“Riskli Sigortalılar Havuzunu geçici bir uygulama olarak değerlendiriyoruz”

İSTANBUL (AA) – ELİF FERHAN YEŞİLYURT – Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Yönetim Kurulu Başkanı Can Akın Çağlar, "Rekabete açık olan sistemler, her halükarda tüketicinin yararına olan sistemlerdir. Hasar frekansı yüksek olan sürücülerin primlerindeki artışın caydırıcı etkisi sürüş güvenliğine katkı sağlayarak trafik kazalarını önleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle Riskli Sigortalılar Havuzu uygulamasını serbest tarifeye geçiş sürecinde geçici bir uygulama olarak değerlendirmekteyiz." dedi.

Çağlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, finansal piyasaların bankacılıktan sonra en büyük ikinci sektörü olan sigortacılığın, ilk altı ay sonuçlarına göre 160 milyar TL aktif büyüklüğü ve icra ettiği kritik fonksiyonları itibarıyla Türkiye ekonomisi için stratejik bir sektör olmaya devam ettiğini kaydetti.

Ekonomik gelişmelerin 2018’de de önceki yıllarda olduğu gibi sigorta endüstrisinin gelişiminin arkasındaki en önemli itici güç olduğunu, büyümeye devam eden ülke ekonomisine paralel olarak sigortacılığın da büyümesini sürdürdüğünü ifade eden Çağlar, "Bu çerçevede ilk altı ayda, hayat sigortaları toplam prim üretimi yüzde 16,1 artışla 3,8 milyar liraya ulaşmıştır. Hayat dışı sigorta sektörümüz, kara yolu zorunlu mali mesuliyet sigortasındaki riskli sigortalılar havuzundan alınan ve mükerrerliğe sebep olan endirekt üretim hariç bırakıldığında hayat dışı sigortaları prim üretimi yüzde 15,3 artışla 22,9 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Böylece, toplam prim üretiminde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,4 büyüme göstermiş ve prim üretimi 26,7 milyar liraya çıkmıştır." diye konuştu.

Çağlar, bu yılın ilk yarısında döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar ve faiz oranlarındaki artışın sigortacılık sektörünün prim üretimi ve mali sonuçlarına etki ettiğini ifade ederek, şunları söyledi:

"Döviz kurlarındaki sert yükseliş özellikle kasko, trafik ve sağlık sigortaları gibi yurt dışından malzeme ve yedek parça ithalatı kullanan kasko ve sağlık sigortaları gibi branşları olumsuz etkilemektedir. Hayat sigortalarında ise yükselen faiz oranları ve BDDK’nın sıkılaşma tedbirleri hayat sigortaları üretiminin belirleyici en önemli faktörlerindendir. Bunların yanı sıra beklentilerin üzerinde gerçekleşen enflasyon, sigortacılık maliyetlerini yükselterek sektörün mali sonuçları üzerinde baskı yaratmaktadır. Ancak gerek bu dönemde artan faiz oranlarına bağlı olarak mali gelirlerdeki artış gerekse hükümetimizin orta vadeli plan ile gerçekçi ve dengeli hedefler koymasıyla ekonomideki dalgalanmanın stabilize olması beklentisi ile sektörün rekabetçi yapısını da dikkate aldığımızda sektörümüzün bu baskıyı yönetebileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

2018'in ikinci yarısında ekonomik büyümedeki yavaşlamaya ve yüksek gerçekleşen enflasyon oranına bağlı olarak sektörün yılı yüzde 18-20 bandında bir büyüme ile kapatacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki yıl ise Yeni Ekonomik Program'daki görece düşük büyüme hedefi, kredi hacmindeki daralma, ekonomideki sıkılaşma sektörümüzün büyümesini yavaşlatacaktır. Diğer taraftan teminat değerlerindeki döviz kuru ve enflasyona bağlı yükselme primlerde yukarı yönlü bir artış getirecek olup bu durumun 2019 yılında ekonomideki daralmaya bağlı sigorta penetrasyonundaki muhtemel düşüşü kısmen kompanse edebileceğini söyleyebiliriz."

– Sigorta şirketleri siber riskler için de ürün geliştirmeye çalışıyor

Çağlar, sektörün, özellikle hayat dışı branşlarda hali hazırda en önemli kalemini zorunlu bir ürün olan trafik sigortası oluşturduğunu aktararak, şirketlerin zorunlu branşlar dışında da pazarı genişletmek ve derinleştirmek üzere çeşitli ürünlere yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Gelecek dönemde yeni alan ve ürünlerin gelişmesinin beklendiğini belirten Çağlar, "Bu çerçevede, siber riskler için şirketlerimizin ürünler geliştirdiğini görmekteyiz. Yolun henüz başında olmakla birlikte her alanda dijitalleşmenin doğal sonucu olarak burada önemli bir gelişme potansiyeli bulunmaktadır." dedi.

Çağlar, bu yıl sigortalı memnuniyetini artırmaya yönelik hizmetlerde ve müşteri odaklı dijital sürece ilişkin geliştirmelerde yeni uygulamaların devreye girdiğine işaret ederek, "Örneğin, şirketlerimiz, iklim değişikliğine bağlı doğal afet hasarlarındaki artışa paralel olarak meteorolojik uyarılar paralelinde sigortalılarına ulaşarak önlem almaları konusunda yönlendirmeler yapmaya başlamışlar; sektörde hemen hemen tüm branşlarda mobil uygulamalar ve dijital servisler devreye alınmaya başlanmıştır. Ayrıca, çeşitli meslek grupları için gelişen sorumluluk bilinci ve mahkemelerin konuya ilişkin kararları ile Avrupa Birliği müktesebatına uyum süreci farklı meslek grupları için mesleki sorumluluk sigortaları teminatı ihtiyacını doğurmuştur. Önümüzdeki dönemde bu ihtiyaca cevap verecek yeni poliçeler düzenlenmesi beklenmektedir." diye konuştu.

Yakın zamanda büyüme beklenen bir diğer branşın da kefalet sigortaları olduğunu ifade eden Çağlar, geçen yıl Kamu İhale Kanunu'nda gerçekleştirilen değişiklik ile kanundaki teminat mektubu tanımı içerisine kefalet sigortası ifadesinin de eklendiğini, bu değişikliğin, ürüne olan talebi artırması beklendiğini kaydetti.

Çağlar, mevzuat alt yapısı oluşmaya başlayan katılım sigortacılığının geliştirilmesine yönelik çalışmaların da gelecek dönemde üzerinde duracakları alan olduğunu anlatarak, "Sigortacılığın ülkemizdeki kapsayıcılığının genişletilmesi ve dini hassasiyetleri nedeniyle sigortadan uzak duran vatandaşlarımızı İslami finansa uygun ürünlerle teminat altına alınmasını sağlamak amacıyla katılım sigortacılığına ilişkin çalışmaları çok önemsiyoruz ve ilerleyen dönemlerde sektöre ivme kazandıracağını düşünüyoruz." şeklinde konuştu.

– "Havuz uygulamasını serbest tarifeye geçiş sürecinde geçici uygulama olarak değerlendiriyoruz"

Zorunlu trafik sigortasına da değinen Çağlar, bunun son 11 yıldır zarar üreten bir branş olduğunu, sigorta şirketlerinin mali bünyelerini tehdit eder bir konuma geldiğini belirterek, "Branşta yaşanan kronik karsızlık sorunu diğer branşlarda elde edilen karlarla sübvanse edilmiş, bazı yıllarda diğer branşların karları da trafik branşında yaşanan zararı karşılayamayan boyuta ulaşmıştır. Sigorta şirketlerinin karşı karşıya kaldıkları maliyetlerin yönetilmez bir hale gelmesi nedeniyle şirketlerce trafik sigortası primlerinde değişikliğe gidilmesi zaruri bir hal almıştır." dedi.

Çağlar, trafik sigortasında son dönemde yapılan düzenlemeleri anımsatarak, 12 Nisan 2017 itibarıyla tavan prim uygulamasına geçildiğini, bu uygulama ile sektör olarak savundukları serbest piyasa sisteminden vazgeçilerek tavan primlerin belirlendiğini, bu yılın ilk 6 ayına ilişkin sonuçlar incelendiğinde sektörün yılın ilk yarısı sonucunda trafik branşında yaklaşık 96 milyon TL zarar ettiğini anlattı.

Sorumluluk sigortalarına ilişkin uzun zaman aşımı süresi ve yargı süreci nedeniyle 14 Temmuz 2017'de kurulan Riskli Sigortalılar Havuzu’nun neticeleri üzerinde sağlıklı değerlendirmenin gelecek yıllarda mümkün olabileceğini ifade eden Çağlar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Birliğimizce yürütülmekte olan çalışmalarda öncelikle trafik sigortasında karşılaşılan yapısal sorunların çözümlenmesine odaklanılmış olup sigorta şirketi ile hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıkların en aza indirilmesi amaçlanmaktadır. Bu noktada 'Destekten yoksun kalma tazminat ve sürekli sakatlık tazminat hesaplama yöntemi'nde standardın sağlanması amacıyla yapılan çalışma tamamlanarak düzenleyici otorite ile paylaşılmıştır. Bunun hayata geçirilmesi sonucunda uyuşmazlık konularında ciddi oranlarda azalma sağlanması ve tazminat tutarlarına ilişkin oluşan belirsizlik ortamının ortadan kalkması beklenmektedir. Bu sayede trafik kazaları nedeniyle mağdurlara daha hızlı ve aracılara komisyon paylaşmaya gerek olmadan bir tazminat ödenmesi gerçekleşmiş olacaktır. Rekabete açık olan sistemler, her halükarda tüketicinin yararına olan sistemlerdir. Sigorta, zararı tazmin etmenin yanı sıra caydırıcı etkisi ile önleyici de olabilmektedir. Hasar frekansı yüksek olan sürücülerin primlerindeki artışın caydırıcı etkisi sürüş güvenliğine katkı sağlayarak trafik kazalarını önleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle havuz uygulamasını serbest tarifeye geçiş sürecinde geçici bir uygulama olarak değerlendirmekteyiz."

– 6 ayda yaklaşık 4 milyar TL'lik trafik sigortası için hasar ödendi

Çağlar, bu yılın ilk 6 ayında sektörün 1,3 milyar TL hayat branşı, 10,9 milyar TL hayat dışı branşlar olmak üzere toplam 12,2 milyar TL hasar ödediğini belirterek, "Hayat dışı branşlarda ödenen hasarın yüzde 35’lik kısmına tekabül eden 3,8 milyar TL’lik tutar trafik sigortaları için ödendi." dedi.

Türkiye'nin sigorta sektörünün 160 milyar TL aktif büyüklüğü ile her ne kadar bankacılıktan sonra ikinci sırada gelse de dünya liginde ülke ekonomisinin bulunduğu noktadan daha geride olduğunu ifade eden Çağlar, "Ülke ekonomisi 17. sırada iken sigorta sektörü 39. sırada. Buna bağlı olarak kişi başı prim düzeyi ve penetrasyon da gelişmiş ülkelere göre oldukça geri durumda. Sigorta sektörünün GSYH'ye oranı AB'de yaklaşık yüzde 7 iken bizde yüzde 1,4 ve kişi başı prim bin 650 dolar iken bizde 149 dolar mertebesinde. Bu durumun en temel sebeplerinden biri de sigorta bilincinin düşüklüğü. Sektörümüzün sürdürülebilir ve dengeli büyümesini sağlamak sigorta bilincini artırmaktan geçiyor." diye konuştu.

Çağlar, birliğin başta sosyal medya ve dijital yayınlar olmak üzere tüm iletişim kanallarında yazılı ve görsel medyada sigortanın günlük hayattaki yeri ve işlevlerine dikkati çekip, bilgilendirmeye yönelik çalışmalar yaptığını aktararak, gelecek dönemde sosyal medyayı sigorta bilincinin ve farkındalığının artırılması için daha da etkin kullanmayı hedeflediklerini söyledi.

Sigorta ve tasarruf bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasının öneminden hareketle, ilköğretimden başlayarak çocuklara, gençlere müfredat kapsamında risk kavramı, sigortanın önemi ile tasarruf yapmanın gereği ve yolları konusunda eğitim verilmesinin finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılmasının önem arz ettiğini dile getirdi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?