“Şelpe”nin üstatları minik yüreklerden çıkıyor

TUNCELİ (AA) – HAYDAR TOPRAKÇI – Bağlamanın tutku olduğu Tunceli'de, hemen her evde küçük yaşta bu enstrümanla ve notalarla tanışan Tuncelili çocuklar, kurslarda çalmayı öğrendikleri bağlamayı yaşam biçimi olarak benimsiyor.

Kent genelinde açılan kurslarda, 7 yaşından itibaren çocuk ve gençlere, bağlama başta olmak üzere çeşitli enstrümanlarla müzik eğitimi veriliyor.

Alevi kültürünün de etkisiyle hemen her evde bir bağlamanın bulunduğu kentte, erken yaşta bağlama ile tanışan minik kursiyerler, kurslardaki eğitimle kendilerini geliştiriyor.

Bir süre sonra bağlamayı mızrap kullanmadan elle çalma tekniği olarak bilinen "şelpe"de de ustalaşan minik yürekler, bu enstrümanı yanlarından ayırmıyor.

Munzur Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Öğretim Görevlisi ve bağlama kursu hocası Umut Mercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yılı aşkın süredir minik öğrencilere bağlamayı sevdirmek için kurs verdiğini söyledi.

Bağlama çalmayı küçük yaşlarda kendi imkanları ile öğrenip geliştirdiğini ve kurs açarak öğrencilere bağlama öğretmeye başladığını anlatan Mercan, amacının, çocukları erken yaşta bu kültür ile tanıştırıp bağlamada yol almalarını sağlamak olduğunu aktardı.

Mercan, kentte bağlama kurslarına katılan çocukların bir enstrümanı öğrenip öz güvenlerini pekiştirerek sosyalleştiklerini ifade ederek, ailelerin de bu mantıkla çocuklarını erken yaşta spora ve müziğe yönlendirdiğini vurguladı.

– "Tunceli'de her evde bir bağlama var"

Bağlamanın Tunceli'de en yaygın enstrüman olduğuna işaret eden Mercan, "Tunceli'de her evde mutlaka bir bağlama vardır. Bu durum bizim işimizi de bir nevi kolaylaştırıyor. Her evde bağlama olduğu için çocuklar, kulakları bağlamayla tanışmış şekilde kursa geliyor. Çocuklar altyapıyı aileden almış oluyor, çünkü evde mutlaka bağlama çalan birileri oluyor." dedi.

Mercan, kursiyerlere gönüllülük temelinde bağlamayı zevkle öğrettiğini dile getirerek, yıllarca kurslarına devam eden öğrencilerini bağlama çalarken dinlediğinde, konservatuvara gönderdiğinde, sahnede gördüğünde çok duygulandığını ve mutlu olduğunu ifade etti.

Minik öğrencilerle her yıl yeni öğrenci gurupları oluşturduğunu ve yeni bir heyecanla kursa başladığını anlatan Mercan, "Munzur Üniversitesinde öğretim görevlisiyim ama üniversite dışındaki kurslarda da çocuklara bağlamayı öğretiyorum. 'Ağaç yaşken eğilir' sözü misali 7 ile 13 yaş arası grupla bu işi yürütmek beni çok mutlu ediyor. Çünkü çocukların altyapısı ne kadar iyi olursa ileriki yaşamlarında müzikal anlamda çok daha iyi yerlere geleceklerine inanıyorum."

Mercan, kurslarda 5 binden fazla kişiye bağlamayı öğrettiğine dikkati çekerek, "Kursiyerlere sadece bağlama çalıp türkü söylemeyi öğretmiyorum. Çocuklara müzikal anlamdaki bir dokunuş, onların bütün hayatına olumlu katkı sağlayıp öz güvenlerini geliştiriyor." diye konuştu.

– "Bağlama artık hayatımın bir parçası"

Bağlama kursuna 3 yıldır katılan 8. sınıf öğrencisi 13 yaşındaki Doğa Eylül, kursta arkadaşlarıyla bağlama çalıp türkü söylemekten mutlu olduğunu belirtti.

Bağlama çalmanın kendisinde tutkuya dönüştüğünü belirten Eylül, "Bağlama çalmak ve türkü söylemek çok hoşuma gidiyor. Umarım lise ve üniversite yıllarında da bağlama çalarım. Bağlama artık hayatımın bir parçası." dedi.

Kursiyerlerden aynı yaştaki Çağan Aytaç da liseye geçiş sınavına hazırlandığını ve derslerini aksatmadan bağlama kursuna katıldığını söyledi.

– "Bağlama en iyi dostum ve sırdaşım"

Ailesinin isteğiyle ilk zamanlar istemeden geldiği kursu zamanla çok sevdiğini anlatan Aytaç, "Bağlama en iyi dostum ve sırdaşım. Duygularımı en iyi saz çalıp türkü söyleyerek ifade edebiliyorum." ifadelerini kullandı.

11 yaşındaki Berfin Sakyen de ailesinin düşkün olduğu bağlamanın evde her gün çalınmasından çok etkilendiğini söyleyerek, şunları kaydetti:

"Babam evde bağlama çaldığında mutlu oluyordum çünkü bağlamayı çok seviyordum. Babama özenerek bağlama çalmayı deniyordum. Sonra babam beni kursa yazdırdı. Kurstan çıktıktan sonra evde babamla saz çalıp türkü söylüyoruz. Bu benim için çok keyifli."

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?