Sağlık Personelinin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu Sempozyumu

ANKARA (AA) – Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin yanı sıra sağlık çalışanlarına karşı açılan ceza ve tazminat davlarının da arttığını belirterek, "Genellikle hekim aleyhine taksirli suçlardan dava açıldığı, kasıtlı yapılan davranışlar nedeniyle açılan davaların ise Türkiye istatistiklerine göre sınırlı olduğu gözlemlenmektedir." dedi.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu'nda, Yargıtayın 150'nci ve Ankara Üniversitesinin 93'üncü kuruluş yıl dönümleri etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Sağlık Personelinin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu Sempozyumu"nun açılışında konuşan Cirit, devletin temeli olan adalet bulunmadığı takdirde devletin bekasının tartışılır hale geleceğini ve kısa ömürlü olacağını belirtti.

Cirit, toplumların gelişmişlik düzeylerinin ekonomik ve siyasi bakımdan elde edilen başarılardan çok insan haklarına duydukları saygıyla ölçüldüğünü, insan hakları alanının sürekli gelişen ve değişen bir niteliğe sahip olduğunu dile getirdi.

Toplum düzeninin korunması ve sosyal barışın sağlanması bakamından cezanın adil ve tutarlı olmasının, herkese eşit şekilde uygulanmasının, insan haklarının korunması için yaşamsal öneme haiz olduğuna işaret eden Cirit, Anayasanın 141. maddesinde belirtilen "davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılması gerektiği" ilkesinin de toplumsal barışın teminatı olduğunu vurguladı.

Cirit, adalet hizmetinin işlememesi, geç ya da kötü işlemesinin toplumsal düzenin ve barışın bozulmasına neden olduğuna dikkati çekerek, "Veciz bir şekilde ifade edildiği gibi, geciken adalet adalet değildir. Bu nedenle mahkemelerin etkinliği ile veriminin artırılması ve özellikle yargılama sürelerinin kısaltılması toplum ve devlet hayatı açısından vazgeçilmez öneme haizdir." diye konuştu.

– "Sağlık çalışanlarına şiddet gündemdeki yerini koruyor"

Yargıtay Başkanı Cirit, konuşmasında, hukuki süreçlere konu olan sağlık alanındaki uygulamalara ağırlıklı olarak değindi. Cirit, Dünya Tabipler Birliğinin tıbbi uygulama hatalarını, "hekimin tedavi sırasında standart uygulama yapmaması, beceri eksikliği ve hastaya tedavi vermemesiyle oluşan zarar" olarak tanımladığını anlatarak, hekimlere yönelik tıbbi uygulama hatası iddialarının son yıllarda Türkiye'de de artan oranlarda olduğunu vurguladı.

Son 10 yıl içinde konunun çeşitli boyutlarda tartışılmaya başlandığının ve çözüm arayışlarının sürdüğünün altını çizen Cirit, ceza oranlarının artması, verilen cezaların paraya çevrilmemesi, ertelenmemesi ve yüksek tazminat ile sonuçlanan davaların olmasının hekimlerin de konuya duyarlılığını artırdığını aktardı. Cirit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hekim ve diğer sağlık çalışanlarının iş yükündeki artış, çalışanın aşırı derecede yorulması hastaya ayrılan sürenin kısalması, hasta bakım kalitesinin düşmesi, tıbbi hataların artmasına yol açmaktadır. Hekimin tepkisizlik ve meslekteki acemilik veya kurallara uymama sonucu tedavi bakım standartlarına uymayan davranışlarıyla hastasına zarar vermesi haliyle hukuki ve cezai sorumluluğu ortaya çıkarmaktadır. Hekimlerin bir tür hatalı girişimleri hukuki sonuçlarıyla karşılaşma tehlikesi karşısında kendilerini koruma güdüsüyle hareket etmeye başladıkları günümüzde bilinen bir gerçektir. Genel olarak sağlık çalışanlarının kusurlu tıbbi girişmelerinin taksirli veya kasten yaralama öldürme, görevi ihmal ve kötüye kullanmayla ilgili maddeler kapsamında değerlendirildiği, genellikle hekim aleyhine taksirli suçlardan dava açıldığı, kasıtlı yapılan davranışlar nedeniyle açılan davaların ise Türkiye istatistiklerine göre sınırlı olduğu gözlemlenmektedir."

Sağlık çalışanlarına karşı şiddetin gündemdeki yerini koruduğuna dikkati çeken Cirit, sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçların önlenmesi, ağır bir biçimde cezalandırılması çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Cirit, hekimlerin kusurlu bulunmaları durumunda cezai sorumlulukları da ayrı olmak üzere haklarında hukuk davası açılabildiğini belirtti.

"Türkiye'de tıbbi uygulama hataları iddialarında son yıllarda yüzde 40, yüzde 120 arasında artışlar belirtiliyor. Her 30 hekimden biri de yasal şikayete uğruyor." bilgisini paylaşan Cirit, Türkiye'de daha önce hekimlerin hatalı uygulamalarına yönelik yasa tasarıları hazırlandığını ancak hiçbirinin kanunlaşmadığını dile getirdi.

Cirit, "Türk hukuk sisteminde sağlık çalışanlarının sorumluluğu için özel kurallar bulunmuyor." ifadesini kullandı.

– "Değerli hukukçuların yetiştirilmesinde öncü"

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ise fikri, vicdanı hür öğrenciler yetiştirmenin, çağdaş, demokrat, haktan, liyakattan yana hukuk mezunlarını toplumun hizmetine sunmanın Ankara Hukuk Fakültesinin temel görevi olduğunu belirtti.

İbiş, fakültenin on binlerce mezun verdiğini, çok değerli hukukçuların yetiştirilmesinde öncü olduğunu kaydetti.

Adaletin önemine değinen İbiş, adaletin devletten evrene, ahlaktan vicdana, insandan tabiata kadar her canlıyı ilgilendiren bir konu olduğunu söyledi.

İbiş, Ankara Hukuk Fakültesi ve Yargıtay için akıl, bilim ve hukukun üstün olduğunu, adalet, hakkaniyet, çağdaşlık, yenilikçiliğin bu iki kurumda esas olduğunu aktardı.

Sempozyuma, Yargıtay mensupları ile akademisyenlerin yanı sıra Ankara Hukuk Fakültesi Dekanı Muharrem Özen de katıldı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?