“Vatandaş tezgahtaki balığı tanımalı”

İSTANBUL (AA) – BERK ÖZKAN – İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Balıkçılık ve Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Uğur Uzer, vatandaşların büyük bölümünün tezgahlardaki balıkları tanımadığını belirterek, "İnsanlar bilinçlendirilmeli. Yasak boydaki balıklar satın alınmamalı." dedi.

Kumkapı Balık Hali'nde, AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Uzer, bilim insanları olarak yaptıkları çalışmalar doğrultusunda balıkların hangi boylarda ve ne zaman avlanması gerektiğini belirlediklerini anlatarak, vatandaşların balık cinsleri ve boyutları konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Amaçlarının sürdürülebilir balıkçılık olduğunu kaydeden Uzer, ''Tarım ve Orman Bakanlığı avlanma ile ilgili yasak kararını, bilim insanlarının yaptığı çalışmalar neticesinde vermekte. Vatandaşın balığı tanıyor olması gerekiyor. Vatandaşların büyük bir kısmı balıkları tanımıyor. Yasak boylardaki balıklar satın alınmamalı. Balıkçılar da bunları satmamalı. Dolayısıyla vatandaş küçük boylardaki balığı satın almazsa satıcı da bir süre sonra satmayacaktır.'' diye konuştu.

– "Bir defa üreme şansı vermezsek sürdürülebilir balıkçılık yapılamaz"

Uzer, ülkedeki deniz kaynaklarının iyi kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Balığı üremeden yakalarsak o balığa bir defa üreme şansı vermezsek sürdürülebilir balıkçılık yapmamış oluruz. Dolayısıyla balığın nesli tehlikeye girer.'' dedi.

Hamsinin yaşam evresinin ortalama 4-5 yıl olduğuna dikkati çeken Uğur Uzer, şunları kaydetti:

"Bu balığa bir defa üreme şansı verdikten sonra yakalamalıyız. Bu da 9 santimetre ve üzeri oluyor. Şu an palamut tezgahlarda yerini aldı. Onun da av yasak boyu 25 santimetredir. Hamsi için asıl önemli olan kasım ayındaki avcılıktır. Neden kasım ayını bekliyoruz? Çünkü suların soğuması gerekiyor. Sular soğumaya başladığında bu balıklar bir araya toplanırlar. Bu balıklar bir araya toplanmadıkça siz onları avlayamazsınız. Çünkü biz avcılıkta çevirme ağları kullanıyoruz. Bir araya gelen sürü oluşturan balıkların toplandıktan sonra avlanması gerekiyor. Çok az bir miktar için balıkçı ağını suya atmaz, maliyeti var.''

Trolle avcılık yasağının 1 Eylül itibarıyla kalktığını belirten Uzer, ''Trol ve gırgır avcılığı ülkemizin en önemli av araçlarından ikisi. Hamsi, palamut, lüfer gibi balıklar gırgır tekneleriyle avlanıyor. Mezgit, barbun ve tekir gibi balıklar ise trolle avlanıyorlar. Biz biliyoruz ki balıkçılığın yasak olduğu yaz sezonunda kaçak avcılık yapılıyor. Bunların önüne geçilmesi gerekiyor. Yasak dönemde üremek için gelen balığı avlıyorsunuz. Bu da balığın sürdürülebilirliğini etkiliyor. Bununla mücadele etmemiz gerekiyor.'' diye konuştu.

– "Hamsi 9 santimetrenin altında tutulmamalı ve satılmamalı"

Hamsinin yağlandığı dönemde lezzetli olduğunu ifade eden Uzer, ''Balığın lezzeti yağlı olmasına bağlıdır. Boyu 9 santimetrenin altında olan hamsi tutulmamalı ve satılmamalı. Balıklarda 'kota' sistemine geçmemiz gerekiyor. Mesela hamsiden 100 bin ton avlayabilirsiniz gibi bir kota sistemine geçmemiz gerekiyor. Denizlerimizdeki balık dağılım alanlarını çok iyi bilmemiz gerekiyor.'' değerlendirmesini yaptı.

Balıkçılığın Japonya örneğinde olduğu gibi bağlı bulundukları bölgede yapılması gerektiğini anlatan Uzer, şöyle devam etti:

"Avlanılan balıklar hangi bölgede ise oradan karaya çıkarılmalı, yani bölgesel balıkçılığa önem verilmesi gerekli. Balıkların üreme alanlarını belirleyip, buraları deniz koruma alanları, bölgeleri ilan etmemiz gerekiyor. Balıkları ürediği yerlerde avlarsak üremesine izin vermiyoruz. Türkiye'de su ürünleri üretimi 600 ila 650 bin ton civarında. Yaklaşık 300 ila 350 bin ton balık avcılığıyla yapılıyor. Hamsi ise bu oranın yaklaşık 150 bin tonunu oluşturuyor.''

Kumkapı Balık Hali'nde alış veriş yapan Yusuf Yıldız da mevsim balığı satın aldığını belirterek, ''Geçmişteki döneme göre şimdiki balık boyları ufak. İstanbul'a gelen balık ufak. Fiyatlarını da pahalı buldum. Tavuğun ve etin yükselişinden dolayı zam yapıyorlar.'' dedi.

Yıldız, balığı seçerken derisinin parlaklığına, gözlerindeki canlılığına, solungaçlarına baktığını da sözlerine ekledi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?