Vestel ile Toshiba arasındaki anlaşma yürürlüğe girdi

İSTANBUL (AA) – Vestel Ti̇caret AŞ, Toshiba Visual Solutions Corporation ile imzaladığı marka lisans anlaşması ile ilgili tüm hukuki izinleri aldığını ve dün itibarıyla anlaşmanın taraflar arasında yürürlüğe girdiğini duyurdu.

Vestel Elektroni̇k Sanayi̇ ve Ti̇caret AŞ’nin Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan açıklamasında “1 Eylül tarihli özel durum açıklamamıza istinaden, şirketimizin yüzde 100 bağlı ortaklığı olan Vestel Ticaret AŞ’nin Toshiba Visual Solutions Corporation ile imzaladığı marka lisans anlaşması ile ilgili tüm hukuki izinler alınmış olup, dün itibarıyla anlaşma taraflar arasında yürürlüğe girmiştir. Bu doğrultuda, Vestel Ticaret AŞ bahse konu marka lisans anlaşması kapsamında olan tüm ülkelerde ticari faaliyetlerine başlayabilecektir.” ifadeleri kullanıldı.

Advertisements

Minik kızını kucağına alacağı günü bekliyor

ŞANLIURFA (AA) – HALİL FİDAN – Suriye’de rejim uçaklarından atılan bombalar nedeniyle yaralanarak 3 yıldır yatağa mahkum yaşam süren Muhammed Abo, tedavi olup kızı Rahaf’ı kucağına alacağı günün hayalini kuruyor.

İç savaştan kaçarak bir ay önce Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesine bağlı Şehitlik Mahallesi’nde bir ev kiralayan Abo (25), eşi, kızı, annesi ve küçük yaştaki iki kardeşiyle hayata tutunmaya çalışıyor.

Isınabilmek için iki odalı evin sadece bir odasını kullanan savaş mağduru aile, birçok Suriyeli gibi hikayeleriyle yürekleri burkuyor.

Abo, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rakka’da arabayla sebze ve meyve satarak geçimlerini sağladıklarını belirtti.

Rakka’da 3 yıl önce sokakta çalıştığı sırada uçakların bölgeyi bombalaması sonucu yaralandığını anlatan Abo, o günden sonra hayatlarının kabusa döndüğünü, yatağa mahkum kaldığını ve tüm ihtiyaçlarını eşinin karşıladığını aktardı.

Olaydan kısa bir süre sonra dünyaya gelen 2,5 yaşındaki kızı Rahaf’ın kendilerini yeniden hayata bağladığını vurgulayan Muhammed Abo, şunları söyledi:

“Üç yıldır bu haldeyim. Hareket edemiyorum, kalkamıyorum ve oturamıyorum. O günden sonra hayatımız kabusa döndü. Tedavi için Rakka’dan çıkmamıza da izin vermediler. Orada da imkanlar kısıtlıydı, ciddi anlamda tedavi olamadım. Buna rağmen zor koşullarda eşim bana bakmaya çalışıyordu ama kolay değildi. Bu zor zamanımızda bizi ayakta tutansa kızımız oldu. Uzun süre bu şekilde bekledik. Bir süre önce fırsatını bulup kaçak yollarla Halep bölgesine gittik ve 20 gün öncede buraya geldik. Burada da hayırseverler bize el uzattı, bir ev kiraladık.”

– “Kızıma babalık yapmak istiyorum”

Kızına babalık yapamadığı için acısının daha da arttığını belirten Abo, evladını kucağına alacağı günlerin hayalini kurduğunu söyleyerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Babam ve çok sayıda yakınım savaşta öldü. Bense bu haldeyim. Artık tedavi olmak istiyorum. İyi bir tedaviyle iyileşebileceğimi söylediler. Ben bu hale düştükten kısa bir süre sonra kızım dünyaya geldi. Bizi hayata bağlayan o ama onu kucağıma alamamak kahrediyor beni. Bu halde olduğum için o da gelmiyor yanıma çünkü dışarı çıkmak istiyor, oynamak istiyor. Sağ olsun eşim ona hem anne hem baba oldu. Bundan sonra çocuğumuz olmayacak. Tek dayanağımız o. Onun için bir an önce tedavi olup kızımı kucağıma almak istiyorum, ona babalık yapmayı istiyorum.”

– “Tek gayemiz eşimin tedavi edilmesi”

Abo’nun eşi Naime Salih (24) de 5 yıl önce severek evlendiklerini vurguladı.

Kocasının yaralanmasının ardından zor günler geçirdiklerini aktaran Salih, Türkiye’ye gelebildikleri için mutlu olduğunu ve acılarının bir nebze hafiflediğini dile getirdi. Salih, eşinin burada sağlığına kavuşacağına inandığını bildirdi.

Türkiye’ye geldikten sonra hayırseverlerin kendilerine yardımcı olduğunu belirten genç kadın, şöyle konuştu:

“Özellikle başlarda çok sıkıntı çektik. Bomba eşimin iç organlara da zarar vermişti. Sürekli doktora gitmek gerekiyordu ama ne doğru dürüst hastane vardı ne de bombardımanlar nedeniyle dışarı çıkabiliyorduk. Dışarı çıktığımızda ise evimiz yüksek olduğundan onu taşımakta zorlanıyorduk. Tedavi olması için önceden de Türkiye’ye gelmek istedik ama izin vermediler. Bir yolunu bulup, para verip Halep’e kaçtık. Yaklaşık bir aydır buradayız. Tek gayemiz eşimin tedavi olması, başka bir beklentimiz yok. Yolda gelirken de çok zorlandım. İnsanlar yardım etmeseydi taşıyamazdık. 3 yıldır çok sıkıntı çektim, hala eşimin her işini ben görmek zorundayım ama şikayet etmiyorum. Aynısını o da benim için yapardı. Dua ediyoruz inşallah Rabbim sıkıntılarımızı giderecektir.”

Van’da kayak heyecanı başlıyor

VAN (AA) – MESUT VAROL – ALİ İHSAN ÖZTÜRK – Van’daki Abalı Kayak Merkezi, kentte iki hafta önce etkili olan ve aralıklarla devam eden kar yağışının ardından başlatılan çalışmalarla kayak sezonuna hazır hale getirildi.

Kayak turizminin yanı sıra profesyonel kayak sporunun da Türkiye’deki önemli adreslerinden Gevaş ilçesindeki kayak merkezinde sezon hazırlıkları kapsamında başlatılan çalışmalarda sona gelindi.

Aralıklarla devam eden kar yağışının ardından pisti iş makineleriyle kayak yapmaya elverişli hale getiren ekipler, bir kilometre uzunluğundaki teleski ve telesiyej hattının bakımlarını da gerçekleştirdi.

Uluslararası organizasyonların dahi yapılabileceği standartlara hazır hale getirilen kayak merkezi, Van Gölü’nün mavisiyle buluşan görüntüsüyle kayakseverleri ağırlamayı bekliyor.

Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mehdi Tekçe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iş makineleriyle karı sıkıştırarak, pistteki son çalışmaları tamamladıklarını söyledi.

Pistin iki etaptan oluştuğunu ifade eden Tekçe, “Pistimizin birinci etabı, kayağa yeni başlayanlar için tasarlanan Türkiye’deki en iyi kayak pistlerinden biridir. Çünkü insanlar bu pistte korkarak kaymıyor. Pist, kayakseverlerin önünü görebilecek şekilde yapılan düz bir alana sahip. Pistimizde dağ, taş ve uçurum olmadığı için insanlar rahatlıkla kayağın keyfini çıkarıyor. Yeni başlayanlar bir kaç denemenin ardından pistte kolayca kayabiliyorlar.” dedi.

– “Birkaç gün içerisinde sezonu açacağız”

Pistte olası kazalara karşı her türlü önlemi aldıklarını ifade eden Tekçe, şöyle devam etti:

“Pistteki çalışmaları tamamladık. İkinci etabın etraftaki taşları topladık. Pistteki çukurları ve pist çevresindeki dereleri tamamen düzenledik. İnsanlar burada rahat ve güvenli bir şekilde kayabilirler. Tam donanımlı araçlarımızla pistteki kar yığınlarını sıkıştırdık. Hem teleski hem de telesiyejlerimiz çalışır vaziyette. Geç de olsa önümüzdeki birkaç gün içerisinde sezonu açacağız. Buraya çevre il ve ilçelerden tüm kayakseverleri davet ediyoruz.”

Tekçe, geçen yıllarda hafta sonları yaklaşık 450 aracın tesisin otoparkına giriş yaptığını ve bin 500 kayakseveri ağırladıklarını belirtti.

FETÖ’cü akademisyen çiftin Yunanistan’a kaçarken yakalanması

EDİRNE (AA) – Edirne’nin Keşan ilçesinde, yasa dışı yollardan Yunanistan’a kaçarken yakalanan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) şüphelisi akademisyen karı ve koca ile çifte organizatörlük yaptığı öne sürülen zanlı tutuklandı.

Keşan Jandarma Komutanlığında işlemleri tamamlanan Gazi Üniversitesinden ihraç edilen akademisyenler Muhammet (44) ve eşi Esma Uşak (38) ile sürücü Mustafa Demirci (44), adliyeye sevk edildi.

Çıkarıldıkları mahkemece Muhammet ve Esma Uşak “terör örgütü üyeliği”, sürücü Demirci ise “terör örgütüne yardım yataklık ve göçmen kaçakçılığı “suçlarından tutuklandı.

– Olay

Edirne Jandarma Komutanlığı ekipleri, dün ihbar üzerine İstanbul’dan yola çıkan 61 TC 117 plakalı otomobili takibe almıştı. Yenimuhacir beldesinde durdurulan otomobildeki sürücü Demirci, FETÖ ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle ihraç edilen akademisyen çift Muhammet ve eşi Esma Uşak gözaltına alınmıştı.

Zanlıların yanındaki, yaşları 4 ile 7 arasında değişen 3 çocuk, yakınlarına teslim edilmişti. Muhammet Uşak’ın sorgusunda, kendilerini yurt dışına kaçırması karşılığında sürücü Demirci’ye yaklaşık 15 bin avro ödediğini itiraf ettiği öğrenilmişti.

Öte yandan, sürücü Demirci’nin, önceki gün jandarma tarafından yakalanınca Meriç Nehri’ne atlayarak kaybolan FETÖ şüphelisi Mustafa Zümre’nin de aralarında olduğu grubu Meriç ilçesine getiren zanlılardan olduğu belirlenmişti.

“Şiiler Hizbullah’ın Suriye’deki varlığını sorgulamaya başladı”

BEYRUT (AA) – ÖMER BULUT YÜZGÜLEÇ – Şii din adamı Şeyh Abbas Cevheri, Hizbullah’ın ve Şii milislerin Suriye’deki varlığının artık Şii çevrelerce de sorgulanmaya başladığını belirtti.

Arap Diyalog Araştırmaları Merkezi Başkanlığını yürüten Şii din adamı Cevheri, Hizbullah milislerinin Suriye’deki varlığıyla ilgili Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Şeyh Cevheri, başlarda Şii milislerin Suriye’ye gidip savaşmasını sorgulayan en küçük bir imanın bile düşünülemez olduğunu ifade etti. Ancak bugün Şii toplumunda artık bu konuların konuşulduğunu ve sorgulanmaya başladığını belirten Cevheri şunları söyledi:

“Bugün Şiiler arasında bu soru (Şii milislerin Suriye’deki varlığı) daha dikkati çeker bir hal aldı. Savaşın ilk yıllarında böyle bir sorgulamanın ya da sorunun adını anmak bile yasaktı. Bugün Hizbullah’ın Suriye’deki bekası için kullandığı çevrelerde dahi Şii aileler, şu meşru soruyu sormaya başladılar: Suriye’de savaşa girmek neden gerekliydi? Hele de ortada küçük başarılar, büyük bir bataklık varken…”

Lübnan’daki Şii mahallelerine Suriye’den her gün cenazeler gelirken Rusya ve İran gibi büyük devletlerin bedel ödemeden kazanç elde ettiğini görmenin bu düşüncenin oluşmasında etkili olduğunu vurgulayan Şeyh Cevheri, “Savaşın bedelini kendileri öderken kazanımlarının tamamını büyük devletlerin aldığını, savaşın uluslararası bir oyun haline dönüştüğünü görmeleri Şii çevrelerde Suriye’ye gitmeyi ve savaşa taraf olmayı sorgulatır oldu.” dedi.

– “Hizbullah, zalim bir diktatörle aynı hendekte savaşa girerek tarihi hata yaptı”

Hizbullah’ın rejim güçlerinin yanında Suriye’deki savaşa katılmasına ilk günden itibaren itiraz ettiklerini aktaran Cevheri, Hizbullah’ı Şiilik akidesinin dışına çıkmakla eleştirdi. Şii din adamı şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’de rejim yanında savaşa girmek, çıkış noktası zulme karşı durmak olan ’12 İmam Şiiliği’nin de mana dışına çıkarılmasıydı. Biz Şiiliği İmam Hüseyin’in zalime karşı çıkmasından öğrenmişizdir. Nasıl olur da bu mezhep, zalim bir liderin zaferi için çaba sarf eder? Hizbullah ile ters düşmemiz bu noktadan ileri gelir. Hizbullah’ın kendince gerekçeleri olabilir ama hiçbir meşruiyeti kalmamış, halkına karşı, eli kanlı zalim bir diktatörle aynı hendekte savaşa girerek Hizbullah tarihi bir hata yapmıştır.”

Şeyh Cevheri, “Yıkım ve ölümler Suriye’nin her yanını sararken üzülüyoruz, bu elim manzaraya ancak ağlayabiliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Demokratik Kongo’da saldırı

RUTSHURU (AA) – Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Hutu etnik grubunun saldırısında 25 kişi öldü.

Gelişim için Gençlik Derneği Başkanı Patrick Kiserigwa, AA muhabirine açıklamasında, Hutu etnik grubuna bağlı silahlı ve bıçaklı ayrılıkçıların ülkenin doğusunda Rutshuru bölgesinde Mine kasabasına saldırdığını bildirdi.

Ayrılıkçıların çok sayıda evi ateşe verdiğini ve Nande etnik grubuna bağlı 25 kişiyi öldürdüğünü belirten Kiserigwa, bölge sakinlerinin komşu kasabalara sığındığını söyledi.

Ordu yetkililerinden Ndjike Kaiko ise olayı aydınlatmak için soruşturma başlatıldığını kaydetti.

Rutshuru ve Lubero bölgeleri, uzun süredir Nande ve Hutu etnik gruplarının çatışmasına sahne oluyor.

Birkaç hafta önce de Nande üyelerinden oluşan Mai Mai Mazembe silahlı grubunun, Lubero’da çoğunlukla Hutuların kaldığı bir sığınma kampına düzenlediği saldırıda onlarca kişi yaşamını yitirmişti.

Kuzey Kore, Ban Ki-mun’un başkanlık özlemini alaya aldı

ANKARA (AA) – Kuzey Kore basını, görevi devretmeye hazırlanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un Güney Kore devlet başkanlığına aday olma ihtimalini alaycı ifadelerle eleştirdi.

Kuzey’in devlet kontrolündeki Uriminzokkiri internet sitesinde yer alan yorum yazısında, Ban’ın muhtemel başkan adaylığı “ipe sapa gelmez” olarak nitelendirildi.

Yazıda Ban için “insan maskeli bukalemun” ifadesi kullanıldı ve BM Genel Sekreteri’nin son on yıldaki icraatlarının “utanç ve kınama” vesilesi olduğu değerlendirilmesinde bulunuldu.

Ban’ın Kore siyasetinde “rüzgar nereden eserse oraya yelken açan, koşullara göre renk değiştiren bir fırsatçı” olarak kötü bir üne sahip olduğu öne sürülen yazıda, “Eskilerin bir değişi vardır: Ayağını yorganına göre uzatacaksın. Ban’ın omzundaki bu utanç ve eleştiri yüküne rağmen içine gizlediği başkanlık özlemi, yalnızca boş ve aptalca bir rüya olarak tanımlanabilir.” ifadeleri yer aldı.

BM genel sekreterliği görevini yıl sonunda bırakacak olan Ban, Güney Kore devlet başkanlığı adaylığı konusunda henüz resmi bir açıklama yapmadı, öte yandan üst düzey diplomat, bu göreve olan ilgisini gizlemiyor.

Hafta başında New York’ta Güney Kore basınının temsilcileriyle bir araya gelen Ban, ülkesi için “kendini yakmaya hazır olduğunu” söylemişti. Güney Kore medyası bu beyanı Ban’ın şimdiye kadar başkanlık için verdiği en güçlü sinyal olarak yorumladı.

Güney Kore’de Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin meclis tarafından yetkilerinin elinden alınmasına varan yolsuzluk skandalının ardından gözler muhtemel bir başkanlık seçimine çevrildi. Anayasa Mahkemesi, yetkileri elinden alınan Park’ın görevden tamamen azledilip edilmeyeceğine dair altı ay içinde karar verecek.

Park görevden azledilirse ülkenin yeni başkanı belirlemek için 60 gün içinde seçime gitmesi gerekiyor. Ban, muhtemel bir seçimde en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor.

Warriors’ın bileği bükülmüyor

ANKARA (AA) – Amerikan Basketbol Ligi’nde (NBA) Golden State Warriors, konuk olduğu Brooklyn Nets’i 117-101 mağlup ederek galibiyet serisini 6 maça çıkardı.

NBA’e 5 maçla devam edildi. Barclays Center’da Brooklyn Nets’in konuğu olan Golden State Warriors, özellikle ikinci devredeki skorer oyununun yardımıyla rakibini 16 sayı farklı 117-101 yenerek sezonun 24. galibiyetini aldı.

Warriors’da Kevin Durant 26 sayı, 9 ribaunt ve 7 asist, Klay Thomson 23 sayı, Stephen Curry 15 sayı, 7 asist ve 5 top çalma, Zaza Pachulia ise 15 sayı ve 14 ribauntluk performansıyla takımına galibiyeti getirdi.

Üst üste 4’üncü mağlubiyetini alan Nets’de ise 28 sayı üreten Brook Lopez sahanın en skoreri olsa da performansı galibiyet için yeterli olmadı.

– Clippers’dan 22. galibiyet

Batı Konferansı’nın iki formda takımının mücadelesinde, Staples Center’da San Antonio Spurs’u ağırlayan Los Angeles Clippers, rakibini 106-101 yendi.

Sezonun 22. galibiyetini alan Clippers’da 6 oyuncu çift haneli sayılara ulaşırken, takımının en skoreri 19 sayı üreten Chris Paul oldu.

Bu sezon 6’ncı mağlubiyetini alan Spurs’da Kawhi Leonard 27 sayı, 9 ribaunt ve 5 asist, Pau Gasol 21 sayı ve 9 ribaunt ile oynadı.

– Çekişmeli maç Heat’in

Günün diğer çekişmeli mücadelesinde, Miami Heat, özellikle ikinci yarıdaki iyi savunmasının da yardımıyla konuk ettiği Los Angeles Lakers’ı 115-107 mağlup etti.

Sezonun 10. galibiyetini alan Heat’te Justice Winslow ve Hassan Whiteside 23’er sayı ve 13’er ribaunt, Goran Dragic ise 21 sayı ve 7 asistlik bir performans sergiledi.

Lakers’da Lou Williams 27, Nick Young 20 sayıyla oynasa da takımlarının bu sezonki 21. mağlubiyetini almasına engel olamadı.

Öte yandan, maç öncesinde düzenlenen törenle eski yıldız oyuncu Shaquille O’Neal’ın 32 numaralı Miami Heat forması emekliye ayrıldı.

O’Neal, 1996-2004 yılları arasında Los Angeles Lakers, 2004-2008 sezonları arasında ise Miami Heat formasını giymişti.

NBA’e 14 maçla devam edilecek.

– Sonuçlar:

Indiana Pacers-Boston Celtics: 102-109

Brooklyn Nets-Golden State Warriors: 101-117

New York Knicks-Orlando Magic: 106-95

Miami Heat- Los Angeles Lakers: 115-107

Los Angeles Clippers-San Antonio Spurs: 106-101

Suudi ekonomisi “yüksek petrol fiyatlarını” arıyor

ANKARA (AA) – BAHATTİN GÖNÜLTAŞ / HÜSEYİN ERDOĞAN – Suudi Arabistan’ın uluslararası döviz rezervleri son 2 yılda yaklaşık 203 milyar dolar eridi. Arap ülkeleri içinde en büyük ekonomiye sahip Suudi Arabistan, petrol fiyatlarının 55 doların altında kalmasının ardından eski parlak günlerini arar hale geldi.

AA muhabirinin Uluslararası Para Fonu (IMF), Maliye Bakanlığı ile Suudi Arabistan Para Ajansı (SAMA) verilerinden derlediği bilgilere göre, ülkenin petrol geliri son 2 yılda yaklaşık 126 milyar dolar birden düşerken, uluslararası döviz rezervleri ise 203 milyar dolar eridi. Cari işlemler hesabı açık vermeye başlarken, ülkenin kamu borcu da 86 milyar dolara çıktı.

Suudi Arabistan ekonomisindeki kötü gidişin ana sebepleri arasında, “2014 yaz başlarında 110 dolar civarında seyreden ham petrol fiyatlarının 30 dolarlara kadar gerilemesi, ekonomisinin büyük ölçüde petrole dayanması ve ekonomiyi çeşitlendirmede geç kalınması ile ülkenin savunma harcamalarının artması” gösteriliyor.

– Rezervler eridi

Suudi Arabistan Para Ajansı (SAMA) verilerine göre, ülkenin uluslararası döviz rezervleri, petrolün varil fiyatının 110 dolar olduğu dönemden bu yana yüzde 27’den fazla azaldı. Bu çerçevede, Haziran 2014’te 746 milyar dolar olan döviz rezervi, petrol fiyatlarının 27 dolara kadar düşmesinden sonra bu yılın ekim ayı itibarıyla yaklaşık 203 milyar eriyerek 544 milyar dolara geriledi.

Yemen’de savaşın sürmesi askeri harcamalarının geçen yıl 80,8 milyar dolara yükselmesi ülkenin mali tablosuna da olumsuz yansıdı.

Suudi Arabistan’ın cari işlemler hesabı, 2013’te 135,4 milyar dolar ve 2014’te 73,8 milyar dolar fazla verirken, geçen yıl 53,5 milyar dolar açıkla kapandı. Açık, ülke milli gelirinin yüzde 8,2’sine ulaştı. IMF, söz konusu açığın bu yıl 41,1 milyar dolar olarak milli gelirin yüzde 6,4’üne denk gelmesini bekliyor.

Nüfusu 31,54 milyon olan ülkede 2014 yılında şu anki kur üzerinden 280 milyar dolan olan genel kamu gelirleri ise geçen yıl 165 milyara gerileyerek milli gelirin yaklaşık yüzde 25’inin erimesiyle sonuçlandı.

Söz konusu kamu gelirlerindeki gerilemenin bu yıl 146 milyar dolara inmesini öngören IMF, gelecek yıl için ise 161 milyar dolarlık gelir kaybı tahmininde bulundu.

– Kamu giderleri düştü

Suudi Arabistan’ın 2014 yılında 304 milyar dolar olan genel kamu giderleri ise geçen yıl 267 milyar dolara düştü, bu yıl sonunda 231 milyar dolara gerilemesi bekleniyor. Giderlerdeki gerilemeye karşın, ülkenin bütçe açığı da geçen yıl milli gelirin yüzde 15 düzeyinde 98 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Suudi Arabistan Maliye Bakanlığının petrol fiyatlarını varil başına 50 dolar kabul ederek yaptığı hesaplamaya göre, bütçe açığının bu yıl 79 milyar dolara, 2017’de ise 53 milyar dolara inmesi öngörüldü.

Bütçe açığının azaltılmasında istenilen hızın sağlanamayışında petrol gelirlerindeki gerileme etkili oluyor. Petrolden 2014’te 246 milyar dolar sağlayan Suudi Arabistan’ın, bu kalemden geliri geçen yıl 120 milyara düşerken, bu yıl ise yaklaşık 90 milyar dolarda kalması bekleniyor.

– Kamu borcu artıyor

Petrol fiyatlarındaki düşüşün sebep olduğu ekonomide yaşanan sıkıntıları aşmak için akaryakıt, su ve elektrik fiyatlarını artıran ve bakanların maaşlarını yüzde 20 düşüren Suudi Arabistan’da, borç yükü de her geçen gün artıyor.

Yine Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı verilerine göre, ülkenin toplam kamu borcu 2014 sonunda yaklaşık 12 milyar dolarken, geçen ay sonunda 86 milyar dolara ulaştı. Bunun 58 milyar dolarlık kısmını iç borç, 28 milyar dolarlık kısmını dış borç yükü oluşturdu. Söz konusu borç yükü, ülkenin milli gelirinin yüzde 12,3’sine denk geliyor.

– Büyüme hızı yavaşladı

Son olarak 2012’de yüzde 5,4 büyüyen Suudi Arabistan ekonomisi daha sonraki yıllarda bu seviyeye yaklaşamadı.

IMF’nin ekim ayında yayımlanan Ortadoğu, Kuzey Afrika için Bölgesel Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2013’te yüzde 2,7, 2014’te yüzde 3,6 ve geçen yıl yüzde 3,5 büyüyen ülke ekonomisinin petrol fiyatlarının düşük seyretmesi ve küresel ekonomisindeki durgunluktan dolayı bu yıl yüzde 1,2 ve gelecek yılda yüzde 2 büyüyebileceği öngörüldü.

Suudi Arabistan’ın 2014 yılında 754 milyar dolar olan milli geliri, 2015’te 646 milyar dolara düştü. Kişi başına milli gelir de 2014’te 24 bin 999 dolardan geçen yıl 20 bin 583 dolara kadar geriledi. Bu yıl milli gelirin 646 milyar dolarda kalacağı ve nüfus artışının da etkisiyle kişi başına düşen milli gelirin 20 bin dolar olacağı hesaplanıyor.

Suudi Arabistan’ın ekonomisini mercek altına alan IMF’ye göre ise “Ülkenin yeniden denk bütçeye sahip olabilmesi için ham petrolün varilinin 77,7 dolara yükselmesi” gerekiyor.

Milli Piyango yılbaşı özel çekilişine yoğun talep

ANKARA (AA) – İBRAHİM YILMAZ – Milli Piyango İdaresinin yılbaşı özel çekilişi için bastırdığı biletlerin yaklaşık yüzde 80’i, 22 Aralık akşamı itibarıyla tükenirken, biletlerin tümünün satılması halinde toplam 348 milyon 180 bin liralık ikramiye dağıtılacak.

Büyük ikramiyenin 60 milyon lira olarak belirlendiği özel çekilişe vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.

Yılbaşı özel çekilişi için bastırılan 600 milyon liralık biletin yaklaşık yüzde 80’i 22 Aralık akşamı itibarıyla tükendi. Satış işlemi, yılbaşı çekilişinin yapılacağı 31 Aralık cumartesi günü itibarıyla sona erecek.

AA muhabirinin Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre, yılbaşı özel çekilişi vatandaşın yanı sıra Hazine, diğer kamu kuruluşları ve bayilere önemli gelir sağlayacak.

Söz konusu biletlerin tümünün satılması halinde vatandaşa 348 milyon 180 bin liralık ikramiye dağıtılacak. Bunun 60 milyon lirası büyük ikramiye olarak verilecek. Özel çekilişin diğer büyük ikramiyeleri de 1’er adet 10 milyon, 5 milyon, 2 milyon, 1 milyon ve 500 bin lira olacak.

Piyango satışı karşılığında bayiler ise tüm biletlerin satılması durumunda İdareden 69 milyon lira komisyon alacak. İdare adına ikramiye ödemesi karşılığında da bayilere 5 milyon 200 bin lira dolayında ikramiye primi verilecek. Baş bayi aracılık komisyonları da yaklaşık 1 milyon 800 bin lira tutacak. Bu durumda yılbaşı biletleri bayilere ve baş bayilere de yaklaşık 76 milyon lira dolayında gelir sağlamış olacak. Hazinenin kasasına ise 150 milyon lira girecek.

– Ortak bilet alanlar biletin arkasını imzalamalı

Diğer çekilişlerde olduğu gibi yılbaşı çekilişi de İdarenin internet sayfasından canlı olarak yayınlanacak.

Öte yandan Milli Piyango İdaresi yetkilileri, vatandaşların kendi menfaatleri ve güvenlikleri için dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıraladı:

“Biletler İdarenin ruhsatlı bayilerinden alınmalıdır. Biletlerin arkasına ad ve soyad yazılarak imzalanmalıdır, ortak bilet alanlar biletin arkasını birlikte imzalamalıdır. Bir bilete isabet eden ikramiyenin ödenebilmesi için bilet çekiliş tarihi, ikramiye ve seri numarası, fiyat ve kupür itibarıyla herhangi bir kuşkuya meydan vermeyecek şekilde kendini ibraz eder nitelikte olmalıdır. İkramiye kontrolü en büyük ikramiye numarasından küçüğe doğru yapılmalıdır. İkramiyeli biletler çekiliş tarihinden itibaren her halükarda bir yıl içinde ibraz edilerek ikramiyesi alınmalıdır.”