Rusya’nın bütçe açığı milli gelirin yüzde 4,3’ü seviyesinde

MOSKOVA (AA) – Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, yılın ilk yarısında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 4,3 seviyesinde olduğunu belirtti.

Siluanov, Rusya’nın başkenti Moskova’da gerçekleştirilen kabine toplantısında yaptığı açıklamada, bu yılın ilk yarısında ülkelerindeki bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 4,3 olduğunu açıkladı.

Bütçe açığının tahminlerin üzerinde devam ettiğini vurgulayan Siluanov, bu yıl ülkelerinin rezerv fonundan ise en fazla 2,2 trilyon ruble (yaklaşık 34 milyar dolar) harcama planladıklarını belirtti.

Söz konusu miktarı aşmamak için gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin altını çizen Siluanov, “Bütçe konusunda önümüzdeki 3 yıl zor geçecek.” yorumunu yaptı.

Siluanov, daha önce yaptığı açıklamada, petrol fiyatlarının varil başına 40 dolar seviyesinde olması halinde, Rusya’nın bu yılki bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,3 seviyesinde gerçekleşeceğini belirtmişti.

TCDD Genel Müdürlüğü:

ANKARA (AA) – TCDD Genel Müdürlüğü’nden, sabah saat 08.30 sıralarında Marmaray’da meydana gelen geçici sistem arızası nedeniyle sadece bir trenin Üsküdar-Ayrılık Çeşmesi arasındaki seferinin yapılamadığı, bunun dışındaki tren seferlerinin gerçekleştirildiği bildirildi.

Genel Müdürlükten yapılan açıklamada, bazı internet sitelerinde “Marmaray seferleri durduruldu” şeklinde haberlerin yer alması üzerine açıklama yapılmasının gerekli görüldüğü belirtildi.

Sabah saat 08.30 sıralarında Marmaray’da meydana gelen geçici sistem arızası nedeniyle sadece bir trenin Üsküdar-Ayrılık Çeşmesi arasındaki seferinin yapılamadığının kaydedildiği açıklamada, “Bunun dışındaki tüm tren seferleri gerçekleştirilmiştir. Kazlıçeşme ile Ayrılık Çeşmesi arasındaki Marmaray trenleri normal seferlerine devam etmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

ESDER’den “hileli şeker” uyarısı

ANKARA (AA) – Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı Mahmut Çelikus, maliyeti düşürmek için şeker yerine glikoz ve fruktoz kullanıldığına işaret ederek, “Bu mübarek ayın manevi iklimine, gıdada hileye başvurmak yakışmaz. Şekerleme ve lokum üreten esnafımızı Ahi kültürüne uygun kaliteli üretime davet ediyor, vatandaşlarımızı ucuz ürünlere karşı uyarıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çelikus, yazılı açıklamasında, Ramazan Bayramı öncesinde talebin artması dolayısıyla bazı üreticilerin sağlığı tehdit eden yollara başvurabildiğine dikkati çekti.

Maliyeti düşürmek için şeker yerine glikoz ve fruktoz kullanıldığına işaret eden Çelikus, bu maddelerin aşırı kullanımının insan sağlığını olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

Hileli şeker konusunda vatandaşları uyaran Çelikus, “Bu mübarek ayın manevi iklimine, gıdada hileye başvurmak yakışmaz. Şekerleme ve lokum üreten esnafımızı Ahi kültürüne uygun kaliteli üretime davet ediyoruz. Vatandaşlarımızı da ne şekilde üretildiği, kimin ürettiği belli olmayan, sağlığı tehdit eden ucuz ürünlere karşı uyarıyoruz.” dedi.

– “Lokumun rengi parlak ve canlı olmalı”

Lokum imalatında nişasta oranının fazlalığına ve rutubet oranının da yüksek tutulduğuna dikkati çeken Çelikus, böylece lokumun hem ağırlığının fazla hem de sağlığa zararlı hale geldiğini kaydetti.

Çelikus, “Lokum alırken ağırlığına, parlaklığına ve elastikiyetine bakmak gerekiyor. Taze lokumun rengi parlak ve canlıdır. Bayat lokum ise mat ve solgun görüntüsünden anlaşılır. Ayrıca lokumun elastiki bir yapıda olması gerekir. Lokum alırken bunlara dikkat edilmesini önemle hatırlatıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Katılım sigortacılığına “tanım ve İslami denetim” talebi

İSTANBUL (AA) – HAMİDE KÜBRA KAYA – Sigortacılık işlemlerinin dini kurallara uygun hale getirilmesi sonucu ortaya çıkan ve toplanan primlerin faiz getirisi olmayan finansal araçlara yatırılması esasına dayanan katılım sigortacılığına (tekafül sistemi), Sigortacılık Kanunu’nda tanım olarak yer verilmesi ve bu alanda kamu denetiminin İslami esaslara göre yapılması isteniyor.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Katılım Sigortacılığı Derneği Başkanı Özgür Bülent Koç, Türkiye’de “katılım sigortacılığı” ya da “İslami sigortacılık” olarak adlandırılan tekafül sisteminin, dinen cevaz verilmeyen geleneksel sigortacılığa alternatif olarak 1970’li yıllarda ilk kez Sudan’da ortaya çıktığını hatırlattı.

Koç, dünya genelinde 2009’da 7 milyar dolar olan toplam tekafül prim tutarının yıllar itibarıyla istikrarlı bir şekilde yükselerek 2 kat artışla 2014 sonunda 14 milyar dolara ulaştığını, Türkiye’de 2009 yılında Neova Sigorta’nın kurulmasıyla hayata geçen katılım sigortacılığının 7 yılda hızlı bir gelişim gösterdiğini, 2010 sonunda yüzde 0,52 olan pazar payının Mart 2016 itibarıyla yüzde 2 seviyesine ulaştığını kaydetti.

Katılım sigortacılığının, sigortaya cevaz verilmemesi nedeniyle bu sistemden uzak duran insanların sisteme dahil edilmesini sağladığını aktaran Koç, sistemde, bakiyenin cüzi de olsa müşteriye iade edilmesinin geleneksel sigortacılığa göre avantaj sunduğunu söyledi.

Koç, Türkiye’de şu anda 2 tam tekafül ve 2 pencere usulü çalışan şirket bulunduğunu anımsatarak, “Konjonktürün de uygun olması bu süreci hızlandırmaktadır. Tam tekafül yapan şirket sayısının önümüzdeki dönemde artacağını düşünüyoruz.” dedi.

Türkiye’de katılım sigortacılığının müstakil bir mevzuatı olmadığı için genel sigorta mevzuatına göre faaliyet gösterildiğini, geleneksel sigorta şirketleriyle aynı şartlar dahilinde iş yapıldığını anlatan Koç, “Şu anda katılım sigortacılığıyla alakalı herhangi bir müstakil mevzuat yoktur. Biz en azından kanunda tanım da olsa katılım sigortacılığı ibaresinin geçmesini temenni ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Koç, katılım sigortacılığı ilkeleri çerçevesinde trafik sigortası yapmanın herhangi bir mahsuru olmadığını belirterek, hizmet verme biçiminin, resmi mevzuat ile üye şirketlerin kendi iç işleyişlerine göre şekillendiğini dile getirdi.

– “Katılım bankacılığındaki gelişim, sigortacılığa da yansıyacaktır”

Albaraka Türk Genel Müdürü Fahrettin Yahşi de katılım sigortacılığı sisteminin kar etmeyi değil, bir riskin bir diğeri hesabına üstlenilmesi prensibi ile müşterek garantinin sağlanmasını amaçladığını kaydetti.

Yahşi, Türkiye’de büyük bir sigorta pastası olmasına karşın istenilen düzeyde sigortalılık oranına ulaşılmadığını, bunun, kişi başına düşen prim hacimleri gelişen ve gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında görüleceğini vurguladı.

Türkiye’de sigortalılık oranlarının bir hayli düşük olduğu göz önünde bulundurulduğunda çok uzun bir geçmişi olmayan tekafül sigortacılığına ilginin azlığını da doğal karşılamak gerektiğini söyleyen Yahşi, özellikle 2010 yılından sonra tekafül sigortacılığı sistemine yönelik uygulamaların hız kazanmaya başladığını hatırlattı.

Yahşi, “Pazar şimdilik bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda şirket tarafından yönetilmektedir. Son yıllarda İslami finans ürünlerinin uygulanması ve gelişiminde hızlı bir ivmelenme var. Kamu tarafından kurulan yeni katılım bankaları bunun en açık göstergesi. Aynı gelişimin sigortacılık alanına da yansıyacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

Yasal açıdan Türkiye’de tekafül sisteminin uygulamasına bakıldığında, bağımsız bir regülasyonu bulunmadığını, tüm sigortacılık sürecinin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde yönetildiğini anımsatan Yahşi, mevcut kanun çerçevesinde tekafül prensiplerinin uygulanmasında kısıtlayıcı herhangi bir madde ve tekafül sigortası şirketlerinin uygulama esaslarını belirleyen ayrı bir yasal düzenleme olmadığını belirtti.

Yahşi, “Önümüzdeki yıllarda bu tür şirketlerin sigortacılık sektöründe daha da artacağı düşünüldüğünde tekafül esasına göre çalışacak şirketlerin kamu tarafından İslami esaslara göre çalışmalarını denetleyecek kamu denetiminin yapılması daha faydalı olacaktır.” görüşünü paylaştı.

Tekafül sisteminin Türkiye’de yeni ve pazar payının düşük olmasının, faize hassasiyeti bulunan kişi ve kurumların sistemi yeterince tanımaması, sisteme ilginin düşük kalmasından kaynaklandığını ifade eden Yahşi, müşterilerine, şubeleri aracılığıyla trafik sigortası satışı da yaptıklarını anlattı.

Yahşi, diğer tekafül ürünlerinde olduğu gibi kar paylaşımı unsurlarının trafik sigortaları için de geçerli olduğunu ve trafik branşında karlılık olması durumunda sigorta şirketlerinin karlılıklarını paylaşacağını da sözlerine ekledi.

– Bar, faizli banka şubesi ve içki deposu sigortalanmıyor

Katılım Sigortacılığı Derneğinden verilen bilgiye göre, tekafül sisteminde, müşterilerden teberru (bağış) olarak toplanan primler, havuzda biriktiriliyor ve bu havuzun mülkiyeti sigorta şirketi üzerinde bulunmuyor. Sigorta şirketi, yapılan sigortacılık faaliyeti karşılığında bu havuzdan önceden belirlenmiş bir ücret (vekalet ücreti) tahsil ediyor.

Havuzda toplanan primler atıl vaziyette kalmıyor, sürekli yatırım faaliyetlerinde kullanılarak nemalandırılıyor. Bu yatırım faaliyetleri dinen uygun görülen araçlarla (katılım bankaları, sukuk, altın/döviz ve gayrimenkul gibi) yapılıyor.

Dinen uygun görülmeyen bar, faizli banka şubesi ve içki deposu gibi rizikoların sigortalanmadığı sistemde, fıkhi açıdan alanında uzman bir danışma kurulu, tüm iş ve işlemleri denetliyor.

Dönem sonlarında tüm giderler çıkarıldıktan sonra prim havuzunda herhangi bir artı bakiye kalmışsa söz konusu tutar, sigortalılara dağıtılabiliyor, hayır işlerinde kullanılabiliyor veya havuzun güçlendirilmesi amacıyla havuzda bırakılabiliyor.

Çobanların kepeneği Balıkesir’den

BALIKESİR (AA) – SEYHAN KIRICI – Balıkesir’de çırak olarak girdiği atölyede yarım asırdır kepenek üreten, keçecilik mesleğinin son temsilcilerinden 63 yaşındaki Mehmet Mert, Türkiye’nin dört bir yanındaki çobanlara kepenek gönderiyor.

Keçeci Mert’in yaptığı kepenekler, Balıkesir’in yanı sıra İzmir, Bolu, Elazığ, Zonguldak, İzmit, Erzurum ve Bursa başta olmak üzere, birçok ile satılıyor.

Mert, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mesleğe çırak olarak 13 yaşında başladığını belirterek, kentteki sanayi bölgesinde geçmişte 50’ye yakın keçecinin bulunduğunu ancak şimdilerde kendisinin tek kaldığını söyledi.

Bu süre içinde farklı bir meslekte çalışmadığını, çırak olarak girdiği atölyeyi de 20 yıl önce ustasından devraldığını anlatan Mert, yarım asırdan bu yana kepenek üretmeyi sürdürdüğünü belirtti.

Mert, kepenek yapımının meşakkatli olduğunu ancak ekmek parasını 50 yıldır bu şekilde kazandığını vurgulayarak, yaptığı işle ilgili şu bilgileri verdi:

“Öncelikle bir dönem kışa hazırlık için sürekli yün satın alıyoruz. Ardından elle işleyip, tarak makinesinden geçiriyoruz. Daha sonra kalıba çekiliyor. 1 saat kadar makinede tepilerek sıkıştırıldıktan sonra yün formundan çıkarak keçeye dönüşüyor. Keçe haline gelen yüne daha sonra şekil veriyoruz, yarım saat daha sıkıştırıldıktan sonra sabunlama işlemi yapılıyor. Belirli bir ebada gelince düzenleyip kurutuyoruz. Bir gün süren işlemin ardından kepenek hazır hale geliyor.”

– Fiyatı, kullanılan yün miktarına göre değişiyor

Yaptığı kepenekleri Türkiye’nin dört bir yanına gönderdiğini ve fiyatının ise kullanılan yün miktarına göre değiştiğini ifade eden Mert, şunları kaydetti:

“Bu kepenekler ağırlığına göre satılıyor. 5 kilogram gelen bir kepenek 200, 10 kilogram gelen bir kepenek ise yaklaşık 500 liraya alıcı buluyor. Bir kepenekten ortalama 50-70 lira arası kar sağlayabiliyorum. Bugün Balıkesir’de yaptığım kepenekleri İzmir, Bolu, Elazığ, Zonguldak, İzmit, Erzurum, Bursa ve daha birçok ile satıyorum.”

Mert, şu an keçecilik mesleğinin zor günler geçirdiğine dikkati çekerek, çırak bulamamanın yanı sıra teknolojiyle rekabet etmeye çalıştıklarını, bazı çobanların sanayi üretimine yöneldiğini dile getirdi.

Birkaç yıl önce mesleğin kaybolmaması adına keçeciliğe vergi muafiyeti getirildiğini anımsatan Mert, satış sırasında fatura kestikleri için yine de vergi ödemek zorunda kaldıklarını sözlerine ekledi.

“Akaryakıt sektöründe kartlar yeniden dağıtılacak”

İSTANBUL (AA) – MURAT TEMİZER – İpragaz AŞ Genel Müdür Yardımcısı Eyüp Aratay, akaryakıt sektörünün 2020 itibarıyla nitelikli bir değişim yaşayacağını ve sektörde kartların yeniden dağıtılacağını belirterek “2020’de daha az oyunculu bir pazarla karşılaşabiliriz. Ama gerçekten oyuncu olarak nitelenebilecek oyuncuların olduğu bir pazar.” dedi.

Sektörü etkileyecek gelişmeler hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Aratay, İpragaz’ın bu yılki hedeflerinin mütevazı adımlarla gerçekleşeceğini söyledi.

Akaryakıt piyasasında iki dağıtım şirketinin satış sürecinin olduğunu hatırlatan Aratay, “Özellikle bayilik sözleşme yenilemelerinde bu yıl, daha fazla beklentiyi yönetmek üzerine geçecek. Bu çerçevede çok agresif bir politikamız yok. Yıl sonunu 30 adet gibi yeni bayilikle kapatırsak, bizim için iyi bir sonuç olacaktır. Ama bu yıl sektörde, Petrol Ofisi’nin satışıyla Türkiye Petrolleri’nin özelleştirilme süreci belirleyici olacak. Akaryakıt sektöründe kartlar yeniden dağıtılacak gibi görünüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Çoğu oyuncu varlığını sürdüremeyecek noktada”

Aratay, Rekabet Kurulu’nun 2010’da aldığı karar sonrasında sektöre çok ciddi sayıda oyuncunun agresif şekilde giriş yaptığını belirterek aradan geçen 5 yılda bu oyuncuların büyük kısmının pazardaki varlığını sürdüremeyecek noktaya geldiğini söyledi.

Türkiye’de akaryakıt sektöründe “kaçak akaryakıt” tabiri yerine “illegal faaliyet” deyiminin kullanıldığını ifade eden Aratay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’ye artık akaryakıtın kaçak yollarla girmesini gündem olarak akaryakıt sektörü konuşmuyor. İllegaliteyi konuşuyor. İllegalite de alınan son tedbirlerle ciddi derecede düşürüldüğü için sektörde bunun satışlara rakamsal olarak yansıdığını görebiliyoruz. 2014’ten 2015’e büyümeye baktığınızda bu pazarın büyümesi sadece petrol fiyatlarının çok düşmesi, çok düştüğü için de tüketicinin daha fazla benzin ve motorin tüketmesiyle olmadı aslında. Bir şekilde illegal diye tanımlanan pazarın legalleşmesi, kayıt dışının kayıt altına girmesiyle oldu.”

Aratay, son dönemde çok sıkı denetimlerin yapıldığını ve bunun sonuçlarının ortaya çıkmaya başladığını belirterek “2020’de daha az oyunculu bir pazarla karşılaşabiliriz. Ama gerçekten oyuncu olarak nitelenebilecek oyuncuların olduğu bir pazar. Bütün senaryoları üst üste koyup 2020’ye uyarladığımızda, kamu otoritesinin de duyarlılığı devam ederse pazarın daha konsolide olmuş, doğru oyuncularla yeniden yapılanmış olduğunu göreceğiz düşüncesindeyim.” ifadelerini kullandı.

– “Bazı cezalar öldürücü oluyor”

İpragaz AŞ Genel Müdürü Selim Şiper de Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından LPG sektörüne kesilen cezalara değinerek “Bazı cezalar gerçekten öldürücü oluyor.” dedi.

Şiper, miktar olarak LPG sektörünün aldığı para cezalarının, aynı zamanda cezayı vereni de üzdüğünü kaydederek “Bunlar kanundaki bazı boşlukların yorumundan kaynaklanıyor. Mantığa aykırı birtakım şeyler var. Bunları hariç tutarsak ki bu tür yorumlar yıllar içinde azaldı, esasında LPG sektörü diğer perakende iş yapan sektörlerden sayı olarak daha az miktarda cezaya tabi oluyor. Ancak LPG kanunundaki cezalar diğer aynı miktardaki perakende işi olanlardan daha yüksek. Yani LPG’deki bazı cezalar acıtıcı değil öldürücü oluyor. Öyle cezalar var ki 400 bin liralar düzeyinde. Bu rakam lokal bir şirketin sonu olabilir.” diye konuştu.

İpragaz, geçen yıl 200 milyon kilogram olan tüplü satışlarını yıl sonunda 250 milyon kilograma çıkarmayı hedefliyor.

Yer altı kömür işletmecilerine bayram müjdesi

ANKARA (AA) – NURAN ERKUL – Yer altı kömür işletmelerinde işçi maliyetlerine uygulanacak desteğin Ramazan Bayramı’ndan önce ödenmesi için kamudaki çalışmalar hızlandı.

“Torba Kanun” kapsamında düzenlenerek 1 Ocak 2015’te yürürlüğe giren değişiklikle yer altı kömür işletmelerinde çalışanların maaşları iki asgari ücrete çıkarılmış, günlük çalışma süresi 6 saate indirilmiş ve yıllık izin gün sayısı da 4 gün artırılmıştı.

Bu düzenlemelerle oluşacak ücret ve maliyet farklarının karşılanması için yer altı kömür işletmelerine destek verilmesi amacıyla Resmi Gazete’de “Yer Altı Kömür İşletmelerinde İşçi Maliyetlerine Uygulanacak Desteğe İlişkin Tebliğ” bu hafta sonu yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Edinilen bilgiye göre, 1 Ocak 2016’dan itibaren geriye dönük olarak sağlanacak ödemelerin Ramazan Bayramı’ndan önce yapılması için, Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) yoğun mesai harcıyor.

Destek başvuruları için elektronik başvuru sistemi henüz devreye alınmadığından MİGEM, gerekli bilgilerin yazılacağı bir başvuru formu hazırladı. İşletmeciler, ruhsat, iş yeri, faaliyet, üretim panosu ve çalışan bilgilerini bu form üzerinde doldurarak “komurdestek@migem.gov.tr” adresine gönderecek.

İşletmecilerin ilk ödemeler için dolduracağı bu form Ocak-Mayıs 2016 dönemine ait verileri içerecek. İşletmecilerin MİGEM’e e-posta yoluyla gönderdiği başvurularla Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) alınan verilerin karşılaştırılmasının ardından bu döneme ilişkin ödemeler yapılacak.

Söz konusu destek kapsamında yapılacak bundan sonraki ödeme başvuruları internet üzerinden gerçekleştirilecek.

Farklı ruhsatlara sahip işletmeciler, her ruhsat için ayrı form dolduracak. Ayrıca destekten faydalanacak ruhsat sahiplerinin daha öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından durdurulan ve sonrasında üretime açılan işletmeleri için, Çalışma Genel Müdürlüğünden, durdurma ve açma tarihlerini belirtir yazı almaları gerekiyor.

– Kişi başı bin 719 lira destek verilecek

İşletmelere verilecek destek, işletmenin aylık üretiminin toplam çalışan sayısına bölünmesiyle işçi başına düşen kömür miktarına göre hesaplanacak. Buna göre, kişi başına düşen günlük üretim miktarının 1,5 tondan fazla olması durumunda bir maden işçisi için bin 719 lira 70 kuruş ödeme yapılacak.

Günlük üretimin 0,5-1,5 ton arasında kalması durumunda kişi başına verilecek destek bin 547 lira 70 kuruş, yarım tondan daha az olması durumunda ise bin 375 lira 76 kuruş olacak.

Bu destekten kapalı işletmeler faydalanabilecek. Çalışan başına ödenen tutarlar, iş sağlığı ve güvenliğine uymayan işletmelere verilmeyecek.

Türkiye’de kamu kurumları hariç 170 yeraltı kömür işletmesi bulunuyor. Bu işletmelerin yaklaşık 110’nu yüksek maliyet nedeniyle faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmıştı. Bu işletmelerin tamamında kayıtlı işçi sayısı, çalıştıkları dönemde 12 bin seviyesinde bulunuyordu.

Dev projeler için geri sayım

ANKARA (AA) – ARİFE YILDIZ ÜNAL – Türkiye’nin 2023 hedefleri kapsamında ulaştırma alanında hayata geçirilecek “dev projelerden” dördü bu yıl hizmete girecek.

İzmit Körfezi’nin “gerdanlığı” olarak nitelendirilen Osmangazi Köprüsü yarın, bittiğinde dünyanın en geniş köprüsü unvanını alacak Yavuz Sultan Selim Köprüsü 26 Ağustos’ta, Asya ve Avrupa yakalarını deniz tabanının altından geçen karayolu tüneliyle birbirine bağlayacak Avrasya Tüneli 20 Aralık’ta, “Demir İpek Yolu” olarak adlandırılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi yıl sonunda hizmete girecek.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, kamuoyunda İstanbul-İzmir Otoyolu olarak tanınan Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi’nde çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Proje, İstanbul’u Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa, Kütahya ve İzmir’e bağlayacak. Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan 38 milyon insanın yaşadığı coğrafyaya hizmet verecek projeyle seyahat süresi, İstanbul’dan Bursa’ya 1 saate, İzmir’e 3 saate, Eskişehir’e 2,5 saate inecek. Güney Ege bölgesi ve Antalya’ya ulaşım kısalacak. Toplam 433 kilometre uzunluğundaki projenin, 40 kilometrelik Altınova-Gemlik kesimi hizmete açıldı.

Otoyolun en önemli kısmını oluşturan Osmangazi Köprüsü, bin 550 metre orta açıklığı ve 2 bin 682 metre boyuyla dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüleri arasında 4. sırada yer alıyor. İzmit Dilovası ile Yalova Altınova’yı birleştiren asma köprü 113 tabliyeden oluşuyor. Köprü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın katılacağı törenle yarın hizmete girecek.

– Yavuz Sultan Selim Köprüsü

Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında İstanbul Boğazı’na inşa edilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü, bittiğinde dünyanın en geniş köprüsü unvanını alacak.

Yatırım maliyeti 3 milyar dolar olan 120 kilometre uzunluğundaki Odayeri-Paşaköy kesimi üzerindeki köprü, gidiş ve geliş istikametlerinde 4’er karayolu şeridi ile ortada 2 demiryolu şeridi olmak üzere toplam 10 şeride sahip olacak. Raylı geçiş sisteminin aynı tabliyede olması nedeniyle de köprü dünyada ilk olacak. Genişliği 59 metre, kule yüksekliği 322 metre olan köprü, bu konuda da bir rekor kırarken, açıklığı bin 408 metre olmak üzere toplam boyu 2 bin 164 metre ve bu özelliğiyle de “üzerinde raylı sistem bulunan dünyanın en uzun asma köprüsü” unvanını kazanacak.

İstanbul’daki transit trafik yükünün hafifletilmesi, trafikten kaynaklanan hava kirliliği ve çevre sorunlarının ortadan kaldırılması öngörülen köprüyle yılda yaklaşık 1 milyar 450 milyon doları enerji, 335 milyon doları işgücü kaybı olmak üzere toplam 1 milyar 785 milyon dolar ekonomik kaybın önüne geçilmesi planlanıyor.

Köprünün 120 kilometre uzunluğundaki otoyol ve bağlantı yollarıyla 26 Ağustos’ta açılışının yapılması planlanıyor.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de içeren Kuzey Marmara Otoyolu Projesi’nin devamı olan 169 kilometre uzunluğundaki Kurtköy-Akyazı ve 88 kilometre uzunluğundaki Kınalı-Odayeri kesimleri için 4 Mayıs’ta ihale yapıldı. 2018 sonunda tamamlanması hedeflenen toplam 257 kilometre uzunluğundaki otoyollar ile Kuzey Marmara Otoyolu’nun tamamı hizmete açılacak.

– Deniz altından en derinden geçecek tünel

“Vizyon proje” olarak değerlendirilen Avrasya Tüneli Projesi (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi) 20 Aralık’ta hizmete girecek.

Dünyanın en iyi mühendislik projeleri arasında gösterilen ve Asya ile Avrupa kıtalarını tüp geçişiyle birbirine bağlayacak tünel, dünyada deniz altından en derinden geçecek tünel olacak. 14,6 kilometre toplam uzunluğa sahip projenin, deniz altından geçen kısmı ise 3,4 kilometre olarak belirlendi. Bin 800 kişinin istihdam edildiği projenin, bölgeye yıllık 560 milyon lira ekonomik katkısı olacak. Devletin kasasına ise yılda yaklaşık 100 milyon lira getirecek proje, 82 bin ton emisyon miktarında azalma, 38 milyon litre yakıt tasarrufu sağlayacak.

– Tarihi İpek Yolu canlanıyor

“Demir İpek Yolu” olarak da adlandırılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’nin de yıl sonunda hizmete açılması hedefleniyor.

Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum projelerinden sonra her üç ülkenin gerçekleştirdiği üçüncü büyük projede, hat işletmeye alındığında 1 milyon yolcu ve 6,5 milyon ton yük taşınabilecek. 2034 yılında proje hattı üzerinde 3 milyon yolcu ve 17 milyon yük taşıma kapasitesine çıkılması planlanıyor.

– Türkiye’de yapılmış en büyük proje

İstanbul’un Avrupa yakası Yeniköy ve Akpınar yerleşimleri arasında Karadeniz sahil şeridindeki 76,5 milyon metrekare büyüklüğündeki alana yapılan havalimanında, geçen yıl sonu itibarıyla ivme kazanan çalışmalar daha da hızlandırılacak. İstanbul’un stratejik önemini çok farktı noktalara taşıyacak proje, Türkiye’de yapılmış en büyük proje olma özelliğine sahip bulunuyor.

Havalimanı, yapımı tamamlandığında dünyanın en büyüğü olacak ve aktarma merkezi olarak bölge ülkelerine de hizmet verecek. İlk etabı 2018 yılının şubat ayında açılması hedeflenen 3. Havalimanı’nın hizmete girmesiyle yıllık 120 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanacak.

– 3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli için mali teklifler alındı

Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünce 3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli Projesi’nde ilk adım olarak geçen yıl yapılan etüt, proje ve mühendislik hizmetleri ihalesi kapsamında mali teklifler alındı.

Proje bedeli 35 milyon lira olarak belirlenen ve bu yıl için 7 milyon 500 bin lira ödenek ayrılan etüt, proje ve mühendislik hizmetleri kapsamında, karada ve denizde derin sondaj çalışmaları yapılarak, zemin verileri belirlenecek. İhale sürecinin ardından 1 yıl içinde mühendislik projelerinin tamamlanması planlanıyor. İstanbul Boğazı’nın altından geçecek tünelde, tek tüpte hem karayolu hem de demiryolu bulunacak. Tünel, ortadan geliş ve gidiş olmak üzere demiryolu, üst ve altta da lastik tekerli araç geçişine uygun iki şeritli yol yapılacak.

Büyüklüğü ve kapsamıyla dünyada ilk olacak projenin bir ayağı, Avrupa Yakası’nda E-5 aksında Incirli’den başlayan ve İstanbul Boğazı’ndan geçerek Anadolu Yakası’nda Söğütlüçeşme’ye kadar uzanan yüksek kapasiteli ve hızlı metro sisteminden, ikinci ayağı ise Avrupa Yakası’nda TEM Otoyolu aksında Hasdal Kavşağı’ndan başlayan ve İstanbul Boğazı’ndan geçerek Anadolu Yakası’nda Söğütlüçeşme’ye kadar uzanan yüksek kapasiteli ve hızlı metro sisteminden ve Çamlık Kavşağı’na bağlanan 2×2 şeritli karayolu sisteminden oluşacak.

Tünel, 9 metro hattıyla TEM Otoyolu, E-5 Karayolu ve Kuzey Marmara Otoyolu ile entegre edilecek. YİD modeliyle yapımına başlanmasının ardından 5 yıl içinde tamamlanması hedeflenen tünelin kullanıma geçmesiyle Avrupa Yakası’nda İncirli’den, Anadolu Yakası’nda Söğütlüçeşme’ye, 31 kilometre uzunluğunda 14 istasyondan oluşacak hızlı metroyla yaklaşık 40 dakikada ulaşılacak.

Avrupa Yakası’nda Hasdal Kavşağı’ndan Anadolu Yakası’nda Çamlık Kavşağı’na karayoluyla yaklaşık 14 dakikada geçilecek. Hattan günde 6,5 milyon yolcunun yararlanması bekleniyor.

– Ovit Dağı Tüneli

Tamamlandığında Türkiye’nin ve Avrupa’nın birinci, dünyanın ikinci en uzun çift tüplü karayolu tüneli olacak Ovit Dağı Geçidi, Rize ile Erzurum’u birbirine bağlıyor. İkizdere-İspir mevkisindeki Ovit Tüneli tamamlandığında yol 12 ay boyunca açık kalacak ve aradaki mesafe 3,8 kilometre kısalacak.

Bağlantı yollarıyla 17,3 kilometre uzunluğuna sahip olacak tünel, bölgeye yıllık 60 milyon lira ekonomik katkıda bulunması bekleniyor.

– Kanal İstanbul Projesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2011’de kamuoyuna “çılgın proje” olarak açıklanan Kanal İstanbul Projesi ilgili hazırlıklar tamamlandı, uygulama için gerekli çalışmalar devam ediyor.

İstanbul’a değer katacak proje için yapılan yasal düzenlemeyle kanalın güzergahındaki mera vasfındaki yerler, kamulaştırma bedeli olmadan kullanılabilecek. YİD modeliyle yapılacak projede, süre yarıştırılacak ya da trafik garantisi verilecek. Kanalın etrafında yeni cazibe alanları oluşturulacak. Ön projesi Bakanlıkça, uygulama projesi ise yüklenici firma tarafından hazırlanacak.

– Çanakkale 1915 Köprüsü

Bu yıl başlanması planlanan bir diğer dev proje de Çanakkale 1915 Köprüsü olacak.

Çanakkale Boğazı’nda dünyanın en uzun asma köprülerinden birinin inşası için fizibilite çalışmalarına başlandı. Kuleler arası açıklığın 2 bin metreden uzun olması planlanan köprünün, dünyanın en uzun köprüsü olan Japonya Kobe Hyogo’daki Akashi Kaikyo Boğazı Köprüsü’nü geride bırakması bekleniyor.

Kuru kayısı lisanslı depo işletmelerine kapasite “ayarı”

ANKARA (AA) – Kuru kayısı lisanslı depo işletmelerinin sahip olması gereken lisansa tabi kapalı depo kapasitesi 10 bin tondan 5 bin tona, her bir şubesinin kapalı depo kapasitesi ise 2 bin tondan bin tona çekildi.

Kuru Kayısı Lisanslı Depo Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğdeki “borsa” tanımına “Bakanlıktan ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsasını” ibaresi eklenen değişikliğe göre, lisanslı depo işletmesinin sahip olması gereken lisansa tabi kapalı depo kapasitesi 10 bin tondan 5 bin tona, her bir şubesinin kapalı depo kapasitesi ise 2 bin tondan bin tona düşürüldü.

Lisanslı depo işletmelerinin sahip olması gereken asgari ödenmiş sermaye tutarlarında da değişikliğe gidildi. İşletmelerin 5 bin ton için 1 milyon lira, 5 bin 1-10 bin ton için 1,5 milyon lira, 10 bin 1-15 bin ton için 2 milyon lira, 15 bin 1-20 bin ton için 2,5 milyon lira, 20 bin tonu aşan her 5 bin ton için de ilave 500 bin lira asgari ödenmiş sermayeye sahip olması gerekecek.

Borsa Istanbul down at opening

ANKARA (AA) – The attack at Istanbul Ataturk International Airport is beginning to cast its shadow over Turkish markets, with Borsa Istanbul’s BIST-100 index going down slightly, 0.24 percent, at the opening of its daily session Wednesday.

The benchmark index decreased by 185.17 points to open at 76,744 points.

On Tuesday, steps towards normalization of ties between Turkey and Israel, and also expectations of restored proximity with Russia, had created positive sentiments, when the total trading volume was lower, at 3.5 billion Turkish liras (almost $1.2 billion), indicating an increase of 2.4 percent.

Financial experts expect the latest terror attack to likely cast its shadow over the Turkish equity markets Wednesday, especially among aviation sector stocks.

At least 36 victims and three suicide bombers were killed while scores of others were injured in a gun-and-bomb attack on Istanbul’s Ataturk International Airport Tuesday night, according to Turkish officials.

No major Turkish data announcement is expected Wednesday. However, the market will closely watch personal income and spending data from the world’s largest economy, the U.S.

Asian stocks were positive Tuesday, while European markets are also expected to open positively.