ABD Senatosu, Trump'ın oğlunu ifadeye çağırdı

WASHINGTON (AA) – ABD Senatosu İstihbarat Komitesi, Başkan Donald Trump'ın oğlu Donald Trump Jr. için Rusya soruşturmasıyla bağlantılı olarak resmi ifade çağrısında bulundu.

İlk olarak Axios adlı haber sitesi tarafından duyurulan resmi davet, Trump'ın çocuklarından biri için çıkarılan ilk resmi ifade çağrısı olarak kayıtlara geçti.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu komitenin Trump'ın büyük oğlunu ifadeye çağırmasının gerekçesinin ise Trump Jr.'ın eylül 2017'de Senato Adalet Komitesinde Rusya soruşturmasıyla ilgili verdiği ifade olduğu belirtildi.

Söz konusu ifadesinde babasının Rusya'daki işlerini genişletme planıyla ilgili çok az bilgiye sahip olduğunu aktaran Trump Jr.'ın aynı konuda yeniden ifadesine başvurulacak.

  • Trump'ın Rusya'daki yatırımlarını genişletme planı

Buna gerekçe olarak da Trump'ın eski avukatı Michael Cohen'in aynı konuyla ilgili verdiği ifadede "Trump Jr.'ın Rusya'daki tüm süreçlerden bütünüyle haberdar olduğunu" iddia etmesi gösterildi.

Aynı haberde Trump Jr.'ın daha önce gönüllü olarak Senato İstihbarat Komitesi önünde ifade verdiğini söylediği, şimdiki resmi ifade davetini ise anlamsız bulduğu kaydedildi.

Trump'ın büyük oğlu Trump Jr. da daha önce birkaç oturumda Senato'daki farklı komitelerde Rusya soruşturmasıyla ilgili olarak soruları yanıtlamıştı.

Özel Yetkili Savcı Mueller 22 ay süren, Trump ve 2016 seçim kampanyası ekibinin Rusya'yla gizli anlaşma yaptığı iddialarına yönelik soruşturmasının raporunu 22 Mart'ta Adalet Bakanlığına sunmuştu. Adalet Bakanı Barr ise raporun önemli bulgularını iki gün sonra bir mektupla Kongre'ye bildirmiş ve Trump'ın Rusya ile gizli bir iş birliği yaptığını gösteren bir sonuca ulaşılamadığını belirtmişti.

Trump, raporun sonucunda tamamen aklandığını savunurken, Demokratlar ise Trump'ın "adaleti engellemeye çalıştığını" iddia etmişlerdi.

Trump'ın Yemen tasarısını veto etmesine tepki yağdı

NEW YORK (AA) – ABD Başkanı Donald Trump'a, ABD'nin Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona verdiği desteği kesmesini öngören yasa tasarısını veto etmesinin ardından ABD'li politikacılardan tepki yağdı.

Daha önce hem Senato hem de Temsilciler Meclisinde onay alan Yemen tasarısının Trump'ın vetosuna takılmasının ardından, siyaset camiasından tepkiler de gecikmedi. Ayrıca Kongre'de Trump'ın veto kararının geçersiz kılınması için de çağrılar yapıldı.

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, yaptığı yazılı açıklamada, veto kararının geçersiz kılınması adımına dair herhangi bir ifadeye yer vermedi.

Yemen'deki insani krizin sonuçlarının tüm dünyayı etkilediğini belirten Pelosi, "Tüm bunlara rağmen ABD Başkanı, utanmadan Kongrenin her iki kanadında hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin onayını alan bir tasarıya karşı durmayı seçti. Başkan, seçimini Amerika'nın bu yürek parçalayan krizdeki utanç verici rolü oynamasından yana yaptı." ifadelerini kullandı.

Yemen'deki çatışmanın bir an önce bitmesi çağrısında bulunan Pelosi, Trump'ı da "barışı, siyasetin önüne koymaya" davet etti.

  • "Hayal kırıklığı yaratıcı ancak şaşırtıcı değil"

    ABD Kongresinin başörtülü ilk Müslüman üyesi Ilhan Omar da Twitter paylaşımında, Trump'ın veto kararının geçersiz kılınması çağrısı yaparak, "Bu veto kararı, aralarında çocukların da olduğu milyonlarca Yemenlinin hayatını riske atıyor ve ABD'nin dünyadaki duruşunu sarsıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu tasarıyı meclise sunan senatörler arasında yer alan ve Demokrat Partiden 2020 seçimlerinde aday adaylığını açıklayan Vermont Senatörü Bernie Sanders da Trump'ın kararına, "Yemen halkının daha fazla insani yardıma ihtiyacı var, daha fazla bombaya değil." ifadeleriyle tepki gösterdi.

Sanders, Trump'ın kararını "hayal kırıklığı yaratıcı ancak şaşırtıcı değil" diye niteledi.

  • "Yemen'deki insani krizde suç ortaklığımızı bitirme zamanı"

Tasarının bir başka destekçisi olan California Vekili Ro Khanna da Trump'ın veto kararının geçersiz kılınması çağrısı yaparak, "Trump, milyonlarca Yemenli sivili açlığın, öldürücü hava saldırılarının ve Suudi rejiminin savaş suçlarının kucağına atıyor." ifadesini kullandı.

2020 seçimlerinin bir başka aday adayı Elizabeth Warren, "Suudilere açık çekler vermeyi sürdüremeyiz. Yemen'deki insani krizde suç ortaklığımızı bitirme zamanı. Bu suç ortaklığı bitene kadar mücadeleye devam edeceğim." değerlendirmesinde bulundu.

ABD Senatosundaki Dış İlişkiler ve Silahlı Hizmetler komiteleri üyesi olan Senatör Tim Kaine, kararın geçersiz kılınması çağrısında bulunarak, "Trump, milyonlarca sivilin öldürüldüğü ve milyonlarcasının da açlığın uçurumuna sürüklendiği Suudi destekli savaşı sürdürmeye kararlı olduğunu tüm dünyaya gösterdi." mesajını paylaştı.

  • "Veto kararı büyük bir hata"

Connecticut Demokrat Senatörü Chris Murphy ise Trump'ın veto kararını "büyük bir hata olarak" değerlendirdi.

Kongrede Trump'ın veto kararına karşı durulması için çalışacağını aktaran Murphy, "Amerika, eğer sivillerin kıyımında gönüllü olarak yer alıyorsa, bir hiç uğruna duruyor demektir. Trump dönemindeki en karanlık zamanlarımızı yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.

  • Yemen tasarısı

ABD'nin Yemen'de Suudi Arabistan'a verdiği desteği kesmesini öngören yasa tasarısı 4 Nisan'da Temsilciler Meclisinde 175'e karşı 247 oyla, Senatoda ise 13 Mart'ta 46'ya karşı 54 oyla kabul edilmişti.

Söz konusu tasarıda, El Kaide ile savaşanlar hariç, Yemen'deki savaşa dahil olan ya da savaşı etkileyen tüm Amerikan askeri unsurlarının 30 gün içinde geri çekilmesi öngörülüyordu.

Tasarıyı dün veto eden Trump, Senatoya gönderdiği mektubunda veto gerekçesini, "Bu yasa tasarısı, benim anayasal otoritemi zayıflatmak için yapılan gereksiz ve tehlikeli bir girişimdir, Amerikan vatandaşlarının ve askeri personelinin hayatlarını tehlikeye atmaktadır. Bu tasarı aynı zamanda Amerikan dış politikasına da zarar verebilir." ifadesiyle açıklamıştı.

Trump'ın Riyad Büyükelçisi adayına Senato'dan onay

WASHINGTON (AA) – ABD Senatosu, Başkan Donald Trump'ın uzun süredir boş olan ABD'nin Suudi Arabistan Büyükelçiliğine aday gösterdiği John Abizaid'i oy çokluğuyla onayladı.

Trump'ın ABD'nin Riyad Büyükelçiliği için kasımda aday gösterdiği eski asker Abizaid, Senatodaki oylamada 7'ye karşı 92 "evet" oy aldı.

Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde Riyad Büyükelçiliğine atanan Joseph Westphal, Trump başkanlık koltuğunu devralmadan önce ocak 2017'de görevini bırakmıştı.

Westphal'ın görevinden ayrılmasından bu yana Christopher Henzel, ABD'nin Riyad Büyükelçiliği Mazlahatgüzarı olarak görev yapıyordu.

ABD'nin uzun süredir Riyad'da büyükelçisinin olmaması, Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim 2018'de öldürülmesinin ardından yeniden gündeme gelmişti.

  • Abizaid kimdir?

ABD Askeri Akademisinden mezun olan Abizaid, yüksek lisansını bu ülkenin en saygın üniversitelerinden biri kabul edilen Harvard Üniversitesinde Orta Doğu Çalışmaları Bölümünde tamamladı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığında (CENTCOM) en uzun süre görev yapmış asker unvanını elinde bulunduran Abizaid, emekliliğinin ardından bazı düşünce kuruluşlarında terörle mücadele alanında danışmanlık yaptı.

ABD Senatosundaki kritik Yemen tasarısı kabul edildi

WASHINGTON (AA) – ABD yönetiminin, Yemen'de devam eden savaşa dahil olan ya da savaşı etkileyen tüm askeri unsurlarını 30 gün içinde geri çekmesini öngören yasa tasarısı, Senatoda kabul edildi.

ABD Senatosu Genel Kurulunda yapılan oylamada 46'ya karşı 54 evet oyu ile kabul edilen tasarı, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suudi Arabistan politikasına önemli bir karşı çıkış olarak nitelendirildi.

Söz konusu tasarıda, El Kaide ile savaşanlar hariç olmak üzere, Yemen'deki savaşa dahil olan ya da savaşı etkileyen tüm Amerikan askeri unsurlarının 30 gün içinde geri çekilmesi öngörülüyor.

  • Temsilciler Meclisine gidecek

Söz konusu tasarının, ABD Başkanı Trump'ın önüne gidebilmesi için Kongrenin diğer kanadı olan Temsilciler Meclisinden de geçmesi gerekiyor. Demokratların çoğunluğunun elinde tuttuğu Temsilciler Meclisinde tasarının kabul edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

ABD yönetiminin Suudi Arabistan'a Yemen'de devam eden savaşta verdiği destek uzun süredir Kongrede tartışmalara neden olmuş, geçen aralık ayında Senatoda kabul edilen benzer bir tasarı, o zaman Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisinde kabul edilmemişti.

Kasım ayında yapılan Kongre ara seçimlerinin ardından yenilenen Senato ve Temsilciler Meclisinde söz konusu Yemen tasarısının yeniden gündeme geleceği belirtilmişti.

Şubat ayı içinde, ABD'nin Yemen'de devam eden savaşta Suudi Arabistan'a verdiği askeri desteği kesmesini öngören ayrı bir yasa tasarısı, Temsilciler Meclisinde kabul edilmişti.

Demokrat senatör, Beyaz Saray'dan Kaşıkçı cinayeti dokümanlarını istedi

WASHINGTON (AA) – ABD Senatosunun Dış İlişkiler Komitesindeki en kıdemli Demokrat ismi Senatör Bob Menendez, Donald Trump yönetimine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin tüm dökümanları komiteye teslim etmesi çağrısında bulundu.

Senato Dış İlişkiler Komitesi kıdemli üyesi Senatör Menendez, konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya bir mektup gönderdi.

Menendez, mektubunda, başta Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman olmak üzere, kraliyet ailesi veya kıdemli Suudi yetkililerinin Kaçıkçı cinayetine karışıp karışmadığına yönelik tüm kayıtların kendilerine teslim edilmesini istedi.

Menendez, mektupta, "Birçok muteber delile rağmen mevcut yönetim ilgili yasanın ruhundan da kendisinden de kaçıyor. Bu, hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan bir ülke için kabul edilemez." ifadesini kullandı.

ABD Senatosu Trump yönetimine Kaşıkçı cinayetine ilişkin "Magnitsky Yasası" kapsamında Veliaht Prens bin Selman'ın cinayete dahil olup olmadığını belirten bir rapor istemiş, rapor için Beyaz Saray'a 120 gün süre tanımıştı.

Geçen hafta Beyaz Saray'a verilen süre dolmuş ancak Trump yönetiminden herhangi bir yanıt gelmemişti.

Adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, AA muhabirine, Başkan Trump'ın "Komite taleplerine yanıt vermeme konusundaki takdir hakkını kullanmayı sürdüreceğini" açıklamıştı.

Beyaz Saray ile Senato arasında “Kaşıkçı” anlaşmazlığı

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cemal Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Veliaht Prensin sorumlu olup olmadığının "Magnitsky Yasası" kapsamında 120 gün içinde ortaya konmasını isteyen Senato talebine yanıt vermeyeceği bildirildi.

Kaşıkçı cinayetinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın parmağının olup olmadığı konusunda Beyaz Saray'ın resmi pozisyonunu görmek isteyen ABD Senatosu ile Trump yönetimi arasındaki çatlak büyüyor.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından 10 Ekim 2018'de Trump'a gönderilen mektupta, Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın sorumlu olup olmadığının "Magnitsky Yasası" kapsamında 120 gün içinde açık bir şekilde ortaya konması talep ediliyordu.

AA muhabirine açıklama yapan ve adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Başkan Trump'ın "Komite taleplerine yanıt vermeme konusundaki takdir hakkını kullanmayı sürdüreceğini" açıkladı.

  • "Beyaz Saray yanıt vermeyecek"

Senatonun Trump yönetimine tanıdığı süre yerel saatle 00.00'da dolarken, Beyaz Saray söz konusu talebe herhangi bir yanıt verilmeyeceği sinyalini verdi.

ABD Dışişleri Bakanlığının düzenli olarak Kongreyi Kaşıkçı cinayeti konusunda bilgilendirdiğini kaydeden üst düzey yetkili, "ABD, bu hain eylem karşısında ilk ciddi yaptırım kararı alan ülkeydi. Önceki yönetimlerin pozisyonlarıyla uyumlu ve Anayasal güçler ayrılığı ilkesine uygun olarak Başkan, Kongre komitelerinin taleplerine yanıt vermeme konusundaki takdir hakkını kullanmayı sürdürecektir." ifadelerini kullandı.

  • "Başkan yasayı ihlal ediyor"

Öte yandan AA muhabirine açıklama yapan ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Kıdemli Üyesi Bob Menendez'in Sözcüsü Juan Pachon ise Trump'ın ilgili yasayı ihlal ediyor olacağını savundu.

Pachon, Trump'ın Senatodan gelen talebe yanıt vermemeyi tercih etmesi konusunda, "Yasa açık ve net. Başkan'ın burada hiçbir takdir yetkisi yok. Kendisi ya yasaya uygun davranacak ya da yasayı ihlal edecek." değerlendirmesini yaptı.

Beyaz Saray'ın Senatoya herhangi bir yanıt vermemesi durumunda bazı senatörlerin yeni bir yasa tasarısıyla ABD'nin Suudi Arabistan'la ilişkileri, Yemen'deki savaş ve Kaşıkçı cinayeti konularını yasal düzlemde daha güçlü şekilde gündeme getirmeye hazırlandıkları belirtildi.

  • Kaşıkçı cinayeti

Evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna giden Suudi gazeteci Kaşıkçı'dan bir daha haber alınamamıştı. Cinayetin üzerinden geçen sürede Kaşıkçı'nın ne zaman, nerede ve nasıl öldürüldüğüyle ilgili bilgiler ortaya çıktı ancak cesedinin nerede olduğu konusu hala netlik kazanmadı.

  • Cinayette Suudi Arabistan izleri

Amerikan Washington Post gazetesi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA), Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaştığını yazmıştı.

Birleşmiş Milletler Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Kaşıkçı cinayetine yönelik uluslararası soruşturma kapsamında 28 Ocak-3 Şubat'ta Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada "Türkiye'deki görevim sırasında toplanan deliller, Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan devleti yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış cinayete kurban gittiğini gösteriyor." ifadesini kullanmıştı.

Senatonun Trump yönetimine verdiği “Kaşıkçı” süresi bugün doluyor

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump yönetimine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın sorumlu olup olmadığını ortaya koyması için ABD Senatosu tarafından verilen 120 günlük süre bugün doluyor.

Dünya kamuoyunu uzunca süre meşgul eden gazeteci Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesi olayında yeni bir süreç için gözler Beyaz Saray'a çevrildi.

ABD Başkanı Trump'a 10 Ekim'de mektup göndererek, Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın sorumlu olup olmadığının "Magnitsky Yasası" kapsamında 120 gün içinde açık şekilde ortaya konmasını talep eden Senato, bugün Beyaz Saray'dan yanıt bekliyor.

Amerikan medyasına yansıyan haberlerde, Beyaz Saray'ın Senatoya "sorumluluktan kaçan" bir yanıt göndererek Selman'ı doğrudan işaret etmeyeceği yönündeki beklentinin ağır bastığı ifade edildi.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, 10 Ekim günü Trump'a mektup göndererek, Kaşıkçı'nın akıbeti hakkında "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası" kapsamında soruşturma açması talebinde bulunmuştu.

Mektup, Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tennessee Senatörü Cumhuriyetçi Bob Corker, komitenin kıdemli üyesi New Jersey Senatörü Demokrat Bob Menendez, komite üyesi Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham ile komiteye bağlı Dışişleri Tahsisatları Alt Komitesi Başkanı Vermont Senatörü Demokrat Patrick Leahy tarafından hazırlanmıştı.

Kentucky Senatörü Cumhuriyetçi Rand Paul dışında tüm komite üyelerinin imzaladığı mektupta, "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası kapsamında Sayın Kaşıkçı'ya ilişkin herhangi bir ihlalde rolü olan yabancı kişilere yönelik yaptırım uygulama konusunda karar vermenizi talep ediyoruz." ifadesi kullanılmıştı.

  • Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası

Magnitsky Yasası, Dışilişkiler Komitesinden talep gelmesi durumunda ABD Başkanı'nın "ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlallerini" soruşturma şartı getiriyor.

Yasaya göre, ABD Başkanı'nın, komitenin talebinden itibaren 120 gün içinde söz konusu taleple ilgili bulguları içeren rapor ve varsa insan hakları ihlallerine karışmış yabancı kişi veya kişilere yönelik yaptırım kararını açıklama zorunluluğu bulunuyor.

Hermitage Capital Management Fonu avukatlarından Sergey Magnitsky'nin, 2009 yılında Rusya'da gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından ABD ve Avrupa ülkeleri, Rusya'nın gözaltı süresince gerekli önlemleri almadığını savunarak sorumlu bürokratların cezalandırılmasını istemişti.

Bu kapsamda 2012'de ABD'de kabul edilen Magnitsky Yasası, insan hakları ihlallerinde bulunduğu belirtilen Rus bürokratların ABD'ye girişinin engellenmesi de dahil bir dizi yaptırım getirmişti.

Kongrenin 2016'da yaptığı düzenlemeyle söz konusu yasa, ABD yönetiminin dünyanın herhangi bir ülkesindeki insan hakları ihlalleri kapsamında ilgili kişi ve kurumlara yaptırım kararı alabilmesine imkan tanıyacak şekilde genişletilmişti.

ABD'de hükümetin açılma çabaları sonuçsuz kaldı

WASHINGTON (AA) – ABD'de hükümetin yeniden açılması için Senatoda Cumhuriyetçiler ve Demokratlar tarafından sunulan iki ayrı yasa tasarısı da yeterli oy alamadı.

ABD Senatosunda Cumhuriyetçiler ve Demokratların gündeme getirdiği iki ayrı yasa tasarısı oylandı. 100 sandalyenin bulunduğu Senatoda en az 60 oya ihtiyacı olan iki tasarı da yeterli oya ulaşamadığı için reddedildi.

Cumhuriyetçiler tarafından sunulan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD-Meksika sınırına inşa etmeyi planladığı duvar için 5,7 milyar dolarlık bütçe talebini içeren tasarı 47'ye karşı 50 oyla reddedildi.

Bu oylamanın ardından bu kez Demokratlar tarafından sunulan ve federal daireleri geçici süreyle yeniden açarak Beyaz Saray ve Kongreye sınır güvenliği pazarlığında zaman tanıyan tasarı ise 52 "evet" oyuna rağmen kabul edilmedi.

Kasım ayında yapılan ara seçimlerde elde edilen sonuçlara göre Senatoda Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların ise 47 sandalyesi bulunuyor.

  • Beyaz Saray'dan yeni teklif

Öte yandan, Beyaz Saray Meksika sınırına inşa edilmesi istenen duvar konusunda Demokratlarla anlaşma sağlanamaması sebebiyle 34 gündür kapalı olan hükümetin açılması için yeni bir teklif sundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Trump'ın duvarın inşası için gerekli olan 5,7 milyar doların tamamı olmasa da "yüksek bir miktarda ödeme" yapılması koşuluyla anlaşmaya varabileceğini belirtti.

  • Federal hükümetin "kapanması" ne demek?

ABD Senatosu, federal hükümetin kasımda yapılacak ara seçimler öncesinde kapanmasını önleyecek 854 milyar dolarlık bütçe tasarısını eylülde onaylamıştı.

Amerikan kanunlarına göre Kongre 1 Ekim'de başlayıp 30 Eylül'de sona eren mali yıl için kalıcı bütçeyi onaylayamazsa geçici bütçelerle aranın kapatılması gerekiyor. Geçici bütçenin de onaylanamadığı dönemlerde harcama yetkisini kaybeden federal hükümet kapanıyor.

Bu durum yaklaşık 320 milyonu aşkın kişiye hizmet veren federal hükümetin hayati hizmetler dışındaki tüm faaliyetlerini durdurması anlamına geliyor. Bu süreçte hayati olmayan kamu çalışanları zorunlu izne çıkarılırken, ABD ordusu, CIA, FBI ve NSA gibi istihbarat kurumları, kamu hastanelerinde çalışan doktor ve hemşireler, havaalanları ve hapishanelerdeki güvenlik görevlileri gibi kamu çalışanları görevlerine devam ediyor.

"Hayati" personel kategorisinde yer alan bu çalışanlar, kapanma dönemlerindeki maaşlarını genellikle Kongre yeni bir bütçe geçirene kadar alamıyor. Ülkede "hayati olmayan" hizmetler için çalışanların sayısı yaklaşık 850 binken, "hayati" personel sayısının 2 milyon civarında olduğu belirtiliyor.

ABD Senatosunun Trump'ın eski avukatını ifadeye çağırdığı iddiası

NEW YORK (AA) – ABD Senatosu İstihbarat Komitesinin, Başkan Donald Trump'ın eski avukatı Michael Cohen'i ifade vermeye çağırdığı iddiası ortaya atıldı.

Amerikan basınına konuşan Cohen'e yakın kaynaklar, İstihbarat Komitesinin, Cohen'i, şubat ayının ortasında komiteye ifade vermesi için çağırdığını açıkladı.

Cohen'in çağrıya ne yanıt vereceğinin henüz net olmadığını belirten kaynaklar, eski avukatın, ailesinin güvenliğinden endişe duyduğunu kaydetti.

İstihbarat Komitesi, konu hakkındaki soruları yanıtsız bıraktı.

Komitedeki ifadeler, geleneksel olarak kapalı kapılar ardında yapılıyor.

Avukatı Lanny Davis, dün yaptığı açıklamada, Cohen'in Kongre'de 7 Şubat'ta vermeyi planladığı ifadeyi, ailesine ve şahsına yönelik Trump cephesinden gelen tehditler nedeniyle ertelediğini duyurmuştu.

  • 3 yıl hapse mahkum edildi

Cohen, Trump ile ilişkileri olduğu iddia edilen iki kadına susmaları için "yasa dışı para ödemek", seçim kampanya finansman kurallarını ihlal etmek, banka dolandırıcılığı yapmak ve Moskova'daki bir emlak projesi için Trump'a aracılık etmek gibi konularda federal yetkililere yalan söylemekle suçlanmıştı.

Hakkındaki federal suçlamaları ağustos ayında kabul eden ve sonraki aylarda Rusya soruşturmasını yürüten özel yetkili savcı Robert Mueller'e ifade veren Cohen, geçen ay 3 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Cohen, ABC kanalına yaptığı açıklamada, Başkan Trump'a "körü körüne" bağlı olduğu için kendine kızdığını belirterek, "Gerçekten hiçbir şekilde sadakati hak etmeyen birine (Trump) sadakat gösterdim." ifadelerini kullanmıştı.

Hakkındaki suçlamalar nedeniyle Cohen'in, 7 Şubat'ta Temsilciler Meclisinde ifade vermesi öngörülüyordu. Cohen'in, 6 Mart'ta cezaevine girmesi bekleniyor.

ABD Senatosundan Trump'ın Suriye'den çekilme kararına tepki

WASHINGTON (AA) – ABD'li bazı kongre üyeleri, ABD'nin Suriye'den çekilme kararına tepki gösterdi.

Trump'ın güçlü destekçilerinden olan Cumhuriyetçi kıdemli Senatör Lindsey Graham, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Suriye'den çekilmenin ABD için bölgede ve dünyada "yıkıcı sonuçlar" doğuracağını ileri sürerek, "Amerika'nın çekilmesi, DEAŞ, İran, Beşşar Esed rejimi ve Rusya için büyük bir kazanç olur." ifadesini kullandı.

Colarado Senatörü Cory Gardner da paylaşımında Trump'a, çekilme kararını bir an önce durdurması ve ABD ulusal güvenliğini koruyan Suriye stratejisine ilişkin kongreye danışması çağrısında bulundu.

ABD medyasına konuşan Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio da kararın şaşırtıcı olduğu kadar gelecek yıllarda ve aylarda önemli yansımaları olacak büyük bir hata olduğunu ileri sürdü.

  • Temsilciler Meclisi üyesinden destek

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Ted Lui ise alınan karardan memnun olduğunu belirterek, "Ne (eski Başkan Barack Obama) Obama ne de Trump yönetiminin stratejisi yok. İki yönetim de neden Suriye'de bulunduğumuzu, nihai devletin ne olacağını ve nasıl başarabileceğimizi açıklayamaz." değerlendirmesinde bulundu.

  • ABD'nin Suriye'den çekilme kararı

Amerikan medyası, sabah saatlerinde, ABD ordusunun Suriye'deki 2 bin civarındaki askerini tamamen çekmeyi planladığını öne sürmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Başkanlığım döneminde Suriye'de bulunmamızın tek nedeni olan DEAŞ'ı yendik." ifadesini kullanmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders da yaptığı açıklamada, "DEAŞ ile mücadelenin yeni evresine girmekle beraber, ABD askerlerini ülkeye geri çekmeye başladık." bilgisini vermişti.

Amerikan medyasının Dışişleri yetkililerine dayandırdığı haberlerde ise Dışişleri Bakanlığının Suriye'deki tüm personelini 24 saat içinde çekeceği, ABD'nin Suriye'deki askerlerinin de 60 ile 100 gün içinde ülkeden çekileceği iddia edilmişti.