“İsrail bölgenin zayıf halkası Lübnan'a yöneldi”

BEYRUT (AA) – MAHMUT GELDİ – İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Hizbullah'ı füze tesisi inşa etmekle suçlamasının ardından İsrail'in Lübnan'a saldırma senaryolarının konuşulmasına yol açtı.

Lübnanlı siyaset ve askeri uzmanlar, Netanyahu'nun, basın üzerinden, Hizbullah füzelerine ilişkin açıklamalarıyla İran, Hizbullah ve Rusya'ya karşı kazanımlar elde etmeyi hedeflediğini öngörüyor.

Uzmanlar, İsrail'in, Suriye konusunda İran ve Hizbullah'a yeni bazı şartları dayatmanın yanı sıra 17 Eylül'de Suriye rejimine ait S-200 hava savunma sistemi tarafından düşürülen Rus İl-20 askeri uçağından Tel Aviv yönetimi sorumlu tutulmasına rağmen Rusya'nın Suriye'de İsrail ile iş birliği yapmaya devam etmesi gibi bazı kazanımları hedeflediğini belirtiyor.

– İddialarla İran ve Hizbullah'a baskı kuruluyor

Lübnanlı araştırmacı yazar ve Hizbullah karşıtlığıyla bilinen "Cenubiye" haber sitesinin editörü Ali Emin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun öne sürdüğü iddiaların doğru olup olmadığının ötesinde İsrail'in Lübnan'a yönelik sürekli tekrarlanan tehditlerden birini dile getirdiğini ve Hizbullah ile İran'a yönelik doğrudan baskı mesajı verme hedefini içerdiğini belirtti.

İsrail'den gelen tehdit içerikli açıklamaların Hizbullah'a yönelik savaş açmakla sonuçlanmasına ihtimal vermeyen Emin, "İsrail, tıpkı daha önce İran güçlerini Suriye'nin güneyinden yaklaşık 240 kilometre uzaklaştırdığı gibi İran ve Hizbullah'a yeni bazı şartlar dayatmak istiyor. İsrail, kuzey sınırına ilk kez bu denli istikrarı getiren Hizbullah ile savaş değil, İran ile kendi lehine olacak dolaylı bir mutabakat istiyor." dedi.

İsrail'in henüz Hizbullah'ın yerine geçecek bir alternatif bulamadığını öne süren Emin, dolayısıyla İsrail'in Hizbullah'a karşı daha çok kazanım elde etmek için baskılara devam edeceğini ancak söz konusu baskıların savaşa dönüşmeyeceğini savundu.

Lübnan hükümetinin İsrail'in tehditlerine karşı gerekli cevabı vermesi gerektiğine işaret eden Emin, "Lübnan makamları, kendilerinin hafife alınmayacağını göstermeleri gerekiyor ki uluslararası konumlarını korumuş olsunlar. Hükümetin sessiz kalması halinde ise Hizbullah'ın Lübnan devletinin temsilcisi olduğu yönünde bir imaj verir." diye konuştu.

Lübnan'da Hizbullah'ın savaş veya barış kararını elinde bulundurduğunu ve ülkenin çıkarını değil de İran'ın çıkarı doğrultusunda hareket ettiğini söyleyen Emin, "Problem Lübnan'ın füzelere sahip olmasında değil, bundan daha önemlisi bu füzeleri fırlatma kararı kimde diye bakmak lazım." ifadelerini kullandı.

– İsrail'in tehdit temalı açıklamaları medya savaşından ibaret

Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen siyaset uzmanı ve yazar Kasım Kasir, İsrail'in Lübnan'a yönelik tehdit temalı açıklamalarını, "İsrail ve ABD'nin hedefinde olan Lübnan ile Hizbullah"a yönelik medya savaşı olarak yorumladı.

"Sistematik olarak" nitelendirdiği Lübnan'a yönelik tehdit kampanyasının ABD'deki bazı kesimlerce de desteklendiğini ileri süren Kasir, Hizbullah'ı hatta Lübnan'ı İran'a karşı atılan adımlar doğrultusunda ABD ve bazı uluslararası kesimler tarafından kuşatılmaya çalışıldığını iddia etti.

Lübnan'a yönelik askeri operasyonu muhtemel bir durum olarak gördüğünü dile getiren Kasir, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Netanyahu'nun tehditleri, Hizbullah'ı koruma ve bu yerleri (füze depoları) inşa etmeye müsaade eden Lübnan ordusu ve hükümetini tahrik etme çabasıdır. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, son konuşmasında füzelerin Lübnan'a ulaştığını söyledi. Bu da teknik verilerin ulaştığı, füzelere sahip olma veya füze üretme tesislerinin bulunduğu anlamına geliyor."

Nasrallah'ın, Netanyahu'ya işin tamamlandığı ve füzelerin var olduğunu da söylediğini hatırlatan Kasir, ancak bunun Lübnan'da füze üretme tesislerinin olduğu anlamına gelmediğini, çünkü Lübnan'la sınırlı olmayan Hizbullah'ın Suriye'de de varlığını koruduğunu belirtti.

İsraillilerin, Lübnan'a yönelik herhangi bir askeri eylemin karşılıksız kalmayacağını bildiğini iddia eden Kasir, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın da İsrail'den gelebilecek her türlü saldırıya karşılık verileceğini belirtmiş olduğuna dikkati çekti.

İsrail'in Lübnan'ın sınırındaki tartışmalı bölgelere duvar örme arzusunda olduğu ancak Lübnan'ın tepkileri karşısında adım atmaya cesaret edemediğini ileri süren Kasir, İsrail ve ABD'nin bu tür baskıcı tehditlerle Lübnan'ı Hizbullah'tan ayırmaya çalıştığı ancak bunların hiç birinin işe yaramayacağını ifade etti.

– Rus uçağı olayından sonra en zayıf halka Lübnan hedef gösterildi

Lübnanlı emekli general Naci Melaib ise "İsrail'in Lübnan'a yönelik tehditleri, Rus uçağının düşmesine kadar uzanan bölgedeki çekişmelerle bağlantılı bir durum." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in kargaşadan kaçmak için bölgede zayıf gördüğü Lübnan'ı tehdit etmeye başladığına dikkati çeken Melaib, daha önce Suriye'nin başkenti Şam'daki uluslararası havalimanını hedef almaya çalışan İsrail'in Lübnan'ı da Beyrut'taki Uluslararası Refik Hariri Havalimanı üzerinden tehdit ettiğinin altını çizdi.

İsrail'in, Suriye'de Rusya'dan çekindiği ve bölgedeki en zayıf halkayı hedef aldığına işaret eden Melaib, şunları kaydetti:

"Rusya'nın iki hafta gibi kısa sürede karar alıp Suriye'ye S-300 füze savunma sistemlerini göndermesi, İsrail ile Rusya arasındaki mutabakatın askıya alındığı ve İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının engellendiğini gösteriyor. Hizbullah'ın elindeki füzelerin İsrail'in güvenliğini tehdit etme ihtimalini de gözardı etmemekle birlikte, Suriye'de Rusya'dan çekinmeye başlayan İsrail bölgenin zayıf halkası Lübnan'a yöneldi."

Lübnan topraklarında askeri çatışmaların yaşanması ihtimalini görmediğini dile getiren Melaib, aslında konunun, Suriye'ye yönelik İsrail saldırılarının devam etmesi yönünde Moskova'da Rus yönetimi ile İsrail lobisi arasındaki pazarlıkların sonuç vermesine bağlı olduğunu öne sürdü.

Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail'e karşı kullandığı füzelerin Lübnan'ı 20 yıl geriye götürdüğünü söyleyen Melaib, "Cumhurbaşkanı Mişel Avn, bütün konuşmalarında Hizbullah'ın elindeki silahın Lübnan'ı temsil ettiğini ima ediyor. Lübnanlıların çoğu ise bunu, ülkeyi gücünü aşan bir çekişmeye sürüklediği görüşünde." diye konuştu.

-Lübnan, İsrail'in iddialarını yalanladı

Lübnan Dışişleri Bakanı Basil Cibran, sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in füze iddialarını yalanlayarak, "İşte İsrail saldırı için yeni bahaneler uyduruyor. Hatta uluslararası meşruiyetin kürsüsünden ülkelerin egemenliğini ihlal etmeye hazırlanıyor. Ancak İsrail, Lübnan'a yönelik saldırıda yenildiğini unutmuş durumda." ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı da dün Netanyahu'nun iddiaları üzerine ülkedeki yabancı büyükelçileri söz konusu bölgede gezdirmişti.

Dışişleri Bakanı Basil, bakanlık binasından ayrılmadan önce büyükelçi ve diplomatların huzurunda düzenlediği basın toplantısında, İsrail'in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ile Lübnan'ın egemenliğine saygı göstermediğini belirterek, "İsrail, halklara karşı terör uygulayan bir devlettir. Lübnanlılar, İsrail'in BM Genel Kurulu kürsüsünü Lübnan'a saldırmak için kullanmasını kabul etmiyor." demişti.

Hizbullah üyesi Gençlik ve Spor Bakanı Muhammed Feniş ise basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Netanyahu'yu yalanlarıyla baş başa bırakalım ki istediği gibi tahriklerine devam etsin. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın ifade ettiği gibi 'direnişin imkanları var' demekle yetiniyoruz." diye konuşmuştu.

İsrail Başbakanı Netanyahu, BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, Hizbullah'ın füze tesisi kurmak istediği iddiasına dikkati çekmişti. İsrail ordusunun paylaştığı fotoğrafları gösteren Netanyahu, "İsrail ne yaptığınızı, nerede yaptığınızı biliyor ve bundan kurtulmanıza izin vermeyecek." demişti.

İsrail ordu sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada ise Hizbullah'ın karadan karaya etkili olan roketleri füzeye dönüştürmek için Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta üç tesis kurmayı amaçladığı öne sürülmüştü.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?