Usta sanatçılar Genç İHH'nın “Ezgi Gecesi”ne konuk oldu

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

İSTANBUL (AA) – Sri Lanka'da 360 öğrencinin eğitim göreceği bir okul projesine destek için Genç İHH tarafından çevrim içi "Ezgi Gecesi" düzenlendi.

İstanbul Genç İHH'nın YouTube sayfasından canlı yayınlanan Fethullah Badem'in yönettiği programa, eserleriyle hafızalarda yer bulan 9 usta sanatçı katıldı.

Programda Abdülbaki Kömür, Eşref Ziya Terzi, Taner Yüncüoğlu, Aykut Kuşkaya, Ömer Karaoğlu, Mustafa Demirci, Selami Güneş, Mehmet Ali Aslan ve Ammar Acarlıoğlu sevilen eserleri hayranları için seslendirdi.

Etkinlik kapsamında izleyiciler, İHH uygulaması, "https://www.ihh.org.tr/bagis/ikinci-abdulhamidhan-ilkokulu" linki ve SMS üzerinden, Sri Lanka'da inşa edilen 360 öğrencinin eğitim göreceği "2. Abdülhamid Han İlkokulu" projesine destek oldu.

– İzleyiciler, sevilen ezgileri usta isimlerden dinledi

Sanatçı Selami Güneş, geçmişten bugüne süre gelen müzikal çalışmalarına değinerek, "Mavi Marmara ezgisini hazırlamamız toplam iki buçuk gün sürdü. Hızlı bir şekilde eseri çıkardık, şehit abilerimize, şehit ailelerine ve ümmete hediye etmiş olduk. Faydalı olmuşsa ne mutlu bizlere." dedi.

Ammar Acarlıoğlu ise ilk albümünü 13 yıl önce çıkardığını, bu alandan hiç kopmadığını söyledi. "Ezgi Gecesi" yayınına katılan bütün sanatçıların çok özel ve değerli olduğunu dile getiren Acarlıoğlu, şunları kaydetti:

"Doğduğumdan beri bu sesler kulağıma aşinadır. Allah hepsinden razı olsun. Bu yaptığımız eserlerin her biri de önce Allah'ın bizlere lütfu, sonra yine bu yolun kilometre taşı olmuş, ilkleri olan ağabeylerimin bizleri yönlendirmesi, ellerinin ve duaların üzerimizde olması sayesindedir."

– "Sanatı hayata tanıklık etmek olarak görüyoruz"

Canlı yayına yardım çalışmaları için gittiği İdlib'ten katılan Grup Yürüyüş solisti Mehmet Ali Aslan, sanatı hayata tanıklık ve şahitlik etmek olarak gördüklerini söyledi.

Aslan, eserlerinin Müslümanların verdiği mücadelenin bir yansıması olduğunun altını çizerek, "Gündemimizde ne varsa, acımız, hüznümüz, sevincimiz, mutluluğumuz, ferahımız, coşkumuz zaferimiz neyse melodilere notalara bunları nakşetmeye çalıştık." dedi.

Bant tiyatrolarıyla başladığı müzik hayatına şiir ve ezgi albümleriyle devam eden, ezgi ve marş geleneğinin duayenlerinden sanatçı Abdülbaki Kömür, Müslümanlığı kendisine yaşam biçimi olarak algılamış insanların içindeki duygu ve düşüncelerini başka insanlara iletmesine vesile olmaya çalıştıklarını ifade etti.

Gençlere neyi izleyecekleri, dinleyecekleri veya okuyacakları hususunda Kur'an-ı Kerim'i rehber edinme tavsiyesinde bulunan Kömür, bu amaçla yaptıkları sanatsal çalışmalara ilişkin "Belki bizler de bu bir vesileyiz, biz olmazsak bir başkası olacaktı. Sadece Rabbim bu çağı yaşadığımız için bizlere bunu nasip etti." değerlendirmesinde bulundu.

– "Gönlümüzden gelenleri söylemeye devam edeceğiz"

Müzisyen Aykut Kuşkaya ise 1988'de "Grup Cemre" olarak "İlk Cemre" adlı bir albüm çıkardıklarını, sonrasında solo albüm çalışmalarıyla müzik yapmaya devam ettiklerini anlattı.

Ezgi kültürünün dünden bugüne ve yarına gençlerle birlikte devam edeceğini vurgulayan Kuşkaya, "Allah nasip ederse, ömür verirse ezgilerimizi türkülerimizi, gönlümüzden gelenleri söylemeye devam edeceğiz. Her daim aşk ile bizden yine aynı sevda şarkısındayız." ifadesini kullandı.

Taner Yüncüoğlu, 1980'de müzik okuluna başladığını, öncesinde bağlama ve cümbüş çaldığını ve bugüne kadar ezgiler seslendirmeye devam ettiğini anlattı.

Ezgilerle dini duygu ve düşüncelerle hayatı ve insanları etkileyen konuları işlemeye gayret ettiklerine işaret eden Yüncüoğlu, "Birçok müzik dalıyla uğraştım ama ezgi yönüyle daha çok biliniyoruz. Bazen türkü söylüyoruz bazen şarkı da söylüyoruz." şeklinde konuştu.

– "Hala söyleyeceğimiz sözler var"

Müzisyen, şair ve yazar Mustafa Demirci, halen söyleyecek çok sözleri olduğunu belirterek, "Sonuçta hepimiz müzik yaptık ama bizim müziğimizin niteliğini özellikle manevi kimliğimiz şekillendirdi." dedi.

Herkesin kendi iç dünyasında yaşadığı manevi kırılmaları, heyecanı ve şevki dile getirdiğini ve bunları savunduğu değerlerle bütünleştirenlerin gönüllerde yer edindiğini vurgulayan Demirci, şunları söyledi:

"Bugün 'Efsane Kadro' diyoruz ama hala arkadaşlarımız, üstatlarımız, hepsi yeni ve çok güzel eserler veriyorlar ve hala gönüllere dokunmaya devam ediyorlar. Bu yüzden hala bizim söyleyeceğimiz sözler var. Hak ve batıl mücadelesi devam ediyorsa bizim de söyleyeceğimiz sözler, şarkılar, adına ne derseniz devam edecektir ve yine gönüllere dokunacaktır.

– "Ezgiler önce söyleyenin kalbine dokunmalı"

Seslendirdiği çok sayıda ezgiyle hatıralarda yer bulan usta sanatçı Ömer Karaoğlu, muhatabına yol bulması için ezgileri söyleyen kişilerin de özel bir hissiyat taşıması gerektiğini belirterek, "Kalbe dokunduğunu düşündüğümüz bu eserler önce söyleyenin, icra edenin, üretenin kalbine dokunmalı." ifadesini kullandı.

Ezgilerin ilgi görmeye başladığı ilk yıllara ilişkin değerlendirmede bulunan Karaoğlu, "Yüreğimizden geldiği gibi söylüyorduk ama bütün kusurlarına rağmen anlamlı bir çabaydı, özgün bir gayretti." dedi.

Eşref Ziya Terzi ise ezgilerin türkülerle benzer özellikler taşıdığını belirterek, "Ben ezgilerimizi türkülerle eşleştiriyorum. Adına ezgi dediğimiz bu özgün tarzdaki eserleri bizim türkülerimize çok benzetirim. Türküler bir yaşanmışlık üzerine yakalanan ağıtlarladır, ezgiler de böyle. O dönemler hissettiğimiz sosyal politik yapı, siyasi atmosfer, Müslümanların içerisinde bulunduğu durum hep eserlere yansıyan etkenlerdi." şeklinde konuştu.

Eskimeyecek bir kaynaktan beslenen ezgilerin asırlar boyu devam edeceği düşüncesini dile getiren Terzi, sosyal medyada, konserlerde ve pek çok ortamda ezgilere ilgi ve alakanın artarak devam ettiğinin gözlemlendiğini, ayrıca zamanın dilini yakalamanın da önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Gecede, "Mavi Emzikli Bebek", "Neden Olmasın", "İbrahim", "Gönüller Yapmaya Geldim", "Öksüz Çocuk", "Güller Verilsin", "Bir Sabah Gelecek Kardan Aydınlık", "Arzuhal", "Ağlarken Gülebilmek" ve "Gün Doğanda"nın da arasında bulunduğu eserler seslendirildi.

Sanatçıların sevilen eserleri seslendirildiği, ezgilerin geçmişine ve bugününe ilişkin sohbet ettikleri program, Mehmet Akif Ersoy'un "Ağlarım Ağlatamam" şiirinden bestelenen eser ve sanatçıların hep beraber söyledikleri "Şehit Tahtında Rabbe Gülümser" ile sona erdi.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?