“Türkiye'nin Yüzyılı ve Geleceği, Uluslararası Gençlik Sempozyumu”

İSTANBUL (AA) – Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, gençlerin kendi kimlikleriyle kuşandıklarında gerçek anlamda öz güveni besleyecek bir dengeyi yakalayacağını belirterek, "Geçmişi olmayanın geleceği olmaz, diyoruz. Geçmişini tanımayan kendine ait bir gelecek inşa edemez." dedi.

Erdoğan, Sultangazi Belediyesi tarafından Sultangazi Belediyesi Nikah ve Konferans Sarayı'nda düzenlenen Türkiye'nin Yüzyılı ve Geleceği Uluslararası Gençlik Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, organizasyonda sadece akademisyenlerin değil, gençlerin de büyük katkısı olduğunu söyledi.

Sempozyumun altyapısına kaynak teşkil eden bir saha araştırması olmasının önemine işaret eden Erdoğan, bugün ve yarın yapılacak toplantılarda, oturumlarda gençlerin de katkısı olduğunu görmenin çok güzel olduğunu anlattı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın desteğiyle Türkiye Gençlik STK'larını kurduklarını hatırlatan Bilal Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şu anda 92 üye sivil toplum kuruluşu ile benzer çalışmaları yapmanın gayreti içerisindeyiz. Nitekim 3 Kasım'da, Türkiye Gençlik Zirvesi ile üye sivil toplum kuruluşlarımızın katılımıyla gençliğin meselelerini yine bir saha araştırmasına dayanarak konuşacağız, tartışacağız, değerlendireceğiz. Geleceğimizi belirleyecek gençlerimizin kendilerini daha iyi hissetmeleri için daha büyük ufuklara yelken açabilmeleri için neler yapılabilir, neler yapılmalı? Bunları değerlendireceğiz."

– "Gençlerin öz güvenlerini kuşandığını görebiliyoruz"

Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, gençlerde öz güven meselesinin çok belirleyici olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu hem gençler hem de ülke için çok belirleyici. Yani dik duruş sahibi olabilen, kendiyle ilgili meselelerde kendi kararlarını verme dirayeti sergileyen bir ülke olmak çok önemli. Geçtiğimiz 16 yılda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu öz güven sahibi olmanın ülkemiz için ne denli önemli olduğunu ve gerçekten nasıl bir farklılık arz ettiğini yaşayarak gördük. Önceden başka devletlerin devlet başkanlarının yanında boyun büken, el bağlayan liderlerden, bugün hakikaten diklenmeden dik durabilen, ülkesinin menfaatlerini kora kor savunabilen bir ülke olmayı Sayın Cumhurbaşkanımızdan gördük. Şimdi bu öz güveni gençlerimizin kuşandığını görebiliyoruz."

Gençlikte biraz protest, biraz radikal ve eleştirel olmanın çok popüler ve yaygın olduğunu hatırlatan Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Bütün kitlenin içinde kaybolmak biraz renksizken, o kitlenin dışında durup, eleştirel bir perspektifle yaşamak, gençler için çok daha renkli ve çok daha caziptir. İşte aslında Türkiye'de gençlerimize örnek olabilecek dünyada bir duruş sergiliyor. 'Dünya 5'ten büyüktür.' çıkışını yaparak bugünkü Birleşmiş Milletler sisteminin aslında ne kadar renksiz olduğunu, dünyayı ne kadar renksizleştirmeye doğru götürdüğünü söyleyen tek ülke durumunda şu anda. Herkes, Birleşmiş Milletler sisteminin, dünyada adil olmadığını söyler. Bu sistemin sürdürülebilir olmadığı kabul edilir ve konuşulur. Ama maalesef 200'ün üzerinde bugün Birleşmiş Milletler'de üye olduğu ülkelerin lideri, Tayyip Erdoğan'a kadar çıkıp 'Bu sistem adil değil, gelin bu sistemi değiştirelim.' diyememiştir. İşte öz güven dediğimiz budur."

"Dünya 5'ten büyüktür." duruşunun gençlere umut aşılayabilecek, dünya çapında iddia sahibi olabilecek bir tavır olduğunu dile getiren Erdoğan, gençlerin öz güvenle kuşanmasının önemli olduğunu aktardı.

Bilal Erdoğan, öz güveni getiren çeşitli unsurların olduğunu vurgulayarak, gençlerin seyahat etmek, kültür ve sanat faaliyetlerinde bulunmak ve aynı zamanda sivil toplum çalışmalarında yer almak istediklerini belirtti.

– "Alıcıların açık olması önemli"

Gençlerin arayışlarının umut veren türden olduğunu aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kültür-sanat alanında kendi kimliğimizi ortaya koyan bir zenginleşmeye, bir ihyaya ihtiyacımız var. Etnospor Konfederasyonu olarak gayemiz, bütün dünyada kültürlerin yeniden kendi kimliklerini kuşanarak güçlenmesi ve ihya edilmesidir. Bu makro resim içerisinde tüm Türkiye'nin çok zengin, derin kültüre sahip olmasından hareketle, bu kültür-sanat alanında yeniden kimliğimizi dünya çapında ortaya koymamız lazım. Bu eserler vermeyi gerektirir. Onun için okumak ve yazmak gerekiyor. Millet kıraathaneleri projelerinin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Şimdi gençlerimiz çok az okuyor diyoruz. Okuma az ise yazma da azdır. Ancak okumanın sadece kitap okumaktan ibaret olmadığını tespit etmemiz lazım. Gençler aslında devamlı okuyorlar. Çevrelerini, tabiatı okuyorlar. Arkadaşlarını anlamaya çalışıyorlar. Yani alıcıların açık olması çok önemli. Ama yeterli değil. Yazmak da çok önemli. Yazmak aynı zamanda kendimizi ifade etmektir. Kendimizi ifade etmek, kendimiz olmakla ilişkili.

Bir kimlik ihyasını konuşmak durumundaysak kendimizi belki de kendimizi olduğumuz gibi ifade etmekten imtina ettiğimizde kaynaklı. Yani, biz binlerce yıllık bir geçmişi olan millet olarak bize tanımlanan kimliklerle kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz. Bize bir kıyafet giydirildi. Bu kıyafet bizi komik gösteriyor. Bir tarafımız bol, bir tarafımız yırtık ve bir tarafımızı sıkıyor. Çünkü, bize ait bir kıyafet değil. Bize ait kıyafetten kasıt ise değerlerimizi içinde bulundurandır. Yani kendimize ait renkleri içinde bulunduran kıyafettir. Kendi kimliğimiz. Sanıyorum, gençlerimizi kendi kimliğimizle buluşturduğumuz ve gençlerimiz kendi kimliklerini kuşandıklarında, işte o gerçek anlamda öz güveni besleyecek olan bir dengeyi yakalamış olacaklar. 'Geçmişi olmayanın geleceği olmaz.' diyoruz. Geçmişini tanımayan kendine ait bir gelecek inşa edemez. Çünkü geçmiş olmadığı zaman kimlik olmaz. Kimlik olmadığı zaman kurduğunuzu zannettiğiniz gelecek size ait olamaz. Gençlerimizin kendi kimliğini kuşanarak, kendi geleceğini kurma motivasyonunu nasıl kazanabileceklerine ilişkin çözüm önerileri sunulmuş olur. İnanıyorum ki 21. yüzyıla birçok çalkantıyla beraber ilerlerken Türkiye öz güvenini kuşandığı ve kendi kimliği ile ilerlediği zaman dünya üzerinde, dünyanın sorunlarına açılımlar, çözümler üretebilecek bir pozisyonu elde edecektir."

– "Ahlaklı bir gençlik ortaya çıksın istiyoruz"

Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay ise gençler için çok anlamlı işlere imza attıklarını belirtti.

Geleceğin emanet edildiği gençlere neler bırakıldığının önemli olduğunu dile getiren Altunay, "Eğer bu gençliği pas geçersek, onlara gereken önemi göstermez, milli ve manevi değerlerimizi iyi tanıtmazsak aslında gelecek nesli heba etmiş oluruz. Bu manada çok ciddi sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum." dedi.

Hükümetin birçok alanda olduğu gibi gençlere yönelik faaliyetlerde de boşluk bırakmadığını anlatan Altunay, şöyle konuştu:

"Varsa boşluklar belediye olarak onu doldurmak bizim en ulvi görevimizdir. Bu manada 'Gençliğimiz ne ister? Gençlik neyi bekler? Gençlerin sorunları neler?' diye bir araştırma yaptık. Bu araştırmalar çok yönlü. Tüm ilçelerde yapıldı. Sultangazi'de de 400 gençle birebir konuşuldu. Bütün bu beklentiler ölçüldükten sonra alanında uzman akademisyenlerle bir araya gelindi. İki gün sürecek oturumlarda 42 akademisyen konuşma yapacak. Gençlerin, iki gün boyunca zaman geçirip gereken bilgiyi almalarını istiyoruz. Milli manevi değerlerimize sahip çıkarak ahlaklı bir gençlik ortaya çıksın istiyoruz. Birlik ve bütünlüğü sağlamak zorundayız."

AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar'ın kısa bir konuşma yaptığı sempozyuma çok sayıda akademisyen ve genç katıldı.

Sempozyum yarın gerçekleştirilecek farklı oturumlarla sona erecek.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?