TESK 20. Olağan Genel Kurulu

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu kriz, bizim krizimiz değildir. Bu yaşadıklarımız bize zorla yamanmak istenen, özel olarak üzerimize atılmaya çalışılan sahte bir dalgalanmanın ürünüdür." dedi.

Erdoğan, "Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) 20. Olağan Genel Kurulu"ndaki konuşmasında, Türkiye'nin en büyük avantajının, sorunların finans kesiminden kaynaklanmaması olduğunu, bankaların şu anda tüm göstergeleriyle sapasağlam ayakta durduğunu vurguladı.

"Paranın ürkek olması, tabii ki finans kesimini aşırı ihtiyatlı davranmaya itiyor." diyen Erdoğan, bunun ayrı bir konu olduğunu ancak "sürümden kazanmak", finans sektöründe "yapılandırma" denilen bir anlayış bulunduğunu belirtti. Başkan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Çağır, otur, konuş… Bu musluğu biz nasıl açarız, nasıl yardımcı olabiliriz? Çünkü seni ayakta tutan neresi? Reel sektör. Nasıl sana yardımcı olayım ki ben sana parayı satabileyim? Çünkü onun neması veya ürünü nedir? Paradır. Parayı kime satacak? Reel sektöre satacak. Reel sektöre parayı satacağına göre müşterini öldürme, müşterini ayakta tut, ona yol göster, otur konuş ve ona göre de adımı at. Kur, faiz ve enflasyon dalgalanması istikrara kavuştukça finans kesimi daha cesur hareket etmeye başlayacaktır. Fakat iddia ile yine söylüyorum, şunu unutmayın faiz ve enflasyonu, bir sebep-netice ilişkisi olarak masaya yatırdığınız zaman, faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Ama yok enflasyon sebeptir, faiz neticedir diyorsan bu işi bilmiyorsun arkadaş. Zira faizin oranını sen tespit edersin ama enflasyon o akışta kendiliğinden oluşur. Enflasyonun oranını bankalar belirler mi? Merkez Bankası her zaman enflasyon yıl sonu tahminlerini açıklıyor. Bugüne kadar Merkez Bankasının açıklamış olduğu enflasyon oranlarını tutturduğunu görmedim. Tutmaz, tahmin tutmadığı için de bakarsınız yılın birinci çeyreğinde veya ikinci çeyreğinde yeniden enflasyon oranı revize edilir. Bunu ilk defa yaşamıyoruz, hep yaşadık. 16 senedir bu işin içindeyiz. Arkadaş hala akıllanmayacak mıyız? Faizi sen belirliyorsun ama enflasyonu sen belirlemiyorsun. Enflasyon işte senin attığın bu yanlış adımlar neticesinde ortaya çıkıyor. Bedelini kim ödüyor? Millet, karşımdaki esnaf."

– "İşte ben de diyorum ki bu yüksek faizi düşürelim"

Recep Tayyip Erdoğan, 16 yıl önce göreve geldiklerinde faiz oranının yüzde 63, enflasyonun ise yüzde 30 olduğunu anımsatarak, faizi aşağı çektiklerini, 4,6'ya kadar geldiklerini, enflasyonun da yüzde 7 civarında olduğunu ifade etti. Bunu daha önce yaşadıklarını, uygulamalı olarak bildiklerine dikkati çeken Erdoğan, "Şu anda ben teori konuşmuyorum. İşin pratiğini yaşadık. Öyleyse bizim dünyayı yeniden keşfetmeye ihtiyacımız yok. Bu gerçekten hareketle adım atmamız lazım." diye konuştu.

Türkiye'nin en güçlü bu alandaki örgütü TÜSİAD'ın "faiz çok yüksek" olduğunu açıkladığını aktaran Erdoğan, "Ne kadar güzel, tamam, işte ben de diyorum ki bu yüksek faizi düşürelim. Ama reel sektörün yanında finans sektörü de yanlarında." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde bir reel sektör temsilcisinin "Başkanım, yüzde 42 faiz istediler benden. 5 milyon lira için." dediğini anlatarak, "Şimdi 5 milyon için yüzde 42 faiz, bir özel sektör bankası isterse ne yapacak o? Ayakta durabilir mi? Duramaz. Onun tabii ki ilk kredi talep ettiği yer de orası değildir, kim bilir onun dışında daha nerelerden bu noktada talep etmiştir. Böyle bir sıkıntı ile karşı karşıyayız. Unutulmamalıdır ki reel ekonominin yaşaması ve güçlenmesi, finans kesiminin varlığını tabii ki sürdürebilmesinin temel şartıdır. O olacak ki finans sektörü olsun. Eğer reel ekonomi, hayatta olmazsa finans sektörü de olmaz." dedi.

İngiltere'nin 1970'li yılların, Türkiye'nin de 2000'li yılların başında yaşadığı sıkıntıları atlatmasında finans kesiminin yapıcı rolünün çok önemli desteğinin olduğuna işaret eden Erdoğan, "Bugün de aynı yaklaşımla hareket edilmesi gerektiğini düşünüyorum, hareket edileceğini düşünüyorum." diye konuştu.

"Hedeflerinin üretimi, verimliliği ve tasarrufu esas alan bir ekonomik anlayışı yerleştirerek yaşanan sıkıntıların üstesinden gelmek olduğunu" bildiren Erdoğan, böyle dönemlerin en önemli hastalığının "fırsatçılık" olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bankalar, kredi faizlerini aşırı şekilde yükselterek ve kredi musluklarını kısarak, reel sektör fiyatları şişirerek yangının üzerine adeta körükle giderlerse bundan herkes zararlı çıkar. Buradan sesleniyorum, inanın bu dönemde döviz bahanesiyle, dolarizasyonla, sattıkları ürüne hiç alakası olmadığı halde bire üç, bire beş, bire on zam yapanlar, iflah olmayacaklardır. Helali haramı ayırt etmeyenlerin iflah olması mümkün değil, bunların ahilikle filan alakası yok. Bunlar ahiliğin semtine uğrayamazlar. Eğer ahilik müessesesi yaşasaydı, herhalde bunları şöyle palaya vururlardı. Ahilik sisteminin de bir ceza kurumu vardır, öyle başıboş bırakmazlar, gereği neyse onu yaparlar ve şu anda da biz hukuk sistemini bu noktada çok kararlı çalıştıracağız. "

– "Türkiye, bu dönemi de geride bırakacaktır"

"Emin olunuz ki nice fırtınaları atlatıp, hedeflerine doğru yürüme başarısını gösteren Türkiye, bu dönemi de aynı şekilde geride bırakacaktır." diyen Erdoğan, bugün yaşanılanların ne 1994 ne de 2001 krizleriyle en küçük bir benzerliğinin olmadığının altını çizdi.

Erdoğan, bu yaşanılanın bir kriz olmadığını vurgulayarak, "Bu bir manipülasyondur. Bu manipülatif olayların arkası dışarıyla da bağlantılıdır. Akılları verirken çünkü o şekilde veriyorlar. Bu manipülasyona sakın aldanmayın. Bu süreç atlatıp, geçilecek. Hiç endişe etmeyin." dedi.

Geçmişteki iki krizin de küresel değil, Türkiye'nin kendi dinamiklerinin ürünü olduğuna dikkati çeken Başkan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün ise Türkiye'nin kendisinden kaynaklanan bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Aynı şekilde 2008'de küresel finans krizinden kaynaklanan bir karamsarlık havası ortalığı kapladığında ne demiştim? 'Bu kriz bizi teğet geçer.' demiştim. Nitekim sonraki yıllarda, 2009'daki kaybımızı kat ve kat telafi eden neticelerle yolumuza devam etmiştik. Bugün de diyorum ki bu kriz, bizim krizimiz değildir. Bu yaşadıklarımız bize zorla yamanmak istenen, özel olarak üzerimize atılmaya çalışılan sahte bir dalgalanmanın ürünüdür."

– "Türkiye'ye, Türk milletine hep inandık"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şayet devletiyle, özel sektörüyle, finans sektörüyle, esnaf ve sanatkarıyla sağlam durursak, bu dalganın üzerinden aşar, yolumuza çok daha güçlü ve hızlı bir şekilde devam ederiz. Bugüne kadar Türkiye'ye ve Türk milletine hep inandık, güvendik, Türkiye de millet de bizi hiç yanıltmadı." değerlendirmesinde bulundu.

Bugün de en büyük güçlerinin ve cesaret kaynaklarının, Türkiye'nin potansiyeli ve milletin dirayeti olduğuna işaret eden Erdoğan, "Esnaf ve sanatkarlarımızdan işte bu devasa gücün omurgası olarak üretime, verimliliğe ve tasarruf üzerine kurulu ekonomi anlayışımıza sıkı sıkıya sahip çıkmalarını bekliyorum." diye konuştu.

Genel kurulun hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Tabi Sayın Palandöken maşallah işi sağlama almış. Tabi 3T ilkesi var. 'Tekme, tokat, tabut.' diyor. Fakat Sayın Palandöken, inan tabutun garantisi yok, tarihi de yok. Onun için hele hele demokraside, biz bu ilkelerin dışında hareket etmeliyiz. Yolumuza da inşallah öyle devam etmeliyiz. Allah yar, yardımcınız olsun." ifadesini kullandı.

– Notlar

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu 20. Olağan Genel Kuruluna, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ile Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken de katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşması için kürsüye çıktığında, salonda bulunan TESK üyeleri, üzerinde "Esnaf ve sanatkarlar her zaman sizinledir." yazılı pankart açtı.

(Bitti)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?