Türkiye Gençlik Zirvesi

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Danıştay'ın 'Andımız' kararı sonrasında gerek sosyal medyada gerekse de kimi yayın organlarında şahit olduğumuz manzaralar, açık söylüyorum, bu konudaki kararlılığımızı daha da artırmıştır." dedi.

Erdoğan, Türkiye Gençlik STK'ları Platformu (TGSP) tarafından "Gençlik ve Sosyal Girişimcilik" temasıyla Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Davutpaşa Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye Gençlik Zirvesi"nin açılışında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel hayatında gençlerin katkısının ve varlığının her zamankinden çok daha fazlasıyla hissedildiğini kaydetti.

Gençlerin dinamizmleriyle heyecanlarıyla cesaretleriyle geleceğe dair sarsılmaz inançlarıyla geçmişe göre bugün her alanda kendilerini daha fazla hissettirdiğini aktaran Erdoğan, Türkiye'nin gelecekte çok daha iyi konumda olacağını, gençlerin başarılarının ileride çok daha fazla konuşulacağını söyledi.

Bunun daha fazla demokrasiyle daha çok özgürlük, yatırım ve daha fazla eserle gerçekleştirileceğine inandığını aktaran Erdoğan, "Bu hedefe birileri gibi, 'Gelenin keyfi için geçmişe sövme' ilkesizliğine kapılmadan, tarihimize, değerlerimize, bizi asırlardır ayakta tutan hasletlere daha sıkı sarılarak ulaşacağız. Şanlı geçmişimizden ders çıkararak, ecdadımızın bize bıraktığı mirastan ilham, cesaret, kuvvet alarak istikbalimizi inşa edeceğiz." diye konuştu.

Bu süreçte "maziden atiye kuracakları köprünün taşıyıcı sütunlarını" gençlerin oluşturacağını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Her şeyden önce bir daha hiç kimsenin siyasi hırsları uğruna bu ülkenin gençlerini kardeş kavgasına sürüklemesine fırsat vermeyeceğiz. Vesayet özlemiyle yanıp tutuşanların eskiden olduğu gibi belli kavramları, belli figürleri istismar etmesine müsaade etmeyeceğiz. Danıştay'ın 'Andımız' kararı sonrasında gerek sosyal medyada gerekse de kimi yayın organlarında şahit olduğumuz manzaralar, açık söylüyorum, bu konudaki kararlılığımızı daha da artırmıştır. Çünkü bu metin, bu ülkede ezanı Türkçe okumak, okutmak isteyenlerin eseridir. Bu bir. Metne baktığın zaman, bu metin içerik itibarıyla bu milletin kendisini, bu milletin kültür, medeniyet anlayışını ortaya koyan bir metin değil. Bizim andımız, İstiklal Marşımızdır ve İstiklal Marşımızla beraber yolumuzla devam ediyoruz. İstiklal Marşımızdan daha güzel, daha güçlü bir ant olabilir mi? Yok ama bunlar işte böyle çıkarmışlar, her şeyi bir birine karıştıran, saçma sapan bir şeyle gençliği yönlendirmenin gayreti içerisindeler."

– "Ben Türküm ama Türkçü değilim"

"Kimse Türklüğünü inkar etmiyor ki ama Türkçülük yapmıyor." ifadelerini kullanan Erdoğan, bu noktada meselenin bu olduğunu vurguladı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben Türküm ama Türkçü değilim. Eğer böyle yaparsak biz kendi değerlerimizle çatışırız. Dinimiz İslamla çatışırız. İslam ırkçılığı reddediyor, ırkı reddetmiyor. Tam aksine 'Biz sizi kabileler halinde yarattık' diyor Rabbimiz ama arkasından geliyor, ne diyor? 'Birbirinizle iyi tanışasınız, anlaşasınız' diye. Kavga edesiniz diye değil. Bu gerçeği görmemiz lazım. Bu gerçeği gördüğümüz zaman zaten mesele halloluyor. İyi niyet eseri olmadığına inandığım bu kararı, kimi çevreler baskıcı, antidemokratik ideolojilerine yakılmış bir yeşil ışık gibi algıladılar. Millete tepeden bakan, insanımızı 'takunyalı, makarnacı, kömürcü, göbeğini kaşıyan adam' diyerek aşağılayanlar, uzun zaman sonra ilk defa yeniden piyasaya çıktılar. Kararın hemen akabinde gazeteci kılıklı provokatörler, yıllardır içlerinde biriktirdikleri kin ve nefreti ekranlardan adeta kusmaya başladı, kendi ekranlarından. Hatta cübbelerini darbeci zihniyete kiraya veren kimi sözde hukukçuların Andımız kararını bahane ederek merhum Menderes'in 68 sene önce son verdiği Türkçe ezan zulmünü tekrar dillendirdiğine şahit olduk."

– "Ne Akif'i bunlarla paylaşırız ne İstiklal Marşımızı"

Ana muhalefet partisinin ise bu konuda "iyice şirazeden çıktığını, millete ve milletin değerlerine düşmanlığını bir kez daha ortaya döktüğünü" aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çıkmış televizyon kanallarından bir tanesinde, benim için diyor ki 'O, İstiklal Marşını bile bilmez' diyor. Şimdi bunu meydanlarda sürekli okudum. Şu anda böyle bir tekrar okumaya gidersem, derki bak 'Gördün mü? Okuttum.' Çok zavallı bunlar. Hatta kendisi bir keresinde öyle bir yanlışa düştü ki rezil etti. Biz, değerlerimiz noktasında ne Akif'i bunlarla paylaşırız ne İstiklal Marşımızı. Benim konuşmam yoktur ki Akif'ten bazı beyitleri, mısraları, kıtaları almadığım. Çünkü benim yastık altı kitabım olmuştur Akif. Hatta imam hatipte okuduğum yıllarda liseler arası bir şiir okuma yarışması oldu. O zaman, rahmetli edebiyat hocam Osman Öztürk, 'Oğlum sen 'Asım'ın Nesli' bölümünden bir bölüm oku. Ben de o zaman oradan her zaman okuduğumuz 'Bu zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem' diye başlayan Asım'ın Nesli'ni tanımlayan o bölümle yarışmaya katıldım. Birinci oldum o yarışmada. İlginçtir o zaman da kaynana zırıltısı diye bir şey vardı, çevirirlerdi. Mithatpaşa Kız Meslek Lisesinin salonunda bu yarışma yapılıyor. Orada bana şiiri okutmamak için başladılar onları çevirip, sabote etmeye. Jüri de güçlü isimler. Şimdi aklımda kalanlar Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş hocamız filan. Türkiye Teknik Ressamlar Cemiyeti düzenliyor bu yarışmayı. Girdik ve yarışmada bütün bunlara rağmen baktım ki bunlar durmuyor. Ben de mikrofonu yere bıraktım. Mikrofonsuz olarak şiiri okumaya başladım. Tabii o kaynana zırıltıları sustu, bir anda salon değişti. Şiir bitti, salon durmuyor. Alkışlar, alkışlar devam ediyor. Hamdolsun biz buralardan geldik Bay Kemal. Onun için buralarda kalkıp bizi kendinle mukayese etmeye yönelme. Bizim aldığımız terbiye bu. Böyle yetiştik."

(Sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?