AB Aachen Anlaşması'na “temkinli” yaklaştı

AACHEN (AA) – Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, Aachen Anlaşması ile ilgili Paris ve Berlin'den "dar çerçevedeki iş birliklerinin tüm Avrupa'nın iş birliğine alternatif olmadığı" yönünde açık bir sinyale ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Tusk, 22 Ocak 1963 tarihli Elysee Anlaşması'nın 56. yıl dönümünde, yeni bir Alman-Fransız iş birliği anlaşmasının imza töreninde yaptığı konuşmada, Avrupa'nın birlik ve dayanışmaya inancının canlanması gerektiğini belirtti.

AB'nin kendi içinde ve dışında çok sayıda muhalifi bulunduğunu ifade eden Tusk, "Avrupa, Paris ve Berlin'den 'dar çerçevedeki iş birliklerinin tüm Avrupa'nın iş birliğine alternatif olmadığı' yönünde açık bir sinyale ihtiyaç duyuyor. Uyum politikalarına alternatife yönelik değil, uyum için çalışmalıyız." diye konuştu.

  • Anlaşma endişe doğurdu

İmzalanan anlaşma iki ülkedeki muhalefet partileri tarafından da eleştirildi.

Aşırı sağcı ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi Genel Başkanı Alexander Gauland, Almanya ve Fransa'nın AB içinde bir "süper AB" kurmak istediklerini söyledi.

Gauland, "AB, şimdi derin biçimde bölündü. Almanya ile Fransa arasındaki 'özel' iş birliği şimdi bizi Avrupa'nın geri kalanından daha da uzaklaştıracak." dedi.

Dışişleri bakanlıklarının ve diplomatik misyonlarının iş birliğinin genişletileceği vurgulanan anlaşmada "Almanya'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) daimi üye olarak alınması Alman-Fransız diplomasisinin önceliğidir." ifadesi dikkati çekti.

Bunun, iki ülkenin BMGK'de AB'nin ortak bir sandalye ile temsil edilmesine ilişkin hedeften vazgeçtiği anlamı taşıdığı yorumu yapıldı.

Belirsizlikler Avrupa ekonomisini yavaşlatıyor

             BRÜKSEL (AA) - ATA UFUK ŞEKER - Küresel ekonomideki belirsizlikler, ABD ile yaşanan ticari gerilimler, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) çıkacak olması, Almanya ekonomisindeki durgunluk, Fransa'da devam eden protestolar ve İtalya'nın borç maliyetlerinin artması Avrupa ekonomisinin 2019 yılında yavaşlaması beklentisine sebep oluyor.</p>  <p>Küresel ticarette önemli ülkelerin çok taraflılık yerine korumacı ve tek taraflı  ekonomi politikalarını tercih etmeleri, çeşitli ürünlerde gümrük vergilerinin artırılarak ticaret savaşına yöneliş, ABD'nin ekonomi ve siyasi politikalarındaki belirsizlik, anlaşmasız Brexit beklentisi, Almanya ekonomisinde gözlemlenen yavaşlama, Fransa'da yaşanan protesto ve sokak olaylarının devam etmesi, İtalya'da iktidara gelen aşırı sağcı hükümetin popülist ekonomi politikaları gibi nedenler AB ve Avro Bölgesine yönelik 2019 yılı büyüme beklentileri üzerinde olumsuz etki yapıyor. 

-Trump etkisi

ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve geldikten sonra uygulamaya koyduğu korumacı ticaret politikaları, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) yapısından bağımsız hareket etmeye başlaması, serbest ticaret anlaşmaları müzakerelerinden, Paris İklim Anlaşması'ndan ve İran Nükleer Anlaşması'ndan çekilmesi uluslararası piyasalarda gerilimleri yükseltiyor. ABD'nin son dönemde Çin'le yaşadığı ticari gerginliklerin de daha yukarıya tırmanma riski, küresel ekonomideki beklentileri olumsuz etkileyerek, Avrupa'nın büyümesine zarar veriyor.

– AB-ABD gerginliği

Transatlantik ekonomik ilişkilerde gerginlikleri yükselten ana adım ise korumacı ekonomi politikalarını savunan Trump'ın, ABD'nin ulusal güvenliği gerekçesiyle ithal çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uygulama kararı oldu. ABD'nin 2018'de AB'yi de bu ilave gümrük vergilerine dahil etmesi, taraflar arasında ticaret savaşını ateşledi.

<p>AB'nin hızlı bir şekilde ilave gümrük vergilerine karşı misillemeleri devreye sokmasının ardından, Trump, Avrupa'dan ithal otomobillere vergi uygulamakla tehdit etmesi iki tarafın da masaya oturmasına neden oldu.</p>  <p>AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile ABD Başkanı Trump arasında ticari gerginliği azaltmak için 2018 yılı temmuz ayında gerçekleştirilen görüşmeden otomotiv sektörü dışındaki sanayi ürünlerine ilişkin gümrük vergilerini ve tarife dışı kısıtlamaları sıfıra indirmeye yönelik birlikte çalışma kararı çıktı. Ancak, Trump'ın tehditkar tavrı ve hızlı bir şekilde yön değiştirebilen politikaları yaşanan &quot;ateşkesin&quot; ne kadar süreceği konusunda kaygıların devamına neden olurken ve Avrupa'nın büyüme beklentilerine zarar veriyor.

-İran anlaşmazlığı

ABD Başkanı Trump'ın tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından çekilme kararı ise AB ve ABD arasında özellikle ticaret alanındaki görüş farklılıklarını daha fazla artıran bir başka hamle oldu. AB, kuracağını açıkladığı yeni bir ticari mekanizmayla ABD'nin İran'a uygulamaya başladığı yaptırımları bertaraf etmeye hazırlığına girişti. Özel ticari mekanizma, ABD yaptırımlarını bertaraf etmek için şirketlerin AB yasalarına uygun olarak İran'la ticaret yapmalarını sağlayacak bir sistem olarak ön plana çıktı.

ABD yaptırımlarına uymak zorunda olan ticari bankalar ve merkez bankalarını sistemin dışında bırakarak ödeme işlemini yaptırımlardan muaf tutmayı amaçlayan mekanizmanın kurulmasına ABD'nin ne şekilde tepki vereceği ise henüz bilinmiyor ama ABD'nin bu mekanizmaya katılanlara uygulayabileceği cezalar, 2019'da AB ile ABD arasındaki ilişkileri daha gergin hale getirme riski taşıyor. Söz konusu mekanizmaya özellikle ABD'de de iş yapan Avrupa firmaları uzak dururken bu konudaki belirsizlik ve tansiyonun artma ihtimali Avrupa ekonomisine yönelik risklerden biri olarak ortaya çıkıyor.

-Brexit belirsizliği

AB ile İngiltere arasında yaklaşık 2 yıldır devam eden müzakerelerin ardından uzlaşılan ayrılık anlaşması ve gelecekteki ilişkileri belirleyecek siyasi deklerasyonun onaylanamaması da kıtaya yönelik ekonomik beklentileri olumsuz etkiliyor. İngiltere Başbakanı Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşmasının İngiliz parlamentosunda reddedilmesi sonrasında Birlik'ten ayrılığın anlaşmasız bir biçimde gerçekleşmesi riskini yükseliyor. Bu durum, 29 Mart tarihinde AB'den ayrılacak olan İngiltere ve AB üyesi diğer 27 ülke ekonomisine yönelik büyüme beklentilerini aşağıya çeken bir unsur olarak öne çıkıyor.

-Almanya hız kesti

Avrupa'nın büyümesine önemli katkı sağlayan kıtanın lokomotif ülkesi Almanya 2018'de yüzde 1,5'le son 5 yılın en düşük büyüme performansını sergilemişti. Almanya'daki hükümet, yavaş büyümenin nedenini zayıflayan küresel ekonomi, otomobil sektörünün mevzuatındaki emisyon değeri değişikliklerinin neden olduğu satışlardaki azalma, yaz aylarında yaşanan kuraklık, grip salgınları ve grevler gibi nedenlere dayandırdı.

IMF raporlarında ise Almanya'da özel tüketimdeki zayıflama, düşük sanayi üretimi ve yabancıların taleplerindeki düşüşün ülke ekonomik büyüme beklentisini 2019 yılında yüzde 1,3'e kadar aşağıya çekebileceği kaydedildi.

-Fransa ekonomisini Sarı Yelekliler etkiledi

AB'nin en önemli ülkelerinden Fransa'da akaryakıt zamlarına ve ekonomik şartların kötüleşmesine tepki olarak Kasım 2018'de başlayan eylemler, ülkede son yılların en şiddetli protestosu halini aldı. Protestolarda polisle eylemcilerin çatışması, kamu kurumlarına saldırılar, mağazaların yağmalanması, araçların ve çöp bidonlarının yakılması gibi olaylar tüm dünyanın dikkatini çekti.

Gösteriler nedeniyle mağaza, restoran ve alışveriş merkezlerinin uğradığı zararın 2 milyar avroyu geçtiği, gıda sektörünün yaklaşık 13 milyar avro zarar ettiği yönünde değerlendirmeler yapıldı. Gösteriler yüzünden aralık ayında Paris'e gerçekleştirilecek uluslararası uçuşlarda yüzde 5 ila 10 arasında düşüş yaşandığı, 2019'un ilk 3 ayı için Paris'e uçuş rezervasyonlarında da yüzde 6,8 gerileme olduğu belirlendi.

IMF ise Sarı Yelekliler'in gösterileri nedeniyle Fransa için büyüme tahminini 2019 yılı için yüzde 0,1 azaltarak 1,5'e düşürdü.

Fransa'da Sarı Yelek protestolarının devam edeceği yönündeki beklenti ülkenin ve Avrupa'nın ekonomik büyümesini olumsuz etki etmeyi sürdürüyor.

-İtalya'nın bütçe krizi

Avrupa'nın bir başka öncü ülkesi İtalya'da geçen yıl göreve gelen aşırı sağcı hükümetin ekim ayında AB Komisyonuna gönderdiği bütçe taslağında, 2019 yılı için GSYH'ye oranla bütçe açığı hedefi yüzde 2,4 olmuştu. İtalya'nın bu bütçe planına, AB kurumları ve üye ülkelerden eleştiriler gelmişti. AB, 21 Kasım'da İtalya'ya yönelik olarak, 2019 taslak bütçesinin kurallara uymadığı ve kamu borcunu düşürmediği gerekçesiyle "aşırı açık prosedür" adlı disiplin sürecini başlatmıştı.

    <p>İtalyan hükümeti, AB ile krize yol açan 2019 bütçesiyle ilgili yürütülen müzakerelerde bütçe açığını yüzde 2,4'ten yüzde 2,04'e indiren yeni bir teklif sunmasıyla yaşanan anlaşmazlık sona erdi. Ancak yaşanan gerilimlerin İtalya ekonomisine etkileri devam etti. AB önemli ekonomilerinden İtalya’nın zayıf iç talebi ve devlet tahvillerindeki faizlerin yükselmesinin neden olduğu yüksek borçlanma maliyeti nedeniyle 2019 yılında büyüme beklentisi IMF tarafından yüzde 0,4 oranında düşürülerek yüzde 0,6'ya kadar indirildi.

Bu belirsizlikler ışığında hazırlanan IMF'nin Küresel Ekonomik Görünüm tahminlerinde ise Avro Bölgesi'nin 2019'da 1,6, 2020'de ise yüzde 1,7 büyüyeceği öngörülüyor.

Öte yandan, AB Komisyonunun en son yayınladığı ekonomik tahminlerinde AB'nin 2019'da 1,9 büyüyeceği belirtilirken, artan belirsizlikler nedeniyle bu oranların da aşağı yönlü revize edilmesi öngörülüyor.

AB temsilciliklerinden Filistin yönetimine “demokratik seçim” çağrısı

KUDÜS (AA) – Avrupa Birliğinin (AB) işgal altındaki Doğu Kudüs ve Ramallah'ta bulunan temsilcilikleri, Filistin yönetimine "tüm Filistinlileri içine alan demokratik bir seçim yapılması için gerekli çalışmaları yapması" çağrısında bulundu.

Doğu Kudüs ve Ramallah'taki AB temsilciliklerinden yapılan ortak yazılı açıklamada; güçlü, kapsayıcı ve demokratik kurumların oluşturulması için Filistin yönetiminin yanında oldukları ifade edildi.

Filistinli tüm grupları demokrasi yolunda pozitif şekilde ilerlemek için ortak bir zeminde buluşarak birlikte çalışmaya davet eden açıklamada, "Tüm Filistinlileri içine alacak gerçek ve demokratik bir seçim yapılması için Filistin yönetimi gerekli çalışmaları yapmalıdır." denildi.

Geçen ay Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Anayasa Mahkemesinin meclisi feshettiğini açıklamış ve 6 ay içinde seçime gidilmesi çağrısında bulunmuştu.

Filistin genelinde 2006'da ilk defa yapılan seçimlerde, 132 sandalyelik Filistin Meclisinin 76 sandalyesini Hamas kazanırken, Filistin yönetimini elinde bulunduran Fetih Hareketi sadece 43 sandalyede kalmıştı.

Filistin Anayasasına göre, her 4 yılda bir ülke genelinde genel seçimlerin yapılması gerekiyor. Ancak Filistin'de ilk defa 2006'da genel seçimlere gidildi.

Seçimin ardından Haziran 2007'de Hamas ile Fetih güçleri arasında Gazze Şeridi'nde çatışmalar başladı. Yaşanan çatışmalar sonrasında Hamas, Gazze Şeridi'nin yönetimini eline geçirirken, Fetih ise Batı Şeria'yı yönetmeye devam etti.

Bu gelişmenin ardından Gazze ve Batı Şeria'da iki farklı hükümet bulunması nedeniyle genel seçimler 2006'dan bu yana yapılamadı.

AB, Esed rejimine yönelik yaptırımları genişletti

                     BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB), Suriye'deki Beşşar Esed rejimine uyguladığı yaptırımlar listesine 11 iş adamı ve 5 şirket ekleme kararı aldı.</p>  <p>AB Konseyinden yapılan açıklamada, Esed rejimi ve destekçilerine yönelik yaptırım listesinin genişletildiği belirtildi.</p>  <p>Söz konusu iş adamları ve şirketlerin lüks gayrimenkul projeleri ve diğer rejimi destekleyen projelerde yer aldıklarına dikkat çekilen açıklamada, AB Konseyi'nin Suriye'deki Esed rejimine ve destekçilerine yönelik kısıtlayıcı önlemlere tabi olanlar listesine 11 iş adamı ve beş şirket eklediği vurgulandı.</p>  <p>Açıklamada, yaptırım listesindeki rejim yanlısı 72 şirket ve 270 kişiye seyahat yasağı ve mal varlıklarının dondurulması yaptırımlarının uygulandığı ifade edildi.</p>  <p>Öte yandan, Esed rejimine karşı AB'nin uyguladığı yaptırımlar arasında petrol ambargosu, bazı yatırımlara yönelik kısıtlamalar, Suriye Merkez Bankasının AB'de bulunan varlıklarının dondurulması ve rejimin baskıyı artırmasına yardımcı olabilecek teçhizat ve ekipmanlara ithalat yasağı gibi maddeler de bulunuyor.</p>  <p> 

AB'de bütçe açığının GSYH'ye oranı arttı

                 BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği'nde (AB) bütçe açığının GSYH'ye oranı, 2018'in üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yükselerek yüzde 0,6 oldu.</p>  <p>Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB ve Avro Bölgesi'nin 2018 yılı üçüncü çeyrek bütçe açığı verilerini yayınladı.</p>  <p>Buna göre, 28 üyeli AB'de yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0,4 olan bütçe açığının GSYH'ye oranı, üçüncü çeyrekte yüzde 0,6’ya çıktı.</p>    <p>Avro Bölgesi'nde ise bütçe açığının GSYH'ye oranı, aynı dönemde yüzde 0,3'ten 0,5'e yükseldi.</p>  <p> 

AB'de kamu borcunun GSYH'ye oranı düştü

               BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği'nde (AB) kamu borcunun GSYH'ye oranı, 2018'in üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre azalarak yüzde 80,8 oldu.</p>    <p>Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, 28 üyeli AB'de yılın ikinci çeyreğinde yüzde 81 olan kamu borcunun GSYH'ye oranı, üçüncü çeyrekte yüzde 80,8'e düştü.</p>    <p>Avro Bölgesi'nde ise kamu borcunun GSYH'ye oranı, aynı dönemde yüzde 86,3'ten 86,1'e geriledi.</p>    <p>AB üyesi ülkeler arasında yılın üçüncü çeyreğinde kamu borcunun GSYH'ye oranının en fazla olan ülke yüzde 182,2 ile Yunanistan olarak belirlendi. Yunanistan'ı, yüzde 133’le İtalya, yüzde 125’le Portekiz, yüzde 110,9’la Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve yüzde 105,4’le Belçika izledi. </p>  <p>Söz konusu dönemde kamu borcunun GSYH'ye oranının en az olduğu ülke ise yüzde 8 ile Estonya olarak kayıtlara geçti. Estonya'yı, yüzde 21,7 ile Lüksemburg ve yüzde 23,1 ile Bulgaristan takip etti.

İran'dan AB'ye eleştiri

ANKARA (AA) – İran Meclisi Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Seyid Kemal Hezari, Avrupa Birliği'nin (AB) kendi şirketlerini İran'la ticaret yapma konusunda ikna edemediğini öne sürdü.

Başkent Tahran'da İtalyan Uluslararası İlişkiler Enstitüsü yetkilileriyle gerçekleştirdiği toplantı sonrasında konuşan Hezari, Washington'un yaptırımlarına karşı AB'nin İran'la ticareti kolaylaştırmak için tasarladığı özel ödeme mekanizmasının (SPV) hayata geçirilmesi noktasında Avrupa'dan kaynaklı gecikme yaşandığını belirterek, "Eğer Avrupalılar şirketlerini İran'la ticaret yapma konusunda ikna edemeyeceğini biliyorsa neden İran'la müzakere sürecine girdiler. Bu kabul edilebilir bir şey değil." dedi.

Avrupa'nın ABD'nin rehinesi haline geldiğini belirten Hezari, Avrupa'nın gelecekte ABD kaynaklı daha büyük sorunlarla uğraşmak zorunda kalacağını söyledi.

Hezari, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi hakkında, "Nükleer anlaşmanın korunamaması Avrupa'nın güvenliğini olumsuz yönde etkileyecek." ifadelerini kullandı.

İran basınına göre, Hezari, İran ile Avrupa'nın çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunmasının faydalı olacağını vurguladı.

AB, Dağlık Karabağ görüşmelerini “olumlu” buldu

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik görüşmeleri "olumlu" bulduğunu bildirdi.

AB Komisyonu Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan'ın, Dağlık Karabağ sorununun çözüm süreci kapsamında Paris'te bir araya geldiği anımsatıldı.

Brüksel'in söz konusu görüşmenin sonuçlarının tam olarak uygulanması beklentisine yer verilen açıklamada, "Görüşmeler, Dağlık Karabağ sorununun çözümünde ilerleme sağlanması adına olumlu sinyaller veriyor." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, olası bir barış halinde bundan herkesin fayda sağlayacağı ve Güney Kafkasya bölgesinin gerçek potansiyeline ulaşacağı belirtildi.

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki görüşmeye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eş başkanları Rus İgor Popov, Fransız Stephane Visconti, ABD'li Andrew Schofer ve AGİT Özel Temsilcisi Andrzej Kasprzyk de katılmıştı.

  • Dağlık Karabağ sorunu

Dağlık Karabağ sorunu, Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde Ermenilerin bu bölgelerde hak iddia etmesiyle başladı. Ermeniler, 1991'de Hankendi'yi, 1992'de Hocalı ve Şuşa'yı işgal etti. Daha sonra Laçın, Hocavend, Kelbecer ve Ağdere'yi de ele geçiren Ermeniler, 1993'te Ağdam'a girdi. Ağdam'ı, Cebrayıl, Fuzuli, Gubadlı ve Zengilan illerinin işgali izledi.

Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si işgal edilirken, bir milyona yakın insan da yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kaldı.

Azerbaycan ve Ermenistan, 4-5 Mayıs 1994'te Bişkek'te Bağımsız Devletler Topluluğu Parlamentolararası Meclisi, Kırgızistan Parlamentosu, Rusya Federal Meclisi ve Dışişleri Bakanlığının inisiyatifiyle "Bişkek Protokolü" olarak bilinen ateşkes anlaşmasını imzaladı ancak ateşkes kağıt üzerinde kaldı ve çatışmalarda binlerce asker öldü.

Minsk Grubu, Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı ve Dağlık Karabağ sorununun barışçıl yollarla çözülmesini teşvik ve taraflar arasında aracılık etmek amacıyla 1992'de kuruldu.
Eş başkanlığını Rusya, Fransa ve ABD'nin yürüttüğü AGİT Minsk Grubu, aradan geçen 27 yılda birçok girişimde bulunmasına rağmen Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik somut neticeler elde edemedi.

BASF'ın Solvay'ın naylon birimini satın almasına AB onayı

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Alman kimya şirketi BASF'ın Solvay'ın naylon sektöründeki faaliyetlerini satın almasına koşullu onay verdi.

AB Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, BASF'ın Solvay'ın naylon alanındaki birimini satın alma işleminin sektörde rekabeti olumsuz etkilemeyeceği ve bu nedenle söz konusu işlemin onaylanmasına karar verildiği belirtildi.

Açıklamada, rekabete engel olmamak için şirketlerin AB Komisyonu'na Solvay'ın Fransa, Polonya ve İspanya'daki tesislerini tek bir alıcıya devretmeyi, Fransa'da apidik asit üreten bir ortak girişim kurmayı ve elden çıkartılan işletmelere uzun vadeli sözleşmelerle kimyasal bileşen adiponitrile sağlamaya devam etmeyi içeren çeşitli taahhütler verdiği kaydedildi.

BASF, 2018'de Solvay'ın naylon birimini 1,6 milyar avroya satın almayı teklif etmişti.

Alman kimya şirketi BASF'in portföyünde boya, petrol, gaz, tarımsal ürünler, gıda ve plastik gibi alanlar yer alıyor.

Brüksel merkezli Belçika kimya şirketi Solvay ise 61 ülkede faaliyet gösteriyor. Firmanın kimya ürünleri havacılık, otomobil, batarya, tıbbı cihaz, petrol ve doğalgaz çıkarma alanlarına kullanılıyor.

Avrupa'da faaliyet gösteren büyük ölçekli şirket birleşmeleri veya satın almalarını denetlemek AB Komisyonu'nun yetkileri arasında yer alıyor.

AB Komisyonu, bu incelemelerde ve soruşturmalarda rekabete aykırı bir durum olup olmadığını değerlendiriyor. Rekabete zarar verecek durumların tespit edilmesi halinde AB Komisyonu birleşmeleri ve satın almaları engelleyebiliyor.

AB, ABD'yle ticaret anlaşması müzakeresine hazırlanıyor

                 BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, ABD ile sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmak üzere ticaret müzakereleri yapılmasına ilişkin AB Konseyi'nden yetki talebinde bulundu.</p>    <p>AB Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, transatlantik ticari ilişkilerde yaşanan uzlaşmazlıkların ele alındığı ABD temaslarının ardından Brüksel'de basın toplantısı düzenledi.</p>    <p>AB Komisyonu'nun AB Konseyi'nden ABD ile yapılacak iki anlaşma için müzakere yetkisi talep ettiğine dikkati çeken Malmström, bunların tarım ürünleri hariç olmak üzere sanayi ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin kaldırılmasına yönelik bir ticaret anlaşması müzakeresi ile tarife dışı engellerin kaldırılması amacıyla ürünlerde teknik gereksinimlerin uyumunu sağlama anlaşması olduğunu anlattı. 

Malmström, ABD'nin sanayi ürünlerinde gümrükleri kaldırmak üzere çalışmayı kabul etmesi halinde AB'nin otomobillere uyguladığı gümrük vergileri konusunu da müzakere edebileceklerini söyledi.

AB üyesi 28 ülke adına ticaret anlaşması yapma yetkisi AB Komisyonu'nda bulunuyor. AB Komisyonu'nun resmi müzakereler gerçekleştirmek için birlik üyesi ülkelerden onay alması gerekiyor.

-Gümrük vergileri ve ABD'yle ticari gerginlik

Geçen yıl Transatlantik ilişkilerde gerginlikleri yükselten olaylardan biri ABD'nin ulusal güvenlik gerekçesiyle ithal çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uygulaması kararı oldu. ABD'nin AB'yi de bu ilave gümrük vergilerine dahil etmesi, taraflar arasında ticaret savaşını ateşledi.

AB'nin hızlı şekilde ilave gümrük vergilerine karşı misillemeleri devreye sokmasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa'dan ithal otomobillere vergi uygulamakla tehdit etti.

Trump ile AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker arasında ticari gerginliği azaltmak için temmuz ayında gerçekleştirilen görüşmeden otomotiv sektörü dışındaki sanayi ürünlerine ilişkin gümrük vergilerini ve tarife dışı kısıtlamaları sıfıra indirmeye yönelik birlikte çalışma kararı çıkmıştı.

Liderler, ticari uzlaşmazlıkların müzakere edilerek çözülmesi konusunda anlaşma sağlamış, karşılıklı ticareti kolaylaştırmak üzere diyalog yürütülmesinde mutabık kalmıştı. AB, kritik olan otomotiv sektörüne, ABD ile ticari müzakereler sürdükçe ilave gümrük vergisi uygulanmamasını sağlamıştı.