Kategoriler
Politika

“Torba Tasarı” Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi (5)

TBMM (AA) – Faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yüksek öğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyum atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, Yükseköğretim Kurulunun teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile kaldırılacak.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısıyla, Yükseköğretim Kanunu’nda düzenleme yapılıyor.

Tasarıya önerge ile kapatılan vakıf üniversitelerine ilişkin düzenlemeler eklendi.

Buna göre yapılan denetimler sonucunda faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yüksek öğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyum atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, Yükseköğretim Kurulunun teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile kaldırılacak.

Bu durum, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için Yükseköğretim Kurulu tarafından Milli Eğitim Bakanlığına bildirilecek.

Bu şekilde faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrenciler, Yükseköğretim Kurulu tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet üniversitesine intikal ettirilecek.

Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarının malvarlığı, Türk Medeni Kanununun resmi tasfiye hükümlerine göre tasfiye edilecek. Resmi tasfiye süreci, Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunca başlatılacak. Yetkili ve görevli mahkemece Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun birer temsilcisi tasfiye memuru olarak atanacak. Tasfiye gideri, tasfiye olunan vakıf yükseköğretim kurumunun malvarlığından karşılanacak. Tasfiye işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olacak.

Tasfiye memurları, yaptıkları işlemler nedeniyle görevinin gereklerine açıkça aykırı davrandıklarının ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında mali ve idari yönden sorumlu tutulamayacak.

Düzenlemeye göre, tasfiye süresince vakıf yükseköğretim kurumu aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilemeyecek. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz dahil her türlü icra takibatı duracak ve yeni icra takibi yapılamayacak. Varsa vakıf yükseköğretim kurumu hesaplarına konulan ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, hacizler ile blokeler kalkacak. Tasfiye süresi boyunca zamanaşımı süresi işlemeyecek. Tasfiye sonucunda kalan mal varlığı kurucu vakfa geçecek.

– Mütevelli heyetinin görevi sona erecek

Öğrencilerin nakledildiği yükseköğretim kurumları, faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun borçlarından dolayı sorumlu tutulamayacak.

Kurucu vakıflarına kayyum tayin edilen veya faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumu mütevelli heyet başkanı ve üyeleri ile tüm yöneticilerinin görevleri kendiliğinden sona erecek. Bu vakıf yükseköğretim kurumunda çalışan akademik ve diğer personelin hizmet sözleşmeleri hakkında İş Kanunu hükümleri uygulanacak.

Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin geçici olarak durdurulması halinde, durdurulma süresince kurumun idaresi, eğitim ve öğretimi sürdürmek veya tamamlamak üzere Yükseköğretim Kurulunca garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet yükseköğretim kurumuna verilecek. Bu vakıf yükseköğretim kurumunun kurucu vakfının üyeleri ve tüm yöneticilerinin görevleri, faaliyet iznini geçici olarak durdurulması kararı ile sona erecek. Bu kurucu vakfa Yükseköğretim Kurulu ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün talebi üzerine yetkili mahkemece kayyum atanacak.

Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması süresi boyunca vakıf yükseköğretim kurumu aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilemeyecek, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz dahil her türlü icra takibi duracak ve yeni icra takibi yapılamayacak. Varsa vakıf yükseköğretim kurumu hesaplarına konulan ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, hacizler ile blokeler kalkacak. Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması süresi boyunca zamanaşımı süresi işlemeyecek.

Düzenleme kapsamına giren vakıf yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretim ücretlerinin belirlenmesine, öğrencilerin nakline, eğitim öğretimin ve diğer işlemlerin aksamadan yürütülmesine ilişkin her türlü tedbirleri almaya ve düzenleme yapmaya Yükseköğretim Kurumu yetkili olacak.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde ve emniyet teşkilatında görevlerini yaparken atış, tatbikat veya diğer silahlı yaralanmalar nedeniyle malul olan vazife ve harp malullerinin de sağlık kurulu raporuyla ihtiyaç duydukları her türlü ortez, protez ve diğer iyileştirici araç ve gereçler herhangi bir kısıtlama getirilmeksizin Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacak.

(Bitti)

Kategoriler
Politika

“Torba tasarı” Plan ve Bütçe Komisyonu’nda

TBMM (AA) – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, “Şehirlerin isimlerinin, tabelalarının, merkezlerinin değişmesi o şehirlerin medeniyet anlamlarının, tarihi birikimlerinin değişmesi anlamına gelmiyor.” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri devam ediyor.

Bakan Soylu, Hakkari ve Şırnak’ın il statüsünden çıkarılması, Cizre ve Yüksekova’nın il yapılmasıyla ilgili maddelerinin görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Soylu, şehirlerin isimlerinin, tabelalarının, merkezlerinin değişmesinin o şehirlerin medeniyet anlamlarının, tarihi birikimlerinin değişmesi anlamına gelmediğini belirterek, Türkiye’nin birçok yerinde ciddi medeniyet merkezleri bulunduğunu, bu medeniyet merkezlerinin her birinin vilayet olmadığını veya vilayet olmadığı zaman da önemini kaybetmediğini, oradaki insanların da “biz niye böyle bir tabloyla karşılaştık” diye küsmediğini söyledi.

Demokrat Parti dönemindeki Kırşehir örneğine çok vurgu yapıldığını ifade eden Soylu, bunun siyasi hayatımızda çok nadir örneklerden bir tanesi olduğuna işaret etti. Soylu, Hakkari ve Şırnak halkının herhangi bir şekilde cezalandırılması veya denildiği gibi onların Kuzey Irak’a gönderilmesi için yapılan bir süreç olmadığını dile getirerek, “Biz doğru yaptığımıza inanıyoruz. Önerimizi Bakanlar Kurulu olarak öyle getirdik. Neticede elinizde silah, tank, F-16 da olsa yanlış yapanlara halkın nasıl cevap verdiğini hep beraber gördük.” diye konuştu.

Şırnak’ın il yapıldığı günden itibaren “acaba Cizre mi yapılsaydı?” değerlendirmesinin toplumun bugün değil çok uzun zamandan beri gündeminde olduğuna dikkati çeken Soylu, şöyle devam etti:

“Dönem dönem biz bu tip kararlar aldık, Hükümet olarak ve çok eleştirildik. Mesala, Türkiye’de 2 binin altındaki beldelerin kapatılması konusunda çok ciddi eleştiriler ortaya konuldu. ‘Siz bu beldeleri küstürüyorsunuz, kırıyorsunuz, onların tüzel kişiliklerini ortadan kaldırarak bu insanları yok hükmünde görüyorsunuz’ gibi daha üst derecede eleştiriler, değerlendirmeler, karşı duruşlar söz konusu oldu.

Siz de çoğunlukta olabilirsiniz ve böyle bir öneri getirebilirsiniz ama bu darbe demek değildir. Bu terminoloji, darbe terminolojisi incitici bir terminolojidir. Bunu darbe olarak ortaya koymak, değerlendirmek, demokratik süreç içerisinde çok anlamlı bulunmaz.”

Bakan Soylu, Hakkari’de toplamda 6 bin 500 memur olduğunu, bunun önemli bir rakamının muhakkak yine orada kalacağını, yaptıkları değerlendirmelerin yüzde 20-25’inin merkeze kayabileceği yönünde olduğunu, her yerde olduğu gibi nasıl ilçe merkezleri ayakta duruyor ve bir ihtiyacı karşılıyorsa oralarda da karşılayacağını söyledi.

Çok uzun müzakereler ve değerlendirmeler sonucunda bu kararın Bakanlar Kurulu tasarısı olarak komisyona getirildiğini aktaran Soylu, “Buraların doğal merkez, ekonomik merkez olmaları çok önemli rol oynamıştır.” dedi. Soylu, 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmasaydı, bugün Güneydoğu’ya yapılacak yeni yatırımların konuşuluyor olacağının altını çizdi.

Bakan Soylu, HDP milletvekillerinin Hakkari ve Şırnak’ın il statüsünden çıkarılmasıyla ilgili iktidara yönelik kullandıkları “Bu illerde milletvekili çıkaramadığınız için mi böyle yapıyorsunuz” değerlendirmesini doğru bulmadığını belirtti. Soylu, “Biz sizin için milletvekili çıkaramadığınız yerlerde böyle bir şey düşünmezsek, sizin de bizim için böyle düşünmenizi doğru bulmayız.” ifadesini kullandı.

Soylu, söz konusu bölgelerin geriye gideceği eleştirilerine de katılmadığını dile getirerek, “Bu bölgeler önümüzdeki günlerde çok önemli yatırımlarla karşılaşacaklar. Bunları siz de bölgenin milletvekilleri olarak yaşayacak ve göreceksiniz.” diye konuştu.

Komisyon Başkanı ve AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç de bir kentin il statüsünden çıkarılmasının yaratacağı sosyal ve ekonomik sonuçların herkesin malumu olduğunu kaydetti. Bilgiç, “Biz de bize gelen bu konudaki talepleri tasarının sahiplerine ilettik. Bu süreç zannediyorum Genel Kurul aşamasında bir kez daha gözden geçirilecektir. Bu hükümetin vereceği bir karar.” değerlendirmesini yaptı.

Kategoriler
Politika

CHP İstanbul Milletvekili Bekaroğlu:

TBMM (AA) – CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, yeni Anayasa çalışmalarına HDP’nin çağrılmamasıyla ilgili, Meclis’te grubu olan bir partiyi bir yasama faaliyetinde yok saymanın doğru olmadığını belirtti.

Bekaroğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından demokrasiye hep birlikte sahip çıkıldığını ancak bununla birlikte Hükümetin önceki alışkanlıklarına devam ettiğini savundu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen “Torba Kanun”un, “Gazi Meclis, yüce Meclis, milli iradenin tecelligahı Meclis” tanımlamalarına uymadığını, TBMM’nin birçok yetkisinin bu tasarıyla Bakanlar Kuruluna devredildiğini ileri süren Bekaroğlu, “Böyle demokrasi olmaz. TBMM’nin devre dışı olduğu bir ortama, sisteme demokrasi denmez. Maalesef Hükümetin bu tavrı, davranışı bizleri hayalkırıklığına uğratıyor.” görüşünü öne sürdü.

Tasarıda yer alan, teşviklerle ilgili düzenlemeye yönelik eleştirilerini de sıralayan Bekaroğlu, burada Bakanlar Kurulunun, hem yasamanın yetkilerini üzerine aldığını hem de yargının yetkilerine müdahale etmesinin önünün açıldığını savundu.

Burada, özellikle başta Doğu Karadeniz olmak üzere Türkiye’nin her tarafında yürütülen HES ve maden projeleriyle ilgili bir düzenleme olduğu kuşkusunu taşıdıklarını belirten Bekaroğlu, “Bu madde ile hukuki yollarla HES’lere ve madenlere karşı yapılan mücadeleleri bütünüyle imkansız hale getiriyor. Bu projelerde çevre değerlendirme raporlarını anlamsız hale getirecekler. Bu konularla ilgili dava açılmasının önünü kesecekler. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil.” dedi.

Güvenlik gerekçesiyle Hakkari ve Şırnak’ın ilçe yapılmak istenmesini de eleştiren Bekaroğlu, bu gerekçenin ne olduğunun milletvekillerine anlatılmasını beklediklerini söyledi. Bekaroğlu, “Hem seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanması, hem de Hakkari ve Şırnak’ın ilçe yapılması aslında Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne bir darbedir.” iddiasında bulundu.

Anayasa’da yapılacak değişiklikle ilgili 3 partinin temsilcilerinin bir araya geldiğini anımsatan ve burada HDP’nin yer almamasının doğru olmadığını dile getiren Bekaroğlu, şöyle devam etti:

“Siz başka şekilde HDP’yi Yenikapı’ya çağırmayabilirsiniz. Yanlıştır bu. Ama Meclis’te bir yasama faaliyeti yürütülecek, Anayasa değiştirilecekse grubu olan bir partiyi yok saymak kabul edilemez. Doğru değildir bu. Bu, ülkenin birliğine, bütünlüğüne, demokrasisine hizmet etmez. Bu, HDP’ye oy veren milyonlarca insanı Türkiye’den koparır. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yanlış yapılıyor. Hükümet ve bütün siyasi partilerin bu yanlış adımdan bir an evvel dönmeleri gerekir. Dönmezse bu Türkiye’ye zarara verici bir durumdur. Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü tehdit eden bir durumdur. Bizim bu şekilde davranmamızla, TBMM aslında terör örgütüne prim vermiş oluyor, terör örgütünün istediğini yapmış oluyor. Bundan bir an evvel dönülsün.”

Kategoriler
Politika

Vergi borçlarını yapılandıran teklif komisyonda kabul edildi (1)

TBMM (AA) – Vergi, sigorta primi ve gümrük vergilerinin 30 Haziran 2016 tarihine kadar olan borçlarına taksitle yeniden yapılandırma imkanı getiren teklif, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Süreyya Sadi Bilgiç imzalı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi” üzerinde verilen çok sayıda önergeyle yapılandırılan alacakların kapsamı genişletildi.

Teklif, vergiler ve vergi cezaları, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı, gümrük vergileri ve idari para cezaları, sigorta primleri, topluluk sigortası primleri, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bu alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi, cezai faiz ve gecikme cezaları yeniden yapılandırılıyor.

Yapılandırmalar, 30 Haziran da dahil, bu tarihten önceki dönemi kapsıyor.

Kesinleşmiş kamu alacakların asıl tutarlarının tahsilinden vazgeçilmiyor. Bu asıllara uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve gecikme cezası yerine yurt içi ÜFE esas alınarak belirlenecek tutarın ödenmesi öngörülüyor.

Teklif, bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılmasına ilişkin hükümler ile İş Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacaklara ilişkin hükümleri de kapsıyor. Teklif, bu yıla ilişkin tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisinin ikinci taksitini kapsam dışında bırakıyor.

Maliye ile Gümrük ve Ticaret bakanlıkları, belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen kesinleşmiş alacakları düzenleniyor.

Askerlik Kanunu, Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, Milletvekili Seçimi Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu, Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, Karayolu Taşıma Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun ve Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında kanun gereğince verilen idari para cezaları, il özel idarelerinin idari para cezaları, özel idare payı hariç ödenmeyen asli ve fer’i alacaklar da yapılandırma kapsamına alınıyor.

Yeniden yapılandırma kapsamına alınan diğer alacaklar ise şöyle:

– Sayılan bazı istisnalar hariç, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilen ve Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında olup tahsil dairelerine takip için ulaşan amme alacakları dahil olmak üzere asli ve fer’i amme alacakları,

– Belediyelerin idari para cezaları ile belediyelere ödenmesi gereken paylar hariç, beyana dayanan vergilerde ve 2016’ya ilişkin 30 Haziran’dan önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,

– Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilen ödenmeyen asli ve fer’i amme alacakları,

– Belediye Gelirleri Kanunu’na göre tahsil edilmeyen ücret alacakları ve bunlara bağlı fer’i amme alacakları,

– Belediyelerin su, atık su ve katı atık ücreti alacakları ile sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dahil alacakları,

– Büyükşehir belediyelerinin katı atık ücreti alacakları,

– İSKİ Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin vadesi 30 Haziran’dan önce olduğu halde ödenmemiş su ve atık su bedeli alacakları, bu alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi alacakları.

Düzenlemenin kanunlaşıp yayımlandığı tarih itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmeyen ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergiler ve vergi cezaları, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı, gümrük vergileri, idari para cezaları ile bu alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi ve cezası gibi fer’i alacaklar yapılandırılıyor.

Vergi veya gümrük vergilerinin ödenmemiş kısımlarının tamamı ile bu asıllara bağlı faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi kamu alacakları yerine, bu düzenlemenin yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE esas alınacak. Buna göre hesaplanacak tutar, belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecek.

Vadesi geldiği halde ödenmeyen ya da ödeme süresi henüz geçmeyen ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının, gümrük yükümlülüğü nedeniyle gümrük vergisi asıllarına bağlı olmaksızın kesilen idari para cezalarının ise yüzde 50’si ve bunlara bağlı gecikme zammı yerine, Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenecek. Yapılacak ödemeyi müteakip cezaların kalan yüzde 50’si ile gecikme zamları tahsil edilmeyecek.

İdari para cezalarının tamamı ile bunların dışında kalan asli amme alacakların ödenmemiş kısmının tamamı, Belediye Gelirleri Kanunu’na göre tahsili gereken ücretler ile su, atık su ve katı atık ücreti alacaklarından vadesi 30 Haziran’dan önce ödenmemiş olanlar, ilgili kanun kapsamında büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin su ve atık su bedeli alacak asılları, bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE hesaplanacak. Bu tutarın belirtilen şartlarda ve sürede ödenmesi şartıyla faiz, cezai faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’ilerden vazgeçilecek.

Gümrük vergisi mevzuatında gümrüklenmiş değere ilişkin idari para cezalarının yüzde 30’u, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanan idari para cezalarının yüzde 50’sinin ödenmesi halinde de bu cezaların bakiyeleri terkin edilecek.

İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden ve kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş vergiler/gümrük vergileri için kesinleşmiş alacaklara ilişkin hükümler uygulanacak.

Bu alacaklar için düzenlemeden yararlanmak istenmesi durumunda ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilere/gümrük vergilerine ilişkin açılan davaların yargıdaki aşamaları ödenecek tutarı etkilemeyecek ve beyan üzerine tahakkuk eden verginin/gümrük vergisinin tam olarak ödenmesi istenecek.

Teklifle, 2016 yılında tahakkuk eden geçici vergilerle ilgili düzenleme de yapılıyor. Ödenecek motorlu taşıtlar vergisi için taksit ödeme süresince fenni muayene izni verilecek.

Düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yargı kararıyla kesinleştiği halde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce belirtilen şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacaklar da bu hükümden yararlanacak. Bu hüküm kapsamına giren alacaklar için ayrıca tebligat yapılmayacak ve alacakların vade tarihi kanunun yayımlandığı tarih olacak.

Bu düzenlemeden yararlanmak isteyen borçluların ayrıca dava açmamaları, açılan davalardan vazgeçmeleri gerekecek.

Teklif, kesinleşmemiş veya dava aşamasında bulunan amme alacaklarının nasıl yapılandırılacağını da düzenliyor.

Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan veya dava açılmış olup henüz karar verilmemiş olan alacaklar için eğer kişi, davalı alacak aslının yüzde 50’sini öderse geri kalan yüzde 50’nin terkini yapılacak.

İhtilaf, ilk derece mahkemesinde sonuçlanmış ancak üst yargı mercileri Danıştay veya bölge idare mahkemesinde devam ediyorsa, en son karara bakılacak. En son karar terkinse, alacak asıllarının yüzde 20’sinin ödenmesi halinde geri kalan yüzde 80’i terkin edilecek. Vergi aslına bağlı kesilen vergi cezalarının tamamından vazgeçilecek.

Borçları yapılandırılan borçluların maddelerde öngörülen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra yıllık gelir veya kurumlar vergilerini, gelir (stopaj) vergisini, kurumlar (stopaj) vergisini, katma değer vergisini ve özel tüketim vergisini zamanında ödemeleri gerekecek. Bu vergilerin, çok zor durum olmaksızın bir yılda ikiden fazla vadesinde ödenmemesi halinde bu hükümlerden yararlanılamayacak.

(Sürecek)

Kategoriler
Politika

Vergi borçlarını yapılandıran teklif komisyonda

TBMM (AA) – Maliye Bakanı Naci Ağbal, “Yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getiren mükellefleri ve mükellef haklarını güçlendiren bir kanun tasarısı çalışmasını yapıyoruz. Yakın zamanda bu konuyu da içine alacak, mükellef hakkını, hukukunu güçlendirecek, vergiye gönüllü uyumu teşvik edecek bir kanunu tasarısını da getireceğiz” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi”ni görüşmek üzere AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, toplantının başında usul üzerinde söz alarak, düzenlemenin, içeriği bakımından kanun teklifi olarak değil, Bakanlar Kurulu tarafından hazırlanmış bir tasarı olarak Meclise gönderilmesi gerektiğini savundu.

Daha sonra söz alan teklif sahiplerinden Süreyya Sadi Bilgiç, düzenlemeye ilişkin bilgi verdi.

Teklifin, vatandaşların çok önemli beklentilerine cevap verecek şekilde hazırlandığını vurgulayan Bilgiç, iş dünyasının devlete olan yükümlülükleri noktasındaki bazı sıkıntıların giderilmesinin amaçlandığını belirtti.

Maliye Bakanı Ağbal da komisyona, teklifin kapsamı hakkında bilgi aktardı.

Teklifin alacakların dönemi açısından 30 Haziran 2016 tarihini esas aldığını anlatan Ağbal, “Önerilen düzenlemede kesinleşmiş kamu alacaklarının asıllarının tahsilinden asla vazgeçmiyoruz. Kesinleşmiş kamu alacakları asıl tutarları itibarıyla bire bir tahsil edilmektedir. İhtilaflı alacakları sulh yoluyla tahsil etmeyi, böylece hem idarenin hem de yargı mercilerinin iş yükünü azaltmayı, vatandaşlarımızın da ihtilaf nedeniyle yaşadıkları belirsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Ağbal, yeniden ele alınması için torba tasarıdan çıkarılan yurt dışı varlıkların Türkiye’ye getirilmesine ilişkin düzenlemenin de teklifte yer aldığını belirterek, “Ekonomimize önemli bir katkı yapacağını düşündüğümüz bu düzenlemeyi tekrar getirmiş olduk. İnşallah komisyonda yapılacak katkılarla birlikte bu düzenleme de bu teklifin içinde son halini alıp yasalaşacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşın ve tüm işletmelerin devlete olan borçlarının yeniden yapılandırılması yoluyla, ihtilafların ortadan kalkacağını, işletme kayıtlarının düzeleceğini ve ekonomide canlanma sağlanacağını dile getiren Ağbal, teklifin yasalaşması halinde kamu alacaklarının tahsilatına katkı yapacağına inandıklarını söyledi.

Ağbal, teklifin yasalaşması halinde yararlanacak vatandaşlara ilişkin de şu değerlendirmeleri yaptı:

“Maliyede gelir, kurumlar, katma değer vergisi için temelde beklediğimiz sayı 4,5-5 milyon aralığında bir mükellef. Trafik para cezaları için mevcut teklifte yok ama onu da kapsama dahil etmek noktasında öneri sunacağız. Bunda 4 milyon 255 bin mükellef var. Yapılandırılan alacak tutarı yaklaşık 6 milyar lira tutarında. Vergi alacakları için bu kanun kapsamında yeniden yapılandırmaya sokacağımız vergi alacağı aslı tutarı 90 milyar lira. Sosyal güvenlik primi için 67 milyar lira. Gümrük vergisinde ise 325 milyon lira vergi aslı, 935 milyon lira ise gümrük para cezası yapılandırmaya sokuluyor.”

-Düzenlemenin kapsamı genişleyebilir

Ağbal, teklifin komisyon görüşmeleri sırasında bazı ilavelerin yapılabileceğine de işaret etti. Ağbal, teklifte olmadığı halde trafik para cezalarının kapsama alınmasını önerdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Trafik para cezalarının teklif kapsamına alınmasını öneriyoruz. Askerlik para cezası, Karayolu Taşıma Kanunu idari para cezası, nüfus para cezası, seçim para cezası, karayolu geçiş ücreti idari para cezası uygun görülürse önerge ile kanun kapsamına dahil edilebilir. Ayrıca vergi dairelerinin tahsil ettiği diğer amme alacakları dediğimiz alacakları da kapsama dahil etmek istiyoruz. Ama diğer amme alacaklarından bazılarını dışarıda tutuyoruz. Henüz vergi dairelerine intikal etmemiş Kredi Yurtlar Kurumunun öğrencilere vermiş olduğu kredi ve burslarla ilgili alacakların kapsama dahil edilmesiyle ilgili de önerimiz olacak. Ecrimisil alacaklarını yeniden yapılandırma kapsamına dahil etmek istiyoruz. Belediyelerin su alacakları şu anda kapsamda değil. Bunları da kapsama dahil etmek istiyoruz.”

-Eczacılara yönelik düzenleme

Ağbal, eczacılarla ilgili bir düzenlemenin de teklifin kapsamına alınabileceğini ifade ederek, buna ilişkin teknik çalışma yaptıklarını anlattı.

Bakan Ağbal, “Eczacılarımızın kayıtlarda olmadığı halde kayıtlarda gözüken tutarlarla ilgili bir sorunları var. Beyan edilecek tutarın, yüzde 4’ü oranında bir tutarın ödenmesi karşılığında eczacılarımızın geçmişten kalan bu sorunlarını çözeceğiz. Bunu şu açıdan önemsiyorum; Sağlık Bakanlığının eczacılar için getirdiği bir kayıt sistemi var. O kayıt sistemi devreye girdikten sonra bütün girişler ve çıkışlar zaten kayıtlı. Ama bir defalık böyle bir kayıt düzeltmesine ihtiyaç var. Bunu zaman zaman değişik platformlarda konuşuyoruz. Bu da eczacılarımız için inşallah hayırlı bir düzenleme olur. Kayıtlarını düzeltirler.” diye konuştu.

Kamuoyunda, vergisini zamanında ödeyen mükellefleri ödüllendirecek bir düzenleme talebi olduğunu da dile getiren Ağbal, bunu önemsediklerini söyledi.

Ağbal, “Vergisini tam ve zamanında ödeyen mükellefle ilgili de bir çalışmamız var. Yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getiren mükellefleri ve mükellef haklarını güçlendiren bir kanun tasarısı çalışmasını yapıyoruz. İnşallah yakın zamanda bu konuyu da içine alacak, mükellef hakkını, hukukunu güçlendirecek, vergiye gönüllü uyumu teşvik edecek bir kanunu tasarısını da Plan ve Bütçe Komisyonuna yakında getireceğiz.” dedi.

Kategoriler
Ekonomi

Yatırım ortamının iyileştirilmesi tasarısı komisyonda

TBMM (AA) – Maliye Bakanı Naci Ağbal, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik tasarıya ilişkin, “Bu düzenlemede yapılan bütün hususların temelinde, toplumun refahının artırılması vardır. Toplumun refahının artırılması için daha fazla üretim, yatırım yapılması, istihdam sağlanması lazımdır.” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı görüşmek üzere AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı.

Bakan Ağbal, komisyon toplantısında yaptığı sunumla tasarı hakkında bilgi verdi.

Tasarının, ülkede yatırımların ve istihdamın artırılması, üretimin teşvik edilmesi araştırma-geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi ve Türkiye’nin cazip bir yatırım merkezi haline getirilmesi hedefine yönelik olduğunu söyleyen Ağbal, “Tasarıda yatırım ortamına ilişkin işlem maliyetlerinin azaltılması, araştırma-geliştirmeye yönelik teşviklerin gözden geçirilerek yasal düzenlemelerden kaynaklı uygulama farklılıklarının ortadan kaldırılması, finans kurumları arasındaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılması, faizsiz finans ürünlerinin yaygınlaştırılması, uluslararası yatırımların teşvik edilmesi, vergisel araçlarla tasarrufların özendirilmesi ve üretken alanlara yönlendirilmesi, vergilemede öngörülebilirliğin artırılması ve uyum maliyetlerinin azaltılması öngörülmüştür.” diye konuştu.

Tasarıyla bu hedeflerle uyumlu olarak muhtasar beyanname ile Sosyal Güvenlik Kurumu bildirgesinin birleştirilmesi, şirket kuruluş ve şube açılış işlemlerinin maliyetlerinin ve süresinin azaltılması yönünde düzenlemeler yapıldığını aktaran Ağbal, iflas erteleme müessesiyle çeklere ilişkin de yeniliklerin tasarıda yer aldığını belirtti.

Ağbal, “Varlık barışı, geçmiş uygulama sonuçları da dikkate alınmak suretiyle yeniden ele alınmış ve yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılması amacıyla daha basit, daha sade, uygulanabilir, yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye getirmek isteyen vatandaşlarımız açısından daha güvenceli, daha teşvik edici bir düzenleme yapılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Tasarının 18 kanunda değişiklik yaptığını dile getiren Ağbal, değişikliklerin bir bütünlük oluşturduğuna ve belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğuna da işaret etti.

-“Asla sermaye düşmanlığı yapmadık, yapanlara karşı da dik durduk”

Ağbal, tasarıda yer alan düzenlemelerin, AK Parti’nin seçim vaatleri ile 64 ve 65. hükümet programlarında yer alan konuları içerdiğini, yapısal reform niteliği taşıdığını belirterek, ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla da istişareler sonucunda hazırlandığını vurguladı.

Ağbal, şunları kaydetti:

“Bu düzenlemede yapılan bütün hususların temelinde, toplumun refahının artırılması vardır. Toplumun refahının artırılması için daha fazla üretim, yatırım yapılması, istihdam sağlanması lazımdır. Böylelikle gelirin büyütülmesi lazım, kalkınmanın hızlandırılması lazım. Biz hükümet olarak getirdiğimiz tasarıların hiçbirini ‘Şu toplumsal kesime mahsus, bu toplumsal kesime mahsus’ diye düşünmüyoruz. Her zaman için önceliğimiz toplumun tümü ve geneline ilişkin refahı artıracak tedbirlerdir. Bugün getirilen düzenleme yatırım ortamını iyileştiriyorsa bu yatırımcı için önemli olduğu kadar, çalışan için de önemlidir. Bazen çalışanlara olan duyarlılığımızı çalışamayanlara karşı göstermiyoruz. Çalışamayanlar var, onlara karşı da hükümetin çözüm üretmesi lazım. Bu getirdiğimiz düzenlemeler hem çalışanlar için hem de iş gücü piyasasında iş arayan insanlar için fırsat penceresi açacaktır. Asla hükümet olarak sermaye düşmanlığı yapmadık, sermaye düşmanlığı yapanlara karşı da dik durduk. Çünkü bu ülkede emeğin de ayakta durabilmesi için emek de sermaye de hep beraber, birlikte, ortak bir refah hedefi içinde hareket edecek. Emeği sermayeye, sermayeyi emeğe düşman gösteren bir anlayışı da hükümet olarak külliyen reddediyoruz.”

Ağbal konuşmasında, tasarıdaki düzenlemelerin içerikleri hakkında da bilgi verdi.

-“Hiçbir şekilde bu süre, 31 Aralık 2016 tarihini aşamaz”

Tasarıda yer alan varlık barışı konusuna da değinen Ağbal, geçmişte üç kez daha benzer düzenlemelerin yapıldığını hatırlattı.

Ağbal, şöyle devam etti:

“Bu yapmış olduğumuz düzenleme çerçevesinde para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını 31 Aralık 2016 tarihine kadar banka ve aracı kurumlara bildiren ve bu tarihe kadar da bu varlıklarını Türkiye’ye getirenler yapmış olduğumuz yasal düzenlemeden yararlanacaklar. Yine yurt dışında alacakları, taşınmazı olanlar yine aynı tarihe kadar yurt dışındaki bu alacaklarını ve taşınmazlarını bildirmek suretiyle ve bildirim tarihinden itibaren de bir yıl içinde paraya çevirmek suretiyle Türkiye’ye getirirlerse düzenlemeden yararlanacaklar. Para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını bildirenler, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde bu varlıklarını Türkiye’ye getirecekler ama hiçbir şekilde bu süre, 31 Aralık 2016 tarihini aşamaz.”

Yapılan düzenlemede, yurt dışından getirilen varlıkların işletmelerin kanuni defterlerine kaydedilebileceğinin belirtildiğini dile getiren Ağbal, söz konusu varlıkların işletmelerce sermayeye ilave edilebileceğini, özel fon hesabında tutulabileceğini, yurt dışı kaynaklı kredilerin kapatılmasında kullanılabileceğini anlattı.

Ağbal, “Varlıkların Türkiye’ye getirilmesi konusunda belli bir süre öngördük. Bir yıllık süreç içinde Türkiye’ye getirmesi lazım. Beyan ve bildirimde bulunan ancak yurda getirme şartını yerine getirmeyen mükellefler, maddenin sağladığı avantajlardan yararlanamayacaklar.” dedi.

-“Kişiye, mutlak manada soruşturma koruması getirmiyor”

Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi yapılmaması, vergi cezası kesilmemesi yönünde önceki kanunlarda yer alan düzenlemelerin, bu tasarıda da yer aldığının altını çizen Ağbal, “Getirdiğimiz düzenlemenin öncekilerden önemli farklılıklarından biri de getirilen bu varlıklar üzerinden herhangi bir vergi tahsil etmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Ağbal, yapılan düzenleme ile kişilere mutlak bir hukuki korunma sağlanmadığının da altını çizerek, şunları söyledi:

“Her türlü kanun bakımından genel hükümler bu varlıkları getiren kişiler için de geçerli. Burada yapılan düzenlemede maddenin söylediği şudur; kişi parasını getirmiş başkaca hakkında soruşturma açılmasını gerektirecek hiçbir delil, bulgu, emare ve gerekçe yok. Böyle bir durumda sadece ve sadece bu paranın getirilmiş ve beyan edilmiş olması gerekçe gösterilerek bir soruşturma açılamaz. Kişi hakkında herhangi bir şekilde farklı bir kaynaktan, farklı bir nedenle yürütülen soruşturma olduğunu varsayalım, bu soruşturma nedeniyle eldeki bilgi, bulgu ve delillere göre başka bir soruşturma açılmak isteniyorsa açılacak. Bu düzenleme hiçbir şekilde kişiye, mutlak manada soruşturma koruması getirmiyor.”

-“Terörizmin finansmanı ile mücadeleye devam edeceğiz”

Ağbal, düzenlemenin hali hazırda devam eden vergi incelemeleri bakımından bir mahsup imkanı getirmediğini de belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ait uluslararası sistem içindeki varlıkların bankacılık sistemi üzerinden Türkiye’ye getirilmesine ilişkin düzenlemenin altında başka bir mana aramamak gerektiğine işaret eden Ağbal, “Suç ekonomisi ile mücadele, kara para aklama ile mücadele, her türlü terör örgütüyle mücadele, terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda bugüne kadar yürüttüğümüz kararlı mücadeleyi bundan sonra da yürüteceğiz. Bugün biliyoruz ki PKK, bir takım meşru görüntülü yapılar üzerinden bir şekilde teröre finans sağlamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar bu yapılarla nasıl mücadele ettiyse bundan sonra da devam edecektir” diye konuştu.

Görüşmeler, tasarının geneli üzerinde milletvekillerinin değerlendirmeleri ile devam ediyor.