Rüzgar YEKA için ön lisans başvurusu tamam

İSTANBUL/ANKARA – NURAN ERKUL KAYA/MUHSİN BARIŞ TİRYAKİOĞLU – Kalyon Türkerler Rüzgar Enerjisi Elektrik Üretim AŞ tarafından rüzgar enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projesi kapsamında Kırklareli'de 406, Edirne'de 294, Sivas-Kangal'da 160, Sivas-Gürün'de 90 ve Eskişehir'de 50 megavatlık santral kurmak üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) 5 ayrı ön lisans başvurusu yapıldı.

AA muhabirinin EPDK yetkililerinden aldığı bilgiye göre, şirket, son başvuru tarihi 14 Kasım 2018 olan YEKA ön lisans projesi için 13 Kasım'da müracaatını tamamladı.

Söz konusu başvuru, 5 ayrı ön lisans için yapılırken, konsorsiyumun rüzgar YEKA projesi kapsamında bin megavatlık kapasiteyi oluşturacağı alanlar da netleşti.

Buna göre, konsorsiyum tarafından Kırklareli'de 406, Edirne'de 294, Sivas-Kangal'da 160, Sivas-Gürün'de 90 ve Eskişehir'de 50 megavat olmak üzere toplam bin megavatlık rüzgar enerjisi santrali kurulacak.

– İzmir'e türbin fabrikası

EPDK kurul kararıyla ön lisansın kabulünün yapılmasının ardından, ihaleyi kazanan konsorsiyumda yer alan Siemens'in, 2019 Aralık ayına kadar İzmir'de türbin fabrikasını kurması gerekecek. Fabrikada üretim başladığı andan itibaren türbinler dikilerek elektrik üretimi yapılacak, ayrıca lisans başvurusu gerçekleştirilecek.

Böylece, fabrikanın devreye girmesini takip eden 36 ay içinde bin megavatlık kapasite kurulmuş olacak.

Yatırım tutarı bir milyar doları aşan proje için yerli ve yabancı finans kuruluşlarıyla görüşmeler sürerken, proje için 700-800 milyon dolarlık kredi kullanılması amaçlanıyor. Söz konusu finansman temininin 2019'un ilk yarısında tamamlanması hedefleniyor.

– "Özel sektör sorumluluk almaya hazır"

Ön lisans başvurusunu AA muhabirine değerlendiren EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye'nin çeşitli yerlerine yayılan bin megavatlık proje için ön lisans başvuru sürecinin tamamlandığını söyledi.

Ön lisans başvuru dosyalarının tamamlanması konusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile yakın iş birliği içinde çalıştıklarını belirten Yılmaz, "Özel sektör, lisans sürecinde olduğu gibi YEKA sürecinde de ülkemize yatırımların artması konusunda ne kadar hazır olduğunu bizlere gösterdi. Ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyoruz." dedi.

Rüzgar YEKA ihalesi geçen yıl ağustos ayında yapılmış, Kalyon-Siemens-Türkerler konsorsiyumu kilovatsaat başına 3,48 dolar/cent ile en iyi teklifin sahibi olmuştu. Rüzgar YEKA kapsamında kurulacak santralde kullanılacak ekipmanlarda yüzde 65 yerlilik oranı hedeflenmiş ve fabrika kurulumu ve işletilmesinde yüzde 90 yerli, Ar-Ge'de de yüzde 80 yerli istihdam şartı konulmuştu.

Konsorsiyum, ihalenin ardından şubat ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile rüzgar YEKA kullanım hakkı sözleşmesi imzalamış, böylece konsorsiyumun 15 yıllık alım garanti süresi başlamıştı.

Advertisements

Bilişim protokolleri ile 70 milyon lira vatandaşın cebinde kalacak

ANKARA (AA) – MUHAMMED BOZTEPE – İçişleri Bakanlığınca aralarında 8 bakanlığın da bulunduğu 15 kurumla imzalanan bilişim protokolleri çerçevesinde, vatandaşa yılda 70 milyon lira tasarruf yapma imkanı sunulacak.

AA muhabirinin yetkililerden aldığı bilgiye göre İçişleri Bakanlığı'nda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 2023 vizyonu çerçevesinde başlatılan dijital dönüşüm ve bürokrasinin azaltılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

İçişleri Bakanlığında yürütülen dijital dönüşüm ve yalınlaştırma çalışmalarında süreklilik sağlanması amacıyla Strateji Geliştirme Başkanlığı bünyesinde, konusunda uzman personelin bir araya getirildiği 9 kişilik bir ekip oluşturuldu.

Yürütülen yalınlaştırma çalışmalarında, vatandaşlardan zorunlu haller dışında belge istenmemesi, işlemlerde vatandaş beyanının esas alınması, kamu kurumlarının bilgi sistemlerinin entegrasyonuyla bilgilerin elektronik ortamda temin edilmesi, elektronik ortamda başvuruların alınması, elektronik ortamdan başvuru yapamayan vatandaşlar için alternatif çözümler geliştirilmesi ile vergiler ve harçlar dışında başvuru ücreti alınmaması ilkeleri benimsendi.

– E-Devlet hizmetleri 356 milyon kez kullanıldı

Bakanlık, hizmet süreçlerini yalınlaştırmak, Elektronik Kamu Bilgi Yönetim Sistemi'nde (KAYSİS) tanımlanan hizmetlerde gereksiz belge, birim, mevzuat, süreçlerini sadeleştirmek ve başvurulu hizmetlerde işlemlerin e-Devlet'ten sunulmasını sağlamak üzere çalışmalarını 3 ana eksende gerçekleştirdi.

İçişleri Bakanlığının bir yıllık çalışmaları neticesinde, 785 hizmette istenen 2 bin 185 belgeden 1046'sı kaldırıldı. İstenen belge sayısında yüzde 48 azalma sağlandı, 93 milyon lira tasarruf yapıldı.

Hizmetlerde erişimi kolaylaştırmak için e-Devlet'ten sunulan vatandaş başvurulu hizmet sayısı 120'ye ulaştı.

– Protokol yapılan bakanlık ve kurumlar

Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı ile arasında protokol çalışması yapılan bakanlık ve kurumlar şöyle:

"Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye Noterler Birliği, Doğal Afet Sigortaları Kurumu, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi."

Enerjinin 1 milyar dolarlık rüzgarı “yüksekten” esecek

İSTANBUL (AA) – NURAN ERKUL KAYA – Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları rüzgar enerjisi (YEKA RES-2) kapsamında yaklaşık bir milyar dolarlık yatırımla kurulacak toplam bin megavatlık santraller için seçilen Balıkesir, Çanakkale, Aydın ve Muğla "yüksek rüzgar sınıfı" bölgeleri arasında yer alıyor. Proje kapsamında 250'şer megavatlık 4 ayrı ihaleyle orta ölçekli yatırımcının da ihalelere katılabilmesi ve santrallerin hem daha hızlı hayata geçirilmesi hem de daha kolay finanse edilmesi hedefleniyor.

AA muhabirinin YEKA RES-2 ihale şartnamesinden derlediği bilgilere göre, son başvuru tarihi 7 Mart 2019 olarak belirlenen yarışmalar 4 ayrı bölge için düzenlenecek.

Balıkesir, Çanakkale, Aydın ve Muğla'da 250'şer megavatlık rüzgar enerjisi santrali kurulması amaçlanan YEKA RES-2 ihalelerine şirketler konsorsiyum olarak girebileceği gibi yabancı şirketler için de Türk ortak şartı aranmayacak.

Aynı şirket bölgelerin tümü için başvuruda bulunabilecek. Şirketlerin mali yeterliliğinin, son 3 yıllık satış gelirlerinin 150 milyon lira ve üzeri veya 2018 yıl sonu itibarıyla aktif büyüklüklerinin 45 milyon lira ve üzerinde olması gerekiyor.

– Türbinlerde yüzde 55 yerlilik

Proje "yerli malı kullanım karşılığı" şeklinde tahsis edileceği için türbin fabrikası şartı aranmayacak, ama kurulacak santralde kullanılan türbinlerin yerlilik oranı yüzde 55 olacak.

Yatırım değeri bir milyar doları bulan santrallerde kullanılacak her bir türbinin kapasitesi en az 3 megavat veya üzerinde olacak, YEKA RES-1 projesine göre daha büyük kapasiteli ve verimli türbinler kullanılması sağlanacak.

Projenin kurulum ve yan sanayilerdeki imalat kapsamında dolaylı olarak yaklaşık 3 bin kişilik istihdam yaratması bekleniyor.

– İlk elektrik üretimi 60 ay içinde

YEKA RES-2 kapsamında seçilen bölgeler "yüksek rüzgar sınıfı" (class 1 ve class 2) bölgeleri arasında yer alırken, 250'şer megavat için 4 ayrı ihale gerçekleştirileceği için büyük yatırımcının yanı sıra orta ölçekli yatırımcıların da ihalelere katılmasıyla çeşitlilik sağlanacak.

Böylece, söz konusu projelerin hem daha hızlı hayata geçirilmesi hem de daha kolay finanse edilmesi amaçlanıyor.

Tavan fiyatı kilovatsaat başına 5,5 dolar/centten açılacak ihaleleri kazanan şirket veya şirketler için lisans süresi 49 yıl geçerli olacak. İmzalanacak elektrik satış anlaşması kapsamında 15 yıl boyunca üretilecek enerji, ihalede ortaya çıkan fiyatlar üzerinden devlete satılacak.

Kazanan firma veya firmaların ilk 24 ay içinde ön lisans başvurusu yapması ve takip eden en fazla 36 ay içinde elektrik üretiminine başlaması gerekecek. Böylece, en fazla 60 ayın sonunda bu bölgelerdeki rüzgar enerjisi santrallerinde ilk elektrik üretimi gerçekleşecek.

Kurulacak toplam bin megavatlık santraller tam kapasite devreye girdiğinde yılda 3,4 milyar kilovatsaat elektrik üreterek, Türkiye'nin 2017 sonu itibarıyla 294,5 milyar kilovatsaat olan elektrik tüketiminin yaklaşık 1,1'ini karşılayabilecek.

2019 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda

TBMM (AA) – TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgili ve bağlı kuruluşların bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, enerjide dışa bağımlılığının azaltılması yönündeki stratejinin gerçekleşmesine uygun adımların atılmadığını savundu.

Yapılan bazı anlaşmaların dışa bağımlılığı artırdığını öne süren Şener, Akkuyu Nükleer Santrali'yle, nükleer enerjide Türkiye'nin yüzde yüz Rusya'ya bağlı olacağını belirtti.

Şener, "Türkiye, nükleer santralleri ihtiyaç duyulan dönemde devreye sokamamıştır. Şimdi yenilenebilir enerjinin üretimiyle ilgili teknolojiler hızla gelişmektedir. Nükleer santrale başlamanın vakti mi değil mi bu tartışılmalı, gözden geçirilmelidir. Nükleer santral gibi dünyada tartışılan bir konuda fiyatları düşürmeyecek, aksine artıracak bir anlaşmanın niye yapıldığını çözümleyemiyorum." değerlendirmesini yaptı.

Rusya ile Türkiye arasında yapılan anlaşmanın teknoloji transferini Türkiye'ye kazandıracak gibi görünmediğini anlatan Şener, "Dolayısıyla, dışa bağımlılık konusunda daha etkin ve dikkatli projelere geçilmesinde fayda olduğu kanaatindeyim." diye konuştu.

Enerji işlerinde çevrenin korunmasının önemli konulardan biri olduğuna işaret eden Şener, "Çevrenin korunması konusunda hükümetin politikalarında bir hassasiyet eksikliği olduğu düşünüyorum. ÇED raporlarının zorunluluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik düzenlemeler çevrenin korunmasıyla ilgili hassasiyetin eksikliğini gösterecek bir durumdur." dedi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, "Enerjide bu kadar dışa bağımlılık doğru değil." ifadesini kullandı.

"Rusya ile bugün iyiyiz ama üç yıl sonra bir kavga etsek ne olacak?" diye soran Paylan, "Enerjide bu kadar dışa bağımlı olunca siyasetiniz de bağımlı olur. 'Tezek yakarız' diyemezsiniz. Enerjide bir ülkeye bu kadar bağımlı olmak doğru değil." diye konuştu.

Türkiye'nin, maden işçilerinin ölümümde avrupada birinci olduğunu belirten Paylan, bu soruna ilişkin, bakanın sunumda bir değerlendirme bulunmadığını kaydetti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın arabasını gördüğünü, bu arabanın yüz kilometrede 15-18 litre yakıt tükettiğini anlatan Paylan, "Niye 4 litre yakan bir arabaya binmiyorsunuz ya da neden hibrit bir arabaya binerek örnek olmuyorsunuz?" diye sordu.

Paylan, üst düzey bakanlık bürokratları içinde hiç kadının yer almadığını belirterek, bu konuya ilişkin de eleştiride bulundu.

– "Arz güvenliği riski"

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Türkiye'nin enerjide ithalata bağımlı bir ülke olduğunu vurgulayarak, Türkiye'de birincil enerji kaynaklarında ithalat oranının yüzde 74 düzeyinde olduğunu kaydetti.

Kalaycı, "Birincil enerji kaynakları tüketimi içerisinde yenilenebilir kaynakların payı yüzde 13 seviyelerinde olup halen çok düşük düzeydedir. Aslında, yenilenebilir enerji alanında, özellikle güneş ve rüzgar enerjisi Türkiye ekonomisi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Avrupa'da en yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahip ülkelerden biri olan Türkiye, bu potansiyeline göre düşük üretim yapmaktadır. Birincil enerji kaynakları içerisinde doğal gazda yaklaşık yüzde 98, petrolde ise yaklaşık yüzde 91 oranındaki dışa bağımlılık önemli bir arz güvenliği riski oluşturmaktadır. Arz güvenliği hususu ve mevsimsel talep dalgalanmaları doğal gaz depolama kapasitesinin artırılmasını zorunlu kılmıştır. Enerjinin her alanda verimliliğinin artırılması, israfın önlenmesi ve enerji yoğunluğunun azaltılması önem arz etmektedir. Türkiye'nin cari açığında önemli bir paya sahip olan enerji ithalatını belirli bir seviyede tutabilmesi için hem arz üzerinde hem de talep yönlü tedbirleri arka arkaya hayata geçirmesi zorunluluktur." değerlendirmesini yaptı.

Kayıp kaçakların çok boyutlu bir sorun olarak algılanarak, çözüme kavuşturulması gerektiğine değinen Kalaycı, TRT payını devam ettirmenin bunu bir vergi haline getirdiğini anlattı.

TBMM'de bu hafta

TBMM (AA) – COŞKUN ERGÜL – Meclis, yoğun mesai yapacağı bir haftaya daha giriyor. 2019 yılı bütçesi, Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu ile 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) görüşülecek.

TBMM Genel Kurulu'nda, 30 Ekim Salı günü, Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon'un hazırladığı, 2017 yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu müzakere edilecek.

701 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ise 31 Ekim Çarşamba günü Genel Kurul'da ele alınacak.

9 maddelik KHK, kanun teklifi gibi görüşülecek; KHK'nin tümü ve maddeleri üzerinde beş siyasi parti grubu ve şahıslar adına konuşmalar yapılacak.

– 2019 yılı bütçesi komisyonda

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın 2019 yılı bütçesini 23 Ekim Salı günü sunmasının ardından, bütçe mesaisine bu hafta devam edecek.

Komisyonda, 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın geneli ile Sayıştay raporları üzerindeki görüşmeler 30 Ekim Salı günü gerçekleştirilecek.

31 Ekim Çarşamba gününden itibaren ise Cumhurbaşkanlığı, TBMM, bakanlıklar ve kurumların bütçeleri üzerinde müzakereler yapılacak.

Plan Bütçe Komisyonunda kurumların 2019 yılı bütçelerinin görüşme takvimi şöyle:

31 Ekim Çarşamba: Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Kamu Denetçiliği Kurumu, Sayıştay, MİT Başkanlığı, MGK Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı.

1 Kasım Perşembe: Milli Savunma Bakanlığı.

2 Kasım Cuma: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Nükleer Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü.

Dilekçe Komisyonu, 31 Ekim Çarşamba günü toplanacak. Toplantıda, Başkanvekili seçimi yapılacak, komisyonun çalışma usulüne ilişkin kararlar alınacak ve alt komisyonlar oluşturulacak.

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, 31 Ekim günü gerçekleştireceği toplantıda, 26. Yasama Döneminde kurulan "Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi ve Kırsalda Kadın Girişimciliğinin Desteklenmesi" Alt Komisyonu taslak raporunu müzakere edecek. Komisyonda ayrıca, alt komisyonların kurulmasına dair öneriler de tartışılacak.

KİT Komisyonu, denetimlerine devam edecek.

Komisyon, 31 Ekim günü Türkiye Petrolleri A.O. Genel Müdürlüğü ile Türkiye Petrolleri Petrol Dağıtım A.Ş. Genen Müdürlüğü'nün; 1 Kasım Perşembe günü ise TÜRKSAT Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme AŞ. ile İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlama ve Düzenleme Kurulu Başkanlığı'nın hesaplarını inceleyecek.

Türkiye'nin maden kaynaklarının röntgeni çekiliyor

ANKARA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, maden rezervlerinin yoğun olduğu bölgeleri tespit ederek nokta atışlarla maden arama ve sondaj çalışmaları yapılacağını belirterek, "Şu ana kadar proje (Havadan Jeofizik Araştırmaları Projesi) kapsamında ilk öngörü haritalarının oluşturulması amacıyla planladığımız 820 bin kilometrekarelik alanın yaklaşık 570 bin kilometrekarelik kısmını taradık. 100 günlük eylem planında hedefimiz 500 bin kilometrekarenin taranmasıydı." dedi.

Dönmez, Ankara'da Genel Havacılık Terminali'nde düzenlenen "Havadan Jeofizik Araştırmaları Projesi" tanıtımında konuştu.

Türkiye'nin maden kaynaklarının adeta röntgeninin çekildiğini ifade eden Dönmez, geçen yıl aralıktan bugüne kadar Türkiye'nin yarıdan fazlasının ilk etap ölçümlerinin tamamlandığını söyledi.

Dönmez, şimdiye kadar bu kapsamda iki uçakla toplam bin 500 saatin üzerinde uçuş gerçekleştiğini kaydederek, bu uçuşların yüzeye yakın olacak şekilde nominal 200 metre yükseklikte gerçekleştiğini aktardı.

Maden rezervlerinin yoğun olduğu bölgeleri tespit ederek nokta atışlarla maden arama ve sondaj çalışmaları yapılacağını belirten Dönmez, şunları kaydetti:

"Şu ana kadar proje kapsamında ilk öngörü haritalarının oluşturulması amacıyla planladığımız 820 bin kilometrekarelik alanın yaklaşık 570 bin kilometrekarelik kısmını taradık. 100 günlük eylem planında hedefimiz 500 bin kilometre karenin taranmasıydı. Hamdolsun bugün bu rakamın da ötesine geçerek az önce bahsettiğim üzere 570 bin kilometrekarelik kısmını taradık. İnşallah bu rakamı yıl sonuna kadar 700 bin kilometrekareye çıkaracağız.
Çevresel ve fiziki koşulların imkansızlığı nedeniyle maden arama ve tespit çalışmalarının yapılamadığı bölgeler de dahil olmak üzere bütün Türkiye'nin havadan jeofizik haritalarını oluşturarak potansiyel alanları tespit edeceğiz."

– "Karadan toplanmak istendiğinde 250 yıl sürecekti"

Dönmez, havadan jeofizik verilerin toplanmasını esas alan proje kapsamında iki uçağa gerekli olan cihaz, sensör ve tüm ek donanımların entegrasyonunun yapılarak Türkiye'ye getirildiğini belirtti.

Söz konusu projeyle havadan jeofizik araştırmalar sektörüne önemli bir yeniliğin de kazandırıldığını vurgulayan Dönmez, "Biliyorsunuz, bu araştırmaları Cessna Caravan modeli sabit kanatlı uçaklarla yapıyoruz. Uçaklarımızın kuyruk kısmına monte edilen Düşey Manyetik Gradient Sensörü, bu model uçaklar için dünyada ilk defa bizim projemiz için geliştirilip, üretildi.
Bu sensörün projemize getirdiği avantajla yüzeye yakın yer altı yapılarını daha kolay ve net bir şekilde tespit ediyoruz." diye konuştu.

Dönmez, havadan jeofizik araştırmaların dünyada madencilik sektöründe başı çeken ülkeler tarafından aktif şekilde kullanıldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Türkiye olarak bu alanda artık biz de varız. Dünyada bu alanda kullanılan en son teknoloji, donanım ve yazılım ne ise aynısını ülkemizde de kullanıyoruz. Proje kapsamında verilerin toplanması, kalite kontrolü, analiz ve haritalama işlemleri MTA’nın uzmanları ve mühendisleri tarafından yürütülüyor. Proje tamamlandığında dünyada havadan jeofizik araştırmalar sektöründe hizmet veren ilk 8 ülke arasında yer alacağız. Bu teknolojiyi kullanmasak bu verileri toplayabilir miydik? Evet toplayabilirdik. Ancak iki ekip ve klasik yöntemle bu veriler karadan toplanmak istendiğinde 250 yıl sürecekti. Bu durumda yaklaşık olarak 100 kat daha uzun süreye ve 29 kat daha fazla ekonomik kaynağa da ihtiyaç duyulacaktı."

Bakan Dönmez, proje tamamlandığında havadan hızlı ve etkin şekilde toplanan yüksek çözünürlüklü veriler ile daraltılan alanlarda karadan jeofizik, jeolojik ve sondaj çalışmaları sonucu nihai arama hedeflerine ulaşmayı planladıklarını belirtti.

Projeyle, Türkiye ekonomisine ve madencilik sektörüne ekonomik ve zaman anlamında büyük katkılar sunulacağının altını çizen Dönmez, sözlerini şöyle tamamladı:

"Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak milli enerji ve maden politikalarımız kapsamında ülkemizdeki yerli maden potansiyelimizi ortaya çıkarmak için havadan yürüttüğümüz çalışmaların yanında, gemilerimizle de denizlerimizdeki hidrokarbon ve maden potansiyelimizin keşfedilmesi için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Karada, denizde ve havada maden ve doğal kaynaklara ilişkin tüm varlıkların tespiti için yapılması gereken ne varsa yapıyoruz. Karalarda yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında, MTA bu yıl bir milyon 200 bin metre sondaj gerçekleştirdi. Yıl sonu hedefimiz ise 1 milyon 600 bin metre sondajı gerçekleştirmek. Bu rekor sondaj büyüklüğü. Enerjide bağımsızlığın ülkemizin geleceği için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bütün çalışmalarımızı bu bilinç ve sorumlulukla yürütüyoruz.
Biz sadece bugün için değil, Türkiye’nin geleceği, gelecek nesilleri, 2023, 2053 ve 2071 vizyonları için gayret edip çalışıyoruz. Yerli kaynaklarımızı ne kadar çok kullanır, enerji teknolojilerini ne kadar fazla yerlileştirirsek, 'Büyük ve Güçlü Türkiye' hedefimize giden yolda o kadar güçlü olacağız."

Enerji Tüketici Zirvesi

ANKARA (AA) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bu yılın ilk 10 ayında sadece Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) elektrik ve doğal gazla ilgili yaklaşık 34 bin başvuru geldiğini belirterek, "Bilgi edinme ve kurumlarımıza gelen diğer başvurular bu rakamın dışında. Tüketicilerimizin rahatsız olduğu yerlerde düzenlemeler yapıyoruz. Hizmet kalitesinin artması için Türkiye'yi diğer ülkelerle kıyaslıyoruz. Tüketici refahını dengede tutmaya çalışıyoruz." dedi.

Dönmez, "Enerji Tüketici Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, Türkiye'de 54 milyon elektrik ve doğal gaz abonesi, 23 milyon petrol ve akaryakıt tüketicisi ile tahmini 5 milyon kömür kullanan hane ve sanayi ile toplamda 80 milyonun biraz üzerinde noktaya hizmet veren şirketlerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilişkili olduğunu söyledi.

Bakanlığın tüketicilerle ilişkilerde izleme, denetim ve iletişimden oluşan 3 ayaklı bir stratejisi olduğunu ve kurumlara gelen öneri ile şikayetleri her ay izlediklerine belirten Dönmez, şöyle konuştu:

"Bunları düzenli olarak konularına göre raporluyor, sorunların hangi konularda yoğunlaştığını tespit ediyoruz.
Bu yılın ilk 10 ayında sadece CİMER'e elektrik ve doğal gaz ile ilgili yaklaşık 34 bin başvuru geldi. Bilgi edinme ve kurumlarımıza gelen diğer başvurular bu rakamın dışında.
Tüketicilerimizin rahatsız olduğu yerlerde düzenlemeler yapıyoruz. Hizmet kalitesinin artması için Türkiye’yi diğer ülkelerle kıyaslıyoruz. Tüketici refahını dengede tutmaya çalışıyoruz.
Özellikle Avrupa’da ay ay yayınlanan Avrupa başkentlerdeki elektrik ve gaz konut fiyatlarını istisnasız takip ediyoruz. Ankara, kilovatsaat başına 2,1 avro/cent olan gaz bedeli ile 1 Ekim'deki fiyatlarla bile Avrupa’nın en ucuz gaz satışı yapılan başkenti durumunda."

– "En düşük üçüncü elektrik fiyatı"

Avrupa'da Mart 2017'den bu yana elektrik, Eylül 2017'den bu yana da gaz fiyatlarının arttığının belirlendiğine işaret eden Dönmez, "Türkiye hala Avrupa'da en düşük üçüncü elektrik fiyatına sahip ülke. Satın alma paritesi ile düzeltme yapılsa da Makedonya, Litvanya, Bulgaristan gibi ülkelerin de altında bir elektrik fiyatına sahibiz. Akaryakıtta da benzer durumlar söz konusu. Türkiye, benzin fiyatlarında Rusya, Belarus ve Moldova'nın arkasından Avrupa'da en ucuz benzinin satıldığı ülke." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Dönmez, sektörü her noktada izlediklerini ve tüketicinin durumunu dikkate aldıklarına dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Bu rakamlara itirazlar olabilir. Hepiniz itiraz da edebilirsiniz. Ama bir ürün piyasa fiyatının altında satılıyorsa talebi artar değil mi?
Otomotiv sektörü bu artışı en iyi yansıtan sektörlerin başında geliyor. Türkiye'de son senelerde büyük araç satışları tüm satışların yüzde 20'sine ulaştı. Yani hepimiz daha büyük arabalara binmek istiyoruz ve biniyoruz.
Türkiye’de akaryakıtın pahalı olduğu 2001 sonrası ilk dönemde, satılan araçların motor hacimleri 1400 cc'ye yakındı. Bugün daha çok 1600 cc ve üzeri.
Aynı şekilde doğal gazda ılık geçen bir yıla rağmen konut talebi rekor bir rakamla yüzde 15 arttı. Sanayi de ise yüzde 7'lik bir artış gerçekleşti.
Enerjide bir talep artışı olduğu ortada. Peki bu artışa rağmen hangi alanda düşüş oldu? Enerji verimliliği. Google Trends üzerinde yaptığımız veri analizine göre 'verimli' kelimesini arayanlar son bir yılda dibe vurmuş durumda. Şubat-Temmuz döneminde ise 2008’den beri en düşük seviyesini gördü. Ortada bir çelişkinin olduğu aşikar. Son bir senedir herhangi bir cihaz alırken verimli olup olmadığına bile bakmıyoruz artık. Bu da daha yüksek talep olarak tüketiciye önce zarar veriyor, daha sonra da gelirini düşürüyor."

– "Enerjinin değeri verimlilikten anlaşılacak"

Gelişmiş ülkelerde ucuz enerji ve fiyat tartışmalarından çok verimli ve etkin enerji kullanımına ilişkin tartışmalar olduğunun altını çizen Dönmez, Türkiye'nin enerjiye verdiği değerin fiyattan değil verimlilikten anlaşılacağını belirtti.

Dönmez, Avrupa'da elektrik ve doğal gaz fiyatlarının Mart 2017'den bu yana artışının petrol fiyatları ve güçlenen dolarla açıklanabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

"Hazine ve Maliye Bakanlığımız enflasyonu yönetmek adına bir fedakarlıkta bulunuyor ve akaryakıt fiyatlarında aldığı vergiyi düşürüyor. Büyük serbest tüketiciler yeni düzenlemelere göre tedarikçisini seçmezlerse daha yüksek bir tarife ile karşı karşıya kalıyorlar. Buradan hem arz hem de talep tarafına sesleniyorum; Daha uzun vadeli ikili anlaşmaların önünü açmanız gerekiyor. Elektrik piyasası serbestleştirildiği için kamu yönetimi burada düzenleyici ve denetleyici bir konumda. Serbest piyasa koşulları gereği fiyatların oluşumuna müdahalemiz yok. Kamunun elektrik üretim ve tedarik şirketi EÜAŞ bundan sonra sadece küçük ve orta ölçekli tüketicilerin elektriğini sağlayabilecek durumda. Diğer tüketiciler serbest üreticilerden elektriğini temin edebilirler."

Yapılan yeni düzenlemeyle tüketicilerin artık kendi elektriklerini üretebilmesinin önünü açtıklarını vurgulayan Dönmez, tüketicilerin ürettikleri elektriğin bir kısmını satmalarına da imkan sağladıklarını söyledi.

Bakan Dönmez, "Güneş enerjisi kullanımı kültürü aslında Anadolu'da oldukça yaygın. Su ısıtmak amaçlı çatılarda genellikle güneş kolektörleri görürseniz. Şimdi artık elektrik üretmek için gerekli sistem çatı ve cephelere bir güneş kolektörü ya da anten taktırmak kadar kolaylaştı. O yüzden tüketicilerin bu konuda daha fazla bilgi sahibi olması zirvemizin başlığı olan tüketicinin değişen rolünü de ortaya koyacaktır. Bu durum aynı zamanda yerli sanayinin gelişmesini de teşvik edecek. Yerel yönetimlerin de bu anlamdaki desteği, vatandaşı bilgilendirip, bilinçlendirmesi son derece önemli." ifadelerini kullandı.

– "Bakanlık olarak gerekeni yaparız"

Süreçte en önemli ayaklardan birinin de iletişim olduğuna dikkati çeken Dönmez, tüketicinin refahını arttırmak için gerekli araç ve görsel yayınların stratejisi, enerji verimliliği, tarafların bir araya getirilmesi gibi süreçlerle daha etkili bir iletişimin olmasını arzu ettiklerini bildirdi.

Dönmez, verimlilik konusunun artık daha fazla gündeme geleceğinin de altını çizerek, şunları kaydetti:

"Günlük yaşamın her anında küçük değişikliklerle büyük farklar ortaya koyabiliriz. Tüketici aslında çok güçlü. Bu konudaki bilinçlendirme ve farkındalık projeleriyle akılcı kullanımı hayatımızın her aşamasına uygulamalıyız. Kombinin ısısını bir derece düşürmekten LED lambalar kullanmaya, otomobilleri daha düşük hızda kullanmaktan adaptörleri prizde bırakmamaya kadar pek çok ufak değişiklikle yılda yüzde 20’lere, 30'lara varan tasarruf imkanlarımız var. Bugün 4 kişilik bir ailenin elektrik faturası, cep telefonları toplam bedelinden, su bedelinden daha düşük. Doğal gazda yazın birçoğunuza 10 lira ile 20 lira arasında fatura geliyor. Kışın 4-5 ayda gelen bedeller alternatif kaynaklara göre o kadar uygun ki ilçelere doğal gaz bağlanması hususunda Bakanlığımıza inanılmaz bir talep var."

Söz konusu süreçte dağıtım şirketlerine de büyük görevler düştüğünü vurgulayan Dönmez, bu şirketlerin tüketicinin enerji verimliliği konusunda daha fazla bilgilendirilmesi ve fayda-maliyet esasına dayanan uygulamaların hayata geçirilmesinde önemli roller üstlendiğini bildirdi.

Dönmez, "Vatandaş memnuniyeti ne kadar yüksek olursa şirketin değeri ve saygınlığı da o ölçüde artar. Aksi durumda şirketin değeri düşer ve Bakanlık olarak vatandaşa verdiğimiz sözü yerine getiremediğimiz için biz de bu noktada gerekeni yaparız." uyarısında bulundu.

Bakan Dönmez, tarafları dinledikten sonra ortaya çıkacak yol haritasının kamuoyuyla paylaşılacağını da sözlerine ekledi.

Güneş enerjisinde 1 milyar dolarlık “verimli” yatırım

İSTANBUL (AA) – Güneş enerjisinde yaklaşık bir milyar dolarlık yatırımla bin megavatlık kapasite kurulmasını hedefleyen Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA GES-2) projesinde hücre verimliliğinin en az yüzde 21, panel verimliliğin ise en az yüzde 18 olması gerekirken, bu oranlar sektörün en üst verimlilik kriterini yansıtıyor.

AA muhabirinin YEKA GES-2 ihale şartnamesinden derlediği bilgilere göre, son tekliflerin 31 Ocak 2019 tarihinde saat 12.00'ye kadar alınacağı ihaleye şirketler, konsorsiyum veya iş ortaklığı şeklinde katılabilecek.

YEKA GES-2 ihalesinde bir önceki güneş YEKA projesinden farklı olarak yabancı yatırımcıların Türk ortaklarla katılma zorunluluğu olmayacak.

Aynı şekilde, bir önceki YEKA GES-1 şartnamesinde bulunan fabrika ve Ar-Ge yatırım şartı yeni ihalede aranmazken, güneş modülü yüzde 60 olmak üzere tesis bileşenleri yerli olacak.

Sektördeki fiyat ve verimlilik trendleri takip edilerek hazırlanan YEKA GES-2 şartnamesine göre, Şanlıurfa-Viranşehir'de 500, Niğde-Bor'da 300 ve Hatay-Erzin'de 200 megavat olarak kurulacak santrallerde hücre verimliliğinin yüzde 21, panel verimliliğinin ise yüzde 18 olması şartı aranacak. Söz konusu oranlar, sektördeki endüstriyel verimlilik seviyeleri açısından en yüksek kriteri içeriyor.

İlgili firmalar, bölgelerden tekliflerini tek bir bölge için veya tüm bölgeler için verebilecek. Her üç bölgeye teklif vermek isteyen firmanın son üç yıllık gelirinin 600 milyon lira seviyesinde olması gerekirken, eğer söz konusu firma bölgelerden birine veya ikisine teklif vermek isterse gelir seviyesi kapasite oranında hesaplanacak.

Öte yandan, kilovatsaat başı 6,5 dolar/centten açılacak ihaleyi kazanan firmanın sahayı 24 ay içerisinde hazırlaması, 60 ay içerisinde de elektrik üretimine başlaması gerekecek.

Üç ayrı sahada kurulacak toplam bin megavatlık santraller yılda 1,9 milyar kilovatsaat elektrik üretirken, bu üretimle 600 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının YEKA GES-2 ihalesine ilişkin ilanı bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak süreç başlamıştı. Daha önceki güneş YEKA ihalesinde ise tavan fiyat kilovatsaat başı 8 dolar/centten açılırken, ihalede kilovatsaat başı 6,99 dolar/cent en iyi teklif olarak kayıtlara geçmişti.

Rüzgardan elektrik üretiminde rekor

ANKARA (AA) – MUHSİN BARIŞ TİRYAKİOĞLU – Türkiye'de dün rüzgardan elektrik üretiminde günlük bazda 130 bin 770 megavatsaatle rekor kırıldı.

AA muhabirinin, Enerji Piyasaları İşletme AŞ verilerinden yaptığı derlemeye göre, dün Türkiye'de toplam 780 bin 674 megavatsaatlik elektrik üretimi yapıldı.

Doğalgaz ve ithal kömür santrallerinden sonra en fazla elektrik üretimi rüzgar santrallerinde gerçekleşti.

Dün, doğalgaz santrallerinde 213 bin 537 megavatsaat, ithal kömür santrallerinde ise 180 bin 622 megavatsaat elektrik üretildi.

Rüzgardan elektrik üretiminde ise günlük bazda 130 bin 770 megavatsaatle tüm zamanların rekoru kırıldı. Rüzgardan üretilen elektrik miktarı saatlik bazda 5 bin megavatsaatin altına inmezken, saatlik ortalamada rüzgardan elektrik üretimi 5 bin 449 megavatsaat oldu.

Ayrıca Türkiye'de dün rüzgarın toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 16,8'e ulaştı. Rüzgar santralleri, barajlı hidroelektrik, linyit ve akarsu gibi önemli kaynakları geride bıraktı.

– Rüzgarda kurulu güç artıyor

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine göre, Türkiye'nin rüzgarda kurulu gücü 6 bin 621 megavat seviyesinde bulunuyor.

Türkiye'de 2005'te yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kanunu sonrasında gelişmeye başlayan rüzgar enerjisi sektörü, son 5 yılda her yıl yüzde 25-30 büyüdü.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından geçen yıl yapılan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ihalesiyle birlikte rüzgarda toplamda 4 bin megavatlık kapasite tahsisi yapıldı.

Öte yandan, rüzgar sektörü yatırımcıları, son başvuruları 23 Ekim'de alınacak bin 200 megavatlık deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi santrali ihalesi için hazırlıklarını sürdürüyor.