“Kanserde hedefe yönelik tedavi seçenekleri artıyor”

İSTANBUL (AA) – Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kemoterapi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda devrim niteliğinde gelişmeler olduğunu belirtti.

Demir, 4 Şubat Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kanser tedavisinde diğer hastalıklara oranla önemli gelişmelerin olduğuna işaret ederek, erken dönemde yakalandığı takdirde etkin olarak tedavi edilen bir hastalık olan kanserin, geç dönemde yakalansa dahi yapılacak tedavilerle kronik bir hastalık haline getirilebildiğine değindi.

Kanser hastalarının ve yakınlarının umutlarını korumaları ve bu hastalıkla ileri seviyede de olsa savaşmayı sürdürmeleri gerektiğini vurgulayan Demir, “Çünkü her ay yeni moleküller ve yeni hedefe yönelik tedaviler karşımıza çıkıyor. Eskiden ‘tedavisi mümkün değil’ dediğimiz birçok hastamızda, çok etkin hastalık kontrolü sağlayabiliyoruz. Bu nedenle geleceğe umutla bakmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Demir, akciğer kanseri ileri evrede belirti göstermeye başladığı için erken teşhisin zor olduğunu ve hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin ileri evrede teşhis edildiğini kaydederek, tedavi konusunda gelinen noktayı şöyle özetledi:

“Akciğer kanseri tedavisinde, son yıllarda devrim niteliğinde gelişmeler oldu. Eskiden elimizdeki tek silah kemoterapiydi, şimdiyse elimizdeki hedefe yönelik tedavi seçeneklerinin sayısı, gün geçtikçe artıyor. Ayrıca artık akciğer kanserlerinin farklı genetik ve moleküler alt tipleri olduğunu öğrendik. Bu alt tiplere yönelik kişiye özel tedaviler, akciğer kanseri tedavisinde bir devrim oldu çünkü bu tedaviler bir yandan daha yüksek bir başarı oranı sunarken, diğer yandan da kemoterapiye göre çok daha az yan etkiye neden oluyor. Her geçen ay, yeni bir akciğer kanseri alt tipi ve yeni genetik mutasyonlar tespit ediyoruz. Sonrasında bu mutasyonlara yönelik yeni akıllı, hedefe yönelik ilaçlar ortaya çıkıyor.”

Akciğer kanseriyle savaşta hedefe yönelik tedavilerin yanı sıra bir diğer silahın da immünoterapi olduğuna dikkati çeken Demir, kendini kamufle eden kanser hücrelerine, kamuflajı baskılayan ilaçlar verildiğinde bağışıklık sisteminin “harikalar yarattığını” ve kemoterapiden daha iyi yanıt alınabildiğini anlattı.

Demir, tümör genetiğini ve moleküler yapısını daha iyi anladıkça, bir süre sonra kemoterapinin hiç kullanılmayacağını düşündüğünü ifade etti.

Sigara bağımlılığıyla kanser arasında yakın bir ilişki olduğunun altını çizen Demir, akciğer kanserinden korunmak isteyenlere şu önerileri sundu:

“Akciğer kanseri ve sigara arasındaki ilişkinin araştırıldığı çok sayıda çalışma gösteriyor ki tüketilen sigara miktarı ve kaç yıl boyunca içildiği akciğer kanseri oluşumuyla birebir ilişkili. Ancak sigaranın az içilmesi kanser oluşma riskini azaltmıyor. Günde 2-3 tane sigara içen, 20-30 tane sigara içene oranla daha az oranda kansere yakalansa da hiç içmeyenlerle kıyaslandığında kanser riski daha yüksek. Kanserden korunmak için mutlaka düzenli ve sağlıklı beslenmemiz gerekiyor. Aşırı alkol tüketmememiz ve Akdeniz diyeti ile beslenmemiz, aşırı tuzlu gıdalardan, içerisinde katkı maddesi bulunan gıdalardan uzak durmamız; bol miktarda sebze, meyve, salata, zeytinyağlı yiyecek ve balık tüketmemiz; aşırı tuzlanmış, tütsülenmiş gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu önlemlerin dışında iki önemli şeyi de mutlaka yapmak şart; ideal kilomuzu korumak ve düzenli egzersiz yapmak.”

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?