Sabancı Uluslararası Tiyatro Festivali

ADANA (AA) – Adana’da düzenlenen 18. Sabancı Uluslararası Tiyatro Festivali’nde 16 yerli, 7 yabancı olmak üzere 23 oyun sahnelendi.Sabancı Vakfı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları iş birliğinde 27 Mart’ta başlayan festival, Üsküp Arnavut Tiyatrosu’nun sahnelediği Macbeth oyunuyla sona erdi.Almanya, İspanya, Hollanda, Makedonya ve Gürcistan’dan tiyatro topluluklarının katıldığı festival, bir ay boyunca oyunlara ve atölye çalışmalarına sahne oldu. Ayrıca, İstanbul’da sahnelenen oyunlarla festival, Adana’nın dışına taştı. Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde sahnelenen yerli oyunlar, festival ruhunu İstanbul’daki sanatseverlere de yaşattı.Tiyatro sanatının gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş ustalara minnet ve saygı amacıyla 2005 yılından bu yana her yıl verilen “Sakıp Sabancı Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nün bu yılki sahibi, Erdal Özyağcılar oldu. Usta isim, ödülünü Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’dan aldı.Festivale İspanya’dan katılan Cia La Tal, sokak tiyatrosunun başarılı bir örneği olan “Guguklu Saat” ile festivalin iki günü, Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi bahçesinde Adanalılara keyifli bir açık hava gösterisi sundu. Müziğin başlaması ve çarkların hareketiyle saatin içinden çıkan şövalyeler ve palyaçoların münakaşası, çocuklar kadar yetişkinlere de neşeli anlar yaşattı.
Festivale katılan profesyonel ekiplerin yanı sıra, genç oyuncular tarafından sahnelenen temsiller de seyircilerden tam not aldı. Tiyatro Alesta, Seyyar Tiyatro ve Ekip Tiyatrosu’nun sahnelediği oyunlar, tiyatro sanatının geleceğine dair umut verdi.Festival boyunca oyunlar kadar atölye çalışmaları da yoğun ilgi gördü. Uzman kişiler liderliğinde düzenlenen Karagöz, kukla yapım ve oynatımı, çocuklarla maske yapımı, atık malzemelerden kostüm yapımı, deri el sanatları atölyesi, aksiyon stratejileri, oyun yazarlık atölyesi ve beden yoluyla Macbeth’in keşfi ile festival, sahneden sokağa taşındı. Festivale renk getiren atölye çalışmaları, tiyatronun bütünleştiği farklı disiplinleri halkın deneyimine olanak sağladı.
Feastivalde bu yıl 16 yerli, 7 yabancı olmak üzere 23 oyun sahnelendi. Festival, aynı zamanda Türkiye’de yerli ve yabancı sanatçıları buluşturan bir platform sağlamaya devam ediyor.Festival, 18 yılda 42 farklı ülkeden 94 yabancı tiyatro grubunu, yerli ve yabancı 6 binden fazla sanatçıyı ağırladı. Türkiye’den özel tiyatrolar ve Devlet Tiyatroları’nın sahnelediği oyunlar da dahil toplam 339 oyun ve 730 temsil düzenlendi. Türkiye’nin birçok yerinden seyircinin akın ettiği Adana Tiyatro Festivali’nde sahnelenen oyunlar bugüne kadar 1 milyona yakın seyirci tarafından izlendi.

“Kriter” dergisi yayın hayatına başladı

İSTANBUL (AA) – Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın röportajının yer aldığı ilk sayısıyla yayın hayatına başladı.

SETA’dan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, yayın hayatına başlayan derginin ilk sayısında verdiği röportajda, daha adil bir dünya tesis etmek için çaba gösterdiklerini ifade etti.

Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel, küresel sorunlarla adaletsizliklerin giderilmesine öncülük yapmak, mazlumların sesi olup onlara ulaşmak için güçlü olması gerektiğini belirterek, tam bağımsız olmak için yerliliği ve milliliği her alanda hayata geçirmenin şart olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin siyasi tarihinin yerli ve milli olanlarla, ülkesine, milletine yabancılaşmış olanların mücadelesiyle geçtiğini vurgulayan Erdoğan, kazanmak için her yolu mübah gören anlayışın milli olamayacağına dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşadığı toprağın insanıyla, geçmişiyle, kültürüyle bağı kalmamış olanlara şahitlik edebildiğini, bunların bazen siyasetçi, akademisyen, medya mensubu, iş adamı, sanatçı, yazar, bazen de başka sıfatlarla karşılarına çıktığını anlatarak, “Biz yapmak için çalışıyoruz, bunlar yıkmak için uğraşıyor. Aynı tavrın siyasette ve dış politikada da örneklerini gördük. Bir milletvekili, bu milletin askerini ve polisini şehit eden, halkı göç etmeye zorlayan, şehirleri yaşanmaz hale çeviren teröristlere destek veren, çanak tutan açıklamalar nasıl yapabilir? Bir devletin buna sessiz kalması mümkün olabilir mi? Bu anlamda teröre destek veren milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını da yine bu milli tutumun gereği olarak görüyorum. Yerlilik ve millilik, siyasetten iş dünyasına, medyadan eğitime, akademiden sanata, istihbarattan savunmaya kadar her alanda kriter olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Allah’ın yardımı ve milletin desteğiyle saldırıların hepsini boşa çıkardık”

Erdoğan, siyasi hayatı boyunca samimi gayretlerinin millet tarafından karşılıksız kalmadığını vurguladığı röportajda, “Milletimizin layık gördüğü her görevde olduğu gibi, Türkiye’nin doğrudan milletin oyuyla göreve gelmiş ilk Cumhurbaşkanı olarak da her zaman daha fazla hizmet etme anlayışıyla görevimi yürütüyorum. Sırtını millete değil vesayet odaklarına dayayanlar, siyaset ve toplum mühendisliğine girişenler ya da terör örgütlerinden güç alanlar, bizim bu topraklarla olan gönül bağımızı anlayamazlar.” dedi.

Gezi olayları, 17-25 Aralık darbe girişimi ya da son terör eylemlerinin arkasında, Türkiye’de son dönemde her alanda yaşanan gelişmelerden duyulan rahatsızlığın olduğunu aktaran Erdoğan, “Ama şu gerçeğin de görülmesi lazım, Türkiye, artık eski Türkiye değil. Ülkemiz, manipülasyonlarla krizlere sokulamayacak sağlam bir istikrar zeminine kavuşmuştur. Yeni Türkiye yolunda kararlılıkla yürüyoruz. Önümüze çıkarılan son engel ise en aşağılık, en insanlık dışı yöntem olan terörün yeniden hortlatılması oldu. Fakat Allah’ın yardımı ve milletin desteğiyle, bu saldırıların hepsini de boşa çıkardık, çıkaracağız.” ifadelerini kullandı.

Paralel Yapının devlete ve millete yönelik bir tehdit olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Geçmişte yaşadığımız birçok sorunlu olayın arkasında, özellikle devletin kritik kurumlarına sızan bu şer örgütün elemanlarının izine rastlıyoruz. Paralel Yapı, yerleştiği bütün kurumlarımızda çok büyük tahribat oluşturdu. Bu tahribatı onarmak için daha yapılacak çok iş olduğunun farkındayız. Şu anda devletimizin tüm kurumları ve milletimiz bu yapıyla mücadeleyi sahiplenmiştir ama daha etkin bir mücadele sergilemek durumundayız. Benim ‘tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet’ diye tarif ettiğim bu yapının gerçek yüzünü görüp uzaklaşan samimi kardeşlerimiz oldu. Artık bu yapı marjinalleşen bir örgüt haline dönüşmüştür. Milli güvenliğimizi tehdit eden her örgüt gibi, bunlarla da mücadeleye kararlılıkla devam edilecektir.”

DAEŞ ile mücadeleyi, Türkiye kadar sonuç alıcı şekilde gerçekleştiren başka bir ülke bulunmadığına vurgu yapan Erdoğan, bazı ülkelerin örgütle mücadele bahanesiyle Suriye’de bölgesel projelerini hayata geçirmeye çalıştığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin böylesi bir çaba göstermesine rağmen, bazı ülkelerin bir kısım terör örgütlerine karşı hareketsiz kaldığını belirterek, “Ülkemizde alçak terör eylemleri gerçekleştiren PKK veya PYD için Avrupa’da her türlü destek ve propaganda faaliyetlerine sessiz kalınabiliyor. Bu tablo, ‘terörle mücadelede uluslararası dayanışma’ mesajlarına gölge düşürüyor. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ ikiyüzlülüğüyle bu iş çözülemez. Uluslararası kurumlar ve tüm devletler, ayrım yapmadan bütün terör örgütlerine karşı samimi bir şekilde ortak tavır almalıdır.” diye konuştu.

– “Şimdi operasyonlar dönemi”

Kimsenin milletin huzuruna, birliğine, canına kastetmesine izin vermeyeceklerini, çözüm sürecinin istismar edildiğini ve şimdi operasyonlar dönemi olduğunu bildiren Erdoğan, terör örgütü PKK’nın, etkin operasyonlar karşısında sıkışınca bazı yabancı devletler, aktörler ya da medya üzerinden “silah bırakma”, “yeniden masaya dönme” gibi çeşitli mesajlar gönderme yolunu denediğini ancak bu aşamadan sonra çözümün, terör örgütünün en küçük bir unsuru dahi kalmayacak şekilde ülke topraklarından sökülüp atılması olduğunu ifade etti.

Terörle mücadele sürecinde halk desteğine ilişkin soru üzerine, Erdoğan, “Burada, beni en çok sevindiren şey, bölge halkının, Kürt kardeşlerimizin terör örgütünün karanlık amacını çok iyi görmesi ve bunların yanında yer almaması oldu. Teröristler ve siyasi destekçileri, kendi kendilerine özerklikçilik oynadılar, yalnız kaldılar ve kaybettiler. Milletin desteğinin ve duasının elde edildiği her mücadele gibi, terörle mücadele de başarıyla sonuçlanacaktır.” görüşünü aktardı.

– “Basın özgürlüğü meselesi, siyasi bir kalkana dönüşmüş durumda”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa ya da başkanlık sistemi tartışmalarının, büyüyen Türkiye’nin yeni ihtiyaçları dolayısıyla gündeme geldiğine dikkati çekerek, “Türk tipi başkanlık sistemi olmaz.” diyenlerin, milletin iyi bir şey ortaya çıkarabileceğine hiçbir zaman inanmayanlar olduğunu anlattı.

Dünyada uygulanmakta olan tek bir başkanlık sistemi modeli bulunmadığını ifade eden Erdoğan, evrensel standartların Türkiye’nin kendi tarihi ve kültürüyle sentezlendiği bir modelde özgün bir başkanlık sisteminin olabileceğini kaydetti.

Erdoğan, basın özgürlüğü konusunda Türkiye’nin içeriden ve dışarıdan haksız eleştirilere maruz kaldığına değinerek, “Türkiye’de basın özgürdür. Aksini iddia edenlerin basın özgürlüğünden anladıkları, eskisi gibi hükümet kurup hükümet yıkan bir medya gücüne sahip olmaksa, bunun olmayacağı bir Türkiye’de yaşıyoruz. O günler geçti artık. Elbette özgürlükleri daha da genişleteceğiz ama bugün Türkiye’de basın özgürlüğü meselesi, siyasi bir kalkana dönüşmüş durumdadır. Bunu gündeme getirenlerin aslında medyayla ilgili bir dertleri yoktur.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasette “Erdoğan karşıtlığının” bir kimlik halini almasına ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:

“Bu, şahsımla ilgili değil, millete karşı bir tutumdur. Asıl önemli olan, bu karşıtlığın kimleri yan yana getirdiğidir. Bakıyorsunuz terör örgütü PKK destekçileri ile Paralel Yapı üyeleri yan yana ya da bugüne kadar birbiriyle kavga edenler kol kola. Bu süreç aynı zamanda maskelerin düşmesini, millete cephe açanların gerçek yüzünün görülmesini de sağladı. Bu açıdan hayırlı da olmuştur.”

Erdoğan, röportajda, milletin gönlünü kazanacak siyaset üretemeyenlerin, iç gerilimlerini ve acziyetlerini gizlemek için çirkin üsluba başvurduklarını ancak milletin bunları görüp herkese notunu verdiğini sözlerine ekledi.

Genel Yayın Yönetmenliğini Fahrettin Altun’un yaptığı Kriter dergisi, aylık periyotlar halinde okurlarıyla buluşacak.

Iranian leader receives S. Korean counterpart in Tehran

By Mustafa Melih Ahishali

TEHRAN (AA) – President Hassan Rouhani received South Korean counterpart Park Geun-hye — currently on a state visit to Iran — at Tehran’s Saad Abad Palace on Monday.

Both leaders spoke at a joint press conference after holding a meeting in which they discussed proposals for boosting trade and business relations and a proposed “strategic partnership” between the two countries.

“We have decided to increase bilateral trade volumes to $18 billion a year from a previous $6 billion,” said Rouhani, noting that the two men had signed a number of trade and business agreements.

He went on to say that the most significant result of Park’s visit was the establishment of a “high-level strategic partnership” between Iran and South Korea.

The two leaders reportedly signed 19 memorandums of understanding aimed at boosting relations in the fields of commerce, energy, transport and culture.

“The security of the Korean Peninsula and the Middle East is crucial,” Rouhani said at the press conference. “We would like to maintain peace and stability in the region and strongly oppose all weapons of mass destruction,” he added.

Park, for her part, declared that 2017 would be “the year of Iran-Korea cultural relations”.

“We have agreed to establish exchange programs through our universities,” she added, describing her visit to the Islamic republic as one of “historical significance”.

*AA correspondent Ahmet Sait Akcay contributed to this report from Ankara.

Rights workers charged with bribery in Cambodia scandal

By Lauren Crothers

PHNOM PENH, Cambodia (AA) – A Cambodian court has charged an election official and five human rights workers, including a United Nations staffer, over the parts they played in assisting the mistress of the deputy opposition leader.

The charges Monday were immediately condemned as “politically motivated” and “farcical” by a consortium of 59 rights and community groups.

“The targeting of these individuals, five of whom were sent to pre-trial detention today, is the latest escalation in a far-reaching government assault on civil society ahead of upcoming local and national elections,” said the statement, disseminated by rights group Licadho.

It added that the legal action at the Phnom Penh Municipal Court was “a clear reprisal for support provided by rights workers in a politically-sensitive case”.

The prosecutor issued charges of bribery against four staff members from rights group Adhoc, while the UN worker and a member of the National Election Committee were charged with being accomplices.

An investigating judge will determine if the charges — which carry prison sentences of between five and 10 years in prison — should proceed to trial.

The allegations were originally brought against the six by a woman named Khom Chandaraty, who had sought legal assistance after it emerged that she was involved in an extramarital affair with Kem Sokha, deputy leader of the Cambodia National Rescue Party.

Their affair became public after tapes of a conversation between the two were leaked.

Sokha is now being investigated by the Anti-Corruption Unit (ACU) over claims he made about buying properties in the calls.

“In the context of such support, Adhoc provided [Chandaraty] with $204 to cover food and transport costs, including to attend questioning by judicial authorities,” said Monday’s statement.

“This legitimate expenditure of a small sum of money to cover basic expenses of a client is now grotesquely being portrayed by the ACU as bribery and corruption,” it added.

Chandaraty had told the authorities she was urged to lie by those assisting her.

The UN staffer, Soen Sally, has not been detained.

Political analyst Ou Virak told Anadolu Agency that he fears the latest charges are a harbinger for worse to come.

“It all depends on the evidence… and I don’t think a lot of people have confidence in the court,” he said. “I don’t believe they [the charged] have done anything illegal and wrong.”

Virak himself has been summonsed to appear May 12 to be questioned over allegations that he defamed the ruling Cambodian People’s Party when he said it stood to benefit from the scandal.

Virak said he believes civil society is under threat in the lead up to the 2017/2018 election season, but worries “how wide the net will be cast”.

He said he plans to attend court May 12 to defend himself.

Kayseri ve Sivas için kuvvetli rüzgar ve yağış uyarısı

SİVAS (AA) – Meteoroloji, Kayseri ve Sivas için kuvvetli rüzgar ve yağış uyarısında bulundu.

Meteoroloji Kayseri 7. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezinden yapılan yazılı açıklamaya göre, bölge yarından itibaren Orta Akdeniz üzerinden gelen serin ve yağışlı havanın etkisi altına girecek.

Bölgenin kuzeybatı kesimlerinde yarın akşam saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde başlayacak yağışlar, çarşamba günü bölge genelinde görülecek. Pazar günü akşam saatlerine kadar aralıklı olarak devam edecek, yağışlar çarşamba ve perşembe günleri de yer yer etkili olacak.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı yağışlarla 6 ila 10 derece azalacak. Rüzgar, salı ve çarşamba günleri bölge genelinde perşembe günü ise Kayseri ve Sivas çevrelerinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli saatte 40-60 kilometre hızla esecek.

Kuvvetli rüzgar ve yağış sebebiyle meydana gelebilecek ani sel, su baskını, yıldırım, dolu, ulaşımda aksamalar, çatı uçması, ağaç ve direklerin devrilmesi gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların ve ilgililerin dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.

Adana’daki FETÖ/PDY davası başladı

ADANA (AA) – Adana’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında açılan davada, Fetullah Gülen ve eski Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’ın da aralarında olduğu 17 sanığın yargılanmasına başlandı.

Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Aldırmaz, sanayici Mustafa Varol, eski Büyükşehir Belediyesi İmar Daire Başkanı Hasan Uzun, eski Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan ve Ferat Yüksel ile tutuksuz sanıklardan Oya Erişen, Öner Mersinligil, Mustafa Demir, Bekir Kadı, Cengiz Dinçer ve Tarık Kaplan ile avukatları katıldı.

Fetullah Gülen’in avukatı Nurullah Albayrak’ın da yer aldığı duruşmada önce sanıkların kimlik tespiti yapıldı.

Mahkeme başkanı, sanıklara yöneltilen suçlamaları hatırlatarak, duruşmanın görüntülü kayıt sistemiyle gerçekleştirileceğini belirtti.

– Davanın başka mahkemede görülmesi istendi

Sanıkların savunmalarına geçilmeden önce Fetullah Gülen’in avukatı Albayrak, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ihtisas mahkemesi olduğunu, davanın başka bir mahkemede yapılması gerektiğini öne sürerek, “Dosya, tevziden gelseydi, problem yoktu. Dosyanın Başsavcılığa gönderilip başka bir mahkemede görülmesini talep ediyoruz.” dedi.

Mahkeme heyeti, Albayrak’ın talebini reddederek sanıkların savunmalarına geçti.

FETÖ/PDY’nin finansörü olmakla suçlanan ve hakkında 35 yıl hapis cezası istenen eski Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Aldırmaz, emekliye ayrıldığını, aylık gelirinin 5 bin lira olduğunu söyledi.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Aldırmaz, eski Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın tutuklanmasının ardından belediyenin kaosa girdiğini belirterek, “O dönemin valilerine ve vali yardımcılarına gidip hata ve usulsüzlüklerin olmaması için başvuruda bulunmuştum.” ifadesini kullandı.

Aldırmaz, belediyenin kaynaklarını FETÖ/PDY’ye aktardığı iddialarına ilişkin, “Bir tanık, belediyenin 2 milyar dolarını cemaate aktardığımı söylüyor. Adana’daki fabrikaların işlem hacmi 1 milyar 700 milyon, Büyükşehir Belediyesinin 10 yıllık yatırımı bile bu kadar değil. İddia gülünç kalıyor.” şeklinde konuştu.

– “Aytaç Durak, senaryo üretiyor”

Eski Başkan Durak’ı görevden aldırdığı iddialarını yalanlayan Aldırmaz, Durak’ın İçişleri Bakanlığınca hakkındaki başka suçlamalar nedeniyle görevden alındığını söyledi.

Aldırmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben mecliste yapılan seçimle MHP’nin gösterdiği aday olarak 18 oyla başkan vekili seçildim. Aytaç Durak, kendisini görevden aldırdığımı iddia ediyor. Durak, başka suçlardan yargılanıyordu. Benim buna alet olmamın imkanı yok. Aytaç Durak, kaybolan itibarını kurtarmak için senaryolar ortaya atıyor. Aytaç Durak, cumhurbaşkanı olabilmek için bile havalara girdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bile Aytaç Durak’a, ‘Aytaç, aklan da gel’ dedi. 2010’da başbakan olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Adana’daki mitinginde Aytaç Durak’ın yolsuzluklarından bahsederken, ben ve arkadaşlarımın hizmetlerine de teşekkür etmişti.

Aytaç Durak, kendisine karşı olanlarla görüştüğüm için bana kızıyordu, ‘Beni görevden alanlarla nasıl çalışırsın, beceriksiz.’ dedi. ‘Öç alma duygusuyla itibarımı geri getirebilir miyim?’ diye hareket ediyor.”

– “İmzam dahi yok”

Aldırmaz, kamulaştırma iddialarına ilişkin de şunları söyledi:

“Kamulaştırma 2010’da yapılmıştır, imzam dahi yoktur. İmar değişikliklerinde hata yoktur. Yoğunluk artışlarının yapıldığı tarihte Kanuni Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi değildim. İmar tadilatını komisyon onayladı. Meclise gelen konudur. Organize Sanayi Bölgesi tarafında da ikinci üniversite yapılsın diye yer ayrılmıştı. Yoğunluk artışı yapılmadı. Komisyonun aldığı kararı da mecliste öğrendim. Sanki konut yapılmadı da üniversite yapıldı gibi algılandı. Komisyondan haberim olsaydı, ben de yoğunluğun aşağıya çekilmesini isterdim.”

– “Houston ile Pensilvanya’yı Adana, Mersin gibi göstermişler”

ABD’nin Houston kentine ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne yapılan gezilerle ilgili de Aldırmaz, AK Parti’li milletvekili, belediye başkanları ve sanayicilerle dostluk ve iş birliği için yurt dışına gittiklerini söyledi.

Aldırmaz, “Sanki Houston ile Pensilvanya’yı Adana, Mersin gibi göstermişler. Oysa 2’sinin arasında 3 bin kilometre var. Kongo Cumhuriyeti’ne ziyaretimize de Başbakanımız sıcak bakıyordu. Davet üzerine AK Parti’li belediye başkanları ile gittim. Benim ve ailemin hiçbir zaman devlet ve vakıflarla işimiz olmadı.” şeklinde konuştu.

Aldırmaz, “Beni en çok etkileyen Kanuni Üniversitesi mütevelli heyeti üyesi olmam. Üniversitenin kuruluşu sırasında toplantılarının hiçbirine gitmedim. Sadece Bilim ve Teknoloji Üniversitesine destek oldum.” ifadelerini kullandı.

Liseyi yatılı okuduğunu, “eğitim ve sağlık” denilince elinden geleni yaptığını anlatan Aldırmaz, “O günün şartlarına baktığınızda Hazine yer vermiş 49 yıllığına, 4-5 ay mütevelli heyeti üyeliği yaptım. Öğrenim olmadığı için faaliyet de olmadı. Mütevelli heyeti üyeliğim başıma dert açtı.” dedi.

– “Bilirkişiye ‘bilmeyen kişi’ diyorum”

Kanuni Üniversitesi için ayrılan parsellerle ilgili de Aldırmaz, bilirkişiyi suçladı.

Aldırmaz, şunları dile getirdi:

“Bilirkişiye ‘bilmeyen kişi’ diyorum. Mahkemeyi yanıltıyor. Eğer rant sağlanmışsa 2001 yılı öncesinde kim arsa toplamış, ona bakmak lazım. İmar değişikliğiyle rant sağlanmaz. Aytaç Durak, parsellerle çalışmayı çok sever. 5 parseli üniversite için istemişler. 3 parsel konut alanı olarak bırakılmış. Emlakçılara, ticaret odasına rant oluşup oluşmadığı sorulmuş. 5 parselde öyle rant çıkarmışlar ki sanki memleketi satmışız.”

3,5 yıllık görevi süresince devletle iş birliği içinde çalıştığını savunan Aldırmaz, “Çeteyle işim olmadı. 2010’da biz terörle mücadeleye başladık. Valimiz, emniyet müdürümüzle çıkmaz sokakları açtık. Teröristler, bu sokaklardan kolay kaçıyorlardı. 10 bulvar ile 200 çıkmaz sokağı açtım. Emniyete araç hibe ettim, MOBESE’ye yardımcı olduk, 153’ü kurup polisle irtibat kurdurdum. Görevim boyunca o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan 2 kez teşekkür aldım. Çok sayıda bakan ile validen de takdir gördüm.” görüşünü paylaştı.

Fetullah Gülen’in avukatı Albayrak da Aldırmaz’a, “Fetullah Gülen, size hiç kimse ile cemaatle ilgili teklifte bulundu mu, iş yaptırdı mı?” diye sordu.

Aldırmaz da “Böyle bir teklif olsaydı yapmazdım, yapan kişiyi de uzaklaştırırdım.” diye cevap verdi.

– “Benden imam değil, reis olur”

Tutuklu sanık Ferat Yüksel de önce adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını, daha sonra da tutuklandığını söyledi.

“Arkadaşlar bir gün sonra teslim olmamı istedi” diyen Yüksel, şunları belirtti:

“Kaçtı’ derler dedim. ‘Oysa biz kaçamayacaklardanız, kaçacaklar kaçmış zaten’ dedim. Allah şahidim, Türk devletine karşı terörist eylem yapmadım, yaptıysam Allah canımı alsın. Biz Anadolu’ya sevdalıyız. Ülkücü Hareket için 14 yaşında yemin ettim. Çocuklarımın varlığı Türk varlığına armağan olsun. Benden imam değil, reis olur.

Demek ki kendimi yeterince anlatamamışım. Ben asıl Paralel Yapı’nın mağduruyum. İddiaların daha somut verilere dayanmasını isterdik. 100 gündür terörist olarak tutukluyum.”

Duruşmada, sanıkların beyanlarının alınmasına devam ediliyor.

– Fetullah Gülen için ağırlaştırılmış müebbet hapis istemi

Haklarında dava açılan 17 sanıktan Fetullah Gülen’in “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek”ten ağırlaştırılmış müebbet, eski Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’ın da “terör örgütüne üye olmak, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a muhalefet, nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 35 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Diğer sanıklar için de 5 yıldan 27 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

13 Ocak’ta yapılan operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 5’i tutuklanmış, 3 firari sanık hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.

İddianamede, vasfı üniversite alanı olan arazinin konut alanına çevrilerek, terör örgütü ile mensuplarına yüksek meblağlarda finansman sağlandığı, hiçbir faaliyette bulunulmamasına rağmen çeşitli ülkelere gidildiği ve masrafların belediyeye ödetildiğine yer verilmişti.

Azerbaycan Milletvekili Pashayeva KKTC’de

LEFKOŞA (AA) – KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün, Azerbaycan halkıyla KKTC halkının “bir milletin ayrılmaz parçaları” olduğunu söyledi.

Özgürgün, adada temaslarda bulunan Azerbaycan Milletvekili Ganira Pashayeva’yı Cumhuriyet Meclisi’nde kabul etti.

Başbakan Özgürgün, kabulde yaptığı konuşmada, Pashayeva’yla Avrupa Konseyi’nde beraber görev yaptıklarını belirterek, Ganira Pashayeva’nın o zamanlarda da KKTC’ye ilgi duyduğunu ve destek verdiğini kaydetti.

“Kardeş Azerbaycan halkıyla KKTC halkı, bir milletin ayrılmaz parçalarıdır.” diyen Hüseyin Özgürgün, iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının ilerletilmesi dileğinde bulundu.

Pashayeva da Özgürgün’e yeni görevinde başarılar dileyerek, başarılı işler yapacağına inandığını dile getirdi.

KKTC’nin yaşadığı sıkıntıların farkında olduklarını ve benzeri sıkıntıları kendilerinin de yaşadığını anlatan Ganira Pashayeva, KKTC’ye her zaman destek olmaya hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

Görüşmenin ardından Pashayeva, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük ve KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kabrini ziyaret etti.

Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, Konya’da

KONYA (AA) – Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, 62 yıl sonra yeniden yayın hayatına başlayacak tıp dergisinin tanıtım toplantısına katıldı.

Davutoğlu, Selçuk Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Kliniği Dergisi’nin tanıtım toplantısında, sözlerine şehitlere rahmet dileyerek başladı.

Şehitleri anmadan konuşmaya başlamayı içine sindiremediğini ifade eden Davutoğlu, “Dün maalesef Diyarbakır’da Konyalı Hacı Osman Ayyıldız’ı şehit verdik. Cenazesine katılmaya çalışacağız. Tüm şehitlerimize rahmet diliyorum. Terör saldırılarında yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. İnşallah kötü haberleri almadığımız günlerin yakın olduğu inancımı ifade etmek istiyorum” dedi.

Davutoğlu, sabah bir otelde düzenlenen programda tıp camiasına hitap ettiğini anımsatarak, dergi açılışının sempozyumun sonrasına denk gelmesinin hoş bir tesadüf olduğunu dile getirdi.

Herkesin bildiği ve verimli olacağı alanda çalışması gerektiğine işaret eden Davutoğlu, “Sivil toplum alanında bir şeyler yapabileceğimi düşündüm. Özellikle İstanbul’u bildiğim için, İstanbul’un birikiminin Konya’ya taşınması için elimden geleni yapmaya karar verdim. O günlerde işe Konya’daki sivil toplum kuruluşlarıyla tanışmakla başlamıştım. Konya’da 2009’da 2 binin üzerinde vakıf ve derneğin bulunduğunu, bir kısmının aktif, bir kısmının da çok verimli işler yapan güzide kuruluşlar olduğunu gördüm” diye konuştu.

Öğrenciliğinin ilk yıllarında Hayat Sağlık ve Sosyal Hizmet Vakfına üye olduğunu söyleyen Davutoğlu, Anadolu Kliniği Dergisi’nin 62 yıl aradan sonra Konya’dan yayın hayatına devam etmesinden memnuniyet duyduğunu vurguladı.

Davutoğlu, Anadolu Kliniği Dergisi’nin tıp yayıncılığına, kuruluş gayesindeki kimliğine uygun güzel bir dönüş yapacağını belirterek, Hayat Vakfının çalışmalarını takip ettiğini ve zaman zaman içinde yer aldığını bildirdi.

Yayıncılığın ve okumanın önemini vurgulayan Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Anadolu Kliniği’nin bir başka önemi tıp dergisi olmasıdır. Anadolu’dan yayın hayatına devam edecek bir derginin varlığı son derece önemlidir. Derginin hem kendi bilgimizi üretmek hem de bunun kayıt altına alınırken bilginin doğru kullanımına katkı sağlamak noktasında büyük hizmet göreceğine bütün kalbimle inanıyorum. Biliyoruz ki tarihteki öncülüğümüzü diriltmek için dinamik ve canlı bir yayın hayatına şiddetle ihtiyacımız var. 2015 yılında bir önceki yıla göre Türkiye’de satılan kitap sayısında yüzde 11,5 artış yaşandı. İnşallah yüzümüzü güldüren bu sonucun, alınan kitapların ilk sayfasından son sayfasına kadar okunarak ve hayata katılarak, irfan hayatımıza katkıda bulunmasını temin ediyorum.”

Davutoğlu, daha sonra vakıf üyeleri ve öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Eski hakimler Özçelik ve Başer’in tutukluluk itirazı

ANKARA (AA) – “Paralel Devlet Yapılanması” soruşturmaları kapsamındaki tutuklular hakkında tahliye kararı veren ve meslekten ihraç edilen hakimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer’in yargılandığı davada Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Özçelik ve Başer’in tahliye taleplerini reddederek, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Haklarında, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “görevi kötüye kullanmak” ve “gizliliği ihlal” suçlarından iddianame hazırlanan ve Sincan F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Metin Özçelik ve Mustafa Başer’in yargılandığı davada, dosya üzerinden tutukluluk incelemesi yapıldı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen son duruşmada, sanıklar ve avukatları, tutukluluğa yönelik itirazlarını dile getirdi ve tahliye talebinde bulundu.

Avukatların savunma yapmak için süre istemesi üzerine bir sonraki duruşmayı 30 Mayıs’a bırakan Yargıtay 16. Ceza Dairesi heyeti, sanıkların tutukluluk halinin ise bugün incelenmesine karar vermişti.

Heyet, yaptığı inceleme sonucu sanıkların tahliye taleplerini reddederek, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.