Mevlid-i Nebi Haftası açılış töreni

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Allah Allah nidalarıyla vatanlaştırılan bir ülkenin camileri, minareleri tam 18 yıl boyunca ezan-ı muhammediye hasret bırakılmıştır. Bakın şimdi yeniden bu hortlatılıyor. Yeniden bu gündeme getiriliyor. Asla başaramayacaksınız. Benim aziz milletim bir daha o günlere dönmeyecek." dedi.

Erdoğan, Sinan Erdem Spor Salonu'nda 2018 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası Açılışı'ndaki konuşmasında, Hazreti Muhammed'in insana ait değerli her şeyi kalbinde ve hayatında pratiğe döken abide-i bir şahsiyet olduğunu söyledi.

Peygamberin bizlere "İnananlar kardeştir." ilahi mesajını iletmekle kalmadığını müminlerin kardeşliğini hayatının her zerresine nakşettiğini dile getiren Erdoğan, Peygamberin yetimlerin başını okşayarak, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü karanlık bir dönemde kız çocuğu sahibi olmakla övünerek insanlara merhameti öğrettiğini anlattı.

Erdoğan, cenneti annelerin ayaklarının altına sererek gerçek sevgiye kimin layık olduğunu gösteren Hazreti Muhammed'in, ümmetine vedasında "Kimin bende alacağı varsa alsın ya da helal etsin. Rabb'ime tertemiz varmak isterim." diyerek kul hakkının önemini öğrettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların soyları üzerinden üstünlük yarışına girdiği bir dönemde "Siyah derili olanın beyaz derili üzerine, beyaz derilinin de siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur." ikazıyla Allah katında herkesin eşit olduğunu öğreten Peygamberin emin kişiliğiyle, adaletiyle, hakkaniyetiyle, merhametiyle, edep, tevazu ve hayasıyla insanlığın önünde yepyeni bir dünyanın, yepyeni bir hayatın kapılarını açtığını vurguladı.

Bu seneki Mevlid-i Nebi Haftası temasının peygamber ve gençlik olarak belirlenmesini son derece önemli bulduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Elbette hepimizin, Ümmeti Muhammed'in tüm fertlerinin onun yaşantısından alacağı dersler, ibretler, örnekler bulunuyor. Ancak özellikle gençlerimizin Peygamber Efendimizin aleyhissalatu vesselam hayatını, onun kutlu mirasını öğrenmesi, sindirmesi bilfiil tatbik etmesi çok büyük önem arz ediyor. Allah Resulü hesap gününde arşın gölgesinde toplanacak yedi sınıf kimse arasında neşe ve huzuru Rabb'ine ibadette arayan, ona kulluk ederek tertemiz bir hayat içinde büyüyen gençlerin de olduğunu müjdeler. Zira gençlik insan ömrünün en kıymetli hazinesi, hayatının bahar mevsimidir. Gençlik aynı zamanda bireyin şahsiyet ve karakterinin teşekkül ettiği en kritik dönemdir. Gençliğin enerjisini, heyecan ve cesaretini çok iyi bilen efendimiz risalet vazifesinin ilk günden itibaren gençlere çok yakından ilgilenmiştir."

– "Peygamberimize ilk iman edenler gençlerdir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hazreti Muhammed'in en çok da gençlerin, genç yüreklerin peygamberi olduğunu dile getirerek, onun döneminde İslam'ın daha çok gençlerin eliyle, gençlerin mücadelesiyle inkişaf ettiğini, geliştiğini söyledi.

Peygambere ilk iman edenlerin, onun getirdiği ilahi mesajı ilk kabul edenlerin gençler olmasının asla tesadüf olmadığını vurgulayan Erdoğan, ilk Müslümanların kahir ekseriyetinin 30 yaşın altındaki gençlerden teşekkül ettiğini dile getirdi.

İnanç, teslimiyet ve kahramanlığın timsalini Hazreti Ali Radıyallahu Anh'ın İslam'la müşerref kılındığında 10 yaşında olduğunu, Taif'te Peygambere atılan taşlara karşı vücudunu siper eden Zeyd bin Harise'nin de 15 yaşında olduğunu ifade eden Erdoğan, Tebük seferinin sancaktarı Zeyd bin Sabit'in 11 yaşında, Habeşistan'a İslam mührünü vuran Cafer bin Ebu Talib'in de 17 yaşında olduğunu kaydetti.

Erdoğan, Hazreti Ömer'in oğlu Abdullah'ın iman ile şereflendiğinde 13 gibi çocuk denebilecek bir yaşta olduğunu, Mekke'nin gözde gençlerinden Musab bin Umeyr'in de 18 yaşındayken Müslüman olup ailesi tarafından hapsedildiğini anlattı.

Peygamberin bu gerçeği "Yaşlılar beni tekzip ederken gençler bana iman etti." diyerek anlattığını belirten Erdoğan, Hazreti Peygamberin gençlere iyiyi, güzeli, hakkı, hakikati anlatarak rehberlikte bulunduğunu, heyecanlarını iman ve güzel ahlakla insanlığa hizmete yönelttiğini, onun rehberliğinde gençlerin hayatlarının en coşkun çağını saadet asrına dönüştürdüğünü, İslam medeniyetinin iman, bilgi, hikmet, marifet ve ahlakla neşvünema bulmasına büyük katkılar sağladıklarını anlattı.

Diyanet İşleri Başkanını dinlerken, onların gençlik merkezleri üzerinde yaptıkları çalışmanın ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmak istediğini belirten Erdoğan, "Allah yardımcıları olsun, çok teşekkür ediyorum. Çünkü ne varsa, burada var. Gençliğimiz üzerinde yapacağımız çalışmalar bizleri geleceğe çok daha farklı hazırlayacaktır." dedi.

– "Son 17 yıldır gençlerimize büyük önem verdik"

Erdoğan, Nurettin Topçu'nun "Gençlik geleceğin tohumudur." sözlerini anımsatarak, şöyle devam etti:

"Gençliği ihmal eden, gençlerine sırtını dönen, onların ruh ve gönül dünyalarının imarı için gerekli özeni göstermeyen bir milletin istikbali ve istiklali tehdit altında demektir. Bizler de Resul-i Kibriya Efendimizin sünnetini uygun bir şekilde son 17 yıldır gençlerimize büyük önem ve öncelik veriyoruz. Eğitimden iş hayatına, siyasetten devlet yönetimine kadar her alanda gençlerimizin önünü açmaya, onlara milli bir kimlik ve öz güven aşılamaya çalışıyoruz. En önemlisi de gençlerimizi tekrar medeniyet değerleriyle buluşturacak onlara bu dünyadaki varlık gayelerini hatırlatacak projeler yürütüyoruz. Gezi olaylarıyla başlayan ve 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle zirveye çıkan hadiseler bize bu konudaki en küçük bir ihmalin dahi ne büyük sorunlara, sıkıntı ve acılara yol açabileceğini göstermiştir. Bu ülkenin gençliğine yapılacak en büyük kötülük onları hayat damarları olan medeniyet değerlerimizden koparmak olacaktır. Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış Türkiye maalesef uzun yıllar böyle bir zihniyetin boyunduruğu altında kalmıştır. Allah Allah nidalarıyla vatanlaştırılan bir ülkenin camileri, minareleri tam 18 yıl boyunca ezan-ı muhammediye hasret bırakılmıştır. Bakın şimdi yeniden bu hortlatılıyor. Yeniden bu gündeme getiriliyor. Asla başaramayacaksınız. Benim aziz milletim bir daha o günlere dönmeyecek."

(Sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?