“Oyunculuk derinleşip yaşam tarzına dönüşmeli”

İSTANBUL (AA) – MUSA ALCAN – Oyuncu Mehmet Özgür, peşinde koşulmadığında ve mücadele edilmediğinde oyunculuğun sadece para kazanma aracı olan bir meslek grubuna dönüşeceğini belirterek, "Oyunculuk derinleşip yaşam tarzına dönüşmeli. Bu işi hissetmeye ve kafaya takmaya başladığın anda yaşam biçimine, gönül işine dönüştürüyorsun. Onun için hangi rolü oynayacağını, kaç para kazanacığını önemsemiyorsun. Ben bu işe gönlümü, benliğimi yatırdım." dedi.

Son olarak Ezgi Mola, Ayşenil Şamlıoğlu, Reha Özcan gibi isimlerle birlikte rol aldığı "Aydede" filmi 25. Uluslararası Adana Film Festivali'nde sinemaseverlerle buluşan Özgür, filmde "Tamirci Osman" karakterini canlandırıyor.

Özgür, bugüne kadar "Suskunlar", "Filinta", "Abluka", “Tepenin Ardı”, “Sarısıcak”, “Masum”, "Ekisporter", "Çalıkuşu", "Muhteşem Yüzyıl", "Bana Bir Soygun Yaz" ve "Söz" gibi birçok yapımda üstlendiği rollerle de göz dolduruyor.

Aynı zamanda Antalya Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği görevini üstlenen Özgür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Adana Film Festivali'nin kendisinden ödün vermeden devam eden güçlü bir festival olduğunu söyledi.

– "O filme hizmet edeceksem, bütçesi konuşulacak son mesele"

Özgür, "Aydede"yi kendisinin de ilk kez Adana'da izleme fırsatı bulduğuna değinerek, "Aydede, çok yalın, kendisini kasmayan, izleyiciyi yormayan, anlatacağını çok sade bir şekilde anlatan bir film. Bu tür anlatıları seviyorum. İçinde küçük bir rolüm var ama bir oyuncu olarak, filmde hangi rolü oynadığımı değil, hangi rolle o filme nasıl hizmet ettiğimi önemsiyorum. Bu hikayeyi çok sevmiştim, sevdiğim hikayelerin de bir köşesinde olmaya bayılıyorum. Rolün ağırlığı ne olursa olsun, filmin güçlü çıkabilmesi için bana ne görev düşüyorsa onu üstleniyorum. Benim memleketimde, Antalya Elmalı'da çekilmesi de benim için ayrı bir sorumluluk oldu." diye konuştu.

Anadolu'da film çekilmesinin önemine vurgu yapan Özgür, "Sektör dinamiklerinin bir şekilde Anadolu'ya aktarılması gerekiyor. İstanbul bu konuda doygunluk yaşıyor. Buralarda bu işlerin büyümesi gerekiyor. Sektörün de sektör olabilmesi için buna ihtiyacı var. İstanbul'da doygunluk yaşadığı için, sektör kan kaybetmeye başladı." değerlendirmesinde bulundu.

Özgür, oyuncuların ekonomik olarak ayakta durabilme aracının diziler olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Sinemaya ve tiyatroya ekonomi aracı olarak bakmıyorum. Sinema benim için benden sonraya, sinemaseverlere, oğluma, ailemin benden sonraki zürriyetine bırakacağım bir miras. Benim için önemli olan hikaye ve hikayede bana ayrılan yer. Bazen bir senaryoyu okuyorum, 'Ben bu karakter ile değil de bu senaryoya şu karakter ile hizmet edeyim' diyorum. Senaryoyu okuduğumda içeride kendimi görebiliyorsam, en önemlisi o filme hizmet edebileceksem, işin bütçesel kısmı konuşulacak son mesele oluyor."

– "20 yıl sonra bir yönetmen geldi beni buldu ve hikaye başladı"

Türkiye'de telif sisteminin tam anlamıyla harekete geçirilemediğine işaret eden oyuncu, "Biz kaybediyoruz ama asıl kaybı devlet yaşıyor bence. Bana ödenmeyen telifin vergisini de alamıyor devlet. Telif problemi çözüldüğünde devlette ciddi bir vergi oranının kazanılacağını düşünüyorum. Dünyaya satış ortalamasında ABD'den sonra ikinci olduğumuz söyleniyor ve bundan hiçbir oyuncu telif alamıyor. Bu durum bir oyuncu için yıpratıcı da oluyor. Şimdi setlerde çalışma saatlerine biraz standart getirildi. Bir de telif yasası çözüldüğünde sektör gelişecek ve rahatlayacak." ifadelerini kullandı.

Mehmet Özgür, oyunculuğun kendisine birçok öğreti kazandırdığının altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Oyunculuk bir yaşam biçimi, bir yaradılış, bir hissediş. Eğer peşinde koşmazsan, mücadele etmezsen, derinlere inmezsen onun adı oyunculuk olmaz, para kazanma aracı olan bir meslek grubuna dönüşür. Oyunculuk derinleşip yaşam tarzına dönüşmeli. Bu işi hissetmeye ve kafaya takmaya başladığın anda yaşam biçimine, gönül işine dönüştürüyorsun. Onun için hangi rolü oynayacağını, kaç para kazanacağını önemsemiyorsun. Ben bu işe gönlümü, benliğimi yatırdım. Bir işi okurken gözümde önce para işaretleri değil o işin hikayesi dönüyor. Sevdayla yaklaştığım için bir işin doğru iş olup olmadığını da analiz edebiliyorum. Yeni nesil oyunculara da tavsiyem budur. Oyunculuk mesleği kıskançtır, ona aşık olurlarsa basamakları ağır da olsa çıkarlar. Ben 20 yıl bekledim ve hiçbir zaman 'Neden geç kaldım?' demedim. Kendimi değerli kılmak için çalıştım, 20 yıl sonra bir yönetmen geldi beni buldu ve hikaye başladı."

– "Aydede" 5 Ekim'de vizyonda

Abdurrahman Öner'in yazıp yönettiği, Arzu Şenses Öner'in yapımcılığını üstlendiği film, 5 Ekim'de vizyona girecek.

Filmin konusu özetle şöyle:

"Bekir küçük yaşta babasını kaybeden bir çocuktur. Bekir'in annesi Rabia (Ezgi Mola), dedesi İlyas'la birlikte tuhafiye dükkanını işleterek oğluna bakmaya çalışır ama İlyas'ın ölümü herkesin hayatını derinden etkiler. Bekir'e üzülmemesi için dedesinin Ay'a gidip 'Aydede' olduğunu söylerler. O andan sonra Bekir'in tek amacı, filmlerde gördüğü gibi, bisikletle dedesinin yanına Ay'a gitmek olur ama önce bisiklet alması gerekecektir. Bu sırada hayatın zorluklarıyla mücadele ederken tuhafiye dükkanını ve evini miras kavgasına kurban veren Rabia, uzaktan uzağa birini sevmektedir."

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?