam edip etmeyeceğiyle ilgili, "Onunla çok iyi bir ilişkimiz var, kendisi iyi bir insan. İyi anlaşıyoruz ancak kendisi ayrılabilir, yani bir noktada herkes ayrılabilir." değerlendirmesini yaptı.

Trump, Amerikan CBS kanalında yayımlanan "60 Dakika" programında, kabinesindeki görev değişikliklerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Mattis'in ayrılıp ayrılmayacağına ilişkin görüşü sorulan Donald Trump, James Mattis'in görevine devam edip etmeyeceğiyle ilgili konuda kapıyı açık bıraktı.

ABD Savunma Bakanı'nın kendisine "görevden ayrılmak istediği" şeklinde herhangi bir niyet beyanında bulunmadığını kaydeden Trump, "Onunla çok iyi bir ilişkimiz var, kendisi iyi bir insan. İyi anlaşıyoruz ancak kendisi ayrılabilir, yani bir noktada herkes ayrılabilir. Burası Washington, insanlar görevlerinden ayrılır." şeklinde konuştu.

– "Kendisi biraz Demokrat"

Mattis'le ilgili, "Doğruyu bilmek isterseniz sanırım kendisi biraz Demokrat" ifadesini kullanan Donald Trump'ın yorumları, Amerikan kamuoyunda "Mattis ayrılabilir" şeklindeki tartışmaları da yeniden alevlendirdi.

Öte yandan Trump, kabinesindeki bazı isimlerden memnun olmadığını dile getirdi.

İsim vermek istemeyen ABD Başkanı Trump'ın bu değerlendirmesi, kamuoyu önünde sık sık eleştirdiği Adalet Bakanı Jeff Sessions'la ilgili bir yorum olarak değerlendirildi.

Ünlü Amerikalı gazeteci Bob Woodward'un "Korku: Trump Beyaz Saray'da" adlı kitabında, Mattis'in Trump'ı ciddi şekilde eleştirdiği iddiasına yer verilmiş ancak daha sonra hem Trump hem de Mattis kitaptaki ilgili iddiaları reddetmişti.