Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Üniversitelerimizden mezun olan en yetenekli öğrencilere çok özel kariyer fırsatları sunarak kamuda veya özel sektörde değerlendirilebilmelerini sağlayacağız." dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Türkiye genelinde 150 bin üniversite öğrencisine karşılıksız burs verildiğini belirtti.

Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Zirvesi'nde Türkiye'nin 5 başlıktan 3'ünde tam not aldığını bildiren Erdoğan, 2 yıl sonra yapılacak zirvede bu başarının 5'te 5 düzeyine çıkarılmasının hedeflendiğini aktardı.

Meslek Yüksekokullarının, sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda yenilenmesi çalışmalarının da hızlandırılacağını ifade eden Erdoğan, bu çerçevede Organize Sanayi Bölgeleri'nde kurulu sanayi ve imalat programlarına özel teşvik verildiğini kaydetti.

Yüksekokul kontenjanlarının doluluk oranının artmasını, doğru yolda ilerlendiğinin bir işareti olarak değerlendirdiklerine işaret eden Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni kurarken iki başlığa özel önem verdiklerini ve bu alanları doğrudan kendisine bağlı ofisler arasına alındığını anlattı.

Başkan Erdoğan, bu ofislerden birinin Dijital Dönüşüm, diğerinin de İnsan Kaynakları Ofisi olduğunu bildirdi.

YÖK'ün bu seneki başlığını aynı başlık altında belirlemiş olmasının isabetli bir tercih olduğuna değinen Erdoğan, Türkiye'nin, her alanda çağı yakalamak ve ötesine geçmek için önce dijital dönüşümünü tamamlamak zorunluluğu taşıdığını belirtti.

– "Öncü ülkeler arasına girmek istiyoruz"

Erdoğan, teknolojide geri kalan bir ülkenin bilimde ve sanayide hedeflerine ulaşmasının mümkün olmadığını, Türk milletinin zekasına, çalışkanlığına, üretkenliğine güvendiklerini vurgulayarak, "Yeter ki evlatlarımıza bunları hayata geçirebilmeleri için gereken eğitim ve bilim alt yapısını oluşturabilelim. İşte o zaman bu ülkenin gerçek potansiyeli ortaya çıkacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Dijital Dönüşüm Ofisi'nin, "Dijital Türkiye" hedefi doğrultusunda Türkiye'nin dönüşümüne öncülük edeceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dijital teknolojilerin kullanımı ve geliştirilmesi konusunda dünyada öncü ülkeler arasına girmek istiyoruz. Burada kararlılığımız var. Ancak bu sayede ekonomik ve sosyal refah düzeyimizi gerçek manada yükseltebiliriz.
Bunun için verimliliği ve rekabet gücünü yükseltecek projelere destek vereceğiz.
Siber güvenlik ve bilgi güvenliği de Dijital Dönüşüm Ofisimizin öncelikli faaliyet alanlarından biri olacaktır.
Ülkemizin sahip olduğu verileri ve ürettiği bilgileri, tıpkı topraklarımız gibi hassasiyetle korumazsak, geleceğimize güvenle bakamayız."

Erdoğan, geleceğin savaşlarının, konvansiyonel silahlarla değil siber silahlarla gerçekleştirileceğinin unutulmaması gerektiğini kaydetti.

"Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye söylediği gibi, hiçbir çiçeğin vaktinden önce açmayacağını biliyoruz.
Ama başlamadan da mesafe kat edilemeyeceğinin farkındayız." diyen Erdoğan, "İşte bunun için Dijital Dönüşüm Ofisimizle, üniversitelerimizin ve özel sektörümüzün desteğiyle büyük bir teknoloji hamlesi başlatmak istiyoruz." ifadesini kullandı.

– "Öğrencilerimizin yanında olacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İnsan Kaynakları Ofisimiz aracılığıyla, üniversite öğrencilerimizin geleceğini yakından ilgilendiren çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyoruz.
Bu çerçevede yapacağımız ilk işlerden biri yükseköğretimde 'Yetenek Yönetimi' sistemine geçmektir.
Üniversitelerimizden mezun olan en yetenekli öğrencilere çok özel kariyer fırsatları sunarak, kamuda veya özel sektörde değerlendirilebilmelerini sağlayacağız.
Yurt dışı eğitim bursundan proje finansmanına ve istihdama kadar her alanda yetenekli öğrencilerimizin yanında olacağımızı bilmenizi isterim. İnsan Kaynakları Ofisimiz vasıtasıyla yapacağımız bir başka önemli çalışma, üniversitelerimizin tamamında kariyer merkezleri kurmaktır.
Üniversite öğrencilerine okula girdikleri ilk yıldan itibaren kariyerleri konusunda rehberlik edecek bu merkezler, reel sektörle işbirliği halinde faaliyet gösterecektir."

Kamu ve özel sektördeki istihdam imkanlarının öğrencilere tanıtılması için üniversitelerde kariyer etkinliklerinin düzenleneceğini anlatan Erdoğan, bu etkinliklerde iş verenlerle öğrencilerin doğrudan muhatap olacağını ve karşılıklı olarak tanıma fırsatının bulunacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üniversite mezunlarının istihdamlarını takip ederek, üniversite ve bölüm bazında başarı düzeyini ölçmeyi planlıyoruz.
Böylece, hangi üniversitemizin ve hangi bölümlerimizin öğrencilerimizin istihdamına ne düzeyde katkı sağladığını görebileceğiz.
Hatta, bu ölçüm sonuçlarını üniversitelerimize vereceğimiz desteğin kriterlerinden biri haline getirmeyi dahi düşünebiliriz." diye konuştu.

İnsan Kaynakları Ofisi aracılığıyla, Türkiye'de bir türlü çözüm bulunamayan yabancı dil eğitimi konusunda da merkezi bir standart oluşturmak istediklerini bildiren Erdoğan, "Bunun için üniversitelerin yabancı dil muafiyet ve yeterlilik sınavları ÖSYM üzerinden merkezi olarak yapılabilir.
Böylece, en azından yabancı dil konusunda belirli bir seviyeyi tutturmayı hedefliyoruz.
İnsan Kaynakları Ofisimiz tüm bu çalışmaları destekleyecek, takip edecek ve raporlayacak.
Böylece eksiğimizi, fazlamızı görme, gerekiyorsa düzeltmelere gitme imkanı bulacağız." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin içeride ve dışarıda çok büyük mücadeleleri yürüttüğüne işaret eden Erdoğan, bu süreçte herkes gibi akademisyenlerin de desteğine ihtiyaç duyduklarını belirtti.

ABD ve Almanya'ya yaptığı ziyaretleri, buralarda gerçekleştirdiği temasları hatırlatan Erdoğan, batı ülkelerinin medya organlarında, akademik çevrelerinde, kamuoylarında Türkiye hakkında pek çok yalan, yanlış, yanıltıcı bilginin dolaştığını anlattı.

– "Medyaları yönetiyor"

Bu yanlışların düzeltilmesi için seferberlik ruhuyla çalışılması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte bu devasa, güçlü zannettiğimiz ülkeleri başında olanların değil, medyalarının yönettiğini gördüm. Çünkü yaptığım görüşmelerde, 'Medya şöyle diyor, böyle diyor…' Söyledikleri bu. Ben de kendilerine şunu söyledim, 'Halkınız ne diyor, bunu düşünmüyor musunuz, bırakın medyayı' dedim. Bir zamanlar bizde de bu vardı, biliyorsunuz. Ülkemizi de medya yönetiyordu. Söyledikleri şey, 'Dördüncü kuvvet, dördüncü kol…' Demokrasi diyorsun, bir taraftan demokrasi derken halkı bir kenara koyuyorsun, medya diyorsun. Yazılı medya yarın yazar, varsın yazsın. Bizim derdimiz halkımız, halkımıza ne veriyoruz, halkımız ne diyor, halkımız bize kaç puan veriyor, önemli olan bu. Demokrasi gücünü halktan alır. Halk varsa, demokrasi var, halk yoksa demokrasi yok. Medyayla filan falan demokrasi olmaz. Öyle güçlü demokrasi olur ki orada medyada güçlüdür ama kalkıp da 'Ben demokrasiyi oluşturuyorum…' Böyle bir mantık varsa, kimse kusura bakmasın. Bir siyasetçi de eğer medyasından çekiniyor, korkuyorsa onun da sağlıklı siyaset yapması mümkün değildir. Herkes kendi alanında bu gayreti gösterdiğinde işimizin çok daha kolay olacağı açıktır. Akademisyenlerimiz de kendi mecralarında ülkemizin doğrularını anlatarak bu mücadeleye katkı verebilir diye düşünüyorum. Her gün aleyhinde yazıların yayınlandığı, haberlerin yapıldığı, sosyal medya dedikodularının yayıldığı bir ülke olarak bu dayanışmayı göstermeye mecburuz. Buna karşılık yurt dışında ülkemiz, milletimiz aleyhine faaliyet gösteren kendi vatandaşlarımızı görmek bizi derinden üzüyor. Kimi gazeteci, kimi akademisyen, kimi sivil toplum kuruluşu mensubu, kimi siyasetçi kimlikli bu kişilerin nasıl olup da kendi vatanlarına bu derece husumet içine girmelerini anlamakta zorlanıyoruz. Bu noktada iş ister istemez yine eğitim konusuna geliyor. Çünkü bunların çok önemli bir bölümü bizim eğitim sistemimizden geçmiş kişilerdir. Demek ki sistemde bir arıza, sorun var. Gençlerimize kendi değerlerimizi, tarihimizi, kültürümüzü anlatamadığımız sürece bu arıza devam edecektir. Kendimize güvenli bir gelecek inşa etmek istiyorsak, işte önce buradan yani eğitim öğretimden başlamak zorundayız. Ülkemizin yönetiminde sorumluluk üstlendiğimiz son 17 yıla ilişkin en büyük hayıflanmamız bu konudadır."

(Sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?