Categories
Alaturka Gazetesi

9. Büyükelçiler Konferansı

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Türkiye’de sağlık hizmetlerine finansal, fiziksel ve sosyal açıdan erişim sağlanırken, Gayrisafi Yurtiçi Hasılamızdan (GSYH) 5,4 oranında bir harcama yapıyoruz. GSYH’ye kıyasla bu harcama oranı, OECD’nin en düşük oranıdır.” dedi.

Akdağ, Dışişleri Bakanlığınca bir otelde düzenlenen 9. Büyükelçiler Konferansı’nda, sağlıkta milli değerler ve küresel hedefler hakkında konuşma yaptı.

Büyükelçiler Konferansı’nın artık gelenekselleştiğine, toplantılardaki bilgi ve tecrübe aktarımının önemine değinen Bakan Akdağ, “Bu toplantılar, dünyanın dört bir tarafında elde ettiğiniz tecrübelerle, Türkiye’de ortaya koyduğumuz vizyonu bir araya getiren karşılıklı görüş alışverişiyle her iki taraftı besliyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temeline “önce insan” anlayışını koyarak yola çıktığını ifade eden Akdağ, programın sonuçlarının uluslararası kurumlar tarafından kabul gördüğünü ve örnek gösterildiğini vurguladı.

Akdağ, şunları söyledi:

“Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2012 yılında Türkiye’yi sağlık reformları açısından örnek bir ülke olarak sunduğu bir raporla takdim etti. Sonra, önemli tıp dergilerinden British Medical Journal, Türkiye’de sağlık hizmetlerinin geri kalmışlıktan nasıl liderliğe yükseldiğine yer verdi. Daha sonra en önemli tıp dergilerinden Lancet de aynı şekilde Türkiye’nin bu alandaki başarısına işaret etti. Yine dünyada en saygın tıp dergilerinden birinde de sağlıktaki başarıya yer verildi.”

Sağlık hizmetinde verimlilik, erişim, kalite ve sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu belirten Akdağ, sağlık göstergelerinin iyileştirilmesi, finansal koruma ve vatandaş memnuniyetinin önemine değindi.

Bakan Akdağ, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında tüm bu alanlarda önemli ivme kazanıldığını bildirdi.

Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı ile elde edilen başarının uluslararası alanda kabul gördüğünü anlatan Akdağ konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’de sağlık hizmetlerine finansal, fiziksel ve sosyal açıdan erişim sağlanırken, Gayrisafi Yurtiçi Hasılamızdan (GSYH) 5,4 oranında bir harcama yapıyoruz. Bunun içinde hem kamunun hem özelin harcamaları var. GSYH’ye kıyasla bu harcama oranı, OECD’nin en düşük oranıdır. Bazen ‘Sağlığa çok para harcandı’ diyoruz ya, ‘Hayır, Türkiye’de durum böyle değil.’ Türkiye’de, kendi imkanlarımız çerçevesinde ayırdığımız pay, OECD’nin en düşük oranı. Bize yakın bir iki ülke var, Meksika gibi. Hatta onların da altındayız harcadığımız para itibarıyla.”

Kilit sağlık göstergelerinde önemli iyileşmeler kaydedildiğini aktaran Akdağ, hasta memnuniyetinin iki kat artarak, yüzde 72 seviyesine ulaştığını kaydetti.

Bakan Akdağ, Türkiye’nin sağlık göstergelerinde, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yaptığı tahminlerin çok daha ötesinde rakamlara ulaştığını ifade ederek, doğumda beklenen yaşam süresinin arttığını, bebek ölüm hızı ve anne ölüm oranlarının ciddi ölçüde düştüğünü kaydetti.

Bu gelişmelerin Türkiye’yi sağlıkta gelişmiş ülkeler klasmanına soktuğunu vurgulayan Akdağ, “DSÖ 1998 yılında, Türkiye için doğumda beklenen yaşam süresi için 2025 yılında ulaşılmak üzere 75 yıl tahmini yapmıştı. 2015 yılı itibariyle doğumda beklenen yaşam süresi 78 oldu. Bebek ölüm hızları açısından durum benzerdir.” bilgisini verdi.

-Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı arttı

Akdağ, vatandaşların sağlık hizmetlerinden memnuniyetinin de her yıl artış gösterdiğini işaret ederek, bu oranların yaklaşık iki kat arttığını, nüfus genelinde sağlık sisteminden memnun olan kişilerin payının 2003’te yüzde 39,5’tan 2015’te yüzde 72,3’e çıktığını bildirdi.

Sosyal ve finansal erişimin de artırıldığını, sağlık hizmetleri maliyetinin vatandaşın geneli için bir yük olmaktan çıkarıldığını anlatan Akdağ, cepten yapılan sağlık harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindeki oranın 2002’de yüzde 19,8 iken 2015’te yüzde 16,6’ya düştüğünü ifade etti.

Bakan Akdağ, genel sağlık güvencesi sağlandığını, özel hastanelerin koyduğu ilave ücretlerin sınırlandırıldığını, yanık, kanser, yenidoğan hizmetleri, organ nakilleri, doğumsal anomaliler, diyaliz ve kardiyovasküler cerrahi için ek ücret alınmasının yasaklandığını ve ilaçlar için cepten yapılan harcamaların en aza indirildiğini hatırlattı.

Sağlık hizmetinde fiziksel alt yapıya da önem verildiğini ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi bir artış sağlandığını açıklayan Akdağ, özellikle 2002’de 2 bin 200 bin olan yoğun bakım yatak sayısının 2015’te 32 bine ve aynı tarihler arasında ambulans sayısının 618’den 4 bin 200’e çıktığını kaydetti. Ambulans sayısıyla yoğun bakım yatağı ihtiyacı arasında önemli bir ilişki olduğuna işaret eden Akdağ, “Örnek verecek olursak, eğer kalp krizi geçiren bir vatandaşa ambulans ulaştıramazsanız, yoğun bakım yatağı ihtiyacınız azalır. Çünkü, bulunduğu yerde ölür.” diye konuştu.

Akdağ, sağlık personelinin arttırılması yönünde ciddi kararlılık gösterildiğini ve hekim sayısının 92 binden 141 bine yükseldiğini anlattı.

– “73 ülkeyle imzalamış 138 ikili işbirliği anlaşması var”

Türkiye’nin çok sayıda ülkeye sağlık sisteminin güçlendirilmesi için destek sunduğunu belirten Akdağ, yurt dışından gelen sağlık heyetlerine de eğitim verildiğini bildirdi.

Akdağ, Avrupa’nın en büyük medikal kurtarma ekibinin kurulduğunu belirterek, 8 bin kişilik gönüllü Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) bulunduğunu söyledi. Acil ve afet durumlarında UMKE personelinin görevlendirdiğini dile getiren Akdağ, sınır ötesinde ihtiyaca göre kapsamlı sağlık hizmetleri sağlayan birimler oluşturulduğunu, yurt dışında hastaneler açıldığını aktardı.

Akdağ, Sağlıkta 73 ülkeyle imzalanan 138 ikili işbirliği anlaşmasıyla küresel sağlığa katkı verildiğini bildirdi.

Bakan Akdağ ayrıca, sağlık endüstrisindeki fırsat alanlarının tanıtılması için çalışıldığını vurgulayarak, “Türkiye’de yerel üretim açısından yepyeni fırsat alanları oluşturduk. İlaç ya da tıbbi malzeme üreten ya da satan ülkelerin Türkiye’ye gelmesi ve burada yatırım yapmaları için çok cazip imkanlar sağlandı.” dedi.

Sağlık turizmi potansiyelinin artırılması ve kamu hastanelerinde sağlık turizmine yönelik çalışmalar yapıldığını aktaran Akdağ, şu bilgileri paylaştı:

“Bulunduğunuz ülkelerde bir Türk vatandaşı kaza geçirdiğinde ya da yoğun bakım ihtiyacı olduğunda, nakli mümkünse biz o vatandaşımızı uçak ambulansla Türkiye’ye getirme imkanına sahibiz. Bu hususları sizler takip ederseniz… Güney Amerika’dan bu şekilde hasta getirdik Türkiye’ye. Yaklaşık 27 saatlik bir uçuştu. Doğrudan uçak ambulanslarımızın uçma mesafe kapasitesi çok uzun olmadığı için… Şimdi çok daha güçlü uçak temini için çalışıyoruz.

Bu fırsattan hepinizin haberdar olmasını istiyorum. Vatandaşlarımız size müracaat ettiğinde, gerçekten uçak ambulansla nakil ihtiyacı varsa, hiç muhafazakar davranmayın. Allah’a şükürler olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin gücü, bugün bunlara yetiyor.”

İlki Mersin’de açılacak “Şehir Hastaneleri” hakkında da bilgi veren Bakan Akdağ, burada suit odaların bulunduğunu ve VIP hizmeti alınabileceğini aktardı.

Categories
Ekonomi

Sağlık turizmine 25 ülkenin kapısını açan çözüm

ANKARA (AA) – GÖKSEL YILDIRIM – Sağlık kurumlarının yabancı hastalara ulaşmada ve bu hastaların tedavi süreçlerinin organize edilmesinde karşılaştıkları güçlüklerin ortadan kaldırılması amacıyla, Uluslararası Hasta Koordinasyon Sistemi geliştirildi. Sistem sayesinde 25 ülkeden hastaya ulaşılarak, tedavilerinin Türkiye’de gerçekleştirilmesi sağlandı.

Sağlık sektöründe iletişim çözümleri sunan Medygon’un kurucusu Umut İşler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda yapılan yatırımlarla Türkiye’deki pek çok sağlık kurumunun, diğer ülkelerdeki kurumlarla rekabet edebilir hale geldiğini söyledi.

Bu alandaki rekabetin sağlık hizmetiyle sınırlı olmadığına işaret eden İşler, sağlık turizminde istenilen düzeye ulaşabilmek için sağlık ile konaklama, ulaşım, haberleşme, sigortacılık, bankacılık, reklam ve pazarlama sektörleri arasında iyi bir entegrasyona ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Sağlık kurumlarının bu entegrasyonun yönetiminde ciddi sıkıntılar yaşadığını belirten İşler, bu durumun da sağlık sektörünün rekabet gücünün uluslararası alanda yeterince ortaya çıkmasını engellediğini vurguladı.

Sağlık turizmi acentası olarak sektöre katkı verirken, hastanelerin bu alanda yaşadıkları gündelik sorunlarına tanık olduklarını dile getiren İşler, Coorpa adını verdikleri Uluslararası Hasta Koordinasyon Sistemi’ni, hastanelerle beraber geliştirdiklerini kaydetti.

Sistemle, sağlık kurumlarının yabancı hastalara ulaşma ve bu hastaların tedavi süreçlerinin organize edilmesinde yaşadıkları sorunların ortadan kaldırılmasının amaçlandığını ifade eden İşler, Coorpa’nın, kliniklerin, doktorların ve aracı kurumların, yabancı hasta süreçlerini geliştirmek ve hasta ilişkilerini yönetmek için kullandığı iş zekası destekli, bulut tabanlı ve kullanışlı online bir araç olduğunu söyledi.

– Bilgi alamayan başka ülkeyi seçiyor

İşler’in verdiği bilgilere göre, sürecin karmaşıklığı zaman kaybına ve ek masraflara yol açıyor. Hastaneye gelmeden hastaya ön tanı konulacak bir kanal olmaması, hasta kaybına neden oluyor. Yabancı hasta sayısı her geçen gün artarken, çok daha sistematik bir yapıya ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’de tedavi olmak isteyen bir hasta, yeterince bilgi edinemediği ve iletişim sağlayamadığı için başka ülkeleri tercih ediyor.

Bu sorunlara bir çözüm olarak geliştirilen Coorpa’ya internet bağlantısı olan bir iletişim aracı üzerinden her zaman bağlanılabiliyor. Sistem üzerinden sohbet edilebiliyor, şikayet iletilebiliyor, dosya yüklenebiliyor. Coorpa, 4 aşamalı olarak çalışıyor. Hasta sisteme giriyor, şikayetlerini sistem yöneticisine iletiyor, yönetici hastayı bir doktorla eşleştiriyor ve doktor hastaya geri dönüş yapıyor. Bu sürecin tamamlanmasıyla hasta tedavi için yola çıkıyor. Coorpa üzerinden hastanın hastaneye gelene kadarki süreçleri işlediği için sağlık kurumları da asıl işlerine odaklanabiliyor.

Yılbaşından bu yana hastanelerde kullanılmaya başlanan sistem üzerinden 25 ülkeden 300 hastanın Türkiye’ye ulaşması ve tedavilerinin gerçekleştirilmesi sağlandı. Bahreyn, Irak, İran, Angola, Romanya, Cezayir, Filistin, Mısır, Belçika, Rusya, Gürcistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Avusturya, Almanya, Lüksemburg, Vatikan, Hollanda, İspanya, İsviçre’den gelen hastalara tedavi hizmeti verildi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Hintlilerin “organ nakil” tercihi Türkiye

İZMİR (AA) – EFSUN YILMAZ – Organ nakli için tüm dünyadan donör ve hasta çeken Hindistan’da, organ nakli ihtiyacı duyan hastaların, karaciğer ve böbrek naklinde etik kurallar ve hijyenik koşullar dolayısıyla Türkiye’yi tercih ettiği bildirildi.

Türkiye Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Emin Çakmak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2015 yılında sağlık turizmi kapsamında ülkeye 756 bin kişinin geldiğini, 2016 yılının ilk altı ayında ise bu rakamın 472 bin civarında olduğunu kaydetti.

İlk altı ay verileri değerlendirildiğinde ilgi çekici noktanın “Hintliler” olduğunu vurgulayan Çakmak, organ naklinde dünyadan hasta çeken Hindistan’da varlıklı hastaların etik kurallar ve hijyenik koşullar dolayısıyla Türkiye’ye geldiğini söyledi.

Haziran sonuna kadar karaciğer ve böbrek nakli için Türkiye’ye gelen Hintli sayısının 20’ye ulaştığı bilgisini veren Çakmak, “Vericileri ile Türkiye’ye geliyor ve böbrek nakli için 30 bin, karaciğer nakli için 100 bin dolar ödüyorlar.” dedi.

Çakmak, Hintlilerin karaciğer veya böbrek bağışında bulunabilmesi için 4. dereceye kadar akrabalarıyla İzmir, İstanbul, Ankara ve Antalya’yı tercih ettiği bilgisini verdi.

Sağlık turizminde Hindistan pazarını genişletmeyi hedeflediklerini, bu amaçla oradaki 8 kentte workshop düzenleyeceklerini ifade eden Çakmak, şöyle konuştu:

“Hindistan’da bu konuda rağbet görmeye başladık. Orada organ naklinde kuralsız uygulamalar yapıldığına dair açıklamalar yapılıyor. Türkiye’de ise her şey etik kurallara uygun gerçekleştiriliyor. Özel etik kurullarımız var, yasal ve düzenli uygulamalarımız var. Sağlıkta yüksek kalite önemli ve bu da bizde var.”

Çakmak, Türkiye’de bir düğün için 10-12 milyon doları gözden çıkaran Hintlilerin, sağlık söz konusu olduğunda harcamadan kaçınmadığını kaydetti.

– “Rus pazarı yine yükselecek”

Rusya’dan Türkiye’ye geçen yıl onkoloji hastası 27 bin kişinin geldiğini anımsatan Çakmak, bu yıl rakamın 27’ye düştüğünü, 20’sinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın St. Petersburg ziyaretinin ardından geldiği bilgisini verdi.

Görüşmelerin ardından sağlık turizmi konusunda Rusya’da reklam-tanıtım yapma izni aldıklarını dile getiren Çakmak, yıl sonuna kadar sağlık turizmi kapsamında 10-15 bin kişiyi Türkiye’ye çekmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Sağlık turizmi verilerinde 2015 yılı ilk altı ayına göre yüzde 32’lik düşüş tespit ettiklerini, Rusya’dan kaynaklanan düşüşü Afrika ülkelerinin önlediğini aktaran Çakmak, “Tanzanya, Etiyopya, Kenya, Nijerya, Gana ve Senegal’den ağır vakalar geliyor. Nijerya’dan gelen sayısı yüzde 100 artış gösterdi. Kanser, ortopedi hastaları Türkiye’de tedavi oluyor.” diye konuştu.

Çakmak, Libya ve Iraklıların ise saç ekimi ve estetik için Türkiye’yi tercih ettiğini hatırlattı.

Sağlık turizminde yıl sonunda 750 bin kişiye ulaşmayı amaçladıklarını söyleyen Çakmak, bunun da 6 milyar dolarlık ciro anlamına geldiğini sözlerine ekledi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Erzurum Şehir Hastanesi, Doğu Anadolu’yu sağlık merkezi yapacak

ERZURUM (AA) – İLHAMİ ERKILIÇ – Sağlık Bakanlığınca kamu ve özel sektör iş birliğiyle yapımı sürdürülen, tamamlandığında 265 bin metrekare kapalı alanda 850 yatak kapasitesiyle hizmet verecek Erzurum Şehir Hastanesi, Doğu Anadolu’yu sağlık merkezi haline getirecek.

Sağlık Bakanlığının projelerinden biri olan, Erzurum’da Çat Yolu üzerinde yapımına 2011 yılında başlanan şehir hastanesinin yüzde 50’si tamamlandı.

İnşaatı bittiğinde 265 bin metrekare kapalı alana ve 850 yatak kapasitesine sahip olacak 5 yıldızlı otel konforundaki şehir hastanesinin maliyeti 320 milyon lirayı bulacak.

Önümüzdeki yılın sonunda inşaatının tamamlanıp Bakanlığa teslim edilmesi, 2018’de de hizmete girmesi planlanan dev hastanenin inşaatında bin kişi adeta arı gibi çalışıyor.

Bittiğinde 5 ayrı binadan oluşacak hastanede, acil ve yoğun bakım servislerinin yanı sıra kadın doğum, çocuk, göğüs, göğüs cerrahisi ve onkoloji ile ilgili bölümler yer alacak.

-“İnşaat çok hızlı şekilde ilerliyor”

Erzurum İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Serhat Vançelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapımına 2011’de başlanan şehir hastanesi inşaatının çok hızlı şekilde ilerlediğini, yaklaşık bin kişinin çalıştığını belirtti.

Türkiye’de toplam 29 şehir hastanesi yapılmasının planlandığını aktaran Vançelik, 5 yıldızlı otel konforundaki Erzurum Şehir Hastanesinin 2018’de hizmete girmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Vançelik, projenin şehrin en büyük sağlık yatırımı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Şehir hastanemizde birkaç hastane peyderpey tamamlanmış olacak. Projenin tamamına baktığımızda ana girişte merkezi aciller, yoğun bakımlar, ameliyathanelerin olduğu çok fonksiyonel bir bina var. Hemen yanında Kadın Doğum Hastanesi, Çocuk Hastanesi, yine onların yanında ikizi olan bina Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahi Hastanesi yer alacak. Burası yine Onkoloji Hastanemiz ile toplam 850 yatak kapasiteli bir hastane olacak. Her hastane 150 yatak kapasitesinde oluşturulacak.”

Şehir hastanesinin 265 bin metrekarelik kapalı alana yapıldığını belirten Vançelik, “Şehir hastaneleri projesi Bakanlığımızın il merkezi ve bölge merkezi konumunda olan illerde yürüttüğü çok önemli projelerden birisi. Erzurum da civarındaki Ağrı, Kars, Bayburt, Erzincan ve Iğdır gibi illere üst düzey sağlık hizmeti vermekte. İnşallah hastane bittiği zaman bu illere çok daha etkin hizmet vermiş olacağız.” dedi.

– “Bu ülkelerden ciddi talepler var”

Vançelik, şehir hastanesinin sağlık turizmi kapsamında Nahçıvan, Azerbaycan ve İran ile Türk Cumhuriyetleri’nden hastalara da hizmet sunacağını anlatarak, “Hastanemiz ile güncel olan ve bakanlığımızın önemsediği sağlık turizmi kapsamında Türki Cumhuriyetlerine çok kolayca sağlık turizmi aracılığıyla hizmet vermiş olacağız. Bu sıraladığım ülkelerle bizim ülkemizin sağlık sistemini kıyasladığımızda çok ciddi oranda farklılık olduğu için bu ülkelerden ciddi talepler var.” diye konuştu.

Erzurum’da faaliyet gösteren Palandöken Devlet Hastanesi, Kadın Doğum Hastanesi ile Göğüs Hastalıkları Hastanelerinin şehir hastanesiyle birleşeceğini ifade eden Vançelik, şehir hastanesi tamamlandığında söz konusu 3 hastanenin buraya taşınacağını kaydetti.

Vançelik, şehir hastanesiyle Erzurum’un sağlık merkezi olacağını vurgulayarak, “320 milyon Türk lirası gibi devasa bir yatırımdan bahsediyoruz. Hastanemiz bittiğinde ilimiz Türk Cumhuriyetlerine üst düzey hizmet veren ve sağlık turizmiyle ülkemize döviz girdisi sağlayan konumda olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

– “9 şiddetindeki depreme dayanıklı”

Şehir hastanesinin son teknolojiye göre yapıldığını anlatan Vançelik, “Toplam 4 blokta bin 248 adet deprem izolatörü ile 25 deprem erken uyarı sistemi mevcut. Hastanemiz bu anlamda gerçekten 9 şiddetindeki depremde dahi merkezi binamızda ameliyatların kesintisiz devam edeceği şekilde teknik donanıma sahip ve depremden zarar görmeyecek şekilde inşa ediliyor.” diye konuştu.

Categories
Kültür Sanat

“Türk yıldızlara benzemek için estetik yaptırıyorlar”

İZMİR (AA) – EFSUN YILMAZ/MERİÇ ÜRER – Türk dizilerinin ilgiyle izlendiği Körfez ülkelerinde başroldeki oyunculara benzemek isteyenler, estetik ameliyat için Türkiye’de bıçak altına yatıyor.

Avrupa Yüz Plastik Cerrahisi Akademisi Başkan Yardımcısı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Apaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son yıllarda sağlık turizminin yıldızı olduğunu belirtti.

Sağlık turizmi kapsamında Ortadoğu ve Avrupa’dan çok sayıda hastanın Türk plastik cerrahlarını tercih ettiğini kaydeden Prof. Dr. Apaydın, “Araplar, bütün Orta Doğu ve Akdeniz’e kıyısı olan bütün ülkeler, Balkanlar ve yurt dışında yaşayan Türkler de geliyor. Tüm Avrupa ülkelerinden gelen var. Avrupa ülkeleri şuna çok bakıyor, çok iyi iş çok daha makul fiyatlara yapılıyor Türkiye’de.” diye konuştu.

Türk estetik cerrahların işinin ehli olduğunu ve dünyanın birçok yerinde konferanslar verdiğini dile getiren Apaydın, Körfez ülkelerinden gelenlerin en çok saç ektirme operasyonu yaptırdığını bildirdi.

Apaydın, estetik operasyon için Türkiye’ye gelen hastaların Türk dizi yıldızları gibi görünmek istediğini kaydederek, “Eskiden Hollywood yıldızları vardı ama şimdi bir İstanbul gerçeği var. İstanbul’da çok sayıda kaliteli diziler çekiliyor. Ortadoğu’da yaşayanlar bu dizilerin aktörlerine benzemek için ameliyat masasına yatıyor.” dedi.

Estetik operasyon için gelenlerin doktorlara sürekli Türk dizi yıldızlarını sorduğunu ancak yüz anatomilerinin farklı olduğunu dile getiren Apaydın, şu bilgileri aktardı:

“Örneğin ince uzun yüzlü bir dizi yıldızının bana fotoğrafını gösteren kişi yuvarlak, geniş yüzlü birisiyse bu bir kere baştan olmadı, yüz yapısı tutmadı. Bakıyorsunuz gösterdiği dizi yıldızı 50 kilo, boyu 1,60. Bunu size gösteren kişi 90 kilo, boyu da 1,70. O yüzden isteklerin anatomiyle bağdaşması lazım. Bizim işimiz de bu tip durumlarda kişileri yönlendirmek oluyor. Neler yapabileceğimizi söylüyoruz. Herkesin kafasında bir proje var. O projeyi size empoze etmeye çalışıyor ama işi bilen ameliyatı yapacak olan sizsiniz, biz de yapabileceklerimizi ortaya koyuyoruz.”

– Elektronik posta ile bağlantı kuruyorlar

Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi Başkanı Emin Çakmak da geçen yıl 746 bin kişinin sağlık turizmi kapsamında Türkiye’yi ziyaret ettiğini, 30-35 bin kişinin de yüz gerdirme, burun ve diğer estetik operasyonları geçirdiğini kaydetti.

Son 10 yıldır dizilerin popülerlik kazanmasıyla Körfez ülkelerinde Türk hayranlığı başladığına değinen Çakmak, şöyle konuştu:

“Türk dizilerine hayranlık Gümüş dizisi ile başladı. Estetik için Avrupa ülkelerinden gelenler de var ama ağırlıklı olarak Körfez ülkeleri. Doktorla ilk iletişimi e-mail aracılığıyla kuruyorlar. Beğendikleri sanatçılarla ilgili, talepleriyle ilgili bilgi veriyorlar. En büyük hayranlıkları da Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ’a.”

– “Beren Saat’in yüzü, Kenan İmirzalıoğlu’nun burnu”

Ege Sağlık Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Zeki Hozer de estetik operasyon için Türkiye’yi seçenler arasında ilk sırayı Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan vatandaşlarının aldığını belirtti.

Hozer, bu kişilerin Beren Saat’in yüz ifadesi, Kenan İmirzalıoğlu’nun burnu, Kıvanç Tatlıtuğ’un dudak yapısına sahip olmak istediğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, 2012 yılında sağlık turizmi sıralamasında ilk 20’ye bile giremeyen Türkiye’nin, 2015 yılında hasta sayısı ve ciroda ilk 5’te yer aldığını anımsatan Hozer, saç ekimi ve plastik cerrahinin bu başarıda önemli paya sahip olduğunu, en büyük talebin de Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’dan geldiğini bildirdi.

Bu talepte Türkiye’deki sağlık tesislerinin nitelikli olmasının yanı sıra Türk dizilerinin de etkisinin olduğunu ifade eden Hozer, şu bilgileri verdi:

“Körfez ülkelerinde Türk dizileri çok revaçta, çok izleniyor. Türk dizilerindeki aktörlere, rol modellerinin yapısına benzer saç, burun, göz, yanak şekillerini almak isteyen hasta grubu oluştu. Mesela Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan’dan herhangi bir artistin burnunu yaptırmak isteyen biri gelebiliyor. Beren Saat, Körfez ülkeleri için iyi bir örnek. Onun burnunu ya da yüz ifadesini yakalamaya çalışıyorlar. Bütün olarak Beren Saat silüetine, kaşıyla gözüyle sahip olmak istiyorlar, yüz ifadesini de yakalamaya çalışıyorlar. Kenan İmirzalıoğlu’nun burnunu ya da Kıvanç Tatlıtuğ dudak yapısını isteyenler de oluyor. Türk dizi yıldızlarının fotoğrafı ile gelip ‘aynı bunu istiyorum’ diyorlar.”

Zeki Hozer, İranlı kadınların da göz, göz kapağı ve burun estetiği talebiyle geldiğini vurgulayarak, göz, dudak, kaş yapısıyla ilgili bazı modellerin sanatçıların ismiyle anılmaya başlandığına dikkati çekti.

Kaliteli hizmete karşın cazip fiyatların sıralamada etkili olduğunu vurgulayan Hozer, Türkiye’ye gelen bir turistin ortalama 750-800 dolar bıraktığını, sağlık için gelen turistin ise 10 bin dolar civarında harcaması bulunduğunu sözlerine ekledi.

Categories
Alaturka Gazetesi

“Sağlık turizmi geçen yıl 60 milyar dolara ulaştı”

NEW YORK (AA) – ÖVÜNÇ KUTLU – MedicAbroad Yönetici Ortağı Vahap Subaşı, gelişen ülkelerin sağlık sektöründeki artan yatırımları nedeniyle dünya genelinde sağlık turizminin giderek yaygınlaştığını ve sağlık turizminin geçen yıl 60 milyar dolara ulaşan bir endüstri haline geldiğini belirtti.

Subaşı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gelişmiş ülkelerdeki yüksek sağlık maliyetlerine işaret etti.

Gelişen ülkelerin sağlık sektörüne büyük yatırımlar yaptığının altını çizen Subaşı, “Dünya çapında sağlık turizmi giderek yaygınlaşıyor. Medikal amaçlı seyahatin popülaritesi her geçen gün daha da artıyor ve bir trend haline geliyor.” dedi.

Subaşı, dünyada sağlık turizminin geçen yıl 60 milyar dolara ulaşan bir endüstri haline geldiğini, 2022’de ise sektör hacminin 143 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini kaydetti.

Türkiye’nin söz konusu trendi başarılı şekilde takip ettiğini ve sağlık altyapısına verilen önemle yerel sektörün güçlendiğini vurgulayan Subaşı, Türkiye’deki hastane sayısının, Uluslararası Birleşik Komisyonu (JCI) “Joint Commission International” akreditasyonu açısından ABD’den sonra ikinci sırada olduğuna ve Türk hekimlerinin alanlarında dünya genelinde üst seviyelerde geldiğine dikkati çekti.

Subaşı, Turkiye’ye tedavi amaçlı giden hastaların çoğunlukla Orta Doğu ve Avrupa’dan olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

“Ancak Türkiye’de sağlık turizmi diğer bölgelerden henüz istediği kadar ilgi görebilmiş değil. Bunun en büyük sebebi özellikle ABD, Kanada, Güney Amerika ve hatta Uzak Doğu’da Türkiye’yi bu alanda tanıtacak bir mekanizmanın olmayışı. İşte tam bu noktada MedicAbroad, Türkiye’nin sağlık turizminde büyüyen potansiyelini görüp bu eksiğini gidermek amacıyla harekete geçti. Şu an itibarıyla 13 ülkede 50’nin üzerinde hastane ile çalışıyoruz. Hastanelerde çok seçici davranmakta ve sadece alanında en kaliteli, donanımlı ve JCI akreditasyonuna sahip olanlarla çalışmaktayız.”

– “Yurt dışı sağlık hizmeti, harcamaları yüzde 18-85 azaltıyor”

MedicAbroad Yönetici Ortağı Canip Erim de sağlık turizminin plastik cerrahiden diş tedavisine, kalp ve damar cerrahisinden ortopedik tıbba kadar farklı alanlarda tercih edildiğini belirtti.

Sağlık turizminin hastalar için düşük maliyetli, genellikle daha hızlı ve kişisel ek hizmetler içerebildiğini dile getiren Erim, hastaların yurt dışında sağlık hizmeti almasıyla harcamalarını yüzde 18 ile 85 arasında azalttığına dikkati çekti.

Erim, dünya genelinde her yıl 9 milyon insanın hızlı büyüyen sağlık turizmi kapsamında başka ülkelere gittiğini vurguladı.

ABD’de ilk kapsamlı Türk sağlık turizm firması olan MedicAbroad’un, hastaların uluslararası seyahatlerini ve bu süreçteki ihtiyaçlarını karşılayacak sağlık paketleri hizmeti sunduğunu ifade eden Erim, kişilerin özel araçla alınması, havaalanında karşılanması, hastaneye nakilleri, tercümanlık ve birebir destek gibi gittikleri ülkelerde yabancılık çekmeyecekleri bir ortam sağlandığının altını çizdi.

Erim, Türkiye’yi sağlık turizminde cazip bir istikamet yapmayı hedeflediklerini, ABD’deki bireylerin sağlık sigortası kapsamına uluslararası tedavi seçeneği eklenmesi için şirketin ciddi atılımlarının olduğunu da sözlerine ekledi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Türkiye, sağlıkta bölgenin “öncü ülkesi” olmayı hedefliyor

ANKARA (AA) – YEŞİM SERT KARAASLAN – Türkiye, biyoteknolojik ürünler, plazma, tıbbi cihaz ve aşı gibi alanlarda yerli üretimin sağlanmasıyla sağlıkta bölgesinin “öncü ülkesi” olmayı hedefliyor.

65. Hükümet Programı’na göre Türkiye, sağlık alanında daha kaliteli, daha hızlı sağlık hizmet sunumu için var olan projelerin yanı sıra yeni uygulamalarla yola devam edecek.

Bu kapsamda, fiziken ve ruhen sağlıklı nesillerin yetişmesi amacıyla insan odaklı projelerle sağlık alanında çalışmalar yürütülecek. Sağlık alanında hizmet standardının sürdürülebilirliği sağlanacak, yeni reformlarla hizmet kalitesi yükseltilecek. Sağlık hizmet sunumundan toplumun tüm kesimlerinin faydalanması sağlanacak. Bunun için, sağlık alanındaki insan kaynağı ve hizmet kalitesi sürekli artırılacak.

Türkiye’nin tıbbi teknoloji, ilaç ve kozmetik endüstrisi ile sağlık turizminde kapasitesi yükseltilecek. Türkiye, yerli ve milli üretimin sağlanmasıyla sağlık alanında bölgenin “öncü ülkesi” olacak. Biyoteknoloji Enstitüsü ile ülke içinde biyoeşdeğer ilaçların geliştirilmesine olanak verilecek.

Daha hızlı ve daha kaliteli hizmet sunumu için ülke genelinde hastanelerdeki nitelikli yatak oranının yükseltilmesi için çalışılacak.

Sağlıkta küresel bir marka haline gelecek Türkiye’nin, sağlık turizmi alanında da dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmesi sağlanacak. Türkiye’nin dünyada, yükselen pazar konumunda olduğu medikal turizm, termal sağlık turizmi ve ileri yaş-engelli turizmi alanlarındaki hizmet kalitesi ve rekabet gücü yükseltilecek.

“Sağlık Bilimleri Üniversitesi Projesi” kapsamında, sağlık sisteminde rol-model uygulamaları hedefleyen bir ülke olarak çalışmaların, bir üniversite çatısı altında yapılanmasına olanak sağlanacak.

“Sağlıklı Yaşam ve Hareketlilik Öncelikli Dönüşüm Programı” ile tütün kullanımı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ile etkin bir şekilde mücadele edilecek. Ayrıca sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, gıda güvenilirliği ve ruh sağlığının geliştirilmesi için çalışmalar yürütülecek.

– Koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilecek

Yeni dönemde de bir yandan temel sağlık hizmetleri geliştirilirken diğer taraftan koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilecek. Bu kapsamda, koruyucu hekimlik yaygınlaştırılacak ve sağlıklı yaşam kültürü teşvik edilecek. Sağlık okuryazarlığının geliştirilmesine yönelik uygulamalar, bu amacın hayata geçirilmesinde en etkili ve kapsayıcı politika aracı olacak.

Aile Sağlığı Merkezlerinde yeniden yapılanmaya gidilerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin yanı sıra aile hekimliği, tedavi hizmetleri, evde sağlık, 112 acil sağlık hizmetleri bütüncül bir anlayışla ele alınacak ve yeni bir yapı kurulacak. Birinci basamak ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin entegrasyonu sağlanacak.

Bilgi ve İletişim Teknolojileri destekli entegre uzaktan sağlık ve bakım uygulamaları yaygınlaştırılacak. Evde sağlık hizmetleri geliştirilecek. Ayrıca, ağız ve diş sağlığının düzenli kontrollerle takip edilmesi sağlanacak.

Biyoteknolojik ürünlerde yerli üretim artırılacak. Yerli plazma ürünleri üretilecek. Türkiye, bu teknolojiyi üretebilen ve kullanabilen sayılı ülkelerden biri haline getirilecek.

Kişiye özel kanser tedavisini öngören “ONCOGEN” projesi hayata geçirilecek. Türkiye, milli aşı projesiyle kendi aşısını üretecek.

Kamu ve özel sektör ortaklığıyla hayata geçirilmeye başlanan “şehir hastaneleri” projeleri tamamlanacak. Uluslararası deneyimler de dikkate alınarak, şehir hastanelerinin yönetim dinamiklerinin işlevsel bir şekilde tesis edilmesi sağlanacak.