Kasımpaşa'nın “Oya Annesi”, 60 yılını çocuklara adadı

İSTANBUL (AA) – SEFA MUTLU – Necip Fazıl Kısakürek'in "Gittikçe kesilir derken sedalar. Gece; bir siyah el gözümü bağlar. Duyarım, içime sığınmış, ağlar. Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz." dizelerini hayatının her anına, her yılına nakşeden Kasımpaşa'nın Oya annesi, 60 yıldır kimsesiz çocuklara kol kanat germeye devam ediyor.

"Yaptıklarımızdan ziyade 'neleri yapamadık, neler yapmalıyız'ı konuşmalıyız." diyen Kayacık, hikayesini AA muhabiriyle paylaştı.

Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi'ne çok genç yaşlarda sorumlu olarak atanan Kayacık, bugün 80'ine merdiven dayamasına karşın, yanından geçen her çocuk hala onun şefkat ve güler yüzünden nasibini alıyor.

Gecenin geç saatlerine kadar çocukların elbiseleri, kırtasiye malzemeleriyle ilgilenen, ramazanda çocuk yuvasında son kişi sahurunu yapana kadar uyumayan Kayacık, hem Kasımpaşa'nın hem de Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi'nin Oya Annesi olarak tanınıyor.

Kayacık, yaptıklarının, fedakarlığının "normal ve insani" bir davranış olduğunu düşünse de her haliyle günümüz insanına sabrı, sebatı, sahiplenmeyi bir kez daha düşündürüyor.

Yardıma muhtaç çocukları olan tutkusu nedeniyle onlardan bir an olsun ayrılamayan Kayacık, hayatı boyunca evlenmedi ve çocuk sahibi de olmadı.

– "Merhamet hissi duyarak gelmedim"

Kayacık, çocuk yuvasında göreve başlamasının merhamet hissi duyarak gerçekleşmediğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Ben hasbelkader tayinle Çocuk Esirgeme Kurumu il idare heyetinde buldum. Bu beni buraya getirdi. Sonrasında buraya tayin oldum. Buraya geldiğimde çocukları gördüm. Onları sevdim, onlar da beni sevdiler. İhtiyaç olduğunu ve bir şeye yaradığımı fark ettim ve yıllardır da buradayım. Gelen giden çocuklar ve onların ihtiyaçları nedeniyle yılların nasıl geçtiğini fark edemedim. 'Duydum, gördüm, acıdım, merhamet ettim, onlardan ayrılmadım.' diye bir şey diyemem. Acımayla merhametle ilgisi yok bunun. Burayı evim gibi benimsedim. Uzun yıllar kalınca orası sizin oluyor. İşe yaradığınızı gördüğünüzde de bunu bırakıp gidemiyorsunuz."

Ailesinin tek kızı olduğunu, kendisinden küçük iki erkek kardeşinin olduğunu belirten Kayacık, ailesinde her şeyin iyi ve güzel olduğunu belirterek, "Çok güzel, neşeli bir çocukluk ve gençlik geçirdim. Hatta ilk geldiğimde burada kalacağıma kimse inanmadı. Fakat nasıl olduysa ben de bilmiyorum. Isındım ve kaldım. Buradan başka bir şey de düşünemez oldum. Hayat bu. Demek ki kaderimizde, kısmetimizde bu varmış. Buraya ilk geldiğim gün burada hasta bir çocuk gördüm. O çocuk Cerrahpaşa'daydı. Onun tedavisiyle ilgilendim. Belki o çocuğu bulmam, onun bana gösterdiği ilgi, 3,5 yaşındaydı, onu sağlığına kavuşturmanın hazzıydı belki de beni burada tutan." diye konuştu.

– "O yıllarda yokluk vardı"

Kayacık, çocuk yuvasına ilk geldiğinde mekanın çok küçük olduğunu anımsatarak, binada faaliyet gösteren dispanserin geliriyle ihtiyaçların karşılandığını ifade etti.

O dönemde kurumda hem yatılı hem de gündüzcü çocuklar olduğunu dile getiren Kayacık, şöyle devam etti:

"Gündüzcüler evlerine gidiyorlardı. Yatılıların gidememe duygusuna adeta kendi içimde hissettim. Çok gelen giden vardı. Herkes bir şeyler yapmak istiyordu ama işler bir nizam içinde değildi. Kasımpaşa'da da bir kadının çalışması insanlara bir garip geliyordu. Fakat bana çok sıcak davrandılar. Böylece devam ettik. Hatta Kasımpaşa'nın adı o yıllarda çok iyi anılmıyordu. Ben hiçbir zorluk çekmedim. Yardımdan başka bir şey görmedim Kasımpaşa halkından. O yıllarda yokluk vardı. İmkanlar bu kadar çok değildi. Bazı şeylere göğüs germek gerekiyordu. Bu durumlar hayatımda karşılaşmadığım şeylerdi. Sanırım onlarla mücadele bana zevk verdi. Bir azimle 'Bu işi yapacağım.' duygusuyla bugünlere kadar geldik. Ama hala yapılacak o kadar çok şey var ki. Birbirini takip eden çok şey oluyor. Bu konuda 'Şunu yaptım.' diyemezsiniz. Hep eksikleriniz ve yapacaklarınız oluyor. İmkansızlık nedeniyle yapamadığınız bir şey olunca da çok üzülüyorsunuz."

– "Çocuklu dul kadınları işe aldım"

Bu tür bir işe hazırlıklı gelmediğini, eğitiminin de bu iş için yeterli olmadığını anlatan Kayacık, "Bu nedenle burada 24 saat çalıştım. İşi görerek ve izleyerek öğrenmeye çalıştım. Çocukların bana çok yardımı oldu. Beni çok sevdikleri için onlardan güç aldım. Yapamadıklarımı yapmaya gayret ettim. Yardım istedim. 'Herkese gelin. Eksikliklerimizi görün' dedim." diye konuştu.

Çocuklara hiçbir zaman idareci veya öğretmen gözüyle bakmadığını dile getiren Kayacık, "Ben de onlardan biriydim. Onlarla beraber yerdim oynardım. Her şeyi beraber yapmaya gayret ederdim. 24 saat beraber çalıştık. Buraya eleman almak da benim görevimdi. Çocuklu dul kalmış kadınları aldım. Çocuklarıyla beraber onları da barındırdım. Burası onların da yuvası oldu. 24 saat beraber çalıştık. Kasımpaşa halkı, çalışanların büyük katkısı oldu." dedi.

Bugüne kadar yapamadığı şeylerin de olduğunu anlatan Kayacık, her çocuğu mutlu etmenin mümkün olmadığını ifade etti.

– "Cumhurbaşkanımız gençlikteki çalışmalarımı da yakinen bilir"

Kayacık, yuvadan ayrılan, meslek sahibi olan çocukların her zaman kendisini ziyaret ettiğini dile getirerek, "O zaman anlıyorsunuz ki ona çok şey vermişsiniz. Bilerek veya bilmeyerek. Hiçbir şeyi tam bilerek yapmadım. Bilgiç davranmadığım için belki de başarılı oldum. O anda işin gereği neyse onu yaptım. Yıllardır bir şey veremediğini düşündüğünüz bir çocuk karşınıza çıkıp 'Sen bana bunu verdin, bunu yaptın.' deyince insanı çok mutlu ediyor. Bu mutluluğu yaşamak da beni hep burada tuttu." ifadelerini kullandı.

Kayacık, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta kendilerini ziyaretini de anımsatarak, sözlerini, "Cumhurbaşkanımız gençlikteki çalışmalarımı da yakinen bilir. Kendisinin de hayatının büyük bölümü Kasımpaşa'da geçti. Onların çocuk sevgisini de biliyorum. Çünkü bu mahallemizde olan bir şey. Kendilerine de çok teşekkür ediyorum. Bize çok büyük faydaları oldu. Onlar da bizim yapmacık olmadığımızı biliyorlar. Kendisine çok büyük saygım ve sevgim var." diye tamamladı.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?