Milli mücadelenin timsali: Sütçü İmam

KAHRAMANMARAŞ (AA) – İSMAİL HAKKI DEMİR – Maraş'ın düşman işgaline karşı ilk kurşunu atan Sütçü İmam, mücadelesiyle 99 yıldır gönüllerde yaşıyor.

AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgiye göre, Maraş'ta milli mücadelenin timsali olan Sütçü İmam, Fevzipaşa (Bektutiye) Mahallesi'nde 1872'de dünyaya geldi.

Babası "Kireçcioğulları"ndan Ömer Efendi, annesi "Tiyeklioğulları"ndan Emine Hanım olan Sütçü İmam, Uzunoluk Camisi'nde gönüllü olarak imamlık yaptı. Geçimini de caminin altındaki küçük dükkanında süt satarak temin ettiği için İmam olan asıl adı "Sütçü İmam" olarak bilinmektedir.

Maraş'ın işgalinde, 31 Ekim 1919'da düşmana ilk kurşunu atan Sütçü İmam, düşmanın buradan kovulmasından sonra harpteki fedakarlıklarına mükafat olarak belediyeye odacı olarak alınıp, Maraş Kalesi'ndeki topun idaresi de kendisine bırakılmıştır.

Abdülmecit halife olunca 101 pare top atmak için kaleye çıkan Sütçü İmam, barutun ateş alması neticesi vücudunda yanıklar meydana gelmiş, kaldırıldığı Alman Eğitim Hastanesinde 25 Kasım 1922'de hayatını kaybetmiştir.

Çınarlı Camisi Mezarlığı'na defnedilen Sütçü İmam'ın 3 kız bir erkek çocuğu bulunmaktadır.

Sütçü İmam adına ilk kurşunun atıldığı Uzunoluk Meydanı'nda 1936'da belediye başkanlığı yapan Hasan Sükuti Tükel tarafından bir anıt ve çeşme, 1977'de de Kıbrıs Meydanı'na Kurtuluş anıtı yaptırılmıştır. 1980'den sonra Sıkıyönetim Komutanlığının gayretiyle Sütçü İmam'ın Çınarlı Camisi avlusundaki mezarı türbe haline getirilmiştir.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ismiyle yaşatılan kahramanın adı, mahalle, cadde ve sokak isimlerinin yanında okullar ile çocuklarda yaşatılıyor.

Başta akademik çalışmalar olmak üzere Sütçü İmam adına yazılmış yüzlerce kitap ve dergi bulunuyor.

– Sütçü İmam Olayı

Kaynaklara göre, Maraş'ın işgal girişimi 22 Şubat 1919'da İngiliz işgal kuvvetlerinin Albay Max Andriyo komutasında şehre girişiyle başladı.

Maraş, 8 ay süren İngiliz işgalinden sonra, 29 Ekim 1919'da Fransızlar tarafından işgal edilir.

Fransız askerlerinin kente gelişi, yerli Ermeniler tarafından büyük bir coşkuyla karşılanır.

Fransızlar, yerli Ermenileri de yanlarına alarak, gösteriler ve taşkınlıklar yapmaya başlarlar.

Fransız kuvvetlerinin kente girişinden 2 gün sonra, 31 Ekim 1919'da tarihi Uzunoluk Hamamı'ndan çıkan Türk kadınlarına, Fransız devriyeleri ve Ermeniler "Burası artık Türklerin değil, Fransız memleketinde bizim dediğimiz olacak. Açın yüzlerinizi" diyerek saldırırlar.

Kadınlardan biri olayın etkisiyle bayılınca diğer kadınlar da feryada başlar. Hamamın yakınındaki Kel Hacı'nın kahvesinde bulunan Maraşlılar olay yerine gelerek Ermenileri uyarır. Fakat askerler sarkıntılığa devam eder.

Bunun üzerine Çakmakçı Said ve Gaffar Kabuloğlu Osman, kadınları işgalcilerin elinden almak isterken dipçik ve kurşunla ağır yaralanır. Bu sırada yan tarafta küçük bir dükkanda süt satan Sütçü İmam, tabancasını alarak olay yerine gelir. Silahını, kadınlara sataşan ve Çakmakçı Said'i yaralayan Ermeni askerin üzerine doğrultarak ateşler.

Kurşun isabet eden Ermeni yere düşer diğerleri ise kaçar. Maraş'ta düşmana sıkılan bu ilk kurşun ile Türk milletinin işgalcilere ve Ermenilere, yaptıklarının yanlarına kalmayacağı gösterilir.

Bu olayda aldığı yara ile daha sonra Çakmakçı Said şehit olur. Yaralanan Ermeni ise ölür. Ölen Ermeni için 1 Kasım 1919 tarihinde kalabalık bir cenaze töreni düzenlenir. Fransızlar da misilleme hareketlerine girişerek Sütçü İmam'ın dayısının oğlu Tiyeklioğlu Kadir'in ellerini ve ayaklarını arkasından bağlayıp burun ve kulaklarını kestikten sonra boğazlayarak şehit eder.

– "Sütçü İmam Olayı olmasaydı Meclis de olamazdı"

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cengiz Şavkılı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sütçü İmam'ın Fransızlara ve işbirlikçi Ermenilere karşı verdiği mücadelenin Anadolu'daki ilk örneği ve ilk kurşunu olduğunu anımsattı.

Bunun öneminin çok büyük olduğunu vurgulayan Şavkılı, "İşgalcilere karşı mazlum milletlerin nasıl duracağına dair bir ders niteliği taşımaktadır. 31 Ekim 1919 tarihi Türk'ün namusunun kurtulduğu gündür. Türk'ün haysiyeti, onuru ve şerefi 31 Ekim 1919'da Sütçü İmam'ın attığı bu ilk kurşunla kurtulmuştur. Sütçü İmam Olayı Antep, Urfa ve diğer bölgelerdeki mücadelenin adeta bir kıvılcımı olmuştur." diye konuştu.

Şavkılı, Sütçü İmam Olayı'nın Maraş'ta kadınıyla erkeğiyle ve çocuğuyla herkesin özellikle düşmana karşı durmasının bir örnek teşkil ettiğini belirterek, "Maraş halkı Sütçü İmam'ı da örnek olarak bundan sonraki tüm icraatlarda Ermeni ve Fransız işgalcilerine karşı koymayı kendilerine bir vatan vazifesi saymışlardır. Bu uğurda 22 günlük bir çarpışma vermişlerdir. Bu çatışma esnasında da Sütçü İmam'ın o ruhu bayraklaşmıştır." dedi.

Sütçü İmam'ın ruhunun canlılığını hep hissettirdiğini ifade eden Şavkılı, "15 Temmuz'da Ömer Halisdemir'de Sütçü İmam ruhu şaha kalkmış, Antep'teki Şahin Beylerin ruhu tecelli etmiştir. Sütçü İmam Olayı, emperyalist devletlerle iş birliği yapan insanların nasıl halktan tokat yiyeceğinin çok güzel bir örneği olmuştur." ifadelerini kullandı.

Şavkılı, 15 Temmuz'da Ömer Halisdemir'in darbeci ve işgalci Semih Terzi'ye attığı kurşunu, Sütçü İmam'ın ruhuyla attığına gönülden inandığını anlatarak, "Bu olaylar, bu milletin zillet altına alınamayacağının, asla esir edilemeyeceğinin son derece güzel örnekleridir." değerlendirmesinde bulundu.

Mazlum milletler için Sütçü İmam Olayı'nın son derece önemli bir hadise olarak değerlendiren Şavkılı, sözlerini şöyle tamamladı:

"Güçlü donanması olan, topu ve tüfeği olan işgalcilere nasıl karşı konulacağını Sütçü İmam Olayı en güzel şekilde ortaya koymuştur. Eğer Sütçü İmam Olayı olmayıp Maraş Milli Mücadelesi başarıya ulaşmasaydı 23 Nisan 1920'de açılan Meclis de olamazdı. Neden olamazdı? Çünkü Maraş ve civarı işgal edildiğinde burayla sınırlı kalınmayacaktı. Sivas'a ve Ankara'ya kadar bunlar ilerleyecekti. Dolayısıyla Meclis'in faaliyetlerini sürdürebilmesi aslında Maraş ile başlayan, Antep ve Urfa ile devam eden bu karşı koymanın sonucunda milletvekilleri Ankara'da rahat çalışabilmişlerdir."

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?