Categories
Politika

Dijital Türkiye kullanıcı sayısı 44,2 milyona ulaştı

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Dijital Türkiye Versiyon 1.0 kapsamında 7 bin 346 hizmet Dijital Türkiye kapısından sunulabilir kılındı. 2018'de 40 milyon olan Dijital Türkiye kullanıcı sayısı bugün itibarıyla 44,2 milyona ulaştı." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Fuat Oktay başkanlığında, ilgili bakan yardımcıları ve bürokratların katılımıyla "Bürokrasinin Azaltılması ve Dijital Türkiye Koordinasyon Toplantısı"nın sekizincisi düzenlendi.

Oktay, toplantıda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde vatandaşlara en üst düzeyde nitelikli ve hızlı hizmet sunabilmek için Dijital Türkiye hedefine ulaşmayı titizlikle sürdürdüklerini belirtti.

Son 2 yıldır yürütülen çalışmalarla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin en önemli yapı taşlarından biri olan bürokrasinin azaltılması ve kamuda işlerin şeffaf hale getirilmesini sağlayacak Dijital Türkiye sistemini iyi bir noktaya taşıdıklarını aktaran Oktay, bu sistemin tamamlanmasına ve daha da iyileştirilmesine yönelik kararlılıkla adım atmaya devam edeceklerini söyledi.

Bu yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan Dijital Türkiye Versiyon 1.0'ı planlanandan 6 ay erken tamamladıklarını anımsatan Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2019 sonu itibarıyla versiyon 1.1'deki hizmetleri de tamamlamış olacağız. Buna göre gerekli takvimlendirme yapıldı. Bakanlıklarımız ile ilgili kurumlarımız üzerine aldıkları sorumlulukları yerine getiriyorlar. Dijital Türkiye Versiyon 1.0 kapsamında 7 bin 346 hizmet Dijital Türkiye kapısından sunulabilir kılındı. 2018'de 40 milyon olan Dijital Türkiye kullanıcı sayısı bugün itibarıyla 44,2 milyona ulaştı. Ayrıca Dijital Türkiye Versiyon 1.1 kapsamında ise hali hazırda ilave olarak tanımlanan bin 144 hizmetten yüzde 57'si Dijital Türkiye kapısına entegre edilmiştir. Başlangıçta, vatandaşa sunulan toplamda yaklaşık 12 bin hizmet için 42 bin belge talep ediliyordu. Hizmet başına ortalama belge sayısı 3,5 idi. Bugün itibarıyla söz konusu oran 0,31'e düşmüş durumda. Hedefimiz sıfır belge."

Oktay, Dijital Türkiye'nin ilk versiyonunun tamamlanmasına katkı veren başta Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi olmak üzere tüm bakanlıklar ve kurumlara teşekkür etti.

– "Dijital Türkiye kapısının daha fazla kullanılmasını hedeflemekteyiz"

Bundan sonraki süreçte hizmetlerin entegrasyonunu aynı hızda devam ederken, çalışmaları bütünleşik hizmet sunumuna, daha güvenli ve etkin hizmet sunumuna taşıyacaklarını vurgulayan Oktay, şunları kaydetti:

"Vatandaşlarımızın ve özel sektörümüzün Dijital Türkiye kapısını daha fazla kullanmalarını ve memnuniyet derecelerini artırmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda verilen hizmetlere ilişkin, yöneticilerin veriye dayalı karar almalarını sağlayacak raporlama sistemi üzerinde de çalışmalar devam etmektedir. Önemli bir proje olarak, hizmetlerin tek durak noktasından sunulabilmesine yönelik çalışmaları da Dijital Dönüşüm Ofisimizin koordinasyonunda belli bir noktaya getirmiş bulunuyoruz. Bu yılın sonunda pilot uygulamaya da geçmiş olmayı öngörüyoruz. Sosyal yardım başvuruları artık tamamen dijitalleştirildi. Başvuru süreçleri kolaylaştırıldı. KKTC'de sunulan hizmetlerin başta altyapı olmak üzere dijitalleştirilmesi konusunda da desteklerimiz ve tecrübe paylaşımlarımız da devam ediyor."

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sağladığı avantajlar sayesinde, asgari seviyede bürokrasiyle etkin hizmet veren idari yapıyı Dijital Türkiye platformunda katedilen aşamayla taçlandırdıklarını dile getiren Fuat Oktay, gelecek dönemde, tüm hizmet süreçlerinde sonuç ve verim odaklı bir anlayışla Dijital Türkiye'yi dönüştürmeye kararlılıkla devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Categories
Alaturka Gazetesi

4. Etnospor Kültür Festivali

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 4. Etnospor Kültür Festivali'nde olmaktan gurur duyduğunu anlatarak, "Dünya medeniyetlerinin başkenti İstanbul'u bu anlamda turizmin cazip merkezine bu festivalle dönüştürebiliriz." dedi.

Dünya Etnospor Konfederasyonu (DEK) tarafından "Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın" sloganıyla azim, kararlılık ve mücadele vurgusuyla Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen festivalin son gününde kapanış konuşmalarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve DEK Başkanı Bilal Erdoğan yaptı.

Fuat Oktay, burada bulunmaktan onur duyduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Mazlumların lideri Cumhurbaşkanımızla, Kızılcahamam'daydık. Orada program biter bitmez, 'Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın' da denince bunun parçası olmak istedik. Öyle bir dünyadayız ki teknoloji ve dijitalleşme ilerliyor ama burada stantları da gördüğümüzde kendi sporlarımızı ve geleneklerimizi unuttuğumuzu görüyoruz. Dünyadaki milletler aslında kendi arasındaki iletişimi bir şekilde spor ve gelenekleri vasıtasıyla kurmuşlar. Her iki taraf bundan mutluluk duyuyor. Biz bugünle ilgili ve gelecekle ilgili iddialıyız, bu da iddiamız da yalnız olmadığımızın göstergesi. Katar burada, Azerbaycan burada. Arjantin dünyanın diğer tarafından geldi. Çok farklı ülkelerle birlikte artarak devam edecek."

Etnospor Kültür Festivali'nin özgün bir etkinlik olduğunu vurgulayan Oktay, "Dünya medeniyetlerinin başkenti İstanbul'u bu anlamda turizmin cazip merkezine bu festivalle dönüştürebiliriz. Bunu görmek, yaşamak için dünyanın farklı ülkelerinden insanların buraya geleceklerine yürekten inanıyorum. Burada birlik, beraberlik ve kardeşliğin tadını alacaklar. Çocukların, yaşlıların, gençlerin unutulmadığı sporların geleneksel anlamda canlandığı bir ortam burası." değerlendirmesinde bulundu.

Atatürk Havalimanı'nda Millet Bahçesi yapacaklarını hatırlatan Oktay, "Cumhurbaşkanımız da ifade etti, burası birçok etkinliğe, fuara ev sahipliği yapacak bir merkez de olacak. Yeni yaşadığımız bir deprem var. Orada da ciddi bir fonksiyonu üstlenecek bir merkez burası. Burası, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla çok amaçlı tasarlanacak bir merkez olacak. Sonraki yıllarda bu zenginlikle bu festival çok daha gelişmiş, çok daha fazla ülkenin katılımıyla yapılacaktır." şeklinde konuştu.

Fuat Oktay, başta DEK Başkanı Bilal Erdoğan olmak üzere emeği geçenlere de teşekkür etti.

– Bilal Erdoğan: "Kültürümüze sahip çıkmak zorundayız"

Bilal Erdoğan, 4. Etnospor Kültür Festivali'ni başarılı bir şekilde kapattıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Bugün yeni bir mekandayız. 2 yıl ekim ayının başında bu etkinliği burada yapıyor olacağız. Atatürk Havalimanı'nda yapmamızın temel sebebi, burada inşa edilecek, hayata geçecek olan Millet Bahçesi'nin içinde geleneksel sporları ve kültürümüzü yaşatacağımız bir alanın olmasını arzu edişimizdir. Cumhurbaşkanı Yardımcımıza, ilgililere burası planlanırken, bu vesileyle böyle bir alanın korumasını rica ediyoruz. Hakikaten yüzbinlerce İstanbullunun gözlerinde ışıltı vardı. Anneler, babalar, dedeler, nineler, 'Ne iyi ettiniz de yaptınız.' dediler."

Şehirlerde kültürün yaşatılmasının zor olduğuna vurgu yapan Erdoğan, "Şehirlerde böyle merkezi alanlarda geleneksel sporlar ve kültürümüzü yaşatmalıyız. Kimliksiz, soysuz bir millet olmak istemiyorsak kültürümüze sahip çıkmak zorundayız. İddialı olmak böyle mümkün olur. Kültürümüzü yitirirsek, iddiamız artık bizim olmaktan çıkmış demektir. Bu yoldan dönenin kaşığı kırılsın, diyorum." diye konuştu.

Bilal Erdoğan, 5. Etnospor Kültür Festivali'nin gelecek yıl ekim ayında yine Atatürk Havalimanı'nda yapılacağını belirterek, emeği geçen herkese teşekkür etti.

Konuşmaların ardından toplu fotoğraf çekimi yapıldı.

Categories
Politika

“AB Komisyonu'ndan nesnel, adil, vizyoner Türkiye politikası bekliyoruz”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yeni AB Komisyonu'ndan daha nesnel, adil ve vizyoner bir Türkiye politikası oluşturmasını beklediklerini söyledi.

Oktay, AB Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos, Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer ve Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner'i temsil eden Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Charles Fries'i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti.

Kabulde bir konuşma yapan Oktay, Paris'te dün meydana gelen üzücü saldırı nedeniyle Fransa İçişleri Bakanı Castaner'in ziyarete katılamadığını belirtti. Oktay, heyetin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmeler gerçekleştirerek, gündemdeki konuları etraflıca değerlendirdiğini ifade etti.

Yeni seçilen AB Komisyonu'nun 1 Kasım'da göreve başlayacağını anımsatan Oktay, "Yeni AB Komisyonu'nun daha nesnel, adil ve vizyoner bir Türkiye politikası oluşturmasını bekliyoruz." dedi.

Oktay, Türkiye'nin 4 milyona yakın yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yaparak, ağır bir yük altında olduğunu anımsattı.

Bölge ülkelerindeki siyasi ve ekonomik şartlar düzelmedikçe, göçe neden olan koşullar ortadan kaldırılmadıkça, Avrupa'ya yönelen düzensiz göçün sıfıra inmesini beklemenin gerçekçi olmayacağına dikkati çeken Oktay, "Düzensiz göçmen yükünü, Türkiye'nin tek başına üstlenmesini istemek doğru ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir. Başta AB ve AB üyesi ülkelerin bu konuda gerekli sorumluluğu almasını, elini taşın altına koymasını bekliyoruz. Ülkemizin çabaları olmasaydı, Avrupa'ya milyonlarca kişi geçmiş olacaktı. Göç krizinin doğru bir şekilde yönetilebilmesi için adil yük ve sorumluluk paylaşımı gereklidir." diye konuştu.

Oktay, gelinen noktada, Suriyelilerin gönüllü geri dönüşlerine yönelik gerekli koşulların sağlanması için birlikte yapılacakların ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin, Suriye sınırı boyunca bir güvenli bölge kurulması amacıyla ABD ile görüşmeleri sürdürdüğünü anımsatan Fuat Oktay, şunları kaydetti:

"Oluşturacağımız bu barış koridorunda, yaklaşık 2 milyon Suriyelinin bölgeye gönüllü olarak yerleşmesini öngörüyoruz. Bugüne kadar ülkemizin Suriye'de terörden arındırdığı bölgelere 365 bini aşkın Suriyeli geri döndü. Bu durum, güvenliği sağlarsak, temel ihtiyaçları karşılarsak ve gerekli altyapıyı tesis edersek, Suriyelilerin topraklarına geri dönebileceklerine işaret ediyor. Güvenli bölgede, gerekli altyapıyı, geçici ve kalıcı barınma yerlerini, hastaneleri, okulları inşa etmemiz lazım. Projelerimiz hazır ancak hayata geçirilmesi için başta AB olmak üzere bölgedeki tüm aktörlerin desteğine ihtiyaç var."

Kabulde, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger ve Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann da yer aldı.

Categories
Politika

“Kültür ve sanatta olmamız gereken noktadan uzaktayız”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Cumhurbaşkanımızın da her zaman altını çizdiği bir gerçek var ki o da ne yazık ki kültür ve sanat alanında olmamız gereken noktadan oldukça uzaktayız tüm gayretlerimize rağmen. Arşivlerimiz, kütüphanelerimiz yoğrulmayı, esere dönüşerek vücut bulmayı bekleyen kıymetlerle dolu." dedi.

Oktay, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, 16'ncı Uluslararası Türk Sanatları Kongresi'ne katılacak sanat tarihçileri ve akademisyenlerle akşam yemeğinde bir araya geldi.

Burada yaptığı konuşmada Oktay, kadim medeniyetin ve sınırları bulunmayan gönül coğrafyasının ortak dilinin sahip olunan kültürel miras ve sanatsal zenginlik olduğunu söyledi.

Medeniyetlerin sadece kılıçla değil, mimariyle, mürekkeple ve samur fırçalarla şekillendiğini anlatan Oktay, ecdadın dokunduğu topraklarda el yazmalarından yaşamın her safhasının sanatla yorumlandığını, günlük hayatın kendisinin adeta bir sanata döndüğünü ifade etti.

Türk sanatının tarihi derinliği ve müktesebatının zümrüdü anka kuşunun üzerindeki tüy miktarınca, sonsuz ve eşsiz olduğunu vurgulayan Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türk sanatını varlık sınırlarımızın ötelerinden başlayarak ele almak ve ihya etmek sanatımızın hak ettiği iltifata mazhar olması anlamına gelmektedir. Bu açıdan 60 yılı geride bırakan Uluslararası Türk Sanatları Kongresi'nin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kongre, çeşitli ülkelerden Türk sanatına gönül vermiş bilim insanları ve araştırmacıları bir araya getirerek çalışmalarını sunmaya, fikir alışverişi ve müzakereye imkan tanımaktadır. Aynı zamanda Türk sanat mirasının, ilim, irfan ve hikmetin mürekkebinden damıtılarak gelecek nesillere taşınmasına da vesile olmaktadır. Dünyada bilim, teknoloji ve sanat gibi alanlarda önemli dönüşümlerin yaşandığı bu dönemde bize ait olanı korumak ve geleceğe aktarmak her zamankinden daha da önemli hale gelmiştir.

Yalnızca Türk sanatı değil, dünyanın tüm kadim değerleri, içinde yaşadığımız çağın hızla değişen ve dönüştüren ruhu sebebiyle daha fazla sahip çıkılması ve korunması gereken bir dönemdedir. Böyle bir çağda, milletlerin kültürel değerleriyle olan bağlarını sürdürmek ve tarihi sürekliliği sağlamak açısından kültür ve sanat, hayati bir role sahiptir. Hafızamızı ve köklerimizle olan irtibatımızı koparmaya yönelik tüm çabalara rağmen, tarihimizle aramızda köprü olan sanat birikimimiz çok şükür hayatta kalmış ve bugünlere ulaşabilmiştir."

Oktay, Uluslararası Türk Sanatları Kongresi'ne uzun yıllardır destek veren Kültür ve Turizm Bakanlığının geçen 7 yılda, 407 kültür ve sanat projesine 130 milyon lira katkı sağladığını aktardı.

Yurt dışındaki kültür ve sanat mirasını ihya eden TİKA vasıtasıyla, sadece son iki yılda, 18 ayrı ülkedeki 35 projeye milyonlarca dolar restorasyon ve iyileştirme çalışması gerçekleştirildiğini vurgulayan Oktay, "Geleneksel çini ustalığı ve ebru sanatı, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne kabul edilmiştir. Ülkemizin yetiştirdiği sanat tarihi ve güzel sanatlar alanında uzman birçok kıymetli akademisyenimiz, hocalarımız devletimizin tüm bu gayretlerinde yol gösterici ve ufuk açıcı olmuştur. Bu vesileyle, Uluslararası Türk Sanatları Kongresi başta olmak üzere, Türk sanatının desteklenmesinde emeği olan herkese şükranlarımı sunuyor, ahirete irtihal edenlere Allah'tan rahmet diliyorum." ifadelerini kullandı.

Oktay, ecdadın miras bıraktığı kültür ve sanat müktesebatını daha ileriye taşıyabilmek için akademik çalışmaların ve bu alanlarda kalifiye insan kaynağı yetiştirmenin önemli olduğunu aktardı.

Üsküp'ten Semerkant'a coğrafyanın dört bir yanını nakış nakış dokuyan camilerin, türbelerin, kervansarayların ve köprülerin kıymetini yarınlara taşıyacak sanat gönüllülerine ihtiyaç duyduklarının altını çizen Oktay, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımızın da her zaman altını çizdiği bir gerçek var ki o da ne yazık ki kültür ve sanat alanında olmamız gereken noktadan oldukça uzaktayız tüm gayretlerimize rağmen. Arşivlerimiz, kütüphanelerimiz yoğurulmayı, esere dönüşerek vücut bulmayı bekleyen kıymetlerle dolu. Bugün müzelerimizde sergilenenlerin haricinde, sadece depo alanlarında muhafaza edilen eserlerimiz bile, dünyaya yepyeni pencereler açacak nitelikte ve sayıdadır. Zenginliklerimizin yeniden hayat bulması için hem akademisyenlerimize hem sanatkarlarımıza hem de bizlere önemli görevler düştüğünün bilincindeyiz.

Değerli hocalarım, yeni Sinanlar, Levni'ler, Nakkaş Nigari'ler, Çinicizade Abdullahlar ve Hattat Hasan Çelebiler yetiştirmek olmalı maksadımız. Bu doğrultuda üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu burada bir kez daha vurgulamak isterim. Sizlerin ve yetiştirdiğiniz gençlerin sayesinde Türk sanatının kıymetinin daha iyi bilinerek geleceğe güçlü şekilde aktarılacağına gönülden inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Uluslararası Türk Sanatları Kongresi'nin bir diğer değerli katkısının da kongrede sunulan bildiriler ve yayınlanan kitaplar olduğunu aktardı.

Başlangıcından itibaren önemli bilim insanları, akademisyenler ve kültür sanat temsilcilerini buluşturan kongrenin somut çıktılarının bilimsellik temelinde kendi arşivini oluşturduğunu söyleyen Oktay, şu değerlendirmede bulundu:

"Bugün bir külliyata dönüşmüş olan kongre bildiri kitapları, Türk sanatı alanında çalışan araştırmacılar ve akademisyenler için önemli bir başvuru kaynağıdır. 16. Kongre bildirilerinin de en kısa zamanda kitaplaştırılarak bilim dünyasına kazandırılmasının bizzat takipçisi olacağım. Ayrıca külliyat, bu ay sonunda Cumhurbaşkanımız tarafından açılışı gerçekleştirilecek Türkiye'nin en büyük kütüphanesi, Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi raflarında da yerini alacaktır. Ruhları ve gönülleri fetheden sanat ögelerimizle, sanat varlıklarımız için çalışan tüm hocalarımızla ve sanatkarlarımızla iftihar ediyor, başarılarının devamını diliyorum."

16'ncı Uluslararası Türk Sanatları Kongresi'nin başarılı ve verimli geçmesini temenni eden Oktay, kongrenin organizasyonunu üstlenen Ulusal Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Serpil Bağcı, Uluslararası Türk Sanatları Kongresi Başkanı Prof. Dr. François Deroche ile kongreye ev sahibliği yapan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen ve emek verenlere teşekkür etti.

Categories
Politika

AK Parti'nin “yerel yönetimler yasa taslağı” hazır

ANKARA (AA) – AYNUR EKİZ – SÜLEYMAN TUNÇ – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla AK Parti'de devam eden "yerel yönetimler yasa taslağı" üzerine çalışmalarda sona gelindi.

AK Parti'nin 9 ana başlıktan oluşan yasa taslağında imar ve planlama, görev alanları, finansman, belediye organları, teşkilat ve personel, denetim, izleme ve şeffaflık, işlevini yitirmiş yasaların kaldırılması, belediye başkanlarının özlük hakları ve istişareye bırakılan konular yer alıyor.

Daha sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında tüm partilerin taslak çalışmaları değerlendirilerek, tam bir konsensüs içinde teklifin Meclis'e gelmesi bekleniyor.

– Parsel bazlı şahıs lehine plan tadilatı engellenecek

AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, AK Parti'nin "yerel yönetimler yasa taslağı"nın detaylarını AA muhabirine anlattı.

Yasa taslağında birinci konunun imar ve planlama olduğunu kaydeden Özhaseki, bu konuda temel prensipleri ortaya koyan doğru bir yasal mevzuat düzenlemesini yapmak istediklerini söyledi.

Keyfi olarak parsel bazlı şahıs lehine plan tadilatını engelleyeceklerini bildiren Özhaseki, taslakta "şahıs lehine parsel bazlı plan tadilatı yapılamaz" ifadesinin bulunacağını aktardı.

Özhaseki, bir bölgede kentsel dönüşüm olacaksa, toplum namına kamu yararı varsa topluca ada bazlı daha büyük alanlarda mahalle ölçeğinde yeniden planlanabileceğini ama şahıs lehine parsel bazlı yoğunluk artışlarını yasaklamak gerektiğini kaydetti.

Plan tadilatlarının yapılabileceğine de işaret eden Özhaseki, "Ama orada bir değer artışı ortaya çıkıyorsa ki en çok konuşulan ve 5 senedir tartışılan bu, o değer artış payını kamu almalı. Planda değişiklik yapıldığında bir rant elde ediliyor mu edilmiyor mu, buna bakılacak. 'Bir rant elde ediliyorsa, bundan kamu istifade etsin' diyoruz." diye konuştu.

– "Plan tadilatları aleniyetle yapılmalı"

Şeffaflık olduğu zaman bütün kötülüklerin önünün kesileceğini vurgulayan Özhaseki, "Plan tadilatlarının artık aleniyetle yapılması gerekir. Hangi mahallede plan tadilatı yapıldıysa mahalle muhtarlıklarında asılacak. Elektronik ortamda, her yerde yayınlanacak. Tadilat yapılacak parsel üzerinde geriden bakıldığında okunacak kadar büyük bir levhayla plan tadilatı ilan edilecek." bilgisini verdi.

Yapılan plan tadilatından rahatsız olan vatandaşların bunu mahkemeye taşıyabileceğini ve mahkemenin konuyu bilirkişiye havale edeceğini anlatan Özhaseki, bilirkişinin bu konuyu inceleyerek plan tadilatını iptal edebileceğini kaydetti.

Kentsel dönüşümde kabul ettikleri temel prensibin "yerinde dönüşüm" olduğunu, bunu hazırladıkları kanun taslağına da dercettiklerini bildiren Özhaseki, "Kentsel dönüşüm yapıp da 'vatandaşı alıp 30 kilometre ileriye götüreyim, daha lüks evler vereyim' diyemezsiniz. Ancak 100 tane ev yıkıyorsanız, 100 tane ev yapacaksınız değil mi? Bir taraftan oradaki evler 7 katlı, biz 'yüksek olmasın' diyoruz, 5 kata indireceğiz. Bir de müteahhitlik masrafları var. Kim karşılayacak bunu? O zaman rezerv alan dediğimiz bir şey giriyor devreye. O rezerv alanlarda daha çok belediyelere yardım edip, daha çok ev yapılmasını sağlamak sonra tercihli olarak bunu vatandaşa sunmak… Yerinden gitmek istemeyen vatandaşı yerinden göndermemek… Temel prensip bu." değerlendirmesinde bulundu.

– "Yatay mimari ve kimlikli bir mimari öne çıkacak"

Yeni planlanacak alanlarda yatay mimari ve kimlikli bir mimariyi öne çıkarmaya çalışacaklarını belirten Özhaseki, "Hiç kimse artık 15-20 katlı kutucuklar yapıp da 'Ben ev yaptım' diyemeyecek. Meydanı, kimliği olan, komşuluk ilişkilerinin daha çok görüleceği, en fazla zemin artı 5'e doğru giden bir yatay mimari hedefleniyor." dedi.

Bu yasa taslağı ile görev alanları konusunu da netleştirmeyi hedeflediklerini anlatan Özhaseki, aynı yerde iki farklı uygulamanın olduğunu, bu tür hizmetlerin tekleştirilmesi ve kanunen düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

– Yeni gelir kaynakları eklenecek, gelir paylaşımındaki dengesizlik giderilecek

Finansman konusunda ise yasa taslağında bazı çalışmalarının bulunduğunu aktaran Özhaseki, "Büyükşehirler arasında pay dağılımında büyük bir dengesizlik var. Yanlış anlaşılmasın diye AK Parti'li büyükşehir belediyesinden örnek vereyim. İki AK Parti'li belediyeden bir büyükşehir belediyesiyle, diğer büyükşehir belediyesi arasında kişi başına düşen gelir itibarıyla neredeyse 4 kat fark var. Bu dengesizliğin giderilmesi lazım." diye konuştu.

Belediyelerin öz gelirlerinin artırılması gerektiğini vurgulayan Özhaseki, "Finansman noktasında belediyeleri rahatlatmak lazım. Belediyelerin değişik gelir kalemleri var. Bu gelir kalemlerinden biraz güncelleyerek, merkeze giden payların yerel yönetimlere doğru yönelişini sağlayarak bunları yapabilmemiz mümkün. Bizim taslağımızda vatandaşa yönelmiş yeni bir vergi, zam dalgası yok." bilgisini verdi.

Taslakta mevcut gelirin paylaşımı noktasındaki dengesizliğin giderilmesi ve yeni gelir kaynaklarının eklenmesi konularının yer aldığını ifade eden Özhaseki, belediye organları konusu üzerine de taslakta çalışıldığını açıkladı.

Mevcut düzenlemeye göre, belediye meclis üyelerinden herhangi birisinin istifa etmesi durumunda, başka bir partiden bir ismin meclis üyesi olabildiğine değinen Özhaseki, "Partiler, 'Benim partimden istifa ettiyse, yeni seçilecek meclis üyesi benim partimden olmalı. A partisinden istifa ettiyse, A partisinden yedeği gelsin' diyor." ifadelerini kullandı.

– Belediye başkanlarının özlük hakları düzelecek

Belediye başkanlarının özlük hakları konusunda da hazırladıkları yasa taslağında bazı maddeler olduğunu bildiren Özhaseki, "Şöyle birtakım adaletsizlikler var; büyük bir ilçe belediyesinden emekli olup da bin 500 lira emekli maaşına bağlananlar var. Bu da hak, adalet değil. Kendi emsalleriyle kıyaslamaktır önemli olan. İlçe veya belde belediye başkanısınız, yanınızda çalışan memurlar yeşil pasaport alıyor, başkanın yok yeşil pasaportu. Emekli olduktan sonra büyükşehir belediye başkanına yeşil pasaport verilmiyor. 15 sene büyükşehir belediye başkanlığı yapmış ama emekli olunca bir yeşil pasaportu esirgemişsiniz. Böyle tuhaflıklar var. Bunların dengelenmesi lazım. Nihayetinde seçilmiş bir insan." dedi.

Muhalefet partililerin de belediye başkanlarının bu özlük hakları konusunu kendisine ilettiklerini anlatan Özhaseki, "Meclise teklif de getirmişler. Ben 'Biraz bekletin, bu kanun içerisinde hepsini beraber çözelim' dediğim için duruyor." bilgisini verdi.

– "Hayatı kolaylaştıracak konular var"

Taslak içerisinde hayatı kolaylaştıracak çok fazla konu olduğunu vurgulayan Özhaseki, şöyle örnekler verdi:

"30 büyükşehirde köyleri kaldırdık, mahalle dedik buralara. Kırsal yerlerde 10 dönüm tarlasının içerisinde bir evi olan vatandaş oraya bir oda yapacağı zaman öyle bir prosedürden geçiyor ki perişan oluyor. Biz taslağımızda, 'Vatandaşı perişan etmeye gerek yok, bunu kolaylaştıralım. Bir taslak proje alsın, ilgili belediyeye müracaat etsin. Oradaki belediye izin verince devam etsin. Vatandaşı yormayalım. Uzun masraflar ettirmeyelim. Köylü 15 bin liraya bir oda yapacak, 10 bin lira masraf ettirmeyelim.' diyoruz. Su bedelleriyle ilgili bazı sıkıntılar oluyor. Bazen köy statüsü içinde kalıp da istisnalardan istifade eden sanayi tesisleri ve alışveriş merkezleri oluyor. Ne yapacağız, vergi muafiyeti mi getirelim alışveriş merkezlerine? Bunun için yeni bir kavram geliştirmek lazım. Onun da belediye meclislerinde kararlaştırılması lazım: 'Kırsal alan' kavramı.

Çevre temizlik vergisiyle, katı atık vergisi diye iki vergi var. İkisi de aynı şeyi kastediyor aslında. İki kanun da geçerli. Biri devreye sokulamıyor. Kanunun yürürlüğe girmesi her sene öteleniyor. Bu iki kanun olmaz, birleştirelim bunu diyoruz. Tek kanun halinde vatandaşın istifade edeceği kolaylık haline gelsin. Taslakta bunun gibi maddeler var."

– Belediye başkanları, akrabalarını işe alamayacak

Denetim, izleme ve şeffaflık konusunun da taslakta yer aldığını bildiren Özhaseki, belediye başkanlarının akrabalarını işe almasının önüne geçen yasal bir düzenleme olmadığını, bunun önüne geçmek için taslakta bir madde olduğunu ifade etti.

Vergi gelirlerini maliye mi, yerel yönetimler mi alsın konusunun üzerinde de durulacağını anlatan Özhaseki, bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüşünün alınacağını belirtti.

– Büyükşehir belediye başkanlarının yetkilerinde azalma yok

Büyükşehir belediye başkanlarının yetkilerinde bir azalma olmayacağına işaret eden Özhaseki, "Büyükşehir belediye başkanı bütün işleri, şehrin gidişatına, ana planlara meclisiyle birlikte karar veren insandır. O görevlerde hiçbir şekilde eksilme yok. Kimsenin yetkisini bir milim eksiltme niyetimiz yok. Özellikle büyükşehir belediye başkanlarının bir milim görevini eksiltmek, itibarsızlaştırmak gibi burada bir teklif yok." diye konuştu.

– MHP ve CHP ile taslak çalışması

MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile yerel yönetimler yasa taslağı üzerine birer görüşme gerçekleştirdiğini bildiren Özhaseki, "Eğer olursa bir konsensus içerisinde çıkarabiliriz bu konuyu." dedi.

MHP ve CHP'nin de bu konuya ilişkin taslak çalışmaları olduğunu kaydeden Özhaseki, "'O çalışmaları da getirin, bir gün oturalım çalışalım üzerinde' dedim. Çalışmamızı bir hafta içerisinde netleştirdikten sonra, onların da çalışması bittikten sonra önümüzdeki günlerde üstünden tek tek geçeriz." ifadelerini kullandı.

Bu konunun üzerinde objektif olarak çalışılması gerektiğini vurgulayan Özhaseki, "Bu iş, ideolojik kamplaşmayla yapılacak bir iş değil." yorumunu yaptı.

– Belediye borçlarının faizlerinin silinmesi taslakta yok

Büyükşehir belediyelerinin borçlarının faizlerinin silinmesi önerisinin hatırlatılması üzerine Özhaseki, yasa taslağında yer almadığını ancak siyasi iradeye böyle bir teklif yapılabileceğini kaydetti.

Belediye başkanlarının, belediyelerinin öz gelirlerini artırıcı yönde kendilerini zorlamaları gerektiğini ifade eden Özhaseki, kendi belediye başkanlığı döneminde bu yönde yaptığı icraatları örnek gösterdi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Fuat Oktay'dan Kaşıkçı paylaşımı

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin sorumluları hesap verene kadar Türkiye sürecin takipçisi olacaktır." ifadesini kullandı.

Oktay, Twitter hesabından Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın öldürülmesinin birinci yılı dolayısıyla yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

"Bir yıl önce canice katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin sorumluları hesap verene kadar Türkiye sürecin takipçisi olacaktır. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için uluslararası topluma da büyük sorumluluk düşmektedir. Bu vesileyle merhum Kaşıkçı'yı rahmetle anıyorum."

Categories
Alaturka Gazetesi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: (2)

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun toplantıya davet edilmediği iddiasına ilişkin, "Talimat geldi mi herkes buradadır. Kimse özel davet beklemesin. Burada vatandaşımızın hayatı söz konusudur. Şöyle düşünüyorum; Görevinin gereğini yerine getiremeyenler ne yazık ki bunun psikolojik ezikliğiyle, farklı şekillerde ya gündem değiştirmeye çalışıyorlar veya sürekli başka şeylerle laf üretmeye çalışıyorlar." dedi.

Oktay, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) Maslak'taki binasında düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun deprem vergilerinin akıbeti hakkındaki açıklamalarını hatırlatması üzerine Oktay, şunları kaydetti:

"Bunun karşılığında ne oldu derseniz ben söyleyeyim. Sadece Marmara Depremi’nde harcanan yatırımlar buna dahil. İlgili iller yani Bolu, Düzce, Kocaeli, Yalova, Sakarya, Bursa, İstanbul'da 103 milyarlık bir harcama var. Sadece İstanbul'da 80 milyarlık bir harcama var. Yani tamamı sadece o gün için yapılan çalışmalar da değil, 43 bini aşkın konut, sosyal donatılar, okullar, eğitim alanları, yollar, viyadükler, hastaneler, bunların hepsi nasıl afete dayanıklı hale getirilir diye yaptığımız yatırımlar. Sonrasında Bingöl'de bir deprem yaşadık. Akabinde bir Elazığ depremimiz var. Kütahya Simav ve Van depremimiz var."

Oktay, Van depremini gece gündüz yaşadığını belirterek, "Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren oradaydı. Hatırlayın 1999 depremini. Hükümetin ve hükümetin başının üç gün kendi bakanlarıyla bile iletişim kurmakta zorlandığı bir ortamda Van depreminin ilk anında Cumhurbaşkanımız sahadaydı. Yine Sayın Kılıçdaroğlu kahvesi elinde televizyon karşısında izliyorsa hatırlasın. Kim nerede izliyor bilmiyorum tabii, 15 Temmuz gecesindeki gibi. Van'da 26 bin 500 konutu sadece bir yıl içerisinde yaptık. Depremden etkilenen, konutlarını kaybeden hiç kimseyi evsiz bırakmadık. Hatırlayın, anında geçici barınma merkezlerimize aldık. Her türlü imkanlarını sağladık. Sonrasında bütün Türkiye'deki sosyal binalarımızda, ilgili tüm kamu binalarımızda misafir ettik. Bir yıl içerisinde hepsinin binasını teslim ettik. Şimdi gidip bakın Edremit'e, Erciş'e; Türkiye'nin en harika altyapısıyla, üst yapısıyla binalarını görürsünüz. Bu dünyanın hiçbir yerinde yok. Bunları biz yaptık. Şimdi bunlar kendiliğinden mi oldu? 53 tane okul yaptık. 47 kilometre mesafeden şehrin 50 yıllık içme suyunu getirdik. Camileri, sosyal donatıları, parkları… Bütün dünyanın hayran olduğu bir sisteme 'Nereye harcadınız?' olayı çok garip. Ya bu ülkede yaşamıyor ya 'Burada İstanbul'da da bir şey yapamadık, nasıl yapsak da gündemi değiştirsek?' Başkan da herhalde sıkıştı, geldi mi gelmedi mi? Kendi egosunu tatmin etmekle meşgul, İstanbul halkına nasıl yardım etmekten ziyade. Dolayısıyla 'Gündemi nasıl değiştirsek?' onun peşinde." değerlendirmesini yaptı.

– "Hepsi Türkiye'yi afete hazır hale getirecek yatırımlar"

Eğitim ve sağlık alanında yapılan yatırımları hatırlatan Oktay, şöyle konuştu:

"Okullarımızın yüzde 92'si, aynı şekilde sağlık yatırımlarımız, hastanelerimiz, yollarımız, viyadüklerimiz… Bu yollar sadece araçların rahat gidebileceği manada bir yol değil ki, aynı zamanda herhangi bir afet anında bir yerden bir başka yere ulaşımı rahatlatacak şekilde yapıyoruz. Baktığınızda hepsi Türkiye'yi afete hazır hale getirecek yatırımlar. Turizm tesislerimize kadar yaptığımız çalışmalar var. Çok ciddi miktarda kentsel dönüşüm çalışmalarımız var. AFAD'ın afet acil durumu için yaptığı kendi yatırımları var. Sadece AFAD'ın kendi bünyesinde Türkiye genelinde depreme yönelik 49 bin konut yapımı var. Acil yardımları var yaptığı. Hatırlayın, öncesinde en ufak bir şey olduğunda herkesin açıkta kaldığı bir ortamda bizim şimdi 25 tane lojistik merkezimiz var. Bu lojistik merkezlerimizi bir gün gidip ziyaret edin. Öyle sıradan bir binanın içerisine çadırları vesaire koyduğunuz bir yer değil buralar. Son derece en ileri teknoloji ile hazırlanmış, -yani sıfırıncı dakika diye ifade ediyoruz ya- sıfırıncı dakikada harekete geçecek, hangi lojistik merkezimizden hangi afetle ilgili her türlü malzemenin taşıma ve nakliyede içerisinde olmak üzere anında harekete geçecek. İstanbul'da bir şey varsa bir şey varsa bu 25 lojistik merkezinin nereden İstanbul'a ne getireceği ve nereye getireceği çok önceden çalışılmıştır. Anında harekete geçen yapılar bunlar. Gitsin görsün buraları. Şu anda bile hayal edemeyecekleri şeyleri biz 10 yıl öncesinde gerçekleştirdik. 53 tane cep depo yaptık. Oradan gelene kadar anında şehirlerdeki ihtiyaçları karşılayalım."

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları sonrası neler yaptıkları konusunda çalışmalara baktığında 630 milyar liralık yatırımları bulunduğunu aktaran Oktay, "Güncel hale dönüştürürsek, bugünün rakamlarıyla 1 trilyon 215 milyarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu bunu anlayamıyorsa yani onu da ona bırakayım. Gelsin anlatalım. Başkaları gelmiyorsa o gelirse ona da anlatırız. Biz herkese açığız." ifadelerini kullandı.

– "Kimse özel davet beklemesin"

Oktay, bir basın mensubunun İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun AFAD'ta yapılan toplantılara çağrılıp çağrılmadığıyla ilgili yaşanan polemiğe yönelik sorusunu da cevapladı.

İş yapmaktan bu tür konuşmalara pek fırsat bulamadıklarını, bulmak da istemediklerini ifade eden Oktay, şunları kaydetti:

"Biz iş yapıyoruz. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız Kınalıada'yı denize indirdi. 'Ne alakası var?' diyeceksiniz. Biz bir şeyi planladık mı, söz verdik mi yaparız. 9 ay öncesinde de indirdik. Konuşmayız, söz verdikse yaparız. Biz burada afeti yönetiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla hepimiz buradaydık. Talimatı ile diyorum. Bu ülkenin cumhurbaşkanının talimatıyla biz buradayız. Birisinin davetini beklemeyiz biz. Hele hele afetin yönetimi davet beklemez. Burada bir koordinasyon kurulu vardır. O koordinasyon kuruluna herkes gelmek durumundadır. 28 tane çalışma grubu var. 'Bu grup gelecek' denildiği anda herkes buradadır. Şimdi akşam toplantıyı yapıyorsunuz, 'sabah burada buluşacağız' diyoruz. Sayın bakanıma (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu) ayrıca davette bulunduğumu ben hatırlamıyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanımıza ben ayrıca davette bulunduğumu hatırlamıyorum. Valimize ayrıca davette bulunduğumu hatırlamıyorum. 1. Ordu Komutanı'na, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'na Sahil Güvenlik Komutanı'na ayrıca davette bulunduğumu hatırlamıyorum. Emniyet buradaydı, İl Jandarma Komutanı buradaydı. Herkes sabah buradaydı. Bazılarına bu yetmiyormuş gibi ilave davet de valilik tarafından yapıldı."

"Bizim işimiz birilerine laf yetiştirmek değil" diyen Okyay, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bizim işimiz kanal kanal dolaşmak değil, bizim işimiz kanal dolaşanlara laf yetiştirmek veya cevap vermek değil. İnsanlar biraz otursun işine baksın. Hele hele afette, afetin yönetimiyle ilgili sorumlu olduğu şehirde sorumluluğunu yerine getirsin. Sorumluluk insan hayatı üzerinden siyaset yapmak değildir, gereğini yapmaktır. Gereğinin yapılmasıyla alakalı nelerin olduğu, nasıl afetin yönetileceği ile ilgili her şey yazılıdır zaten. Kurallarıyla bellidir. Talimatı verdiğimizde herkes buraya gelir. Niye ayrıca özel de bir davet çıkarılıp iletildi, ona da gerek yoktur aslında. Talimat geldi mi herkes buradadır. Kimse özel davet beklemesin. Burada vatandaşımızın hayatı söz konusudur. Şöyle düşünüyorum; Görevinin gereğini yerine getiremeyenler ne yazık ki bunun psikolojik ezikliğiyle, farklı şekillerde ya gündem değiştirmeye çalışıyorlar veya sürekli başka şeylerle laf üretmeye çalışıyorlar. Biz iş üretmek için buradayız. Biz hala da iş üretiyoruz, bundan sonra da iş üreteceğiz. İş üretmek isteyen her kim varsa kapımız sonuna kadar açıktır. Hepimiz aynı gemideyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümetinin nasıl çalıştığı bellidir. Kuralları bellidir. Herkes bir konumda çalışacaksa o kuralları öğreniyor olmak, her şeye ayrı ayrı davet beklemiyor olmayı bilmesi de gerekir."

(Bitti)

Categories
Alaturka Gazetesi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: (1)

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "3 operatörün toplam 118 milyon kişinin aynı anda haberleşme kapasitesi var. Bunun 175 milyona çıkarılması dolayısıyla bunun ilgili operatörler arasında da paylaşımını yaptık. Yaklaşık 6 ay içerisinde bunlar bu kapasiteye ulaşacaklar." dedi.

Oktay, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) Maslak'taki binasında düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Yapılan incelemelerde 320 dairenin ağır hasarlı, yaklaşık bin 895 dairenin de az hasarlı olduğu bilgisini veren Oktay, "Özellikle ağır hasarlı olanlarda tahliyeler yapıldı. Tahliye edilenlerden de çoğu yine yakınlarının yanında kalıyor. 96 kişi de bizim misafirimiz olarak ilgili kurumlarımızca misafir ediliyor. Şu ana kadar bir sıkıntımız yok. Okullarımızla ilgili Valimiz gerekli açıklamalarını yaptı. Şu anda 29 okulumuz yarın tatil olacak. Bunlarla ilgili incelemeler de yapılacak. Salı günü de açılmayacak olan diyelim ki ağır hasarlı olan okulumuz varsa bunlar hemen yenilenecek. Bu okuldaki öğrencilerin nerelerde eğitim görecekleriyle ilgili en geç salı günü konuyla ilgili gerekli çalışmaları yapılıyor, açıklamaları da yapılacak." diye konuştu.

– GSM şirketleriyle görüşme

Oktay, haberleşme ve iletişimle ilgili GSM şirketleriyle yapılan görüşmelerde ele alınan konulara değinerek, şunları kaydetti:

"İlgili operatörlerle ve Türk Telekom'la bir toplantımız olacağını söylemiştik. Orada da yine bazı kararlar aldık. Biz sadece şunu gördük. Normal, zamanda herhangi bir zamanda 20 milyon… Bu GSM şirketlerimizle Türk Telekom'dan aldığımız verilerdir bunlar. Şu anda mesela 20 milyon kişinin birbirini aradığı bir hatta deprem olduğu andan sonra yaklaşık 160 milyona çıkıyor arama. Tabii teknik sebeplerle de kendileri bize bunu çok detaylı olarak izah ettiler. Hattın çöktüğünü ifade ettiler. Dolayısıyla biz bunu tekrar yaşamamak adına ne tür tedbirlere alabiliriz diye baktığımızda şunu gördük. Şu kararları aldık. Mevcutta Türkiye'de olan 3 operatörün toplam kapasitesi 118 milyon kişinin aynı anda haberleşme kapasitesi var. Bunun 175 milyona çıkarılması dolayısıyla bunun ilgili operatörler arasında da paylaşımını yaptık. Yaklaşık 6 ay içerisinde bunlar bu kapasiteye ulaşacaklar. Vodafone da bize 1 haftaya kadar döneceklerini ifade ettiler süreyle alakalı. Dolayısıyla biz Vodafone'da da yine bir sosyal sorumluluk olarak da görürsek onların da yine en kısa sürede bu kapasite artışını sağlayacağını düşünüyoruz. Biri buydu. 118 milyondan 175 milyon kapasiteye çıkarmak."

Teknolojinin geliştiğini, ses iletişiminin bundan sonra normal hatlar üzerinden ziyade internet üzerinden yapılacağını belirten Oktay, şöyle devam etti:

"Ses iletişimi… Buraya kaymamız gerekiyor. Üç operatörün bir araya gelerek ortak bir hat kurmaları, bu belki AFAD bünyesinde kullanıma açılıyor olacak. Ücretsiz olacak. Herhangi bir afet anında da bunu vatandaşlarımıza duyuracağız. Sadece bu hattı kullanıyor olmaları… Burada sınır yok o zaman. Herkesin herkesle haberleşebileceği ücretsiz olarak belli bir süre için tabii, bir hat oluşturuyoruz. Kısmet olursa bu da 3 aylık süre içerisinde bu hat ortak olarak hayata geçiriliyor olacak. Üçüncüsü telsiz sistemi. İçişleri Bakanımızın ve bakanlığımızın bünyesinde devam eden farklı çalışmalar var. DMR diye ifade ettiğimiz bir çalışma, yine Jandarmanın JEMUS sistemi var. Kırsal bölgeleri de içerisine alan. Sayısal sistem diye ifade ettiğimiz özellikle karar vericilerin ve depremi yönetecek ekibin kendi içerisindeki iletişimini kesintisiz sağlayabilmesini garanti altına alacak bu sistemi çok hızlı bir şekilde ayağa kaldırılması ve tamamlanması çalışmamız sayısal anlamda. Dördüncü karar şu an itibarıyla özellikle İstanbul ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde ama İstanbul öncelikli. Normal şartlarda baz istasyonları yıkılabilecek binalarda olan baz istasyonlarının bunların zaten hasar tespit çalışmalarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızda bu verilerimiz var. Yine AFAD'ın da ilgili birimleri buna katkı veriyor olacak. Bu binalar çok hızlı şekilde tespit edilip bu tür binalarda baz istasyonları varsa bunları da hızlı bir şekilde diğer daha sağlıklı binalara kavuşturuluyor olacak. Haberleşme alanında aldığımız kararlar bunlar. Ama asıl 5G'ye geçildiğinde orta ve uzun vadedeki asıl çözüm bu. O zaman hiçbir sorunumuz kalmıyor. GSM şirketleri doğal olarak bu alana yatırım yapmak istiyorlar. Biz şu anda tüm kurumlarımızla ve GSM şirketlerimizle birlikte yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın ilgili birimlerinin takibiyle burada iletişimi en sağlıklı şekilde sağlanabileceği bir alt yapıyı oluşturmaya çalışıyoruz. Burada da oldukça iyi durumdayız. Kısmet olursa bir 3 ay ve 6 aylık süreler içerisinde bunu oluşturuyor olacağız."

Artçı depremler hakkında bilgiler veren Oktay, bağımsız bir deprem olmadığı sürede bunun azalarak gideceğini ve zamanla kaybolacağını söyledi.

Oktay, afete hazırlık boyutunun bireysel ve toplumsal olarak sürmesinin önemine vurgu yaptı.

Toplanma yerlerindeki iletişimle alakalı da karar aldıklarını belirten Oktay, "Alt yapısı müsait olan toplanma alanlarımızda yine herhangi bir afet anında orada haberleşmenin sağlanabileceği wi-fi hatları da kuruluyor olacak. O alanlar da iletişim sağlanıyor olacak." dedi.

– Kılıçdaroğlu'na vergi cevabı

Oktay, bir gazetecinin "CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu 1999'daki deprem sonrası getirilen vergilerin akıbetine dair sorusu vardı. Vergiler kaldırıldı mı devam ediyor mu?" sorusunu ise şu yanıtı verdi:

"Biz neyle uğraşıyoruz Kılıçdaroğlu neyle uğraşıyor? Herhalde Kılıçdaroğlu bu tür durumlarda televizyon karşısına geçip gündemi değiştirmekle ilgili konularda çok mahir. Herhalde televizyon karşısında otururken birisi 'Gündemi nasıl değiştirebiliriz.' dedi. O şekilde aklına geldi herhalde. Bu soru nereden çıktı? Biz vatandaşımızın hayatını nasıl kurtarabiliriz, geleceğe dönük nasıl kararla alabiliriz diye tüm bakanlıklarımızla… Bakanımız, valimiz burada. İlgili bakanlarımız burada. Sayın Cumhurbaşkanımızın her an konuyu çok yakinen takip ettiği bir ortamda '1999'daki deprem vergisi' derse cevap verelim. Şu anda da eğer televizyon karşısında bizi izliyorsa çayını ve kahvesini yudumlayarak. Biz cevabını verelim oradan dinlesin alsın. Bütün basında da çarşaf çarşaf görüyorsunuz. Ne kadar verginin toplandığını. Bizim 2002'den itibaren AK Parti iktidarı olarak göreve geldiğimizden itibaren geçici olarak oluşturulan ve konulan Özel İletişim Vergisi'nden bizim iktidarımız döneminde sadece 675 milyon liradır. '7,4 milyar' diyorsunuz ya onun 675'i sadece bizim dönemimizde. Ondan sonrasında da bu kalıcı vergiye dönüştürülüyor. Farklı isimler altındaydı. Tek bir özel iletişim vergisi altında kalıcı vergiye dönüştürülüyor. Orada da o kalıcı vergi bütçeye giden bir şey. Ama 65 milyar lira cari rakamlarla da orada var."

(Sürecek)

Categories
Alaturka Gazetesi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, İstanbul Valiliğini ziyaret etti

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İstanbul Valiliğini ziyaret etti.

Oktay'ı İstanbul Valiliğine gelişinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu karşıladı.

Fuat Oktay, gerçekleştirilen değerlendirme toplantısında depreme ilişkin son bilgileri aldı.

Categories
Alaturka Gazetesi

Türkiye Afet Müdahale Planı Toplantısı sona erdi

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcı Fuat Oktay'ın başkanlığında gerçekleştirilen Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) Toplantısı sona erdi.

Oktay'ın başkanlığında Hasdal'daki Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Merkezi'nde düzenlenen toplantıya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu ile diğer yetkililer katıldı.

Basına kapalı yaklaşık 5 saat süren toplantıda, 28 ayrı çalışma grubundan afet veya acil durumlara yönelik hazırlıklarına ilişkin bilgi alındı.