Polis kimlikleri değişti

ANKARA (AA) – SERDAR AÇIL – Emniyet Genel Müdürlüğü yaklaşık 300 bin personele yeni kimlik kartı verdi.

Geçen yıl, Emniyet Teşkilatı Personel Kimlik Kartları Yönetmeliğindeki değişikliğin ardından, emniyet mensuplarının da görüşü alınarak hazırlanan yeni kimlik kartları, merkez ve taşra teşkilatındaki personele dağıtıldı.

Polikarbon malzemeden ISO standartlarında üretilen yeni kimlik kartlarında taklit edilmesini zorlaştıran birçok güvenlik unsuru bulunuyor.

Gri renkte hazırlanmış yeni kartların ön yüzünde, personelin karta özel yöntemlerle işlenmiş fotoğrafının yanında adı, soyadı, rütbesi ve sicil numarası yer alıyor.

Kartın ön yüzünde büyük harflerle kırmızı renkli “POLİS” ibaresi bulunuyor. Bu ibarenin altında yine büyük harflerle Türkçe ve İngilizce olarak “Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Kimlik Kartı” ifadesi yer alıyor.

– Lazer baskı tekniği kullanıldı

Lazer baskı tekniğiyle hazırlanan kartın sağında Türk Polis Teşkilatının arması yer alıyor. Arma, polis memurlarının kartlarında gri, rütbeli polislerin kartlarında ise sarı renkle kullanılıyor. Kartın solunda, armadaki çift başlı kartalın hologramı, ortada da 8 köşeli polis rozeti bulunuyor. Kartın zemininde de polis teşkilatının arması yer alıyor.

Kredi kartı büyüklüğündeki kartın arka yüzünün zemininde de polis teşkilatının arması kullanılıyor. Arka yüzde “T.C. Polis Kimlik Kartı” ifadesinin altında personelin doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı, kan grubu ile tabancasının markası ve seri numarası bulunuyor. Personelin kimlik numarası ile kartın seri numarası da kartın arka yüzünde yer alıyor.

Kartın arka yüzünde sağ alt köşede personelin kimliğine ilişkin bilgilerin yer aldığı kare kod bulunuyor.

Üretildiği malzemeden dolayı kırılmaz özelliğe sahip karttaki bilgiler silinemiyor.

– Kimlik göstermek zorundalar

Polisin yetki ve görevlerini düzenleyen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun, polisin durdurma ve kimlik sorma yetkilerini düzenleyen 4. maddesinde, “polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir” ifadesi yer alıyor.

Vatandaşların, kendilerini polis olarak tanıtan kişilere kimlik sormaları, kötün niyetli kişilere karşı resmi polis kimliğini tanımaları büyük önem taşıyor.

Reklamlar

DAEŞ üyesi 6 terörist etkisiz hale getirildi

ANKARA (AA) – Kilis’e yapılan roket saldırısının ardından, Suriye’nin Suran bölgesindeki DAEŞ mevzilerinin fırtına obüsleri ve çok namlulu roketatar bataryasıyla vurulması sonucu ilk belirlemelere göre 6 DAEŞ üyesi terörist öldü.

Askeri kaynaklardan edinilen bilgiye göre, bugün saat 09.45 sıralarında Suriye topraklarından Kilis’e iki roket atılması sonucu bir vatandaşın hafif şekilde yaralanması üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları DAEŞ mevzilerini vurdu.

Suriye’nin kuzeyindeki Suran bölgesinde insansız hava aracı ve radarlarla roket atışlarının yapıldığı tespit edilen DAEŞ terör örgütüne ait iki Katyuşa roket mevzisi, sınırda konuşlu fırtına otobüsleri ve çok namlulu roketatar bataryasıyla ateş altına alındı.

Yapılan atışlar sonucu ilk belirlemelere göre her iki mevzide bulunan 6 DAEŞ üyesi terörist etkisiz hale getirildi.

Leicester City kasasını dolduracak

ANKARA (AA) – İngiltere Premier Lig’de şampiyonluğa ulaşan Leicester City’nin, bu başarısı sayesinde 150 milyon sterlin (yaklaşık 618 milyon lira) gelir elde etmesi bekleniyor.

Spor verileri hakkında analiz yapan Repucom firmasının araştırmasında, şampiyonluk ödülü, UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılım payı, maç biletlerinden ve kulüp ürünlerinin satışından elde edeceği miktar ile Leicester City’nin 150 milyon sterlin gelir elde edebileceği belirtildi.

Leicester City’nin yapması muhtemel yüksek sponsorluk anlaşmaları ve taraftar sayısını dünya genelinde yükseltmesinin de elde edeceği gelirin artmasını sağlayacağı ifade edildi.

Firma yöneticisi Spencer Nolan, Leicester City’nin gelecek sezon UEFA Şampiyonlar Ligi’nde mücadele ederek Avrupa ve diğer kıtalarda milyonlarca futbolsever tarafından izleneceğini, bu durumun kulübün ticari değerini yükselteceğini söyledi.

Kulübün popülaritesinin sosyal medya aracılığıyla hızla büyüdüğüne işaret eden Nolan, “Taraftar sayısının ne kadar hızla artacağını tahmin etmek için henüz çok erken. Örneğin, Asya’da baktığımızda, sosyal medya bize bu konuda yaşanacak artış hakkında önemli ipuçları veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

– Sosyal medyada Leicester City akımı

Kulübün sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki resmi hesabı, geçen sezondan bu yana yüzde 540 artışla 4 milyon 200 bin kişi tarafından takip edilmeye başlandı. Bu durum, spor kulüpleri arasında sosyal medya tarihindeki en hızlı yükselişler arasına şimdiden girdi.

Kulübün Taylandlı sahibi milyarder işadamı Vichai Srivaddhanaprabha, Cezayirli yıldız futbolcusu Riyad Mahrez ve İtalyan teknik direktörü Claudio Ranieri sayesinde bu ülkelerde Leicester City’yi takip edenlerin sayısında da rekor artışlar yaşandığı kaydedildi.

Leicester City’nin bu sezonki maçlarının televizyondan izlenme oranının dünya genelinde önceki yıla oranla yüzde 23 yükseldiği, bu nedenle yönetimin büyük gelirli sponsorluk anlaşmaları imzalaması ihtimalinin çok yüksek olduğu vurgulandı.

Gaziantepspor’da Orkan Çınar sezonu kapattı

GAZİANTEP (AA) – Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Gaziantepspor’da forma giyen Orkan Çınar, sakatlığı nedeniyle sezonu kapattı.

Kulüpten yapılan açıklamaya göre, ligin 31. haftasında Fenerbahçe ile oynanan maçta sakatlanan Orkan Çınar’ın sağlık kontrollerinin ardından sağ ayak 5. tarak kemiğinde kırık tespit edildi. Genç futbolcunun sezonu kapattığı bildirildi.

Aynı maçta sakatlanan Koray Arslan’da ise kas yaralanması tespit edildiği ve tedavisine başlandığı kaydedildi.

Ordu’nun fındık sepetleri İspanya yolunda

ORDU (AA) – HACER ÖZTÜRK – Ordu’nun İkizce ilçesinde imal edilen fındık sepetleri İspanya’ya satılacak.

İspanya’nın Madrid kentinde 100 yılı aşkın süredir fındık sepeti üretimi yapan bir şirketin yetkilileri, İkizce ilçesinde imal edilen fındık sepetlerini internet üzerinden inceledi. Bu sepetleri almaya karar veren yetkililer, İkizce Ziraat Odası ile irtibata geçti.

İkizce Ziraat Odası Başkanı Hasan Çalık, şirket sahibi Javier Santiago Herwandez ve beraberindekileri ilçedeki sepet üretimi yapan vatandaşlarla bir araya getirdi.

Çalık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İspanyol şirketle 1,5 yıldır iletişim halinde olduklarını söyledi. İspanyol şirketin 100 yılı aşkın süredir sepet ticareti yaptığını anlatan Çalık, “İspanya’dan gelen misafirimiz kendi bölgelerinde sepet üretimi yapıyor. Kendi ülkelerinde sepet üretiminin azalması üzerine ‘dünyada nasıl üretim yapılıyor?’ diye araştırıyorlar.” dedi.

Çalık, şirket yetkililerinin, İkizce ilçesinde yapılan fındık sepetlerindeki işçiliği beğendiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Pazar arayışındaki İspanyol şirket önce Çin’le görüşüyor. Çin’den aldıkları ürünlerin doğal ürünlerle yapılmadığını, sentetik malzeme karıştırdıklarını görüyorlar. Doğal ürün aradıkları için Ordu’yu buluyorlar. Antalya’daki yöresel ürünler fuarına katıldığımızda bizim standımızda numuneleri internetten görüyorlar ve Ordu’da sepet üretimi olduğunu tespit ediyorlar. Sonrasında ise Madrid Konsolosluğu, İkizce Ziraat Odamıza ulaşarak Javier Santiago Herwandez ile iletişim kurmamız anlamında bize bir danışman sağladı.”

İspanyol şirket arasında iletişim sağladıklarını belirten Çalık, “Danışmanımızı İkizce’de ağırladık. Şirket sahibi Herwandez’in bizden sepette istediği bazı ölçüler vardı. Bu ölçülerde numune üretimi gerçekleştirdik. Şimdi de kendisini İkizce’de ağırlıyoruz. Bu numuneleri kendileri gördü ve çok güzel bir işçilik olduğunu, kendi yörelerindeki sepetlere benzediğini ve beğendiğini söylediler. İlk etapta numune olarak 20 çeşit sepet gönderiyoruz. İlk ihracatımızı ise yaklaşık 1 ay sonra yapmayı planlıyoruz. 3 ayda bin adet fındık sepeti göndereceğiz.” diye konuştu.

Çalık, karşılarındaki şirketin dünya çapında iş yaptığını ve sepet satışı için kendilerinin de şirket kurmayı planladıklarını dile getirdi.

– “Bu işi yaygınlaştırmak için çalışacağız”

Fındığın toplanması ve pazara sunulmasında sepetin çok büyük önemi bulunduğuna işaret eden Çalık, şöyle konuştu:

“Sepetin, fındığın kalitesi ve pazara sunulmasında bir değer yaratacağına inanıyoruz. Biz ziraat odası olarak bunu çok önemsiyoruz. Üreticilerimizin sepetlerini İspanya’ya göndereceğiz, şu anda anlaşmak üzereyiz. Böylelikle bitmiş olan bir mesleği tekrar ayağa kaldırmak istiyoruz. Bu anlamda da öncelikle Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu’nu ziyaret edip, halk eğitim kursları ile gençlerle bu işi yaygınlaştırmak için çalışacağız.”

– “Uzun yıllar İkizce ile sepet ticareti yapmak istiyoruz”

Şirket sahibi Javier Santiago Herwandez ise kendisinin çocukluktan bu yana sepet işinin içinde olduğunu aktardı.

Madrid’te sepet üretiminin azalması üzerine 1,5 yıldır pazar arayışına girdiklerini dile getiren Herwandez, “İspanya’da 100 yıldan eski bir aile şirketimiz bulunuyor. İkizce’nin ise sepet üretiminin ağırlıklı olarak yapıldığı bir yer olduğu ve doğal ürünlerden yapıldığı için İkizce ile bu işi yapmak istedik. Madrid bölgesinde üretilen sepetlerle benzer özelliklere sahip olduğunu gördük ve çok beğendik. Uzun yıllar İkizce ile sepet ticareti yapmak istiyoruz. İşçiliği çok yüksek sepetler gördüm.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD pazarı makinecilerin radarında

İSTANBUL (AA) – Makine İhracatçıları Birliği ve Makine Tanıtım Grubu Başkanı Adnan Dalgakıran, makine ihracatçılarının ABD pazarını dikkatle incelemeleri gerektiğini belirterek, “Burası çok büyük bir pazar, teşvikleri bol ve kar marjları yüksek.” dedi.

Makine İhracatçıları Birliği açıklamasına göre, Makine Tanıtım Grubu tarafından İstanbul’da organize edilen “ABD Pazarı Bilgilendirme Toplantısı”nda makine sektöründe yer alan meslek kuruluşları temsilcilerine ve Birlik üyelerine hitap eden Dalgakıran, dünyadaki gelişmelerin ABD pazarının önemini artırdığını vurguladı.

Çin, Hindistan, Brezilya gibi dünyadaki pek çok büyük pazara, koruma tedbirleri yüzünden ihracatın zor olduğunu belirten Dalgakıran, “Dünya üretiminin yarısını oluşturan bu pazarları bu şekilde bir kenara koyunca, diğer yarıya bakmamız gerekiyor. İhracatımızı en hızlı geliştirebileceğimiz komşularımızla olan dış ticaret ilişkimiz de bölgesel gelişmeler nedeniyle öngörülebilir olmaktan çıktığı için, geriye ABD ve Avrupa pazarları kalıyor.” ifadelerini kullandı.

– “Perakende mantığıyla makine satılmaz”

Dalgakıran, ihracata nasıl bakılması gerektiği konusunda da görüşlerini dile getirerek, ihracatın bir sonuç olduğunu ve “Türkiye’nin Makinecileri”nin bu sonucu elde etmek için ürününün kalitesine ve standardizasyonuna güvenmesi gerektiğini belirtti.

Dalgakıran, “Eğer doğru ürünü yaptıysak, her pazar bizim için iyi pazar. Rakiplerimizi çok iyi tanımalıyız. ‘Biz daha ucuza satıyoruz’ demekle ürünümüzü satamayız. Ürünümüzü satarken ne kadar enerji harcadığını, problem yaşandığında servis sorununu nasıl çözeceğimizi bilmeliyiz. Bu konuları çözmeden perakende mantığıyla makine satmaya çalışmamalıyız.” ifadelerini aktardı.

Türkiye’nin başarılı olması için makine sektörünün başarılı olması gerektiğinin altını çizen Dalgakıran “Makine sektörünün başarılı olması için de önce kafa yapımızı değiştirmemiz, rant ekonomisini bir kenara koyarak, insanımızda sanayide çalışma arzusu uyandırmamız gerekiyor. Eğitim sistemini yeniden düzenlememiz ve doğru insan kaynağını oluşturmamız lazım.” değerlendirmesini yaptı.

Açıklamada verilen bilgilere göre, ilki 2015 yılında, “ABD Pazarına Giriş” başlığı altında düzenlenen toplantı, bu sene de katılımcı firmalar tarafından ilgi gördü. Türkiye ve ABD’den katılan, konuyla ilgili uzman ve deneyimli firmalar, toplantıda, ABD pazarı ve pazara giriş yöntemleri, ABD’de hukuki konu ve prosedürler ve ABD standartları ile ilgili sunumlar yaptı.

AB’den Tunus’a finans desteği

TUNUS (AA) – Avrupa Birliği’nden (AB) Tunus’ta küçük ve orta ölçekli işletmelere verilmek üzere hazırlanan 10 milyon avroluk finans programının bugün resmen başladığı bildirildi.

Tunus’un başkentinde finans programının başladığını duyurmak amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan Tunus Ticaret Bakanı Muhsin Hasan, küçük ve orta ölçekli işletmelerde nitelikli iş gücüne yönelik istihdam oluşturmanın önemine değinerek, gelecek 20 yıl içinde Tunus’taki hizmet sektörünün yeniden yapılandırılmasının zorunlu olacağını vurguladı.

Söz konusu toplantıda AB Tunus Büyükelçisi Laura Baeza, yaptığı konuşmada, “Bu program, hizmet sektöründe rekabet gücünün desteklenmesi çerçevesinde küçük ve orta ölçekli işletmelere aracısız teknik destek sağlamak için 10 milyon avroluk bir finans programıdır.” dedi.

Baeza, destek alacak olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin taşımacılık, turizm, lojistik, geleneksel sanatlar, medya ve iletişim teknolojileri gibi sektörleri harekete geçireceğini, programın üç yıl içinde 400 işletmeyi kapsayacağını söyledi.

Tunus’ta işsizlikle mücadele hükümetin en önemli maddesini oluştururken, 18 Nisan’da başlayan “AB Tunus Derinlikli ve Kapsamlı Ticaret Anlaşması” müzakerelerinde görüşülen iki ana başlıktan birinin ‘Hizmet Sektörü’ olduğu biliniyor.

Avrupa ile ilişkilere ihtiyatlı yaklaşan ekonomi uzmanları bu alanda yapılacak anlaşmalarda dikkatli olunması gerektiğini belirterek, 1995 yılında sanayi sektörüne ilişkin yapılan benzeri bir anlaşma sonucunda ülkedeki sanayi yapısının yüzde 40’nın yok olduğunu iddia ediyor.

Tunus hükümeti son olarak hazırladığı 5 yıllık kalkınma planıyla 2020’de ülkede yüzde 4’lük bir kalkınma sağlamayı hedefliyor. Buna göre şuan var olan kişi başı milli gelirin 4 bin dolardan 6 bin 200 dolara yükselmesi planlanıyor.

Türk ilaç sanayi uluslararası pazara açılıyor

DUBAİ (AA) – YEŞİM SERT KARAASLAN – İlaç üretiminin ülkede yapılması, ithal ilaç oranlarının düşürülmesi ve yeni molekül geliştirilebilmesi amacıyla harekete geçen yerli ilaç sanayi, Türkiye’nin yakın coğrafyada ilaç ve biyobenzer ürün talebini karşılamak için uluslararası pazara açılıyor.

Suudi Arabistan, Lübnan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki önde gelen ilaç firmalarıyla dağıtım anlaşmaları için iş birliği yapan ilaç sanayi, 10 ülkenin yönetim üssü olarak Dubai’de merkez kuracak. Böylece Türkiye’de üretim yatırımı tamamlanmış yüksek katma değere sahip romatoloji ilaçları ile onkoloji alanındaki biyobenzer ilaçlar ihraç edilecek.

Yerli ilaç sanayinin yurt dışındaki uluslararası sektörle yaptığı iş birliği sonrasında, ilaçlar Türkiye’de ruhsatlandırılacak ve dünya pazarına sunulacak.

Sağlık Bakanlığının yerli üreticiye sağladığı teşviklerin ardından, yerli ilaç üretimi ve ihracatı için kolları sıvayan Türk üretici TR-Pharm da yurt dışından uluslararası ölçekli firmalarla iş birliği için harekete geçti.

TR-Pharm, Türkiye’nin sağlık hizmet sunumunda bölgesinde referans olma hedefi sonrasında, yakın coğrafyanın da ilaç ve biyobenzer ürün alanında talebini karşılamak için Dubai’daki lokal firmalar ile ilaç pazarlama, satış ve dağıtım anlaşmaları imzaladı.

– “2017’den itibaren ihracat faaliyetlerine başlayacak”

TR-Pharm Başkanı Tuygan Göker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilaçla ilgili uluslararası araştırma merkezi verilerine göre, 2015’te yaklaşık 4 milyar dolarlık ilaç ithalatı gerçekleştirildiğini belirtti.

Yerli ilaç sanayinin de sektörün cari açığa etkisini tersine çevirebilmek için bölge pazarlarda girişimlerde bulunduğunu ifade eden Göker, son 3 yılda ağırlıklı olarak Türkiye’de üretim ve Ar-Ge yatırımları gerçekleştiren firmalarının da rotasını Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine çevirdiğini bildirdi.

“Dubai, bölgedeki 10 ülkenin yönetim üssü olarak kuruldu.” diyen Göker, şunları kaydetti:

“Bölge ülkelere öncelikli olarak Türkiye’ye üretim yatırımı tamamlanmış olan yüksek katma değere sahip romatoloji ilaçları ile onkoloji alanındaki biyobenzer (direk canlı organizmadan üretilen yüksek teknolojili ilaç) ilaçlar ihraç edilecek. Suudi Arabistan, Lübnan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki önde gelen ilaç firmaları ile dağıtım anlaşmaları için görüşmeler gerçekleştirildi. Türkiye, 2017’den itibaren ihracat faaliyetlerine başlayacak.”

– “Hükümetimizin yerelleşme stratejisi yerine getirilecek”

Türkiye merkezli yenilikçi global ilaç sanayinin gelişmesi için uluslararası iş birliğinin şart olduğunu dile getiren Göker, “Bunu başarmak için yüksek teknolojili üretim ile Ar-Ge’yi birleştirmek şart. Dış pazarlarda başarı için çok uluslu yaklaşımla hareket edilmeli.” diye konuştu.

Romatoloji, onkoloji ve nadir hastalıklar alanlarında ruhsatlanmaya hazır 5 farklı tedavi için çok uluslu firmalarla iş birliği yapıldığını anlatan Göker, “Artık bu ürünleri ithal etmek yerine kademeli olarak Türkiye’de üreterek, bölge ülkelere ihraç edeceğiz. Bu yapılanmayla sadece ülkemiz için yüksek teknolojili ilaçlar üretmenin yanı sıra ilaç sektöründe Türkiye de çok önemli oyuncu olacak. Hükümetimizin yerelleşme stratejisi yerine getirilecek ve ekonomiye büyük katkı sağlanacak.” açıklamasında bulundu.

Inflation in Turkey slows to 3-year-low

ANKARA (AA) – Consumer prices in Turkey in April rose 0.78 percent from the previous month, significantly below forecasts, official data revealed on Tuesday.

A report from the Turkish Statistical Authority showed that prices increased 6.57 percent year-on-year, also considerably lower than estimates.

Monthly inflation was forecasted to reach 1 percent while annual inflation was to come around 8.05 percent.

New data pointed out that annual inflation declined for four months in a row, suggesting there may be a green light for the Turkish Central Bank to continue rate cuts.

Annual inflation also declined to a level not seen since May 2013, when violent anti-government protests shook the country.

The Central Bank of Turkey has repeatedly linked further interest rate cuts to improvements in inflation outlook although recently it introduced a few measured rate cuts to its key policy rates.

For some time, the Bank was under pressure from government officials who have called for lower interest rates to boost economic growth.

Kadın doğum asistanlarına “normal doğum” takibi

ANKARA (AA) – DUYGU YENER – Sağlık Bakanlığı, sezaryen oranlarını azaltmak için kadın doğum asistanlarını yakın takibe alacak. Tıpta Uzmanlık Kurulunun (TUK) aldığı karar doğrultusunda, yılda 80 normal, 40 zorlu doğum yaptıramayan kadın doğum asistanlarına “uzmanlık” verilmeyecek.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı İrfan Şencan AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin OECD ülkelerine göre sezaryen oranı en yüksek ülke olduğunu belirterek 100 doğumdan 53,5’inin sezaryenle olduğunu söyledi.

Kadın doğum asistanlarının yeterli sayıda normal doğum görmeden uzman olduğuna dikkati çeken Şencan, eğitim veren kurumlarda bile yılda 100’den az normal doğum gerçekleştiğini aktardı. Şencan, “Böyle bir yerde bir kadın doğum uzmanı yetişemez. Hekimlerimiz sorunlu vakalara müdahale etmekten çekiniyorlar çünkü yeterli sayıda doğum görmüyorlar” dedi.

– “Zorlu doğumlarla başa çıkma eksikliği sezaryene yönlendiriyor”

TUK’un geçen yıl kadın doğum uzmanlık eğitimine ilişkin “Her asistan için yıllık 80 normal doğum, 40 zorlu doğum yönetme” şeklinde karar aldığını anımsatan Şencan, şöyle devam etti:

“TUK’un geçen yıl aldığı kararı sıkı bir şekilde takip edeceğiz. Buna uymayan yerler var. Buralar ya buna uyacak şekilde asistan eğitimini sağlayacak ya da asistan alamayacak. Zorlu doğumların başka yere havale edilmesiyle anne ölümlerine de zemin hazırlanıyor. Anne ölümünü azaltmak için uygulanan bir program. Zorlu doğumlarla başa çıkma eksikliği sezaryene yönlendiriyor. Geçen yıl uzmanlığını almış, bu şartlara uymayanları da eğitim programlarına alacağız.”

– “Hiçbir uzman sezaryeni savunamaz”

Şencan, 1970’de kurulan bir tıp fakültesinin kadın doğum kliniğinde bir yılda 58 normal doğum gerçekleştiğine işaret ederek şunları söyledi:

“Orada en az 10 asistan vardır. Bu asistanların 4 yıl içinde bin 200 normal doğum yaptırması lazım. Bu klinikte yılda 300’den aşağı doğum takip ediliyorsa orada asistan yetişemez. Bunlar sadece sezaryen doktoru oluyor. Kadın doğum uzmanları, kadın doğumla ilgili eğitimin standardını belirleyen, TUK Müfredat Oluşturma Komisyonu bunu böyle belirledi. TUK’ta da onaylandı. Bu sene bunların takibine başlıyoruz. ‘Üniversitede sen bu doğumları hoca nezaretinde yaptırmadıysan burada uzmanlık eğitimini tamamlayamazsın’ diyeceğiz. Biz, bunu hoş gördüğümüzde zorlu doğumla başa çıkamayan kadın doğum uzmanı oluyor. Sezaryen doğum yapan, kadın doğum uzmanı oluyor. Hem anne kaybediyoruz hem de sezaryen oranları yüzde 70’e çıkıyor. ‘Sezaryen yasaktır’ gibi bir kavram asla savunmuyoruz. OECD ülkelerine baktığımızda, birinci sırada biz varız. 100 doğumdan 53,5’i sezaryen. Bize en yakın olanlar yüzde 37. Buralarda da son yıllarda düşüş var, bizim gibi yüksek olan yok. Yüksekliği bizim gibi artan hiçbir ülke yok. Hiçbir uzman sezaryeni savunamaz.”

– “Normal doğumun ücretini artırıyoruz”

Normal doğum ve zorlu doğumda tecrübesi az olan kadın doğum uzmanlarının deneyimlerinin eksik olduğunu ifade eden Şencan, hekimlerin ve anne adaylarının da doğumu kendi fizyolojik şartlarından çıkararak tamamen kendi kontrolleri altına almaya çalıştıklarını söyledi.

Şencan, şöyle konuştu:

“SGK ile görüşmelerimiz tamamlanmak üzere. Normal doğum ücretlerini yüzde 30-40 oranında artıracağız. Burada devletin hastanelere ödediği normal doğum ücretleri artırılacak. Sezaryeni değiştirmiyoruz. Yeni düzenlemede, normal doğumu sezaryenden daha yukarı çekeceğiz. Normal doğum uzun süre takip gerektiren bir durum. Dolayısıyla normal doğumun daha fazla olması gerekiyor. Bakanlığımız, bu konuda kararlı SGK da bunu destekliyor. Normal doğumda devletin ödediği para artmış olacak.”

– “Ebelerin bile eksiklikleri olduğunu gördük”

Ebeler için de bir düzenleme yapılacağını anlatan Şencan, “Ebelerin de en az 40 doğumu aktif takip etmiş olması gerekiyor. Ebelerin birçoğu, özellikle özel liselerden mezun olanların, büyük üniversitelerden mezun olan ebelerin bile 40 doğumu takip etme konusunda eksiklikleri olduğunu gördük” diye konuştu.

Şencan, ebelerin eğitimlerinin de güçlendirileceğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Kendi kurumumuzda çalışan ebelerin de eksiklikleri giderilecek. Hem kadın doğum asistanlarının hem de ebelerin eğitim sürecinde doğumla ilgili birikimini, zorlu vakayla başa çıkma birikimini artıracağız. Bunun için yasal alt yapı zaten var. Bu sene onların denetiminin peşindeyiz.”