Konsey üyesi generalden “kandırıldım” savunması

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, aralarında sözde yurtta sulh konseyi üyelerinin de yer aldığı 224 kişinin yargılanmasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen duruşmada, sözde yurtta sulh konseyi üyelerinden dönemin Şırnak Çakırsöğüt Jandarma Tugay Komutanı eski tuğgeneral Ali Osman Gürcan esasa ilişkin savunmasını yaptı.

Bayram tatili nedeniyle 4-8 Temmuz 2016 tarihleri arasında Denizli'de olduğunu belirten Gürcan, darbe girişiminden sonra itirafçı olan eski asker Hakan Bıyık'ın darbe toplantılarında kendisini gördüğüne dair beyanının doğru olmadığını ileri sürdü.

Bayram tatilinin bitiminden sonra 9 Temmuz'da görevli olduğu Şırnak'a döndüğünü, 15 Temmuz'a kadar rutin görevlerini icra ettiğini belirten Gürcan, olay günü astsubay Şahin Bozdere'nin odasına gelerek Ankara'ya intikal emrini ilettiğini söyledi.

Bunun üzerine bağlı bulunduğu birlikte görevli olan albay Erkan Varol'u arayarak emri sorduğunu anlatan Gürcan, Varol'un birliğin Ankara'ya gelmesi yönündeki emri doğruladığı iddiasında bulundu.

Söz konusu emirden darbe girişimi konusunda bir anlam çıkarmadığını ve 15 Temmuz'dan önce darbeden haberi olmadığını savunan Gürcan, olay tarihinden önce Genelkurmay Karargahına saldırı yapılabileceğine dair istihbari bilgiler olduğu gerekçesiyle intikal emrini, "Birkaç ilde terör eylemleri yaşandığı ve Ankara da bunun önünü alamıyor." şeklinde değerlendirdiğini ifade etti.

Harekat merkezindeki görevlilerinin birliğe gelen "Tugay yönetimi" ve "Sıkıyönetim direktifi" emirlerinden kendisine hiç bahsetmediğini ve göstermediğini öne süren Gürcan, durumdan haberdar olması halinde kışladan hiç çıkmayacağı iddiasında bulundu.

Gürcan, tugaydan çıktıktan sonra Cizre'nin girişine kadar geçtikleri polis kontrol noktalarından kimsenin kendilerini durdurmadığını, durduruldukları noktada ilçe emniyet müdürünü arayarak yolu neden kapattığını sorduğunda, "Tümen komutanının emri, onu arayıp konuşun. Beni arada bırakmayın." cevabını aldığını ileri sürdü.

Tümen komutanını aradığını ancak ulaşamadığını öne süren Gürcan, albay Varol'u arayarak durumu anlattığını, Varol'un, birliği ivedi Ankara'ya bekledikleri emrini yinelediğini aktardı.

Üzerinde çelik yelek, başlık ve ağır silah bulunmamasının "barışçıl" olduğunun göstergesi olduğunu savunan Gürcan, "Polisle jandarma birbirine hasımmış gibi bir görüntü hoşuma gitmediği için araya mesafe koymak ve ortamı sakinleştirmek istedim. Birliğimi geriye almaya çalıştım." dedi.

Polislerin geçişine izin vermemesi üzerine tabur komutanlarıyla durum değerlendirmesi yaptıklarını aktaran Gürcan, yarbay Yasin Bulut'un, darbe girişiminden bahsederek, "Paralelcilerin oyununa gelmeyin komutanım, geri dönün." sözlerini kullanması üzerine, "Kendimi kandırılmış hissettim. Bunu kendime yediremedim." diyerek kışlaya dönmeye çalıştığı iddiasında bulundu.

Davanın görülmesine devam ediliyor.

Zırhlı Birlikler darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığındaki eylemlere ilişkin davada sanıklar, esasa ilişkin savunma yaptı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar, yakınları ve taraf avukatları katıldı.

Savcının, "Anayasayı ihlale yardım" suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talebiyle yargılanan eski kursiyer teğmen Hasan Çelen, esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yaptı. Çelen, darbe planlamasını yapmak amacıyla kurulan bir WhatsApp grubunda yer aldığı iddiasına ilişkin, grubun daha önce kurulduğunu, oradan atılan bir mesajla "Genelkurmay'a terör saldırısı var" denilip herkesin acilen tabura gitmesi gerektiğinin yazıldığını, bu yüzden evden çıktığını söyledi.

Bölük komutanı binbaşı Özkan Gürkol'un emriyle cephaneliği almak için garajlara gittiğini belirten Çelen, garajlara seçilen 10 kişinin rastgele seçildiğini, kendisinin de listenin içinde olmasının tesadüf olduğunu iddia etti.

Yolda kendilerini gören okul komutanı Sefa Alkan'ın "Nereye gidiyorsunuz?" diye sorduğunu, "garajlara gidiyoruz" diye cevap verdiklerini aktaran Çelen, Alkan'ın "Size kim emir verdi?" sorusu üzerine "Özkan Gürkol emir verdi" cevabı üzerine okul komutanının "Tamam" diyerek, yola devam ettiğini öne sürdü.

Sefa Alkan'ın kendisini kurtarmak için böyle bir diyaloğu reddettiğini ileri süren Çelen, "Eğer kendisi bize garajlara gitmememiz noktasında emir verseydi, biz bugün burada yargılanmıyor olacaktık." dedi.

Bölüğe geldiği sırada görev arkadaşlarından kimseyi görmediğini belirten Çelen, sınav salonuna çıktığını ve amacının kargaşadan uzak durmak olduğunu, teçhizatını birliğe teslim ettiğini ileri sürdü.

15 Temmuz gecesi kanunsuz bir iş yapmadığını ve sadece kendisine verilen emirleri yerine getirdiğini iddia eden Çelen, "Ortada suç olabilecek herhangi bir eylemim yoktur. O gün bana verilen silahı kullanmadım. Yapılan tetkiklerde benim kullandığım silahla atış yapılmadığı ortadadır." ifadesini kullandı.

Çelen 2012'den beri aynı mobil hattı kullandığını, telefon kayıtlarında herhangi bir terör örgütüyle bağının çıkması durumunda tüm suçlamaları kabul edeceğini söyledi.

Somut verilere dayanmayan mesnetsiz suçlamalarla kendisine FETÖ üyeliği suçunun isnat edildiğini ileri süren Çelen, terör örgütü üyeliği suçunu kabul etmediğini belirterek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya öğle arası verildi.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 kişinin yargılandığı davanın sanıkları, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Darbe girişiminin yaşandığı dönemde Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri Okulunda (MEBS) kursiyer teğmen olan sanık Ekrem Malkoç savunma yaptı.

Malkoç, akşam bölük komutan vekili üsteğmen Eren Çalışkan'ın, "Sorgulamayın" ifadesiyle mesaiye çağırmasına yönelik mesajı üzerine kışlaya gittiğini iddia etti.

Birliğe taksiyle gittiğini, bir süre sonra da tabur komutanının peşinden Akıncı Üssü'ne geçtiklerini anlatan Malkoç, buranın Akıncı Üssü olduğunu da tabeladan gördüğünü ileri sürdü.

Üsse girdikten sonra gruplara bölündüklerini, kendi grubunu da havacı bir teğmenin emrine verildiğini bildiren Malkoç, götürüldükleri yerde eğer birisi gelirse ana kapıya yönlendirme görevi verildiğini savundu.

Malkoç, amirlerinin emirleri doğrultusunda hareket ettiğini iddia ederek, verilen emirlerde kanuna aykırı bir şey olmadığını öne sürdü.

Okuldaki kursiyer Fatih Kandemir'in "illegal iş yaptıkları ve silahlarını alıp birliğe dönün" şeklindeki mesajı üzerine, çıkmak üzere uygun anı beklediklerini bildiren Malkoç, sabah da buradan ayrıldığını söyledi.

Birliğe katılması için önceden belirlenen kişilerden olduğuna yönelik iddiayı da reddeden Malkoç, WhatsApp grubundan herkesin mesaiye çağrıldığını, özel olarak seçilmediğini savundu.

FETÖ/PDY ile de bir bağı olmadığını iddia eden Malkoç, hiçbir suç işlemediğini ileri sürdü.

Malkoç, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Sanık eski kursiyer teğmen Emre Sakarya da birinci amirleri olan bölük komutan vekili üsteğmen Eren Çalışkan'ın mesajı üzerine kışlaya gittiğini bildirdi.

Daha sonra Akıncı Üssü'ne götürüldüklerini anlatan Sakarya, orada gruplara ayrıldıklarını söyledi.

Sakarya, bir darbe girişimi içinde olduklarını bilmeden kanuna uygun emirlere göre hareket ettiklerini savundu.

Okuldaki kursiyerlerden Fatih Kandemir'in 02.59'da, eğitim merkez komutanının emri doğrultusunda kışlaya dönmelerine yönelik mesajı üzerine bir sıkıntı olduğunu anladığını ileri süren Sakarya, suçlamaları kabul etmedi.

Duruşmaya öğle arası verildi.

Zırhlı Birlikler darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 52 sanıklı davanın görülmesine esasa ilişkin savunmalarla devam edildi.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar, yakınları ve taraf avukatları katıldı.

Eski kursiyer teğmen Emrah Şensoy, 15 Temmuz gecesinde bir darbe kalkışmasının olduğunu bilmediğini, sadece verilen emirlere uyduğunu ve darbe gecesi tanka mühimmat yüklediğine ilişkin iddiayı reddetti.

Tabur komutanı Fatih Çubukçu'nun garajlar bölgesine gitmelerini ve tanklara binmelerini emrettiğini ileri süren Şensoy, "O gece halkın nizamiye bölgesinde toplandığı gördüğümde tanktan indim ve bir daha binmedim." dedi.

15 Temmuz gecesi bölük binasından hiç ayrılmadığını ve kendi emniyeti için binada beklediğini öne süren Şensoy, sabaha kadar bir salonda bekletildiklerini ve daha sonra gelen emniyet güçlerine teslim edildiklerini belirterek, kendisine cebir ve şiddet uygulayan emniyet güçlerinden şikayetçi olacağını iddia etti.

Darbeden haberdar olmadığını ve suçsuz olduğunu öne süren Şensoy, tahliye talebinde bulundu.

Eski kursiyer teğmenlerden Ensar Hüdai Sağkal ise sadece aldığı talimatla cephaneliğe gittiğini ve tanka hiç binmediğini ileri sürdü.

FETÖ/PDY yapılanmasıyla hiçbir alakası olmadığını savunan Sağkal, suçsuz olduğunu belirterek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya öğle arası verildi.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 kişinin yargılandığı davanın sanıkları, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Darbe girişiminin yaşandığı dönemde Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri Okulunda (MEBS) kursiyer teğmen olan sanık Hamza Beyret, savunmasında darbe girişiminin yaşandığı gece kanunların dışına çıkmadığını savundu.

"Bilmeden sürüklendiğim bu hain olayın içinde bilerek ve isteyerek yer almadım." diyen Beyret, tek suçunun emirlere uymak olduğunu ileri sürdü.

Beyret, 15 Temmuz'da WhatsApp grubuna 21.37'de "herkes mesaiye geliyor", 21.49'da da "arkadaşlar sorgulamayın, herkes mesaiye gelsin" yazılı mesajlar gelmesi üzerine kışlaya gittiğini anlattı.

Burada tabur komutanı Metin Bilgici'nin "Yazılı emir var" demesinin sorgulama yapmalarının önüne geçtiğini iddia eden Beyret, verilen emirlerin arka planında neler olduğunu bilmediklerini ancak emirlerde kanunsuz bir şey bulunmadığını öne sürdü.

Beyret, okula giriş ve çıkış yaparken de hiçbir ikazla karşılaşmadığını ileri sürerek, 00.40 gibi neresi olduğunu daha önce bilmediği Akıncı Üssü'ne getirildiklerini ve 141. Filo yakınında beklediğini söyledi.

Okuldan gelen emirler doğrultusunda "illegal bir işin içinde oldukları" bildirilince üsten ayrılmaya karar verdiklerini, nizamiyeler tutulduğu için uygun zamanı beklediklerini belirten Beyret, sabah saatlerinde nizamiyelerin boşaltılmasıyla araçlarla ayrıldıklarını iddia etti.

Ardışık aramalar nedeniyle de hakkında örgüt üyesi olduğuna yönelik suçlama olduğunu belirten Beyret, ardışık aramalarda ismi geçen kişileri tanımadığını öne sürdü. Beyret, örgüt üyesi olduğuna ilişkin suçlamayı kabul etmedi.

Sanık kursiyer teğmen Yavuz Selim Özberk de WhatsApp grubuna atılan mesaj sonrası MEBS Okulu'na gittiğini belirtti.

Akıncı Üssü'ne hayatında hiç gitmediğini, o akşam götürüldüklerinde de neresi olduğunu tabeladan öğrendiğini iddia eden Özberk, burada ağaçlık bir alanda beklediğini, nöbet tutma, emniyet alma gibi herhangi bir faaliyette bulunmadığını ileri sürdü.

Özberk, "İllegal bir iş yapıyormuşsunuz" şeklindeki mesajı duyunca üsten ayrılmak istediğini, uygun bir saatte araçla MEBS Okulu'na döndüklerini söyledi.

Sanık Özberk de FETÖ/PDY ya da başka bir örgütle bağı bulunmadığını iddia etti.

Duruşmaya öğle arasından sonra devam edilmek üzere ara verildi.

15 Temmuz'da mağdur olan Japon çocuk Çavuşoğlu'na mehter marşını söyledi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Atatürk Havalimanı'nda mahsur kalan 10 yaşındaki Japon çocuk Yorihisa Ono, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na Mehter Marşları arasında en bilinenlerden olan "Ceddin Deden" marşını söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, Macaristan'a yaptığı resmi ziyaret kapsamında, Budapeşte Yunus Emre Enstitüsünde (YEE) bu ülkede yaşayan Türk vatandaşları ve sivil toplum kuruluşları yetkilileriyle buluştu.

Çavuşoğlu, burada 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Atatürk Havalimanı'nda mahsur kaldığı için Türkiye hakkında olumsuz görüşler edinen fakat YEE'nin çabalarıyla Türk kültürüne ilgi duyan 10 yaşındaki Japon Yorihisa Ono'nun söylediği ''Ceddin Deden'' marşını dinledi.

Bakan Çavuşoğlu ile Japonca ve Türkçe sohbet eden Ono, Çavuşoğlu'na Türkçe "Tanıştığımıza memnun oldum." dedi.

Ono, daha sonra Çavuşoğlu ile Rabia işareti yaparak fotoğraf çektirdi.

Çavuşoğlu, ayrıca Japon çocuk Ono'ya hediye takdim etti.

Zırhlı Birlikler darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 52 kişinin yargılandığı davaya, sanıkların savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Darbe girişiminin yaşandığı dönemde Zırhlı Birlikler Eğitim Okul Komutanı olan emekli albay tutuksuz sanık Sefa Alkan, daha önce yaptığı savunmasını tekrarladı.

Alkan, savcının mütalaasında Tümgeneral Erdoğan Akyol'u korumak için darbe girişimine katılanlara karşı müdahalede bulunmadığına yönelik suçlamasına karşı, Akyol'un makamdan ayrılırken kapıda kendilerini gördüğünde durumu rahatlıkla ifade edebileceğini ancak etmediğini öne sürdü.

Akyol'un görevi devrederek oradan çıktığını anlatan Alkan, "Sonuçta yaşananlara hiçbir tepkisi olmayan Erdoğan Akyol'un kavrayamadığı bir hususta olaya müdahil olmayanları suçlamanın adil olmadığın düşünüyorum." diye konuştu.

Alkan, 02.00 civarı Osman Levent Karakuş'tan darbe girişimini öğrenmesine rağmen darbe karşıtı bir emir vermediği gerekçesiyle de suçlamada bulunulduğunu ifade ederek, gece daha ne olduğu belli değilken darbe karşıtı tavır aldığını söyledi.

Tümen karargahını 23.50 gibi terk ettiğini, kendi personelini bilgilendirdiğini anlatan Alkan, "Ben, tümende tarafını ilk belirleyenimdir." diye konuştu.

Kursiyerlerin kendilerine emanet olduğunu dile getiren Alkan, onların da başına bir şey gelmemesi için çaba sarf ettiklerini ileri sürdü. Alkan, "Erdoğan Akyol gibi dayatılan hususları kabullenmedim. Sabaha kadar ortalıktan kaybolmadım, her şeyi kabullenmedim. Odamda oturup televizyon seyrederek taraf belirlemeye çalışmadım. Rüzgarın yönüne göre hareket etmedim." ifadelerini kullandı.

"Tümendeki darbecilerin tetikçisi olduğunu" söylediği Fatih Çubukçu'yu 00.30 civarı arayıp kanunsuzluk yaptığını, tankların cephaneliği terk etmemesi için Erdal Yetim'e de emir verdiğini öne süren Alkan, suçlamaları kabul etmedi.

Alkan, beraat talebinde bulundu.

  • "Darbe teşebbüsüne yardım etmedim"

15 Temmuz günü birliğin kurmay başkanı olan tutuksuz sanık emekli albay Memet Sıddık Çoban da savunmasında ilk günden bugüne masum olduğuna dair durumun değişmediğini savundu.

Elde edilen bilgi ve kanıtların tümünün anlattıklarını doğruladığını iddia eden Çoban, "İlk günden beri hakikatı arz ettim." dedi.

Darbeye teşebbüs edenlerce görevden alındığının ortaya çıkmasına, darbeye yönelik kimseye emir vermemesine rağmen iddia makamınca darbeye yardım ettiğinin mütalaa edildiğini söyleyen Çoban, "Beni, darbe teşebbüsüne yardım etmeyeceğimi bildikleri için görevden aldılar. Benim yerime de Faruk Yaman'ı gönderdiler." diye konuştu.

Darbecilere yardım edecek bir durumu olsaydı görevden alınmayacağını ileri süren Çoban, bu teşebbüse yardım etmediğini savundu.

Çoban, 15 Temmuz akşamı 22.00 civarı nöbetçi amiri Aziz Çiçek'in arayıp Tümgeneral Erdoğan Akyol'un görevden alındığını, bu yönde bir mesaj geldiğini söylediğini aktardı.

Bunun üzerine kışlaya gittiğini anlatan Çoban, faaliyet izleme merkezine geçtiğini ve "atama" konulu bir sayfalık mesajı gördüğünü ancak bunun TSK'nin yönetime el koyduğuna dair bir mesaj olmadığını iddia eti.

Durumu tümen komutanına bildirdiğini, onun da kışlaya gelmek üzere hareket ettiğini anlatan Çoban, bu sırada tuğgeneral Ahmet Bican Kırker'in de birliğe geldiğini dile getirdi.

Çoban, Kırker'in, tümen komutanının odasına geçtiğini ve kışlaya gelen Akyol'un da onunla bir süre görüştüğünü belirtti.

Akyol'u odadan ayrılırken gördüğünü bildiren Çoban, kendisini görmediği için yanına gittiğini, koluna dokunarak bir emri olup olmadığını sorduğunu ancak cevap alamadığını ileri süren Çoban, ona karargah dış kapısına kadar eşlik ettiğini anlattı.

"Kendi kendime niye görevden alırlar diye söylenerek odama döndüm." diyen Çoban, Kırker ile gelen albay Faruk Yaman'ın da kendi yerine kurmay başkanlığına getirildiğini ilettiğini aktardı.

Çoban, bunun üzerine görevi devredip 23.20 civarı kışladan ayrıldığını söyledi.

O saatte gelenlerin darbeci olduğuna dair kendisi dahil kimsede bir kanaat oluşmadığını savunan Çoban, "Ben gelenlerin meşru bir yolla geldiğini biliyordum. Gayrimeşru bir yolla geldiklerini düşündürecek bir durum yoktu ortada. Ben görevden alınmayı müteakip tümenden ayrılıncaya kadar darbeden haberdar değildim." diye konuştu.

Çoban, suçsuz olduğunu savunarak beraatini talep etti.

Duruşmaya pazartesi devam edilmek üzere ara verildi.

Kara Havacılık Komutanlığı darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kara Havacılık Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 152'si asker, 3'ü sivil 155 sanığın yargılanmasına, sanıkların esasa ilişkin savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumu'ndaki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Sanık eski yüzbaşı Zafer Dolu, olay günü "arama kurtarma bekleme" ekibinde görevli olduğu için acil koduyla karargaha çağrıldığını, Oğuz Yalçın'ın birliğe terör saldırısı olabileceği gerekçesiyle helikopterleri tahliye etmelerini istediğini ileri sürdü.

Grup komutanı ve bekleme ekibi olarak bağlı olduğu Harekat Merkezi dışında hiç kimseden emir veya talimat almadığını öne süren Dolu, saldırı olduğu gerekçesiyle genel maksat helikopteriyle Genelkurmay Başkanlığına 10-15 personel bıraktıkları sırada, havadan dışarıda sivil halkı ellerinde bayraklarla görünce bu işin normal olmadığını düşünerek Güvercinlik'e döndüğünü iddia etti.

Dolu, telefondan internete girip darbe girişiminden haberdar olduğunu ve devlet yetkililerinin açıklamalarını görünce bu işe dahil olmama ve herhangi bir uçuşa çıkmama kararı aldığını, iradesi dışında çekildiği ortamdan bir an önce çıkmak için hangardaki dinlenme odasına geçtiğini söyledi.

Odada beklerken bomba sesine benzer bir patlama olduğunu, elektriklerin kesildiğini ve silah seslerinin gelmeye başlamasıyla can havliyle oradan çıkmak için helikopteri çalıştırdığını ileri süren Dolu, "Hangardan vesaire bizi de alın diye insanlar helikoptere koşmaya başladı. Kim masum kim suçlu kim ne saikle orada bilemeyeceğimiz için onları da helikoptere aldık." dedi.

Güvercinlik'ten Akıncı Üssü'ne uçtuğunu belirten Dolu, daha sonra Çağlayan askeri lojmanlarındaki evine gittiğini anlattı. 17 Temmuz'da karargahta savcı olduğunun söylenmesi üzerine yaşadıklarını savcıya anlatmak üzere Güvercinlik'e gittiğini belirten Dolu, "Nizamiyede ziyaretçi salonuna alındım. Daha sonra polisler tarafından Etimesgut İlçe Emniyet Amirliği'ne götürüldüm. Hiçbir şekilde kendimi ifade edemeden oradan Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM şubesi spor salonuna teslim edildim. Yaşadıklarım bundan ibarettir." dedi.

Güvercinlik'ten izinsiz kalktığı ve Akıncı Üssü'ne "yurtta sulh" parolasıyla indiği iddiasına ilişkin ise Dolu, herhangi bir frekansta bu ifadeyi kullanmadığını, telsizde de duymadığını, ilk defa medyadan haberdar olduğunu öne sürdü.

Kara Havacılık Komutanlığı darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kara Havacılık Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 152'si asker, 3'ü sivil 155 sanığın yargılanmasına, sanıkların esasa ilişkin savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları'ndaki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Sanık eski yarbay Erdal Başlar yaptığı savunmada örgüte üye olduğu iddialarını kabul etmeyerek, bu yapıya ait okul ve dershanelere hiç gitmediğini, çocuklarını da göndermediğini, ByLock ve benzeri uygulamaları kullanmadığını iddia etti.

Başlar, Özcan Karacan ve İlkay Ateş ile darbe toplantılarına katılmadığını, bu toplantıların yapıldığı söylenen adreste hiç bulunmadığını öne sürdü.

Olay akşamı, "kısmen" Başbakan'ın "net olarak" da Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarından sonra içine düştüğü durumun farkına vardığını öne süren Başlar, şunları anlattı:

"Oldukça bitkin düşmüştüm. Kendimi toparlamak için hangardaki dinlenme odasına gittim. Sabah 6 sıralarında yakından yoğun silah atışlarının yapıldığını duydum. Odanın penceresinden hangar içine baktığımda etraftakilerin apron içine koştuğunu gördüm. Hemen çıkıp duruma bakmak istedim. O arada bir helikopterin çalışır vaziyette yerde durduğunu ve etraftakilerin helikoptere bindiğini gördüm. Yanımdan geçenlere ne olduğunu sorduğumda 'güvercinliğe saldırı olduğunu ve meydanı terk etmekle ilgili emir aldıklarını' söylediler."

Başlar, içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için meydanı terk etmesi gerektiğine karar verdiğini ancak diğer helikopterlerle hareket etmek istemediğinden başka bir atak helikopteriyle meydandan ayrılarak emniyetli olabileceğini değerlendirdiği Akıncı üssüne gittiğini, indikten bir süre sonra uçakların havadan taarruza başlamasından dolayı üsten ayrıldığını iddia etti.

Uçuş yaptığı "kısa" süre içerisinde sivil, askeri ve kamu alanlarına ait hiçbir yere silahlı müdahalede bulunmadığını öne süren Başlar, sivil ya da asker kimsenin yaralanması veya ölümünde dahlinin olmadığını savundu.

O gece kimseye helikopteri hazırlaması ve mühimmat yüklemesi emri vermediğini aktaran Başlar, herhangi bir kişinin de kendisinden helikoptere binmesini istemediğini savunarak, "Yaptığım tüm işler yasaldır, emir ve komuta zinciri içinde olmuştur. Ben o gün darbeci olan hiçbir amir ve komutandan emir almadım, kimseye emir vermedim." diye konuştu.

Sanık Başlar, diğer sanıkların kendilerine isnat edilen suçlamalardan kurtulmak için şahsının aleyhinde "yalan" beyanda bulunduklarını savundu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.