“Libya'daki dış müdahale, ülke içindeki parçalanmanın sonucudur”

İSTANBUL (AA) – MUHAMMED ŞEYH YUSUF- Libyalı düşünür ve tarihçi Ali es-Salabi, ülkesindeki krizin, "herkesin mutabık kaldığı bir anayasa, tüm kesimleri bir araya getiren uzlaşmacı bir konferans ve seçimlerin yapılmasıyla" çözüme kavuşabileceğini belirtti.

Dünya Müslüman Alimler Birliği üyesi Salabi, Libya'nın hâlihazırdaki durumunu, bunun nedenlerini ve çözüm yollarını AA muhabirine değerlendirdi.

Salabi, ister ulusal uzlaşıyla kurulan yerel yönetimler, ister Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame ve ülkedeki kurumların attığı adımlar olsun, Libya'da kardeşler arasında akan kanı durdurma amaçlı her türlü çabayı desteklediklerini ifade ederek, "Gelecekte barış ve uzlaşı görünüyor. Şu anda Libya'da yaygın olan hakim görüş, 'Aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız' ayet-i kerimesi uygulanarak ülkede barış ve uzlaşı olmaksızın hiçbir listenin oluşmayacağı yönünde." dedi.

– Uzlaşmacı bir anayasa, konferans ve seçimler

Libya'da çözüm için uzlaşmacı bir anayasaya ve istisnasız her kesimi kapsayan ulusal mutabakat konferansına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Salabi, BM destekli uzlaşı konferansının tüm vatandaşlara saygı duyan, lojistik destek sağlayabilecek ve Libya'nın iç işlerine karışmayan bir ülkede yapılması gerektiğini söyledi.

Libyalı düşünür Salabi, bunun için barış ve uzlaşıdan yana Cezayir ya da Libya meselesiyle ilişkili Tunus ve Fas gibi
tarafsız bir ülkenin uygun olabileceğini kaydetti.

Hâlihazırdaki oluşumların, Fas'ın Suheyrat kentinde 2015 sonunda imzalanan anlaşmanın istisnai sonuçları olduğuna dikkati çeken Salabi, "Libyalıların mutabık kaldığı anayasal bir temel oluşturulmalı, sonra kapsamlı bir konferans düzenlemeli, daha sonra da cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine gidilmeli." diye konuştu.

– Halkın ülke geleceğinde söz sahibi olması

Tarihçi Salabi, ülke vatandaşlarının gelecekteki liderlerini, anayasa taslağını ve sivil devlet projesini seçme konusunda söz sahibi olması gerektiğinin altını çizdi.

Libya'daki gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıkların üstesinden gelinmesinde sorumluluğun öncelikle Libyalılara ait olduğunu söyleyen Salabi, "Libyalılar, ulusal projeyi kapsayan insani bir teşkilatta bir araya gelebilse, ulusal bir hükümet ve yönetime intikal edilebilse" ifadeleriyle bu konudaki temennilerini dile getirdi.

Ülkenin hâlihazırdaki durumu için kendilerinin (Libyalıların) kınanması gerektiğine işaret eden Salabi, şunları söyledi:

"Ancak ülkenin önündeki pek çok engel zamanla aşıldı. Libyalılar, aynı söyleme doğru yol alıyor. Ülke içinde ve dışında, İslamcı, liberal, laik pek çok kesimi kapsayan kesimler bir araya geliyor. Bu doğru bir yaklaşım."

– Libya üzerindeki dış etkenler

Libya'daki kesimlerin katılımının ne kadar geniş olursa daha da iyi olacağını ifade eden Salabi, öte yandan elbette uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyulduğunu, BM'nin, barışın sağlanması, devletin oluşturulması, seçimler ve anayasa konusunda yardımcı olmasının da normal olduğunu sözlerine ekledi.

Salabi, barış ve ulusal uzlaşı dışında başka bir yol olmadığı görüşünü yineleyerek, "Libya'da inşa edilecek modern sivil devletin ana fikri, barış, yurttaşlık, uzlaşı, siyasi, fikri ve sosyal ötekileştirmeden uzak olmaktır." dedi.

Libya'nın yanı sıra Suriye, Mısır ve Yemen gibi diğer ülkelerin hâlihazırda atlatmaya çalıştığı sıkıntılara işaret eden Salabi, sonunda halkın iradesinin, zalimlerin ve diktatörlerin iradesine üstün geleceğini kaydetti.

Ülkedeki birlik ve beraberliğin paramparça halinin pek çoklarının iştahını kabarttığını söyleyen Salabi, "Libya'daki dış müdahale, ülke içindeki parçalanmanın sonucudur. Ülkenin durumu ancak gerçek ulusal liderliğe, bu tamahkarlığı hafifletecek gerçek direniş ve egemenliğe sahip bir hükümet, halk ve devletin yüksek çıkarlarına evrilecek ulusal bir projeyle tedavi edilebilir." dedi.

Dış rollerin genellikle zayıflık ve devletin üzerine kurulduğu değerlerden uzaklaşılması sonucu etkili olduğunu ifade eden Salabi, doğru olanın akan kanların durdurulması, insanlar arasında hakkın sağlanması ve ülkenin tek bir söylemde bir araya gelmesi olduğunu belirtti.

– Türkiye'nin Libya tutumu

Türkiye'nin, barış ve ulusal uzlaşıyı destekleyen, BM kararlarıyla uyumlu, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) tanıyan, Libyalıların seçimler, anayasa ve kapsayıcı söylemlerle ifade ettiği tercih haklarından yana olduğunu kaydeden Salabi, sözlerine şunları ekledi:

"Türkiye Libya'da barış, ulusal uzlaşı ve halkın temsilcilerini seçme hakkını destekliyor."

– Libya'daki siyasi istikrarsızlık

Libya'da 17 Şubat 2011'deki devrimin ardından yaşanan siyasi istikrarsızlık ve karşıt gruplar arasındaki çatışmalar sonucu biri Tobruk'ta "Temsilciler Meclisi" (TM), diğeri Trablus'ta "Milli Genel Kongre" olmak üzere iki meclis ve rakip yönetim ortaya çıkmıştı.

BM girişimleriyle 17 Aralık 2015'te Fas'ın Suheyrat kentinde varılan "Libya Siyasi Anlaşması" uyarınca UMH Başkanlık Konseyi kurulmuştu. BM Güvenlik Konseyi, UMH Başkanlık Konseyini Libya'nın tek meşru temsilcisi olarak tanımış ancak konseyin sunduğu hükümet listeleri General Halife Hafter'in baskıları nedeniyle Tobruk'taki TM'de onaylanmadığı için süreç tıkanmıştı.

Ülkede barış ve istikrarı tesis etmek amacıyla yerel ve uluslararası düzeyde pek çok girişimde bulunulmuş, bunların sonuncusu da geçen mayıs ayı sonunda Fransa'nın öncülüğünde gerçekleştirilen Paris Zirvesi olmuştu. Zirvede, Libya'da 10 Aralık 2018'de seçimlerin yapılması ve anayasanın temellerinin atılması kararlaştırılmıştı.

Libya'nın başkenti Trablus, 26 Ağustos'tan itibaren aralıklarla yaklaşık bir ay boyunca UMH'ye bağlı tugaylar arasında ağır silahların da kullanıldığı çatışmalara sahne olmuştu.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?