Çatı davasında reddihakim talebi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı "Çatı" davasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı karargahını işgal eden Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personelinin başında bulunan isimlerden eski binbaşı Adnan Arıkan hakim karşısına çıktı.

Arıkan, savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma yapmadan önce "bağımsızlığını yitirdiği" gerekçesiyle mahkeme heyeti hakkında reddihakim talebinde bulundu.

Buna ilişkin değerlendirmesi sorulan savcı, talebin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddedilmesini istedi.

Müzakerenin ardından heyetin kararını açıklayan Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, "yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu" gerekçesiyle Arıkan'ın talebinin reddedildiğini açıkladı.

Duruşmaya, Arıkan'ın esasa ilişkin savunmasıyla devam edilecek.

Muhafız Alayı darbe girişimi davasında ara karar

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu 521 sanıklı davada ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, yakınları, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada ara karara yönelik savcının mütalaasının ardından sanıkların ve sanık avukatlarının talepleri alındı.

Verilen aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

Mahkeme, yakalamalı sanıkların infazlarının beklenilmesini, TRT baskınına katılan şüpheliler olarak belirtilen sanıklardan dinlenmeyen 79 kişi adına duruşma gününü belirten davetiye çıkartılmasını kararlaştırdı.

Mahkeme ayrıca savunmasının alınması için talimat yazılan, ancak kendisine ulaşılamayan ve ailesiyle yapılan telefon görüşmesi sonucu yüzmek amacıyla girdiği Karadeniz'de kaybolduğu bildirilen sanık Emrah Danacı'nın, UYAP'ta kayıtlı dosya raporundan "maktul" sıfatıyla kaydının bulunduğu anlaşıldığından, Alaçam Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ilgili dosya örneğinin gönderilmesinin istenilmesine de karar verdi.

Duruşma 1-19 Nisan'a ertelendi.

Muhafız Alayı darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki eylemlere ilişkin davada, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu 521 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Yerleşkesi'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, yakınları, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada, mahkeme başkanı gelen bilgi ve belgeleri okudu.

  • Savcının mütalaası

Ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, bir önceki ara kararda gereğinin yerine getirilmesi istenilen ve halen yerine getirilmeyen müzekkerelerin sonucu için ilgili yerlerin uyarılmasını talep etti.

İddia makamı, ayrıca tutuklu sanıkların üzerine atılı suçların katalog suçlardan olması ve kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, cezalar ve tutuklama tedbiri arasında ölçülülük olması dikkate alınarak, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

Savcının mütalaasının ardından isteyen sanıklara söz hakkı verildi.

Duruşma devam ediyor.

“Polis veya sivil halk, kim olursa olsun ateş edin”

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin davada, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu 521 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada sanıklar, yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada darbe girişiminin yaşandığı dönemde Muhafız Alayı'nda vatani görevini yerine getiren tutuksuz sanıklar, SEGBİS vasıtasıyla savunma yaptı.

Sanık K.Y, daha önce emniyetteki ifadesinin de doğru olduğunu belirttiği savunmasında, darbe girişiminin yaşandığı gün tatbikat yapılacağını bildiklerini söyledi.

15 Temmuz'da akşam yemeğinden sonra nöbetçi uzman çavuşun tatbikat olacağını bildirdiğini anlatan K.Y, ilerleyen zamanda tatbikatın başladığının söylenmesi üzerine silah aldıklarını ve kendilerine mühimmat dağıtıldığını ifade etti.

K.Y, Tekçe içtima alanında alay komutanı Muhsin Kutsu Barış'ın Genelkurmay Karargahı'na gönderileceklerini, buraya IŞİD'in saldırdığını ve çatışma olasılığı bulunduğunu söylediğini dile getirerek, sonrasında Genelkurmay'a gittiklerini anlattı.

Genelkurmay'da tanımadığı bir kurmay subayın silahlara şarjör taktırttığını belirten K.Y, bu sırada yanlarındaki bir uzman çavuşun bu subaya tatbikat olup olmadığını sorduğunu söyledi. K.Y, "O da 'Tatbikat falan değil. Tereddüt etmeden, telin etrafına yaklaşan polis veya sivil halk, kim olursa olsun ateş edin.' diye emir verdi." şeklinde konuştu.

Mangasının daha sonra MSB girişi yakınında mevzilendirildiğini bildiren K.Y, bir süre sonra insanların gelmeye başladığını, bunun üzerine silahların tam dolduruşa getirilip havaya ateş edilmesinin emredildiğini kaydetti.

"Ben ve arkadaşlarım ateş etmedi. Ateş etme emrini de birliğimizdeki subaylar vermedi." diyen K.Y, sabah olduğunda birlikten gelenlerle bir yerde toplandıklarını, sonrasında da polis eşliğinde silahlarını bıraktıktan sonra alaya döndüklerini anlattı.

K.Y, FETÖ üyeliğine yönelik suçlamayı kabul etmedi.

Sanık Y.E.T. de gece yemekhanede çalıştığını belirterek, gündüz öğle saatlerinde arkadaşları arasında tatbikat olduğunun konuşulduğunu ifade etti.

Tatbikata katılanlara yönelik hazırlanan isim listesinde bulunup bulunmadığını "Zeki" isimli uzman çavuşa sorduğunu, onun da listeye bakabileceklerini söylediğini dile getiren Y.E.T, listede ismini görünce akşam saatlerinde alarm verilmesinin ardından silah aldığını söyledi.

Kendilerine mühimmat da dağıtıldığını ifade eden Y.E.T, daha sonra Genelkurmay'a gönderildiklerini anlattı.

Y.E.T, mevzilendikleri yerde yanlarında Hakan uzman çavuşun bulunduğunu, arka taraflarında bulunan yarbay ya da albay rütbeli birinin halk yaklaştığı için havaya ateş etmelerini emrettiğini dile getirdi.

  • "Kim girmeye kalkarsa vurun"

Hakan uzmanın kendilerine ateş ettirmediğini, "Ben ateş ederim." diyerek bunu yaptığını söyleyen Y.E.T, "Albay ya da yarbay olan rütbeli, 'Buradan kim girmeye kalkarsa vurun indirin.' dedi." diye konuştu.

Yaşananların, gerçekçi olması için yapıldığını düşündüklerini ve olayları hala tatbikat sandıklarını iddia eden Y.E.T, Hakan uzman çavuşun "Kimseye silah doğrultmayın. Yanınıza koyun silahları. Sabaha kadar böyle bekleyeceğiz." dediğini bildirdi.

Y.E.T, Hakan isimli uzmanın "Yarın tatil günümüz, bitse de gitsek. Çocuklarla pikniğe gideceğiz." diye de söylendiğini öne sürdü.

Sanık Y.E.T, sabah olduğunda silahlarını bıraktıklarını ve alaya götürüldüklerini kaydetti.

  • "Ben TRT'ye gideceğim" demiş

Sanık Ş.C.S. ise akşam yemeği sonrası uzman çavuş Zeki Polat'a bir telefon geldiğini, bunun üzerine tatbikatın başladığını öğrendiklerini, silah, ve mühimmat aldıklarını söyledi.

Sonra Tekçe meydanına geçtiklerini belirten Ş.C.S, telefonlarının toplandığını anlattı.

Ş.C.S, meydana gelen alay komutanı Muhsin Kutsi Barış'ın yaptığı konuşmada Genelkurmay Başkanlığına gitmelerini söylediğini, kendisinin de TRT'ye gideceğini bildirdiğini kaydetti.

Mahkeme Başkanı'nın sorusu üzerine Ş.C.S, Muhsin Kutsi Barış'ın bu konuşmasından net olarak bunu hatırladığını ve Barış'ın "Ben TRT'ye gideceğim." dediğini iddia etti.

Genelkurmay'a gittiklerinde ise saatli kavşağa çıkan yollarda emniyet aldıklarını belirten Ş.C.S, halk gelmeye başladığında uzman çavuş Gökhan Gözalıcı'nın kendisini ve yanındaki arkadaşlarını emniyetli bir tarafa götürdüğünü söyledi.

Ş.C.S, sabah da binbaşı Fedakar Akça'nın nezaretinde silahlarını bıraktıktan sonra alaya döndüklerini anlattı.

Duruşmaya sanık K.Ç'nin savunmasının ardından öğle arası verildi.

Muhafız Alayı darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin davada, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu 521 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada sanıklar, yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Muhafız Alayında vatani görevini yapan tutuksuz sanık S.H, SEGBİS aracılığıyla savunma yaptı.

S.H, 15 Temmuz'da komutanlar arasında tatbikat olacağına yönelik bir söylenti olduğunu ifade ederek, akşam saatlerinde çağrıldıklarını, silah ve mühimmat aldıklarını anlattı.

İçtima alanında alay komutanının Genelkurmay'a gidileceğini söylediğini ve "Allah yardımcınız olsun." şeklinde bir ifade kullandığını belirten S.H, Genelkurmay'da kendileri için düzeni binbaşı Fedakar Akça'nın sağladığını ileri sürdü.

S.H, uzman çavuşların da kendilerini mevzilere konumlandırdığını dile getirerek, yaklaşık bir saat TSE binası tarafında mevzide beklediklerini, bu sırada bazı rütbelilerin "Yaklaşan olursa uyarın. Kurma kolunu çekip tam dolduruş yapın" gibi emirler verdiğini iddia etti.

"Tellere yaklaşan olursa vurun." şeklindeki emri de tanımadığı bir rütbelinin verdiğini ileri süren S.H, bir süre sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafına götürüldüklerini, burada telleri kırıp içeri girmek isteyen insanların bulunduğunu dile getirdi.

S.H, tankların insanları ezdiğini gördüğünü, ateş açmaları istenmesine rağmen kendisi ve takım arkadaşlarının ateş etmediğini savundu.

Bu olayların öncesinde Oktay isimli uzmanın "Ateş etmeyeceksiniz. Benim emrim dışında kimse bir şey yapmayacak." dediğini de belirten S.H, daha sonra tekrar TSE binası tarafına geçtiklerini aktardı.

S.H, sabah da oraya gelen polislere teslim olduklarını kaydetti.

O dönem askerlik görevini Muhafız Alayı Ulaştırma Bölüğünde yerine getiren sanık A.Ö. de şoför olduğunu ve 15 Temmuz akşamı Genelkurmay'a götürüldüklerini aktardı.

A.Ö, Genelkurmaydayken, darbe girişimi olduğunu belirten şoför uzman çavuş Aziz Yılmaz tarafından bir binaya götürüldüklerini ve sabaha kadar burada beklediklerini, sabah olduktan sonra teslim olup alaya döndüklerini anlattı.

Duruşma, tutuksuz sanık eski erler M.S. ve M.K'nin de savunmasını yapmasının ardından yarına ertelendi.

Muhafız Alayı darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin davada, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu 521 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada sanıklar, yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Muhafız Alayı'nda vatani görevini yapan tutuksuz sanık K.T, SEGBİS aracılığıyla savunma yaptı.

Bando tabur komutanının şoförlüğünü yaptığını belirten K.T, 15 Temmuz'da komutanını evine bıraktıktan sonra yat içtiması için koğuşuna gittiğini söyledi.

"Akşam tatbikat olduğunu ve beni de yazdıklarını araç sevkteki arkadaşlar söylemişti." diyen K.T, şoförlerin çağrılması üzerine akşam saatlerinde araç sevke geçtiğini belirtti.

K.T, araçlarla alay içtima alanında beklemelerinin söylenmesi üzerine o tarafa geçtiklerini, burada da hücum yeleği, miğfer ve silah almasının emredildiğini belirterek, emir üzerine söylenenleri alıp kullandığı kapalı araca koyduğunu kaydetti.

Silahta mermi olmadığını dile getiren K.T, araç başında beklerken tatbikat olacağı için "yatma, saklanma" gibi şeyleri konuştuklarını söyledi.

K.T, daha sonra başka bölükten tanımadığı, görebildiği kadarıyla omzunda iki yıldız olan bir rütbelinin araca bindiğini ifade ederek, öndeki aracı takip edip Genelkurmay Başkanlığı'na geçtiklerini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nda araç başında beklerken silah sesleri ve yakındaki otobüsün açık radyosundan darbe girişimi yaşandığına dair şeyler duyduklarını belirten K.T, şoför uzman çavuş Aziz Yılmaz'ın kendilerini önce bir duvar kenarına çöktürdüğünü, sonra da yakında bulunan bir binanın alt katına indirdiğini vurguladı.

K.T, sabaha kadar girdikleri binada beklediklerini, sabahki süreçte de alaya döndüklerini anlattı.

Sanık eski er M.G. de tatbikat olduğu söylenince silah aldıklarını ve o gün ilk kez atış haricinde dolu şarjör dağıtıldığını söyledi.

M.G, Tekçe Meydanı'nda beklerken en arkada olduğu için alay komutanını görmediğini, bir süre sonra da araçlarla Genelkurmay'a götürüldüklerini dile getirerek, burada "Biz sizi tatbikat amaçlı getirdik ama IŞİD saldırıyor" denilerek mevzilere dağıtıldıklarını kaydetti.

Meclis tarafındaki nöbet kulübesi yakınında beklediğini, yarım saat 45 dakika sonra vatandaşların gelmeye başladığını bildiren M.G, karşıda 50-60 kişilik bir vatandaş grubu gördüğünü, kendilerini alkışladıkları için bir şey anlamadığını ileri sürdü.

M.G, bir süre sonra tankların da geldiğini, ortalık karışınca komutanların kendilerini geriye çektiğini ifade ederek, sabah da silahlarını bıraktıktan sonra alaya götürüldüklerini bildirdi.

Sanık eski er V.Ç'nin savunmasının ardından duruşmaya öğle arası verildi.

Jandarma Genel Komutanlığı davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı karargahındaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, dinlenmesi gereken tanık ve müştekiler salonda bulunmadıkları için mahkeme heyeti ara karara gideceğini açıkladı.

Bu kapsamda ara karara yönelik mütalaasını sunması için söz verilen savcı, gelinen aşamada "adli kontrol şartlarının yetersiz kalacağı", "sanıklara atılı suçun vasfı ve mahiyeti" ile "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların olması" gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmedilmesini talep etti.

Cumhurbaşkanlığı avukatı Hayrettin Bıyıklıoğlu da sanıkların ilk savunmalarının alındığını, birleşen dosyalara karşı savunma yapmayan sanıklar için ara duruşma tarihi verilmesi gerektiğini belirterek dosyanın genişletilmesine yönelik taleplerin ise reddedilmesini istedi.

Dava dosyasının delilleri arasında yer alan olay gününe ait Jandarma Genel Komutanlığı karargahı güvenlik kamera görüntülerinin bilirkişi incelemesi için Adli Tıp Kurumuna (ATK) gönderilmesini talep eden Bıyıklıoğlu, "Dosyanın en büyük delilleri arasında yer alan bu görüntülere ilişkin sanıkların, manipülasyon ve montaj yapıldığı iddialarına karşı Adli Tıp Kurumunca inceleme yapılması gerektiğini düşünüyoruz." dedi.

Duruşmalarda sanıkların kimi zaman müşteki avukatlarına tepki gösterdiğini hatırlatan Bıyıklıoğlu, maddi gerçeğin ortaya çıkması, darbe girişiminin faillerinin hak ettikleri cezayı alması için hukuki mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini vurguladı.

TBMM avukatı Bilal Temel ise güvenlik kamera görüntülerinin ATK tarafından incelenmesini önemsediklerini vurgulayarak, bu yöndeki talebe katıldıklarını dile getirdi.

Benzer taleplerde bulunan Jandarma Genel Komutanlığı avukatı da savunması alınmayan sanıklar için ara duruşma yapılmasını istedi.

Duruşmada, müşteki avukatlarının ardından sanık talepleri alınıyor.

Muhafız Alayı darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin davada, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu 521 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada sanıklar, yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla dinlenen, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Muhafız Alayı'nda vatani görevini yapan sanık Ö.Ö, 15 Temmuz öncesinde tatbikat yapılacağının söylendiğini ancak başka bilgi verilmediğini söyledi.

Ö.Ö, 15 Temmuz akşamı 17.00-18.00 gibi toplandıklarını, o gün tatbikat olacağının bildirildiğini, "Zeki" isimli uzman çavuş tarafından isimlik ve forslarının söktürüldüğünü belirtti.

Bekledikleri sırada söz konusu uzman çavuşun, tatbikatın başladığını ifade ederek, silahlığa gidip silah almalarını söylediğini aktaran Ö.Ö, ardından Tekçe İçtima alanında toplandıklarını dile getirdi.

Ö.Ö, daha sonra Genelkurmaya götürüldüklerini belirterek, "Bir rütbeli Genelkurmaya kim girerse girsin ateş etmemizi söyledi. Tatbikat değil IŞİD saldırısı olduğunu bildirdi." diye konuştu.

Götürüldükleri mevzilerde 1-1,5 saat kadar bekledikten sonra vatandaşların oraya gelmeye başladığını ve bir süre sonra da aslanlı kapının zorlandığını bildiren Ö.Ö, bir binbaşının da polis dahi olsa oraya girenlerin vurulmasını söylediğini kaydetti.

Ö.Ö, tanımadıkları rütbeli personelin içeri girenlere ateş etmeleri için kendilerini sıkıştırdığına işaret ederek, "Nurhak" isimli uzman çavuşun ise insanlara ateş açılmamasını emrettiğini anlattı.

Bu sırada havaya doğru 2-3 el ateş açtıklarını dile getiren Ö.Ö, vatandaşlara doğru ateş etmediğini, içeri giren kişilerden darbe girişimi olduğunu duyduğunu söyledi.

Sonrasında geri çekildiklerini ve karargahın yakınında bir yerde beklediklerini ifade eden Ö.Ö, FETÖ ile iltisaklı olduğuna yönelik suçlamayı kabul etmedi.

Tutuksuz sanık T.G. de 15 Temmuz'da vatani görevini yaptığını belirttiği savunmasında, Muhafız Alayında şoför olduğunu ve 15 Temmuz akşamı tatbikat olacağını öğrendiğini, alarm verildikten sonra "araç başı" yaptığını, kendilerine de silah ve hücum yeleği aldırıldığını söyledi.

Başka araçların da hazırlandığını ve hareket ettikten sonra öndeki aracı takip etmeye başladığını belirten T.G, tatbikatın alayda olacağını düşünürken 2 Nolu nizamiyeden çıkış yaptıklarını, Genelkurmay Başkanlığına gittiklerini, buradayken alayda görevli sivil şoför Engin Kadıoğlu'nun ne olduğunu öğrenmek için yanlarından ayrıldığını ve bir süre sonra gelip "Darbe oluyormuş." dediğini aktardı.

Kadıoğlu'nun bu haberi oraya giriş yaptıktan en fazla yarım saat sonra getirdiğini ileri süren T.G, yakındaki akıllı kart binasına girip sabaha kadar orada beklediklerini söyledi.

T.G, sabah olduktan sonra alaya götürüldüklerini ve sonraki süreçte gözaltı işlemi yapıldığını anlattı.

Sanık T.G, FETÖ ile iltisaklı olduğu yönündeki suçlamayı da kabul etmedi.

Duruşma yarına ertelendi.

Kara Harp Okulu darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulundaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmaya sanıklar, yakınları ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada, sanıklar ve avukatları, savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma yaptı.

Sanıklar Harun Çevikgil ve Ercan Değirmenci, emir komuta zinciri içinde hareket ettiklerini ve kanunsuz bir eylemde bulunmadıklarını öne sürerek beraat talep etti.

Sanık avukatlarının da beyanının alınmasının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Eski istihbarat polisleri hakkındaki darbe davası

  ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında İstihbarat Daire Başkanlığını ele geçirme ve darbe girişimi süresince tüm Türkiye'de istihbarat fonksiyonlarını işlevsiz hale getirme çabası içerisinde oldukları gerekçesiyle çoğu dairenin eski çalışanı 32 kişinin yargılanmasına başlandı.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, bazı sanıklar hakkında çeşitli mahkemelerde açılan davaların mevcut davayla birleştirildiğini açıkladı.

Davada ilk olarak tutuklu sanıklardan Yusuf Ziya Sarı'nın savunması dinlendi. Sarı, silahlı terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği ile ByLock kullandığı suçlamalarını reddederek, "Hakkımda geçerli hiçbir tanık beyanı bulunmamaktadır. Tutuklanana kadar İstihbarat Daire Başkanlığında çalıştım. Hiçbir illegal eylem yapmadım." dedi.

Sarı, Mahkeme Başkanı Çolak'ın "İstihbarat Daire Başkanlığının ana sunucusuna paralel sunucu kurulduğu, sizin de o sunucuya bağlandığınız iddia ediliyor. Ne diyorsunuz?" sorusuna ise "Kesinlikle böyle bir şey yapmadım." yanıtını verdi.

Sanıklardan Abdulkerim Canbay, İstihbarat Dairesi Başkanlığında sözleşmeli bilişim mühendisi olarak çalışmaya Nisan 2014’te başladığını, Ocak 2015’te ise kendi isteğiyle kurumdan ayrıldığını anlattı.

Bir kişinin, kendisinin örgütün sohbetlerine katıldığı iddiasında bulunduğunu belirten Canbay, "kesinlikle hiçbir sohbete gitmediğini, Bank Asya hesabını faizsiz bankacılık hassasiyeti nedeniyle 17/25 Aralık'tan önce açtığını, 15 Temmuz gecesi de darbecilere karşı sokağa çıktığını" ifade etti.

Canbay'ın avukatı, müvekkili hakkındaki dosyanın ayrılması talebinde bulundu.

  • "Zaten Önder Sav'ın telefonunda kriz çıktı"

Sanıklardan Volkan Göçer, ODTÜ'de bilgisayar üzerine eğitim gördüğünü, sonrasında sivil memur olarak Polis Akademisinde çalışmaya başladığını anlattı.

FETÖ'yle, "terör örgütü" olarak tanımlanmadığı dönemde ilişkili olduğunu kabul eden Göçer, "Böyle bir dönemde, dini amaçlarla bu yapının toplantılarına gitmemin suç olduğunu düşünmemekteyim. Benim bu yapıyla ilişkimi kesmem, 17/25 Aralık'tan dört yıl öncedir. Bayrağımız dünyanın her tarafında dalgalansın diye verdiğim paranın, Burak Açıkalın'a kira parası olarak verildiğini görünce şok oldum. 2009'da ilişkimi kestim." diye konuştu.

Savunması sırasında, emniyette eski şube müdürü olan Veli Özdemir'in kendisinden Nokia telefonlarda ortam dinlemesini sağlayacak bir program yapmasını istediğini bildiren Göçer, "Amirimin o an için FETÖ/PDY üyesi olduğunu bilmemem nedeniyle hukuka uygun geldi. Ama çok teknik bilgiler gerektiren bu programı yerine getiremedim. Siyasi casusluk maksadıyla dinleme yapılmışsa, benim yazdığım programla olmamıştır." ifadelerini kullandı.

Göçer, bir gün işe geç gelmesi nedeniyle Özdemir'in kendisine kızdığını, tartışmaya başladıklarını ve o sırada Özdemir'in, "Zaten Önder Sav'ın telefonunda da kriz çıktı." dediğini ifade ederek, "Bu sözünden, 'Zaten canım sıkıldı, bir de senin geç gelmelerinle uğraşmayalım.' demek istediğini düşündüm. Ama benim, Önder Sav'ın dinlenmesiyle herhangi bir ilgim olmadı." dedi.

  • Çocuklarının ismi Pensilvanya'dan

Mahkeme Başkanı Çolak, sanığa, FETÖ ile ilişkisini 2009'da kestiğini söylediğini, ancak iddianamede 2010 ve 2015 doğumlu çocuklarına ne isim koyacağını sorduğu Seyfettin Gör'ün bizzat FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'den "Sinan" ve "Hakan" isimlerinin geldiğini söylediğinin bildirildiğine dikkati çekti.

"Fiziksel olarak irtibatımızı 2009'da kopardık ama zihnen bir anda irtibatı koparamıyorsunuz." ifadesini kullanan Göçer, örgütün "emniyet imamı" olduğunu söylediği Seyfettin Gör ile "iyi bir insan olduğu için arada görüştüğünü" kaydetti.

Başkan Çolak, Göçer'e ABD ve Hindistan'a yaptığı ziyaretleri de sordu. Göçer, 2008'deki ABD ziyareti öncesinde Seyfettin Gör'e, "Fetullah Gülen ile görüşebilir miyim?" diye sorduğunu, onun da "Birini arayayım, seni alsın, götürsün." dediğini aktardı.

Göçer, "ABD'ye gittim, tanımadığım kişi beni alarak Fetullah Gülen'e götürdü." şeklinde konuştu.

Hindistan ziyaretinden bahseden Göçer, Veli Özdemir'in, Nokia'nın belli bir model telefonunda ortam dinlemeyi sağlayacak yazılımı yapamaması nedeniyle kendisine kızdığını söyledi ve şöyle devam etti:

"Birkaç ay sonra bana 'Bunu yapan şirket var mı, araştır.' dedi. Birlikte Hindistan'a gittik, yazılımı inceledik. Koda baktım, sorun olmadığını söyledim. Son gün bana 'Otelde kal.' dedi, kendisi gitti. Sonra Türkiye’ye döndük. Özdemir'in ortam dinleme yazılımını alıp almadığını bilmiyorum ama getirdiğini düşünüyorum."

Başkan Çolak, Özdemir'in "Önder Sav'ın telefonunda da kriz çıktı." sözüne dönerek, "Milletvekili hakkında soruşturma, kovuşturma izne tabi. Sizin soruşturma yapma izniniz yok. Bunu neden bildirmediniz?" sorusunu yöneltti. Göçer, bu soruya ise "korktum" karşılığını verdi.

Sanıklardan Eyüp Liste ise Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduğunu, 2015 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesinde çalışmaya başladığını söyledi.

Liste, "İstihbaratta çalışmaya başladığımdan günden itibaren casusluk sayılacak hiçbir faaliyetim olmadı. Böyle bir suça da şahit olmadım. Hakkımdaki bu suçlamaların düşürülmesini talep ediyorum." dedi.

Eyüp Liste, örgütte talebe mesulü konumunda bulunduğu ve kod adının "Ensar" olduğu yönündeki tanık beyanlarını kabul etmedi ve atfı cürüm niteliğindeki bu iddiaların dosyadan çıkarılmasını istedi.

ByLock kullandığı yönündeki iddiayı da kabul etmeyen Liste, mahkeme başkanının, ByLock şifresi olarak kod adı olan "Eyüp"ü kullandığını hatırlatması üzerine, "Benim böyle bir kod adım yok. Bu yöndeki tanık beyanlarını kabul etmiyorum. Ayrıca ByLock tespit tutanağı polisler tarafından tanıkların önüne konulmuş olabilir. Bu yapılmayacak bir şey değil." karşılığını verdi.

Bazı sanıklar savunmalarını hazırlayamadıklarını belirterek, süre talep etti. Duruşmada, ifadesi alınan Yusuf Keten, Selim Temur ve Enes Kara da suçlamaları reddetti.

Beyanların ardından mahkeme başkanı, yarın devam etmek üzere duruşmayı tamamladı.

  • İddianameden

İddianamede sanıkların "silahlı terör örgütü üyesi olmak", "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin etmek", "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" gibi suçlardan cezalandırılmaları isteniyor.

İddianamede, şüphelilerin darbe girişimi olduğu sıra örgütlü şekilde silahlanma arayışına girdikleri, darbe girişiminin yönetici kadrosu olan "yurtta sulh konseyi"nin en önemli mensuplarından Mehmet Partigöç ile irtibatlı oldukları, darbe girişimi sırasında örgütün amaç ve faaliyetleri kapsamında İstihbarat Daire Başkanlığını ele geçirme ve darbe girişimi süresince tüm Türkiye'de istihbarat fonksiyonlarını işlevsiz hale getirmeye çabaladıkları ifade ediliyor.