Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni

NEVŞEHİR (AA) – AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin bu coğrafyada kendine yeterli bir ekonomisi ve ileri teknolojisi bulunmaması halinde ayakta durmasının mümkün olmadığını belirtti.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi akademik yıl açılış törenine katılan Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, yeni bir savaş türü olan ekonomik ve ticari savaşların gelecek yıllarda da süreceğini söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin bu savaşları yakından takip etmesi gerektiğini dile getirerek, "1. ve 2. Dünya Savaşı, önce siyasi çatışmalarla başlamış, sonuçları itibarıyla da ekonomik kavgalara dönüşmüştür. Şimdiyse bir taraftan ekonomi ve ticaret savaşları olarak başlayan yeni bir gerilim var. Tabiri caizse 3. Dünya Savaşı ekonomik alanda çoktan başlamıştır." diye konuştu.

Gerilimler üzerinden bu savaşın bir şekilde altyapısının oluşturulduğunu belirten Kurtulmuş, bunun belki ileride siyasi çatışmalara ve kavgalara dönüşebileceğini ifade etti.

Kurtulmuş, Türkiye'nin yeni dünyanın bu dengesizlikleri ve gerilimleri içinde güçlü bir ekonomiye sahip olması gerektiğini vurgulayarak, "Ayakları üstünde sağlam basan bir ülke olmak mecburiyetindeyiz. Birçok gelişme bize gösterdi ki 'Elden gelen öğün olmaz, o da her vakit bulunmaz.' Özellikle ekonomideki gerilimler Türkiye'nin kendine yeterli, güçlü bir ekonomiye sahip olmasını zorunlu kılıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Dünyanın en önemli problemlerinden birinin küresel sorunlar olduğuna değinen Kurtulmuş, açlık, kıtlık, göç, iç savaşlar, işgaller, küresel ısınma gibi bütün ülkeleri tehdit eden bu sorunların bir an önce çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Kurtulmuş, göç meselesinin arkasında çözülmesi gereken pek çok sorun bulunduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

"Hiçbir siyasi farklılık olmasa, hiçbir mezhep, din çatışması olmasa, ülkeler arasında gerilim olmasa bile elimize cetveli alıp dünyayı tam ortadan ikiye bölsek zengin Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya, ABD, Kanada, Japonya gibi zengin ülkeler var, bir de Afrika'nın, Asya'nın, Latin Amerika'nın fakir ülkeleri var. Kimse sormuyor, bu on binlerce insan niye vatanını bırakıp ABD'ye gelmek istiyor, bu soruyu kimse sormuyor. Dünyanın zenginlerinin nüfusları giderek azalacak önümüzdeki 20 yılda, gelirleri daha fazla artacak, dünyanın yoksullarının ise nüfusları artacak, gelirleri azalacak. Başka hiçbir şey olmasa bile sadece bu gelişme dünyanın temeline dinamit lokumu koyan bir çaresizlik, bir eşitsizliktir, çözülmesi gereken bir adaletsizliktir. Dünyanın en zengin yüzde 0,7'si dünyadaki toplam servetin yüzde 44'üne sahip. Dünyanın yüzde 70'i ise toplam varlıkların yüzde 3'üne sahip. Allah aşkına böyle bir adaletsizlik olabilir mi? Bu ülkelerin içinde tabii ki çatışmalar olacak, bu ülkelerin içinde tabii ki terör örgütleri at koşturacak, bu ülkelerde tabii ki iç savaşlar, gerilimler sürecek. Gelin dünyadaki şu gelir dağılımı adaletsizliğini çözelim."

Türkiye'nin dünyada insani yardımlar açısından birinci olduğunu ama dünyanın en zengin ülkesi olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, "Kişisel geliri 70 bin dolar olan ülkeler var. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği diye bir kuruluş var. Gelin küresel göç sorununu çözebilecek bir bakış açısı koyalım ama koyamazlar çünkü şu an dünyanın hakimi olan unsurlar, sorunları çözmek yerine sorunları konuşup çözümsüz bırakmayı tercih ediyorlar." ifadelerini kullandı.

– "Halkları birbirinden tecrit eden duvarlar örülüyor"

Kurtulmuş, Berlin Duvarı yıkılınca artık gerilim, çatışma olmayacağına, insanların bir arada yaşayacağı yeni bir dünya düzeni kurulduğuna dair söylemlerde bulunulduğunu hatırlattı.

Gelinen noktanın bunun tam aksi olduğunu aktaran Kurtulmuş, "Ne yazık ki sınırları ortadan kaldırılmış, küreselleşmiş bir dünya ekonomi politiği yerine yıkılan duvarlardan yeniden duvarların inşa edildiği bir dünyaya geldik. ABD, Meksika sınırına fiziken duvar örüyor, İsrail Filistin'in bütün şehirlerine duvar örüyor, Macaristan, Slovenya sınırına jiletli tellerden duvarlar örüyor. Dünyanın birçok yerinde halkları birbirinden tecrit eden duvarlar örülüyor. Yetmiyor gümrük duvarları örülüyor, siyasette yeni gerilimler yüzünden duvarlar örülüyor." şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, tam manasıyla küresel bir dengesizliğin olduğu yeni bir dünya denklemine işaret ederek, bunun Türkiye'ye hem tehdit oluşturduğunu hem de büyük fırsatlar sağladığını söyledi.

Örneğin Suriye'de, İdlib konusunda Ruslarla oturup konuşurken, Münbiç konusunda ABD'lilerle oturup müzakere ettiklerini anlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin bu anlamda çok taraflı diplomasi kabiliyetini de geliştirmekte olduğunu gösteren önemli olaylardan bir tanesidir. Türkiye bulunduğu jeopolitik dolayısıyla, içinde bulunduğu şartlar dolayısıyla gerçekten önemli fırsatları da barındırıyor. İkincisi yeni bir tür savaşlar, vekalet savaşları, ticaret savaşları, ekonomik savaşlar. Üçüncüsü, göçten gelir dağılımı adaletsizliğine kadar birbirini tetikleyen bir dizi tam manasıyla bir yumak, kördüğüm olmuş küresel sorunlar. Dördüncüsü ise artık ülkeler arasında yeni sınırların inşa edilmeye başladığı yeni bir güvensizlik ortamı."

Bu ortamda Türkiye'nin üzerine çok büyük sorumluluklar düştüğünü, hem içinde bulundukları coğrafya hem tarihsel olarak getirdikleri birikim hem sahip oldukları kültürel büyük mirasın kendilerinin çok güçlü olmalarını gerektirdiğini kaydeden Kurtulmuş, gençlere, "Türkiye'yi daha güçlü hale getirecek olan sizlersiniz." diye seslendi.

– "Türkiye'nin teknoloji tarihi, sanayi tarihi aynı zamanda Türkiye'nin ihanet tarihidir"

Türkiye'nin bu durumda güçlerini artırmak için dört noktada bütün dikkatini odaklandırmak durumunda olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlardan bir tanesi ekonomik güç ve istikrar meselesidir. Türkiye bu coğrafyada eğer kendi kendine yeterli bir ekonomiye, güçlü bir teknolojiye, ileri bir teknolojiye sahip olmazsa, Türkiye'nin bu coğrafyada ayakta durması mümkün değildir. Özellikle bunu şurada paylaşmak isterim; Türkiye çok şükür bugün belli bir noktaya geldi ama Türkiye'nin teknoloji tarihi, sanayi tarihi aynı zamanda Türkiye'nin ihanet tarihidir. Bunları iyi bilmemiz lazım. Bu memlekette maalesef Türkiye ne zaman teknolojik olarak ileri gitmek istese, birtakım karanlık odaklar Türkiye'nin ayağına çelme takmıştır."

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin ekonomik bakımdan dik, kuvvetli ve güçlü olmak durumunda olduğunu, Türkiye'nin 25 milyon dolar borç almak için IMF'nin kapısında nasıl dolandığını çok iyi hatırladıklarını aktardı.

Türkiye'nin yıllarca "teknoloji transferi" adı altında Batı ülkelerinin üçüncü, beşinci sınıf teknolojilerinin getirildiği ülkeye dönüştürüldüğünü, Türkiye'nin kendi teknolojisini üretmesinin engellendiğini vurgulayan Kurtulmuş ancak gelinen noktada İstanbul'da eylül ayında TEKNOFEST düzenlendiğini anımsattı.

Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"100 bin kişi oraya ziyarete geldi. Türkiye'nin savunma sanayinde, yüksek teknolojilerde, bilişim sektöründe, insansız hava araçlarında geldiği noktayı göstermesi bakımından hepimizi gururlandıran bir festivaldi. Çok memnun olduk, çok sevindik. Hiç şüpheniz olmasın ki şimdiden bazı ülkelerden 'Eyvah biz Türkiye'nin bu ekonomik kalkınmasını nasıl önleyebiliriz' diye araştırmalar çoktan derinleştirilmiştir. Yani şunu söylemek istiyorum, üniversiteler şunun için önemli; üniversiteler teknolojinin merkezi olmak zorundadır. Üniversiteler teknolojiyi bir şekilde sadece teorik olarak değil, araştırma merkezlerinde değil, üniversiteler teknolojiyi ticari olarak da geliştirmek durumundadır. Bugün hepimizin kullandığı birçok dünya markasının üniversitelerde geliştirilen markalar olduğunu unutmayın. Onun için bizim dünyadan hiçbir eksiğimiz yok. Kendinize güveneceksiniz. Bütün imkanlarımızla güçlü bir Türkiye'nin oluşması için, ekonomide çok ileri adımları sizlerin sayesinde atacağız."

Türkiye'nin dış politikada güçlü olmak zorunda olduğunu belirten Kurtulmuş, "Bulunduğumuz coğrafyada sağa sola savrulan bir Türkiye olmaz. Görüyorsunuz, burnunuzun dibinde PYD'si, PKK'sı, DEAŞ'ı var. Başka ülkeler için 7-8 bin kilometre ötedeki bir gelişme bizim için milli refah meselesidir. Biz dış politikanın bütün imkanlarını en iyi şekilde kullanmak durumundayız. Allah'a çok şükür Türkiye'nin son yıllarda güçlü bir dış politika atağı içerisinde olduğunu övünerek görüyoruz." diye konuştu.

(Bitti)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?