“Her yıl 500 bin kişinin ölüm nedeni trans yağlar”

İSTANBUL (AA) – HATİCE ŞENSES – Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Sultan Abdülhamid Han SAUM Öğretim Üyesi
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Levent Özsarı, işlenmiş gıdalardaki yağların kalp ve damar sağlığını olumsuz etkilediğini, trans yağların kötü kolesterolü yükseltip, iyi kolesterolü düşürdüğünü belirterek, "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, trans yağ kullanımı, kalp damar hastalıklarından her yıl yaklaşık 500 bin insanın ölümüne yol açmaktadır." dedi.

Doç. Dr. Özsarı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gıdalarda kullanılan yağların her zaman şüpheye neden olduğunu belirtti.

Yağların kalp hastalıklarının yanı sıra obezite ve kansere yakalanma riskini artırmasına rağmen koruyucu etkilere de sahip olduğunu ifade eden Özsarı, eskiden günlük alınan yağ miktarının azaltılması tavsiye edilirken, günümüzde yağ tipinin daha önemli olduğunun anlaşıldığını aktardı.

Levent Özsarı, dengeli beslenmek için diyette karbonhidrat, protein ve yağın bulunması gerektiğini vurgulayarak, günlük alınan toplam kalorinin yüzde 20-35'inin yağlardan gelmesi gerektiğini söyledi.

Özsarı, 2002'den önce hastalıklardan korunmak için diyetteki toplam yağ miktarının kısıtlandığını ancak yağ oranı azaltıldığı halde kalp hastalığı, inme, kanser, diyabet ve uzun süreli kilo kontrolünde anlamlı değişiklik olmadığı ortaya çıkınca bu sınırlamadan vazgeçildiğini anlatarak, şu bilgileri verdi:

"Besinlerde yararlı (tekli doymamış ve çoklu doymamış) ve zararlı (doymuş ve trans) yağ tipleri bulunur. Doymuş yağların yerine çoklu doymamış yağların kullanılması kalp hastalığı riskini azaltmaktadır. Genel olarak endüstriyel trans yağlardan uzak durulmalıdır.
Tekli doymamış yağlar; çoğunlukla kırmızı et ve süt ürünleriyle, daha az olarak kabuklu kuruyemiş, avokado ve zeytinyağlarında bulunur. Yapılan çalışmalarda sadece zeytinyağının kalp hastalığından koruyucu etkisi olduğu bulunmuştur. Başka bir araştırmada karbonhidrat yerine tekli veya çoklu doymamış yağ kullanıldığında kan şekerinin daha iyi kontrol altına alındığı gösterilmiştir. Sonuç olarak tekli doymamış yağları tüm kaynaklardan almak yerine daha zengin içeriğe sahip ekstra sızma zeytinyağı, fındık, ceviz, badem, Antep fıstığı, kaju, kestane, çam fıstığından alınması önerilir."

– Gıdaların etiketlerine dikkat

Çoklu doymamış yağların, n-6 ve n-3 aileleri (EPA ve DHA) olmak üzere iki grupta sınıflandırıldığını, bunların, doymuş ve tekli doymamış yağların aksine karaciğerde üretilmediklerinden insanlar için temel besinler olduğunu dile getiren Özsarı, genellikle bitkilerle, deniz ürünlerinde bulunan bu yağların kalp hastalığı riskini de azalttığını söyledi.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Levent Özsarı, n-6 yağların soya fasulyesi, ayçiçeği ve mısır özü yağında bulunduğunu, yapılan çalışmalarda tereyağı ve diğer hayvansal yağların yerine n-6'dan zengin olanlar tüketildiğinde kalp hastalığı riskinin azaltılmış olacağını kaydetti.

N-3 yağların ise daha çok somon, hamsi, uskumru, sardalya, tuna ve ringa gibi soğuk su balıklarıyla, ceviz, soya fasulyesi ve kanolada bulunduğunu belirten Özsarı, sağlıklı bireylerde balık yağı tüketiminin kalp hastalığından ölüm riskini azaltabildiğini vurguladı.

Özsarı, sağlıklı bireylerin, haftada bir veya iki gün yağlı balık tüketmesini, eğer balık yiyemiyorsa günde bir defa balık yağı takviyesi almasını önerdiklerini aktardı.

Trans yağların, inek, koyun, keçi gibi hayvanların et ve sütlerinde düşük miktarda bulunduğuna ancak endüstriyel olarak işlenmiş gıdalarda çok fazla miktarda yer aldığına işaret eden Özsarı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşlenmiş gıdalardaki yağlar kalp ve damar sağlığını olumsuz etkilemektedir. Trans yağlar kötü kolesterolü yükseltir ve iyi kolesterolü düşürür. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, trans yağ kullanımı, kalp damar hastalıklarından her yıl yaklaşık 500 bin insanın ölümüne yol açmaktadır.
Günlük enerji alımında her yüzde 2'lik trans yağ oranındaki artış, kalp hastalığı göreceli riskini 1,93 kat arttırmaktadır. Günümüzde margarinler eskisine göre daha yumuşak ve daha az trans yağ içeriyor ancak trans yağlar uluslararası ticari fırınlanmış cips, kraker, kek ve bisküvi gibi ürünlerde bulunuyor. Bunu anlamanın yolu içindekiler listesinde 'kısmen hidrojene edilmiş', 'hidrojene bitkisel yağ' veya 'hidrojene nebati yağ' kelimelerinin bulunması veya 'trans yağ' yüzdesidir. Kısmen hidrojene ürünler yağda kolay pişmeyi ve zor bozulmayı sağlar."

– "Elimizdeki kanıtlar yağlarla kalp hastalıkları arasında ilişki olduğunu gösteriyor"

Türk Gıda Kodeksi'ne göre trans yağ içeriğinin yüzde 2'nin üzerinde olması halinde etiket üzerine yazılmasının zorunlu olduğuna dikkati çeken Özsarı, kalp hastalığı üzerine olumsuz sonuçları nedeniyle toplam trans yağ tüketiminin azaltılmasının mantıklı olduğunu söyledi.

Özsarı, doymuş yerine doymamış yağlarla beslenmenin kalp hastalığı riskini azalttığını ancak doymuş yağların, günlük kalorinin yüzde 7'sinden azını oluşturması halinde inme riskinin arttığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Doymuş yağlar günlük kalorinin yüzde 10'undan azını oluşturmalı. Endüstriyel trans yağ içeren özellikle hidrojenize yağlarla hazırlanan gıdaların tüketimi azaltılmalı. Katı yağlar (etlerdeki yağ ve tereyağı) yerine bitkisel yağlar kullanılmalı. Deniz ürünleri, bakliyat, kabuklu yemişler, tohumlar ve soya ürünleri, ayrıca yağsız et, kümes hayvanları ve yumurta tüketilmesi önerilir. Rafine nişasta, şeker, trans yağ ve sodyum ilave edilmiş gıdaların tüketilmesi sınırlandırılmalı. Yemek pişirmek veya salata için yağ kullanılacak ise doymamış yağ içeren ekstra sızma zeytinyağı ve n-3 çoklu doyamamış yağ içeren soya fasulyesi veya kanola yağı gibi bitkisel yağlar önerilir. Elimizdeki kanıtlar yağlarla kalp hastalıkları arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Yağların kanser, tip 2 diyabet ve inmeyle ilişkili olduğunu gösteren çok az çalışma vardır. Ayrıca hatırlatmak gerekirse paket üzerinde 'az yağlı' veya 'yağsız' yazılı işlenmiş gıdalar sağlıklı veya kilo kontrolü için daha iyi anlamına gelmiyor."

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?