“Helal ürünler gayrimüslim ülkelerde bile talep edilmeye başlandı”

İSTANBUL (AA) – Rekabet Kurumu Başkanı Ömer Torlak, helal marka ürünlerin artık Müslümanların azınlık olduğu coğrafyalarda bile farklı sebeplerle talep edilir hale geldiğini belirterek, "Helal ve haram artık sadece gıda ve kozmetik sektörünün bir meselesi değil." dedi.

Dünya Helal Konseyi (WHC) organizasyonunda, Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) ile Dünya Helal Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Helal Konseyi 10. Uluslararası Helal ve Tayyip Ürünler Konferansı başladı.

Konferansta konuşan Torlak, helal marka ürünlerin artık Müslümanların azınlık olduğu coğrafyalarda da farklı sebeplerle talep edilir hale geldiğini kaydederek artık helal ve haramın sadece gıda ve kozmetik sektörünün bir meselesi olmadığını gördüklerini söyledi.

Helal ve haram kavramlarının markalaşma ve pazarlamanın, iktisadi bir olgunun çok daha ötesine geçtiğini dile getiren Torlak, "Helal ve haram, yalnızca gıda-kozmetik sektörünün meselesi ya da bir iktisadi mekanizma olmanın da ötesinde çok daha geniş perspektiften ele alınması gereken bir kavram bütünüdür." diye konuştu.

Torlak, helal ve haram kavramlarının, kuralların ve kurulların "ruhu" haline gelmesi gerektiğini belirterek, bu durumun yaşanması halinde medeniyetlerinin, bugün paradoks gibi görünen ve insanlığı bezdiren pek çok tahribat ve kargaşadan kurtulup gerçek anlamda ilerleyebileceğini söyledi.

Helal kavramını, helal ürünlerin çok ciddi boyutlarıyla ele alınması gerektiğini dile getiren Torlak, insanlığın "helal müessesine" hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

– "Aşırı tüketimden kaçınılmalı"

Torlak, "Bugünkü küresel kriz aslında bir güven ya da tersinden söylersek güvensizlik ve hakikat krizidir. Helalin de en büyük erdemi, sağladığı otomatik güvendir. Bu anlamda elbette ulusal ve uluslararası düzeyde kurumlara ve liderlere de görevler düşmektedir." dedi.

Helal kavramının yaşandığı toplumların aşırı tüketimden de kaçınacağını dile getiren Torlak, "Toplumlar ve bireyler, riskin güçsüz olanda kalmasından ve tüketim kültürü ile beslenmekten bıkmaya başlamışken helal, 'toplumsal bir inovasyon' olarak sunulmalı ve özüne bağlı kalmalıdır. Yani helal, kısa vadeli bir piyasa düzenleyicisi olarak görülmemeli, toplumsal hayata rehberlik eden bütüncül bir yaklaşım olarak benimsenmelidir." ifadelerini kullandı.

Torlak, helal kavramının, "ürün geliştirme, markalama ve pazarlamasıyla kısıtlanamayacak kadar önemli" olduğunu kaydederek, Müslümanların bugüne kadar oldukça yanlı ve çarpık işleyen sosyo-ekonomik hiyerarşiye verebilecekleri bütüncül cevabın çok değerli bir alanı olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi.

Böyle bir durumda talep ve arzın helal konusundaki hassasiyetinin artacağını aktaran Torlak, böylece Müslüman toplumun ekonomik ilişkilerde olduğu gibi hayatın tüm alanlarında helal bakış açısıyla hayatını sürdürme hassasiyeti göstereceğini bildirdi.

– "Müslüman olmayan ülkeler helal gıda pazarından daha yüksek pay alıyor"

Halkbank Yönetim Kurulu Başkan Vekili Himmet Karadağ, helal olanı aramaları ve üretmeleri gerektiğini belirterek, ancak zaman zaman mezheplere veya kişilere göre bile helal ve haram kavramının farklılaşabildiğini aktardı.

Helal ve haram ürünler konusundaki birlikteliğin önemine değinen Karadağ, Türkiye'nin bu alandaki eksikliklerinden bahsetti.

Karadağ, Müslüman olmayan ülkelerin helal gıda pazarından daha fazla pay aldığını kaydederek, aynı zamanda Londra gibi bazı merkezlerin İslami finansta çok ileride olduğunu anlattı.

Türkiye'de katılım bankalarının toplam bankacılıktaki payının yüzde 5'in altında kaldığını dile getiren Karadağ, bu alanda yapılması gerekenlerden bahsetti.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?