MHP Genel Başkan Yardımcısı Demirel:

İSTANBUL (AA) – MHP Genel Başkan Yardımcısı Ruhsar Demirel, “Bizim bir ortak mülkümüz var, millet, vatan, ülke. Her günü yeniden kurgularken, ortak mülkümüzün sağlam bir çatıya, sağlam duvarlara ihtiyacı var. Onun için sağlam duvar ustalarına, sağlam çatı yapanlara, düşünen beyinlere, müzakere edenlere, muhakeme edenlere, yargılayanlara, ‘Neden, niçin?’ diye soranlara, cehalete ‘Dur’ diyecek insanlara ihtiyacımız var.” dedi.

Demirel, Genç Sosyal Bilimciler Derneğince Doğuş Üniversitesinde düzenlenen “1. Ulusal Gençlik Akademisi”nin açılışındaki konuşmasında, üniversite diplomasının şart ancak yeterli olmadığını dile getirerek, gençlerin hayatta alması gereken başka dersler de olduğunu vurguladı.

Teknolojinin bazıları tarafından bilgi, bazıları tarafından terör için kullanıldığını anlatan Demirel, “15 Temmuz günü Cumhuriyet tarihimizin bir felaketiyle karşılaştık. F16’lar alçaktan uçtu, üniforma giymiş insanlar bu ülkenin insanlarına ateş ettiler. Geleceğimizi bu kadar karartabilmelerinin sebebi neydi? Bence cehalet. Anonimleşmiş bir cehaletin içindeyiz.” diye konuştu.

Demirel, gençlerin bilgili olmasına, düşünmesine, sorgulamasına, uyanık olmasına ihtiyaç duyulduğunu belirterek, salondakilere şöyle seslendi:

“Yalnızca gözü açık değil, okuyan, düşünen, muhakeme eden, soran, sorgulayan insanlar olun. Çünkü öyle bir dünyada yaşıyoruz ki her gün, her an aldığımız bir haberle bütün şartlarımızı yeniden organize etmeye çalışıyoruz. Bizim bir ortak mülkümüz var, millet, vatan, ülke. Bu mülkümüzle ilgili geleceğe dair her gün yeniden bir organizasyon yapmak duygusuyla kalkıyoruz. Hatta bazen uyuyamıyoruz. Her günü yeniden kurgularken, ortak mülkümüzün sağlam bir çatıya, sağlam duvarlara ihtiyacı var. Onun için sağlam duvar ustalarına, sağlam çatı yapanlara, düşünen beyinlere, müzakere edenlere, muhakeme edenlere, yargılayanlara, ‘Neden, niçin?’ diye soranlara, cehalete ‘Dur’ diyecek insanlara ihtiyacımız var. Batının bilgisine, doğunun hissiyatına ihtiyacımız var, bütün bunları aynı yerde harmanlayacak vicdana ihtiyacımız var. Sizlere ihtiyacımız var.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı etkinlikte, Kılıçdaroğlu ve Demirel’e Genç Sosyal Bilimciler Derneği Başkanı Burak Öztürk tarafından plaket sunuldu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (2)

İSTANBUL (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Güçler ayrılığı, yasama, yürütme, yargının ayrı olmasıdır, çağdaş demokrasilerde bir de buna medya eklenir. Çünkü bunların tamamı milli iradeyi kullanırlar ve milli iradeyi temsil ederler. Bir kişi, milli iradeyi temsil edemez, demokrasilerde böyle bir şey yoktur. Güçler ayrılığı bu bakımdan çok önemlidir. Bu bağlamda başkanlık tartışmaları yapılırken, ‘Yasama ve yargı, benim için ayak bağıdır’ diye birisi söylüyorsa, onun demokrasiye ihanet ettiğini rahatlıkla düşünebilirsiniz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, Genç Sosyal Bilimciler Derneğince Doğuş Üniversitesinde düzenlenen “1. Ulusal Gençlik Akademisi”nin açılışındaki konuşmasında, Türkiye’nin bölgesinin ve dünyanın önemli aktörlerinden biri olması için ne yapılması gerektiği konusundaki görüşlerini dile getirdi.

Gençlerin gelecek ama aynı zamanda bugünün en temel aktörleri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Kadın-erkek eşitliği… Sakın bundan ödün vermeyin. ‘Kadın evinde otursun’ diyen adama ‘Kardeşim sen önce git kendin evinde otur’ diyebilmek gerek. Hayatın her alanında kadın ve erkek omuz omuza mücadele edecek. Kadını bir yere hapsetmek, Cumhuriyetin ve çağdaşlığın, uygar dünyanın kabul edeceği bir şey değildir. Bilime olağanüstü değer ve önem vermek zorundayız.” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, önerdiği stratejinin ilk ayağını, “Hukukun üstünlüğü ve demokrasi” şeklinde açıklayarak, kişi başına gelirin 25 bin dolar ve üstü olduğu bütün ülkelerde tam demokrasi bulunurken, zengin olağanüstü kaynakların üzerinde oturan ve yoksulları oynayan bir İslam dünyasında demokrasi ve hukukun üstünlüğü, kadın erkek eşitliği olmadığını anlattı.

Bütün kültürlerde adaletin en soylu kavramının adalet olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Birilerinin talimatıyla karar veren değil, hukukun üstünlüğüne inanarak, vicdanıyla karar veren yargıca ihtiyacımız var. Medya özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü kesinlikle olmalı. Bir kişi düşüncelerinden ötürü hapse atılmamalı. Bugün hapiste gazetecilerimiz, yazarlarımız, bilim insanlarımız var. Ben içime sindiremiyorum. Bugün içeride olan gazetecilerin hiçbirisi, CHP lehine 3 cümle bile kurmuş değildir ama ben onların haklarını savunmak zorundayım çünkü ben demokrasiye, insan haklarını, düşünceyi açıklama özgürlüğüne inanıyorum. Düşünceyi açıklama, medya özgürlüğü, bilimsel özerklik, demokrasinin olmazsa olmazıdır.”

Kılıçdaroğlu, güçler ayrılığı ilkesine dikkati çekerek, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Şunu insanlık tarihi gördü ve öğrendi; Bir kişiye bütün yetkiler verildiğinde, o kendi ulusunu bir süre sonra felakete sürüklemiştir. Hitler, en somut örnektir. Bütün yetkileri aldı, ‘Ben başkanım’ dedi, sadece kendi ülkesini değil, bütün dünyayı kana buladı. Ne yapıldı? Alman Anayasasına halkın direnme hakkı konuldu. Tıpkı 15 Temmuz’da halkın direnme hakkını kullandığı gibi. Dolayısıyla demokrasiye yönelen her harekete karşı, hepimizin ortak mücadele etmesi lazım. Güçler ayrılığı, yasama, yürütme, yargının ayrı olmasıdır, çağdaş demokrasilerde bir de buna medya eklenir. Çünkü bunların tamamı milli iradeyi kullanırlar ve milli iradeyi temsil ederler. Bir kişi, milli iradeyi temsil edemez, demokrasilerde böyle bir şey yoktur. Güçler ayrılığı bu bakımdan çok önemlidir. Bu bağlamda başkanlık tartışmaları yapılırken, ‘Yasama ve yargı, benim için ayak bağıdır’ diye birisi söylüyorsa, onun demokrasiye ihanet ettiğini rahatlıkla düşünebilirsiniz. ‘Benim gibi düşünmeyen yargı veya benim gibi düşünmeyen yasama organı’… Olmaz.”

– “Güçlü bir sosyal devlet olabilirsek, ülkede barışı ve istikrarı sağlamış oluruz”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, stratejinin ikinci ayağını “Üreten Türkiye” şeklinde açıklarken, bunun için de katma değeri yüksek ürün üretilmesi gerektiğini vurguladı ve üniversiteleri bilgi üretmeyen bir toplumun, katma değeri yüksek ürün üretme şansı bulunmadığını söyledi.

Üniversiteler bilim üretmesi, mali, bilimsel ve yönetsel özerkliğinin olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, aykırı düşüncelerden korkmamak gerektiğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan, rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar” sözlerine atıf yaparak, Atatürk’ün asıl bu bağlamda öğretilmesi gerektiğini belirtti.

Üçüncü ayağı “Güçlü bir sosyal devlet” olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, “Eğer güçlü bir sosyal devlet olabilirsek, yani aç ve açıkta hiç kimse kalmazsa, gelir dağılımı dengeli olursa, kişi başına gelirde 25-30 bin doları yakalayabilirsek, artık ülkede barışı ve istikrarı sağlamış oluruz.” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, stratejinin son ayağının “Sürdürülebilirlik” olduğunu, sürdürülebilirliğin temelinin de eğitimde yattığını vurguladı.

Bu arada programın ardından üniversitenin yanındaki bir koleji ziyaret eden Kılıçdaroğlu, çocuklarla sohbet edip, fotoğraf çektirdi.

(Bitti)