Merkez Bankası'ndan açıklama

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "İslam İşbirliği Teşkilatına Üye Ülkeler Merkez Bankaları ve Para Otoriteleri Toplantısı"na ev sahipliği yaptı.

Yapılan yazılı açıklamaya göre, 23-25 Eylül 2018 tarihlerinde düzenlenen "İslam İşbirliği Teşkilatına Üye Ülkeler Merkez Bankaları ve Para Otoriteleri Toplantısı", TCMB ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştiriliyor.

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya tarafından açılışı yapılan toplantıda, küresel ekonomik ve finansal gelişmeler ile finansal tabana yayılma konuları ele alınıyor.

Advertisements

Türkiye ve Katar merkez bankalarından iş birliği

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile Katar Merkez Bankası arasında Doha’da düzenlenen törenle ikili Para Takası (Swap) Anlaşması imzalandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından edinilen bilgiye göre Katar'ın Türkiye'ye yönelik 15 milyar dolarlık yatırım paketini hayata geçirme kararının ilk adımı atıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Katar Merkez Bankası arasında ikili iş birliğini geliştirmek amacıyla Para Takas Anlaşması imzalandı.

Anlaşma, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ve Katar Merkez Bankası Başkanı Abdullah Bin Saud Al-Thani tarafından imzalandı. Katar Merkez Bankasının genel merkezinde gerçekleşen imza törenine her iki ülkeden yetkililer katıldı.

Söz konusu anlaşmayla, iki ülke arasında yerel para birimleri üzeriden gerçekleştirlen ticaretin kolaylaştırılmasının yanı sıra finansal istikrarın desteklenmesi hedefleniyor. Anlaşma, ülke rezervlerinin güçlendirilmesine de katkı sağlayacak.

Anlaşma kapsamında ilk aşamada kullanılacak kaynağın 3 milyar dolar karşılığı olması bekleniyor.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya soruları yanıtladı: (2)

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyon hedefinde herhangi bir değişiklik öngörmediklerini belirterek, "Biz olabildiğince kısa sürede yüzde 5'lik hedefimize kalıcı bir biçimde ulaşabilmek üzere para politikasını şekillendiriyor olacağız." dedi.

Çetinkaya, Ankara'da düzenlenen "Enflasyon Raporu 2018-III Bilgilendirme Toplantısı"nın ardından ekonomistlerin ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gıda enflasyonu ile Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesinin icraatlarına ilişkin bir soru üzerine Çetinkaya, komitenin aldığı kararları konjonktürel ve yapısal olarak iki başlık altında değerlendirmek gerektiğini söyledi.

Çetinkaya, konjonktürel adımların, dönemsel arz ve fiyat şokları dahil, dikkat çekici artışların önüne geçebilmek ve piyasadaki dengelenmeyi sağlayabilmek adına atılan adımları ifade ettiğini vurgulayarak, bu yönde Gıda Komitesinin başarılı kararlar aldığını dile getirdi.

Yapısal unsurların da çok önemli olduğuna işaret eden Çetinkaya, "Merkez Bankası olarak daha ziyade yapısal ve kalıcı reformları önemsiyoruz. Beşeri sermayemizle de bu alanlara katkı vermeye çalışıyoruz. Bu yönde atılan bazı adımların etkilerinin görülmeye başladığını önümüzdeki dönemde daha fazla görünür olacağını umuyoruz. Yine bu konuda özellikle yapısal unsurlarla ilgili katkı vermeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Kurumsal firmalarla ilgili döviz borcu çalışmasında özellikle büyük firmalara yönelik veri tabanı çalışması yaptıklarına dikkati çeken Çetinkaya, şöyle devam etti:

"Mayıs ayı itibarıyla detaylı verileri toplamaya başladık. Bunları analiz ediyoruz. Elbette verilerin daha fazla birikmesi, daha geniş bir sette çalışma yürütebilmek, veri kalitesini artırabilmek adına önümüzdeki dönemde çalışmalarımız devam edecek. Diğer taraftan kendi değerlendirmelerimizi yapıp ilgili paydaşlarla paylaşıyor olacağız. Buradan herhangi bir düzenleme ihtiyacı olduğu kanaati oluşursa koordineli bir biçimde bunların gerçekleştirilmesi söz konusu olacaktır. Bugün itibarıyla daha ziyade verilerin toplanması ve değerlendirilmesi aşamasında olduğumuzu ifade edebilirim."

– "Merkez Bankasına verilmiş hedef ve araç bağımsızlığı var"

Çetinkaya, Merkez Bankasının bağımsızlığına ilişkin bir soru üzerine, Para Politikası Kurulunun (PPK) kararlarını tamamen enflasyon görünümünü dikkate alarak belirlediğini bildirdi. Geçmiş toplantılarda da ciddi bir sıkılaştırma yaparken hem mevcut şartları hem gelecek döneme yönelik tahminleri hem de risk senaryolarını dikkate alarak kararların alındığını vurgulayan Çetinkaya, son toplantının da bu anlamda bir istisna olmadığının altını çizdi. Çetinkaya, "Önümüzdeki toplantılar da istisna olmayacak. Merkez Bankasına yasayla verilmiş net bir hedef ve bir araç bağımsızlığı var. Merkez Bankası sosyal, toplumsal refaha katkıda bulunmak üzere fiyat istikrarının sağlanması amacı yönünde gereken adımları, gereken zamanda, kendi görev ve değerlerine göre atar ve atmaya devam edecek." ifadesini kullandı.

Şu anda enflasyonun hedeften belirgin olarak saptığı bir dönemde bulunulduğuna dikkati çeken Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Beklentileri çıpalama gücü azalıyor. Bu yönüyle baktığımızda, o yüzden enflasyon raporunda risk senaryolarımızı daha detaylı verdik, 'Hem hedefler, hem tahminler, hem bu tahminlere yönelik risk senaryoları ve bu patikada gerçekleşebilecek olası değişiklikler aşağı ve yukarı yönlü olmak üzere nasıl değerlendirilmeli, biz nasıl bakıyoruz?', PPK olarak raporda bunların detaylarını vermeye çalıştık. Önümüzdeki dönemde de bunları daha detaylı paylaşacağız ancak hedeflerimizde herhangi bir değişiklik öngörmüyoruz. Biz olabildiğince kısa sürede yüzde 5'lik hedefimize kalıcı bir biçimde ulaşabilmek üzere para politikasını şekillendiriyor olacağız."

Çetinkaya, verdikleri kararlarda enflasyon görünümünü dikkate aldıklarının altını çizdi. Tahminleri dışında birçok veri seti bulunduğunu, sayısal veriler ve reel sektör çalışmalarından gelen bilgilerin de PPK'ye sunulduğunu aktaran Çetinkaya, kararların tüm bu verilere göre şekillendiğini bildirdi.

Maliye politikasının da ilgililer tarafından kendi parametreleri çerçevesinde oluşturulacağına işaret eden Çetinkaya, "Kritik nokta, eş güdüme dair geçtiğimiz günlerde de artan vurgu. Bunun politikalara yansımasının artarak devam etmesini bekliyoruz." dedi.

(Sürecek)

Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya soruları yanıtladı: (1)

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, "Enflasyon tahmin patikasından belirgin bir sapma olacağı kanaati kurulda oluşursa gerekli adımlar atılır, bunun karşılığı bir ilave parasal sıkılaştırmaysa bu gerçekleştirilir." dedi.

Çetinkaya, Ankara'da düzenlenen "Enflasyon Raporu 2018-III Bilgilendirme Toplantısı"nın ardından ekonomist ve gazetecilerin soruları yanıtladı.

İç talepteki dengelenmenin enflasyona yansımalarının ne zaman görülmeye başlanacağına ilişkin soru üzerine Çetinkaya, iç talepteki yavaşlama sinyallerinin belirginleştiğinin görüldüğünü ifade etti.

Çetinkaya, bugün itibarıyla bir ılımlı dengelenme senaryosunun baz senaryoları olduğunu belirterek, "Çıktı açığı ve enflasyona etkiler üzerinden baktığımızda, çıktı açığı yılın üçüncü çeyreğinde negatife geçiyor ve dördüncü çeyrek boyunca negatif bölgede kalıyor. Bu anlamda talep koşullarının enflasyona yaptığı olumsuz katkının tersine döndüğü bir görünüm söz konusu. Ancak talep faktörünün dışında fiyatlama davranışlarındaki bozulma ve ataleti dikkate aldığımızda yine rapordaki patikada göreceğiniz üzere iç talep etkilerini özellikle son çeyrek itibarıyla görmeye başlayacağız ve oradaki düşüş süreciyle birlikte yıl sonundaki tahmine yaklaşacağını varsayıyoruz." diye konuştu.

Para politikasının öngörülebilirliği konusunda Merkez Bankasının hedeflerine ilişkin soru üzerine Çetinkaya, bu raporda, tahminlerinin piyasa tahminlerini biraz daha yakınsadığını söyledi.

Çetinkaya, bu raporda yapılan değişikliklerden birinin riskler bölümü olduğuna değinerek, dikkatli incelendiğinde gelecek dönemlerde enflasyon raporunun önemli bileşenlerinden biri olacağının altını çizdi.

Tüm olası risk faktörlerinin, hangi kanallardan para politikası kararlarını ve enflasyon görünümü etkileyeceğini ve bu anlamda ne tarz tepkiler verebileceklerini bu bölümde paylaştıklarını anlatan Çetinkaya, şunları kaydetti.

"Merkez Bankası tahminlerinin ve kararlarının yön gösterici olması önemli. Bu anlamda beklentiler elbette para politikası kararlarının bir bileşenidir ancak tek bileşeni değil. Bu anlamda öngörülebilirliği artırmak daima bizim için öncelikli hedeflerden birisi oldu. Para politikası çerçevesinde yaklaşık 7 yıldan sonra sadeleşmenin tamamlanmış olması bunu hedefleyen adımlardan birisiydi. Bunun dışında elbette piyasa beklentilerini yönlendirebilmek adına Merkez Bankasının iletişimi ve stratejisiyle ilgili bazı ilave adımlar atılması gereğini görürse kurul önümüzdeki dönemde bunları da elbette yaparız."

Çetinkaya, mali politikalara ilişkin soru üzerine de bunların kısa ve orta-uzun vade şeklinde iki başlıkta değerlendirmek gerektiğini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Öncelikle maliye politikası-para politikası eşgüdümünün makro dengeleri sağlayıcı ılımlı dengelenmeye destek verici bir politika koordinasyonu olarak görüyoruz. Kısa vadede harcama ve teşviklerin optimize edilmesinin bütçeye yansımaları olacaktır. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarla ilgili enflasyon gelişmelerini ve fiyat istikrarını dikkate alan adımlar zaten bir süredir atılmakta. Bunların elbette bütçe parametreleri dikkate alınarak önümüzdeki dönemde yine enflasyon hedefiyle uyumlu şekillenmesini bekliyoruz. Bu yönde bir iradenin de olduğunu görüyoruz."

– "Para Politikası Kurulu gerekli adımları atar"

Orta-uzun vadede, vergi kompozisyonunun enflasyon oynaklığını azaltacak bir biçimde şekillenmesi, kamu harcamalarının etkinliğin artırılması ve bu anlamda eş güdümün kalıcı hale gelmesinin önemine işaret eden Çetinkaya, şöyle devam etti:

"Yeni OVP'nin önemli olacağını düşünüyoruz. OVP çalışmalarına her zaman olduğu gibi Merkez Bankasının katkısı talep edildiğinde, bu konuda görüşlerimiz sorulduğunda bunları elbette politika yapıcılarla paylaşacağız. Maliye politikası eşgüdümü önümüzdeki dezenflasyon sürecinin önemli bileşenlerinden birisi. Eş güdümü ve gelecek katkıyı takip ediyor olacağız. Hangi sebeple olursa olsun sizlerle paylaştığımız enflasyon tahmin patikasından belirgin bir sapma olacağı kanaati kurulda (PPK) oluşursa gerekli adımlar atılır, bunun karşılığı bir ilave parasal sıkılaştırmaysa bu gerçekleştirilir. Zaten son kararımızda orta vadeli söylemimizi bu anlamda daha net bir hale getirdik. Uzunca bir süre para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını ifade ettik. Bu ilave sıkılaştırmayı gerektiriyorsa ilave sıkılaştırma da tereddüt etmeden gerçekleştirilir."

Kurun enflasyon üzerindeki birikimli etkilerinin ne kadarının gözlemlenebileceğinin sorulması üzerine Çetinkaya, maliye politikası eş güdümünün gelecek dezenflasyon sürecinin önemli bileşenlerinden birisi olduğunu, eşgüdümü ve gelecek katkıyı takip edeceklerini bildirdi.

Çetinkaya, kur, maliyet yönlü etkiler ve son yıllardaki şokların, maliyet kanalıyla enflasyon üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğuna işaret ederek, atacakları adımların, para politikası kanalıyla gelişmelerin, enflasyon ve beklentiler üzerinde, fiyatlama davranışları üzerinde kalıcı bir bozulma oluşturmasının önüne geçilmesi olacağını dile getirdi.

Para politikasının kararlarını bu yönde şekilleneceğini vurgulayan Çetinkaya, "Geçtiğimiz aylarda da bu anlamda ciddi, kayda değer sıkılaştırma yaptık. Bunun etkilerini görmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de tüm parametreleri yakından takip ediyor olacağız. Bu anlamda risk pirimini de düşürebilecek, enflasyona gelebilecek maliyet yönlü etkileri de dengeleyebilecek, para politikası adımları ihtiyaç görüldüğü ölçüde önümüzdeki toplantıda atılmaya devam edilecek." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)

Enflasyon Raporu 2018-III

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, önümüzdeki dönemde işlenmemiş gıda enflasyonunun tarihsel ortalama değerlerine yakınsayarak yıl sonunda yüzde 12'ye gerileyeceğini varsaydıklarını belirterek, "Gıda enflasyonu varsayımını 2018 yıl sonu için yüzde 7'den yüzde 13'e, 2019 yıl sonu için ise yüzde 7'den yüzde 10'a güncelledik." dedi.

Çetinkaya, yılın üçüncü enflasyon raporunun tanıtımı amacıyla Sheraton Ankara Oteli'nde düzenlenen toplantıda, ham petrol fiyatlarında yılın ikinci çeyreğinde görülen yükselişe bağlı olarak, orta vadeli tahminlerde kullanılan ham petrol fiyatları varsayımının 2018 ve 2019 için ortalama 73 dolara yükseltildiğini bildirdi.

Murat Çetinkaya, dolar cinsinden ithalat fiyatlarının yıllık ortalama artış oranlarına dair varsayımın da son dönem gelişmelerine bağlı olarak 2018 ve 2019 yılı için yukarı yönlü revize edildiğini aktardı.

İşlenmemiş gıda fiyatları enflasyonunun yılın ikinci çeyreği sonunda yüzde 23,2'ye ulaşarak Nisan Enflasyon Raporu varsayımının oldukça üzerinde gerçekleştiğine işaret eden Çetinkaya, "Önümüzdeki dönemde bazı sebze ve meyve ürünlerindeki fiyatların yeni ürün arzıyla birlikte düzeltme yapmasıyla işlenmemiş gıda enflasyonunun tarihsel ortalama değerlerine yakınsayarak yıl sonunda yüzde 12'ye gerileyeceğini varsaydık. Gıda enflasyonu varsayımını 2018 yıl sonu için yüzde 7'den yüzde 13'e, 2019 yıl sonu için ise yüzde 7'den yüzde 10'a güncelledik." diye konuştu.

Maliye politikasının ikinci çeyrekte de iktisadi faaliyeti destekleyici duruşunu devam ettirdiğini ve yapılan bazı düzenlemelerin enflasyondaki yükselişi sınırladığını belirten Çetinkaya, tahminleri oluştururken, akaryakıt fiyatlarında istikrarı sağlamaya yönelik düzenlemenin yıl sonuna kadar devam edeceğini öngördüklerini söyledi.

Çetinkaya, akaryakıt dışındaki enerji kalemlerinde yılın üçüncü çeyreğinde Nisan Enflasyon Raporu döneminde öngörülene göre daha yüksek oranlı fiyat ayarlamaları yapılacağını varsaydıklarını dile getirerek, orta vadeli tahminleri üretirken, maliye politikasının orta vadeli bakış açısıyla enflasyonu düşürmeye odaklı ve para politikasıyla eşgüdüm halinde belirlendiği bir görünümü esas aldıklarını ifade etti.

Kamunun iktisadi faaliyeti destekleyici duruşunun yerini nötr bir duruşa bırakacağını aktaran Çetinkaya, kamu kontrolündeki fiyat ve ücretlerin geçmişe endekslemeyi azaltacak şekilde büyük ölçüde enflasyon hedefleriyle uyumlu olarak belirleneceğini varsaydıklarını belirtti.

– "Güncellemede petrol fiyatları ve döviz kuru etkili oldu"

Yıl sonuna dair tüketici enflasyonu tahmininin Nisan Enflasyon Raporu'na göre 5 puan yukarı yönlü güncellenerek yüzde 13,4'e yükseltildiğini söyleyen Çetinkaya, bu güncellemenin 2,3 puanlık kısmının petrol fiyatları ve döviz kuru kaynaklı gelişmelere bağlı olarak Türk lirası cinsinden ithalat fiyatları varsayımının yukarı çekilmesinden kaynaklandığını dile getirdi.

Çetinkaya, söz konusu güncellemede, akaryakıt dışı enerji fiyatları üzerindeki petrol ve kur kaynaklı maliyet unsurlarının etkilerinin de dikkate alındığını belirterek, şöyle devam etti:

"Yüzde 7'den yüzde 13'e güncellenen gıda fiyatları ise yıl sonu tüketici enflasyonu tahmini güncellemesine 1,4 puan katkıda bulunmakta. Yılın ikinci çeyreğindeki yüksek oranlı tahmin sapması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma enflasyon tahminine 1,3 puan katkıda bulunuyor. ÖTV artışı sonucu alkollü içecek fiyatlarındaki artış da güncellemenin 0,1 puanlık kısmını oluşturuyor. Ayrıca, bir önceki rapor dönemine göre aşağı yönlü güncellenen çıktı açığı 2018 yıl sonu tahminini 0,1 puan aşağı çekiyor.

Diğer taraftan, 2019 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 6,5'ten yüzde 9,3'e yükseltildi. Nisan Enflasyon Raporu'na göre 2,8 puanlık yukarı yönlü güncellemeye petrol ve Türk lirası cinsi ithalat fiyatları varsayımının yukarı yönlü güncellenmesi 1,5 puan katkıda bulunurken, gıda fiyatı varsayımının yüzde 7'den yüzde 10'a çıkarılması 0,7 puan katkıda bulunuyor. Gerçekleşme etkisi ve ana eğilimdeki bozulma tahmini 1 puan yukarı çekiyor, çıktı açığının aşağı yönlü güncellenmesi ise 0,4 puan düşürücü katkıda bulunuyor. Yıllık tüketici enflasyonunun yılın üçüncü çeyreğinde sınırlı bir artış gösterdikten sonra son çeyrekte gerileyerek yıl sonunu yüzde 13,4 değerinde tamamlayacağı tahmin edilmekte."

– "Reel kurda ılımlı bir değerlenme eğilimi varsayıyoruz"

Çetinkaya, ülke risk priminde küresel ve yurt içi gelişmeler kaynaklı ilave artış olmadığı varsayımıyla, sıkı para politikası duruşunun ve enflasyon odaklı politika eşgüdümünün kararlılıkla sürdürülmesinin, iktisadi faaliyet ve kredi büyümesinin daha ılımlı bir patikaya yakınsamasının 2019'da enflasyondaki düşüş sürecini destekleyeceğini ifade etti.

Tahminleri oluştururken Türkiye'ye dair risk algılamalarında son dönemde gözlenen olumsuz ayrışmanın büyük ölçüde geri alınarak Türk lirası üzerindeki değer kaybı yönündeki baskıların azaldığı bir çerçeveyi esas aldıklarını anlatan Çetinkaya, bu doğrultuda reel kurda ılımlı bir değerlenme eğilimi varsaydıklarını söyledi.

Çetinkaya, ayrıca, söz konusu politika eşgüdümünün enflasyon beklentilerinde uzun süredir devam eden bozulmanın önüne geçeceğini ve özellikle orta dönem enflasyon beklentilerinin kademeli olarak enflasyon hedefine yakınsamasına katkıda bulunacağını öngördüklerini aktardı.

İç talepteki ivme kaybının etkisiyle iktisadi faaliyet düzeyinin yılın ikinci yarısı itibarıyla enflasyondaki düşüşe katkı vermeye başlamasını beklediklerini dile getiren Çetinkaya, "2019 yılında çıktı açığı Nisan Enflasyon Raporu'na göre daha aşağıdan gitmekle birlikte, iktisadi faaliyetin kademeli olarak toparlandığı ve ana eğilimine yakınsadığı bir görünüm gösteriyor." ifadesini kullandı.

Çetinkaya, raporda özellikle risk analizi çerçevesini zenginleştirmeye gayret ettiklerini belirterek, "Önümüzdeki dönemde temel olarak fiyatlama davranışlarını, küresel risk iştahındaki gelişmeleri, maliye politikasının dengelenme sürecine katkısını ve para politikasının gecikmeli etkilerini yakından takip ediyor olacağız. Öngördüğümüz temel senaryodan bir sapma olması durumunda enflasyon görünümündeki değişime bağlı olarak para politikası duruşu gözden geçirilebilecektir." dedi.

(Bitti)

Yabancılar 15 yılda 42 milyar dolarlık konut aldı

İSTANBUL (AA) – UĞUR ASLANHAN – Fuzul Grup tarafından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verileri baz alınarak hazırlanan "Yabancılara Konut Satışından Elde Edilen Gelir" başlıklı rapora göre, yabancılar, 2003-2017 döneminde Türkiye'den yaklaşık 42 milyar dolarlık gayrimenkul satın aldı.

Rapora göre, yabancılara konut satışından elde edilen gelirin özellikle 2013'te yürürlüğe giren mütekabiliyet yasası sonrası artması dikkati çekti.

2003'te 998 milyon dolar olan yabancıya konut satışından elde edilen gelir, 2004'te 1 milyar 343 milyon dolara, 2005'te de 1 milyar 841 milyon dolara yükseldi.

Yabancılara konut satışından elde edilen gelir 2006'da 2 milyar doları aştı. 2006'da 2 milyar 922 milyon dolar olan gelir, 2007'de 2 milyar 926 milyon dolar ve 2008'de 2 milyar 937 milyon dolara yükseldi. Söz konusu rakam, 2009'da ise 1 milyar 782 milyon dolara düştü.

2009'un ardından tekrar yükselişe geçen yabancıya konut satışı, 2010'da 2 milyar 494 milyon dolar, 2011'de 2 milyar 13 milyon dolar, 2012'de 2 milyar 636 milyon dolarlık gelire ulaştı.

– Yıl sonunda 50 milyar dolara ulaşması bekleniyor

Mütekabiliyet yasası ile birlikte 2013'ten itibaren yabancıya konut satışından elde edilen gelir her geçen yıl arttı. 2013'te 3 milyar 49 milyon dolar, 2014'te 4 milyar 321 milyon dolar, 2015'te 4 milyar 156 milyon dolar, 2016'da 3 milyar 890 milyon dolar ve 2017'de 4 milyar 643 milyon dolarlık gelir elde edildi.

Böylece 2003-2017 döneminde yabancılara konut satışından elde edilen gelir toplamda 41 milyar 951 milyon dolar oldu.

2018'e iyi bir giriş yapan yabancıya konut satışının, yılın ilk 3 ayında 2017'nin aynı dönemine göre yüzde 20 artması, döviz kurundaki yükseliş ve yabancılara gayrimenkul alımında vatandaşlık imkanı tanıyan 1 milyon dolarlık alt sınırın 300 bin dolara düşürülmesi gibi etkenlerle 2018 sonunda toplam 50 milyar dolarlık gelire ulaşması bekleniyor.

– "Yabancılara 5 yılda 99 bin 691 adet konut satıldı"

Fuzul Grup tarafından sadece yabancıya satış için kurulan Nevita International'ın Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Akbal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yabancıların mütekabiliyetten sonra, 2013 yılının başından bu yana, 5 yılda 99 bin 691 adet konut satın aldığını belirterek, yıllık trende bakıldığında son dönemde güzel artışlar yaşandığını kaydetti.

Akbal, özellikle bu yılın ilk 3 ayında 2017'nin aynı dönemine göre yüzde 20'lik artışın söz konusu olduğunu ifade ederek, satış adedi az gibi görünse de yabancılara gayrimenkul alımında vatandaşlık imkanı tanıyan 1 milyon dolarlık alt sınırın 300 bin dolara düşürülmesinin satışlarda ciddi artış sağlayacağını söyledi.

Yabancıların, Türkiye'den konut alım alışkanlıklarına bakıldığında, ağırlıklı olarak 100 bin dolar ila 300 bin dolar civarında bir yatırım aralığını tercih ettiklerini belirten Akbal, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dolayısıyla bu şartın esnetilerek 300 bin dolara indirilmesi, hem emlak sektörüne hem de Türkiye ekonomisine çok ciddi katkı yapar. Nitekim ABD'ye baktığımızda geçen yıl yabancılara 284 bin adet konut satıldığını ve yabancıların bunun karşılığında ABD'ye 153 milyar dolar ödediğini görüyoruz. İspanya'da ise 2017'de yabancıya satılan konut adedi 50 bindi. İspanya'da yılda satılan konut adedi ise 457 bin. Yani her 10 konuttan birini yabancıya satıyorlar. ABD ise her 20 konuttan birini yabancıya satıyor. Biz ise 65 konuttan birini satabiliyoruz. Bunun karşılığında 4,6 milyar dolar kazanıyoruz. Bu rakamları geliştirmek için özel sektörün de, kamunun da elbette yapacak çok şeyi var."

Son 15 yılda ve 2018'in ilk 2 ayında yabancılara gayrimenkul satışından elde edilen gelir şöyle:

Yıl Gelir (milyon dolar)
2003 998
2004 1.343
2005 1.841
2006 2.922
2007 2.926
2008 2.937
2009 1.782
2010 2.494
2011 2.013
2012 2.636
2013 3.049
2014 4.321
2015 4.156
2016 3.890
2017 4.643
TOPLAM 41.951
2018 (İlk 2 ay) 733
TOPLAM 42.684

Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya soruları yanıtladı: (1)

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, sadeleştirmeyle ilgili hedeflerinin ve planlarının devam ettiğini belirterek, "Son Kurul toplantısında teknik birimler tarafından sadeleşme sürecinin nihai aşaması ve yeni operasyonel çerçeveye dair sunumlar bu konuda yapıldı." dedi.

Murat Çetinkaya, İstanbul'da düzenlenen "Enflasyon Raporu 2018-II Bilgilendirme Toplantısı"nın ardından ekonomist ve gazetecilerin soruları yanıtladı.

Para politikasında sadeleşmenin adımının zamanlamasına ilişkin soru üzerine Çetinkaya, sadeleşmeyle kasıt edilenin ve hedeflerinin para politikasının öngörülebilirliğini artırmak olduğunu söyledi.

Çetinkaya, bunu parasal aktarım mekanizmasının güçlenmesi açısından istediklerini ve 2015'te de yol haritası açıklandığında temel hedefin bu olduğunu ifade etti.

Bu anlamda öngörülebilirliğin önemli ölçüde arttığını vurgulayan Çetinkaya, para politikası duruşunun ölçülmesine dair belirsizliğin neredeyse tamamen ortadan kalktığına dikkati çekti.

Çetinkaya, "Temel hedefimiz burada nihai adımı da atabilmek. Sadeleştirmeyle ilgili hedefimiz ve planımız devam ediyor. Son Kurul toplantısında teknik birimler tarafından sadeleşme sürecinin nihai aşaması ve yeni operasyonel çerçeveye dair sunumlar bu konuda yapıldı. Nihai adıma yakın olduğumuzu düşünüyorum. Kurul bunu değerlendirecek ve sadeleşmeye yönelik nihai adım önümüzdeki dönemde atılacak. Buraya çok uzak değiliz." değerlendirmesinde bulundu.

– "Enflasyon görünümündeki gelişmelere bağlı olarak para politikası şekillenecek"

Çetinkaya, sıkılaştırma adımları atılırken ne gibi faktörlerin dikkate alındığına yönelik soru üzerine faiz kararlarında enflasyonu etkileyen geçici faktörlerden ziyade fiyatlama davranışlarını dikkate alarak orta vadeli perspektifle kararları şekillendirmeye çalıştıklarını ifade etti.

İhtiyaç duyulduğu dönemlerde geçmişte olduğu gibi atılabilecek faiz adımlarının farklı ölçülerde şekillenebileceğini dile getiren Çetinkaya, son toplantıda tüm koşulları ve enflasyon görünümünü değerlendirerek ölçülü bir adım atılmasına karar verdiklerini anımsattı.

Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki dönemde yine enflasyon görünümündeki gelişmelere bağlı olarak para politikası şekillenecek. İhtiyaç duyulursa ilave parasal sıkılaştırma yapabileceğimizi de yine son metnimizde değerlendirdik. Son dönem gelişmelerinin fiyatlama davranışları üzerinde oluşturduğu ilave risklerin de farkındayız. Bunları da gözlemleyerek, bahsettiğimiz enflasyon patikasında hem beklentilerin hem de fiyatlama davranışlarından uzaklaşmaması için ihtiyaç duyulabilecek adımları Para Politikası Kurulu (PPK) gerekli gördüğü şekilde atmaya devam edecektir."

– "İktisadi faaliyet potansiyel düzeyine yönelecek"

İktisadi faaliyet ve büyüme görünümüne ilişkin soru üzerine Çekinkaya, geçen yıl, 2016'daki gelişmelerden sonra tedbir ve teşviklerin etkisiyle çok hızlı bir toparlanma gerçekleştiğini ve 2017'de yüzde 7,4'lik büyüme görüldüğünü belirtti.

Çetinkaya, bu yılki büyüme görünümüne ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bazı unsurların baz etkisi başta olmak üzere, destekleyici politikaların ortadan kalkmasıyla birlikte iktisadi faaliyetin kademeli olarak potansiyel düzeyine yöneleceğini öngörüyoruz. Potansiyel düzey ve çıktı açığına ilişkin ve bunun para politikası etkilerine dair çalışmalarımızı daha önce paylaşmıştık. Maliye politikası ve para politikası arasında geçen yıllarda güçlü bir koordinasyonun sağlandığını görüyoruz. Yönlendirilen fiyatlar kanalı, enflasyonist baskı oluşturmayacak biçimde şekillendi. Bazı fiyatlamaların seviyesi belirlenirken, bu dikkate alındı. Bazı fiyatlamalarda dönemsel ertelemeler gerçekleştiğini gördük. 2018 yılında da bunun devam edeceğini öngörüyoruz.

Burada konjonktürel ve yapısal iki cepheden bakmak gerekiyor. Dönemsel ihtiyaçlar dikkate alınarak, para politikası ve maliye politikasının geçmiş ve bu dönemde olduğu gibi konjonktürel tedbirlerle birbirleriyle makro dengeyi destekleyici adımlar atması ideal bir durum. Bunun dışında da orta-uzun vadede enflasyon sepetinin yaklaşık üçte birini oluşturan yönetilen-yönlendirilen fiyatlarda endeksleme gibi davranışların ortadan kaldırılması ve bu koordinasyonun daha kalıcı ve yapısal bir hale getirilmesi konusunda da ilave adımlar olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede de Merkez Bankası olarak ilgili kurumlarımızın Maliye Bakanlığı ve hükümetle temaslarımız devam ediyor."

(Sürecek)

Bankacılık sektörünün mevduatı arttı

İSTANBUL (AA) – Bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 26 Ocak ile biten haftada 11 milyar 388,6 milyon lira artarak 1 trilyon 758 milyar 417 milyon 490 bin liraya yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalararası dahil) 26 Ocak ile biten haftada 11 milyar 388 milyon 623 lira arttı. Söz konusu haftada 1 trilyon 758 milyar 417 milyon 490 bin liraya yükselen bankacılık sektörü toplam mevduatında, bir önceki haftaya göre yüzde 0,65 artış kaydedildi.

Bu dönemde bankalardaki TL cinsi mevduat yüzde 1,34 artışla 954 milyar 37 milyon 577 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat ise yüzde 0,03 düşüşle 716 milyar 394 milyon 142 bin lira oldu.

Bankalarda bulunan yabancı para (YP) mevduatı ise geçen hafta 2 milyar 589 milyon dolar artarak 207 milyar 698 milyon dolara çıktı. Bunun 194 milyar 74 milyon doları mevduat bankaları ve 13 milyar 624 milyon doları katılım bankaları bünyesinde bulunuyor.

Mevduat bankalarındaki YP mevduat tutarının 158 milyar 702 milyon dolarını yurt içinde yerleşik kişiler ve 8 milyar 93 milyon dolarını da yurt içinde yerleşik bankaların mevduatları oluşturdu. YP mevduatlarında, yurt dışında yerleşik kişilerin mevduatı 19 milyar 609 milyon dolar ve yurt dışında yerleşik bankaların ise 7 milyar 670 milyon dolar oldu.

– Taksitli ticari krediler geriledi

Bir haftalık dönemde mevduat bankalarındaki tüketici kredileri yüzde 0,24 artışla 381 milyar 913 milyon 118 bin lira, taksitli ticari krediler ise yüzde 0,24 düşüşle 335 milyar 920 milyon 501 bin lira oldu.

Aynı dönemde kredi kartları bakiyesi ise yüzde 1 artarak 113 milyar 345 milyon 461 bin liraya yükseldi.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 178 milyar 782 milyon 418 bin lirası konut, 6 milyar 187 milyon 884 bin lirası taşıt ve 196 milyar 942 milyon 816 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Bankacılık sektörü toplam kredi hacmi ise (TCMB dahil) 26 Ocak ile biten haftada 9 milyar 512 milyon 819 bin lira artarak 2 trilyon 60 milyar 868 milyon 293 bin liraya çıktı. Toplam kredi hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,77 artış gösterdi.

Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya soruları yanıtladı: (2)

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, "2018'de temel amacımız, en kısa zamanda enflasyonu tek hanelere indirip sonrası hedeflere doğru yaklaştırmak. Bunun için gereken tüm para politikası adımlarını atıyor olacağız." dedi.

Çetinkaya, "Enflasyon Raporu 2018-I"in tanıtımı amacıyla düzenlenen toplantıda yaptığı sunumun ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Küresel ekonomideki gelişmelerin kendilerine birçok kanaldan etki ettiğini belirten Çetinkaya, küresel ekonomideki toparlanmaya karşın, muhtelif risklerin de söz konusu olduğunu bildirdi.

Çetinkaya, ülke ekonomisine etki edebilecek kanalları dikkate almaya çalıştıklarına işaret ederek, "Biz Merkez Bankası olarak bunları yakından takip ederek, para politikasında gereken adımları atarız. Yapabileceğimiz şey; kırılganlıkları azaltmak, şoklara karşı dayanıklılığı artırmak, finansal piyasa gelişmelerinin bizim esas amacımız olan finansal istikrara yönelik olası etkilerini dikkate alarak para politikasını bu yönde şekillendirebilmek." diye konuştu.

Geçen yıl yaşanan zorluklarla enflasyonu artıran temel faktörlerin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Çetinkaya, enflasyondaki artışın önemli bölümünün, döviz kuru gelişmeleri ve emtia fiyatları gibi göreli fiyat değişimlerinden kaynaklandığını söyledi.

Çetinkaya, önemli şokların yaşandığı bir dönemin geride bırakıldığının altını çizerek, "2017'de Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarındaki artış yüzde 30 civarında gerçekleşti ki bu tarihsel bir zirve. Hesaplamalarımıza göre, tek başına maliyet faktörlerinin enflasyona etkisi 2017'de 4 puan civarında gerçekleşti. Parasal sıkılaştırmanın etkisini geciktiren bazı unsurlar oldu. Bunlardan bir tanesi, çok hızlı kredi büyümesi. Önümüzdeki dönemde bu etkilerin bir kısmının kademeli olarak ortadan kalkmasını bekliyoruz. Bu yönüyle baktığımızda, özellikle birikimli döviz kuru etkileriyle birlikte, çekirdek enflasyonda düşüş için bir alan söz konusu. Para ve maliye politikalarındaki ortak koordinasyon da etkili olacak." değerlendirmesinde bulundu.

– "Sıkı duruş korunacak"

Küresel etkenler başta olmak üzere yukarı yönlü risklere dikkati çeken Çetinkaya, şöyle devam etti:

"Yüksek enflasyon nedeniyle fiyatlama davranışları ve beklentilerde bozulma söz konusu. 2018'de temel amacımız, en kısa zamanda enflasyonu tek hanelere indirip sonrası hedeflere doğru yaklaştırmak. Bunun için gereken tüm para politikası adımlarını atıyor olacağız. Enflasyon dinamiklerinde genele yaygın ve ikna edici düşüş gerçekleşene kadar bu sıkı duruş korunacak. Riskleri yakın takip ediyor olacağız ve gerektiğinde ilave parasal sıkılaştırma yapabiliriz."

Çetinkaya, Para Politikası Kurulu toplantılarının takvimine yönelik soru üzerine, toplantı takvimini belirlerken küresel gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti. Geçen yıl toplantı sayısını 8'e indirdiklerini anımsatan Çetinkaya, "Toplantıları ve tarihleri belirlerken birçok faktörü dikkate alıyoruz. Toplantıların mevcut takvimi, bizim alacağımız kararlar açısından özel bir etki oluşturmuyor. Biz elbette olası riskleri, şokları, tüm yukarı yönlü riskleri de dikkate alarak para politikası kararlarını buna göre şekillendiriyoruz. 2018'de de aynı biçimde gerçekleşmiş olacak." ifadesini kullandı.

Para politikasının, kısa vadeli piyasa faizlerini belirlemeye odaklandığını anlatan Çetinkaya, piyasa pozisyonlaması, beklentiler ve ihale takvimi gibi bazı unsurların da bazen bir araya gelebileceğini söyledi.

Çetinkaya, bu yıla ilişkin enflasyon patikasına ilişkin soru üzerine, "Bugün itibarıyla bakıldığında, enerji ve emtia fiyatlarındaki olası yukarı yönlü hareketlilik, küresel para politikaları, jeopolitik riskler gibi birçok unsur var ki bunlardan bir kısmı geçtiğimiz yıl da bizim işimizi zorlaştıran unsurlardı. Bu risklerin hala var olduğunun farkındayız. O anlamda para politikasındaki sıkı duruşu net olarak vurguluyoruz. Bu gelişmelerin, fiyatlama davranışlarına, enflasyon görünümüne etkilerini yakından takip edeceğiz. 2018 yılında bizim açımızdan önemli olan, elbette para politikasındaki sıkı duruş." dedi.

Döviz kuru etkisinin geçen yıl oldukça yüksek gerçekleştiğini hatırlatan Çetinkaya, birikimli etkilerin kademeli olarak bir miktar hafiflemesini beklediklerini dile getirdi.

Çetinkaya, gıda enflasyonundaki risk ve oynaklıklara da işaret ederek, "Geçen yıl Gıda Komitesi önemli çalışmalar yerine getirdi ancak buna rağmen, bazı alt kalemler sebebiyle gıda enflasyonu öngörülenin üzerinde gerçekleşti. Gıda Komitesinin yine yoğun bir çalışmayla bu süreçte oynaklıkları azaltabilmek adına kısa ve orta vadeli yapısal sayılabilecek adımları atmaya devam edeceğini söyleyebilirim." diye konuştu.

Mali disiplin ve para politikaları eşgüdümünün, 2017 yılında olduğu gibi bu sene de devam etmesini beklediklerini vurgulayan Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Bu anlamda, kredilerin bir miktar yavaşladığı, çıktı açığının 2017 yılına göre dezenflasyon sürecine daha olumlu katkı verdiği bir resim söz konusu. Enflasyon patikasıyla ilgili elbette yukarı yönlü risklerin farkındayız. Burada yıl boyunca en kritik faktör para politikası ve para politikası adımları olacaktır. Burada kararlılıkla adım atılacaktır."

Çetinkaya, geçen yıl 2 ayrı dönem için reeskont kredilerinin Türk lirası cinsinden ödenebilmesi imkanı sağladıklarını anımsatarak, kredilerin ihracatın ve ihracatçıların desteklenmesini amaçladığını söyledi.

Reeskont kredilerini, geçen yıl yüksek oynaklık dönemlerinde bir araç olarak kullandıklarını ve olumlu etkilerini gördüklerini anımsatan Çetinkaya, "1 Şubat itibarıyla bu dönem bitiyor. Bugün itibarıyla bu sürecin tekrar uzatılmasına yönelik alınmış herhangi bir kararımız yok." dedi.

(Bitti)