KKTC'de hükümet krizi

ANKARA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın Maliye Bakanlığı görevinden istifa ettiğine dair mektubunun kendisine ulaştığını, konuyu bugün Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK) değerlendirdiklerini, yarın da parti meclislerinin toplanacağını bildirdi.

Türk Ajansı Kıbrıs'ın (TAK) haberine göre, Başbakan Tufan Erhürman, CTP MYK toplantısının ardından BRT canlı yayınında yaptığı açıklamada, "Sayın Serdar Denktaş, istifa ettiğine dair mektubu bana iletti." dedi ve Denktaş’ın istifasının ardından da üzerlerine düşeni yapmaya devam edeceklerini kaydetti.

Denktaş’ın basın toplantısı yapacağını söylediğini, dolayısıyla kendisinin bu konuda daha fazla bir şey söylemesine gerek olmadığını vurgulayan Erhürman, "Maliye Bakanı Sayın Denktaş’ın istifası Başbakanlık’a ulaşmıştır. Bu basına da yansıdığı için rahatlıkla söyleyebilirim." ifadelerini kullandı.

Gelişmeleri CTP MYK’da değerlendirdiklerini, yarın da parti meclisinin toplanacağını aktaran Başbakan Erhürman, "Hep birlikte yolumuzu çizeceğiz." değerlendirmesini yaptı.

Hükümetin diğer ortaklarını istifa konusunda bilgilendirdiğini belirten Erhürman, bu akşam ki gelişmelere göre, yarın bir araya gelmeleri ihtimali olabileceğini ancak henüz programlanmış bir görüşmelerinin bulunmadığını ifade etti.

KKTC'de hükümet krizi

ANKARA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC), koalisyon ortağı Halkın Partisi (HP) hükümetten çekilme kararı aldı.

Türk Ajansı Kıbrıs'ın (TAK) haberine göre, HP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, HP’nin hükümetten çekilme kararı aldığını açıkladı.

Özersay, yaklaşık 3,5 saat süren Halkın Partisi Parti Meclisi toplantısının ardından, basının karşısına parti meclis üyeleriyle birlikte çıktı.

Kudret Özersay, Parti Meclisinde yapılan oylamada 4 hayır oyuna karşı, 55 evet oyu ile hükümetten çekilme kararı aldıklarını belirtti.

Özersay, "Muhalefette mi kalacağız, hükümet görüşmesi mi yapacağız, buna parti meclisi karar verecek." dedi.

Basın toplantısında 15 aylık hükümetle ilgili değerlendirme yapan Özersay, hükümetten çekilme sebepleri arasında Maliye Bakanlığı'nın arazi kiralamalarını ve "güven bunalımını" gösterdi.

"HP olarak her ne isterse olsun, her ne pahasına olursa olsun hükümette olalım ya da kalalım görüşünde olmadık." diyen Özersay, gelinen noktanın HP açısından sineye çekilebilecek bir nokta olmadığını ifade etti.

Özersay, Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın istifası konusunda ise Denktaş’ın sıradan bir bakan değil, dörtlü koalisyon ortağı bir partinin başkanı olduğuna dikkati çekti.

HP Genel Başkanı Özersay, bundan sonrasına ilişkin sorular üzerine erken seçim ihtimalini de dışlamadığını söyledi.

Tufan Erhürman başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde maliye bakanlığı görevini yürüten Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, bugün bakanlık görevinden ayrıldığını ancak koalisyon hükümetine desteğinin süreceğini açıklamıştı.

7 Ocak 2018'deki erken genel seçimin ardından Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman başkanlığında 2 Şubat 2018'de kurulan CTP-HP-DP ve Toplumcu Demokrasi Partisinden (TDP) oluşan dörtlü koalisyon hükümetinin, Cumhuriyet Meclisi'nde 27 milletvekili bulunuyor.

KKTC'de sanatçı Özgöçmen'in öldürülmesi

ANKARA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, geçen eylül ayında öldürülen sanatçı Hasan Işık Özgöçmen’in katil zanlısı Muhammed Salman’ın KKTC’ye iade edilmesi için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne çağrıda bulundu.

Türk Ajansı Kıbrısın (TAK) haberine göre, KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Özgöçmen cinayetinin ardından yürütülen soruşturma kapsamında tespit edilen katil zanlısı Pakistan uyruklu Muhammed Salman'ın, Güney Kıbrıs'a kaçtığı ve Limasol'da Rum polisi tarafından yakalandığının ilgili tüm kesimlerce bilindiği belirtildi.

Bugün itibarıyla cinayetin katil zanlısı Salman'ın Güney Kıbrıs'taki adresinin tespit edildiği kaydedilen açıklamada, "Teyit edilen bilgiye göre, zanlı Salman halen Güney Kıbrıs'a sığınma başvurusunda bulunanların tutulduğu Larnaka'daki Menoya mülteci kampında barındırılmaktadır." ifadesine yer verildi.

Ülkenin yetiştirdiği en başarılı seramik, heykel ve resim sanatçılarından Hasan Işık Özgöçmen'in geçen eylül ayında öldürülmesinin kamuoyunu derinden üzdüğü anımsatılan açıklamada, "Özgöçmen cinayetinin zanlısı Pakistan uyruklu Muhammed Salman'ın yeri de tespit edildiğine göre zanlının en kısa sürede yargılanmak üzere tarafımıza iade edilmesi konusunda Rum yönetimine açık çağrıda bulunuyoruz." denildi.

İsviçre’deki Kıbrıs Konferansı

CRANS-MONTANA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ın gelecek kuşakları için en iyisini yapmaktan başka bir amaçlarının olmadığını belirterek “Yarından itibaren başlayacak hafta, Kıbrıs’ın ve bölgemizin geleceği açısından hayati önemi haiz bir karar haftası olacaktır.” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, İsviçre’nin Crans-Montana kentinde düzenlenen Kıbrıs Konferansı’nda verilen arada yaptığı açıklamada, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Sıklıkla ifade ettiğimiz gibi, biz bu konferansın artık bir ‘karar konferansı’ olduğu anlayışı içinde hareket etmekteyiz.” diyen Akıncı, bu sebepten dolayı bazı konuların teknik komitelere havale edilmesi yönündeki Rum önerisine onay vermediklerinin altını çizdi.

Akıncı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de katılımıyla önemli konuların bir paket çerçevesinde ele alınarak çözümlenmesi fikrinin cuma akşamı taraflarca kabul edildiğini hatırlattı.

Türk tarafının uzun zamandır müzakerelerde konuların tek tek ele alınarak çözümlenmesi yönteminin artık verimli olmadığını ve paket yaklaşımının zorunlu olduğunu ifade ettiğini vurgulayan Akıncı, “Bu çerçevede, Kıbrıs Türk halkının eşitlik, güvenlik ve özgürlük içinde yaşayacağı, Rum halkının da kendini tehdit altında hissetmeyeceği bir çerçevenin ortaya çıkması için gerek siyasi partilerimiz ve gerek Türkiye Dışişleri Bakanı ve çalışma arkadaşları ile yakın istişare içinde uğraşlarımızı sürdürmekteyiz.” ifadesini kullandı.

– “Umarım bu kararlılığımız karşılıksız kalmaz”

Akıncı, verilen aranın ardından yarın başlayacak haftanın Kıbrıs’ın ve bölgenin geleceği açısından hayati önemi haiz bir karar haftası olacağını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs’ın gelecek kuşakları için en iyisini yapmaktan başka bir amacımız yoktur. Bu nedenle buradaki sorumluluklarımıza odaklanmış bulunmaktayız. Kıbrıs Türk halkını ve bir bütün olarak adamızı, hak ettiği daha güzel, barış içinde bir geleceğe taşımak için kararlılıkla buradayız. Umarım bu kararlılığımız karşılıksız kalmaz.”

BM, dün yaptığı açıklamada, Kıbrıs Konferansı’nda, adada kapsamlı çözüme öncülük edebilecek gerekli unsurların yer alacağı paket anlayışının net bir şekilde ortaya çıktığını duyurmuştu.

Liderler ve müzakere heyetlerinin dün sabah yaptıkları toplantıların ardından konferansa pazartesiye kadar ara verilmişti.

Konferansta Türk heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, önceki gün yaptığı açıklamada, “Bu son konferanstır ve bir anlaşmaya ulaşmamız gerekiyor. Hala çözüme ulaşılamamış konularda anlaşmaya varmamız gerekiyor.” ifadesini kullanmıştı.

Kıbrıs müzakerelerinde kritik Cenevre zirvesi

CENEVRE (AA) – BAYRAM ALTUĞ – Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde sürdürülen müzakereler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis’in katılımıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde devam edecek.

BM Cenevre Ofisi Genel Direktörü Michael Moller ile BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin ev sahipliğinde yarın başlayacak müzakerelerde, tarafların 11 Ocak’ta kendi haritalarını sunması bekleniyor.

Müzakerelerin ardından 12 Ocak’ta, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılacağı uluslararası konferans düzenlenecek. Konferansa BM Güvenlik Konseyi üyeleri ile gerekli görülmesi halinde diğer ilgili tarafların temsilcilerinin de katılması bekleniyor.

Uluslararası medyanın yoğun ilgi gösterdiği İsviçre’deki müzakerelerin üçüncü turunda, BM Cenevre Ofisi yetkilileri, adadan ve diğer ülkelerden gelecek gazeteciler için basın odası hazırladı. Müzakerelerin gerçekleştirileceği BM Cenevre Ofisi ayrıca dünya basınına görüntü ve fotoğraf servisi yapacak.

– Mont Pelerin’deki müzakerelerden sonuç alınamamıştı

Kıbrıs’ta yaşanan soruna çözüm üretmek, adada kalıcı barış ve istikrarı sağlamak amacıyla yürütülen müzakereler geçtiğimiz yıl İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında 7-11 ve 20-21 Kasım’da iki turlu olarak gerçekleşmişti.

BM’nin eski Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un da katılımıyla olumlu havada başlaşan Mont Pelerin’deki müzakerelerin ilk turunun sonunda Rum lider Anastasiadis, masada Türk tarafının açılımları karşısında zamana ihtiyacı olduğunu ifade etmiş, Türk heyetinin Anastasiadis’in bu talebini kabul etmesiyle taraflar 20 Kasım’da İsviçre’de yeniden bir araya gelme kararı alarak müzakerelere bir hafta ara verilmişti.

Mont Pelerin’deki müzakerelerin ikinci turunda da Rum tarafının aşırı taleplerde bulunması ve uzlaşmaz tavırlarından dolayı sonuç alınamadı. Diplomatik kaynaklar, Cumhurbaşkanı Akıncı liderliğindeki Türk tarafının müzakerelerde son ana kadar sürdürdüğü iyi niyetin karşılığında beklediği adımları Rum tarafından göremediğini bildirmişti.

– Türk tarafının toprak kriterleriyle ilgili teklifi yüzde 29,2

KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Mont Pelerin’de düzenlediği basın toplantısında hayatının en büyük hayal kırıklıklarından birini yaşadığını dile getirmişti.

Sözcü Burcu, toprak kriteriyle ilgili Türk tarafının teklifinin yüzde 29,2 olmasına rağmen müzakerelerde Kıbrıs Rum tarafının taleplerinin adil olmadığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ve ekibimizin bir bütün olarak çözüme yönelik ortaya koyduğu performansın ve iradenin yarısını göstermiş olsalardı şimdi başka şeyler konuşuyor olabilirdik.” ifadesini kullanmıştı.

Liderler, kasım ayında Mont Pelerin’de gerçekleştirilen zirvenin istenilen sonucu vermemesinin ardından 1 Aralık’ta adada bir araya gelerek, müzakerelere devam ve ocak ayında Kıbrıs ile ilgili uluslararası bir konferans gerçekleştirme kararı almıştı.

Cumhurbaşkanı Akıncı ve müzakere heyeti, Cenevre’deki görüşmelere katılmak üzere ada basınıyla birlikte bugün KKTC’den ayrılacak.

Kıbrıs’ta müzakereler, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın göreve gelmesinin ardından BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin arabuluculuğunda 15 Mayıs 2015’te yeniden başlamıştı.

Kıbrıs sorunu
 Ekonomi
, Avrupa Birliği
, Mülkiyet
, Yönetim-Güç Paylaşımı
, Toprak ile Güvenlik ve Garantiler

 olmak üzere 6 temel başlıktan oluşuyor.

İsviçre’deki Kıbrıs müzakereleri

MONT PELERİN (AA) – Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında devam eden müzakerelere ara verildiği ve görüşmelerin 20 Kasım’da Cenevre’de yeniden başlayacağı bildirildi.

Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis, dün sabah Le Mirador Otel’de yeniden bir araya gelerek, toprak kriterleri üzerindeki görüşmeleri tamamladı.

Akıncı ve Anastasiadis’in yaklaşık bir saat süren görüşmesinin ardından heyetler kendi aralarında değerlendirmeler yaptı.

Mont Pelerin müzakerelerin en önemli dönemeci olarak gösterilen temaslar ise dün akşam gerçekleştirildi. Taraflar 5’li zirve tarihinin belirlenmesiyle eş zamanlı olarak harita konusunu ele almak için toplandı.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide gözetiminde iki saat süren görüşmelerin ardından Rum lider Anastasiadis’in, masada Türk tarafının açılımları karşısında zamana ihtiyacı olduğunu ifade ettiği öğrenildi.

Anastasiadis’in ayrıca Kıbrıs’a dönüp görüşmeler yapmak istediğini söylediği, Türk heyetinin ise Anastasiadis’in bu talebini değerlendirdiği belirtildi.

Türk heyetinin, Rum liderin talebini kabul etmesi üzerine müzakerelere bir hafta ara verildiği ve görüşmelerin 20 Kasım’da Cenevre’de yeniden başlayacağı kaydedildi.

Demokrat Parti (DİKO) lideri Nikolas Papadopulos, masada 5’li zirve tarihi görüşülmeden önce Anastasiadis’e kendileriyle toplantı yapma çağrısında bulunmuştu.

Türk tarafının büyük önem verdiği 5’li konferans tarihinin kesinleşmemesi durumunda ise Kıbrıs’ta varılan ve BM tarafından liderlere yazılı olarak iletilen mutabakatın bozulacağı ve sürecin ilerleyemeyeceği kaydedilmişti.

İsviçre’deki Kıbrıs müzakereleri, 7 Kasım Pazartesi günü BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un da katılımıyla başlamıştı.

İsrail gazında Kıbrıs denklemi

İZMİR (AA) – EBRU ŞENGÜL/ DİLARA ZENGİN – Akdeniz Ülkeleri Enerji Şirketleri Birliği (OME) Hidrokarbonlar Müdürü Dr. Sohbet Karbuz, Kıbrıs’ta münhasır ekonomik bölge sorunu çözülmeden Türkiye ve İsrail arasında yapılması planlanan doğalgaz boru hattı projesinin gerçekleştirilemeyeceğini söyledi.

Türkiye ile İsrail arasındaki olası boru hattı projesini AA muhabirine değerlendiren Karbuz, projenin ekonomik olarak uygulanabilirliği olduğunu ifade etti.

Karbuz, Akdeniz’deki Leviathan doğalgaz sahasının geliştirilmesi için öncelikle nihai yatırım kararının alınması ve proje finansmanının sağlanması gerektiğini belirterek, yapılacak alım-satım anlaşmasının ardından ortaya çıkacak doğalgaz fiyatının en önemli konu olacağını vurguladı.

İsrail gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak boru hattının Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinden geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Karbuz, “Kıbrıs’ta münhasır ekonomik bölge sorunu çözülmeden, Türkiye ve İsrail arasında yapılması planlanan doğalgaz boru hattı projesi gerçekleştirilemeyecek. Türkiye ile İsrail anlaştı diye yarın boru hattı döşenmesi biraz abartılı.” dedi.

Yapılması planlanan boru hattının hukuki sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karbuz şunları kaydetti:

Medyada, ‘Güney Kıbrıs hiçbir şey söyleyemez çünkü; Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukukuna göre boru hattı yapılabilir’ diye birçok haber görüyoruz. Doğru, boru hattını fiziki olarak engelleyemez, ama boru hattının geçmesi için iki şey yapılması lazım. Birincisi, devletler arası anlaşma imzalanmalı, ikincisi de çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) yapılmalı. Bunlar yapılırken özellikle Güney Kıbrıs ÇED’i eğer isterse uzatır, isterse ‘Buralarda ben kendim sondaj yapacağım veya bazı alanlar korumaya tabidir’ diyerek boru hattının yörüngesini değiştirebilir. Biz, illa buradan geçireceğiz diye bir şey yok. Diyelim, ÇED yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti bunu ne diye kabul edecek. ‘O ÇED’i ben uygun buluyorum ve sizinle devletler arası anlaşma imzalıyoruz’ demesi Güney Kıbrıs’ı tanımak anlamına gelir.”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yetkililerinin, adada iki devletin birleşmesi halinde güney tarafının imzaladığı uluslararası anlaşmaların geçerli olacağı yönündeki değerlendirmelerini hatırlatan Karbuz, “Güney Kıbrıs’ın BM’ye sunduğu münhasır ekonomik bölge sınırları Birleşik Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesi mi olacak? Eğer öyle olursa; biz kendimizi Akdeniz’de hapsetmiş oluyoruz. Ulusal güvenliğimiz söz konusu. Buna silahlı kuvvetler nasıl bakacak? Bir boru hattı geçireceğiz diye, bunların hepsinden vaz mı geçeceğiz?” ifadeleri kullandı.

Karbuz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin sözde münhasır ekonomik bölgesindeki parsellere yönelik üçüncü ruhsat ihalesi başvurularının 22 Temmuz’da sona erdiğini ifade ederek, Rum yönetiminin bu blokları çeşitli şirketlere vereceğini ve 2017 başında Total ve ENI’nin bölgede tekrar sondaj çalışmalarına başlayabileceğini söyledi.

Bu şartlar altında Kıbrıs sorununun çözümünün zora gireceğini anlatan Karbuz, “Bu doğalgaz meselesi barıştan ziyade daha fazla ihtilaflara yangınla gitmek için bir şekilde benzin de atabilir. Altını çiziyorum, münhasır ekonomik bölge sorunu çözülmeden Kıbrıs sorununun çözüleceğine inanmıyorum. O sorun çözülmeden de boru hattı geçmez.” diye konuştu.

– “Rusya her yerde aktif olmuş olacak”

Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki etkinliğini de değerlendiren Karbuz, “Yakın zamanda Rusya Doğu Akdeniz’de at koşturabilen tek ülke konumuna gelebilir. Çünkü Rusya, Mısır’ın arama üretim sektöründe aktif.” ifadesini kullandı.

Karbuz, yakın zamanda Rusya’nın İsrail’de de aktif rol oynayabileceğini belirterek, “Bu, saha satın almakla veya ihracat mekanizmalarıyla oluşabilir. Lübnan’ın da sularını arama üretim için uluslararası ihaleye açması bekleniyor. Suriye’de iki numaralı blokta zaten bir Rus şirketi var. Türkiye haricinde Rusya her yerde aktif olmuş olacak.” dedi.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin sözde münhasır ekonomik bölgesindeki altıncı, sekizinci ve onuncu parsellere yönelik 24 Mart’ta açılan üçüncü ruhsat ihalesine, ENI, Total, Statoil, Exxon Mobil, Qatar Petroleum ve Cairn gibi önde gelen petrol şirketleri katıldı.