Bankacılar faiz indirimini şarta bağladı

İSTANBUL (AA) – MURAT BİRİNCİ – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faiz indirimi çağrısının ardından bankacılar, kredi faizlerinin düşmesi için mevduat maliyetlerinin azalması ve tasarrufların artması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz indirimlerinin ardından bazı hükümet yetkilileri ve iş dünyası temsilcilerinin yaptığı “faiz indiriminde sıra bankalarda” açıklamasına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Finans sektörüne sesleniyorum; bakın siz de lütfen faizlerinizi düşürün. Bu millete, vatana eğer hizmet verecekseniz düşürün, biraz az kazanın. Yatırımcı, sizin vereceğiniz bu ucuz krediyle bu ülkede çok daha farklı adımları atabilsin” sözleri ile destek vermişti.

Kredi faiz oranlarının düşmesini kendilerinin de istediğini ifade eden bankacılık sektörü temsilcileri, bu düşüşü bazı şartlara bağladı. Bankacılar, TCMB’nin mart ayından bu yana faiz koridorunun üst bandında 200 baz puan indirim gerçekleştirmesine karşın bankaların Merkez Bankasından sağladığı fonlamanın maliyetindeki azalışın yaklaşık 90-100 baz puanda kaldığını kaydediyor.

Bankaların ticari ve bireysel müşterilerine sunduğu kredilerin büyük bölümünün mevduattan geldiğini ifade eden sektör temsilcileri, kredi faiz oranlarında indirim yapılabilmesi için mevduat maliyetlerinde düşüş olması gerektiğine işaret ediyor.

Bankacılar, tasarrufların artırılmasının yanı sıra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) bankaların maliyetlerini azaltıcı yönde atacağı adımların da kredi faizlerine olumlu yansıyacağını belirtiyor.

– “Bu dönemde bankacılık sektörünün önceliği kar etmek değil”

Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’yi hedef alan terör girişimlerinin başarılı olmasına mahal vermemek için ekonomik seferberliğin başlatıldığı bu dönemde, Merkez Bankasının faiz indirimi kararının finansal piyasaları rahatlattığını ve iş dünyasına moral verdiğini ifade etti.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının piyasaları baskı altında tutmayı amaçlayan birtakım açıklamalarına karşın darbe teşebbüsünün ilk şokunun kısa sürede atlatıldığını, Merkez Bankasının piyasada herhangi bir likidite sıkıntısına yer vermeyecek şekilde önlemler aldığını hatırlatan Taşkesenlioğlu, şunları kaydetti:

“Piyasalarda normalleşme sürecinin başladığı bu dönemde bankacılık sektörünün de ilk önceliği kar etmek değil, Türkiye’yi ayağa kaldıracak projelere destek vermek olacaktır. Merkez Bankası, sadeleşme politikası çerçevesinde faiz koridorunun üst bandında 200 baz puanlık faiz indirime gitmiş olsa da bu dönemde bankaların Merkez Bankasından sağladığı fonlamanın maliyetindeki azalış 90 baz puanda kalmıştır. Son süreçte nominal faizlerin yükselmesi de almayı planladığımız bazı kararların zamanlamasını etkilemiştir. 15 Temmuz sürecine rağmen faiz oranlarında herhangi bir artış gerçekleşmemesi ve kredi fiyatlamalarının korunarak kredi imkanlarının sürekli açık tutulması olumlu bir gelişmedir. Oluşan yeniden fiyatlamalarla birlikte mevduat faizlerinde aşağı yönlü gerçekleşecek hareket önümüzdeki dönemde kredi faizlerinin daha etkili düzeyde aşağı çekilmesini sağlayacaktır. BDDK’nın bankaların maliyetlerini azaltıcı yönde atacağı adımların da banka faizlerine olumlu şekilde yansımaları olacaktır.”

– “Mevduat maliyetleri, bankaların likidite maliyeti için esas teşkil ediyor”

DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş de Merkez Bankasının yılbaşından beri üst bantta yaptığı 200 baz puanlık faiz indirimlerini piyasa açısından olumlu değerlendirdiklerini, bunun kredi maliyetlerine yansımasında, faiz indirimlerinin bankaların maliyetlerinde ne derece karşılık bulduğunun önemli olacağını ifade etti.

Ateş, bankaların haftalık veya gecelik vadede fonlamalarının 105 milyar TL’sini Merkez Bankasından sağladığını, vadeli mevduatla sağlanan kaynağın bu miktarın yaklaşık 6 katı tutarında 625 milyar TL seviyesinde olduğunu, buradan hareketle mevduat maliyetlerinin bankaların likidite maliyeti için esas teşkil ettiğini söyledi.

200 baz puanı bulan faiz indirimine karşın bankaların Merkez Bankasından borçlanmalarının ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin ancak 78 baz puanlık gerilemeyle yüzde 8,03’e inebildiğini belirten Ateş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diğer yandan yurt dışı fonlama maliyetlerinin de bir miktar artışı ile mevduat faizleri yüzde 10-11 aralığında seyretmektedir. Bütün bu koşullara rağmen Merkez Bankasının faiz indiriminin mevduat maliyetlerini de aşağı çekme yönünde piyasaya kısa zaman içerisinde tetikleyici etkisi olacağına inanıyorum. Türkiye’nin atlattığı bu kadar ciddi bir badire sonrasında kur ve faizlerin yükselmesi çok doğaldı. Güzel olan, bu kadar riskli bir ortamın arkasından devlet yönetimi, parlamento ve halkın olağanüstü sağduyulu yaklaşımı ve demokrasiye sahip çıkması sayesinde ortamın süratle normale dönmeye başlamasıdır.”

– “Faiz indirimlerinin temkinli bir şekilde devam edeceğini düşünüyorum”

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ise darbe girişiminin hemen ardından tüm bankaların bir araya gelerek istişare toplantısı yaptığını, Merkez Bankası, Borsa İstanbul ve BDDK da dahil tüm finans sektörünün çok iyi organize olmasından dolayı sistemin çok iyi işlediğini söyledi.

Leblebici, finansal sistemin çok kısa sürede normale döndüğünü belirterek, şu görüşleri dile getirdi:

“Merkez Bankası piyasalara faiz indirimi hissi vererek doğru olanı yaptı. Bu süreçte faiz indirimlerinin temkinli bir şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Piyasalar bunu takip ediyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için ise ilgili kurumlarımızın yeterli araçları, yeterli kapasitesi ve yatırım ortamını iyileştirmesi için yeterli öngörüleri var. Bu devam ettiği sürece Merkez Bankamızın da manevra alanları olacaktır. Kredi faizleri de inme trendinde, marttan beri olan indirimlerin büyük kısmı da fiyatlara yansıtıldı. Mevduat maliyetinin düşüşündeki hız arttıkça bu trendin de hız kazanacağını düşünüyoruz. Yatırım ortamının hızla iyileşmesi için bankalar üzerine düşeni yapacaktır.”

– “Bankalar, TCMB’den gelen sinyalleri doğru alıyor ve piyasalara doğru yansıtıyor”

Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Faik Açıkalın, Merkez Bankası tarafından açıklanan Haziran 2016 verilerine göre, ikinci çeyrekte TCMB’nin gösterge faizinin 124 baz puan, bankaları fonlama maliyetinin ilk çeyreğe kıyasla 69 baz puan ve ticari kredi faiz oranlarının 132 baz puan azaldığını, dolayısıyla bankaların Merkez Bankasından gelen sinyalleri doğru aldığını ve piyasalara doğruyu yansıttığını söyledi.

Açıkalın, “Tabi ki bu düşüşün devam etmesi ve kalıcı olabilmesi için yüzde 120’nin üzerine çıkan kredi mevduat oranı çerçevesinde enflasyonda hareketliliğin düşük ve yönünün büyük ölçüde aşağıya olduğu algısının oluşmasıyla mevduat faizlerinde de sürdürülebilir düşüşün sağlanması gerekiyor.” dedi.

Yatırımlara sağlıklı kaynak aktarımının sağlanabilmesi için Türkiye’nin risk primini düşürücü hamlelerin de yapılması gerektiğini belirten Açıkalın, giderek iyileşen makro verilere rağmen ülkenin uzun zamandır hak etmediği bir “algı açığı” ile uğraştığını söyledi.

Açıkalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durum Türk varlıklarının fiyatlamasını da negatif etkiliyor. Türkiye CDS’lerinde ve kurda görülen oynaklığı azaltabilmek için özellikle yurt dışı yatırım analistleri ve reyting kuruluşları da dahil olmak üzere tüm kurumlar nezdinde etkin bir iletişim çalışmasının yapılması kısa vadede en etkili çözüm olarak görünüyor. Ortak bir akıl ile hem kamu hem özel sektörün bu konuda ikna faaliyetlerini aralıksız olarak sürdürmesi gerekiyor. Şunu da unutmamak lazım ki ileriye dönük makro senaryomuz ne kadar ikna edici olursa mikro düzeyde özel sektörün ikna kabiliyeti de o oranda artacaktır.”

– “Faizin düşmesi için koordineli çalışmak gerekiyor”

Akbank yetkilileri de Türkiye’nin büyük bir badire atlattığını, bu süreçte kısıtlı da olsa kur ve faizlerde belli bir volatilite yaşandığını ifade ederek, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörünün sağlam olduğunu, normalleşmenin hızlı olacağını vurguladı.

Yetkililer, şunları kaydetti:

“Faizlerin düşmesi bankaların da önemli bir arzusudur. Faizlerin düşmesi bankaların daha geniş bir kitleye ulaşmasını ve daha fazla kredi vermesini sağlayacaktır, kredi kalitesini artıracaktır. Ekonomideki tüm oyuncuların faizlerin düşmesi için koordineli olarak çalışması gerekir. TCMB’nin faiz koridorunun üst bandını indirmesi bankaların fonlama maliyetlerini bir miktar aşağıya çekmiştir. Ancak bankaların asıl fonlaması mevduat yoluyla olmaktadır. Kredi faizindeki etkili bir düşüş, mevduat maliyetlerindeki azalma ile gerçekleşecektir. Bankalarımız bu konularda yapılması gereken her türlü gayreti göstermektedir.”

Tasarruf oranlarının artması ve buna bağlı olarak mevduat tabanının genişlemesinin de kredi faiz oranlarının kalıcı olarak düşmesine katkı sağlayacağını vurgulayan yetkililer, bu konuda ülkede önemli çalışmalar yapıldığını, şu an hükümetin üzerinde çalıştığı yeni projeler de bulunduğunu söyledi.

Akbank’ın, bilanço gücünü de kullanarak gerek yurt dışı gerekse yurt içindeki fonlama maliyetlerini mümkün olduğu kadar düşürmeye ve bunu da kredi faizlerine yansıtmaya çalıştığını dile getiren yetkililer, Akbank’ın bu stratejisini aynı şekilde devam ettireceklerini bildirdi.

Yetkililer, “Sektör adına çok olumlu bir gelişme de geçen hafta yaşanan üzücü olayların piyasalar üzerindeki sınırlı kalan etkisidir. Bu da hükümetimizin zamanında yaptığı müdahalelerle birlikte ekonomimizdeki makro dengelerin ve de bankacılık sektörünün sağlamlığı sayesinde gerçekleşmiştir.” ifadelerini kullandı.

– “Kredi faizlerindeki düşüş, ortalama piyasa fonlama faizi ve mevduat faizlerindeki düşüşle orantılı”

Garanti Bankası yetkilileri ise ülke olarak yaşanan böylesine olağanüstü bir duruma karşın Türkiye ekonomisi ve Türk bankacılık sektörünün çok başarılı bir sınav vererek kısa süre içinde bu durumun üstesinden geldiğini, yurt dışı fonlama maliyetlerindeki artışa rağmen ilgili kurumların ve Türk bankalarının katkısıyla piyasadaki faiz seviyelerinin artmamasının sağlandığını kaydetti.

Halkın da bu ortamda soğukkanlılığını koruması, ülkesine, ekonomiye güvenmesi ve sahip çıkmasının bu dönemin neredeyse hasarsız atlatılmasında kilit rol oynadığına dikkati çeken yetkililer, bu çerçevede, TCMB’nin gecelik faizlerde yaptığı indirimin, vade uyumsuzluğu nedeniyle her zaman birebir geçişkenlik taşımasa da mevduat ve kredi faizlerine kesinlikle yansıyacağını öngördüklerini belirtti.

Kredi faizlerindeki düşüşün ortalama piyasa fonlama faizi ve mevduat faizlerindeki düşüşle orantılı bir şekilde gerçekleştiğini ifade eden yetkililer, şöyle devam etti:

“Faiz koridorunun üst bandında yapılan 200 baz puanlık indirim, öncelikle TCMB’nin ortalama fonlama maliyetlerine, sonrasında mevduat ve kredi faizlerine yaklaşık 100 baz puan indirim olarak halihazırda yansımış durumdadır. Önümüzdeki günlerde, Merkez Bankamızın piyasa faizleri üzerine alacağı aksiyonlarla bağlantılı olarak mevduat ve kredi faizlerinde benzer değişimler yine söz konusu olacaktır. Uzun ve orta vadede ise tasarruf oranlarının artırılması konusunda ülkemizin aldığı ve almaya devam edeceği yerinde aksiyonların etkisiyle fonlama kaynaklarının artırılması sağlanacak. Böylece fonlama maliyetlerinde ve sonucunda kredi faizlerinde yapısal düşüşler mümkün olacaktır.”

Dolar/TL Fed öncesi 3,04 seviyelerinde dengelendi

İSTANBUL (AA) – Dolar/TL, ABD Merkez Bankası (Fed) Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısından çıkacak kararlar öncesinde 3,04 seviyelerinde dengelendi.

Son dönemdeki düşüş eğilimini sürdürerek dün 3,02’nin altına inen dolar/TL, uluslararası piyasalarda dolar talebinin artmasının etkisiyle yükselişe geçerek günü 3,0447’den tamamladı.

Dolar/TL, bugün ise FOMC toplantısından çıkacak kararlar öncesinde 3,0326’ya kadar gerilemesinin ardından saat 11.40 itibarıyla 3,0400 seviyesinden işlem görüyor. Avro/TL de şu dakikalarda yüzde 0,1 azalışla 3,3442’den alıcı buluyor.

Analistler, yurt içinde bugün veri gündeminin zayıf olduğunu, yurt dışında ise FOMC kararları ve ABD’de dayanıklı tüketim malı siparişleri verisinin izleneceğini belirterek, teknik açıdan dolar/TL’de 3,05’in altında kalıcılık sağlanması durumunda 3,0120 ve 2,9880 seviyelerinin gündeme gelebileceğini öngörüyor.

İzmir’e “15 Temmuz Demokrasi Meydanı”

İZMİR (AA) – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi ve Hamidiye Camisi önünde denize doğru oluşturulacak yeni meydana “15 Temmuz Demokrasi Meydanı” adının verilmesini önerdi.

Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, İzmirdeniz projesi kapsamında, tarihi anlamda önem taşıyan Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi’nin bulunduğu bölgeyi “özel proje alan”ı olarak tanımlayan Belediye, burada kıyı ile bütünleşecek yeni bir meydan oluşturmaya hazırlanıyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, projenin ikinci aşamasında vapur yanaşma yeri ve tekne bağlama iskelelerinin de yapılacağı 42 bin metrekarelik bu alana “15 Temmuz Demokrasi Meydanı” adının verilmesini önerdi.

Meydana “15 Temmuz Demokrasi Meydanı” adının verilmesi önerisinin ilk Belediye Meclisi toplantısında gündeme getirilmesi bekleniyor.

GRAFİKLİ – FETÖ’nün ABD’deki okul ağı

WASHINGTON (AA) – HAKAN ÇOPUR – Türkiye’de 15 Temmuz’daki darbe girişimini organize eden Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), 140 civarındaki sözleşmeli (charter) okul ile ABD’de en yaygın sözleşmeli okul ağlarından birini yönetiyor.

ABD’nin Pennsylvania eyaletinde 1999 yılından bu yana ikamet eden FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, ülke genelinde 140 civarında sözleşmeli okulu ve bu okullar vasıtasıyla devletten yılda yaklaşık 500 milyon dolarlık geliri yöneten kişi olarak biliniyor.

ABD’de 1990’ların sonuyla 2000’li yılların başında açılan ve zaman içinde bazılarının ismi değişen okullarda her yıl yaklaşık 60 bin civarında öğrencinin eğitim aldığı belirtiliyor.

– Okullar en büyük gelir kaynağı

Amerikan medyasında yer alan haberlerde, FETÖ’nün bu okullar yoluyla ABD yönetiminden yılda 500 milyon dolar kaynak aldığı kaydediliyor.

FETÖ’nün okullarıyla ilgili “Killing Ed” belgeseliyle ABD’de ses getiren yönetmen Mark Hall ve aynı konuyla ilgili Huffington Post’ta bir makale kaleme alan Anna Clark, devletin, bu okullardaki öğrenci başına önemli miktarda ödeme yaptığını, yeni açılan okullarla FETÖ’nün ekonomik havuzunun büyüdüğünü vurguladı.

Washington Post’ta 20 Temmuz’da Valerie Straus imzasıyla yayımlanan haberde de FETÖ’nün sadece Teksas’taki 46 okulu için ABD hükümetinden senede 250 milyon dolar kaynak sağladığı ifade edildi.

Sadece sözleşmeli okulları çerçevesinde bu finansal gelirlere sahip FETÖ’nün, diğer yapılanmalar da eklendiğinde ABD genelinde birkaç milyar dolarlık ekonomik hacme sahip olduğu belirtiliyor.

ABD’deki FETÖ okullarının yöneticileri FETÖ elebaşı Gülen ile bağlantılarını reddederken, bu okullar arasındaki finansal ilişkiler ve diğer FETÖ kurumlarıyla yakınlıkları yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor.

FETÖ’nün ABD’deki okulları genellikle belli çatı kuruluşlar etrafında toplanıyor ve vakıflar üzerinden idare ediliyor. Örneğin Teksas eyaletinde faaliyet gösteren Harmony Okullarına ait 46 kampüs bulunuyor. Benzer şekilde Ohio ve çevresindeki eyaletlerde faaliyet gösteren Concept Okullarının 30, California eyaletindeki Magnolia Okullarının da 11 kampüsü var.

– FBI’ın yürüttüğü soruşturma

FETÖ’nün yönettiği okullarının bazıları usulsüzlük, haksız kazanç, yolsuzluk, hileli ihale ve evrakta sahtecilikten ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) soruşturması geçiriyor.

İlk olarak 11 Aralık 2013 tarihinde Louisiana’nın Baton Rogue kentindeki Kenilworth Bilim ve Teknoloji Akademisine FBI tarafından düzenlenen baskınla başlayan ve daha sonra FETÖ ile ilişkili başka okullara da sıçrayan FBI soruşturması hala devam ediyor.

FBI soruşturmasının ilk ayağında FETÖ’ye ait olduğu belirtilen Chicago merkezli Concept Okulları adı altındaki 30 sözleşmeli okulun, 2003 ile 2013 yılları arasında 5 milyon dolardan fazla devlet desteğini kendi üyelerine aktararak usulsüzlük yaptığı öne sürülmüştü.

İlk etapta üç eyalette başlatılan soruşturma süreci sürüyor. Ohio, Indiana ve Illionis’te 19 okula yönelik ”beyaz yakalı suç soruşturması” devam ederken soruşturma kapsamında okulların bağlı olduğu Concept Okullarının birçok evrakına el konulmuştu.

FBI soruşturması, (E-Rate adlı eğitim teknolojileri programı kapsamında) Concept Okulları ile ilişkili kişiler, kurumlardan hizmet alarak rekabet kurallarının ihlal edilmesi şüphesi etrafında yürütülüyor.

– Okullarla ilgili süren soruşturmalar

FETÖ’nün ABD’de faaliyet gösteren sözleşmeli okullarıyla ilgili olarak Amsterdam&Partners LLP hukuk firması tarafından ilk şikayet başvuruları California ve Pennsylvania’da yapıldı. Bu başvuruların ardından firma, üçüncü başvurusunu Teksas eyaletinde yaptı.

California’da şubat ayında başlayan hukuki süreçte, FETÖ ile ilişkili Magnolia Okulları mercek altına alındı.

California’da 11 okul ile sözleşmeli okul statüsünde faaliyet gösteren Magnolia Okulları hakkında, bu okulların finansal açıdan incelenmesi için California Eğitim Bakanlığına başvuruda bulunulduğu belirtildi.

Firmanın yöneticisi Robert Amsterdam, 2009 yılında Magnolia Okullarının üst yöneticisi olarak işe alınan bir kişinin, 2011-2012 eğitim döneminde bir firmayla 700 bin dolarlık kontrat imzaladığını ve aynı yılın sonunda bu kişinin, sözleşme imzaladığı firmanın başına geçtiğini ifade etti.

Teksas’ta 4 Nisan 2016 tarihinde FETÖ ile bağlantılı Solidarity şirketiyle ilgili dava dilekçesi verildi.

Dilekçeyle ilgili açıklamasında Amsterdam, 2003-2009 arasında FETÖ ile bağlantılı Harmony Okullarında çalışan ve daha sonra Solidarity adlı şirkete geçen bir yöneticiye (iki yıl içinde) toplamda 22 milyon dolarlık müteahhitlik işinin verildiğini kaydetti.

FETÖ’nün ABD’deki sözleşmeli okullarıyla ilgili hukuki süreçler devam ederken bir yandan da ABD kamuoyunda Gülen’in okullarına ilişkin rahatsızlıkların daha fazla gün yüzüne çıkmaya başladığı belirtiliyor.

Geçen yıl kasım ayında ABD Kongresi üyesi Raul Grijalva, Eğitim Bakanı Arne Duncan’a mektup göndererek FETÖ ile bağlantılı okullar hakkında yürütülen soruşturmalarla ilgili rapor talep etmiş, konu bu vesileyle Kongre’nin de gündemine gelmişti.

ABD halkı da FETÖ okullarına Türkiye’den getirilen öğretmenlerin ”İngilizce bilmediği” ve ”bilimsel yeterlilikleri olmadığı” için itiraz ediyor. Daha önce New York Times, Chicago Sun gibi gazetelere FETÖ okullarıyla ilgili röportaj veren Amerikalılar, Türkiye’den getirilen öğretmenlerden şikayet etmişti.

ABD’de FETÖ’nün kontrolü altında olduğu, açık kaynaklarda belirtilen okulların listesi şöyle:

Arizona: Paragon Sonoran Bilim Akademisi, Broadway Sonoran Bilim Akademisi Anaokulu, Phoenix Sonoran Bilim Akademisi Anaokulu, Tucson Sonoran Bilim Akademisi İlkokulu-Ortaokulu-Lisesi, Davis Monthan Sonoran Bilim Akademisi, Ahwatukee Sonoran Bilim Akademisi, Peoria Sonoran Bilim Akademisi

Arkansas: Lisa Akademi

California: Reseda Magnolia Bilim Akademisi, Valley Magnolia Bilim Akademisi, Carson Magnolia Bilim Akademisi, Venice Magnolia Bilim Akademisi, Hollywood Magnolia Bilim Akademisi, Palms Magnolia Bilim Akademisi, Van Nuys Magnolia Bilim Akademisi, Bell Magnolia Bilim Akademisi, Santa Ana Magnolia Bilim Akademisi, San Diego Momentum Ortaokulu, Bay Area Teknoloji Okulu

Colorado: Lotus Aurora Mükemmellik Okulu

District of Columbia: Harmony D.C. Mükemmellik Okulu

Florida: Orlando Bilim İlkokulu-Ortaokulu-Lisesi, River City Bilim Akademisi, Branch Akademi, Stars Ortaokulu, Broward Matematik ve Bilim Okulları, Discovery Bilim Akademisi, New Springs İlkokulu, New Springs Ortaokulu

Georgia: Fulton Bilim Akademisi Lisesi, Fulton Sunshine Akademisi

Güney Carolina: Greenville Yenilenebilir Enerji Eğitimi Sözleşmeli Okulu

Illinois: Chicago Matematik ve Bilim Akademisi Ortaokulu, Belmont Horizon Bilim Akademisi, McKinley Park Horizon Bilim Akademisi, Güneybatı Chicago Horizon Bilim Akademisi,

Indiana: Indiana Matematik ve Bilim Akademisi – Güney – Kuzey – Batı

Kuzey Carolina: Triad Matematik ve Bilim Akademisi, Triangle Matematik ve Bilim Akademisi

Louisiana: Baton Rouge Kenilworth Bilim ve Teknoloji Okulu

Maryland: Chesapeake Bilim Noktası Okulları

Massachusetts: Pioneer Sözleşmeli Bilim Okulu 1-2, Hampden Sözleşmeli Okulu

Michigan: Michigan Matematik ve Bilim Akademisi

Minnesota: Minnesota Matematik ve Bilim Akademisi

Missouri: Fyler Gateway Bilim Akademisi, Smiley Gateway Bilim Akademisi, Güney Gateway Bilim Akademisi

Nevada: Las Vegas Coral Bilim Akademisi, Reno Coral Bilim Akademisi İlkokulu-Ortaokulu

New Jersey: Bergen Sanat ve Bilim Sözleşmeli Okulu, Paterson Bilim ve Teknoloji Sözleşmeli Okulu, Passaic Sanat ve Bilim Sözleşmeli Okulu, Thomas Edison EnergySmart Sözleşmeli Okulu, Central Jersey Koleji Hazırlık Okulu, Paterson Sözleşmeli Bilim ve Teknoloji Okulu

New Mexico: Albuquerque Mükemmellik Okulu

New York: Syracuse Bilim Akademisi, Buffalo Bilim Akademisi, Rochester Akademisi Sözleşmeli Okulu, Utica Bilim Akademisi, Amity Sözleşmeli Okulları, Terra Bilim ve Eğitim Vakfı

Ohio: Horizon Bilim Akademisi Columbus İlkokulu, Horizon Bilim Akademisi Columbus Ortaokulu, Horizon Bilim Akademisi Columbus Lisesi, Columbus Noble Akademi, Cincinnati Horizon Bilim Akademisi, Cleveland Horizon Bilim Akademisi Lisesi, Horizon Bilim Akademisi Dayton İlkokulu, Horizon Bilim Akademisi Dayton İlkokulu, Horizon Bilim Akademisi Dayton Merkez, Cleveland Horizon Bilim Akademisi Ortaokulu, Cleveland Horizon Bilim Akademisi İlkokulu, Springfield Horizon Bilim Akademisi, Toledo Horizon Bilim Akademisi, Denison Horizon Bilim Akademisi İlkoulu, Lorain Horizon Bilim Akademisi, Cleveland Noble Akademi, Youngstown Horizon Bilim Akademisi, Cleveland Noble Akademi

Oklahoma: Tulsa Discovery Okulu, Oklahoma City Dove Bilim Akademisi, Tulsa Dove Bilim Akademisi, Dove Bilim Akademisi İlkokulu

Pennsylvania: Truebright Bilim Akademisi Ortaokulu, Merkezi Pennsylvania Genç Bilginler Okulu, Batı Pennsylvania Genç Bilginler Okulu

Tennessee: Memphis Mükemmellik Okulu

Teksas: Austin Harmony Bilim Akademisi Ortaokulu, Austin Harmony Bilim Okulu Anaokulu, North Austin Harmony Bilim Akademisi, Austin Mükemmellik Okulu, Beaumont Harmony Bilim Akademisi, Brownsville Harmony Bilim Akademisi, Bryan Harmony Bilim Akademisi, Dallas Harmony Bilim Akademisi Ortaokulu, Dallas Harmony Bilim Akademisi İlkokulu, Dallas Harmony Doğa Okulu, Dallas Harmony İşletme Okulu, El Paso Harmony Bilim Akademisi, El Paso İnovasyon Okulu, Fort Worth Harmony Bilim Akademisi, Houston Harmony Bilim Akademisi Ortaokulu, Houston Harmony Mükemmellik Ortaokulu, Houston Harmony İnovasyon Okulu, Houston Harmony Bilim Okulu, Northwest Harmony Bilim Akademisi Anaokulu, Laredo Harmony Bilim Akademisi, Laredo İnovasyon Okulu, Lubbock Harmony Bilim Akademisi, Odessa Harmony Bilim Akademisi, San Antonio Harmony Bilim Akademisi, San Antonio İnovasyon Okulu, Waco Harmony Bilim Akademisi, Teksas Körfez Enstitüsü Kariyer ve Yetişkin Eğitimi Merkezi, Riverwalk Eğitim Vakfı, Discovery Bilim ve Teknoloji Okulu, San Antonio Bilim ve Teknoloji Ortaokulu, Corpus Christi Bilim ve Teknoloji Ortaokulu, Carrollton Harmony İnovasyon Okulu, Carrollton Harmony Bilim Akademisi, Euless Harmony Bilim Akademisi, Euless Harmony İnovasyon Okulu, Garland Harmony Bilim Akademisi, Garland Harmony İnovasyon Okulu, Grand Prairie Harmony Bilim Akademisi

Utah: Beehive Bilim ve Teknoloji Akademisi Ortaokulu

Virginia: Pinnacle Akademisi

Wisconsin: Milwaukee Matematik ve Bilim Akademisi

Aşık Erdali’den Erdoğan’a türkü

ANKARA (AA) – MELİKE KINACI / MUHAMMET TORUNTAY – Avrasya Aşıklar Birliği Genel Başkanı Aşık Zeki Erdali, “Haber verin Avrupa’ya, bu vatanı böldürmeyiz/Birkaç tane çapulcuya, Türkiye’yi böldürmeyiz/Türkiye’yi böldürmeyiz, düşmanları güldürmeyiz/Tayyip Bey’i yedirmeyiz, Türkiye’yi böldürmeyiz.” sözleriyle başlayan türküsü ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde tuttuğu “demokrasi nöbeti”ni “demokrasi şenliği”ne çevirdi.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından halkın “demokrasi nöbet”leri Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde de devam ediyor. Burada “demokrasi nöbeti” tutanlar arasında bulunan Erdali, söylediği türküler ile halkın duygularına tercüman oluyor.

Erdali, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk milletinin daha önce yaşadığı darbelerden kaynaklanan acı tecrübeleri olduğunu söyledi.

Darbelerin yıllarca ülkeyi yıprattığını yaşayarak öğrendiklerine dikkati çeken Erdali, “Bu kadar zalimlerin elinde kalacağımızı hiç tahmin etmiyorduk ama ‘Bir musibet, bin belayı def eder.’ sözünü yaşıyoruz ülkemizde.” ifadesini kullandı.

Ülkenin FETÖ’cülerden temizleneceğine inancını dile getiren Erdali, “Allah yardım etti, bize bir kapı açtı, ülke insanının yüzü hürmetine, ülkemizin yüzüne baktı ve şu anda ‘Demokrasi Bayramı’nı yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Demokrasi nöbeti”ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan “Evlerinize gidebilirsiniz.” talimatı gelene kadar devam edeceklerini vurgulayan Erdali, “Nöbeti bıraktıktan sonra da uyanık olacağız, zalimlere fırsat vermeyeceğiz. Millet olarak bunu öğrenelim.” dedi.

Erdali, ayrıca Avrasya Aşıklar Birliği olarak Erdoğan’a bir bağlama yaptırdıklarını, bunu kendisine teslim etmek istediklerini bildirdi.

– “Türkiye’yi böldürmeyiz”

“Tüm dünya ülkeleri ve özellikle bu hain planı yapanlar duysun ki bizler her daim sazımızla sözümüzle Reisimizin yanındayız. Onu yüreğimizde taşımaya devam edeceğiz. Yüreğimizdeki yeri çok farklı, bizim için çok kıymetli.” ifadelerini kullanan Erdali, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atfen yazdığı türküyü seslendirdi.

Aşık Zeki Erdali’nin, Külliye önünde seslendirdiği ve büyük beğeni toplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ithaf ettiği türkünün sözleri şöyle:

“Haber verin Avrupa’ya, bu vatanı böldürmeyiz/Birkaç tane çapulcuya, Türkiye’yi böldürmeyiz/Türkiye’yi böldürmeyiz, düşmanları güldürmeyiz/Tayyip Bey’i yedirmeyiz, Türkiye’yi böldürmeyiz.

Türk milleti kalmaz naçar, Mevla bir gün kapı açar/Eskişehir, Van’a göçer, Türkiye’yi böldürmeyiz/Türkiye’yi böldürmeyiz, düşmanları güldürmeyiz/Tayyip Bey’i yedirmeyiz, bu vatanı böldürmeyiz.

Erdali’yim, eyleriz biz, bu dertleri söyleriz biz/Cumhur Reis, ‘dur’ diyecek, nöbete devam eyleriz biz/Türkiye’yi böldürmeyiz, düşmanları güldürmeyiz/Tayyip Bey’i yedirmeyiz, bu vatanı böldürmeyiz.”

ASELSAN’dan 15,1 milyon dolarlık satış sözleşmesi

İSTANBUL (AA) – ASELSAN ile bir yurt dışı müşteri arasında toplam bedeli yaklaşık 15,1 milyon dolar olan “Elektro-Optik Sistemler” satış sözleşmesi imzalandı.

ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ’nin, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, “ASELSAN ile bir yurt dışı müşteri arasında bugün toplam bedeli yaklaşık 15 milyon 100 bin dolar olan Elektro-Optik Sistemler satış sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2016-2017 yıllarında gerçekleştirilecektir.” bilgilerine yer verildi.

Sağlam askere “akıl sağlığı bozuk” raporu verdiler

ANKARA (AA) – FATİH ÇAKMAK – Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) üsteğmen olarak görev yaparken “akıl sağlığı yerinde değil” raporuyla, malulen emekli edilerek 2010 yılında ordudan atıldığını ileri süren Nuri Örcün, “Askeri mahkeme beni GATA’ya sevk etti. GATA’dan ‘hiçbir hastalığı yok’ diye rapor aldım. Geri döndüm, bana bir teklif sundular, suikast emri verdiler. ‘Dört sene askeri birlikte yaşayacaksın. Biz sana suikast emri verdiğimiz zaman yapacaksın’ dediler. ‘Kimi dersek, öldüreceksin’ dediler yani. Akabinde ‘Ölürsen biz senin ismini yaşatacağız. Sen ulvi bir görev için yapacaksın, çok ulvi bir görev’ dediler” ifadelerini kullandı.

Nuri Örcün, AA muhabirine yaptığı açıklamada. İzmir Maltepe Askeri Lisesi’nden 2000 yılında mezun olduğunu, 2004 yılında da İstanbul Hava Harp Okulunu tamamladığını ve istihkam subayı olarak Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığında göreve başladığını, 4 yıl istihkam subaylığı yaptığını söyledi.

Daha sonra üs komutanıyla kişisel sorunlar yaşadığını, askeri mahkemede davasının başladığını anlatan Örcün, “Mahkeme sürecinde Eskişehir’e tayinim çıktı. Eskişehir’de askeri mahkeme beni ‘akıl sağlığı yerinde mi değil mi’ diye GATA’ya sevk etti. Bana önce sağlam raporu verdiler, 2009’da geri döndüm. Bu tür olayların, FETÖ olaylarının hepsi askeri mahkemede biter. Askeri yargı tamamen FETÖ’nün elindedir.” diye konuştu.

Komutan olarak atanana kadar bunları tanımadığını, askeri mahkemede davası devam ederken tehdit edildiğini anlatan Örcün, TSK’da FETÖ’nün kendisine oynadığı oyunu şöyle devam etti:

“Devlet organlarını aşağılamak suçundan beni mahkemeye verdiler, onların devlet dediği şey ‘Fetullahçı devleti’. Bir plan yapıyor, ona göre her şeyi yapıyorlar. GATA bana önce ‘herhangi bir psikiyatri rahatsızlığı yoktur, görevine devam edebilir’ diye rapor verdi. Sonra beni Hava Kuvvetleri Personel Daire’den bir albay çağırdı. ‘Arkadaş kabul edersen biz seni bir yere yerleştireceğiz, yeni Türkiye’de sen olacaksın. Ama biz emir verdiğimiz vakit kendini feda edeceksin, adını yaşatacağız.’ dedi. Anlamadım, hiçbir şeyi çözemedim. ‘Bunu kabul edemem’ dedim. ‘Biz seni Genelkurmay Başkanlığına yerleştireceğiz, Hava Kuvvetlerine yerleştireceğiz, personel dairesi bizde…’. ‘Ama emir verdiğimiz vakitte emrimizi yapacaksın. Sizin hayatınız mahvolmuş, sizi kurtaracağız. Gerekirse kendinizi feda edersiniz ama her şey bu vatan için.’ Bunlar önce itibara çalışıyorlar, itibarını yerle bir ettikten sonra onu kullanmaya çalışıyorlar. Ben bunu kabul etmeyince benimle uğraştılar, ‘Hayatını kurtarırsın, yoksa rezil olursun, mahvolursun, intihara kadar sürüklenirsin, bunu kabul et, 4-5 sene çalışırsın kurumlarda, sonra verdiğimiz emirleri harfiyen yapacaksın’ dediler. Kabul etmem için her gün baskı yaptılar.”

Üsteğmen olarak görev yaparken Eskişehir’de bunların eline düştüğünü dile getiren Örcün, “Kimi kime şikayet edeceksin, hepsi ellerinde.” dedi.

– “Biz sana suikast emri verdiğimiz zaman yapacaksın”

Örcün, kendisine “Seni yaşatacağız.” diyen albayın teklifiyle ilgili şunları söyledi:

“Askeri mahkeme beni GATA’ya sevk etti, 8 Eylül 2009’da GATA’dan ‘hiçbir hastalığı yok’ diye rapor aldım. Geri döndüm, bana bir teklif sundular, suikast emri verdiler bana, ‘Dört sene askeri birlikte yaşayacaksın, biz sana suikast emri verdiğimiz zaman yapacaksın’ dediler. ‘Kimi dersek, öldüreceksin’ dediler yani. Akabinde ‘Ölürsen biz senin ismini yaşatacağız.’ ‘Sen ulvi bir görev için yapacaksın, çok ulvi bir görev’. dediler. Vazgeçmediler, ben teklifi kabul etmeyince ‘Genelkurmay Başkanlığına tayinini çıkaracağız, orada da gün gelecek vereceğimiz emri yapacaksın, çünkü biz senin hayatını kurtarıyoruz’ dediler. ‘YAŞ kararıyla atarız’ diye de tehdit ettiler, ben kabul etmedim. Kabul etmeyince askeri mahkeme tekrar GATA’ya sevk etti, ilk rapordan 10 gün sonra bu sefer ‘kronik psikolojik’ tanısı verdiler. 10 gün önce sağlam, 10 gün sonra şizofreni diyor. Malulen emekli oldum, yerime başkasını yerleştirdiler. Mahkemelerle uğraşarak ‘5 yılda akıl sağlığı yerindedir’ diye Adli Tıp’tan rapor aldık. Göreve dönmek için de savcıya başvurduk, dava açılmasını bekliyorum.”

GATA psikiyatri servisi ile askeri mahkemenin ortaklaşa çalıştığını iddia eden Örcün, akıl sağlığı ile ilgili sorunu olmadığını ispatlamak için Adli Tıp Kurumuna başvurduğunu, “Akıl sağlığı tam” diye rapor aldığını, göreve geri dönmek için 2015 yılında dava açtığını söyledi.

– “Bu bizim başımıza bela oluyor, buna psikiyatri raporu vererek atın”

Askeri mahkemedeki albayın kendi yanında GATA’yı arayarak “Bu bizim başımıza bela oluyor, buna psikiyatri raporu vererek atın” diye talimat verdiğini belirten Örcün, 2015 yılında sayısız kez “GATA’da sahte raporlar verildiğini” ihbar ettiğini, kimsenin ciddiye almadığını savundu.

“Bir yıl önce başvurduğumuz savcı GATA hakkındaki soruşturmayı başlatsaydı belki bugün bu iş olmayacaktı.” diyen Örcün, “2010 yılında TSK’dan atıldım, her şeyimi kaybettim ama şerefimi kaybetmedim, malulen emekli oldum. Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesine 2011 yılında dava açtım, geri dönmek için, haklarımın iadesi için ve adamların tutuklanması için tabii. Zaten Adli Tıp Kurumuna gidip rapor almak için ben 4 sene uğraştım, Adli Tıp’a kendi kendine gidemiyorsun, dava ile gittim. Adli Tıp’ta dört kurula girdim ayrı ayrı, beni oraya 10 gün yatırdılar. En son büyük kurulda, ‘Arkadaş senin hiçbir hastalığın yok’ dediler. En son ‘Arkadaş, GATA sana bilinçli vermiş, sen ilk değilsin, senin gibi kaç kişi geldi böyle’ dediler.” ifadelerini kullandı.

Gölbaşı’nda açtığı davayı Adli Tıp’tan aldığı rapor ile kazandığını ve görevine geri dönmek için bu raporla tekrar bir yıl önce avukatı aracılığıyla Ankara Cumhuriyet Savcılığına dilekçe vererek dava açtığını, davanın başlamasını halen beklediğini anlatan Örcün, “Daha savcılık soruşturma açmadı, polise ifade verdik, ifademde her şey ortada, polis askeri savunuyor, ben bununla uğraşıyorum. Askeri mahkemede de tekrar yargılama başlayacak. GATA’yla ilgili hala soruşturma başlatılmadı.” dedi.

Örcün, “FETÖ’cüler temizlenmeden eski görevime dönmek istemiyorum. Çünkü ben onlarla çalıştım, onların ne kadar alçalabileceğini gördüm. FETÖ’cülerin tamamen temizlenmesini istiyorum. Temizlendiği vakit ben vatanım için savaşmak isterim, ben vatanıma, milletime silah çekemem. Bu FETÖ’cüler içeride kaldığı müddetçe tehlike devam ediyor. Çünkü bunlar her yere yerleşmişler, virüs gibi.” şeklinde konuştu.

– Örcün’ün avukatı Maden

Nuri Örcün’ün de avukatlığını yapan Hukukçular Derneği Ankara Temsilcisi Fatih Maden ise “Akıl sağlığı tam sağlam olmasına karşın FETÖ’nün kendi sistemlerine dahil etmek için teklifte bulunmaları ve Nuri Bey’in de bunu reddetmesiyle birlikte bu sürecin başladığını gördük.” dedi.

Örcün’ün tekrar görevine iade edilmesi için resmi makamlara müracaatlarını gerçekleştireceklerini, hakkını sonuna kadar arayacaklarını belirten Maden, “Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekli hassasiyeti uzun zamandır gösterdiğini biliyoruz. Başbakanımızın da bu konulara sahip çıkacağını biliyoruz. TSK içindeki vatanperver tüm subaylarımızı, Örcün gibi mağduriyete uğramış, vatanına hizmet etmek için can atan bu evlatları tekrar orduya kazandıracağına dair inancımız da tamdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Demokrasi nöbeti”ne havadan destek verdi

UŞAK (AA) – SONER KILINÇ – Uşak’ta, sivil havacı Salim Gören paramotora bağladığı Türk bayrağı ile kent üzerinde alçak uçuş gerçekleştirerek FETÖ’nün darbe girişiminin ardından meydanlarda devam eden demokrasi nöbetine havadan destek verdi.

Gören (30), FETÖ’nün darbe girişiminin ardından meydanlarda devam eden demokrasi nöbetine havadan destek vermek için paramotorla Kemalöz Mahallesi’ndeki boş araziden havalandı.

Paramotoruna bağladığı Türk bayrağını açarak kentin üzerinde yaklaşık 1 saat alçak uçuş gerçekleştiren Gören’i vatandaşlar yerden alkışlarla destekledi.

Uçuşun ardından AA muhabirine açıklama yapan Gören, Türkiye’nin çok önemli günlerden geçtiğini belirterek, birlik beraberlik mesajı verdi.

FETÖ’nün darbe girişimine karşı herkesin katkıda bulunması gerektiğini dile getiren Gören, “Darbe girişiminin yaşandığı akşam sokakta sabahladım. Sabah uçuş yapmak istedim ancak hava şartları müsait olmadı. Ben de bugün Türk bayrağı ile ‘demokrasi nöbetine’ havadan destek oldum.” dedi.

– Şehit Çetin’in evinin üzerinde uçtu

Havalandıktan sonra FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Marmaris’te şehit olan Cumhurbaşkanlığı koruma polisi Mehmet Çetin’in Şekerevleri Mahallesi’ndeki evinin üzerinde uçuş gerçekleştirdiğini söyleyen Gören, bu sırada duygulu anlar yaşadığını ifade etti.

Çetin ve tüm demokrasi şehitlerini saygıyla andığını belirten Gören, darbe girişiminin ardından toplumun tüm kesimlerinin kenetlendiğine işaret ederek şöyle konuştu:

“Bugün havada özgürce uçabiliyorsam bunu darbe girişimine karşı duran yöneticilerimize ve milletimize borçluyum. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere demokrasiye, milli idareye sahip çıkan, bize bu günleri yaşatan herkese teşekkür ediyorum. Ülkemiz, milletimiz umarım bir daha böyle bir süreç yaşamaz.”

Suriyeli muhaliflerden BM Genel Sekreteri Ban’a mektup

ANKARA (AA) – Suriyeli muhaliflerin oluşturduğu Müzakere Yüksek Komitesi’nin (MYK) Başkanı Riyad Hicab, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun’a gönderdiği mektupta, Halep’te halkın açlıktan ölümle burun buruna yaşadığına işaret ederek, BM’ye harekete geçme çağrısında bulundu.

Hicab, Halep’teki insani duruma ilişkin yaptığı açıklamada, Esed güçlerinin, kuşattığı şehirde son hastaneleri ve tıbbı tesisleri de imha ettiğini hatırlattı.

Mektubunda, “İki haftadır Esed rejimi, Rusya ve İran acımasızca Halep’e saldırıyor ve sivil halkı göç etmeye zorluyor. Esed ve Rusya’nın 24 Temmuz’daki barbar saldırısı şehirde geride kalan tüm hastaneleri yok etti.” ifadesini kullanan Hicab, rejimin ve Rusya’nın önce bombardımanlarla, sonra açlık, susuzluğun yanı sıra ilaç ve sağlık imkanlarının yokluğu ile Halep halkını ortadan kaldırmaya çalıştığını kaydetti.

BM’nin beş yıldır acı çeken, ölüm ve yıkımla yüz yüze bırakılan halkın sesini duymadığını belirten Hicab, mektupta, “Uluslararası toplumu Suriyeli sivillerin korunması konusundaki sorumluluğuna saygıya çağırıyoruz. Yeryüzünde kahraman Suriye halkından daha çok bu korumaya ihtiyacı olan bir halk yok.” ifadesine yer verdi.

Hicab, MYK olarak BM’den taleplerini “sivil ayrımı gözetmeksizin yapılan hava saldırılarına son verilerek sivillerin korunması, Halep dahil rejimin kuşatmasının kırılması ve Suriye halkına insani yardım ulaştırılması ile işlenen savaş suçlarının cezasız bırakılmaması” olarak sıraladı.

Greece extends asylum process for 8 fugitive soldiers

ATHENS (AA) – Greek authorities Wednesday issued a month’s extension on the asylum process for eight Turkish soldiers who fled to Greece following the July 15 coup attempt that martyred hundreds.

The Ministry of Public Order and Citizen Protection’s asylum service said the process would include several days of interviews with the soldiers, set to begin on Aug. 19. The soldiers will remain in Athens.

“This is a good thing because we will have more time to gather evidence and we will also have the time to see how the soldiers arrested in Turkey will be treated, how their families will be treated, and what will happen with the death penalty issue,” said Ilia Marinaki, a lawyer for the soldiers.

The failed coup’s aftermath has seen citizens’ demands for the reinstatement in Turkey of the death penalty, whereas Turkish officials vowed fair trials for those who were responsible for the attempted coup.

Last Saturday, Ankara chief public prosecutor Harun Kodalak assured fair trials for all soldiers linked to the coup attempt and said innocent soldiers would be separated. “We will treat them fairly,” Kodalak said.

“The eight are afraid that regardless of the decision on the death penalty, they will be dead anyway. They believe that if they are sent back to Turkey they will be imprisoned, tortured, and eventually murdered,” Marinaki added.

Vasilis Terzidis, another lawyer for the soldiers, told Anadolu Agency that fully understanding the situation in Turkey is critical before a decision is made on the soldiers’ fate.

The eight soldiers fled to Greece in a military helicopter when the coup attempt failed and sought asylum in this country.

Turkey’s government has repeatedly said the deadly coup attempt on July 15, which martyred at least 246 people and injured more than 2,100 others, was organized by followers of U.S.-based preacher Fetullah Gulen.

Gulen is also accused of a long-running campaign to overthrow the state through the infiltration of Turkish institutions, particularly the military, police, and judiciary, forming what is commonly known as the parallel state.