İstanbul Tabip Odası Seçimli Genel Kurulu yarın yapılacak

İSTANBUL (AA) – İstanbul Tabip Odası Seçimli Genel Kurulu, yarın Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi ile Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi’nde gerçekleştirilecek.

Seçime girecek İstanbul Hekim Dayanışması Grubu Sözcüsü Prof. Dr. Adem Akçakaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hekimlerin her şartta insanüstü bir güç ve azimle millete hizmet verdiğini söyledi.

Halkımızın çoğunluğu tarafından bu durumun takdir edildiğini belirten Akçakaya, “Ancak aile hekimliği, nöbet, uzmanlık eğitimi, iş yeri hekimliği, özlük hakları, emeklilik, yıpranma payı, ek ödeme sistemi gibi düzeltilmesini istediğimiz birçok sorunla yüz yüzeyiz. Sağlıkta şiddet ise hekimlerimizi mesleğinden soğutmuş, neredeyse mesleklerini icra etmeme noktasına getirmiştir. Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası, hekimlerimizin bu sorunlarını çözmek yerine kısır bir ideolojik muhalefetin pençesine düşmeyi tercih etmiştir.” değerlendirmelerinde bulundu.

Akçakaya, mevcut Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası’nın hekimlerin sorunlarını görmezden geldiğini savunarak, “Ağırlıklı olarak sağlık alanının dışındaki olaylarla ilgilenmektedir.” dedi.

Bu nedenlerden dolayı hekimlerin odalarında söz sahibi olacağı, bağımsız, çoğulcu, katılımcı bir anlayışla hareket eden yeni bir yapılandırma oluşturduklarını dile getiren Akçakaya, “Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü” ile “Hekimlerin haklarının her koşulda ve mekanda kimseyi ötekileştirmeden birlikte savunma”nın iki vazgeçilmezleri olduğunu kaydetti.

Adem Akçakaya, ayrıca, tüm bu sorunları çözebilmek için Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası’nı ideolojik eğilimlerden kurtarıp, hekimlerin lehine olan kazanımlar elde etmek için yeni kriterler belirlediklerini anlattı.

Bölmeye değil, ülkenin tüm unsurlarını birleştirmeye çalışan bir tabip odası inşa edeceklerine vurgu yapan Akçakaya, hekimlere ve ülkeye en iyi hizmeti vermeye gayret edeceklerini söyledi.

İstanbul Hekim Dayanışma Grubu Delegasyon Adayı Dr. İbrahim Ulusoy ise her kesimden hekimi bir araya getirdiklerini aktararak, “Milli bir koalisyon olarak geliyoruz. Ülkemize ve milletimize en iyi hizmeti vermeye gayret eden hekimlerin sesi olacağız. Meslektaşlarımızın derdiyle dertleneceğiz. Ana gayemiz tabipler olacak.” dedi.

Ulusoy, siyasetle uğraşmayacaklarına dikkati çekerek, şunları aktardı:

“Köprülerle uğraşmayacağız. Köprülerle uğraşarak tabiplerle aramızdaki köprüleri atmayacağız. Biz Sağlık Bakanlığı ve siyasetle aramızdaki köprüleri atmayacağız. Ana gayemiz tabip hakları ve iyi hizmet verebilmek.”

İstanbul Hekim Dayanışma Grubu’nun “Tıbbiyelilerin 1919’daki birlik ve mücaedelesi 2016’ya taşınıyor” başlığıyla hazırladı seçim beyannamesinde “Hekimlerin iş yükü artıyor”, “Hekimlerin emeğinin temel girdileri olan ücret ve eğitimde erozyon derinleşiyor”, “Hekimlere şiddet giderek artıyor”, “Asistan hekimler yeterli eğitim alamıyor”, “Özel hastanelerde çalışan hekimler güvencesiz”, “Muayenehane hekimliği bitmek üzere” gibi başlıklarda hekim sorunlarına yer verildi.

Edirne’de 500 öğrenciye bisiklet dağıtıldı

EDİRNE (AA) – Edirne’de Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan “Obeziteyle Mücadele Hareketli Yaşam Projesi” kapsamında 500 öğrenciye bisiklet dağıtıldı.

Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ve illerde Halk Sağlığı Müdürlükleri tarafından yürütülen proje kapsamında çocuk ve gençlere fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırmak amacıyla bisiklet dağıtım töreni düzenlendi.

Edirne Vali Vekili Mustafa Ergün, Atatürk Anıtında düzenlenen törende, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, çocuklara sağlıklı yaşam için bisiklet dağıtacaklarını söyledi.

Böyle bir etkinliğin düzenlenmesine vesile olan başta Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden Ergün, ”Bu anlamlı günde hepinizi spora teşvik eden, faydalı ve zararsız bisikletleri dağıtacağız. Sağlık açısından spor yapmak çok önemli. Ben bisikletleri kazasız belasız kullanmanızı diliyorum.” dedi.

Edirne Halk Sağlığı Müdürü Bahattin İlter ise Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen 500 bisikleti öğrencilere dağıtacaklarını aktardı.

Sağlık Bakanlığının tüm Türkiye’de olduğu gibi Edirne’de de sağlık yatırımlarına büyük önem verdiğini vurgulayan İlter, ”Bugün dağıtılacak bisikletler çocuklarımızın hareket kültürü edinmeleri için teşvik amaçlıdır. Daha sağlıklı bir nesil için obezite ve hastalıklarla mücadele şarttır. Aşırı kilo ve hareketsizlik nesillerin önünde en ölümcül tehlike olarak durmaktadır. Aileleri hem kendileri hem de çocukları için bu durum karşısında tedbirli olmaya davet ediyorum.” şeklinde konuştu.

İl Sağlık Müdürü Dr. Muhsin Kişioğlu da tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de obezite, yüksek tansiyon, diyabet, kronik kalp rahatsızlığı gibi hastalıklarla mücadele edebilmek ve kalıcı tedavi yapabilmek için çeşitli etkinlikler, paneller düzenlediklerini, bisiklet turları yaptıklarını vurguladı.

İl Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan ise bugün dağıtılan bisikletlerin sporun yaygınlaşmasını sağlayacağını belirterek, ”Düzenli olarak bisiklete binmenin, şişmanlık, stres, metabolizma hastalıkları, sırt ağrıları ve yüksek tansiyon gibi vücuttaki olumsuzlukları giderdiği, daha sağlıklı ve mutlu bir insan yarattığı birçok araştırmada ortaya çıkmıştır.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından çocuklara bisikletleri dağıtıldı.

Bu arada, “Cino Xtreme Team” ekibi akrobasi gösterisi yaptı.

“Doğurganlık aşısının sonuçları umut verici”

İZMİR (AA) – EFSUN YILMAZ – Dünya Kısırlık ve Tüp Bebek Derneği Başkanı Prof. Dr. Timur Gürgan, doğurganlık aşısı tedavisine ilişkin, “Tedavi sayesinde gebelik oranları yüzde 50’ye ulaşabiliyor” dedi.

Tüp bebek tedavisinde doğurganlık aşısı üzerine Fransa ve Yunanistan’dan bilim adamlarıyla çalışan Prof. Dr. Gürgan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmanın ilk sonuçlarını İzmir’in Çeşme ilçesinde düzenlenecek Akdeniz Ülkeleri Üreme Tıbbı Derneği’nin kongresinde duyurmaya hazırlandıklarını söyledi.

Doğurganlık aşısı tedavisinin, tüp bebek denemelerine rağmen çocuk sahibi olamayan kişilere, içinde hormonla uyarılmış özel kan hücrelerinin bulunduğu sıvılarla aşı uygulanmasını içeren bir çalışma olduğunu anlatan Prof. Dr. Gürgan, tedavinin iki aşamada gerçekleştirildiğini belirtti. Prof. Dr. Gürgan, ilk aşamada tedaviye alınacak kadınlara rahim içini kuvvetlendirmek için bir sıvı verildiğini, sonrasında tüp bebek tedavisine başlandığını kaydetti.

Yumurta toplanması sırasında alınan kandan ayrıştırılan özel onarım hücrelerinin laboratuvar ortamında çoğaltıldığını ifade eden Prof. Dr. Timur Gürgan, beyinden salgılanan kortikotropin saldırıcı hormon ilavesiyle rahim içi zarın kuvvetlendirildiğini ve sağlıklı embriyoyu içine kolaylıkla alabilecek hale geldiğini söyledi.

– Türkiye’deki ilk sonuçlar

Çalışmayla gebelik oranlarının yüzde 50’ye ulaştığını belirlediklerini açıklayan Prof. Dr. Gürgan, şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de son çalışmamızda bağışıklık sistemi dengelenmesi yapılan, daha öncesinde 3 ve üzerinde tüp bebek başarısızlığı olan 93 hastada tedavi başarısı yüzde 42, tedavi yapılmayan grupta ise yüzde 24,2 olarak bulunmuştur. Doğurganlık desteği uygulaması yapılan hastalarda düşük yapma olasılığı yüzde 17,9 eve canlı çocuk götürme oranı yüzde 34,4 olarak bulunmuştur. Elde edilen olumlu sonuçlar, bu tedavi yaklaşımının geliştirilmesi ve detaylandırılmasıyla kişiye özel tedavi uygulamalarında öncelikli bir yeri olabileceğini göstermiştir.”

– Gebelik şansını belirleyen faktörler

Gebelik şansını belirleyen 2 faktör olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Gürgan, bunlardan ilkinin tüp bebek tedavilerinde spermin yumurtayı döllemesi sonucunda oluşan embriyonun genetik yapısı, ikincisinin ise kalitesiyle rahim içini döşeyen endometrium bölgesinin embriyonun gömülmesi için uygunluğu olduğunu söyledi.

Embriyonun gebelik için uygunluğunun genetik dengeleme adlı özel laboratuvar analizleri ve teknikleriyle değerlendirildiğini anlatan Prof. Dr. Gürgan, sağlıklı gebeliği oluşturabilecek olanların seçildiğini anlattı.

Uygun ortam yaratılamadığı durumlarda gebelik oluşsa dahi düşük yapma riskinin yüksek olduğuna işaret eden Prof. Dr. Gürgan, şu bilgileri verdi:

“Kadınlara ait yetersizlikler, bağışıklık sitemiyle ilgili bozukluklar, kan pıhtılaşma bozuklukları, kilo sorunları, sonradan oluşmuş enfeksiyonlar, travmalar, hormon bozuklukları, kullanılan yumurta geliştirici ilaçlara bağlı olarak oluşan gelişme uygunsuzlukları ve rahim anomalileri, endometrium zarının gebelik için elzem olan gömülgenliğini azaltarak gebeliği önleyebilmektedir. Bu nedenle rahim içindeki zarın gömülgenliğinin artırılmasına yönelik tedavi teknikleri geliştirilmektedir. Bu tekniklerin bir kısmı tüp bebek tedavisine gerek kalmadan gebelik şansını artırabilmektedir.”

– Kimlere uygulanıyor

Doğurganlık aşısı, 2 veya 3’ün üstünde tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde, bağışıklık dengelenmesi tedavisinde başarılı sonuçlar almayı amaçlıyor.

Çalışmayla 40 yaşına kadar olan kadınlarda başarılı sonuçlar elde edilebileceği öngörülüyor.

Düşük olasılığını azaltacağı tahmin edilen yeni yöntemle polikistik over, rahim içi kalınlaşma, çikolata kistleri ve tekrarlayan düşüklerin de engellenmesi hedefleniyor.

Minik kızına ciğerinin parçasını verdi

İZMİR (AA) – EFSUN YILMAZ – Dünyaya gözlerini açar açmaz sarılık olan Melike bebek, 9 aylıkken sirozun son aşamaya gelmesi üzerine, operasyon için ideal kiloya inen babasından alınan 150 gram ağırlığındaki karaciğer dokusu nakledilerek yaşama “merhaba” dedi.

İzmir’de yaşayan Ebru ve Sezai Göçen çifti 9 ay önce kızları Melike’nin dünyaya gelmesiyle anne ve baba olmanın mutluluğu yaşadı. Çiftin sevinci, doğumdan 3 gün sonra Melike bebeğe “sarılık” teşhisi konulmasıyla gölgelendi.

Yenidoğan sarılığı tanısıyla üniversite hastanesine yatırılan Melike’ye fototerapi uygulandı. Bir süre sonra safrasında çamurlaşma olan bebek, yeniden hastaneye yatırıldı ve safra kanallarının doğuştan tıkalı olduğu (bilier atrezi) belirlendi.

Ömrünün büyük bölümünü hastanelerde geçiren Melike, 9 aylık olduğunda siroz hastalığı son aşamaya geldi ve karaciğer yetmezliği hayati tehlike yarattı.

Biyopsi sonucu, ömrünün daha başındaki bebeğin yaşamına devam edebilmesi için karaciğer naklinin zorunlu olduğunu ortaya koydu.

– 6 kiloluk bebeğe uygun karaciğer bulunamadı

Aile karaciğer nakli için İzmir Kent Hastanesi’ne başvuruda bulunduysa da 6 kiloluk Melike’yi yaşama bağlayacak donör, yetişkinlerin karaciğerinin büyük olması veya değerlerin yüksek çıkması nedeniyle bulunamadı.

Ev hanımı annenin kan grubu uyumlu çıkmadı, tekstil ile uğraşan babanın karaciğer değerleri ise olması gerekenden çok daha yüksek bulundu.

Doktorların önerisiyle diyete giren baba Sezai Göçen’in karaciğer tetkikleri, Melike’nin sağlık durumu ağırlaşınca yinelendi.

Yeni tetkiklerde karaciğer değerleri normale döndüğü belirlenen baba Göçen, kızı için 30 Mart’ta ameliyat masasına yattı.

Doç. Dr. Murat Kılıç başkanlığındaki ekip tarafından babadan alınan 150 gram ağırlığındaki karaciğer dokusunun başarıyla nakledildiği minik Melike sağlığına kavuştu.

– Anne ve babanın sevinci

Yaşadıkları kötü günlerin, çaresizliklerin geride kaldığını belirten anne Ebru Göçen, Melike’nin doğumundan bu yana hastanelere mahkum olduklarını ifade etti.

Çocuğuna karaciğerini vermek istediğini ancak mümkün olmadığını dile getiren anne Göçen, “Donör bulamamak bizi çok üzdü, eşim ve doktorlar sayesinde kızım yeniden yaşama döndü. Bayram hediyesi gibi oldu. Hayalim onunla güzel bir ömür geçirmek.” dedi.

Kızına donör olamayacağını öğrendiğinde yaşadıkları çaresizliği kimsenin yaşamamasını dileyen baba Sezai Göçen ise ilk çocuğu umutla beklediklerini, doğumdan hemen sonra başlayan sarılık süreci nedeniyle zorluklar yaşadıklarını söyledi.

Hastalığın gittikçe ağırlaştığını anlatan baba Göçen, “Kızımı kaybetmekten çok korktuk. Çok sayıda donör olmak isteyen oldu. Ben de doktorların önerisiyle diyete girdim ve başardık. Kızıma can olabilmek çok güzel bir duygu. Onu oynarken görmek çok güzel.” diye konuştu.

– Nakil şart

İzmir Kent Hastanesi karaciğer nakli ekibinden Prof. Dr. Sema Aydoğdu ise ameliyat öncesinde Melike Göçen’in sarılık hastalığının çok ciddi boyutlara ulaştığını, karnının su topladığını, kanama tehdidi altında olduğunu ve karaciğer yetmezliğine girdiğini belirtti.

Bebeğin karaciğer dışındaki safra yollarında tıkanıklık bulunduğunu anlatan Aydoğdu, tek kalıcı çözümün organ nakil olduğunu bildirdi.

Küçük bebekler için tüm dünyada donör sorunu olduğunu vurgulayan Prof. Aydoğdu, şu bilgileri verdi:

“Onların boyutuna uygun karaciğer bulmak çok zor, bulsanız da çalışmıyor zaten. Dolayısıyla böyle bir durum için öncelikle anne ve baba verici adayı oluyor. Melike ve annenin kan grubu zaten uymadı, babanın kan grubu uyum sağladı ama değerler uymadı. Bir süre babayı diyete aldık ve daha stabil bir hayata soktuk. Diğer akrabaların da karaciğerlerinin takılacak bölümü büyük geldi. Büyük karaciğeri zaten onun karnına yerleştiremeyiz bile. Babadan aldığımız yaklaşık 150 gram karaciğeri taktık ve başarı sağladık.”

Sema Aydoğdu, aynı hastalıkla dünyaya gelen bebeklerin nakil olmaması durumunda kaybedildiğini sözlerine ekledi.

Suicide rates up 24 percent since 1999 in US

By Barry Eitel

SAN FRANCISCO (AA) – Suicide rates in the U.S. have risen 24 percent since 1999, a 30-year high, according to a report released by the Centers for Disease Control and Prevention (CDC).

“After a period of nearly consistent decline in suicide rates in the United States from 1986 through 1999, suicide rates have increased almost steadily from 1999 through 2014,” the CDC said in a statement Friday. “While suicide among adolescents and young adults is increasing and among the leading causes of death for those demographic groups, suicide among middle-aged adults is also rising.”

Annual rates increased even more sharply between 2006 and 2014. An average of 13 Americans per 100,000 killed themselves in 2014, compared to 10.5 in 1999.

Figures show approximately 41,500 people died in 2014.

The World Health Organization (WHO) believes worldwide 1 million suicides occur annually — an average of one suicide every 40 seconds.

Rates appear to be growing worldwide and the WHO believes there will be one suicide every 20 seconds by 2020.

While men continue to commit suicide in greater numbers than women, the gap is closing. The report finds women most at risk were aged 45 – 64, a demographic that has seen suicide risk double since 1999.

Rates for girls aged 10 – 14 have almost tripled as well.

Overall, men kill themselves 3.5 times more often than women.

While rates were highest for men aged 75 and older in 1999 and 2014, the rate for women in the same age group is the one area where the CDC found a decline.

For at least one psychologist, the reasons behind the statistics are hard to pinpoint.

“I’m pretty sure that nobody knows, though there are lots of sensible theories,” Dr. Joel Dvoskin told Anadolu Agency. “Most of what you’ll read are guesses that are biased by a person’s values.”

He used gun control as an example. While overall about 20 percent of those who attempt suicide are successful, that rate swells to 80 percent when a gun is involved, according to the University of Arizona professor of psychology and behavioral science.

Although some gun control proponents might immediately blame guns for the rise in suicides after the report, Dvoskin isn’t so sure, because guns were available in 1999 as well.

“I don’t believe we know,” he said, adding that “there are things I think we should do in response.”

Dvoskine recommends immediate actions that may not completely solve the crisis but would not make it worse.

He suggests more funding for mental health system, which has been gutted of billions of dollars in recent decades.

He also believes salaries of first responders should be raised in order to retain more professionals.

Refugee arrivals to Greece on rise again – IOM

By Fatih Erel

GENEVA (AA) – The refugee arrivals to Greek islands were on the rise again with 150 people arriving each day despite the EU-Turkey deal, the International Organization for Migration (IOM) said Friday.

Speaking in a news conference in Geneva, IOM spokesperson Joel Millman said the arrivals to Greece, which had been down to zero on certain days this month, were beginning to go up again.

“In the last three days, we had over 150 people arriving each day,” he said.

The deal between the EU and Turkey is aimed at breaking the people smuggling gangs in the Aegean Sea.

About the rise despite the EU-Turkey deal, Millman said the reason could be related to better weather conditions or smugglers becoming more creative to take refugees to Greek islands from Turkey.

Turkey and the EU reached an agreement, which came into effect on March 20, to stop refugee flows to Europe. Under the deal, people trying to enter Europe illegally will not get a chance for resettlement in the EU. All new irregular migrants crossing from Turkey to the Greek islands as of March 20 will be returned to Turkey.

Over 180,000 migrants or refugees have crossed into Greece and Italy since the beginning of 2016, according to IOM.

At least 1,232 migrants and refugees have lost their lives trying to cross the Mediterranean this year so far, including nearly 500 believed to have died off Libya earlier this month, the IOM reported.

“Diyabetle Kaliteli Yaşam Projesi” tanıtıldı

İSTANBUL (AA) – Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye’de sağlıklı bütün gıdaların bulunabildiğini belirterek, “Uzun ömürlü ya da farklı katkıların olduğu raf ürünleri yerine daha sağlıklı gıdaları bilinçli bir şekilde tüketebilmeyi toplumsal kültürümüze mal edebiliriz.” dedi.

Müezzinoğlu, Diyabetle Kaliteli Yaşam Projesi’nin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, kişilere sağlıklı, kaliteli bir yaşam felsefesi mantalitesinin verilmesi gerektiğini söyledi.

Kaliteli ve sağlıklı yaşam kültürünün topluma mal edilmesinin önemine değinen Müezzinoğlu, sağlığın yalnızca Sağlık Bakanlığının tek başına yönetebileceği bir alan olmadığını, bunun kamu, sivil toplum örgütleri, medya ve eğitim camiasıyla hep birlikte çok yönlü paydaşlılıkla daha iyi noktalara taşınabileceğini ifade etti.

Bakanlık olarak “önce insan ve sağlık” dediklerini anlatan Müezzinoğlu, şöyle konuştu:

“Ülkemizde ve gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalarda bireylere, ‘Mutlu olmak için en çok neyi talep ve arzu ediyorsunuz’ diye sorduğunuzda neredeyse yüzde 85’i ‘Sağlıklı olmak’ diyor. Hiç kimse bakan, milletvekili, hoca, zengin, profesör, şu veya bu olmak demiyor. ‘Sağlıklı olmak’ diyor. Çünkü sağlıklı insan için diğerinin bir anlamı ve diğerinin olma şansı var. O nedenle önce bireye gence, çocuğa, aileye sağlıklı olabilmenin kültürünü, kaliteli yaşamın bu başlıklarda saklandığını yaşam felsefesine yerleştirmemiz lazım.”

Sağlıklı insanların sevdikleriyle hayaller kurabileceğini, hasta olanın ise tek hayalinin iyileşmek olduğunu anlatan Müezzinoğlu, sağlıklı olmak için kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerektiğini kaydetti.

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Sigara içmek mi kolay içmemek mi kolay? İçmemek kolay. Kötü alışkanlıkla mücadeleyi biz çok paydaşlı bir sahiplenmeyle daha iyi adımlara götürebildiğimizde, belki milyonlarca kötü alışkanlıklardan uzak tuttuğumuz ve sağlıklı yaşama kazandırdığımız gençlerimiz, çocuklarımız olacak ki; tütünle yaptığımız mücadeleyle bunun önemli başarılarını sağladık. Sağlıklı bütün gıdaları bulabildiğimiz ortamdayız. Uzun ömürlü ya da farklı katkıların olduğu raf ürünleri yerine daha sağlıklı gıdaları bilinçli bir şekilde tüketebilmeyi toplumsal kültürümüze mal edebiliriz.”

– “Diyabetle sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek mümkün”

Hareketin sağlıklı yaşam için önemli olduğunu dile getiren Müezzinoğlu, kötü alışkanlıklardan uzak durma, sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamla obeziteyi de kontrol altına alabilen bir yaşam tarzı oluşturulabileceğini ifade etti.

Müezzinoğlu, hastaların yüzde 60’ını kronik hastalık yüküyle kaybettiklerini belirterek, diyabetle sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmenin mümkün olduğunu aktardı.

Sağlık bütçesinin beşte birini diyabete harcadıklarını, bunun yaklaşık yüzde 75’nin komplikasyonlara gittiğini belirten Müezzinoğlu, şu bilgileri paylaştı:

“Hasta, komplikasyona maruz kaldıysa, böbrek yetmezliğine döndüyse, görme kaybı olduysa bunun sonucunda bir kalp krizine veya bir beyin hasarına muhatap olduysa… Yalnız onun hayatının kalitesi mi düştü? Komplikasyonlu bir hastanın kendisine, yakınlarına, sevdiklerine yaşadığı topluma matematiksel olarak maliyeti rakamlar olarak söylenebilir ama tam olarak hesaplanabileceği kanaatinde değilim. Bunun psikolojik sorunları, evlatlarına, eşine, ailesine, işine yüklediği yüklerin matematiksel hesabı olmaz.”

Toplumla iletişimin iyi kurulması, paydaşlarıyla bu anlamdaki duyarlılığın iyi noktalara taşınması durumunda diyabetli hastanın komplikasyonlarının azaltılabileceğini dile getiren Müezzinoğlu, “Yüzde 50 oranında azalttığımızda çok müthiş bir başarıya imza atabiliriz. Yüzde 10 başarı bile çok önemlidir. Planlı, programlı adımlarla çok önemli başarılar elde edebiliriz” dedi.

– “Sağlık merkezleri 7 gün 12 saat açık olacak”

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, bakanlık olarak kronik hastalık yükünün arttığı bu süreçlerde gerekli tedbirleri aldıklarını ifade ederek, gelecekte bunun Türkiye’nin öncelikli yönetmesi gereken alanların başında olacağını kaydetti.

Kronik hastalık yüküne karşı önleyici tedbirlerin alınması, hastalara yaklaşım tarzının değiştirilmesi gerektiğini anlatan Müezzinoğlu, reçete etmenin sorunu çözmediğini aktardı.

Hasta ve yakınlarını bilinçlendirme ve eğitim vermenin önemine değinen Müezzinoğlu, önümüzdeki yıl sonuna kadar 2 bin aile sağlığı merkezi yapacaklarını anlattı.

Bu merkezlerde, aile hekimleri, psikolog, diyetisyen, sosyal destek uzmanları ve aile diş hekimlerinin olacağını, bütüncül muhataplı olarak ailelerin karşısına koyacaklarını anlatan Müezzinoğlu, merkezlerin haftanın 7 günü 12 saat açık olacağını söyledi.

Cumartesi ve pazar günleri buralarda hasta bakmaktan ziyade hastalara, hastalıklar ve sağlık bilinciyle ilgili eğitimler verileceğini anlatan Müezzinoğlu, hafta sonları bunların sağlıklı yaşam ve eğitim merkezi olacağını aktardı.

Türk Kızılayının 2020 Stratejisi

ANKARA (AA) – Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, “Yoksullar aç kaldıkça, silahlı çatışmalarda siviller zarar gördükçe, varlık içinde yaşayan gelişmiş toplumlara da huzur olmayacaktır.” dedi.

Kınık, Türk Kızılayının 2020 stratejisinin ana başlıklarını paylaşmak üzere basın mensuplarıyla kahvaltılı sohbet toplantısında bir araya geldi.

Kınık, 4 Nisan 2016’da yeni yönetim kurulunu belirleyen Türk Kızılayının genel kurulunda, 2020 stratejisinin kabul edildiğini ve “Güçlü Türkiye, Güçlü Kızılay” için daha çok çalışma vurgusu yapıldığını söyledi. Kınık, “Bize verilen imkanları paylaşmazsak, kimisi ihtiyacından fazla tüketmekten kimisi de yeterli beslenemediği için açlıktan ölüyorsa bu dünyada kimseye huzur yoktur. Yoksullar aç kaldıkça, silahlı çatışmalarda siviller zarar gördükçe, varlık içinde yaşayan gelişmiş toplumlarda da huzur olmayacaktır.” diye konuştu.

Genel Başkan Kınık, insani yardım kuruluşlarının, aradaki açığı kapatmak, ihtiyacından fazlasını ihtiyaç sahiplerine vermek isteyen bağışçılarla muhtaçlar arasında bir köprü oluşturmak için var olduğunu aktardı.

– Dünyadaki göçmen sayısı 230 milyon

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporlarının, dünyada 81 milyon insanın bir başkasının yardımı olmaksızın yaşamını sürdüremeyeceğini ortaya koyduğuna işaret eden Kınık, “Silah tehdidi ve can korkusuyla ülkesini terk edenlerin sayısı 65 milyona ulaştı. Diğer sebeplerle ülkelerini terk eden göçmen sayısı da 230 milyona ulaştı. Göçmenler bir ülke olsa dünyanın 3. ya da 4. büyük ülkesi olacaktı.” dedi.

Dünyada insani yardım faaliyetleri için 2015’te harcanan resmi rakamın 26 milyar dolar olduğunu ifade eden Kınık, bu miktarın yarısını insani yardım kuruluşlarının karşıladığını dile getirdi. Kınık, “2015’te dünyada insani yardım faaliyetlerine 26 milyar dolar harcanırken savunma sanayine trilyonlarca doların harcanması, yaman bir çelişkidir” değerlendirmesini yaptı.

Kızılay’ın 1868’den beri insani yardımda öncü bir kuruluş olduğuna dikkati çeken Kınık, 2011’den bugüne başta Suriyeli mülteciler olmak üzere, nerede muhtaç biri varsa maddi ve manevi her türlü destek ve yardımı yaptıklarını ve bundan sonra da bu yardımları artırarak sürdürmeye devam edeceklerini bildirdi.

– Kızılay’ın 2020 vizyonu

Türk Kızılayının 2020 vizyonuyla ilgili de detaylı bilgiler veren Kınık, şu anda yıllık yaklaşık 2 milyon ünite kan toplandığını ve bunun Türkiye’nin ihtiyacının yüzde 80’ini karşıladığını belirtti. Kınık, şöyle devam etti:

“2020 itibarıyla ülkemizin yaklaşık 2,5 milyon ünite olan kan ihtiyacının tamamını karşılayacağız. 2016-2017 yılları içinde kan ürünleri konusunda dışa bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldıracak plazma fabrikasını kuruyoruz. Bu ürünler için şu anda dışarıya yıllık 1 milyar lira ödüyoruz. Bu rakamı tasarruf edeceğiz.”

– “Kızılaycılık” müfredata girecek

Kınık, Milli Eğitim Bakanlığı ile sürdürdükleri çalışmalar neticesinde “Kızılaycılık” dersinin eğitim müfredatına gireceğini anlattı.

Avrupa Birliği fonlarından alacakları 38 milyon avroluk kaynakla uyum merkezleri açacaklarını söyleyen Kınık, “Toplum merkezinde uyum temelli faaliyetler yapılacak. Dil olarak Türkçe öğretilecek. Meslek edindireceğiz, psikososyal destek hizmetleri vereceğiz.” dedi.

Kınık, yeni dönemde yoksullukla savaşacaklarını, özellikle yoksulluğu ortaya çıkaran sebepleri tespit ederek bunların önlenmesine yönelik seferberlik başlatacaklarını ifade etti.

İstanbul’da 2017’de gerçekleşecek genel kurulda Uluslararası Kızılay Kızılhaç Federasyonu (IFRC) başkanlığına aday olduklarını aktaran Kınık, “190 üyesi olan organizasyonun başkanlığıyla amacımız, kuru bir başkanlık hevesi değildir. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana insani yardım ve krizler noktasında müdahale kapasite ve etkinliğini koruyamamış olan federasyonu sahada daha etkin bir aktör haline getirmektir.” diye konuştu.

Gelecek dönemde hemşirelik ve halk sağlığı okulları açacaklarına dikkati çeken Kınık, ilk okulun yeni eğitim döneminde Somali Mogadişu’da hizmete gireceğini belirtti. Kınık ayrıca, insani yardım sektörüne iş gücü yetiştirecek Kızılay Akademi’yi de kuracaklarını dile getirdi.

Türkiye nüfusunun giderek yaşlandığını vurgulayan Kınık, “Geriatri hastanesi açarak sağlıklı yaşlanma üniteleri kuracağız. Yaşlı nüfusun oranı giderek artıyor. Kızılay olarak yaşlılarımızın yanında olacağız.” dedi.

– Yanmayan çadır

Ar-Ge merkezi kuracaklarını ve yeni nesil bir çadır ürettiklerini belirten Kınık, şunları söyledi:

“Geleneksel çadırlar pamuktan yapılırdı. Raf ve kullanma ömrü doğal olarak kısa oluyordu. Bu yeni nesil çadırlar, sentetik malzemeden yapılıyor. Pet şişelerin geri dönüşümünden elde edilen polyesterler kumaşa dönüştürülüyor. Çadırlar, çok yüksek ses ve ısı izolasyonu özelliğine sahip. Bu kumaş türü yanmıyor, geç tutuşuyor. Zemine serdiğimiz nanokarbonlu keçe, 70 dereceye kadar çıkan bir kalorifere dönüşüyor. Enerjisini güneşten sağlayarak kendi kendini ısıtıyor. Bu çalışmayla yanmayan, geç tutuşan ve kendi enerjisini sağlayan nanoteknolojili çadırlar üreteceğiz. Çadırlar, Avrupa Barınma Araştırmaları Enstitüsü tarafından teste tabi tutuldu ve birinci oldu. Moğolistan’da eksi 30 derecede bir kış geçirerek başarılı bir sınav verdi. Bu çadırların seri üretimine geçiyoruz. İlk siparişlerimizi de Lüksemburg Kızılhaçından aldık.”

Kınık, Ankara’da Eskişehir yolu üzerinde 60 bin metrekare kapalı alanlı, dünyanın en büyük Kızılay Külliyesi’ni inşa edeceklerini ifade etti.

Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Kınık, kaynaklarının yeterli olup olmadığının ve kaynak üretimi konusunda neler planladıklarının sorulması üzerine devletin kan alım fiyatlarını artıracağını, bunun haricinde kamudan destek beklediklerini ve uluslararası fonların adil bölüştürülmesini talep ettiklerini kaydetti.

Turkey sends medical rescue team to Ecuador

ANKARA (AA) – A Turkish medical team left for Ecuador on Friday to provide help to those affected by a devastating earthquake that hit the country last weekend, Deputy Prime Minister Yalcin Akdogan said.

The 25-strong rescue team from the Health Ministry will be coordinated by Turkey’s Prime Ministry Disaster and Emergency Management Authority (AFAD), Akdogan told Anadolu Agency.

“They are joined by a separate team of four health professionals from AFAD,” he added. “Both teams will help provide 1.5 tonnes of medical aid.”

The 7.8-magnitude earthquake claimed 587 lives on Saturday and Ecuador has been hit by other strong tremors since.

Akdogan said Turkey was responding to a request from the Ecuadorian government for medical aid including drinking water, hygiene kits and mobile hospitals.

“There is also a need for emergency shelters, blankets and mosquito nets,” he said. “They accept monetary aid too.”